19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nin Sultan II. Mahmud (1808-1839) reformları ile yeniden yapılandığı, tüm kurumların ve sistemlerin yenilediği yüzyıldır. Bu yenilenme ancak Sultan II. Abdülhamid (1876 -1909) Dönemi’nde sonuçlanmıştır. 19. Yüzyıl’ın başından sonuna dek süren bu yenilenme süreci Osmanlı şehirlerinin mimari görünümünü de değiştirmiş, ortaya çıkan nezaret (bakanlık) binaları, yeni sistemde öğretim yapacak Rüştiye, Âli Mektep, Dar-ül Fünun, İdadi, hükümet konağı, gar, istasyon binaları, Fabrika-i Hümayun, doklar, kuru havuzlar, rıhtımlar, demiryolu köprüsü gibi yeni bina türleri, yeni malzemeler (dökme demir, 1893’ten sonra çelik, büyük boyutlu cam, beton), yeni yapım sistemleri (demir-çelik karkas, simanarme, betonarme) ile inşa edilmiştir. 19. Yüzyıl’ın ikinci yarısı ve 20. Yüzyıl başı Osmanlı mimarlığında aynı zamanda Avrupa ile mühendislik ve inşaat alanlarında yoğun iş birliklerinin kurulduğu bir dönemdir. Bu süreçte Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren Avrupa merkezli inşaat şirketleri, tüm Avrupa, Afrika, Amerika’da olduğu gibi modern inşaat tekniklerini ve mühendislik yaklaşımlarını bölgeye taşımışlardır. Philipp Holzmann şirketi, bu şirketler arasında gerek köprü, demiryolu, geçit, tünel gibi geniş ölçekli altyapı projeleri gerekse mimari yapılar (gar binaları, türbe, okul, hastane vb.) üzerindeki etkisiyle öne çıkmıştır.
Bu makale, Philipp Holzmann şirketinin Osmanlı İmparatorluğu'ndaki faaliyetlerini inceleyerek, şirketin modern mühendislik bilgi birikiminin Osmanlı'ya aktarılmasındaki rolünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, şirketin projelerinde yerel gelenek ve koşullara uyum sağlama çabası ve bu projelerin Osmanlı modernleşmesine katkıları değerlendirilmektedir. Çalışma, şirketin demiryolu inşaatlarından, Haydarpaşa Garı ve Sultan V. Mehmed Reşad Türbesi gibi simgesel yapılara uzanan etkileyici portföyünü ele alarak, Osmanlı inşaat ortamına getirdiği yenilikleri ve oluşturduğu mirası ortaya koymayı hedeflemektedir.
The 19th century marks a period of restructuring for the Ottoman Empire, initiated by the reforms of Sultan Mahmud II (r. 1808–1839) and concluded during the reign of Sultan Abdulhamid II (r. 1876–1909). This century-long process of renewal transformed the architecture of Ottoman cities. New building types such as ministry (nezaret) buildings, schools for the new educational system (Rüştiye, Âli Mektep, Dar-ül Fünun, İdadi), government offices (hükümet konağı), railway stations, factories (Fabrika-i Hümayun), dry docks, wharves, and infrastructure like railway bridges and tunnels were constructed using new materials (cast iron, steel after 1893, large-scale glass, and concrete) and construction techniques (iron-steel frames, reinforced concrete).The second half of the 19th century and the early 20th century also witnessed a period of close collaboration between the Ottoman Empire and Europe in the fields of engineering and construction. During this period, European construction companies operating in Ottoman territories introduced modern construction techniques and engineering approaches to the region, paralleling developments seen across Europe, Africa, and the Americas. Among these companies, Philipp Holzmann stood out for its significant contributions, to both large-scale infrastructure projects—such as bridges, railways, tunnels—and architectural works like railway stations, schools, hospitals, and mausoleums.
This article analyzes the activities of Philipp Holzmann in the Ottoman Empire to understand the firm’s role in transferring modern engineering expertise to the region. It also evaluates the company’s efforts to adapt its projects to local traditions and conditions, as well as its contributions to Ottoman modernization. By examining its portfolio, ranging from railway construction to symbolic structures like Haydarpaşa Railway Station and the Mausoleum of Sultan Mehmed V (r. 1909–1918), this study presents the innovations introduced by Philipp Holzmann and the legacy it left on the Ottoman construction practices.