






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2024 Sayı Year: 17 - Number: 100</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3069</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKLE İLGİLİ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE MATEMATİKSEL MODELLEME ETKİNLİKLERİNİN UYGULAMA SÜREÇLERİ </title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75899</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75899</guid>
      <author>Özlem ÇELİKKOLYasin SOYLU  </author>
      <description>Disiplinler arası öğrenme yöntemlerinin ön plana çıktığı son zamanlarda sürdürülebilirlik ve çevresel sorunların ele alındığı görülmektedir. Matematik eğitimi içerisinde sürdürülebilirlik bağlamının nasıl yer alabileceği, bu bağlamda ele alınan matematik eğitimi sürecinde matematiksel bilgi ve becerilerin kazanılması konusundaki kaygılar ön plana çıkmaktadır. Özellikle disiplinler arası öğretim modellerinde matematiğin geri planda kalması, ilişkili görülmemesi gibi sorunlar  etkinlikler esnasında matematiksel bilgi ve becerilerin ön planda yer almadığı düşüncelerine yol açmaktadır.  Bu araştırma matematik dersi kapsamında sürdürülebilirlik bağlamında matematiksel modelleme etkinliklerinin uygulama sürecini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma bir durum çalışması olarak uygulanmıştır. Araştırma iki aşamalı olarak planlanmıştır. Bu aşamalardan ilki sürdürülebilirlik ve sosyoekolojik sorunlar bağlamında matematiksel modelleme etkinliklerinin oluşturulmasıdır. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında Oluşturulan Havamızı Temizleyelim, Kent Parkımız ve Rüzgârdan Sürdürülebilir Enerji etkinliklerinin öğrencilerle ele alınması araştırmanın ikinci aşamasıdır. Araştırma 3 adet sekizinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmacılar tarafından geliştirilen dört adet sürdürülebilirlik bağlamında matematiksel modelleme etkinlikleri öğrencilerle ele alınmıştır. Öğrencilerin matematiksel modelleme etkinliklerini çözüm süreçlerinin yanı sıra sürdürülebilirlik, sosyoekolojik ve çevresel sorunlara yönelik farkındalık gözlemlenmiştir. Öğrencilerin matematiksel modelleme etkinliklerini çözüm sürecinde matematiksel modelleme aşamalarını gerçekleştirdikleri, matematiksel süreçleri ortaya koydukları gözlemlenmiş ve bu aşamalarda sürdürülebilirliğe yönelik söylemlerde bulundukları belirlenmiştir. Sürdürülebilirlik ve sosyoekolojik sorunlar bağlamında ele alınan modelleme etkinliklerinde öğrencilerin hem disiplinler arası hem de matematiksel bilgi ve becerilerini ön planda kullanabildikleri ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKULLARDA YÜRÜTÜLEN PROJE ÇALIŞMALARININ ETKİNLİĞİ: ÖĞRETMEN PERSPEKTİFİNDEN BİR İNCELEME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76961</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76961</guid>
      <author>Sevtap ARSLANAli GÖÇER  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif';"&gt;Eğitim; öğrencilerin bilgi, beceri ve tutumlarını geliştirmek amacıyla sürekli evrilen bir süreçtir. Bu süreç içinde öğretim yöntemlerinin çeşitlenmesi ve öğrenme deneyimlerinin zenginleştirilmesi, eğitimin temel amaçları arasında yer almaktadır. Ortaokul yılları, öğrencilerin akademik ve sosyal becerilerinin şekillendiği kritik bir dönem olarak kabul edilir. Bu evrede yürütülen proje çalışmaları, öğrencilerin çok yönlü düşünme becerilerini geliştirmelerine olanak tanıyan değerli eğitim araçlarındandır. Bu çalışmalar, öğrencilerin gerçek dünya problemlerine uygulamalı çözümler geliştirme fırsatını sunar ve böylece teorik bilginin pratiğe dökülmesine aracılık eder.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif';"&gt;Bu çalışma, ortaokul düzeyinde Türkçe derslerinde uygulanan proje çalışmalarının öğretmen gözlemleri ışığında etkinliğini analiz etmektedir. Nitel araştırma yöntemi benimsenerek, Milli Eğitim Bakanlığında görevli Türkçe öğretmenlerinin katılımıyla yürütülen çalışmada, öğrencilerin bireysel ve grup halinde yürüttükleri proje çalışmaları ele alınmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler, veri toplama aracı olarak kullanılmış ve elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif';"&gt;Araştırma bulguları; öğrencilerin bilişsel, duyusal ve psikomotor becerilerini geliştirmek için proje çalışmalarının nasıl kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Proje çalışmalarının işlevselliği, karşılaşılan zorluklar ve öğrenci gelişimine sağladığı katkılar öğretmen görüşleri ile detaylandırılmıştır. Proje çalışmalarının, öğrencilerin bilgiye erişimini, özgün düşünce üretmelerini ve somut ürünler ortaya koymalarını nasıl teşvik ettiği incelenmiş, öğrenci motivasyonu ve derse katılımındaki artış gibi pozitif etkileri vurgulanmıştır. Araştırma, proje çalışmalarının değerlendirme süreçlerindeki rolüne ve eğitimdeki etkin kullanımına dair somut sonuçlar ortaya koymuştur. Çalışma eğitimciler için öğrencilerin becerilerini geliştiren ve onları aktif öğrenmeye teşvik eden proje çalışmalarının etkinliği üzerine öğretmenlerin görüşlerini sunmakta ve bu çalışmaların &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt; &lt;/span&gt;daha etkili ve işlevsel hale getirilmesi için önerilerde bulunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE ÖĞRENCİLERİNİN OKUL TÜKENMİŞLİK YAŞANTILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ: SİSTEMATİK BİR DERLEME ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76448</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76448</guid>
      <author>Eda TATLIİsmail SEÇER   ,Caner SUNAY  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; margin: 0cm 1.0cm .0001pt 42.55pt;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: Arial;"&gt;Okul tükenmişliği, son yıllarda öğrencilik yaşamını etkileyen önemli bir problem alanı olarak dikkat çekmektedir. Bu bağlamda gerçekleştirilen araştırmaların sistematik bir derlemesi ve analizi, konunun genel çerçevesini ortaya koymak adına büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı da Türkiye'de okul tükenmişliği üzerine yapılan bilimsel yayınları inceleyerek mevcut literatürü değerlendirmektir. Bu amaçla YÖK Tez, Google Akademik ve ULAKBİM dergipark veri tabanlarında 2018-2022 yılları arasında yayınlanmış ve açık erişimli 6 tez ve 12 makale olmak üzere toplam 18 çalışma bu kapsamda incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda elde edilen bulgular, okul tükenmişliğinin çeşitli değişkenlerle ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Akademik başarı, ailenin okula katılımı, akademik dayanıklılık, akademik güdülenme, okula bağlılık, okul iklimi, okula karşı tutum, okula yabancılaşma, sınav kaygısı ve okul terkinin akademik değişkenler bakımından; anne baba tutumu, akran ilişkisi, değerler, kişilik özelliği, sosyal destek, öz düzenleme, öznel iyi oluş, mizah tarzı, facebook bağımlılığı, siber zorbalık, siber mağduriyet, aleksitimi, depresyon ve kaygının psikolojik nitelikler bakımından; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Calibri Light'; mso-bidi-theme-font: major-latin; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;cinsiyet, okul türü, liseyi yatılı/gündüzlü okuma ve sınıf düzeyinin ise&lt;/span&gt;&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Calibri Light'; mso-bidi-theme-font: major-latin; mso-ansi-language: TR;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Calibri Light'; mso-bidi-theme-font: major-latin; mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;demografik nitelikler&lt;/span&gt; bağlamında &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: Arial;"&gt;okul tükenmişliği ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Calibri Light'; mso-bidi-theme-font: major-latin; mso-ansi-language: TR;"&gt;Elde edilen bulgular alan yazın bağlamında değerlendirilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: Arial;"&gt;Bu bulgular, okul tükenmişliği konusunda yapılacak araştırmaların geniş bir perspektiften ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Okul tükenmişliği konusunda yapılan çalışmaların sadece akademik değişkenlerle değil, aynı zamanda psikolojik ve demografik değişkenlerle de ilişkili olduğu görülmektedir. Bu derleme çalışması, okul tükenmişliği konusunda yapılan araştırmalara yeni bir bakış açısı getirmekte ve ilerleyen çalışmalara yol gösterebilecek niteliktedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VELİ-OKUL İŞBİRLİĞİ ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75356</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75356</guid>
      <author>Demirali Yaşar ERGİNCoşkun DOĞAN  ,Semih ÇAYAK  </author>
