KADINLIĞIN YENİDEN ÜRETİM ALANI OLARAK CEZAEVİ: TÜRKİYE’DE KADIN AÇIK CEZAEVİNDEKİ HÜKÜMLÜ KADINLARLA BİR ÇALIŞMA

Author:

Year-Number: 2013-6 Issue 3
Number of pages: 571-590
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Kriminoloji alanında kadınlarla ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında genellikle “mağdur” kadınlarla ilgili çalışmalara rastlanmaktadır. Ancak bu çalışmalarda feminist bakış açısının yeterince gözetilmediği belirtilebilir. Genel olarak bakıldığında bugüne kadar kriminolojinin, büyük ölçüde erkek egemen bir bilgi alanı olarak kurumsallaşmış olduğunu söyleyebiliriz. Kadın suçluluğu ile ilgili en önemli konulardan biri kadınların “cezalarını çekmek” üzere kapatıldıkları cezaevleridir. Feminist yaklaşımın gözetildiği bu çalışmada Denizli Bozkurt Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu örneğinden yola çıkılmış, buradaki yaşam koşullarının kadınlık deneyimleri ile ilişkisi sorgulanarak kadınlık kimlik biçimlerinin inşa alanları irdelenmiştir. Derinlemesine görüşme tekniğinin kullanıldığı çalışmada 32 hükümlü kadın ile görüşme yapılmıştır. Bu yolla hükümlü kadınların kendi anlatı ve ifadeleriyle cezaevindeki yaşam ortamını nasıl değerlendirdikleri, bunda toplumsal cinsiyetin ne ölçüde etkili olduğu bilgisine ulaşılmak istenmiştir. Araştırma sonucunda kadınlara pek “yakıştırılmayan” cezaevlerinin genellikle “erkeklik” olgusuyla eşleştirildiği görülmektedir. Cezaevlerindeki kadınların, geleneksel toplumsal cinsiyet örgüsü içinden geliştirdikleri var olma pratikleri bunun en önemli göstergesidir. Anneliğin kültürel değeri ve ekonomik işlevi, kadının toplumsal kimliğinin ev merkezli tanımlanmasını beraberinde getirmiştir. Bu içselleştirme nedeniyle cezaevindeki kadınların düşüncesinde “düzenleyici bir güç kaynağı” olarak annelik örüntüleri, kadının sadece toplumla, yakın çevresi ve eşiyle değil, çocuklarının kendisiyle ve babalarıyla olan ilişkisini de belirlemektedir. Bazı kadınlar için “gelir getirici bir işte çalışmak”, kadınlık kimliğinin tanımlanmasında kaçınılmaz bir işleve sahiptir. Görüşme yapılan kadınların çoğu için aslında toplumun kendisi bir açık cezaevidir. Cezaevi, toplumsal alanda üretilen geleneksel-ahlaksal kadınlık biçimlerinin inşa edildiği bir alan olmanın da ötesinde bazen aile ve toplumsal baskının ağırlığı altında ezilen kadınlar için bir sığınma alanı olma işlevi de görebilmektedir. Özgürlüğü kısıtlayıcı bir mekân olan cezaevinin bazı kadınlar için özgürleşmeyi sağlamasının nedeni, kadınların dışarıda karşılaştıkları aile baskısı, şiddet, etiketlenme gibi toplumsal cinsiyet kalıplarına dayalı anlayıştan kaynaklanan zorlukları cezaevinde yaşamıyor olmalarıdır.

Keywords

Abstract

When the criminological studies on woman are considered, there are generally studies about “victim” women. However, it can be indicated that feminist perspective has not been pursued sufficiently in these studies. In general, we can remark that criminology has been institutionalized to a great extent as a male-dominated field of knowledge. One of the most important issues about female criminality is the prison where women are put to “serve their punishment”. Within feminist approach and based on the sample of Bozkurt Open Penal Execution Institution for Women, the research investigated construction fields of feminine identity types by questioning the relationship between the feminine experience and living conditions in the prison. 32 women convicts were interviewed using in-depth interview. In this way, the aim is to attain knowledge about how women evaluate the living space in the prison and in what degree gender is effective in this evaluation. As the result of the research, it is seen that prisons that cannot quite be “ascribed to” women are generally matched with “masculinity”. The most important indicator of this fact is the existential practices developed by prisoner women within the traditional fabric of gender. Cultural value and economic function of motherhood brings with the home-centred definition of women’s gender. Due to this internalisation, patterns of motherhood as “a source of ordering power” in the minds of the prisoner women determine not only woman’s relationship with society, immediate surrounding and her partner but also give shape to her children’s relationship with her and the father. For some women, “working in an income-generating job” had an inevitable function in the definition of feminine identity. For the majority of the women interviewees the society itself is actually an open prison. Beyond being a field where traditional-moral forms of femininity created in social sphere are also constructed, prisons can sometimes function as shelters for women who suffer under family and social pressure. The reason that prison as a restrictive space provides liberation for some women is that in the prison they do not experience the difficulties caused by gender-based understanding dominant in the outside world like family oppression, violence or being labelled.

Keywords