Summary


VARLIK HAKKINDA SORUNUN BİÇİMSEL YAPISI ÜZERİNE
Heidegger’in varlık kavramının anlamına, formel yapısına dair soru sormasının özelliği, Parmenides’in sanılar (doxa) ve hakikat (alethia) üzerine sorduğu sorularla başlayıp felsefe tarihi boyunca verilen cevapların sonucu oluşan önyargılardan arınma yöntemlerinden biridir. Heidegger’in soru sorma minvali, yine de Parmenides’in varlık üzerine sorduğu sorularından kaynaklanan sorunun bir yanıtıdır bir anlamda. Yani düşünce, empirik deneyden bağımsız olarak evrensel manada objektif hakikate ulaşmayı sağlayabilir mi? Sorusu bağlamında varlık kavramının anlayış(lar)ıyla kavuşmasıdır. Platon ve Yeni-Platoncuların varlık ve hakikat üzerine öğretilerini etkileyip bütün Batı felsefi geleneğini aşılayan Parmenides’in bu tezini Heidegger, soru sormanın “doğru soru sorma" olduğu üzerinde durarak değişime uğratsa da, meselenin özü (veya doğru sorunun yanıtı) olarak düşünce, ne kadar açık ve net göz önüne getirilip ve yazıya dökülüp maddeleştirilirse, öznel deneyim, öznelliğin dışındaki kimi fazlalığı kendinde içeren bir objektifliği temsil etmeye başlar. Bu durumda ise varlık ile düşünme bir ve aynıdır. Bu araştırmada varlık sorusunun biçiminin, soru sormanın temeli olarak yanıtıyla aynı anı oluşturan şu anki buradaki veya “İşte varlık”ı veya onların birbirini “tekrarlamayan” “İşte varlık”ların zincirlemesi olduğu meselesi ele alınmaktadır.

Keywords
Sorulan, Sorgulanan, Soruşturulan, Sorgulayan, Soruşturan