      <description>Araştırmalar, aile ve okul arasındaki ilişkinin okuldaki öğrenci başarısı üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Çocuğun yetiştirilmesinde aile önemli bir rol oynar ve okul ile aile arasındaki işbirliğinin önemi her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Bu nedenle velilerin bu süreçte öğretmen ve okul yöneticileri ile koordineli çalışmaları beklenmektedir. Beklentilerinin dikkate alınmadığını düşünen bir ebeveyn, çocuğunun okuldaki eğitim süreci hakkında öğretmen ve yönetici gibi okuldaki diğer aktörlerle aktif olarak işbirliği yapmaz.&#13;
Bu çalışmanın amacı, öğrenci velileri ile okulun diğer paydaşları arasındaki işbirliği, iletişim ve paylaşımı belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmektir. Çalışma 336 katılımcı ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında internet tabanlı yöntem kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan “Veli-Okul İşbirliği Ölçeği (VOKİ)” kullanılmıştır. Ölçek 5 alt ölçek ve 4’lü derecelemeli 30 Likert tarzı maddeden oluşmaktadır.&#13;
Çalışma 1: Alt boyutların belirlenmesinde ölçek geliştirme istatistiği olarak Varimax rotasyonlu AFA (açımlayıcı faktör analizi) kullanılmıştır. Güvenirliği belirlemek için madde-toplam korelasyon katsayısı ve madde-kalan korelasyon katsayısı, Cronbach ve Rulon katsayısı hesaplanmıştır.&#13;
Çalışma 2: Ölçek AFA (açımlayıcı faktör analizi) ve madde analizi ile yapılandırıldıktan sonra DFA (Doğrulayıcı Faktör Analizi) ile yapı geçerliği test edilmiştir. CFA modelinin uygunluğunu test etmek için CFI (Karşılaştırmalı Uyum İndeksi) ve RMSEA (Yaklaşıklığın Ortalama Karekök Hatası) uyum indeksleri kullanılmıştır. Bu kriterler göz önünde bulundurularak ölçekler için DFA modelleri oluşturulmuştur. Ölçeğin geçerli, güvenilir ve istatistiksel işlemler sonucunda kullanılabilir olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİKRO ÖĞRETİM TEKNİĞİNİN İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNİN DİNLEME VE KONUŞMA BECERİ TUTUMLARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75870</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75870</guid>
      <author>Türkan KORKMAZEmine BALCI </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 0cm 1.0cm .0001pt 42.5pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif';"&gt;İlkokulda dört temel becerinin gelişiminin en üst düzeyde olabilmesi için öğretmenler tarafından birçok yöntem ve teknik kullanılmaktadır. Dil becerilerinin gelişiminde kullanılan tekniklerden biri de mikro öğretim tekniğidir. Bu çalışmanın amacı da mikro öğretim tekniğinin ilkokul öğrencilerinin dinleme ve konuşma beceri tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Antalya ilinin Alanya ilçesinde bulunan bir ilkokulda öğrenim gören 64 üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada, araştırma problemine bağlı olarak nicel araştırma yöntemlerinden olan&lt;span style="color: black;"&gt; &lt;/span&gt;ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Daha önceden oluşturulmuş gruplar olduğu gibi alınarak biri deney diğeri kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Belirlenen deney (n=32) grubuna mikro öğretim tekniğiyle, kontrol (n=32) grubuna ise geleneksel yöntemle 10 hafta boyunca dil eğitimi uygulamaları verilmiştir. Mikro öğretim tekniğinin uygulanması sürecinde öğrencilere tekniğin ilk ve son aşamalarında Katrancı (2013) tarafından hazırlanan ‘Dinlemeye Yönelik Tutum Ölçeği’ ve Aktay (2022) tarafından hazırlanan ‘İlkokul Öğrencilerine Yönelik Konuşma Becerisi Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 29 paket programı kullanılmıştır. Bu verilere göre deney grubuna uygulanan mikro öğretim yönteminin kontrol grubuna uygulanan Türkçe Öğretim Programı etkinliklerine göre öğrencilerin dinleme ve konuşma beceri tutumlarına çok daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca bakıldığı zaman sınıf öğretmenlerine ilkokul öğrencilerinin dinleme ve konuşma becerilerinin geliştirilmesi için yapılan çalışmalarda mikro öğretim yönteminin uygulanması tavsiye edilmektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAŞBAKAN ADNAN MENDERES’İN YURT GEZİSİNE BİR ÖRNEK: 8 KASIM 1955 GÜNÜ YAPILAN AMASYA GEZİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76170</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76170</guid>
      <author>Turgut İLERİ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; margin: 0cm 1.0cm .0001pt 42.55pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Türkiye’de1946 yılında Demokrat Parti (DP)’nin kurulması ile çok partili sisteme geçilmiştir. Ardından 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan seçimle iktidar el değiştirmiş, yeni kurulan DP iktidar olmuştur. 27 Mayıs 1960 tarihine kadar yönetimde kalan parti, askeri darbe ile iktidardan uzaklaştırılmıştır. 1950 yılında iktidara gelişini sağlayan seçimlerde, rakip partiye üstünlük kuran DP, 1954 seçiminde oy kaybına uğramasına rağmen yine de çoğunluğa sahip olmuştur. 1957 yılında yapılan seçimde ise oy oranında düşüş olmakla birlikte yine hükümeti kurmuş, 27 Mayıs 1960 tarihine kadar ülke yönetiminde söz sahibi olmuştur. Bu süreçte yapılan seçimlerin kazanılmasında siyasilerin tüm köy, kasaba ve yerleşim yerlerine giderek, halkla temas kurmalarının büyük rolü olmuştur. Ülkemizde seçim süreçlerinde halka gidilmesi, onların talep ve önerilerinin alınması, şikâyetlerinin dinlenmesi klasik seçim yöntemlerinden olmakla birlikte zaman zaman seçim süreci dışında da siyasilerin taşraya gezi yapmaları ve halkı yerinde ziyaret etmeleri gelenek haline gelmiştir. Çok partili sisteme geçişle birlikte, iktidarın değişmesi sonucu yeni kurulan hükümetin başbakanı Adnan Menderes de her siyasetçi gibi seçim dönemlerinde ve seçim dışındaki zamanlarında politikalarını anlatmak, izlenen politikaların muhasebesini yapmak veya seçmen tepkileri ile onların istek ve ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek amacıyla yurt içinde gezi ve ziyaretlerde bulunmuştur. Bu gezilerden biri de 8 Kasım 1955 günü Amasya’ya yapılan gezidir. Çorum’da yapılacak olan çimento fabrikasının temel atma töreni nedeniyle bölgede bulunan Başbakan Adnan Menderes söz konusu fabrikanın temel atma töreninden sonra aynı gün Amasya’ya teşrif etmişlerdir. Bu çalışmada Başbakan Adnan Menderes’in Amasya halkı ile buluşması, şehirdeki ziyaretleri, hükümet politikaları ile ilgili halkı bilgilendirmeye yönelik konuşmaları, bölge insanına kendilerini tanıtma ve vaatleri hakkında bilgi verilecektir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKULLARDA OKUL KÜLTÜRÜNÜN OLUŞTURULMASI VE GELİŞTİRİLMESİNDE OKUL MÜDÜRLERİNİN ROLÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75367</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75367</guid>
      <author>Engin İŞMehmet Ali YİĞİT  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; margin: 0cm 0cm .0001pt 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif';"&gt;Bu araştırmanın amacı, ortaokullarda okul kültürünün oluşması ve geliştirilmesinde okul müdürlerinin rolünü incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen 15 ortaokul müdüründen oluşmaktadır. Veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, okul kültürünün oluşturulması ve geliştirilmesinde ön plana çıkan unsurların; okul ruhu, etkili iletişim, iş birliği, ortak katılımı sağlayacak projelerin geliştirilmesi, sosyal aktiviteleri artırma, görev ve sorumluluk bilinci, özveri ve aidiyet olduğu belirlenmiştir. Okul müdürlerinin okul kültürünün oluşumu ve geliştirilmesinde; vizyon belirleme, örnek davranışlar sergileme, iletişim ve iletişim kültürü oluşturma, eğitim ve gelişim fırsatları sunma, etkili liderlik yapma, çatışma yönetimi, paydaş katılımını sağlama ve değerleri koruyarak sağlam bir okul kültürü oluşturma konularında önemli rolleri olduğu ifade edilebilir. Okul müdürünün en önemli görevi, bu kültürün oluşumunu teşvik etmek ve sürdürmek için liderlik yapmaktır. Bu bağlamda, okul müdürlerinin liderlik becerileri, iletişim stratejileri ve vizyoner yaklaşımları, okul kültürünün sağlam temeller üzerinde gelişmesine katkı sağlar. Araştırmanın sonuçları, okul müdürlerinin etkili liderlik ve yönetim stratejileri kullanarak okul kültürünü nasıl olumlu yönde şekillendirebileceklerini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, eğitim politikaları ve uygulamaları için de önemli ipuçları sunmaktadır. Okul kültürünün güçlendirilmesi, okulların yanı sıra genel eğitim sisteminin kalitesinin yükselmesine katkıda bulunma potansiyeline sahiptir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇAVDAR TARLASINDAKİ ÇOCUKLAR ROMANINDA SAHTEKARLAR VE SAHTELİK  </title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76572</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76572</guid>
      <author>Bülent Cercis TANRITANIRFırat KAPLAN  </author>
