






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2023 Sayı Year: 16 - Number: 94</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2531</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>SOSYAL ÖĞRENME KURAMIYLA ÖĞRENMENİN İLKOKULDA KULLANILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67363</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67363</guid>
      <author>Hatice KADIOĞLU ATEŞBekir ÇALIŞKAN  </author>
      <description>Davranışçı kuramların karmaşık insan davranışlarını açıklamada yetersiz kaldığından “Sosyal Öğrenme Kuramına bağlı model alma yöntemiyle öğrenme” özellikle günümüz şartlarında kabul gören bir yaklaşım olmuştur. Sosyal öğrenme kuramına “Sosyal Bilişsel Kuram” da denir. Sosyal öğrenme kuramıyla öğrenmeyi bireysel, davranışsal ve çevresel faktörlerin harmanlanması olarak görmek gerekir. Sosyal öğrenme kuramı, çok küçük yaşlarda başlayan diğer adı gözlem yoluyla öğrenme olan bireylerin en etkin öğrenme biçimidir. Çocuklar kendilerini geliştirirken, hep bir öğrenme süreci içindedirler. Kişiler diğer kişilerin hareketlerini taklit yoluyla ya da bilişsel olarak işlemeyle (akıl ve yordama süreçleri) ile öğrenebilirler. Buna model alma denir. İnsanlar diğer insanlarla sürekli etkileşim halindedir. Bu da insanları sosyal yönünün gelişmesini ve yöntemin insanlar üzerindeki etkisini de doğal olarak arttırmaktadır. Birey çevresindeki olayları gözlemler, beğendiği ve diğer insanlar tarafından takdir edilen davranışları belleğine kaydeder, gerektiğinde kullanır. Sosyal öğrenme yoluyla öğrenme yaşamsal ve deneyimsel bir yöntemdir. Geçmişte edinilen gözlem ve tecrübeler insanların davranışlarına şekil verir. Bireyler sosyal öğrenme yoluyla çevrelerindeki davranışların modelini inceler ve beğenip isterse gerektiği zaman aynı model davranışı sergiler. Araştırmada sosyal öğrenme kuramının tarihsel gelişimi, model alma yönteminin dayandığı ilkeler ve kavramlar gerekli literatür taramasıyla açıklanmaya çalışılmıştır. İlkokulda Türkçe, matematik, din kültürü, okuma yazma, okuma alışkanlığı kazanma, müzik, hayat bilgisi, sosyal bilgiler, trafik, fen bilimleri ve insan hakları ve yurttaşlık gibi dersler vardır. Bu derslerin hepsinde ilkokul yaş grubu öğrencileri için sosyal öğrenme kuramı uygulanabilir. Örneğin; müzik dersinde herhangi bir enstrüman çalmayı öğretirken öğretmen öğrencilere rol model olabilir ya da insan hakları dersinde öğrencilere adalet ve eşitlik kavramlarını anlamaları için drama yaptırılabilir. Matematik derslerinde sıkça işlem ve problem çözdürülerek bu çözümlerin sonucunda çözebilen öğrencilere ödüller verilerek diğer öğrencilere dolaylı pekiştireçler sunulabilir. Bu sayede matematik dersinde başarılı olan öğrencilerin davranışlarını gözlemleyen diğer öğrenciler de model aldıkları ve güdülendikleri arkadaşlarının davranışlarının aynısını sergileyebilir ve matematik dersinde başarılı olabilirler.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE OYUN BECERİLERİ İLE SOSYAL DUYGUSAL GELİŞİM ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67599</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67599</guid>
      <author>Lügen Ceren GÜNEŞEsra ATAY ,Neriman ARAL ,Lügen Ceren GÜNEŞ  ,Selim TOSUN </author>
      <description>Araştırmanın amacı, okul öncesi eğitime devam eden çocukların oyun becerileri ile sosyal duygusal gelişim arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli, genel tarama modelinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2020-2021 eğitim öğretim yılında okul öncesi eğitime devam eden beş-altı yaş arasında çocuğu olan toplam 389 anne dâhil edilmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan Genel Bilgi Formu, Oyun Becerileri Değerlendirme Ölçeği ve Vineland Sosyal Duygusal Erken Çocukluk Ölçeği ile Google Form aracılıyla 15 Nisan-15 Mayıs 2021 tarihinde çevrimiçi toplanmıştır. Annelere göre, kızların ve bir yıldan daha fazla okul öncesi eğitim alan çocukların oyun becerileri ve sosyal duygusal gelişim puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Dramatik oyun ve geleneksel oyun seven çocukların oyun becerileri puan ortalamalarının, aynı zamanda  günde bir-iki saat ebeveynleriyle etkileşimli oyun oynayan çocukların ise hem oyun becerileri hem de sosyal duygusal gelişim puan ortalamasının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Oyun becerileri ve sosyal-duygusal gelişim puan ortalamalarının çocukların cinsiyetine, okul öncesi eğitim devam etme ve ebeveynleriyle etkileşimli oyun oynama süresine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, oyun becerileri puan ortalamalarının da çocukların en sevdiği oyuna göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Oyun becerileri ile sosyal duygusal gelişim puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda; ebeveynlere çocukların sosyal duygusal gelişimini desteklemede oyun ve oyuncakların önemi konusunda eğitici hizmetler verilmesinin önemli olduğu vurgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ EĞİTİMİ İLE İLGİLİ NİTEL BULGULARIN  META-ÖZETİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68340</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68340</guid>
      <author>Burcu ŞANLIFazilet KARAKUŞ  </author>
      <description>Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık ve duyarlılığı artırmanın en etkili yollarından biri, eğitim kurumlarında uygulanan eğitim programlarının toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımlarına dayalı olarak oluşturulmasıdır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de eğitim ve öğretim alanında toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yapılan çalışmaları bir araya getirerek, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin mevcut durumunu ve gereksinimlerini ortaya koymaktır. Bu çalışmada, sistematik bir derleme çalışması olan meta-özet yöntemi kullanılmıştır. Alanyazında belirli içerme ve dışlama ölçütlerine göre seçilen 14 araştırma raporu, meta-özet çalışmasına dahil edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı bu araştırmada, raporların kalitesini değerlendirmek için Critical Appraisal Skills Programı kullanılmıştır. 14 çalışmadan toplam 152 ifade elde edilmiştir. Bu ifadeler, Qualitative Data Analysis Miner Lite programına girilerek analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular beş tema altında incelenmiştir. Bu temalar: (i) öğrencilerin toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin görüşleri, (ii) öğretmenlerin toplumsal cinsiyet konusundaki bilgisine ilişkin görüşleri, (iii) öğretmenlerin kız/oğlan çocuklarına yönelik toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına ilişkin görüşleri, (iv) öğretmenlere yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi konusunda öğretmenlerin görüşleri, (v) toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi alan öğretmen adaylarının, söz konusu eğitime ilişkin görüşleri şeklindedir. Araştırmanın sonuçları, cinsiyetleri nedeniyle dezavantaj yaşayan bireylerin karşılaştıkları eşitsizlik ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması için, öncelikle eğitim ortamlarında cinsiyet eşitliğine yönelik farkındalık ve duyarlılığın artırılması gerektiğini göstermiştir. Çalışma, toplumsal cinsiyet ve toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin bilgi  birikimi ve görüşler göz önüne alındığında, öğrencilere, öğretmenlere ve öğretmen adaylarına yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimine ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİNTZBERG’İN KOORDİNASYON MEKANİZMALARININ OKUL YÖNETİCİLERİ  TARAFINDAN UYGULANMA DÜZEYİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65973</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65973</guid>
      <author>Mirgül ENTERIEVANezahat GÜÇLÜ  ,Havva DURUSU   ,Ahmet UZUNDERE  </author>
