ARAP ŞİİRİNDE BALKANLARA MERSİYE: ENDÜLÜS’ÜN KARDEŞİ EDİRNE’NİN DÜŞÜŞÜ

Author:

Number of pages: 497-504
Year-Number: 2017- 54

Abstract

Arapların Endülüs’ü kaybetmesi Arapları nasıl derin ıstırap içine gark ediyorsa ‘‘Osmanlıların Endülüs’ü’’ olarak nitelendirilebilen Balkanların düşüşü de Türkleri aynı ıstırap deryasına gark etmektedir. İki büyük devletten biri Avrupa’nın güney batısında diğeri doğusunda yaklaşık yedi asırlık bir hükümranlıktan sonra kabuğuna çekilmiş, atalarının şerefle girdiği fetih kapısından başları öne düşmüş halde geri çıkmışlardır. Balkan yarımadasında yer alan Edirne Osmanlı’ya İstanbul’un fethine kadar bir süre başkentlik yapmış önemli bir şehirdir. 1912 yılında Bulgarların Edirne’ye saldırısı üzerine hüzünlenen Mısırlı şair Ahmet Şevki kentin düşüşüne ağıt yakar. Birçok hikmet barındıran bu şiiri geçen asırda Balkanlara dair yazılan mersiyelerin en uzunu ve en önemlisidir. Yüz beş beyitlik mersiyesini şair bu kentin düşüşüne dair üzüntüsüne tahsis eder. Savaşın ahvaline, din alet edilerek İsa adına Bulgarlar tarafından yapılan barbarca katliama değinir; çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek, kundaktaki bebeğe varıncaya kadar insanların ayırım yapılmadan nasıl hunharca katledildiklerini tasvir eder. Eskiden komşu olan Bulgarların evler arasında Türk komşularını nasıl koyun gibi boğazladıklarını, onların kendilerine yurt edindikleri toprakları terk ederken nasıl gözyaşı dökerek ayrıldıklarını esefle anlatır. İstanbul’da hiziplere ayrılıp birbiriyle kavgaya tutuşmuş insanları birliğe, mücadeleye davet eder. Zamanın atalarla övünme zamanı olmadığını, kılıcın koruyamayacağı şeyi kitap ve kalemin koruyamayacağını dile getirir. Edirne’yi savunan Şükrü Paşayı metheder. Beş aylık savunmanın her gününün bir yıl kadar uzun geçtiğini ifade eder. Bu çalışmamızda Ahmet Şevki’nin ‘‘Ey Endülüs’ün kız kardeşi’’ hitabıyla başladığı şiirini şehirlere mersiye babında ele alarak eski İmparatorluk başkentinin düşüşünün şairin duygu dünyasında bıraktığı izleri göstermeye çalışacağız.

Keywords

Abstract

Just as the loss of Andalucía put Arabs in deep grief, so did the loss of the Balkans, which could be called “Andalucía of the Ottomans”, put the Turks in a similar kind of grief. The two big states, one of which ruled in the southeast of Europe while the other ruled in the east, reigned for about seven centuries. Then, they retreated in defeat and degradation from the Gates of Conquest through which their ancestors had once entered with pride. Edirne, a city located in the Balkan Peninsula, is an important city that served to the Ottomans as its capital city until the conquest of Istanbul. Having been caught in grief upon the Bulgarian attack on Edirne in 1912, Egyptian poet Ahmet Shawqi wrote an elegy lamenting the loss of the city. Containing wisdom and feel, this poem is the longest and the most important of the elegies written for the Balkans in the past century. The poet devoted his elegy, which was composed of a hundred and five couplets, to expressing his grief caused by the fall of the city. He touched upon issues such as the processes of war and unspeakable mass slaughters perpetrated by the Bulgarians in the name of Christ; he depicted how people were murdered indiscriminately, whether they were young or old, or men or women, even slaughtering babies sleeping in their cribs. He condemned regretfully how the Bulgarians killed their fellow neighbors, Turks, as if they were sheep, and how the Turks shed tears while leaving the lands which once served as their homeland. He invited people in Istanbul, who had been

Keywords