      <description>Amerikan yazar Jerome David Salinger’ın 20. yüzyılın ikinci yarısının hemen başında kaleme aldığı ve yazarın tek romanı olan &lt;em&gt;Çavdar Tarlasındaki Çocuklar&lt;/em&gt;, yayınlanmasının hemen ardından teması, kullanılan dil ve hitap ettiği kitle ile büyük yankı uyandırmıştır. Romanın dönem dönem okullarda yasaklanmasına rağmen, günümüzde dahi popülerliğini korumasını borçlu olduğu faktör; Amerikan gençlerinin romanda kendisini bulması ve kitabın başkahramanının kendi iç dünyalarını ve topluma bakışlarını adeta bir ayna gibi yansıttığını düşünmeleriydi. Romanın başkahramanı Holden Caulfield, diğer insanlara, özellikle de yetişkinlerin dünyasına, bu insanların davranışlarında hissettiği sahteliğin uyandırdığı hisleri gündelik hayatının neredeyse her anında yoğun bir biçimde hissettiği için, yabancılaşan ve nihayetinde toplumdan kaçma eğiliminde olan isyankar bir ergen olarak tasvir edilmiştir. Holden'ın yaşadığı bu yabancılaşma, genç okuyucular tarafından oldukça anlaşılır bulunmuş ve romanın bir kült eser haline gelmesine yol açmıştır. Holden'ın sahtelik olarak nitelendirdiği tutum ve davranışlar, onun gözünde yetişkinlerin dünyasını oluşturan temel unsurlardır ve bu nedenle, kendisini bu dünyadan izole etmeye çalışmaktadır. Bu çalışmada, çeşitli başlık ve sorular üzerinden romandan alıntılarla ve bu alıntılar üzerine yapılan yorumlar vasıtasıyla yetişkinler dünyasının sahteliği teması incelenecektir. Bu tema, romanda bahsi geçen dönem ve modern Türkiye toplumu kıyaslanarak ele alınacak, böylece Salinger’ın eserinin evrenselliği ve zamansızlığı bir kez daha gözler önüne serilecektir. Bu inceleme, hem edebi hem de sosyolojik bir perspektiften, &lt;em&gt;Çavdar Tarlasındaki Çocuklar&lt;/em&gt;'ın derinlemesine anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL TÜRKÇE DERS KİTAPLARINDA HALK EDEBİYATI ANLATI TÜRLERİNİN YERİ    </title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76263</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76263</guid>
      <author>Rabia Gökcen KAYABAŞINeslihan GÖCEN  </author>
      <description>Türk milleti eşsiz bir kültürel mirasa sahiptir. Gerek sözlü gerek yazılı kaynaklardan gelen eserler eğitim-öğretimin her kademesindeki öğrenci ile buluşturulmalıdır. Bu da ancak ders kitaplarında yer alan metinler aracılığıyla yapılacaktır. Çalışmanın amacı ortaokul Türkçe ders kitaplarında yer alan halk edebiyatı anlatı türlerinin kullanım sıklığını tespit etmektir. Çalışmada halk edebiyatı anlatı türlerinin sınıflandırılması yapılmış, Türkçe ders kitapları incelenerek kullanılan metin türleri ortaya konmuştur. Daha sonra ise ders kitaplarındaki halk edebiyatı anlatı türlerinin kullanım sıklığı değerlendirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi kullanılan çalışmada elde edilen veriler doküman incelemesi ile tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Türkiye'de okutulan ortaokul Türkçe ders kitapları oluşturmaktadır. Bu ders kitapları 5. sınıflarda (Anıttepe Yay).; 6. sınıflarda (MEB ve Ata Yay.); 7. sınıflarda (MEB ve Özgün Yay.); 8. sınıflarda (MEB) tarafından hazırlanmıştır. Serbest okuma metinlerinin de dâhil edildiği toplamda 240 okuma ve dinleme metni incelenmiştir. İncelemeler sonucunda sınıflar bazında hikâye edici metin türleri içerisinde en çok yer verilen türün hikâye olduğu sonucuna ulaşılmıştır. En az yer verilen hikâye edici metin türleri ise destan ve fıkra türüdür. Türkçe ders kitaplarındaki metinler arasında türkü, mâni, ninni ve tekerleme türlerinin bulunmadığı görülmüştür.  Yapılan çalışmayla Türkçe ders kitaplarında halk edebiyatı anlatı türlerine az yer verildiği görülmüştür. Verilen türlerin dengeli bir dağılma sahip olmadığı tespit edilmiştir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>WIE WURDEN WIR MANIPULIERT?  DIE TÜRKISCHE UND DEUTSCHE WERBUNG IM 20. JAHRHUNDERT  / NASIL MANİPÜLE EDİLDİK? 20. YÜZYILDA TÜRK VE ALMAN REKLAMLARI </title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75558</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75558</guid>
      <author>Funda ÜLKEN</author>
      <description>Reklam birçok bilimsel disiplinin ilginç bir araştırma konusudur. Farklı disiplinlerden sayısız bilimsel dergilerde reklamcılık konusunu ele alınmakta, reklam uygulamaları veya bireysel reklam araştırmaları incelenmektedir. Reklam alanında yapılan araştırmalar pazarlama, iletişim, psikoloji ve tüketici davranışları gibi birçok yönde ele alınmaktadır. Bu araştırmaların odak noktalarında pazarlama stratejileri, tüketici tepkileri ve reklam kampanyalarının etkileri incelenmekte, şirketlere daha etkili pazarlama stratejileri oluşturmak, tüketicilerin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt vermek ve markaların rekabet avantajını sürdürmek gibi konularda önemli bilgiler elde edilmektedir. Bu bağlamda başarılı bir reklamcılık için tüketicinin temel psikolojik ihtiyaçlarını ve bilinçaltı yönelimini, yani aşk, yaşam sevinci, başarıya ulaşma ve sosyal tanıma isteğini, ürünle ilişkilendirmek son derece önemlidir. Reklamın doğru mesajı vererek tüketiciyi harekete geçirebilme özelliği doğru kullanılan manipülasyon tekniği ile gerçekleşebilir. Basılı reklamlarda kullanılan belagt sanatı ise en etkili manipulasyon ugulamaları arasında yer almaktadır. Her biri farklı dilbilimsel kategorilere ait olan 'Hitap', 'Emir', 'Giriş Sorusu', 'Estetize Edilmiş Dil', 'Eufemizm', 'Olumsuzluk' ve 'İddia' gibi dilbilimsel öğeler, reklamlarda etkileyici ve etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Hitap, emir, giriş sorusu gibi öğeler, tüketicinin dikkatini çekmek ve etkilemek için kullanılabilir. Estetize edilmiş dil ve eufemizmler, ürün veya hizmetin olumlu yanlarını vurgulamak için önemlidir. Olumsuzluklar, ürünün diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu vurgulayabilir. İddialar ise ürünün veya hizmetin sağladığı avantajları tüketiciye anlatabilmek için kullanılır. Bu çalışmada 1993 – 1996 yılları arasında Alman ve Türk basılı reklamlarında birer manipülasyon tekniği olarak kullanılan 'Hitap', 'Emir', 'Giriş Sorusu', 'Estetize Edilmiş Dil', 'Eufemizm', 'Olumsuzluk' ve 'İddia' belagat sanatları anlambilimsel açıdan incelenmiş, iki dildeki benzerlikler ve farklılar ortaya konmuştur.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖRSEL SANATLAR ÖĞRETMENLERİNİN KİŞİSEL İMAJLARIYLA İLGİLİ ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76966</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76966</guid>
      <author>Aybala DEMİRCİ AKSOYZekiye AKALIN  ,Aybige DEMİRCİ ŞENKAL  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif';"&gt;Bu araştırma, görsel sanatlar öğretmeni olarak görev yapan öğretmenlerin kişisel imajlarına ilişkin öğrenci görüşlerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, genel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırmadan yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Ankara ili, Yenimahalle ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı tarafından proje okulu olarak belirlenen Nermin Mehmet Çekiç Anadolu Lisesi ve Atatürk Anadolu Lisesi’nde öğrenim gören basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 200 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan, 35 maddeden oluşan bir anket formu kullanılmıştır.&lt;a style="font-size: 10pt;" name="_Hlk135342873"&gt;&lt;/a&gt;Anket formu, görsellik, iletişim düzeyi, özgüven, tecrübe ve deneyim olmak üzere dört boyuttan oluşmaktadır. Sonuçta, araştırma kapsamında yer alan öğrencilerin görsel sanatlar öğretmenlerinin piercing takmasından rahatsız olmadıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin görsel sanatlar öğretmenlerinin özgüveninin yüksek, eleştiriye açık olduklarını düşündükleri belirlenmiştir. Öğrenciler, görsel sanatlar öğretmenin konuşma üslubuna dikkat ettiğini, öğrencileri ile sağlıklı iletişim ve empati kurduklarını ifade etmiştir. Öğrencilere yöneltilen görsel sanatlar öğretmenlerinin bilgi birikimleri, sanatsal faaliyetleri ve tecrübelerine yönelik soruların çoğuna yüksek oranda olumlu cevaplar alınmıştır. Anket genelinde görsel sanatlar öğretmenlerinin öğrenciler nezdinde imajlarının olumlu olduğu belirlenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HIZ ÇAĞININ BİREY VE TOPLUMA ETKİLERİ BAĞLAMINDA SABIR VE ʿAṢR SÛRESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76781</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76781</guid>
