11 EYLÜL SONRASI ORTADOĞU’DA DİN, TERÖR VE SİYASET: MÜSLÜMAN KARDEŞLER ÖRNEĞİ

Author:

Number of pages: 559-573
Year-Number: 2016- 42

Abstract

Müslüman Kardeşler Örgütü İslami esasların devlet ve toplum yapısına yansıtılması amacıyla kurulmuştur. Kimileri tarafından terör örgütü, kimileri tarafından radikal İslam’ın bir enstrümanı olarak değerlendirilen örgüt, halifesiz kalan Sünni Müslüman cemaatin liderlik çırpınışlarına bir çözüm olarak kurgulanmışsa da, esasen sömürge sonrası bağımsızlıklarına kavuşan Müslüman halkların umudu olarak görülmüştür. Hıristiyan dünyanın Müslüman ülkeler ve halklar üzerindeki tahakkümüne bir son verme amacıyla yola çıkan örgüt, tüm Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı şekillendirmeye çalışan Batılı zihniyete karşı bir direniş cephesi oluşturmuş ve çeşitli ülkeleri doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemiştir. Bu etkileşim bazı ülkelerde öyle etkili olmuştur ki, Hama-Humus olayları örneğinde görüldüğü gibi, tepki Müslüman Kardeşler Örgütü’nü ve onu destekleyenleri ortadan kaldırmaya kadar varmıştır. Bu tarz gelişmelerle paralel olarak, kimi zaman yer altına çekilen, kimi zaman da en belirgin haliyle faaliyetlerine devam eden Müslüman Kardeşler Örgütü, son olarak Mısır’da Cumhurbaşkanlığı düzeyinde temsil hakkı elde edebilmiş bir örgüt haline gelmiştir. Söz konusu çalışmanın temel sorusu, Müslüman Kardeşler Örgütü terörü savunan silahlı bir direniş örgütü mü yoksa silahtan tamamen uzak kalarak sadece tebliğ/davet yöntemi ile hareket eden barışçıl toplumsal ve siyasi bir yapılanma mıdır? Temel argümanı ise, zaman zaman terör örgütü ya da radikal İslam’ın uygulayıcısı/destekleyicisi olarak görülen, genelde Orta Doğu, özelde ise Mısır politikalarında etkili bir aktör olarak dikkati çeken Müslüman Kardeşler Örgütü’nün kuramsal yapı ve pratik uygulamalarının tebliğ/davet yöntemi üzerine oturtulduğudur.

Keywords

Abstract

The Society of the Muslim Brothers (or The Muslim Brotherhood) was founded for the purpose of reflecting Islamic rules to the structure of state and society. Considered a terrorist organization by some or perceived as an instrument of radical Islam, the Muslim Brotherhood was indeed seen as a hope for the Muslim peoples that gained their freedom after colonialism, even though it was fictionalised as a solution for the leadership struggles of the Sunni Muslim community which ended up having no caliphs. Headed to put an end to Christian domination over Muslim countries and peoples, the Muslim Brotherhood formed a resistance front against the Western mentality trying to formalise the whole Middle East and the North Africa, and influenced various countries directly or indirectly. This influence became so powerful in some countries that the reaction went on to annihilate the Muslim Brotherhood and its supporters as is seen from the Hama-Humus incidents. Pursuant to such facts, the Muslim Brotherhood remained in the background from time to time or continued their activities prominently, and at last they became an organization that had the right of representation at the level of presidency in Egypt. The key argument of this study is that the theoretical structure and the practices of the Muslim Brotherhood, which was seen as a terrorist organization or the supporters of radical Islam from time to time and became a remarkable actor of policies in the Middle East in general and in Egypt in particular, are based on the notification/invitation method.

Keywords