JUREK BECKER’İN “JAKOB DER LÜGNER” ADLI ESERİNDE SİMÜLASYON BELLEK

Author:

Number of pages: 119-133
Year-Number: 2018- 68

Abstract

Yalan, “realite” diğer anlamda “gerçeklik” kavramının içerdiği anlamın tam tersine olarak, gerçekliğe uygun prosedürde işlemeyen bir kavrama karşılık gelmektedir. Yalan, her ne kadar toplumsal ve ahlaki kurallar açısından tasvip edilmeyen bir durum olsa da, aldatma kavramı Mitchell ve Thompson’a göre; “kaynağa fayda sağlamayı amaçlayan uydurma bir iletişimdir”(Mitchell & Thompson, 1986: 247). Bu tanım, yalan kavramına bir anlamda farklı bir bakış açısı getirmektedir. Yalan söyleme eylemi salt karşısındakini kandırmak anlamında algılanmamalıdır. Bazı durumlarda yalan, kötü şartlar altındaki durumları iyileştirme olarak da ifade edilebilir. Simülasyon, “Bir araç, bir makine, bir sistem, bir olguya özgü işleyiş biçiminin incelenme, gösterilme ya da açıklanma amacıyla bir maket ya da bilgisayar programı aracılığıyla yapay bir şekilde yeniden üretilmesi”(Baudrillard, 2011: 6) anlamında kullanılan bir kavramdır. Orijinalinin yapay bir tekrarıdır. DDR (Deutsche Demokratische Republik) Edebiyatı’nın kilit isimlerinden biri olan Polonyalı yazar Jurek Becker’in ilk baskısını 1969 yılında yayımladığı eseri “Jakob der Lügner (Yalancı Jakob)”, İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya’nın başkenti Varşova’da bir Yahudi gettosunda yaşayan bir grup Yahudi’nin hayatını konu edinir. Başkarakter Yahudi Jakob Heym, gettoda yaşanan intihar vakalarını önlemek adına yalanlarla örülü hikâyeler anlatır. Çalışma, bu noktada Heym’in gettoda yaşayan diğer Yahudiler üzerinde yalanlardan oluşan simülasyon (yapay) bir bellek oluşturma sürecini işlemektedir. Heym’in hikâyeleri, getto sakinlerinin yaşama bağlanması anlamında önem arz etmektedir ve kısa süreli belleklerinde yapay bir fantezi dünyası oluşturmaktadır.

Keywords

Abstract

A lie is the equivalent of a concept which does not operate through a suitable procedure in terms of reality, as opposed to the meaning “reality” or in other words “truth” contains. Although lying is not a behavior which is approved of by social and moral rules, the term “deception” according to Mitchell and Thompson, it is “a made-up communication which aims at providing benefit to the source”(Mitchell & Thompson, 1986: 247). This definition brings a different point of view to the concept of lying. The act of lying should not merely be regarded as fooling the other person. In some cases, lying can also be expressed as improving situations under bad conditions. Simulation is a concept used to express, “the reproduction of a tool, a machine, a system, an operating style unique to a subject in an artificial manner through a model or a computer program, with the purpose of analyzing, exhibiting or explaining it” Baudrillard, 2011: 6). It is an artificial repetition of its original. The work “Jakob der Lügner (Jakob the Liar)”, written in 1969 by Polish writer Jurek Becker, who is one of the key names of DDR (Deutsche Demokratische Republik) Literature, depicts the life of a group of Jewish people who live in a Jewish ghetto in the Polish capital Warsaw. The main character Jewish Jakob Heym tells stories involving lies in order to prevent the suicides taking place in the ghetto. At this point, the work deals with Heym’s creation of a simulated (artificial) memory which is made up of lies in relation to the other Jewish people who live in the ghetto. Heym’s stories are important in the sense that the ghetto people cling to life and these form an artificial fantasy world in their short-term memory.

Keywords