      <author>Nurullah DENİZER</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; text-indent: 35.45pt; line-height: normal; mso-pagination: none; mso-layout-grid-align: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Gentium Plus';"&gt;Kur’ân-ı Kerîm, muhatabı ve muhtevası sadece indirildiği dönemle sınırlı olmayan bir kitaptır. Onun içermiş olduğu emirler, yasaklar, hikmetler ve tavsiyeler, nüzûlünden sonraki tüm insanlara yöneliktir. Bu nedenle Kur’ân, günümüz insanının ihtiyaçlarına cevap verecek, onların soru ve sorunlarına yönelik hitabı ve çözüm önerileri tespit edilecek bir nazarla okunmalıdır. Bu makalede, günümüz teknolojisinin getirdiği ve yaşamın pek çok alanının kolaylaşmasına imkân veren hızın birey ve toplum üzerinde oluşturduğu olumsuz etkiler ve meydana getirdiği sorunlar tespit edilerek geçmişte de var olan ancak teknolojinin süratle gelişimi ile birlikte çığ gibi büyüyen bu güncel probleme Kur’ân’ın sunduğu çözüm önerisi ortaya konulacaktır. Bu bağlamda öncelikle ‘hız çağı’ ifadesinin içeriği genel olarak resmedilerek, hızın iletişim, kültür ve ekonomi gibi sosyal hayatın çeşitli boyutları üzerindeki etkilerinden bahsedilmiştir. Sonrasında ise insanlar için hayat rehberi olarak gönderilen Kur’ân-ı Kerîm’in 103. sûresi olan, zamana yemin ederek ve insanların hüsranda olduğunu vurgulayarak başlayan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;ʿ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Gentium Plus';"&gt;A&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Cambria',serif; mso-bidi-font-family: Cambria;"&gt;ṣ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Gentium Plus';"&gt;r Sûresi’nin, hız talebi ve bağımlılığının ortaya çıkardığı mahzurlardan biri olan acelecilik ve tahammülsüzlüğü bertaraf etmek için insanlara gösterdiği yol açıklanmaya çalışılmıştır. Böylece Kur’ân-ı Kerîm’in, her zaman ve zemine hitap etmesinden hareketle, güncel hayatla olan kopmaz ilişkisinin vurgulanması hedeflenmektedir. Çalışmanın bir diğer amacı, seçilen örnek konu üzerinden, Kur’ân’ın güncel hayatla ilişkisinin kurularak çağdaş sorunların çözümüne yönelik olarak okunmasının önemine vurgu yapmaktır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL MEDYA, DİN /EĞİTİM İLİŞKİSİNİN PRATİĞE YANSIMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76172</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76172</guid>
      <author>İsmail DEMİR</author>
      <description>Din ve sosyal medya arasındaki en önemli konulardan birisi de dinin geleneklerden uzaklaşmasına sosyal medyanın neden olduğu görüşüdür. Sosyal medyanın bireyin toplumsal hayatındaki en önemli problemlerinden birisi, tüketim toplumunun etkisiyle bu platformlarda gerçekleşen beğenilme arzusudur. Bu platformlarda beğenilme arzusu toplumsal gerçekliğin ortadan kalkmasına ve kişilerin hayatının bir simülasyonlar evrenine dönüşmesine neden olacağı görüşü yaygınlaşmaktadır. Yani bir gerçeklik olarak algılanmak isteyen görünüm, gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi sunmak veya göstermeye çalışmak (simüle etmek) ve bir araç, bir makine, bir sistem, bir olguya özgü işleyiş biçiminin incelenme, gösterilme ya da açıklanma amacıyla bir maket ya da bir bilgisayar programı aracılığıyla yapay bir şekilde yeniden üretilmesi (simülasyon) sorunsalının ifade biçimi olarak karşımıza çıkmasının asıl sebebi olarak görünmesi gerçeğidir.&#13;
Diğer yandan sosyal medyanın bilgi aktarım süreçleri olan algı, tutum ve telkin genelde eğitim, özelde de din eğitimi açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu eğitim süreci öncelikle bireyin sosyal medyada karşılaştığı bilgiyi algılaması ile bağlamaktadır. Sonra, bunun özümsenmesi ile birlikte bireyde oluşan tutum ve buna bağlı olarak diğer bireylere telkini ile sosyal medyadan elde edilen dini eğitim süreci tamamlanmaktadır.&#13;
Özellikle dini bilgi ve din eğitimi alanlarında sosyal medya platformlarında yeteri kadar kaynak gösterilmeden ve araştırma yapılmadan paylaşımlar yapılmakta ve bu paylaşımlar yayılmaktadır. Gerçekte bireylerin sosyal medya platformlarında yapılan dini paylaşımlara yönelik görüşleri nasıldır? Bu platformlarda yapılan dini paylaşımlar bireyler için ne ifade ediyor? Bireyler bu kaynaktan alınan dini bilgilere ne derece güveniyorlar? Çalışma, bu gibi soruların cevabını bulmak için ortaya konulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSLAM’IN GÖÇ VE TOPLUMSAL UYUM PERSPEKTİFİNİN DİN EĞİTİMİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75391</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75391</guid>
      <author>Muhammed Emin ŞİMŞEK</author>
      <description>&lt;p class="zet" style="margin-left: 0cm; text-align: justify;"&gt;Bu makale, İslam'ın göç ve toplumsal entegrasyon perspektifinin din eğitimi açısından değerlendirilmesinin önemli bir adım olduğunu vurgulamaktadır. Göç, çağımızda önem kazanan bir olgu olarak öne çıkmaktadır. Göç, insanların yaşadıkları yerleri değiştirmesini ifade eder. Bu değişim bazen bireysel bazen de toplumsal bir şekilde gerçekleşebilir. İnsanlar zorunlu veya gönüllü olarak yaşadıkları idari sınırlardan ayrılarak farklı yerleşim yerlerine göç edebilir. Bu nedenle göç, çeşitli sosyal sonuçları beraberinde getiren karmaşık bir süreçtir. Göçün nedenleri çeşitlilik gösterebilir. İş imkânları, daha iyi yaşam koşulları gibi nedenlerle bireyler gönüllü olarak göç edebilirken, savaşlar, sürgünler veya doğal afetler gibi zorlayıcı etkenler de insanları yaşadığı yerden ayrılmaya yönlendirebilir. Ayrıca, teknolojik gelişmelerle birlikte transnasyonel iletişim araçlarının gelişmesi, insanların daha iyi yaşam koşullarına ulaşma isteği ve küresel dünyaya ayak uydurma çabası gönüllü göçlerde büyük bir artış meydana getirmiştir. Göçün yalnızca coğrafi bir yer değişikliği olmayıp aynı zamanda kültürel bir etkileşimi zorunlu kıldığını görmek gerekir. İslam tarihinde çeşitli şekillerde yaşanmış olan göç olgusu günümüz uyum politikalarına ışık tutabilir. Hicret, sadece coğrafi yer değişimi olarak gerçekleşmemiş, aynı zamanda İslam'ın toplumsal uyum ve farklılıkları kucaklayan anlayışını göstermiştir. Hicret, bir arada yaşama, farklılıklara saygı, yardımlaşma ve dayanışma gibi temel İslami değerleri içerir. İslam'ın göç ve toplumsal entegrasyon perspektifi, bu pratikleri daha da anlamlı hale getirir. İslam, hoşgörü, dayanışma, bir arada yaşama ve farklılıklara saygı gibi temel değerleri idealize eder. Bu değerler, göçmenlerin yeni toplumlara uyum sağlamalarına ve yerli halkla daha iyi ilişkiler kurmalarına destek olabilir. İslam tarihinde göç eden bilginler ve Müslüman tacirlerin tecrübeleri, göçün hem İslam'ın yayılmasını hem de farklı toplumlar arasındaki iletişimi artırdığını göstermektedir. İslam bilginlerinin göçleri, İslam'ın öğretilerini yeni toplumlara taşıma ve yayma fırsatı sunmuş, bu aynı zamanda İslam'ın kültürel zenginliğini artırmıştır. Müslüman tacirlerin göçleri ekonomik ve ticaret ilişkilerini geliştirmesinin yanında İslam’ın geniş coğrafyalara yayılması ve farklı kültürler arasındaki etkileşimi artırmıştır. Din eğitimi müfredatı, bu değerleri genç nesillere aktarmanın etkili bir yoludur. İslam'ın göç ve toplumsal entegrasyon perspektifi, din eğitimi müfredatına dahil edilerek öğrencilere dayanışma, hoşgörü ve bir arada yaşama vurgusu yapılabilir. İmam Hatip Okulları müfredatı, öğrencilere İslam'ın göç kavramını hem teorik hem de pratik açıdan anlatma fırsatı sunabilir. İlahiyat ve İslami ilimler bölümlerinde ise İslam'ın göç ve entegrasyon perspektifi daha derinlemesine incelenebilir. Yaygın din eğitimi araçları ile ilgili toplumun büyük bir kesimine bu bakış açısının ulaştırılması sağlanabilir. Sonuç olarak, İslam'ın göç ve toplumsal entegrasyon perspektifi, din eğitimi müfredatına dahil edilerek gelecek nesillerin anlayışlı, hoşgörülü ve çok yönlü bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayabilir. İslam'ın bu değerleri, göçün toplumları zenginleştirici ve dönüştürücü etkilerini anlamak ve bu değerleri gelecek nesillere aktarmak için önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Göç olgusuyla bağlantı kurularak, İslam'ın köklü değerlerini güncel bağlamda uygulamayı hedefleyen bu perspektif, toplumsal entegrasyonun gerçekleşmesine önemli bir katkı sağlayabilir.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ABDÜLLATİF HARPÛTÎ’NİN İTİKADÎ KONULARDA SÜNNETE BAŞVURMA YÖNTEMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76767</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76767</guid>
