LOZAN ANLAŞMASI VE FENER PATRİKHANESİ

Author:

Number of pages: 281-292
Year-Number: 2018- 65

Abstract

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi VI. Yüzyıldan itibaren ekümenik patriklik makamına yükseltilmiş, İstanbul’un fethinden sonra da Fatih tarafından milletbaşı kabul edilerek geniş yetkilerle donatılmıştır. Kendisine tanınan bu imtiyazları Osmanlı Devletinin aleyhinde kullanmaya başlayan Patrikhane, Bizans’ı yeniden diriltmek için yıkıcı faaliyetleri ile ayaklanmalar çıkmasına öncülük etmiştir. Yunan Devletinin kuruluşunu sağlayan Mora İsyanından itibaren bu çalışmalarını artırmıştır. Özellikle Balkan Savaşları esnasında ve öncesinde Yunan Devletinin Osmanlı karşısında elde ettiği başarılar bu hayaller etrafında faaliyetlerini artırmalarına sebep olmuştur. 1. Dünya savaşı ve Kurtuluş Savaşları esnasında da siyasi faaliyetlerini sürdürmüş, cephe gerisinde Türk Ordusuna zayiat vermişlerdir. İşgal yıllarında artık Osmanlı idaresini tanımadıklarını ifade ettikleri açıklamalarda bulunarak halkı devlete karşı kışkırtmışlardır. Din adamlarının yönlendirdiği Rum çeteciler, masum halka zulüm etmiş ve katliamlarda bulunmuş, kiliseler cephaneliğe dönüşmüştür. Lozan Barış görüşmelerinde bu faaliyetleri sebebiyle sınır dışı edilmek istenmişlerdir. Türk tarafının dile getirdiği ve tarihi gerekçelere dayandırılan bu talep taraflar arasında sert tartışmalar çıkmasına sebep olmuştur. Ancak konferansa katılan devletlerin baskısı ile siyasi ayrıcalıklarından arındırılarak Rum cemaatin dini önderi sıfatıyla varlığını devam ettirmesine müsaade edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde de sert tartışmalara sebep veren bu durum, Cumhuriyetin ilanından sonra fiili olarak hayata geçirilmiştir. Lozan ve Nüfus Mübadelesi Anlaşmaları üzerine Hükümet tarafından istenmeyen patrikler, yurt dışı edilerek görevlerinden uzaklaştırılmışlardır. 1924 yılına gelindiğinde yeniden eski itibarlı günlerine dönmek için Heybeliada’da bütün Ortodokslara yönelik toplantı düzenleme talebi de Lozan anlaşmasına aykırı olduğu için reddedilmiştir.

Keywords

Abstract

Roman Orthodox Patriarchate has been awarded as ecumenical patriarchate since 6th century. After the conquest of Istanbul, it was recognized by Fatih as the representative of community with a wide range of powers. These concessions later on were used against the state and led the Patriarchate to engage in subversive activities as well as leading riots in order to rebuild Byzantium. After the Mora Rebellion which lay the base of modern day Greece, the Patriarchate had increased its activities especially politically during World War I and Turkish Independency War as well as being actively behind the trenches against the Turkish Army, this increase was particularly due to their victories against the Ottoman Empire during and before the Balkan Wars. Greek guerilla organizations controlled by reverends resulted in cruelty and mass murders of innocent civilians, turning churches into armories. During the Conference of Lausanne, it was requested that the people responsible for such activities be deported. This request, which was based on historical facts and put out by the Turkish side caused heated discussions between the parties. However, pressure from the parties of Conference resulted with continuation of the organization as religious leadership of Greek community, stripped from the concessions within Turkey. This situation, also causing deep conflicts in the Turkish Grand National Assembly, was implemented after the proclamation of the Republic. The patriarchs who were unwanted by the Government were deported from the country and suspended from their duties after the Laussanne and Population Exchange conferences. In the year of 1924, wanting to gain back their reputation, the patriarchs requested to organize a meeting in Heybeliada for all Orthodoxes but this request was later denied due to it being against the Conference of Lausanne.

Keywords