İSLAMİYETTEN ÖNCE TÜRKLERDE, CENAZE VE DEFİN İŞLEMLERİNDE UYGULANAN GELENEKLER VE BUNLARIN AMAÇLARI

Author:

Number of pages: 479-490
Year-Number: 2013-6 Issue 3

Abstract

Özet Bu çalışmamızda İslamiyet öncesi Türk kültür tarihinde cenaze ve defin törenleri sırasında uygulanan gelenekleri ve bu geleneklerin ardında yatan gerekçeleri anlamağa ve göstermeğe çalıştık. Türkler en eski dönemlerden itibaren, ruhun ölümsüzlüğüne inanmaktaydı. Ölen insanların ikinci bir hayata başlayacağına ve orada da bu dünyadakine benzer bir hayat yaşayacaklarına dair inanış mevcuttu. Yine bu inancın bir sonucu olarak, ölüler bir takım kıymetli yada günlük hayatta lüzum duyulan malzemelerle defnedilmekteydi. Ölen insanların naaşları ilk once çadırlarında tutuluyor, ilk ritüeller bu çadır çevresinde gerçekleştiriliyor ve defnedildikleri Kurganlarda bu çadırlara benzetiliyordu. Türkler, sevdiklerinin ölümünden ötürü büyük üzüntü duymuşlar, matem ve yas alameti olarak saçlarını kazıma, yüzlerini bıçakla yaralama ve yüksek sesle ağlama gibi bir takım uygulamalar icra etmişlerdir. Cenaze ve defin törenlerinde, cenaze çadırı veya mezar etrafında atlarıyla koşmak geleneği bir takım kozmik anlamlar içermekteydi. Türkler ikinci hayatlarında da at’ları olmadan bir yaşamın mümkün olmadığını düşünmüşlerdir. Cennet yolculuğu yapan Türkler kendileri için kurban edilen atlar sayesinde diğer ölüleri geçmekte ve cennete daha kolay ulaşmaktaydılar. Ölen insanların ruhunu teskin etmek ve kudretli şahısların manevi güçlerinden istifade etmek düşüncesi “ölü aşı” geleneğinin uygulanmasındaki sebeplerdendir. Savaşcı bir millet olan Türkler hayatta iken öldürdükleri düşmanlarının öbür hayatta kendilerine hizmet edeceğine inamaktaydılar. Bu anlayıştan ötürü ölen insanların mezarlarına öldürdüğü düşmanlarını temsil eden balballar dikilmekteydi.

Keywords

Abstract

In our study we tried to understand and indicate the traditions that are applied during the funeral and burial ceremonies and the reasons underlying them in Pre-Islam Turkish culture history. The Turks believed in eternity of soul from the most archaic periods. There was the belief that the dead people would start a second life and there lead a life similar to the life here. As a result of this faith, the dead people were buried with valuable or necessary materials that are needed in daily life. First, the bodies of the dead people were kept in their own tents; the first rituals were performed around the tents and also the cairns where they were buried compared with the tents. The Turks became very sorry for the death of their beloved people and performed some applications such as shaving the hair, injuring their faces with a knife, and weeping loudly as an indication of mourning and lament. During the funeral and burial ceremonies riding horses and running around the funeral tent or the cemetery contained some cosmic meanings. The Turks thought that the life was impossible without a horse in their second lives. The Turks travelling to the heaven passed beyond the other dead people and reached the heaven more easily thanks to the horses sacrificed for themselves. The idea of alleviating the souls of dying people and benefiting from the moral powers of mighty persons is one of the reasons in applying killed vaccine tradition. The Turks as a warrior nation believed that the enemies they killed in their lives would serve them in the other world. Due to this belief, balbals (stone statues) representing the enemies killed by them were erected around the cemeteries of dying people.

Keywords