      <author>Esra YILDIRIM</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 9.0pt; mso-bidi-font-size: 7.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Abdüllatif Harpûtî Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yetişmiş ilim ve fikir insanlarından biridir. Yaşadığı dönemde, çağdaş bilimsel gelişmeler karşısında kelam ilminde yenilenme fikrini gündeme getiren isimler arasında yer almaktadır. Müderrislik başta olmak üzere pek çok resmî vazife icra eden Harpûtî eserlerinde aklî delillerin yanı sıra Kur’ân ve sünnetten iktibas ettiği delillere ağırlık vermektedir. Onun kelam sahasında telif ettiği çalışmalarında bu ilmin temel konularına ve yöntemlerine bağlı kaldığını söylemek mümkündür. O, bilgi nazariyesinde daha çok müteahhir dönem kavramlarını benimsemekle birlikte itikadî konularda ayetlere ve özellikle rivayetlere sıklıkla başvurmaktadır. Öte yandan İslam alimlerinin görüşlerini ve geleneksel kabullerini de göz önünde bulundurmaktadır. Konuyla ilgili kanaatini zaman zaman ilgili rivayetler çerçevesinde ortaya koymaktadır. İlahiyat konularından olan rü’yetullahın mahiyetine ilişkin açıklamalarında meseleyle ilgili gördüğü haberleri dikkate almaktadır. Yine Hz. Peygamber’e nispet edilen birtakım mucizelerin rivayetlerle sabit olduğunu kabul etmektedir. Ahirete ilişkin konuların ve bunların keyfiyetinin tespitinde de genellikle konuyla irtibatlı ayetten hemen sonra hadislere müracaat etmektedir. Harpûtî, kabir azabı, sual, sırât ve kıyamet alametleri hakkındaki yaklaşımlarını konuyla alakalı rivayetler etrafında şekillendirmektedir. Harpûtî’nin, inanca dair konuları çözümlerken izlediği yol ve hadislere verdiği ehemmiyet, onun gelenekçi bir sünnet tasavvuru benimsediğini göstermektedir. Bu kapsamda çalışmamızda Harpûtî’nin ele aldığı çeşitli itikadî konular çerçevesinde sünnetin kaynaklığına ilişkin yaklaşımı tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu çerçevede sünneti delil olarak kullanma yöntemi üzerinde durulacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>‘ABDULLÂH GELÎKÛRÎ VE EL-I‘LÂL ADLI ESERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76469</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76469</guid>
      <author>Basri ALAN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 10.55pt 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif';"&gt;Bu çalışmada hicrî 12-13 yüzyılları arasında Behdinân (İmadiye) Emirliğinde yaşamış Arapça sarf ilminin önemli dilbilimcilerinden biri olan ‘Abdullâh el-Gelîkûrî’nin (ö.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;1099/1687’den sonra) hayatı ve &lt;em&gt;el-İ‘lâl&lt;/em&gt; adlı eseri ele alınmıştır. Gelîkûrî’nin hayatı, dönemin siyasi, sosyal ve ilmi durumları açısından incelenmiştir. &lt;em&gt;el-İ‘lâl&lt;/em&gt; adlı eseri ise muhtevası, kaynakları, konu sıralaması, üslubu, tanımları, örnekleri, istişhadları ve açıkladığı kuralları bakımından değerlendirilmiştir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 10.55pt 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif';"&gt;Bu eseri önemli kılan faktörlerden biri, Gelîkûrî’nin eserde izlemiş olduğu şerh yöntemidir. Diğer &lt;em&gt;el-‘İzzî&lt;/em&gt; şârihlerinden farklı olarak Gelîkûrî, metni sade, kolay ve akıcı bir dil ile açıklamıştır. Metinde geçen her şâhid ve örneğin iştikakını ve kelime kökünü açıklamayı ihmal etmemiştir. Ayrıca, çok sayıda sarf kuralını, metnin akışına uygun olarak insicamı bozmayacak bir şekilde zikretmiştir. Bu kuralların gerçekleşmesinde etkisi olan harfleri çeşitli kelime veya kelime gruplarında toplayarak zihinde kalıcı olmalarını sağlamaya çalışmıştır. Bu şekilde eser, baştan sona önemli bir i‘lâl ve iştikak kitabı hâline gelmiştir. &lt;em&gt;el-İ‘lâl&lt;/em&gt;’ın telif edildiği günden günümüze kadar medreselerde ders müfredatında okutulan Zencânî’nin (ö.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;660/1261) &lt;em&gt;el-‘İzzî&lt;/em&gt; adlı eserinin bir şerhi olması, onun önemini arttıran diğer bir özelliği olmuştur. Mela Yunus Helkatînî, İmâduddîn Reşpojan ve Molla Kutbeddin Târonî gibi önemli âlimlerin eserlerinde &lt;em&gt;el-İ‘lâl&lt;/em&gt;’ın etkisi kalmıştır. Gelîkûrî ve bu eseri hakkında daha önce bir makale dışında herhangi bir çalışma yapılmamış ve eser, tahkik de edilmemiştir. Bu çalışmamızda Gelîkûrî ve bu önemli eserinin incelemesi yapılarak eserin sarf ilmine katkı sağlaması amaçlanmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHAMMED B. SALİH EL-KERÂBÎSÎ (Ö. 322/934) VE “EL-FURÛK” İSİMLİ ESERİN TANITIMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76766</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76766</guid>
      <author>Fikri Ferid KÖSE</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: normal; margin: 0cm 1.0cm 0cm 42.55pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Gentium Plus';"&gt;Bu makalede Muhammed b. Salih el-Kerâbîsî es-Semerkandî ve Kitâbu’l-Furûk isimli eseri incelenecektir. Kerâbîsî, hicri III. yüzyılın sonu ve IV. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşamış olan fıkıh âlimlerinden olup Hanefî mezhebine mensuptur. Kitâbu’l-Furûk isimli eseri ise furûk ilminin ilk eserlerindendir. Bu eserin alana dair telif edilen ve kendi içerisinde bir sistematiği olan ilk eserlerden olması çalışmanın önemini daha da arttırmaktadır. Aynı zamanda kendinden sonra yaşamış fıkıh âlimlerinin çalışmalarına da büyük ölçüde kaynaklık etmiştir. Furûk ilmi fıkhın dış görünüş bakımından birbirine benzeyen, ancak hüküm ve hukuki değerlendirme açısından farklı olan veya şekil itibariyle farklı oldukları halde aynı hükme tabi olan meselelerini konu edinen bir ilim dalıdır. Kitâbu’l-Furûk isimli eser ez-Zehrânî tarafından tahkik edilmiş olup bu eseri ilim dünyasına kazandırma ve bu makaleye kaynak olma açısından çok değerli bir çalışmadır. Bu çalışmada öncelikli olarak Kerâbîsî’nin hayatı ve ilmî şahsiyeti ele alınmıştır. Bunu takiben furûk ilmi hakkında bilgi verilmiş olup furûk alanında yazılmış olan diğer mezheplerdeki kitaplar da belirtilmiştir. Orijinal metni Arapça olan Kitâbu’l-Furûk isimli eserin fıkıh literatüründeki yeri ve öneminden bahsedilmiştir. Müellifin konuları işleyiş metodu ve konuları işleyiş sırası hakkında bilgiler verilmiştir. Müellifin furûk ilmine dair bir meseleyi nasıl ele aldığını göstermek adına de birkaç bölüm tercüme edilmiştir. Böylece alana dair yapılacak olan diğer akademik çalışmalara da katkı sağlanması hedeflenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>19. YÜZYIL’DA BAĞDAT’ TA BİR OSMANLI YERLEŞKESİ: RUSAFA BÖLGESİ PİYADE KIŞLASI/MERKEZ KIŞLA VE HÜKÜMET BİNALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74940</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74940</guid>
      <author>Büşra Nur GÜLEÇ DEMİRELNuran KARA PİLEHVARİAN </author>
      <description>Bu makalede Osmanlı Irak’ ının vilayet (salyaneli eyalet) merkezi olan Bağdat’ ta gerçekleştirdiği imar faaliyetlerinden; piyade kışlası, saray / hükümet konağı, vali evi, askeri idadi mektep, Kotah Köprüsü ve kışla meydanındaki saat kulesinden oluşan yapılar topluluğu mimari olarak incelenmiştir. Şehrin Rusafa bölgesinde Dicle Nehri’ nin sol kıyısında yer alan arazideki bu yapılar özelinde, Tanzimat Dönemi ve sonrası gerçekleşen mimari düzenlemelerin Bağdat eyaletine yansımalarının sosyal, idari ve siyasi arka planı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bağdat Eyaleti, merkeze uzak mesafede olmasına rağmen, taşıdığı manevi değerler itibari ile siyasi anlamda Osmanlı devleti tarafından her zaman önem verilen bir konumda olmuştur. 19. Yüzyıl’ da Sultan II. Mahmut’ un devlet teşkilat yapısını değiştirmeye yönelik reformları ve Balkan topraklarında yaşanan çeşitli isyan ve ayrılıklar sonrası tüm Osmanlı coğrafyasında çeşitli imar faaliyetleri gözlemlenmiştir. Girişilen bu faaliyetlerin temelinde idari değişimler ve buna bağlı olarak ortaya çıkan yeni yapı türlerinin olduğu görülmektedir. Kışlalar, hükümet konakları, sanayi yapıları, sanayi mektepleri, okullar (askeri ve sivil rüşdiye ve idadiler, jandarma mektebi, hukuk mektebi, muallim mektebi, polis mektebi), gümrük binaları, karakol binaları, tramvay teşkilatı binaları, telgrafhane binaları ve hastalıkların uzmanlıklara göre ayrıldığı yeni usul hastaneler bu yapı türlerinden bazılarıdır. Makale kapsamında incelenen, Bağdat - Rusafa bölgesindeki farklı yapılardan oluşan kamusal odak, zaman zaman Dicle Nehri’ nin taşması ile oluşan sel felaketi gibi doğal afetler sonucu, zaman zaman da ihtiyaç duyulan yeni birimlerin eklenmesi ile çeşitli değişimler geçirerek günümüze ulaşmıştır. Bu odağın; kapsadığı yapı tipleri, yer seçimi ve kullanılan mimari üsluplar açısından mimarinin siyasi mesajlar taşıma potansiyeli aracılığıyla merkezi otoritenin tesisi/güçlendirilmesi ve bölgesel güvenliğinin sağlanması konusunda önemli bir girişim olduğunu söylemek mümkündür. Tarihsel süreçte sıklıkla asayiş sorunları ile karşı karşıya kalmış olan Bağdat’ ta ticaretin, sosyal yaşamın ve mimarinin gelişmesinde engel teşkil eden güvenlik sorunları, 6. Ordu’ nun burada kurulması ve atanan valilerin yetki anlamında güçlendirilmesini zorunlu kılmıştır. Atılan bu askeri adımların yanı sıra, mimari faaliyetler aracılığı ile merkezi otorite güçlendirilerek çözüme katkı sağlanmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HASTANE POLİKLİNİĞİ OPTİMİZASYONUNDA VERİ SETİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76926</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76926</guid>
