Summary


‘AĞRI’ ve ‘ACI’ EKSENİNDE HASTALIĞIN TÜRK ŞİİRİNDEKİ YERİ
İnsanoğlu, hayatı boyunca çeşitli kaza ve krizlerin dışında verem, kanser, siroz ve mide hastalığı; baş, diş, kulak ve göz ağrıları yaşamış; bunlara karşı amansız mücadeleler vermiş, tedbirler almış ve çeşitli tedavi yöntemleri geliştirmiştir. Özneyi etkileyen her materyal, insan bedeninde doğurduğu olumlu veya olumsuz sonuçlara paralel olarak iç dünyasında da iyi veya kötü duyguların uyanmasına yol açmıştır. Buna bağlı olarak sanatkârlar da bizzat yaşadığı veya tanık olduğu her hastalığı, ağrı ya da acıyı sözlü veya yazılı olarak kendi sanatsal imkânları çerçevesinde anlamlandırmaya, duyguları betimlemeye ihtiyaç hissetmiştir. İnsanın ruhsal veya bedensel aktiviteleri üzerinde menfi tesirleri olan ‘ağrı’, ‘acı’ veya ‘hastalık’ bu temelde çeşitli edebî ürünlere, bilhassa lirizmin en kudretli ifade vasıtası olan şiire konu olmuştur. Edebî sanatkârlar, bedensel ve ruhsal hastalıkları yalnızca hekim işidir diye görmezlikten gelmemiş; aksine bunları duygu, his, hayal ve hakikat ekseninde gözden geçirerek değerlendirmeye tabi tutmuşlardır. Bilhassa şairler, Tıp-Edebiyat bilimleri arasındaki ilişki bağlamında hastalıkları, bunların psikolojik tesirlerini eserlerine dilin bütün imkânlarını kullanarak yansıtmışlardır. Bu çalışma, çeşitli hastalıkların ‘ağrı’ ve ‘acı’ ekseninde Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk şiirine yansımalarını araştırmayı hedeflemektedir.<

Keywords
Tıp –edebiyat ilişkisi, ağrı, acı, hastalık, şiir