TÜRKÜLERİN SOSYO-KÜLTÜREL DÜZENLEYİCİLİK MİSYONU: KARS’TA “GELİN TERİFLEME”

Author:

Number of pages: 139-147
Year-Number: 2013-6 Issue 2

Abstract

Türküler her zaman duygusal bir ihtiyacın gereği olarak ve kendilerine mahsus bağlamlarda doğarlar. Heyecan, coşku, sevgi, keder, beklenti vb. bilişsel durumlar türkülerin çıkış noktalarıdır.. Türkülerin illaki biri tarafından oluşturulmuş olmasına karşın kısa zamanda anonimleşmesi ve toplum belleğine aktarılmasının altında yatan sebep her icrada bireyin türküde kendine ait duygu parçalarını bulmasıdır. Bunun yanı sıra türkülerin bu etkileyici özelliğinin farkında olan toplum, özelde birey ve genelde kendi düzenini oluşturmada bir iç dinamik olarak türküyü kullanır. Fertlere toplum, aile, sosyal düzen, hiyerarşi, kişiler arası iletişim ve etkileşim bilgileri türkü kanalı kullanılarak iletilir. Bu durum türküye sosyal ve kültürel hayatı düzenleyicilik misyonu kazandırır. Bu çalışmada bu durumu en iyi örneklediğine inanılan bir türkü derlenerek incelenmiştir. Kars’ta düğünlerde “gelin terifleme” türküsü olarak bilinen ve aynen bir tiyatro sahnesinde canlandırılır gibi sahnelenen bu uygulamada toplum, sözcüleri aracılığı ile geline kimi telkinlerde bulunarak yeni düzene geçişte yardımcı olur. Bunun yanında toplumsal bir düzen sağlanır ve diğer fertler de bu tekrar sayesinde toplum içerisindeki görev ve sorumluluklarını hatırlarlar. Türkü icrası görsel olarak kayıt altına alınmış ve sözler deşifre edilerek yazıya aktarılmıştır. Neden böyle bir durumda türkünün kullanıldığı Harold Dwight Lasswell’in çizgisel iletişim anlayışıyla geliştirdiği Kitle İletişim Kuramı’na göre incelenerek açıklanmaya çalışılmış ve türkülerin farklı bir misyonlarına dikkat çekilmiştir.

Keywords

Abstract

Folk songs are always composed by force of emotional needs which are having contexts peculiar to themselves. Cognitive states, such as excitement, enthusiasm, love, sorrow, expectation, etc..are the origins of folk songs. Although every folk songs are in any case composed by someone, the reason of its anonymising process in a short time and conveying to the memory of society is that the in

Keywords