      <author>Muhammed Fatih ÇETİNTAŞNesip Ömer EREM  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Amaç:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt; Bu çalışmanın amacı, hastane kliniğinin optimizasyonu için oluşturulacak herhangi bir model veya optimizasyon çalışması için bir veri seti oluşturmak ve arka plan oluşturmaktır. Çalışma; hastane polikliniği optimizasyonu için veri seti oluşumunun arka planı nedir sorusu çerçevesinde tasarlanmıştır. Çalışamada devlet hastaneleri üzerinden tarama yapılarak devlet hastaneleri poliklinikleri için bir seri seti oluşturması çalışmanın ana amacıdır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Arka plan:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt; Sağlık yapıları en karmaşık fonksiyonel yapı grubudur. Bunu hem fonksiyonel ilişkiler hem de kullanıcı grubu ile hizmetin büyüklüğü arasındaki ilişki açısından rahatlıkla ifade edebiliriz. Çalışmada 100 yataklı devlet hastanesi polikliniklerine odaklanılmış, güncel gelişmeler ışığında fonksiyonel olmayan hastane polikliniklerinin tasarımları ve bir araya getirilme şekilleri tüm gereklilikleri ile denenmiştir. Çalışmada veri seti elde edilmesi için çeşitli kaynaklarla literatür araştırması yapılmış, örnek projeler incelenmiştir. Literatürde ulusal ve ulalararası kaynaklara yer verilmiştir. Kaynaklardan araştırılan poliklinik planları briaraya gelme biçimleri ve standartlar bu çalışmada derlenerek sunulmuştur. Derlenen tüm standartlar hastane polikliniği çalışmalarına veri seti oluşturması hedeflenmiştir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Yöntemler:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt; Çalışmada literatür tarama teknikleri ile gözlem ve analizlerden yararlanılmıştır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Sonuçlar:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt; Çeşitli yerli ve yabancı literatürden yararlanılan çalışmanın, tasarımcılar ve kullanıcılar için optimal çözümlü (erişim ve planlama etkinliği açısından) bir model için veri seti oluşturma ve çalışma konusunda yol gösterici olması beklenmektedir. Çalışmada sunulan veriler optimum tasarım çözümleri için bir rehber niteliğinde olması umulmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt; </description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MİMARLIĞI KULLANICI VE TASARIMCI ODAKLI ÇALIŞMALAR BAĞLAMINDA NÖROBİLİMSEL BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRMEK</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75909</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75909</guid>
      <author>Zeyneb Ayla KİRENCİ ERUZUNAslı SUNGUR   ,Çiğdem CANBAY TÜRKYILMAZ   </author>
      <description>&lt;div&gt;&#13;
Nörobilim, insan sinir sistemini inceleyen bilim dalıdır. Nörobilim ve mimarlık arasındaki ilişki mimar/tasarımcıların ya da mimari ürünleri deneyimleyenlerin beyinlerini anlamaya yönelik yeni bir bakış açısı sunmak üzere kurulmuştur. Nörobilimin, mimarlıkla ilişkilendirilmesi öncelikle düşünme biçimi olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlara iyi gelen mimari, olumsuz yönde etkileyen mimari, iyileştiren mimari nasıl olur sorularından hareketle bir yöntem önerisi olarak ele alınmaya başlanmıştır. Zaman içerisinde, çeşitli teknikler çalışmalara dahil edilerek daha somut veriler elde edilmeye başlamıştır.&#13;
&lt;/div&gt;&#13;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&#13;
Bu çalışmanın hedefi, nörobilim ve mimarlığın çalışma alanlarını konularına göre sınıflandırmak, ilgili konularda yapılan çalışmaları ve kullanılan yöntem ve teknikleri incelemektir. Çalışma kapsamında mimarlık ve nörobilim çalışmaları kullanıcı odaklı ve tasarımcı odaklı çalışmalar olarak iki grupta incelenmiştir. Kullanıcı odaklı çalışmalar, mimariyi deneyimleyen kullanıcıların verdikleri tepkilerin analiz edilmesini içerirken; tasarımcı odaklı çalışmalar, tasarım yapma süreçlerinde mimarların ya da tasarımcıların verdikleri tepkileri ve beyinlerinde meydana gelen değişiklikleri analiz eder. Bir diğer konu ise nörobilim ve mimarlık çalışmalarında kullanılan yöntem ve teknikler ile bu tekniklerin avantaj ve dezavantajlarıdır. Nörobilim çalışmalarında kullanılan teknikler bu çalışmada, nörogörüntüleme teknikleri, fizyolojik ölçüm teknikleri ve geleneksel yöntemleri içeren diğer ölçüm teknikleri olmak üzere üç başlık altında incelenmiştir.&#13;
&lt;/div&gt;&#13;
Özellikle son yıllarda bu yöntemlerin bir ya da birkaçının birlikte kullanıldığı çalışmaların sayısı artmaktadır. Bu durum mimarlık alanına disiplinler arası yeni bir pencere açmaktadır. Böylelikle hem mimarların zihinsel dünyasının anlaşılabilmesi hem de kullanıcı deneyiminden yola çıkılarak daha yaşanabilir şehirler için tasarım kriterleri oluşturulabilmesi için somut veriler elde edilerek, yeni bilgiler üretilmesini sağlayan bir alan olarak yaygınlaşmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENT İÇİ RAYLI SİSTEM HİZMETLERİNDE SOSYAL ETKİNİN VE SOSYAL FAYDANIN ÖLÇÜLMESİ: ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75263</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75263</guid>
      <author>Sevilay BOSTANCIYeşim TANRIVERMİŞ (ALİEFENDİOĞLU)  </author>
      <description>&lt;p class="z" style="margin: 0cm 1cm 0.0001pt 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;Bu çalışmada Ankara’da bulunan kent içi raylı sistemlerin sosyal faydası ve etkisi göz önünde bulundurularak sosyal etkinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Ankara’da toplu taşımayı kullananlardan 132 kişi ile anket yapılmış, anket sonuçlarının SPSS programında analizi yapılarak hipotezler test edilmiş, çalışma sonuçlarına göre kent içi raylı sistemlerin iyileştirmesi konusunda önerilerde bulunulmuştur. Anket sonuçlarına göre; toplu ulaşımı kullanırken en çok tercih edilen araç türü; metro (%78,6) olurken EGO CEPTE uygulamasından kullanıcıların (%85,5)’inin haberdar olduğu görülmektedir. EGO Genel Müdürlüğü’nün yapmış olduğu bilgilendirmeden (durak noktaları, araç içi bilgilendirme vb.) yolcuların (%51,1)’i memnun olup, kullanıcıların kent içi raylı sistemleri kullanma tercih sebepleri; en kısa sürede varış noktasına eriştirmesi (%58,8), ucuz olması (%35,9), otopark sorunu (%34,4), rahat olması (%27,5) olarak sıralanmaktadır. Anket sonucuna göre toplu taşıma hizmetlerden memnuniyet düzeyi; EGO otobüslerinden ve metrodan çok memnun ve memnun cevapları en fazla orandadır. Ankete katılanlar Ankara’da raylı sistemlerin otobüs ve dolmuş gibi diğer ulaşım sistemleriyle bağlantılarını çok yeterli olduğunu düşünmemekte, bu soruna çözüm önerisi olarak entegre bir ulaşım sisteminin kurulması önerilmektedir. Ayrıca tek bilet sistemi otobüs, raylı sistemler, ÖHO, ÖTA, minibüs, taksi tüm ulaşım sistemlerinde geçerli olacak elektronik bilet sisteminin geliştirilmesi önemli görülmektedir. Sosyal faydayı sağlamak için hem merkezi yönetim tarafından hem de yerel yönetimler tarafından bu yönde politikalar oluşturulması vurgulanmalıdır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEYAHAT MALİYETİ VE KOŞULLU DEĞERLEME YÖNTEMLERİ İLE MELEN ÇAYININ EKONOMİK DEĞERLEMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76403</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76403</guid>
      <author>Büşra KARABAYAlper SÖNMEZ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; margin: 0cm 28.3pt .0001pt 42.55pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR;"&gt;Bu çalışmanın amacı Melen çayının rekreasyonel amaçlı kullanımının ekonomik değerini seyahat maliyeti ve koşullu değerleme yöntemleri kullanarak tahmin etmektir. Seyahat maliyeti yönteminde kişi başı tüketici artığı değerinin tahmin edilmesi için negatif binomial regresyon modeli kullanılmıştır. Talep fonksiyonu olarak ise doğrusal talep fonksiyonu tercih edilmiştir. Literatürden farklı olarak, bireysel seyahat maliyeti için kişi başı seyahat maliyeti ve zamanın fırsat maliyeti değerini içeren kişi başı seyahat maliyeti olmak üzere iki farklı değişken oluşturulmuştur. Koşullu değerleme yönteminde ise kişi başı ödeme isteğinin tahmin edilmesi için lojistik regresyon modeli kullanılmıştır. Koşullu değerleme yöntemi ile ziyaretçilerin Melen çayına ilişkin ödeme istekleri/arzuları (willingness to pay) ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, ziyaretçilerin rekreasyon alanına yaptıkları ziyarete karşılık ödeme istekleri tahmin edilerek, bu ödeme isteği üzerinde etkisi bulunan değişkenler tespit edilmiştir. Koşullu değerleme analizi çerçevesinde ziyaretçilerin ödeme istekliliğini tahmin edebilmek için ziyaretçilere dört (4) farklı yöntemde sorular yöneltilmiştir. Çalışma bulgularını şu şekilde özetleyebiliriz: (i) seyahat maliyeti yöntemine göre kişi başı tüketici artığı 5.111 TL (693 USD) olarak hesaplanmıştır; (ii) koşullu değerleme yöntemine göre kişi başı ödeme istekliliği değeri 24.170 TL (3.275 USD) olarak hesaplanmıştır; (iii) Melen çayının 2020 yılı için toplam ekonomik değeri ise yaklaşık 7,3 milyar TL (996 milyon USD)/yıl ile 34,7 milyar TL (4,71 milyar USD)/yıl arasında tahmin edilmiştir. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇEVRE KORUMA NOKTASINDA BELEDİYELER: KIRIKKALE BELEDİYESİ - AMASYA BELEDİYESİ ÖRNEKLEMİNDE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76446</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76446</guid>