      <description>Araştırmanın amacı, Mintzberg’in koordinasyon mekanizmalarının okul yöneticileri tarafından uygulanma düzeyini belirlemektir. Bu amaçla araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni benimsenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde görevli ilkokul, ortaokul ve lise eğitim kademelerinden 15 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Veriler görüşme formlarıyla toplanmıştır ve içerik analizi ile betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bağlı olarak, Mintzberg’in koordinasyon mekanizmalarının okullarda karşılığı olduğu ve okul yöneticileri tarafından uygulanmakta olduğu belirtilebilir. Okul yöneticilerinin, karşılıklı uyumu okulun iş faaliyetinde ortaya çıkararak doğrudan kullandıkları, bu konuda iletişimin ön plana çıktığı belirlenmiştir.Okul yöneticileri, iletişimi yönetimde bir araç olarak kullandıkları, bu konuda karşılıklı uyum mekanizmasının görevlerin yerine getirilmesinde, iletişimin ön plana çıkarılarak sağlandığı, iletişim aracılığıyla çalışanları etkileyebildikleri ve koordine edebildikleri belirlenmiştir. Okul yöneticilerinin doğrudan denetimi en fazla yetki devri aracılığıyla kullandıkları belirlenmiştir. İş süreçlerinin standartlaştırılması mekanizmasını, öğretmen görev ve sorumluluklarının belirlenmesinde, görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinde müdür yardımcıları ve yönetmelikler aracılığıyla kullandıkları belirlenmiştir. Bunun yanında, idari personelin iş takibinde, kurul, şube ve zümre toplantılarının yapılmasında, öğretim anlamında belirli bir standardın yakalanmasında kullandıkları belirlenmiştir. Ürünlerin standartlaştırılması mekanizmasını ise öğrencilere bilgi, beceri kazandırma, yükseköğretime girebilecek donanım ve yeterliliğe sahip öğrenci yetiştirme, öğrencilerin değerler açısından belirli standartları yakalayarak mezun etmeyi sağlama yoluyla faaliyete geçirdikleri belirlenmiştir. Çalışanların becerilerinin standartlaştırılmasını ise, hizmet içi eğitim, seminerler, öğrencilerin standart becerilere ulaşmasını hedefleme yoluyla sağlamakta oldukları belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN DUYGUSAL EMEK SÜREÇLERİNE YÖNELİK NİTEL BİR ARAŞTIRMA </title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68786</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68786</guid>
      <author>Cemile EVKAYA</author>
      <description>Duygusal emek kavramı, çalışanların duygularını yaptığı işin bir parçası gibi yönetmesi gerektiği görüşüne dayanmaktadır. İşini yaparken duyguların yönetilmesi veya hissedilmeyen duygularının gösterimi günümüzde istihdamın büyük kısmını içinde barındıran hizmet sektöründe bir kural haline gelmiştir. Çalışanlardan müşterileriyle ve mesai arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde güler yüzlü, kibar ve samimi olmaları beklenmektedir. Bu beklenti çalışanları hissetmedikleri duyguları yüzeysel veya derinden rol yaparak yansıtmaya zorlamaktadır. Duygusal emek ekonomik bir değer haline gelen ve birçok örgütsel davranış değişkeninin belirleyicisi haline gelmiştir.&#13;
Bu araştırmanın amacı, duygusal emek eğilimini öğretmenler açısından incelemek ve yüzeysel, derinden rol yapma ve doğal duygu boyutlarıyla değerlendirebilmektir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseniyle yürütülmüş olan bu çalışmanın verileri, yüz yüze görüşme yoluyla yarı yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında İstanbul ili Pendik ve Tuzla ilçelerinde farklı derecelerdeki okullarda görev yapmakta olan 19 öğretmen ile görüşme yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler nitel araştırma yöntemleri doğrultusunda kodlanarak temalar altında toplanmış ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Öğretmenlerinin duygusal emeğe yönelik görüşleri literatürden hareketle “yüzeysel rol yapma, derinden rol yapma ve doğal duygular” kategorileri altında incelenmiştir. Araştırmanın bulgularından elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda öğretmenlerin önemli bir kısmı, duygusal emek gösteriminde öne çıkan duygularında yüzeysel rol yapmayı tercih etmektedir. Öğretmenlerin diğer kısmı ise duygularını derinden rol yapma ve doğal duygular  yoluyla sergilemektedirler.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>11. SINIFLARDA STEREOMETRİK TIP GEOMETRİ SORULARININ ÇÖZÜLMESINDE BİT'İN ROLÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63044</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63044</guid>
      <author>Shahin AGHAZADEAtilla BİNGÖL </author>
      <description>Geometride uzay geometri eğitimi uzun yıllardır en önemli problemlerden biri olmuştur. Uzay-zamanı bükülebilen bir kumaşla karşılaştıran Einstein, fikrini kanıtlamak için kavisli yüzeylerin geometrisini incelemesi gerektiğini fark etti. Bu gelişme, uzay geometrisinden geçmenin mutlaklığını koruyan ve gelişen teknoloji temelli eğitimi öğrencilere daha iyi öğretmek için geometri ve teknolojiyi birleştirmeyi amaçlayan tek taraflı bir gelişme olmuştur. Günümüzde teknoloji tabanlı eğitimin yaygınlaşması ile birlikte uzay geometri kavramı değişime uğramış ve dinamik geometrinin temel bir bölümü olarak “canlı geometri” şeklinde kullanılmaya başlamıştır. Bu yönüyle değerlendirildiğinde canlı geometri kavramının Orta Asya ülkelerinde yaygın olarak kullanılmasına karşın Azerbaycan eğitim programlarında kullanılmaması bu alandaki eksikliği ortaya çıkarmaktadır. Eğitim ile ilgili bilimsel çalışmaların çoğunda deneysel metotlar kullanılsa da, bu çalışma bir soru-cevap çalışması olmayıp diğer programlardan farklı olarak geometri ve teknolojiyi birleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda; Çalışmada bilginin öz kontrolü, daha etkileşimli geometri çalışmalarında artış, dinamik geometri kullanımı, stereometrik problemlerin çözümü, uzaklık, açıların değerlendirilmesi ve matematiğin teorik ve eğitsel süreçleri ele alınmaktadır. Ayrıca öğrencilerin problem çözme yöntemlerinin analizi, bir araç olarak otokontrol yönetimi ve Canlı Geometri hesaplama problemlerinin canlı geometriden stereometrik uygulanarak yönetimi verilmektedir. Bu çalışmada verilen bu bilgilerin pedagojik önemi vardır ve önümüzdeki yıllarda Azerbaycan okullarında uygulanması beklenmektedir. Zira bugüne kadar Azerbaycan okullarında canlı geometri terimi okutulmamış ve bu konuda herhangi bir terim çalışılmamıştır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> AZƏRBAYCAN, TÜRK VƏ RUS DİLLƏRİNDƏ  FEİLİN QARŞILIQ-BİRGƏLİK  VE QAYIDIŞ NÖV KATEQORİYASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64281</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64281</guid>
      <author>Şehrabanı ALLAHVERDİYEVA</author>
      <description>Dillərin  müəyyən bir qismində qarşılıq-birgəlik növ anlayışı müstəqil növ kateqoriyası kimi fərqləndirilməmişdir. Belə ki, rus dilinə diqqət yetirdikdə qarşılıq-birgəlik növ qayıdış növün məna tipi kimi təqdim olunur. Rus dilindən fərqli olaraq müasir türk dilində isə iki və daha artıq subyektin hərəkətlərinin birgəliyini gösdərir, məhz elə bu hərəkətlər qarşılıqlı və yaxud başqasının bir-birinə kömək etməsi mənasında istifadə olunur. Bu kateqoriya özündə iki mənanı ehtiva edir: a) birgəlik və  b) qarşılıq. Türkologiyada da feilin növ kateqoriyası ilə bağlı yazılmış əsərlərdə qayıdış növ müstəqil növ kimi ifadə olunur. Maraqlıdır ki, feilin növ kateqoriyasına tarixi aspektdən toxunan mənbələrdə isə bu növ “ qayıdış-məchul ” növ başlığı altında təqdim olunur. Lakin bizim fikirimizə,qayıdış və məchul növ arasında ciddi şəkildə fərqlər vardır.  Qayıdış növü ifadə edən feillər təsirli feildən yaranıb, daha sonra morfoloji göstərici qəbul etdikdən sonra isə yekunda təsirsiz olur.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MAĞARA ÖZGÜN YARATMA MİMARİSİNİN OLUŞUM SÜRECİ OLARAK DÜNYA İHANET FORMUNUN İMGESEL ÇÖZÜMLENMESİ: İNTERCİVİLİZER TERM ALAŞIMI OLARAK KÜLT ÜST SİSTEMLERİ -BİR DEĞER DEĞİŞİMİ VE DÖNÜŞÜMÜ YARATMA SİSTEMİ OLARAK BİLGİ-</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66249</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66249</guid>
      <author>İmran GÜR </author>
