Summary


SAVUNMA VE SALDIRI SİSTEMİ OLARAK KULELERİN TARİHSEL GELİŞİMİ
Mimarlık bir sanattır. Tarih biliminde olduğu gibi kökleri tarih öncesi zaman dilimine gider. Mimarlık tarihi, eski kültürlerin ve medeniyetlerin yapı kalıntılarını inceleyen bilimdir. Eski kültürlerin savunma yapıları, yerleşmeleri farklı insan gruplarının saldırılarından korumak ve gözlerden saklamak için, taş, ahşap, sıkıştırılmış toprak, kerpiç gibi malzemeler kullanılarak inşa edilmiş yapılardır. Savunma duvarı ise, savunma güçlerini saldırganların silahlarından korurken, aynı zamanda onları gizleyerek yapacakları manevralar için bir perde görevini de yerine getirir. İnsanoğlunun savunma yapılarıyla ilk konumu, Paleolitik Çağ’da mağaralar olurken, yerleşik yaşama geçişiyle birlikte Anadolu’da Çatalhöyük’te görülmektedir. ETÇ’de kent devleti kavramının yerleşimiyle birlikte tahkimat sistemleri gelişmeye başlamıştır. Sur duvarları (hisarlar), devasa kapılar, mancınıklar, koçbaşları gibi savunma yapılarına ek olarak kuleler de büyük önem arz etmektedir. Yerleşim yerinin özelliğine göre önce kaleler, sonra kuleler ve en yakın konuma duvarlar yapılarak kentler koruma altına alınıyordu. Hangi dönemde olursa olsun şehir kapılarını, kuleleri, sur bedenlerini kısacası şehrin tahkimat yapılarını yaptıranlar, savunma sistemlerini estetik bir kalitede inşa ettirmişlerdir. Savunma sistemi, yalnızca savaş alanında değil aynı zamanda barış ve huzur ortamında da ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümünde caydırıcı rol oynamıştır. Kuleler önceleri savunma amaçlı mimari yapılarken daha sonra saldırı amaçlı da kullanıldığını görmekteyiz. Öyle ki bu yapılar hem savunmada hem de savunmayı delmede önemli bir pozisyonda olduklarından bir uygarlığı yıkıp bir uygarlığın doğuşuna katkı sağlamışlardır.

Keywords
Kule, Mancınık, Mazgal Delikleri, Tahkimat