      <author>Demet CANSARAN</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 9.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-fareast-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Çevre sorunlarının artmasıyla birlikte çevrenin esas değerinin korunmasına yönelik kaygıların da arttığı görülmektedir. Çevre koruma önlemleri çevrenin sürdürülebilirliğini sağlamak adına önemlidir. Çalışma bu önemi bir il belediyesi örneğinde vurgulamayı ve bu bağlamda öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada ilk olarak ilgili literatürden yararlanılmış, sonraki aşamada ise çevre koruma noktasında önemli görevleri ve sorumlulukları olan bir yerel yönetim incelemesi yapılarak, örnek olarak seçilmiş olan bir sanayi kenti olan&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Kırıkkale ve bir turizm kenti olan Amasya belediyelerinin web sitelerinden ulaşılmış olan 2020- 2024 yılları arasında yapmış olduğu çevre koruma çalışmaları içerik çözümlemesi araştırma yöntemi ile karşılaştırmaları olarak analiz edilmiş, çıkarımlarda bulunulmuştur. Çalışma sonucunda; 2020-2024 yılları arasında Kırıkkale belediyesinin çevreyi korumak adına su, atıklar ve yeşil alanlar gibi çevre sorunları noktasında önemli projeler başlattığı ve sonuçlandırdığı görülmektedir. Amasya belediyesinin ise su, atıklar ve yeşil çevre üzerine projelere yoğunlaştığı görülmektedir. Kırıkkale belediyesinin çevre koruma noktasında yapmış olduğu çalışmaların Kırıkkale halkının en sıkıntılı olduğu su ve atıklar konusunda yapılmış olması yerel halkın ihtiyaçlarının&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;    &lt;/span&gt;karşılanabilmesi noktasında önemlidir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Özellikle halkın çeşme suyunu rahatlıkla kullanabilmesini sağlayan proje halkın yerel ihtiyaca erişebilmiş olması yönünden kıymetlidir. Amasya belediyesinin ise su, atıklar gibi Kırıkkale belediyesiyle benzer projelere ek olarak özellikle özel çocuk, engelli ve yaşlı bireyler için yapmış olduğu çalışmalarda yeşil çevreyi artırma noktasındaki projelere daha çok yönlendiği görülmektedir. Ancak asıl önemli olan belediye yönetimleri değişse bile hizmette süreklilik esası gereği kent ve çevre hizmetlerinin devamlılığının sağlanmasıdır. Bu noktada, bu belediyelerde de özellikle devam etmekte olan projelerin belediye yönetimleri el değiştirse bile devam etmesi hizmette süreklilik açısından önemlidir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2000 SONRASI TÜRK SİNEMASINDA KAFKAESK ETKİLER:  KÜÇÜK KIYAMET (2004), KORKUYORUM ANNE (2009), GİŞE MEMURU (2010) VE KERR (2021) FİLMLERİNE YÖNELİK BİR ANALİZ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76866</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76866</guid>
      <author>M. Özer ÖZKANTAR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; margin: 0cm 1.0cm .0001pt 42.55pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Edebiyat ve sinema birbirinden beslenen, birbirlerini tamamlayan ve bu ilişki içerisinde çok yönlü birçok ürünün ortaya konulabilmesine olanak sağlayan iki sanat olarak ifade edilebilir. Öyle ki geçmişten günümüzü onlarca film edebiyat eserlerinden uyarlanırken, özellikle son senelerde bazı filmler roman ya da öykülere dönüşebilmektedir. Bu süreçte hem roman ve öykü yazarlarının güçlü bir etkisi söz konusudur hem de edebiyatla güçlü bağlar kurabilen yönetmen ve senaryo yazarlarının katkıları bu karşılıklı ve çok yönlü iletişime önemli katkılar sunmaktadır. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt; &lt;/span&gt;Bu çok katmanlı ilişki içerisinde ünlü yazar Franz Kafka da önemli bir paydaya sahiptir. Kafka, eserlerinde yarattığı umutsuzluk, yabancılaşma, korku, belirsizlik, bürokrasi, keşmekeşlik ve grotesk imajlar aracılığıyla günümüz sinemasına da ciddi katkılarda bulunmuştur. Bu noktada, birçok yönetmenin filmlerinde Kafka’ya öykündüğü, dolayısıyla Kafkaesk izdüşümlerin sayısız filmde sinema iklimine yansıdığı görülmüştür. Kafka etkisinin Türk Sineması özelinde de birçok filmde yer aldığı ifade edilebilir. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı 2000 sonrası Türk Sinemasında Kafkakesk uzantılara dair bir perspektif oluşturmaktır. Bu doğrultuda &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Küçük Kıyamet&lt;/em&gt; (2006), &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Korkuyorum Anne&lt;/em&gt; (2009), Gişe&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; Memuru &lt;/em&gt;(2010) ve &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Kerr &lt;/em&gt;(2021) filmleri kasti örneklem yoluyla seçilmiş ve betimsel analiz yöntemiyle Kafkaesk olgular çerçevesinde belirli kategoriler dâhilinde ele alınmıştır. Sonuç olarak, geçmişten günümüze Türk Sinemasında birçok yönetmenin Kafka’dan etkilendiği görülmüş, seçilen örneklemler dâhilinde, 2000 sonrası Türk Sinemasında da bu durumun süregeldiği varsayımına ulaşılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“KATI OLAN HER ŞEY BUHARLAŞIYOR: MODERNİTE DENEYİMİ” MARSHALL BERMAN’IN KÜLT ESERİ ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR İNCELEME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76779</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76779</guid>
      <author>Fatih ARSLAN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 0cm 10.55pt .0001pt 12.7pt;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Bu çalışma, Marshall Berman’ın, “All That Is Solid Melts Into The Air: The Experience Of Modernity” isimli etkili kitabını, 1982’de New York’ta yayınlanmasından yaklaşık 40 yıl sonra yeniden ele almaktadır. Kitabın ismi, 1888’de Karl Marks ve Friedrich Engels tarafından yazılan Komünist Manifesto’dan alınmıştır. Kitap, toplumsal ve ekonomik modernleşmenin, modernizm ile temel çelişkileri üzerine şekillenmiştir. Berman kitabında, “Geriye dönmenin ileriye gitmenin bir yolu olabileceği” fikrinden hareketle, 19. yüzyıl modernizmlerini hatırlamanın, bize 20. yüzyıl modernizmlerini yaratmak için vizyon ve cesaret verebileceğini gösterme çabasındadır. Modernlik, “katı olan her şeyin buharlaşıp gittiği bir dünyanın parçası olmak” şeklinde tanımlanmaktadır. Kitapta, modernizm farklı zaman dilimlerinden ve coğrafyalardan örneklerle, edebiyat, sanat ve mimari üzerinden analiz edilmektedir. Goethe'nin “Faust”u, Baudelaire'in Paris'i, Petersburg ve New York'un modernleşme örnekleriyle Berman, moderniteyi sadece bir tarihsel dönem olarak değil, aynı zamanda bir ruh hali ve yaşam tarzı olarak açıklıyor. Modernizmin bireyleri hem özgürleştiren hem de yabancılaştıran doğasını irdeleyerek, okuyuculara modern dünyanın karmaşıklığının ve paradokslarının birlikteliğini kavramaları için zengin bir bakış açısı sunmaktadır. Berman, manifestoda yer alan ve kitaba ismini veren “Katı olan her şey buharlaşıyor” imgeleminden hareketle, Marks’ın modernliğine de dikkat çekmektedir. Bu çalışma, Berman’ın görüşlerini, özelikle Perry Anderson tarafından yöneltilen eleştirilerle genişleterek açıklamaya çalışmaktadır. Berman’a yönelik eleştiriler, modernliği tanımlamak için kullandığı dönemselleştirme ve Avrupa Merkezlilik vb. konular üzerinden gelmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ VE GENEL TEBLİĞ:  VERGİ CEZA HUKUKU BAĞLAMINDA BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76563</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76563</guid>
      <author>Esra KESKİN</author>
