ŞİDDET VE SANATSAL YARATI

Author:

Number of pages: 211-222
Year-Number: 2018- 66

Abstract

Şiddet kavramı sözlüklerde geçen anlamı ile karşıt tutumda, görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma, sertlik, güç veya baskı uygulayarak isteği dışında bir şey yapmak ya da yaptırmak; şiddet uygulama eylemi ise, zorlama, saldırı, kaba kuvvet, bedensel ya da psikolojik acı çektirme ya da işkence, vurma ve yaralama olarak tanımlanır. Şiddet olayları ise, insanları sindirmek, korkutmak için yaratılan olay ya da girişimler olarak tanımlanmaktadır. Birçok teorisyenin söylemlerinde varlık bulan bu düşünce açılımında, en tehlikeli şiddet türlerinden biri olan tehdit edilme duygusu ile bunun yol açtığı tepkisel şiddettir. Ve bunun bir başka biçimi, engellenmeler ve baskıdan doğan gerginlikle ortaya çıkan, kısaca bir iktidarsızlık durumu yaşanması sonucunda iktidarı tekrar ele geçirmek için ortaya çıkan yıkıcılıktan söz edilmektedir. Şiddeti sanat bağlamında ele aldığımızda, çoğu sosyal hareketlerin ve psikolojik ifadelerin bir uzantısı olarak; baskı altında olanların yaşadıkları iktidarsızlık durumu toplumsal olaylarda patlak verdiği gibi sanatsal çalışmalarda da kendini göstermiştir. Bu çerçevede, bir ekonomik hakimiyet sistemi olarak kapitalizmin insanları tüketime zorladığı ve hiçe indirgediği böyle bir ortamdan doğal olarak sanatçılar da etkilenmişler, modern dünyanın birey üzerinde kurduğu baskı ve şiddet gibi unsurlar sanatçıların sanatsal ifade biçimlerinde varlık bulmuştur. Sanat anlayışının şiddet, yıkıcılık ve direniş içeren oluşumu, modern topluma karşı dayatılan estetik yasalara karşı oluşturulmuş özellikler barındırır. Bu bağlamda, estetik kaygılardan çok toplumsal kaygıları ve özellikle şiddeti ön plana alan "Happening", "Fluxus" gibi sanatsal hareketler ortaya çıkmıştır. Sanatçılar tarafından seyirci karşısında kendini yaralayarak, bedenine acı çektirerek oluşturulan eylemler, her türlü sapkınlığı ve teşhirciliği sergileyen hareketlerle "beden" politik bir alana dönüşerek "Body-art" gibi bir sanatsal oluşum meydana getirilmiştir. Böylece sanatçılar, yaşamı tüm yönleriyle ele alarak, cinsel tercihlere, ırkçı ve cinsiyetçi saldırılara, baskıya ve özellikle şiddete karşı kültürel farklılıkların bilinciyle yaşamdaki tüm olumsuzlukları bedenlerini kullanarak anlatma çabası içerisine girmişlerdir.

Keywords

Abstract

The concept of violence is defined in dictionaries as the use of brute strength to those that are on the opposing position or opinion, vehemence, doing something against one’s will or making someone do something against their will by means of oppressing by power; whereas the phrase using violence is defined as enforcing, attacking, brute force, inflicting pain physically or psychologically, torturing, hitting and injuring. On the other hand, acts of violence are defined as acts or attempts that are created to intimidate and/or oppress people. The opinion that the feeling of being threatened and the reactive violence caused by this feeling are one of the most dangerous violence types is established in many theoretician’s statements. Another type of this feeling is mentioned as the destructiveness occurring as a result of frustration and tension which arises from oppression, that is it occurs in order to grab the power at the end of a period with a lack of a governing authority. Within the context of art when violence is discussed, the predicament in which those living under oppression go through a lack of governing authority have appeared in artistic works as well as social events as an extension of many social movements and psychological expressions. In this framework naturally artists have also been affected by the environment in which capitalism, as an economic sovereignty system, forced people into consumption and degraded humanity; such factors as oppression and violence that the modern society employs on individuals have been reflected on their artistic expression. The sense of art which is shaped by violence, destructiveness and resistance features characteristics that are formed against aesthetical laws, and are imposed upon the modern society. In this context, such artistic movements as “Happening” and “Fluxus” that concentrates more on societal concerns and especially violence than the aesthetical focus have emerged. An artistic movement like “Body-art” have emerged by turning the “body” into a political arena through the medium of displaying deviance and exhibitionism by the use of such actions as inflicting pain upon the body and artists injuring themselves in front of a crowd. Thus, artists strive to tell every negativity in life with an awareness of cultural diversity, in defiance of oppression, sexism, racism, attacks against sexual orientations, and especially violence by using their bodies.

Keywords