EKOFEMİNİZME GENEL BİR BAKIŞ: KADINLAR, DOĞA VE HİYERARŞİLER
AN OVERVIEW OF ECOFEMINISM: WOMEN, NATURE AND HIERARCHIES

Author : Yıldız Merve ÖZTÜRK
Number of pages : 705-714

Abstract

Ekofeminizm, kadınların ve doğanın eril-egemen toplumda nesnelleştirilmelerinden dolayı çevre ve kadın meselelerinin birbiriyle bağlantılı olduğunu iddia eden disiplinler arası eleştirel bir teoridir. Bu teoriye göre, sistem eril-merkezli bir hiyerarşi ve dualiteler oluşturarak toplumda eşitsizlik yaratır ve erkeklere üstünlük sağlar. Diğer yandan, bu hiyerarşi ve ikilikler eril olmayan varlıkların üzerinde baskı kurmak ve onları ötekileştirmek için kullanılır. Böylelikle, eril-egemen hiyerarşik düzende, erkek/kadın, kültür/doğa, insan/doğa, beyaz/siyah, bilinç/bilinçdışı, mantık/duygu, ruh/beden gibi dualiteler meydana gelir ve birinci olan ikinciye hükmeder. Yani, bu düzende erkek kadından, kültür doğadan ve mantık duygudan daha üstündür. Ayrıca, erkek kadından üstün sayıldığı için tüm baskın özellikler erkeklere atfedilir ve alt özellikler kadınlarla ilişkilendirilir. Bu şekilde, erkek kültürü, bilinci, mantığı ve ruhu sembolize ederken, kadın doğayı, bilinçsizliği, duyguyu ve vücudu temsil eder. Bu durumda, eril-egemen toplumda kadın ve doğa birbirilerine yakın olurlar ve benzer şekilde kavramsallaştırılırlar. Bu yakınlığa sebep veren temel faktör, hem doğanın hem de kadınların üreyebilme ve yaratabilme kabiliyetleri olmasıdır. Mesela, kadınlar insanları dünyaya getirirken, doğa da kaynaklarıyla yeryüzünde yaşamın sürekliliğini sağlar. Bir diğer faktör ise, ikisinin de toplumda pasif rol alması ve bağımlı olmasıdır. Kadınlar doğurganlıkları nedeniyle domestik yaşam sürmeye zorlanırlar ve pasifleşirler. Ekonomik özgürlüklerini elde edemeyen kadınlar erkeklere bağımlı olurlar. Diğer yandan, doğa da tabiatı gereği aktif bir varlık değildir. Doğa hareket edemediği ve konuşamadığı için insanlara bağımlı bir pozisyonu olur. Kadın ile doğa arasındaki bu bağ kadınların doğurganlığını doğallaştırırken, doğanın verimliliğini ise kadınlaştırır. Örneğin, kadının doğaya daha yakın olması durumu onun üreyebilme özelliğinin doğal bir durum olarak algılanmasını sağlar ve annelik kadının en doğal vazifesi olarak resmedilir. Buna ek olarak, kadınların biyolojik yapıları yüzünden domestik hayat yaşamaları da doğal algılanır. Böylelikle, kadınların toplumsal kimlik edinememeleri ve erkeğe bağımlı olmaları normalize edilir, kadınlar toplumda obje olarak var olurlar. Diğer yandan, doğa da eril-merkezli sistemde tıpkı bir anne üretkenliği ve cömertliğiyle öne çıkar. Doğa yenilenebilir kaynaklarıyla ataerkil sisteme hizmet eder. Böylelikle, sistem doğayı bolluk, sonsuz kaynak ve gücünü sağlayan bir obje olarak algılar. Sonuç olarak, hem kadınlar hem de doğa eril-egemen toplumda nesnelleştirilir ve sömürülür. Sistem kadınların doğa ile yakınlığını onları toplumdan dışlamak için öne sürer. Bu çalışma, eril-merkezli hiyerarşinin ve dualitelerin erkekleri yüceltirken eril olmayanları nasıl ezdiğine ışık tutar; kadınlarla doğanın neden yakın algılandığını açıklar. Ayrıca çalışma bu bağın kadınları ve doğayı ötekileştirerek onları yakın bir şekilde kavramsallaştırdığını gösterir. Ardından çalışmada Âdem ile Havva’nın anlatısına değinilerek erkek/kadın, kültür/doğa ve insan/doğa hiyerarşileri örneklendirilir ve bu anlatıda doğayla kadına karşı baskıcı tavır açığa çıkarılır. Sonuç olarak, çalışma eril-merkezli toplumda aynı muamele gördükleri için çevre ve kadın meselelerinin birbiriyle ilişkili olduğunu savunan ekofeminist teori üzerine geniş bir perspektif sunar.

Keywords

Ekofeminizm, Kadın, Doğa, Eril-merkezcilik, Toplumsal Hiyerarşi

Read: 113

Download: 90