      <description>Medeniyet değerlendirme üst bilim sistemlerinin modernizasyonuna açılım kazandıran temel sistemler açısından Modern Dünyada bilimin &lt;em&gt;école&lt;/em&gt; alaşımsal olunmasıyla dönüşüm kazanan bilgi değerli okunumların tamamı, Dünya hukuk sistemleri toplamına göre değerlendirilen Dünya insan hakları toplam değer eksiltimli yaratma ekol değerlerine göre değerlendirilmesidir. İmgesel okuma sistemine göre yaratmaya özgü sistemleşen &lt;em&gt;özgün mağara&lt;/em&gt; formunun alternatif modernin oluşum sürecinde bilgisel değer kazanmasıdır. &lt;em&gt;Intercivilizer term&lt;/em&gt; dönüşümü sürecinde oluşumu bilim faktörlü &lt;em&gt;milimizer&lt;/em&gt; akademik yapılanmanın moderni dönüştüren bir etki sistemi olarak alaşımsal gelişimlerin moderne özgü değerlendirilmesi boyunca Türk Medeniyet sistemlerinin bir felsefi ekol yapılanması olmasına göre belirlenen üst özgün alaşımsal modernin &lt;em&gt;cult epicist&lt;/em&gt; sistemleri içinde gerçekleştirdiği akım minimalizminin değerlendirilmesi açısından &lt;em&gt;main captive &lt;/em&gt;sistem değerleri &lt;em&gt;main capital&lt;/em&gt; işlevsel kazanım değeridir. Ekol sistemleri değerleri olarak özel terimleriyle varlık kazanan &lt;em&gt;Mavi Akım&lt;/em&gt;’ın içinde yer alan temel sistemler, bir açılım değeri boyunca dizgesel okumaların interdisipliner okuma sonuçlarını düzenlenmiştir. Alternatif modern kültün yaratılmasında İmge faktörel okuma sistemlerinin, temel bir açılım değeri olarak &lt;em&gt;modern capite simetrisine&lt;/em&gt; özgü &lt;em&gt;militer epiquer&lt;/em&gt; özgün okunumunun tüm yaratma düzlemleri boyunca genişleyen ana nehir felsefesi dünya milimist sistem aşılımsal değer dengesini odaklayan sistem bütünlüklü açılım dengesi olarak gerçekleşmiştir. Özgün sürecin yayın felsefesi olarak yaratma sistemlerini gerçekleştiren yaratma felsefesinin aslı olan mağara özgün bir okuma felsefesi içeren &lt;em&gt;nehir bütünlüklü değer &lt;/em&gt;bilginin oluşturduğu düzlemlerin özgünlüğü üzerine yapılan yeryüzü mimarisine dayanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ELBEY SÜLEYMANLI’NIN ATEİSTİN ALLAH’I ROMANINDA ÖLÜM KORKUSU, REENKARNASYON, YARADAN-ZAMAN FELSEFESİ, YALNIZLIK VE ÖZ FARKINDALIK</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68316</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68316</guid>
      <author>Aynur BEŞKONAK</author>
      <description>Azerbaycan yazarı Elbey Süleymanlı’nın ilk romanı &lt;em&gt;Ateistin Allahı’&lt;/em&gt;dır. Roman ruh göçü, ebedi hayat, tasavvuf, Yaradan, zaman, şeytan, ihanet, sadakat, sevgi, güç, egemenlik, bilim, itaatkârlık, modern kölelik, Âli hâkimiyet, Âli maksat gibi geniş konu yelpazesine sahiptir. Romanda dünya düzenindeki birçok olaya farklı açıdan bakan yazar, güncel ve siyasi olayların yanı sıra, mitolojiyi de eserinde zarif bir motif olarak işlemiştir.&#13;
Eserde iki zıt kutbu temsil eden Henri Rotstar’la Cavad Süleymanlı’nın hayatı, istek ve amaçları anlatılır. Henri maddiyatın ve gücün, Cavad maneviyatın sembolüdür. Henri Rotstar dünya genelindeki hâkimiyetini koruma ve devam ettirmek için ebedi yaşamak ister. Tasavvufa benzer bir dini mezhep yaratan Cavad ve arkadaşları dinin insanların yaşadığı çağa göre gelişmesi fikrini savunup dine olan bakış açısını yenilemek isterler. Lakin onların bu düşüncesi kabul görmez, Cavad ve arkadaşları hapsolurlar.&#13;
Uzun yıllardır ölümsüz olmayı arzu eden Henri, bütün ünlü bilim adamlarını onun biyoloji enerjisine uygun biyoloji enerji, yani ruh aramaya ve ruh göçü vasıtasıyla yeni, genç bedende yaşamına devam etmeye seferber eder. Uzun süren aramaların sonucunda genç mahpus Cavad’ın ruhu Henri’nin ruhuna uygun gelir. Henri Rotstar reenkarnasyon yoluyla ruhunu Cavad’ın genç bedenine göçürerek ölümsüz olmak ister. Çevrilme sırasında beklenmeyen bir aksilik yaşanır. Zaman içinde Henri görünüş ve hafıza olarak Cavad’a dönüşür. Fakat maneviyatı ilahi sevgiyle anlam kazanan ruh artık Şeytani bir varlıktır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜRESEL ÇAĞDA TÜRK MUTFAK KÜLTÜRÜNÜN YERİ VE ÖNEMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67439</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67439</guid>
      <author>Nursel DEMİRDEN</author>
      <description>Küreselleşen dünya farklı kültürlerin iç içe girmeye başladığı, etkileşimlerin önceki yüzyıllara göre hızlandığı bir dönem yaşamaktadır. Yüzlerce çeşit geleneksel yemeği barındıran Türk mutfak kültürü de bu durumdan etkilenmektedir. Bulunduğumuz yüzyılda yaşanan teknolojik, ekonomik, sosyolojik gelişmeler yemek kültürümüzde önemli değişimler görülmesine sebep olmuştur.  Çalışma hayatının ve günlük yaşamın, zaman kavramına yüklediği yeni anlamlar, yemek eyleminin sürelerinin kısalmasına neden olmuştur. Sosyal medya gibi toplumun büyük çoğunluğunun dâhil olduğu sosyal ağlar, insanların özel yaşamlarını paylaşmaya olan eğilimi, yemek yenilen mekânlara ve yemek eylemine farklı bir boyut kazandırmıştır. Bunların yanı sıra, dünyayı sarsan Covid-19 virüsünün etkileri, dünya ekonomisinde hemen her şeyi etkilediği gibi yemek sektörünü de etkilemiştir. Virüsün sebep olduğu pandemi süreci, yeme-içme alışkanlıklarımızda önemli değişiklikler yaratmıştır.&#13;
Makalede, yemek sektörü üzerinden Türk mutfağının yaşadığı değişimler ve bunun kültürümüzle olan bağı ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmada, öncelikle geleneksel Türk mutfağının kısa tarihine, ardından Batılı akımlardan nasıl etkilenildiğine yer verilmiştir. Çalışmada, yemek tercihlerimizin geleneksel çizgiden uzaklaşmaya başladığı tespit edilmiştir. Günümüzde bu tercihlerin sağlık-ekonomi-zaman-görsel çekicilik gibi kriterlerle yeniden şekillendiği tespiti, literatürden yararlanılarak anlatılmıştır. Türk mutfağının kültürel açıdan içinde bulundurduğu imgeleri, kültür ekonomimizdeki yeri, kimlik arayışı içindeki günümüz insanının Türk mutfak kültürüyle ilişkisi ele alınmıştır. Restoranların sadece yemek ihtiyacını gidermediği, aynı zamanda görsel yönleriyle kişinin hayatına farklı imajlar kattığı bir çağda, Türk mutfağının yerini sağlamlaştırabilmesi adına yapılabilecekler ifade edilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HERMANN HESSE’NİN BOZKIRKURDU’NU MODERNİZM VE PSİKANALİZ BAĞLAMINDA OKUMAK</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68558</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68558</guid>
      <author>Reyhan CİNDİR</author>
      <description>19. yüzyılın sonunda başlayıp, 20. yüzyılın ortalarında modernizm, toplumun her alanını etkilemiştir. Savaş, yıkım ve endüstrileşme, nüfus artışı sonucu ortaya çıkan modernizm, bu ‘çöküş’ dönemini yaşayan bireyler üzerinde etkili olmuştur. Psikolojinin bilimselleşmesine psikanaliz çalışmalarıyla önemli bir katkı sunan Sigmund Freud, modern dönem insanına etki etmiştir. Topluma yayılıp farklı bir bilinç ortaya çıkaran bu yeni düşünce biçimi ve psikoloji etmeni, sanat, mimari ve müziğe olduğu gibi edebiyata da nüfuz etmiştir.&#13;
1877 yılında Almanya’da dünyaya gelen ve bu yıkım, savaş ve bireyselleşmeye tanıklık eden Hermann Hesse’de modern dönem Avrupa’sında yaşamış olmasına karşın bazı çevreler tarafından antimodernist olarak nitelendirilmektedir. Eserlerinde çağ eleştirisi, doğu mistisizmi, arayış ve yalnızlığın hâkim olduğu konu ve karakterlerle okuyucu karşısına çıkan Hesse, gerçekten de modernizm karşıtı mıdır yoksa eleştirdiği çağın getirdiklerini eserlerine yansıtmış mıdır? Nedensel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, Hermann Hesse’nin bir bunalım dönemindeyken yazdığı şiirlerden dönüştürerek kaleme almış olduğu &lt;em&gt;Bozkırkurdu &lt;/em&gt;adlı eseri modernizm etmenine göre incelenecektir. Araştırma sonuçlarına göre, yazar ekseninde özellikle eserin modernist veya antimodernist yaklaşıma yatkınlığı ve nedeni ortaya konmaya çalışılmaktadır. Ayrıca psikoloji bilimi vasıtasıyla ortaya çıkan psikanaliz tekniği ile eserdeki psikolojik etmenler gözlenmeye çalışılıp araştırma amacımıza katkı sağlaması hedeflenmiştir. Hesse’nin psikanaliz tekniğini bilinçli şekilde kullandı &lt;em&gt;Bozkırkurdu &lt;/em&gt;adlı eserde, modern dönem insanının yaşadığı bunalım, öznellik, arayış gibi unsurların yanı sıra kişilik bölünmesi, dolaylı yoldan hipnoz gibi psikolojik bulgular da göze çarpmaktadır. Elde edilen bu tespite göre otobiyografik öğeler taşıyan &lt;em&gt;Bozkırkurdu&lt;/em&gt; adlı romanın psikanalitik değerlendirilmesi yapılarak, modern dönem edebiyatına bir ışık tutulmaya çalışılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLLÂ EDATININ SEMANTİK VE SENTAKS AÇISINDAN FONKSİYONLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68088</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68088</guid>
      <author>Yaşar Fatih AKBAŞ</author>
