Summary


ÖZEL HUKUK-KAMU HUKUKU VE ŞAHSÎ HAK-AYNÎ HAK AYIRIMINA GÖRE İSLÂM HUKUKUNUN SİSTEMATİĞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Hukuk düşüncesinin temelini oluşturan hak kavramının tanımı ve taksimi hakkında birçok görüş vardır. Toplumda sosyal adaleti ve ahengi sağlama hedefini güden hukukun sağlam bir felsefi alt yapı üzerine tesis edilmesi için “hak” kavramının sağlıklı şekilde analiz edilmesi zorunludur. Bundan dolayı birçok hukukçu hak kavramını değerlendirmiş ve hakkın temeli ve çeşitleri konusunda farklı tasnifler ortaya koymuştur. Bu tasniflerin en belirgin olanı özel hukuk-kamu hukuku ve şahsî-hak-aynî hak temelinde yapılan ayrımdır. Müslümanların davranışlarının dini değerini belirleyen fıkıh, temelde usûl ve füru adı altında iki ayrı kategoride faaliyet yürütmüştür. Bu faaliyetler neticesinde oldukça zengin bir gelenek oluşmuş; fıkıh zamanla kendine özgü bir yapıya kavuşmuştur. Füru fıkıh, kendi arasında çeşitli kısımlara ayrılır. Bu taksimlerin en bilineni ibâdât ve muâmelât temelinde yapılmaktadır. Fıkhın en eski kaynaklarında özel hukuk ve kamu hukukuyla ilgili bilgiler yer almakla birlikte İslâm hukukunda keskin bir özel hukuk-kamu hukuku ayrımından bahsetmek mümkün değildir. Aynı şekilde İslâm hukukunda hukuksal olaylar, hukuksal işlemler, hukuksal ilişkileri düzenleyen kurallar olmakla birlikte Roma hukukundakine benzer borçlar hukuku-eşya hukuku ayırımından bahsetmek de mümkün değildir. Sistematik bir ayrım yerine İslâm hukukunda şahsî ve aynî haklar ilgili yerlerde dağınık bir şekilde ele alınmaktadır. Bunun en önemli nedeni İslâm hukukunun kazuistik bir yöntemle gelişmiş olmasıdır. Bu yöntemden dolayı, fıkhî hükümler tek tek ve kendi bağlamında ele alınmış ve değerlendirilmiştir.

Keywords
İslâm Hukuku, Hak, Yöntem, Fıkıh, Muâmelât, Kamu Hukuku, Özel Hukuk