      <description>Ceza hukukunun temel evrensel ilkelerinden biri olan “suçta ve cezada kanunilik ilkesi”, vergi ceza hukuku açısından da önemli bir yere sahiptir. Kanunsuz suç ve cezanın olamayacağını temin eden bu ilke, kişi hak ve hürriyetleri bağlamında ve özellikle vergi hukuku açısından mülkiyet hakkının korunması noktasında önemli bir hukukî güvencedir. Ceza hukuku açısından yasal dayanağı çeşitli kanunlar, Anayasa ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi gibi önemli metinlere dayanan bu ilkenin, idarenin genel düzenleyici işlemleri çerçevesinde nasıl yorumlanacağı konusunda ise hem doktrin hem de yargısal içtihatlarda birbirinden farklı görüşler bulunmaktadır. Bu noktada, Türk vergi mevzuatının temel mevzuat kaynaklarından biri olan genel tebliğler de bazı zamanlarda, söz konusu görüş farklılıklarının bir yansıması olarak suçta ve cezada kanunilik ilkesi çerçevesinde tartışmaya sebep olacak bazı düzenlemeler içermektedir. Çalışmanın amacı, Hazine ve Maliye Bakanlığının vergi hukuku alanında yayımladığı genel tebliğler arasında suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı hükümler ihdas eden tebliğ örneklerini tespit etmek ve incelemektir. Bu kapsamda, çeşitli açılardan suçta ve cezada kanunilik ilkesine uygun olmadığı tespit edilen üç farklı genel tebliğ incelenerek, ilgili konu yargı kararları ışığında farklı açılardan tartışılmıştır. Çalışma, genel tebliğler özelinde bu ilkeye uyumlu düzenlemeler tesis etmek üzere, Hazine ve Maliye Bakanlığına ilişkin sunulan öneriler ile birlikte sonlandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI DÖNEMİNDE İSTANBUL’DA KULLLANILAN ALTERNATİF BİR ULAŞIM ARACI; TAHTIREVAN (XIX. YÜZYIL)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76907</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76907</guid>
      <author>Makul YILDIRIM</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 0cm 10.55pt .0001pt 14.2pt;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;XIX yüzyıl Osmanlı Devleti açısından askerî, sosyal, ekonomik vb. pek çok alanda ciddi değişimlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Avrupa ile olan yoğun ilişkileri sonucunda bilhassa başkent İstanbul’da ulaşım sisteminde bazı değişiklikler yaşanmıştır. Şehir içinde ulaşım konusundaki aksaklıkların giderilmesi ve yolların araba kullanımına elverişli duruma getirilmesi konusunda çaba gösterilmesine rağmen yaya kenti olarak nitelendirilen İstanbul’u araba kullanımına elverişli bir hale getirme konusunda bazı sıkıntılar yaşanmıştır. İstanbul yollarının araba kullanımına uygun bir şekilde genişletilmesi, taşlarla döşenmesi, yayalar için kaldırım yapılması, yağışlı havalarda oluşan çamur birikintilerini gidermeye yönelik alt yapı hizmetlerinin sunulması ve modern bir kent görünümüne kavuşturulması gerekmekteydi. Ancak bu belirtilen şartların gerçekleştirilmesine yönelik imkanların elverişsizliği nedeniyle insanlar tarafından taşınan, dar ve yokuşlu yollarda ilerleme imkânı sağlayan tahtırevan, İstanbul’un bazı semtlerinde günlük hayatın renklerine dahil olmuştur. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 0cm 10.55pt .0001pt 14.2pt;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Tahtırevan, İstanbul’da saraylı hanımlar tarafından XIX. yüzyılın başlarına kadar kullanılan, sonrasında ise yerini at arabasına bırakan bir vasıta olmuştur. Ancak tahtırevan XIX. yüzyılın ortalarına doğru bilhassa yabancı kökenli hanımlar tarafından, ulaşım koşullarındaki aksaklıklar nedeniyle İstanbul’un Beyoğlu gibi kozmopolit semtlerinde yaygın bir şekilde istifade edinilen bir araca dönüşmüştür. &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif';"&gt;Bu çalışmada, İstanbul’da Avrupalıların yoğun olarak yaşadığı Beyoğlu gibi semtlerde, yabancı hanımların tiyatro, opera, vesaire eğlencelere gidip gelmek için kullandıkları ve Beyoğlu sedyesi olarak adlandırılan tahtırevanlar üzerinde durulmuştur. Tahtırevan kullanımının literatüre yansıması oldukça sınırlıdır; birkaç arşiv vesikası dışında resmi bir kayda rastlanmamakla birlikte İstanbul’a gelen seyyahların kaleme aldığı notların satır aralarından elde edinilen bilgilerle genel bir tablo çizilmeye çalışılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SULTAN I. ABDÜLHAMİD’İN MEMURLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76604</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76604</guid>
      <author>Tuğba ÖZDOĞAN</author>
      <description>Bu çalışma, XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı Devleti tahtında bulunan I. Abdülhamid döneminde, merkezden taşraya yapılan çeşitli atamaları konu edinmektedir. Bu atamalar Osmanlı Devleti’nde Divan-ı Hümayûn’da alınan kararları ihtiva eden 57 Numaralı mühimme defterindeki hükümlere dayanarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Osmanlı Devleti’nde zaman zaman dış ve iç politikaya bağlı olarak diplomatik hareketliliklerin hız kazandığı görülür. Böylesi zamanlarda ulaşım ve haberleşme faaliyetlerinin artacağı aşikâr bir durumdur. Ele alınan dönem I. Abdülhamid dönemine denk gelmektedir. On beş yıllık saltanatında Sultan I. Abdülhamid’in yaptığı atamalar, söz konusu Mühimme Defteri’ndeki 26 adet hükme yansımıştır. I. Abdülhamid döneminde Osmanlı- Avusturya, Osmanlı-İran ve Osmanlı-Rusya harpleri devleti uğraştıran başlıca meselelerdendi. Yaşanan bu gelişmelere paralel olarak içeri ile dışarıda hızlı bir iletişim ve ulaşım trafiğinin yaşanması pek tabiiydi. Gündemin yoğun olması sebebiyle bu defterler aynı zamanda menzil defteri şeklinde de kullanılmıştır. Ülkenin dört bir yanına gönderilen görevliler için dönemin ulaşım vasıtası olan bargirlerin tahsis edilmesi işlemi, merkezin emirleri doğrultusunda menziller aracılığıyla gerçekleştiriliyordu. Bu çerçevede çalışmamızda deftere bahis olan idarecilerin hangi vazifelerle ve görev yerlerine nasıl gittikleri tespit edilmiş, zaman olarak yaklaşık 14 yıllık saltanat süresiyle sınırlandırılan memuriyet atamaları ele alınmıştır. Bu çalışmada temel amaç 57 numaralı Mühimme Defteri’ndeki hükümlerle I. Abdülhamid devrindeki atamalar ekseninde taşradaki hareketliliği aydınlatarak özgün bir çalışma ortaya koymaktır.</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET SONRASI KADINININ İŞ HAYATINDA ÖN PLANA ÇIKAN BAZI TEMSİLCİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76897</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76897</guid>
      <author>ELİF  SOYLUEzgi BOZBAY EKMEKCİ   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 0cm 10.55pt .0001pt 14.2pt;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Cumhuriyet dönemi ile beraber kadınlar kurulan yeni düzende gerçekleştirilen reformlarla pek çok hak elde etmiştir. Kadınların her zaman değerini bile ve ön planda olmaları gerektiğine inanan Mustafa Kemal Atatürk, bu alanda dünyaya örnek teşkil edecek ve liderlik vasfını kazanacak adımlar atmıştır. Mustafa Kemal Atatürk sayesinde pek çok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı kazanan Türk kadınları, boşanma, mirastan erkeklerle eşit miktarda pay alma, özgürce eğitim alma hakkı gibi haklar elde ederek her alanda oldukça etkili bir konum elde edinmiş, siyasal ve sosyal hayatta ön plana çıkmışlardır. Önceleri evde oturup sadece ev işi ve çocuklarıyla ilgilenmek zorunda olan kadın gün geçtikçe erkeklerle eşit haklara sahip olarak maddi özgürlüklerini elde etmişlerdir. Erkeğe olan maddi zorunluluğu üzerinden atan kadın kendi bağımsızlığını iş hayatına da yansıtmıştır. Bu da zamanla kadınların daha fazla alanda kendini göstermesini sağlamıştır. Bugün bizlere basit gelen fakat dönemin şartlarını göz önüne aldığımızda o günlerde hayal olan mesleklerde kadınlar kendilerini kanıtlamışlardır. Bu durum günümüzde bilmediğimiz ve kadınların başrolünde olmadığı mesleklerde de kadınların etkin olacağı anlamına gelmektedir. Cumhuriyet ve Mustafa Kemal Atatürk yalnızca ülkenin bağımsızlığını sağlamakla kalmamış en büyük katkıyı yine bu bağımsızlık savaşında erkekler kadar çaba gösteren kadınlara ayırmıştır. Onun gözünde Türk kadını pek çok ülke liderinden seneler önce hak ettiği değeri görmüştür. Türk kadınları, Cumhuriyetin ilanı ve kendilerine tanınan haklar sonrası oldukça önemli mesleklere imza atmış, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin pek çok alanda aktif rol oynamışlardır. Bunların en önde gelenleri, ilk kadın hemşire Esma Deniz, ilk kadın heykeltraş Sabiha Bengütaş, seçilmiş ilk kadın muhtar Gül Esin, ilk kadın pilot Bedriye Tahir Gökmen, ilk kadın heykeltraş Safiye Bengütaş, ilk kadın belediye başkanı Sadiye Ardahan, ilk kadın diplomat olan Adile Ayda ilk kadın gökbilimci Nüzhet Gökdoğan, ilk kadın opera sanatçısı Semiha Berksoy İlk kadın kimyager Remziye Hisar, ilk kadın inşaat mühendisi Sabiha Gürayman ve ilk kadın veteriner hekim Merver Ansel’dir. Yapılacak çalışmada yukarıda isimleri zikredilen Cumhuriyet dönemi sonrası iş hayatındaki ilk kadın temsilcilerin biyografileri hakkında bilgiler verilip başarıları dile getirilecektir. Çalışma sonucunda Cumhuriyet dönemi ile birlikte kadınların her alanda etkin olmaya başladıkları tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-10-28</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