      <description>Edatlar, konuşma esnasında ifade edilecek manaya bağlı olarak farklı anlamlar oluşturmak maksadıyla başvurulan bir araçtır. Cümlenin oluşturulması amacıyla isim, fiil ve cümleler arasında bağlantı kurarak fiillerin anlamlarını isimlere aktardıkları gibi isimlerdeki anlamı başka isimlere de aktarırlar. Her edatın cümle içerisinde belirli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Ancak edatların çoğu asıl maksadı dışında birçok anlam ifade edecek şekilde de kullanılabilmektedir. Asıl maksadı dışında birçok anlam ifade edecek şekilde kullanılan edatlardan birisi de asıl görevi istisna manası ifade etmek olan “إلا” edatıdır. Daha çok cümlede belirtilen hüküm açısından bir ayrıklık ilişkisi meydana getirerek kendisinden sonraki kısmı önceki hükmün dışında tutmak maksadıyla kullanılan “إلا” edatı bu işlevi dışında farklı birçok fonksiyona sahiptir. Cümle oluşumunda geniş bir kullanım alanı olan “إلا  ”edatı istisna anlamının yanı sıra atıf harfi olması, idrâb ve istidrâk anlamlarını içerecek şekilde kullanılması, hükmü güçlendirme maksatlı zâid olarak kullanılması, sıfat manası ifade etmesi gibi birçok maksatla kullanılabilmektedir. Ancak ihtimal dahilinde olan bütün anlamlardan ziyade sadece bir anlam ile sınırlı tutulabilmesi bağlam vasıtasıyla anlaşılmaktadır.  “إلا” edatını hem nahiv hem de belâgat açısından ele aldığımız bu çalışmada edat bütün yönleriyle incelenerek kapsamlı bir şekilde edatın anlam, işlev ve özellikleri ortaya koyulmuş ifade edebileceği muhtemel anlamlar kapsamlı bir şekilde verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİCR 9. AYET BAĞLAMINDA KUR’AN’IN KORUNMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65798</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65798</guid>
      <author>Ali KAŞIKIRIK</author>
      <description>Kur’an-ı Kerim’in kıyamete kadar Allah tarafından korunacağı kanaati Müslüman toplumlar nezdinde hiç tartışmasız kabul edilegelen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu korunmuşluk ifadesiyle Kur’an vahyinin Hz. Peygamber’e salimen ulaşmasını ve nüzûlünden itibaren aslını muhafaza ederek günümüze kadar intikal etmiş olmasını kastediyoruz. Kur’an diğer ilahî kitapların uğramış olduğu tahrif ve tebdile maruz kalmamıştır. Kur’an’ın hiçbir ayeti ve kelimesi herhangi bir değişikliğe uğramadan vahyedildiği orjinal şekliyle günümüze kadar gelmiştir. Kur’an’ı Kerim’in bağlılarının bu özgüveninin dayanağı, sadece Kur’an’ı Kerim’in kendi bünyesinde barındırdığı ilahî mesajın onun korunacağını ifade eden pasajları değildir. Bu konuda Kur’an’ın oluşum ve yazılım süreciyle ilgili tarih de bizlere onun aslında nasıl bir ihtimam öznesi olduğunu anlatmaktadır.&#13;
Hz. Peygamber’in yaptığı kültür devrimi, onun okuma ve yazmaya verdiği değer, bu çağrının Medine’de karşılık bularak okuma yazma oranının kısa zamanda artması, artık ezbere dayalı bir kültürden, bir medeniyet olmanın gereği olan- bilim ve bilgi birikiminin ve bu bilginin gelecek nesillere sağlam olarak aktarılmasının yegane unsuru sayılan- yazılı bir kültüre geçişin sağlanması, özelde ise kutsal metinlerin yazımında ta ilk baştan beri bir gereksinim olan yazı ve yazı edevatının gelişimi ve bunların bir şekilde temin edilmesi, Kur’an’ın bu kültürel geçişe sağladığı katkı dikkatle incelendiğinde, bunu nasıl bir mucize ve aslında ‘İlahî bir yardım’ olduğu anlaşılır. Gerek Hz. Peygamber gerekse ondan sonra sahabe tarafından gerekli tedbirler her defasında alınmış ve onlardan bize asla “Bu Kur’an’ı koruyacak olan Allah’tır. Bizim herhangi bir çaba içinde olmamız gerekmez” şeklinde bir ibare rivayet edilmemiştir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KONUŞMA BECERİSİ VE KONUŞMA BECERİSİNİN BEYİN FIRTINASI YÖNTEMİNE GÖRE EĞİTİMİ / مهارة التحدث وآلية تدريسها وفق استراتيجية العصف الذهني </title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67536</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67536</guid>
      <author>Muhammed ÇİÇEK</author>
      <description>Bu çalışma, konuşma becerisi ile beyin fırtınası yöntemi hakkında birtakım bilgiler sunarak ilgili yöntemin, konuşma becerisi eğitiminde kullanılması hususunda detaylı bilgiler vermeyi amaçlamaktadır. Çalışma, dil eğitimi veren tüm eğitim kurumlarını yakından ilgilendiren; dinleme, okuma ve yazma gibi temel dil becerilerinden biri olan konuşma becerisini konu edinmesi ve bu becerinin eğitiminde klasik eğitim standartlarıyla sınırlı kalmayan modern bir eğitim yöntemi olan beyin fırtınası yönteminin benimsemesi açısından önem arzetmektedir. Çalışma, betimsel araştırma metodunu izleyerek beyin fırtınası yöntemi ve konuşma becerisi ile bunlara bağlı alt konuları tafsilatlı bir açıklamaya tabi tutmuştur. Aynı şekilde bu yöntemin konuşma becerisi eğitiminde kullanılması hakkında detaylı bilgiler vermiştir. Çalışmada birtakım sonuçlara ulaşılmış olup bir kısmını şu şekilde sıralamak mümkündür: Konuşma, belirli unsurlara dayalı olan, organize bir süreçtir. Konuşma becerisinin de kendisine özgü birtakım becerilerin olduğu anlaşılmıştır. İletişim öğelerinin; yalnızca gönderici, alıcı, ileti, kanal ve çevre gibi beş öğeyle sınırlı olması gerektiği kanaati hasıl olmuştur. Beyin fırtınasının; değerlendirmeyi geciktirme, sınırsız düşünme, nitelikten önce nicelik, fikir kombinasyonu ve geliştirilmesi gibi temel ilkeleri bulunup uygulanmasında beş adımın izlenilmesi gerektiği saptanmıştır. Öte yandan beyin fırtınasının, konuşma becerisi eğitiminde başarılı bir şekilde tatbik edilebilmesi için birtakım faktörler tespit edilmiştir.&#13;
 &#13;
&lt;h1&gt;ملخَّص&lt;/h1&gt;&#13;
يهدف هذا البحث إلى توضيح مهارة التحدث وما يتعلَّق بها من معلومات ثانويةٌ لها ارتباطٌ وثيق بمهارة التحدث متبوعاً ببيان استراتيجية العصف الذهني؛ وذلك بغرض بيان توظيفها في تدريس مهارة التحدث. ترجع أهمية البحث إلى كونه يهتمُّ بمهارة تسعى إلى تحقيقها والرقيِّ بها كافة المؤسسات المهتمَّة بتعليم اللغات البشرية بجانب كل من مهارات الاستماع والقراءة والكتابة، وإلى كونه يعتني باستراتيجية تعليمية حديثة غير مقتصرةٍ على المعايير التقليدية. يتَّبع البحث المنهج الوصفي، فيصف كلاً من مهارة التحدث واستراتيجية العصف الذهني بصورة مفصَّلة، ثم ينتقل إلى بيان توظيف استراتيجية العصف الذهني في تدريس هذه المهارة. ولقد خلص البحث إلى نتائج من أبرزها: ظهر أن التحدث عملية منظَّمة يعتمد في حدوثه على: الاستثارة، والتفكير، وصياغة الألفاظ، والنطق، وأن مهارة التحدث أيضاً لها مجموعة من مهارات تطلق عليها مهارات مهارة التحدث. وترجَّح أن تكون عناصر الاتصال مقتصرة على: المرسِل، والمستقبل، والرسالة، وقناة الاتصال، وبيئة الاتصال دون غيرها. تبيَّن أن مبادئ العصف الذهني مشتملة على: إرجاء التقويم، وإطلاق حرية التفكير، والكمِّ قبل الكيف، والبناء على أفكار الآخرين، وأن لها خطواتٍ تطبيقيةً تمثَّلت في: طرح المشكلة، وبَلْوَرة المشكلة، وتهيئة جوِّ الإبداع، وتوليد الأفكار بخصوص المشكلة، وجلسة التقويم، إضافةً إلى وجود عوامل تعين على إنجاح توظيفها في تدريس مهارة التحدث.&#13;
الكلمات المفتاحية: اللغة العربية، تعليم اللغة العربية، طرائق التدريس، استراتيجية العصف الذهني، مهارة التحدث.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MODERN SURİYE’DEKİ DÜŞÜNCE VE İLİM ADAMLARININ METİN TENKİDİ GÖRÜŞLERİ  أراء علماء ومفكري سوريا المعاصرين في نقد المتن الحديثي</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67440</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67440</guid>
      <author>Adil ÖZTEKİN</author>
      <description>                                                                                                                                                                                                    ملخص&#13;
ألقت الأوضاع التي عاشتها الأمة الإسلامية في القرن التاسع عشر وما أعقبها من أحداث بظلالها على العلوم الإسلامية والإنسانية. الأمر الذي أنتج ظهوراتجاهات وشخصيات عدة، منها الداعية إلى إصلاح العلوم الإسلامية عموما ومن بينها علوم السنة على وجه الخصوص، ومنها المعترضة على هذه الدعوات لاكتفائها بالموروث القديم. ومن ثم حفل العصر الحديث باتجاهات متعددة ومتفاوتة وشخصيات بارزة حول قضايا نقد المتن الحديثي. وذلك تبعا لنظرتهم لمفهوم السنة وعلومها والأسس التي بنو عليها أفكارهم. ونظرا لمكانة سوريا بين الدول العربية وأثرها الواضح في مجال العلوم الإسلامية، ظهر فيها علماء ومفكرين تناولوا هذا الموضوع بشكل واسع. حيث ظهرت فيها اتجاهات مختلفة من بينها اتجاه يرى بأن عملية النقد قد اكتمل سندا ومتنا، فلا داعي إلى نقد المتن الحديثي، لأنها دعوة متأثرة بالاستشراق تهدف إلى هدم السنة من أساسه. واتجاه يدعو إلى التعامل بشكل إنتقائي للموروث الروائي الذي بين أيدينا، وذلك بعرضه على قواعد نقد المتن بصوره المختلفة، مستندة في ذلك إلى التراث وإلى معطيات العصر الراهن. واتجاه يدعو لنقد المتن لا لأنه قد رضي بنتائجه، وإنما لإثبات فكرة أن الإسلام هو القرآن وحده أو أن الأحاديث في جملتها غير ثابتة، وذلك من خلال التنكر لمعظم التراث. مما أثمر تفاوتا وتباينا في وجهات النظر وأثار كثيرا من الجدل والانتقادات حول قضية نقد المتن الحديثي.&#13;
