Bu çalışma, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nın tarihî çerçevesi ve Yenişehir’de esir alınan bir Yunan askerinin Selimiye Kışlası’ndaki esaret deneyimini incelemektedir. Araştırmanın amacı, savaşın yalnızca askerî ve diplomatik gelişmelerle sınırlı olmadığını, bireysel esaret tecrübesi üzerinden insanî bir boyut taşıdığını ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış; veriler tematik analiz tekniği ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın temel kaynağını İkdâm Gazetesi’nde “Bir Esirin Notası” başlığıyla dört nüshada yayımlanan hatırat oluşturmaktadır. Söz konusu metin, esir düşme anından serbest bırakılmaya kadar geçen süreci ayrıntılı ve kronolojik biçimde aktarmaktadır. Analiz kapsamında yakalanma ve sevk süreci, barınma ve beslenme koşulları, sosyal yaşam, disiplin uygulamaları ve günlük hayat ile serbest bırakılma ve barış süreci ele alınmıştır. Bulgular, esaret sürecinin yalnızca askerî bir kontrol mekanizması olmadığını, aynı zamanda idarî ve sosyal boyutları bulunan çok katmanlı bir yapı içerisinde yürütüldüğünü göstermektedir. Yunan esirlerin Selimiye Kışlası’nda düzenli bir sistem içinde barındırıldığı, temel ihtiyaçlarının karşılandığı ve günlük yaşamlarının disiplin kuralları çerçevesinde şekillendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte sınırlı sosyal etkileşim alanlarına sahip oldukları anlaşılmıştır. İkdâm Gazetesi’nde yer alan bu hatırat, savaş tarihine alternatif bir okuma imkânı sunarak makro anlatıların ötesinde bireysel deneyimlerin analitik değerini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle çalışma literatüre eleştirel bir perspektif kazandırmakta ve gelecekte yapılacak karşılaştırmalı araştırmalar için önemli ve kalıcı bir zemin oluşturmaktadır.
This study examines the historical context of the 1897 Ottoman-Greek War and the experience of captivity of a Greek soldier taken prisoner in Yenişehir at the Selimiye Barracks. The aim of the research is to demonstrate that the war was not limited to military and diplomatic developments, but also had a human dimension as reflected through the individual experience of captivity. A qualitative research method was employed in this study, and the data were analyzed using thematic analysis. The primary source of the research is a memoir published in four installments in the İkdâm Newspaper under the title “A Prisoner’s Note.” This text provides a detailed and chronological account of the process from the moment of capture to release. The analysis covers the capture and transportation process, living and dietary conditions, social life, disciplinary practices, daily life, and the process of release and peace. The findings indicate that the captivity process was not merely a military control mechanism, but was carried out within a multi-layered structure that also encompassed administrative and social dimensions. It was determined that Greek prisoners were housed within a structured system at the Selimiye Barracks, where their basic needs were met and their daily lives were shaped by disciplinary rules. However, it was also found that they had limited opportunities for social interaction. This memoir, published in the İkdâm newspaper, offers an alternative perspective on military history, highlighting the analytical value of individual experiences beyond macro-narratives. In this regard, the study contributes a critical perspective to the literature and establishes an important and enduring foundation for future comparative research.