19. YÜZYIL İNGİLİZ EDEBİYATI VE TÜRK EDEBİYATI’NDA KADINLARIN DÜŞÜŞÜ: KARŞILAŞTIRMALI BİR YAKLAŞIM
FALL OF WOMEN IN BRITISH LITERATURE AND TURKISH LITERATURE OF 19TH CENTURY: A COMPARATIVE APPROACH

Author : Elmas ŞAHİN
Number of pages : 83-97

Abstract

Âdem ve Havva'dan bugüne değin, tüm dünyada ikinci cins muamelesi ile karşılaşan kadın, hep günahkâr bir yaratık olarak görüldü ve yaygın bir anlayışla femme fatale (ölümcül yazgı)'nin birer türü olarak Havva'nın ilk günahından dolayı lanetlenip suçlandı. Dişi cinse bu tür bir İncilsel ve ataerkilsel bakış açıları birçok edebiyat metinlerine Havva'nın kızları, 'melek' ve 'canavar' imgeleri ile 'kurban kadınlar' olarak yansıtıldı. On dokuzuncu yüzyılın, hem Victoria dönemi İngiliz edebiyatında hem de Osmanlı dönemi Türk edebiyatında düşmüş kadın imgeleri, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde Charles Dickens'ın Oliver Twist (1838), David Copperfield (1850), Elizabeth Gaskell'in Mary Barton (1848), Mary Elizabeth Braddon'ın Lady Audley’s Secret (1862), William Makepeace Thackeray'nin Vanity Fair (1847-48); Charlotte Brontë'nin Jane Eyre (1847), Emily Brontë'nin Wuthering Heights (1847), Oscar Wilde'ın Salome (1891), Thomas Hardy'nin Tess of the d’Urbervilles (1889-1891); Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-i Talât ve Fıtnat (1872), Namık Kemal'in Intibah (1876), Ahmet Mithat Efendi'nin Yeryüzünde Bir Melek (1879), Henüz On Yedi Yaşında (1881), Karnaval (1881), Dürdane Hanoum (1882), Fatma Aliye Hanım'ın Muhâzarât (1892), Nabizade Nazım'ın Zehra (1894-1896), Sami Paşazade Sezai'nin Sergüzeşt (1889), Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu (1900) gibi İngiliz ve Türk yazarların eserlerinde önemli bir yer aldı. Bu çalışmada, kadınların gerçek yaşamda ve kurgu dünyasında erkek cinsi karşısında ikincilliğinin nedenleri ve sonuçları, evdeki kadını melek ya da masum; dışarıdaki (kamusal yaşamdaki) kadını ise düşmüş ya da canavar olarak tanımlayan gelenek ve görenekler, gerek Victoria gerekse de Türk toplumunun dokunulamaz değerleri, Thomas Hardy'nin Tess of the d’Urbervilles ile Nabizade Nazım'ın Zehra adlı romanlarına odaklı olarak karşılaştırmalı edebiyat kuramı ve feminist eleştiri kuramı bağlamında benzer ve farklılıklarıyla karşılaştırılacaktır. Burada, ister melek olsun isterse de canavar, düşmüş kadının 19. yüzyıl toplumunun gözlerinde ataerkil otoritenin birer kurbanı oldukları gerçeğini, bu iki romandan sunulan femme fatale (ölümcül yazgı) ya da ölümcül kadınlara göndermelerde bulunarak kanıtlamaya çalışıyorum.

Keywords

İngiliz Kadını, Türk Kadını, İlk Günah, Düşmüş Kadın, Ölümcül Yazgı, Melek/Canavar

Read: 1,173

Download: 372