                                                                             الكلمات الافتتاحية: نقد السند، نقد المتن، الاتجاه التقليدي، الاتجاه الانتقائي، الاتجاه الحداثي.&#13;
 &#13;
On dokuzuncu yüzyılda İslam toplumunun içinde bulunduğu şartlar ve sonrasında yaşanan gelişmeler diğer alanlarda olduğu gibi İslamî ilimleri de etkilemiştir. Bu durum İslam toplumunda yenilikçi ve gelenekçi akımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunların bir kısmı genelde İslamî ilimlerin özelde Hadis ilminin ıslahını istemekte; diğerleri ise gelenekle yetinerek yenilenme hareketlerine karşı çıkmıştır. Söz konusu bakış açıları İslam dünyasında birçok akım ve şahsiyetin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu bağlamda metin tenkidi konularında birden fazla yaklaşım ortaya çıkmıştır. Bu durum, ilgili yaklaşıma sahip kimselerin sünnet kavramına yükledikleri anlam ile yakından ilişkilidir. Konu, İslam dünyasının genelinde olduğu gibi Suriyeli alim ve mütefekkirleri de etkilemiştir. Suriye'nin Arap ülkeleri arasındaki konumu ve İslami ilimler alanındaki belirgin etkisi göz önüne alındığında konu ile ilgili fikir ve tartışmaların önemi ortaya çıkmaktadır. Suriye’de metin tenkidi ile ilgili yaklaşımları üç grupta ele almak mümkündür. Tenkid faaliyetinin sened ve metin açısından tamamlandığını dolayısıyla böyle bir ihtiyacın kalmadığını savunanlar, metin tenkidi girişimlerinin oryantalizmden etkilenerek sünneti tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediğini ileri sürmektedir. Diğer bir yaklaşım, geleneğe ve modern müktesebata dayanarak mevcut hadis malzemesini çeşitli metin tenkidi prensiplerine arz etmenin gerekliliğini savunmaktadır. Üçüncü eğilim ise metin tenkidine daha ideolojik bir yaklaşım sergilemektedir. “Kur’an bize yeter” söylemine sahip olan bu grup, hadislerin otantikliği hususunda bazı çekincelere sahip olmakla birlikte kendi iddialarını desteklemek için metin tenkidi faaliyetlerine başvurmaktadır. Metin tenkidi çerçevesinde gerçekleşen söz konusu tartışmalar Suriye’de çeşitli tartışmaların ortaya çıkmasına ve hadise yönelik farklı bakış açılarının gelişmesine neden olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHAMMED MÜTEVELLÎ EŞ-ŞA’RAVÎ’NİN BİLİMSEL TEFSİRE YAKLAŞIMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68162</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68162</guid>
      <author>Abdurrahman YAPAR</author>
      <description>İnsanların dünya ve ahiret saadetlerini gaye edinen son ilahî kitap ve hitap olan Kur’ân, son derece veciz ve mu’ciz bir yapıya sahiptir. İ’cazı sadece dilsel bir mahiyet ve hüviyet taşımayan Kur’ân, her çağdaki insanların önünü ilmen, fikren aydınlatır ve kesinlik kazanmış olan bilimsel bilgiyle de terslik arz etmez. Başlangıçtan beri İslam âlimleri, böylesine üstün nitelik ve gayeye sahip olan bu kitabın eşsiz mana ve üslûbunu en iyi şekilde anlamak ve bunları insanların dikkat ve istifadelerine sunmak için ciddi bir gayret içerisine girmişlerdir. Bu çalışmalardan bir tanesi de dirayet tefsir çeşidi kapsamında kabul edilen ve Kur’ân’ın ı’’caz ve belagatinden sayılan bilimsel/fennî/ilmî tefsirdir. Biz bu makalemizde Mısırlı âlim olan Şa’ravî’nin “Kur’ân tefsiri konusunda aklıma gelenler, gönlüme inenler” ismini verdiği “havatirî havle’l-Kur’âni’l-Kerim” adlı tefsir çalışmasında ve Kur’ân’la ilgili diğer eserlerinde bilimsel tefsir yaklaşımını ortaya koymaya çalıştık. Şa’ravî, Kur’ân’ın her çağdaki insanlara vereceği bir mesajının olduğunu ve bunun da onun veciz ve mu’ciz olmasının bir sonucu olduğunu düşünmektedir. Mu’ciz olan Kur’ân’ın, kesinleşmiş bilimsel bilgilerle çelişmediğini, bilakis bilimsel bilgiyi teşvik ettiğini savunan Şa’ravî’nin, Kur’ân i’cazını tespit etmek ve onun kendi içerisinde bir bütünlüğe sahip olduğunu ispatlamak için bilimsel bilginin verilerini, kavramlarını ve modern dönemin dilini olabildiğince iyi kullandığı müşahede edilmektedir. Bununla birlikte Kur’ân’ın ve onun beyanı konumunda olan sünnetin ruhuna uygun bir yaklaşım tarzı esas alarak seviyeli bir bilimsel tefsir metodunu ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİTLİS KENTİNİN GÜNÜMÜZE ULAŞAMAYAN HANLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62989</guid>
      <author>Filiz BAŞBAYDAR BELLİNur URFALIOĞLU  </author>
      <description>Eğimli bir alan üzerine konumlanan Bitlis kenti, farklı dönemlere tarihlendirilen çok sayıda dini, askeri ve sivil mimari örneklerine sahiptir. Bu yapılardan hem kent merkezinde hem de kentin farklı noktalarındaki tarihi yollar üzerinde olduğu tespit edilen çok sayıda han ve kervansaray yapısı mevcuttur. Restore edilerek yeniden işlevlendirilen, kullanım şekli değişen veya harap halde bırakılan yapılar yanında; varlığı bilinen ancak çeşitli nedenlerle günümüze ulaşamayan han ve kervansaray yapıları da vardır. Bu yapıların bazıları hakkında fotoğraf ve çizimler, arşiv belgesi gibi verilere ulaşılabiliyorken bazıları yalnızca harita, çizim üzerinde veya tarihi bir kaynakta isim olarak kalmıştır. Çalışma kapsamında; somut verilere sahip han yapıları ele alınmış, tarihi ve mimari özellikleri açılarından değerlendirilmişlerdir. Eldeki veriler ile mevcut durum değerlendirilmesi yapılarak, kentin, günümüzde bilinenden daha gelişmiş bir ulaşım ağı potansiyeline ve yoğunluğuna sahip olduğunun bilinmesi amaçlanmaktadır. Bu ulaşım ağının en önemli göstergeleri köprüler yanında konaklama yapılarıdır. Anadolu’da aralıkları yaklaşık 30 km. ye ulaşan mesafelere yerleştirilen hanlar, Bitlis’te bölgenin çetin coğrafi koşulları nedeni ile kentin bazı noktalarında 5-7 km arasındaki aralıklara yerleştirilmişlerdir. Bu durum, kentte, çetin geçen kış koşullarına karşı ulaşımda yaşanması muhtemel aksaklıkların giderilmesine yönelik hanların inşa edildiğini ayrıca; bölgenin zengin bir ulaşım ağı aksına sahip olduğunu gösterir. Gelişmiş bu ulaşım ağı, aynı zamanda sosyal ve ekonomik olarak bölgenin bir güç merkezi olduğunun da kanıtıdır. Eski Tatvan yerleşiminde, Örenlik Köyü yakınlarında, Rahva ve Başhan arasında, Bitlis kenti merkezinde ve Siirt yönü çıkışında varlıkları bilinen bu yapılar günümüzde ayakta olamasalar da, bu yapıların konum ve mimari özelliklerinin bilinmesi, kent tarihi, ekonomisi ve mimarisi okumalarının farklı açılardan değerlendirilmelerine olanak sağlayacaktır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GALATA’DAKİ ESKİ İNGİLİZ POSTANESİ’NİN YENİDEN KULLANIM SONRASI DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66254</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66254</guid>
      <author>Zeynep ÇOBANHicran Hanım HALAÇ </author>
      <description>Kozmopolit ve çok katmanlı bir dokuda inşa edilen yapılar, bağlamına saygılı ve uygun bir işlevle yeniden kullanıma sunulmalıdır. Yapıya yüklenen yeni değerler, yapının eski kimliğini korumalı, kentin katmanlarını ve kimliğini yaşatmalıdır. Osmanlı Dönemi’nde etkin rol oynayan yabancı postanelerden biri olan Galata’daki eski İngiliz Postanesi, 1859 yılında inşa edilmiş, günümüze kadar farklı işlevlerde kullanılmıştır. Farklı dönemlerde restorasyon çalışmalarına uğrayan eski İngiliz Postanesi, postane işlevini kaybettikten sonra, okul, konut, marangoz atölyesi ve film prodüksiyon şirketi olarak kullanılmıştır. Eski İngiliz Postanesi 2021 yılının ekim ayında bakım ve basit onarımlar geçirerek kültürel üretim mekânı olarak “Postane’ ismiyle yeniden işlevlendirilmiştir. Yeniden işlevlendirilen bu mekân; kafe, dükkân, kütüphane, stüdyo ve terası ile kamunun kullanımına açılmıştır.  Eski bir postane yapısının, farklı zaman dilimlerinde farklı işlevlerinin olması, yapının geçmiş kimliğini zenginleştirmiştir. Bu kimlik yapıya verilecek yeni işlevin belirlenmesinde de etkili bir rol oynamıştır. Paylaşan, üreten ve üretimi destekleyen kültürel merkez olma yaklaşımı ile yeniden işlevlendirilen eski bir postane yapısının farkındalığı, kullanılabilirliği arttırılmıştır. Postane’nin bakım onarım sürecinde yapının özgün mimari elemanlarına ve değerlerine saygılı ve onarıcı bir tutum sergilenmiştir. Yapıya verilen yeni işlev ile yapının kültürel ve ekonomik açıdan çevresine faydalı olması ve kendi geçmişini ve kentin hafızasını koruyup yaşatması amaçlanmıştır.  Bu çalışmada tarihi bir yapıya verilecek yeni işlevin çevreye ve yapının mimarisine uygunluğu mimari, bağlamsal ve sağladığı yararlar açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada belirlenen değerlendirme kriterlerinin ve değerlendirme sürecinin diğer çalışmalar için faydalı olması hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜÇÜK TURİZM KENTLERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BİLEŞENLERİNİN ARAŞTIRILMASI: AKYAKA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67290</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67290</guid>
