17. VE 18 YÜZYILDA, GÖRSEL VE YAZILI KAYNAKLARA GÖRE ORTAKÖY-KURUÇEŞME ARASINDA YERALAN KIYI YAPILARI

Author:

Year-Number: 2014- 28
Number of pages: 225-251
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

15. yy ortalarında Boğaziçi’nin henüz kentin yerleşimi değil, bir dış noktası konumunda olduğu görülmektedir. 16. yüzyılda 1.Süleyman (Kanuni) döneminde Boğaziçi kısmen iskan edilmiş, bazı yerler geliştirilmiş, bazı yerlerde yeni yerleşmeler olarak düzenlenmiştir. Bu yüzyılda yerleşmeler vadi içlerinde, tepelerin eteklerinde kurulmuştur. İstanbul’da 15. yy sonrası yapılaşmanın tek katlı, moloz taş ve kerpiç ağırlıklı olduğu vakfiye ve minyatürlerde yer alan verilerle söylenebilmektedir. Boğaziçi 17. yüzyılda yaygın yerleşim bölgesi olmamakla beraber, Osmanlı toplumunda görülen yaşama alışkanlıklarındaki değişim ile birlikte, saray çevresinin bir kent dışı sayfiyesi konumuna dönüşmüştür. Bu yüzyılda, Batı etkisi yalı sosyal yaşamında yeterince hissedilmemekte, planlama, stil ve yorumlarda geleneksel yorum devam etmektedir. 17. yüzyılda kullanılan ahşap malzeme türleri de artmıştır. Bu yüzyılda, ahşap kullanımında standardizasyon ve uzmanlaşma görülmüştür. 18. yüzyıl öncesinde Boğaziçi’nde kıyı yapılaşmasının olduğu, bu yüzyıllara ait haritalardan ve seyyahların yazılarından anlaşılmaktadır. Bu döneme ait haritalarda Boğaziçi köyleri genellikle isimleriyle belirtilmiştir. 18 yüzyıl öncesine ilişkin bölgeye ait önemli bilgileri “Evliya Çelebi Seyahatnamesi” içermiştir. Ancak bugün seyahatnamede bahsedilen yalıların varlığıyla ilgili bilgiye ulaşılamamaktadır. 18. yüzyıldan itibaren, Ortaköy-Kuruçeşme sahil şeridinde sultan efendilerin sahilsaraylarının ve devlet adamlarının yalılarının yer almaya başlaması ve bu yapıların ahşap olarak inşa edilmesi, ahşabın bu bölgede yoğun olarak kullanmasına sebep olmuştur. Boğaziçi sahilinde yer alan yalıların hepsi, genel özellikleriyle birbirine benzerlik gösterse de her biri özgün yalı türü olmuştur. Bununla birlikte, yalıların büyüklük ve özellikleri, sahiplerinin sosyal ve ekonomik durumlarını yansıtmak üzere planlanmıştır. Yalılar denizden yükseltilmiş, deniz üzerine çıkmış gibi inşa edilmişlerdir. 18. yüzyıl sonunda harem ve selamlık ayrımı Boğaziçi şeridindeki büyük yalılarda görülmüştür. Bu yalılar, harem ve selamlık olmak üzere iki ayrı bağımsız ama bağlantılı bölümü içermişlerdir. Melling çizimlerdeki ahşap olarak inşa edilmiş yalıların pek çoğu, saray ailesine, devlet büyüklerine ait ahşap yapılardır. Bu yapılar Boğaziçi saraylarının erken dönem örnekleri olarak sayılabilmektedir. Kauffer tarafından 1776–1786 arasında yapılan haritada, sarayların ve yalıların, bu dönemde kıyılarda seyrek olarak inşa edi

Keywords

Abstract

On the Bosphorus shores beginning from the 17 th century, an original kind of living was formed with its palace, yalı (seaside house), grove, recreation site, fountain and mosque building. This shore had especially been a host for the palaces of the dynasty family from the 18 th century on. It is perceived that the Bosphorus had not the position of a settlement yet, but an exterior point of the city o at the mid 15 th century. The Bosphorus is partially settled in the16 th century, some locations have been developed, and some places have been arranged as new settlements. The settlements have been established inside the valleys, at the skirts of hills in this century. While Bosphorus was not an intensive settlement area in the 17 th century, it has been transformed into an uptown summer resort for the palace court, alongside with the change in the life styles observed at the Ottoman society. The Western influence was not being felt much on yali’s ( seaside house) social life in this century; the traditional planning was persevering in the styles and interpretations. That there was a coastal structuring in Bosphorus prior to the18th century is discerned from the maps pertaining to those centuries and writings of travelers. The Bosphorus villages are usually indicated with their titles on maps belonging to this period. The “Evliya Çelebi’s Travel book” incorporated important information, pertaining to the area with respect to times predating the 18th century. Even if all of the yalis on Bosphorus coast share similarities with each other by their general characteristics, every one of them have been a specific. Nonetheless, the size and particularities of the yalis have been planned so to reflect their proprietors’ social and economic status. The segregation of harem and selamlık [portion of the house reserved for men and women] has been observed in big yalis on Bosporus strip at the end of the 18th century. These yalis included two separate independent yet connected parts as harem and selamlık. Many of the yalis, built with timber, according to Melling drawings are wooden structures, belonging to the court family, statesmen and may be considered as early examples of Bosphorus palaces. That the palaces and yalis have been are built few and far between on the coast during this period is documented by the map, realized by Kauffer between 1776 and 1786. It is being observed that the construction at Bosphorus surged, beginning from the onset of the 19 th cent

Keywords