ÇEVRE-MERKEZLİ VE İNSAN-MERKEZLİ YAKLAŞIMLAR EKSENİNDE İSLÂM’IN ÇEVREYE BAKIŞI

Author:

Number of pages: 133-148
Year-Number: 2016- 43

Abstract

Günümüzde insan, hem kendi varlığını hem de diğer canlıların varlığını tehdit eden boyuta ulaşan çevre sorunlarıyla yüzleşmektedir. Öyle ki bu sorunlar daha önce benzeri görülmemiş düzeye ulaşarak sanayi bölgelerini, okyanusları, kıtaların tamamını ve hatta küresel düzen mekanizmalarını etkiler hale gelmiştir. Çevreyle ilişkinin ele alınış tarzı ve konuyla ilgili sorunların çözüm önerilerinde genel olarak çevre-merkezli ve insan-merkezli iki tutumla karşılaşmaktayız. Dinler, bilhassa semavî dinler insan-merkezli bir anlayış hususunda eleştirilmektedir. Özellikle diğer her şeyin “insan için” yaratıldığı iddiası bağlamında Lynn White’ın Hıristiyan-Yahudi geleneğine yönelttiği eleştiriler dikkat çekmektedir. Arnold Toynbee ise bu durumun sadece Yahudi-Hıristiyan geleneğiyle sınırlandırılamayacağını, dolayısıyla tek tanrılı dinlerin hepsinin problemin ortaya çıkısında pay sahibi olduğu tezini savunarak dolaylı olarak İslâm’ı da bu tartışmaya dâhil etmektedir. Bu makalede İslâm’ın konuya bakışı irdelenecektir. Bu bağlamda İslâm’ın ne salt çevre-merkezli bir yaklaşımın ne de salt insan-merkezli bir yaklaşımın tecrübesini sunmakta olduğu vurgulanacaktır. İslâm’da çevrenin “insan için” boyutu ya da “amaçsallığı” bağlamında vurgulanan pek çok âyet yer aldığı gibi insanın kontrolünü aşan çevrenin değerini, etkisini, önemini ifade eden “kutsal” boyutuna da vurgu vardır. Dolayısıyla günümüzde çevre-merkezli ya da insan-merkezli olarak tartışılan insanın çevresiyle olan ilişki tarzındaki iki boyutun birbirine indirgenemezliğini İslâm’daki “emanet” kavramı bağlamında dile getirilmeye çalışılacaktır. Başka bir deyişle İslâm çevreyle ilişkiyi ne insan-merkezli ne de çevre-merkezli olan bir yorum tarzına indirgemektedir. Bu nokta İslâm çevreyle ilişkide insanın bir yandan halifelik vasfını diğer yandan emanetin yüklediği sorumluluk bilincini bir an bile unutamayacağı imtihan bilincini görünür kılmaktadır. Başka bir ifadeyle de İslâm’ın yaklaşım tarzına baktığımızda çevre-merkezli ve insan-merkezli tavırlara karşı bizi orta yolu tercih eden ümmet noktasında tutmaktadır. Bu bağlamda sorumluluk insanın doğadan yararlanma hakkına sahip olduğu kadar onu koruması gerektiğini de fark etmesidir. Bu da ahlâkî olana çağrıdır. Bu bağlamda İslâm her iki tavır noktasında aşırı uçta yer almak konusunda eleştirel bir bilinç oluşmasını sağlayan bir anlayış ve tecrübeyi sunmakta olduğu tartışılacaktır.

Keywords

Abstract

Today, people are confronted with environmental problems that threaten the existence of both humanity and other living creatures. These problems have reached unprecedented levels and affect industrial zones, oceans, all the continents and even affect the mechanisms of the global order. Environment-centered and human-centered approaches are encountered in general for the solutions proposed to solve these environmental problems and deal with environmental issues. Religions, especially Abrahamic religions have been criticized in terms of this human-centered approach. Lynn White criticizes the Christian-Jewish tradition claiming that everything is created for humanity in particular. Arnold Toynbee is not limiting this claim with only the tradition of Christian-Jewish and therefore including Islam in this issue by suggesting that all monotheistic religions have a part in the emergence of this problem. This article will examine the issue in view of Islam. In this regard, it will be emphasized that Islam offers neither environment-centered nor people-centered approaches only. In Islam, there are many verses highlighted in regard with “dimension” and “teleology” of the environment for humanity. Furthermore, the dimension of “sanctity” indicating the value, effect and importance of environment is also emphasized. Thus, since the relationship between human and environment cannot be explained by only two dimensions as environment-centered or human-centered approaches, this irreducibility will be discussed within the scope of “trust” in Islam. In other words, Islam degrades the relationship between humanity and environment to the level of neither environment-centered nor human-centered approaches. From this point of view, it is clear to see that people are being tested in the world with the responsibility of being entrusted and caliphates in their relations with the environment. In other words, considering the approach of Islam, we are advised to be on the mid-way point as ummah against environment-centered and human-centered approaches. In this context, the responsibility is realizing that people have the right to utilize natural resources, but also have to protect them as well. This is a moral and ethical call. In this context, it will be discussed that Islam is offering an understanding and experience that ensure formation of a critical awareness for taking part in both extreme attitudes.

Keywords