      <author>Seçil SEÇAL SARIGÜLAslı SUNGUR  </author>
      <description>Doğal ve yerel çevre bağlamında kendine özgü oluşumları ile küçük kentler, günümüzde turizm eğiliminin sıklıkla görüldüğü değerli yerleşimlerdir. Turizm kaynağı oluşturan çevresel ögeler, küçük kentleri birçok ziyaretçinin deneyimine açarken, bu durum çevresel ve sosyokültürel değerlerin sürekliliğinin tartışılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Turizmin, bu çevrelerin gelişimine olumlu katkılar sağlayabileceği bilinen bir gerçektir. Öte yandan, turizme bağlı olarak kentlerin görünürlüğünün artması, kent değerlerinin kaybedilme riskine yol açabilmektedir. Çevresel kaynakların fazlasıyla tüketilmesi, doğal yapının bozulması, kirlilik ve atık durumu, kıyı alanları ve ormanların tahrip edilmesi, kültürel mirasın ve tarihi dokunun zarar görmesi gibi çevresel tahribatlar, turizm hareketliliğinin olumsuz etkilerini yansıtmaktadır. Bu çalışmada, küçük turizm kentlerinde yaşanan doğal ve kültürel çevre bozulmaları sorun alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma ile amaçlanan, ülkemizdeki küçük turizm kentlerinde doğal ve kültürel kaynakların geleceğe taşınmasını sağlayacak sürdürülebilirlik bileşenlerini araştırmak ve doğal çevrenin turizm etkinliğine karşı korunması için öneriler geliştirmektir. Çalışmanın yöntemi, çevre-turizm etkileşiminin ele alındığı uluslararası toplantılar kapsamında geçmişten günümüze çeşitli kuruluşlar tarafından yayınlanmış bildirge, tüzük, sözleşme ve tavsiye raporu niteliğindeki toplam 32 adet dokümanın analizi ve sistematik nitel bir sınıflandırmadan oluşmaktadır. Bu sınıflandırma, birçok verinin analizi ile edinilen turizm göstergelerinin, akademik bilgi süzgecinden geçirilip sentezlenmesiyle oluşturulmuştur. Sürdürülebilirlik bileşenleri içeren bu sınıflandırma, örnek olarak Akyaka kentinde ‘Doğal Çevrenin Korunması’ üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel bir sonucu olarak, doğal çevrenin korunmasında bileşenlerin ortak paydalarda geliştiği saptanmıştır. Bu kapsamda iş birliği, denetim ve koruma bilinci ile doğal çevre bileşenlerine yönelik önlemlerin alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Akyaka kenti üzerinden ele alınan çözüm önerilerinin, benzer sorunlar yaşayan diğer küçük turizm kentlerinin de sürdürülebilirlik değerlendirmelerine olanak tanıyacağı öngörülmektedir. Çalışmanın, ülkemizin özgün yerleşimlerinin varlıklarını koruyabilmeleri için yerel/bölgesel/küresel iş birliklerinin sağlanması ve tüm paydaşların daha iyi kararlar almaları açısından etkili olabileceği ve gelecekteki araştırmalara yönlendiricilik sağlayabileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1939 ERZİNCAN DEPREMİNİN MİMARİ BELLEK ÜZERİNDEN OKUNMASI: “KURMA EVLER ÖRNEĞİ”</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66598</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66598</guid>
      <author>Esin ATABEYLİ ÇAĞLIKYasemen SAY ÖZER  </author>
      <description>Kentler, savaşlar, politik kararlar, tekil ya da büyük ölçüdeki yıkımlar ve doğal afetlerle dönüşür ve değişirler. Yaşanan bu değişimler bazı önemli olaylar ve tarihi ara kesitlerde belirgin olarak görülebilir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) üzerinde bulunan Erzincan kenti, tarihi boyunca büyük hasara uğratan, yıkıcı depremler yaşamış, sürekli yıkılmış ve yer değiştirmek zorunda kalmıştır. 27 Aralık günü 1939 yılında yaşanan depremde kentin tamamına yakını yıkılmış ve 15.600 kişi yaşamını yitirmiştir. Kerpiç dolgulu ahşap iskeletli geleneksel sistemle yapılan evlerin çoğunlukta olduğu, kış aylarında sobayla ısınılan dönemde yaşanan deprem; kentte evlerin çoğunluğunun yıkılmasına yol açmış ve sonrasında sobaların devrilmesiyle çıkan yangınlar nedeniyle kent tamamen harap olmuştur. Ayrıca, II. Dünya Savaşı’nın olumsuz askeri, siyasi ve ekonomik etkileri ortaya çıkmış; 1939 Erzincan depremi sonrasında halk, uzun süre maddi sıkıntılar yaşamış ve barınma sorununa çözüm aramıştır.&#13;
Erzincan kentinin tarihinde yaşadığı depremlerle sürekli yıkılması, yer değiştirmesi ve özellikle 1939 depremiyle birlikte halkın yaşadığı trajik olaylar depreme karşı güvenli konut yapımına önem ve öncelik verilmesine neden olmuştur. Bu çalışmada; Erzincan kent belleği ve halkın yaşantısı açısından ayrı bir değer taşıyan, Erzincan depremi sonucunda özgün bir yapı modeli olarak karşımıza çıkan Kurma Evler incelenmektedir. Çalışmanın amacı, Kurma Evlerin; Erzincan’ın yaşadığı deprem, deprem sonrası halkın yaşamına kattığı değer, kent ve kentli belleğinde yer etmiş önemli bir mimari miras olduğu düşüncesidir. Kurma Evlerin; fay hatları üzerinde bulunan, depremin yıkıcı etkilerinin yoğun biçimde yaşandığı Erzincan yerleşiminde kent ve halkın belleğinde yer etmiş yapılar olması, halkın depremde içinde güvende kalabilmesi açısından barınma sorununu çözen özgün yapı parçalarını oluşturması, sivil mimari miras ve hafıza mekânı olarak halkın yaşamına dair derin izleri barındırdığı düşünülmektedir. Bu yönüyle Kurma Evler üzerine yapılan analiz çalışması ayrı bir önem taşımaktadır. &#13;
1939 depremi sonrası yapılmasına karar verilen Kurma Evlerin; depreme dayanıklılığı ön planda tutularak planlandığı, 1992 yılı depremi ve sonraki süreçte halkın güvenle içerisinde yaşadığı, kente özgü, önemli, özgün yapı parçalarını oluşturduğu görülmektedir. Bu kapsamda çalışmada; depremde yıkılmaya karşı dayanıklı, tek katlı, bahçeli, depremde halkın güvenle içinde kalabileceği, halkın barınma sorununu kapsamlı biçimde çözmek amacıyla yapılan Kurma Evler incelenmektedir. TBMM Tutanaklarında “Takma Ev”, halk arasında “Kurma Ev” biçiminde isimlendirilen yapılara; çalışma boyunca “Kurma Ev” kullanımıyla yer verilmiştir.&#13;
2016 yılından itibarenraştırmacılar tarafından Erzincan Kenti ve Kurma Evler üzerine literatür taramaları ve saha çalışmaları yapılmıştır. Kullanıcılarının istekleri nedeniyle tekil ölçekte yıkılan Kurma Evler; özellikle 2012 yılında yürürlüğe giren 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” kapsamında kentsel dönüşüm yöntemi kullanılarak büyük boyutta yıkım süreci yaşamıştır. Çalışma süreci boyunca yıkımların hızlı biçimde ve artarak sürdürülmesi, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan, mimari miras ve kolektif bellek açısından ayrı bir değer taşıyan Kurma Evler üzerine yapılan çalışmayı zorunlu hale getirmiştir.&#13;
Araştırma, depremin yıkıcı etkilerinin oldukça hissedildiği Erzincan kentinde, halkın barınma sorununa çözüm amacıyla depreme dayanıklılığı ön planda tutularak Avusturya’dan getirtilen Kurma Evlerin planlama kararları, geliş süreci, kent üzerindeki yerleşimi, örnekler üzerinden mekânsal tasarım özelliklerinin belirlenmesini kapsamaktadır. Yerinde incelenmiş, ölçümleri, çizimleri yapılmış, fotoğrafları çekilmiş ve kullanıcılarıyla birebir görüşmeler yapılmış olan Kurma Ev örnekleri, çalışmaya dahil edilmiştir.&#13;
Çalışmada, literatür taraması, resmi kurumlardan edinilen belgeler, TBMM Tutanakları, sözlü görüşmeler, yerinde gözlem, haritalar, çizim ve tespitlerden yararlanılmıştır. Kurma Ev örneklerinin belgelenmesi, fotoğraflar ve çizimlerle mimari tasarım bakış açısıyla kayıt altına alınması gerekli görülmektedir. Yapılan çalışmanın; tasarımcılara yol gösterici olması, gelecek nesillere çalışmalarında ışık tutması, depremin etkilerini önemli ölçüde hisseden Erzincan halkının yaşamına ve kentin sivil mimari belleğine dönük özgün analizler ortaya çıkarması açısından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GAYRİMENKUL PAZARLAMA İŞİYLE UĞRAŞANLARA YÖNELİK SWOT ANALİZİ GELİŞTİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66599</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66599</guid>
      <author>Onur KOYUNOĞLUYeşim TANRIVERMİŞ  </author>
