Bu çalışma, Türkiye'de saç ve güzellik uygulamalarının disiplinleşme literatürü çerçevesinde hangi aşamada değerlendirilebileceğini incelemektedir. Saç ve güzellik uygulamaları uzun süre usta-çırak ilişkisine dayalı bir zanaat geleneği içinde varlığını sürdürmüş, mesleki bilgi büyük ölçüde uygulama deneyimiyle aktarılmıştır. Belge incelemesine dayalı kavramsal bir çözümleme olarak tasarlanan araştırma, alanın bu zanaat temelli meslek pratiğinden akademik bir araştırma alanına doğru geçirdiği dönüşümü ele almaktadır. Çözümlemede Abbott ve Freidson'un meslekleşme kuramları, Becher ve Trowler ile Foucault'nun disiplinleşme yaklaşımları, Bourdieu'nün akademik alan kuramı ve Witz'in cinsiyetlendirilmiş meslekleşme perspektifi bir arada kullanılmıştır. Veri setini akademik yayınlar ve resmî kurumsal belgelerin yanı sıra Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi taramasından elde edilen alana özgü tez envanteri oluşturmaktadır. Bulgular, alanın zanaat, meslekleşme, akademikleşme ve disiplinleşme evrelerinden geçen aşamalı bir dönüşüm yaşadığını ortaya koymaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı ve Mesleki Yeterlilik Kurumu düzenlemeleri meslekleşmeyi güçlendirmiş, ancak akademik bir söylem üretmeye tek başına yetmemiştir. Yükseköğretimde ön lisans programları yaygınlaşırken lisans düzeyindeki yapılanma tek bir kurumla sınırlı kalmıştır. Alana özgü olarak kurulmuş tek lisansüstü program 47 yüksek lisans tezi üretmiş, ancak doktora aşamasına ulaşamadan kapanmıştır. Bu durum, alanın akademikleşme eşiğini aştığını ama disiplinleşmeyi tamamlayamadığını göstermektedir. Disiplinleşmenin önündeki başlıca engeller lisansüstü eğitimin yetersizliği ve özerk bir akademik alan için gereken sermaye birikiminin oluşmamasıdır. Bunlara ek olarak çalışma, kadın ağırlıklı bir alan olarak güzellik hizmetlerinin akademik meşruiyet kazanmada karşılaşabileceği yapısal dezavantajı kuramsal düzeyde tartışmaktadır. Çalışma, alanın disiplinleşmesi için lisansüstü eğitimin ve alana özgü akademik kadronun geliştirilmesini, araştırma ekosisteminin güçlendirilmesini, disiplinler arası iş birliklerinin teşvik edilmesini ve kadın ağırlıklı bir alan olarak akademik meşruiyetini destekleyen politikaların oluşturulmasını önermektedir.
This study examines the stage at which hair and beauty practices in Türkiye can be situated within the literature on disciplinary formation. For a long time these practices were sustained within a craft tradition based on the master-apprentice relationship, and occupational knowledge was transmitted largely through practical experience. Designed as a document-based conceptual analysis, the study addresses the field's transition from this craft-based vocational practice toward an emerging academic field. The analysis brings together the professionalization theories of Abbott and Freidson, the disciplinary formation approaches of Becher and Trowler and of Foucault, Bourdieu's theory of the academic field, and Witz's perspective on gendered professionalization. Its data set comprises scholarly literature and official institutional documents, together with a field-specific thesis inventory compiled through a search of the Council of Higher Education National Thesis Center. The findings show that the field has undergone a gradual transformation passing through the stages of craft, professionalization, academic institutionalization, and disciplinary formation. Regulations introduced by the Ministry of National Education and the Vocational Qualifications Authority have strengthened professionalization but have not, on their own, produced an academic discourse. While associate degree programs have become widespread, undergraduate structuring remains confined to a single institution. The only graduate program dedicated to the field produced 47 master's theses but closed before reaching the doctoral stage. This pattern indicates that the field has crossed the threshold of academic institutionalization yet has not completed disciplinary formation. The principal obstacles are the insufficiency of graduate education and the absence of the capital required for an autonomous academic field. In addition, the study discusses, at a theoretical level, the structural disadvantage that beauty services, as a female-dominated field, may face in gaining academic legitimacy. The study recommends expanding graduate education and developing field-specific academic staff, strengthening the research ecosystem, encouraging interdisciplinary collaboration, and developing policies that support the academic legitimacy of this female-dominated field.