POSTKOLONYAL METİN OLARAK TAYEB SALİH’İN KUZEYE GÖÇ MEVSİMİ
TAYEB SALIH’S SEASON OF MIGRATION TO THE NORTH AS A POSTCOLONIAL TEXT

Author : Neslihan GÜNAYDIN
Number of pages : 471-477

Abstract

İlk olarak 1966’da Beyrut’ta yayınlanan ve yirminci yüzyılın en önemli Arap romanlarından biri olarak sayılan, Tayeb Salih’in muhteşem romanı Kuzeye Göç Mevsimi, İngiltere’de uzun bir süredir Arap ve Müslüman gurbetçiler olarak yaşayan ve daha sonra postkolonyal Sudan’a geri dönen iki postkolonyal kişinin hikâyesidir. Sudanlı yazar Tayeb Salih’in Kuzeye Göç Mevsimi romanını kolonyal ve postkolonyal açıdan değerlendirdiğimizde, bu yazı, romanın hangi şekillerde postkolonyal edebiyatın amaç ve kapsamına katkıda bulunduğunu araştırmayı hedeflemekte ve romandaki postkolonyal referansları bulmaya çalışmaktadır. Göç Mevsimi, anlatıcı Meihemed ve ana karakter Muhammed Sa’eed’in kişisel tecrübeleri, gözlemleri ve iki farklı kültürü analizleriyle, 1920’lerin kozmopolit Londra’sına ve Kuzey Sudan’ın kırsal kesimine işaret ederek, Afrika ve İngiltere arasındaki göç ve kültürlerarası değişimlere eleştirel bir bakış sunar. Roman, doğrudan ya da dolaylı olarak, sömürgeciliği eleştirir ve sömürgeciliğin, aynı psikolojik karşı saldırıyla sömürgeciliğe karşı savaşan kurbanlara uygulanan şiddet mikrobundan nasıl sorumlu olduğunu gösteriyor. Göç problemine ve göçmenler üzerindeki kaçınılmaz etkilerine odaklanan Göç Mevsimi, Mustafa Sa’eed’i bir intikam şekli olarak, cinsel sömürüleriyle batı kültürüne saldıran bir kişi olarak, anlatıcı Meihemed’i de, yurtdışında okuduğu senelerde yerinin Mustafa Sa’eed tarafından alındığını keşfeden, doğu kültürünün pasif bir savunucusu olarak sunar. Romanın sonuna doğru, her karakterin, modernleşmenin eşiğinde, ataerkil bir toplumda, ölümle ya da yeniden doğuşla kendi dünyalarını yaratmaya çalıştığını açıkça görüyoruz. Postkolonyal dünyanın oluşumunda Hosna’nın geleneğe karşı çıkışı, Sa’eed’in sömürgeciliği tersine çevirme düşüncesi ve Meihemed’in iki farklı kültür arasındaki objektif konumu ve kadın hak ve özgürlüklerini sınırlayan ataerkil Arap dünyası karşısındaki pasif rolü kadar hayal dünyasındaki vatanı hakkındaki yoğun hisleri, hepsi büyük önem taşımaktadır. Belki de, Ngugi’nin ünlü ifadesi “zihnin sömürgesizleştirilmesi” ve zorla dayatılmamış bir kültürde yaşamak, ırksal ve kültürel klişelerin var olmadığı, cinsiyetler arası adalete ve bireysel özgürlüğe dayalı daha modern bir toplumun tohumlarının ekilmesinde mükemmel çözümler olacaktır.

Keywords

Evsizlik, Siyonizm, Yahudiler, Filistinliler, Kurbanlar, Diğeri, Soykırım

Read: 691

Download: 230