      <description>Gayrimenkuller insanoğlunun en temel barınma ihtiyacını karşılayıp, aynı zamanda iyi birer yatırım aracı olarak görülmelerinden ötürü son 20 yıllık süreçte ülkenin ana dinamiklerinden biri haline gelmiş bulunmaktadır. Nüfus hareketlerinin kentleşme oranını arttırması, yaşanan depremler ve eskiyen stoğun yanında yeni üretime sebep olan diğer etmenlerin varlığı, gayrimenkul sektörünün ekonomik bazı dalgalanmalar karşısında bile son döneme kadar popülerliğini sürdürdüğünü göstermektedir. İrili ufaklı, kurumsal veya kurumsal olmayan birçok firma inşaat işiyle uğraşmakta, üretim yapmakta, geliştirme faaliyetlerini sürdürmekte ve pazarlama aktiviteleri içerisinde yer almaktadır. Bu doğrultuda hem konut üreten firmalar için hem de çoğu yerel bazda tüm gayrimenkul çeşitlerinde faaliyet gösteren emlak danışmanları için dijitalleşmenin her gün üstüne koyarak arttığı mevcut dönemde, yeni nesil gayrimenkul pazarlama faaliyetleri giderek önem kazanmaktadır. Gayrimenkul pazarlama sektörüne dair güçlü ve zayıf pozisyonlara karşılık, muhtemel fırsat ve tehditleri içeren bir SWOT analizi örneği çalışmada tartışılmaktadır. Emlak pazarlama işinin sadece ilan girip beklemekten öte bir faaliyet olduğu, sektördeki birçok etmenden etkilendiği ve sonunda müşteri memnuniyetinin hedef alınması gereken bir anlayışın gerekliliğinden bahsedilmektedir. Gayrimenkul sektörünün birçok disiplinden oluşan kompleks yapısı içerisinde pazarlamayı kolaylaştıran ve zorlaştıran parametrelerin tanımlanması amacıyla geliştirilen niteliksel SWOT matrisi, literatür taraması ve piyasa analizinin değerlendirilmesinden oluşmaktadır. Ayrıcaijital pazarlama tekniklerinin gayrimenkul aracılarına sağlayacağı avantaj ve dezavantajlar yorumlanarak anlatılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL SİNİZM İLE ÖRGÜTSEL SESSİZLİK ARASINDAKİ İLİŞKİ: ÖĞRETMENLER ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63718</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63718</guid>
      <author>Ufuk ORHANEren YAKUT </author>
      <description>Araştırmanın amacı, örgütsel sinizm ile örgütsel sessizlik ilişkisinin öğretmenler üzerinde olumlu veya olumsuz herhangi bir etkisinin olup olmadığını anlamaktır. Bu amaç doğrultusunda 2021 – 2022 eğitim öğretim yılı Manisa ili ve ilçelerinde görev yapmakta olan 248 adet öğretmen örneklem olarak seçilmiştir. Araştırma için kullanılmış olan verilerin toplanmasında demografik ölçek ile birlikte Örgütsel Sessizlik ve Örgütsel Sinizm ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmanın sorunsalı olarak öğretmenlerin okul yöneticileri ve üstlerinden gördükleri davranış ve tavırlarından meydana gelen tutum ve davranışlar olarak belirtilmiştir. Örgütsel Sinizm ve Örgütsel Sessizlik tutumları bir bütün halinde incelenmiştir. Araştırmada verilerin yorumlanmasında tanımlayıcı istatistiksel metotlar, normal dağılım testi, Örgütsel Sinizm ve Örgütsel Sessizlik arasındaki ilişkiyi ölçmek için Pearson Çarpım moment korelasyon analizi ve Örgütsel Sinizmin değişkeninin Örgütsel Sessizlik değişkenine etkisini ölçmek için regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma kapsamında elde ettiğimiz verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; öğretmenlerin örgütsel sinizm ve örgütsel sessizlik algıları üzerinde orta şiddetli ve olumlu yönde bir ilişki olduğu görülmüştür.  Ayrıca araştırmanın bulgularına göre Örgütsel Sinizmin Örgütsel Sessizliği etkilediği görülmektedir. Öğretmenlerin medeni durumlarının örgütsel sinizm üzerinde, öğretmenlerin yaş değişkeninin özellikle 25 – 39 yaşları arasında olan kişilerin orta düzeyde etkili olduğu ve son olarak da öğretmenlerin yaşlarının örgütsel sessizlik üzerinde öğretmenlerin mezuniyet durumlarının örgütsel sinizm algıları üzerinde etkili olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YEREL VE ULUSLARARASI KURULUŞLARIN KENTSEL GÖÇ YÖNETİMİ VE KENT EKONOMİSİNE YÖNELİK İŞBİRLİKLERİ: BİLGİ MERKEZLERİ (BİLMER) ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68046</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68046</guid>
      <author>Ahmet YAMAN</author>
      <description>Göç küresel bir etkiye sahip olmakla birlikte yerel ve ulusal sorunların kesişiminde yer almaktadır. Birleşmiş Milletler Küresel Göç Veri Tabanına göre 2020 yılında 281 milyon insan doğduğu veya vatandaşı olduğu ülkenin dışında yaşamaktadır. Her geçen gün çatışma ve şiddet nedeniyle yerinden edilen kişi sayısı artmaktadır. Dünyadaki mülteci ve sığınmacıların çoğu düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Göç olgusu iki yüzlü bir madolyon olarak tanımlanabilir. Bir yandan göçmenler toplumsal ve ekonomik düzeni olumsuz etkilerken diğer yandan göçmenler ev sahibi ülkenin kalkınmasına katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle göç yönetiminin gelişimine yönelik politikaların belirlenmesi kaçınılmazdır. Yerel, ulusal ve sivil toplum kuruluşları, göçün olumsuz etkilerini azaltmak için kentsel ve kamu politikası geliştirmek ve uygulamak için birlikte çalışmaktadır.  Bu çalışmada, kentsel göç politikası ve kent ekonomisi açısından yerel ve uluslararası kuruluşlar önemli bir rol oynamaktadır. Bu işbirliği rolünü incelemek amacıyla Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) desteklediği esnaf ve sanatkarlar odaları birlikleri ve belediyeler tarafından yürütülen Bilgi Merkezi (BİLMER) projesinden yararlanılmıştır. Bu makalede, yerel ve uluslararası aktörlerlerin işbirliklerinin yalnızca mülteciler üzerindeki olumsuz etkileri azaltmakla kalmayıp aynı zamanda yerel ortakların kurumsal kapasitelerini geliştirmeye de yardımcı olduğunu ileri sürülmektedir. Araştırma kapsamında, yerel ve uluslararası kuruluşların işbirliğinin üç tematik alanı güçlendirdiğini görülmüştür. İlk alan ortaklık/işbirlikleridir. Buna göre, öncelikle fiziksel iyileştirmeler, iletişim kanalı kurma ve yerel aktörlerin personelleri için kapasite geliştirilmiştir. İkincisi, yerel ve uluslararası aktörlerce yürütülen proje, yerel yöneticiler düzeyinde yönetişim kapasitesini artıran aktif bir rol oynamaktadır. Proje faaliyetleri sayesinde, tüm aktörler yönetişimin bir parçası olması ve tecrübelerini paylaşması sayesinde ortaklığın kentsel alanlarda göçü yönetme yeteneğini geliştirdiği ileri sürülmektedir. Son olarak, yerel düzeyde uluslararası aktörlerle işbirliğinin sosyal ve ekonomik bir katkısı da vardır. Bu işbirlikleri sayesinde sosyal ve ekonomik transferler yerel ve göçmen topluluklar arasındaki sosyal uyumu güçlendirmektedir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ULUSLARARASI TİCARET ÜZERİNDEKİ KISITLAMALAR VE EKONOMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68044</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68044</guid>
      <author>Mustafa Doğukan ÇAKMAK</author>
      <description>Uluslararası ticaret, ülkeler arasındaki mal ve hizmetlerin dolaşımını ve yatırımı sağlar. Bu doğrultuda dış ticaret ülkelerin ekonomik büyümesini ve gelişmesini desteklerken, aynı zamanda ülkeler arasındaki ticaretin rekabetçi ve adil olmasını sağlamak amacıyla devletler uluslararası serbest ticareti destekleyen hukuk kurallarını benimsemelidir. Küreselleşme sonucu, ticaret hacmi giderek artmıştır. Ancak, devletler iç piyasalarını korumak amacıyla dış ticareti kısıtlayıcı araçlar kullanabilmektedir. Ticaret kısıtlamaları, gümrük tarifeleri, ithalat-ihracat kotaları, vergi ve harçlar, döviz kuruna müdahale ve sanayi politikaları gibi tedbirlerdir. Uluslararası serbest ticareti kısıtlayan bu devlet müdahaleleri ülkeler arasındaki ticaretin azalmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu regülasyonlar ülkelerin dış ticaret açıklarının artmasına ve büyüme hızlarını yavaşlamasına ve ülkeler arasındaki ticaretin daha az verimli hale gelmesine yol açabilmektedir. Bu sınırlamalar ayrıca, ülkelerin üretim maliyetlerinin artmasına ve maliyet enflasyonuna neden olabilmektedir. Ticaret kısıtlamaları ayrıca ülkeler arasındaki ticaretin daha az etkili hale gelmesine neden olur. Bu durum, ülkelerin dış ticarette daha az rekabetçi hale gelmelerine ve daha az inovasyon ve teknoloji üretmelerine neden olabilmektedir. Dolayısıyla uluslararası ticaretin devlet müdahaleleri ile kısıtlanması ülkelerin ekonomik büyüme potansiyelini azaltacak bir unsurdur. Devletlerin rolü uluslararası ticaret için önemlidir. Devletler, dış ticareti kısıtlamak yerine, desteklemek konusunda politikalar izlemelidir. Bu, ülkelerin ekonomik büyüme potansiyelini arttırırken, aynı zamanda ülkeler arasındaki ticaretin rekabetçi ve adil olmasını sağlayacaktır. Devletlerin serbest ticaret anlaşmalarına taraf olması, ülkeler arasındaki ticareti serbestleştirerek ticareti daha verimli hale getirebilir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>18. YÜZYIL SONUNDA AKLİMAN KALESİ VE KALEDE BULUNAN GÖREVLİLERİN MAAŞI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67280</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67280</guid>
      <author>Sema BÜYÜKYABAT</author>
      <description>Osmanlı Devleti için Akdeniz’de bulunan Kıbrıs Adası oldukça önemlidir. Buna binaen antik çağlardan beri ticari ve coğrafi öneme sahip olan Kıbrıs’ın fethi için çalışmalara başlanmıştır. 1571 yılında Kıbrıs Adası’nın fethi sırasında ve sonrasında İçel’in Silifke ilçesine bağlı Taşucu bölgesinde bulunan Akliman önemli rol oynamıştır. Ada’ya olan yakınlığı sebebiyle Kıbrıs ile Anadolu arasındaki deniz yolu için önemli bir limandı. Asker sevkiyatı ve güvenliğin sağlanması için 1572 yılında buraya bir kale yapılmasına karar verilmiştir. Osmanlı mimarisine uygun şekilde inşa edilen kalenin korunması için muhafız ve askerler yerleştirilmiştir. Kale, ticaret ve yol güvenliğinin sağlanması gibi görevleri yerine getirmesi sebebiyle Osmanlı Devleti için kilit bir noktada bulunmaktadır.&#13;
Kalede bulunan askerlerin maaşları Kıbrıs cizyesi malından ödenmiştir. Kaleyi korumakla görevli asker sayısı arşiv belgelerinde genellikle 51 nefer olarak belirtilmiştir. Yıllık 50.000 akçe ile 45.000 akçe tutarında bir maaş ödenmesi uygun görülmüştür. Ancak belirlenen maaşların Kıbrıs’ta bulunan muhassıllar tarafından ödenmesi sırasında farklı uygulamalar yapılmış, sıkıntılar yaşanmıştır. Ada’da on yıl süreyle muhassıllık yapmış olan el-Hac Abdülbaki Ağa zamanında da yaşanan bu sorunlar sebebiyle durumun düzeltilmesi için Osmanlı Devleti emr-i şerifler göndermek zorunda kalmıştır. Bu çalışmanın amacı Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki belgelerin incelenmesi suretiyle Akliman Kalesi’nin Kıbrıs ve Osmanlı Devleti için önemini, aynı zamanda kalede görev yapan askerlerin maaş ödemeleri konusunda Ada’nın idarecileri ile yaşadıkları sorunları ortaya koymaktır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENT İÇİ RAYLI SİSTEM YATIRIMLARININ FİNANSMANI: ANKARA İLİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68283</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68283</guid>
      <author>Sevilay BOSTANCIYeşim TANRIVERMİŞ </author>
      <description>Bu çalışma, Ankara ilinde kentsel raylı sistem yatırımlarında finansman yöntemlerine çözüm getirmeyi ve bunlarla ilgili sorunları bir örnek olay olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Kaynak araştırma verileri ve Ankara Büyükşehir Belediyesi altyapı projeleri verileri analiz edilerek ulaşım yatırımlarında kullanılan finansman yöntemleri incelenmiş ve proje finansman modellerine olan ihtiyaç tanımlanmıştır. Metro hatlarının ekonomik ve finansal analiz sonuçlarına göre, metro yatırımlarının geri dönüş süresinin çok uzun olduğu ve iç verim oranının ortalama sermaye maliyetinin altında olduğu tespit edilmiştir. Finansal analiz sonuçlarına göre özel sektör, büyük miktarlarda sabit sermaye yatırımı gerektiren metro yatırımları gibi altyapı projelerini merkezi hükümet garantisi olmaksızın gerçekleştirememektedir. Özel sektörün ulaştırma yatırımlarını yap-işlet-devret veya diğer finansman modelleri ile gerçekleştirebilmesi teknoloji, finansman kaynağı talebi ve yatırımların büyüklüğü gibi hususlar düşünüldüğünde mümkün değildir ve birçok belediyenin bu tarz projeler için iç ve dış finansman kaynakları yetersiz kalmaktadır.&#13;
Sonuç olarak, yerel yönetimler ve merkezi yönetim kentsel raylı sistem yatırım projelerini iş birliği içerisinde geliştirmeli ve kentsel ulaşım problemlerinin çözümüne yönelik iş modelleri ortaya koymalıdır. Bu konuda alternatif finansman modelleri geliştirilmelidir. Türkiye'de proje finansmanı, değer artışının vergilendirilmesi, yasal ve hukuki altyapı oluşturularak gelir ortaklığı modellerinin uygulanması alternatif modeller olarak değerlendirilebilir. Metro gibi büyük kaynak gerektiren altyapı projelerinin finansmanında diğer alternatif modeller arasında kamu-özel sektör ortaklıkları, gayrimenkul yatırım ortaklıkları veya İslami finansman ve tahvil gibi sermaye piyasası araçlarının kullanılabilmesi yer almaktadır. Yerel yönetimler, ulaşım ve altyapı çalışmalarında proje geliştirme, değerleme ve uygulama süreçlerinde gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarına ihtiyaç duyulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FUTBOL TARAFTARLARININ PANDEMİ KISITLAMALARI DÖNEMİ TARAFTARLIK DENEYİMLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68486</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68486</guid>
      <author>Gökhan ÇAKMAKZekiye BAŞARAN  </author>
      <description>Giriş ve Amaç: Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının açıklanmasından sonra 12 Mart 2020’de maçların seyircisiz oynanması kararı alınmış, 19 Mart 2020 tarihinde ise Türkiye Futbol Süper Ligi’nin ertelenme kararı açıklanmıştır. 12 Haziran 2020’de maçlar başlamış ve sezon seyircisiz olarak tamamlanmıştır. 2020-2021 sezonunun ilk yarısı da seyircisiz oynanmıştır. 2021-2022 sezonu ise tribünlerin %50 kapasite ile açılması kararıyla başlamış, 9 Kasım 2022 tarihinden itibaren tribünlere %100 kapasite ile seyirci alınmaya başlanmıştır. Bu araştırmanın amacı, pandemi kısıtlamalarından önce ve kısıtlamalardan sonra stadyumlarda maç izleyen futbol taraftarlarının pandemi kısıtlamaları dönemindeki deneyimlerini araştırmaktır.&#13;
Yöntem: Bu çalışma tarama modeli ile yapılmış nicel bir araştırmadır. Tarama modelinde cevaplar sıklık dereceleri ve yüzdeler şeklinde raporlanır ve bu model birçok bilginin bir arada sunulabilmesi açısından avantajlıdır. Araştırma kapsamında pandemi kısıtlamalarından önce ve sonra futbol stadyumlarında maç izleyen toplam 292 taraftara ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcılara yöneltilen sorular araştırmacılar tarafından oluşturulan 26 soruluk bir soru havuzu içerisinden alanda uzman 3 akademisyenin görüşleri de alınarak belirlenmiştir. Bu araştırmada katılımcılara demografik özelliklerine yönelik 7 soru ile 5’li likert tipinde hazırlanmış 20 sorudan oluşan “pandemi kısıtlama deneyimlerini” öğrenmeye yönelik anket uygulanmıştır. Veriler Google Formlar aracılığıyla elde edilmiştir. Oluşturulan anket linki futbol taraftarlarının sosyal medya gruplarında paylaşılmıştır. Veriler SPSS 25.0 paket programında analiz edilmiştir.&#13;
Bulgular ve Sonuç: Katılımcıların çoğu erkek (%90,4), 20-29 (%41,1) ve 30-39 (%41,1) yaş grubunda, 00FCniversite mezunu (%54,1), 15000 TL ve üzeri aylık gelire sahip (%30,1), Galatasaray taraftarı (%28,8), takımının maçlarını stadyumda ayda 4 kez ve daha fazla izleyen (%69,9) kişilerdir. Futbol taraftarlarının tribünlerde maç izleyememekten (x̄=4,32) ve takımını destekleyememekten üzüntü/acı duydukları (x̄=4,31), stadyumda maç izlemeyi özledikleri (x̄=4,47), takımlarından haberdar olmaya çalıştıkları (x̄=4,53), kısıtlamaların olduğu dönemde de takımının maçlarını televizyondan takip ettikleri (x̄=4,58) öne çıkan sonuçlar olmuştur. Ayrıca taraftarların futbolu güzelleştiren bir unsur olduğunu düşündükleri (x̄=4,82) analiz sonucunda öne çıkan ifadelerden bir diğeridir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜLTÜREL MİRASIN TANIMLANMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66786</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66786</guid>
      <author>Gülşah HALICI</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kitap İncelemesi: Chimamanda Ngozi Adichie, Keder Üzerine Notlar, Fourth Estate, 2022, s. 96, ISBN-13: 9780008470333</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67761</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67761</guid>
      <author>Eren BOLAT</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MAKÂSIDIN ÜÇ İLKESİ, (Ahmed er-Reysûnî, Çev. Mustafa Maşalı,  İstanbul: Pınar Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2020, 100 sy.)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68875</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68875</guid>
      <author>Nizamettin ERGÜVEN</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


