






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2012 Sayı 5 Issue 4</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=548</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>BAKLAVANÂMELER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26120</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26120</guid>
      <author>Muhittin ELİAÇIK</author>
      <description>Milletlerin kültür ve medeniyetinde en önemli ölçütlerden birisi de mutfak menüleridir. Türk mutfağı, çok farklı coğrafyalarda bulunmanın getirdiği zenginlikle birçok ürünü bünyesinde barındırmış ve çok renkli bir menüye sahip olmuştur. Baklava, bu zengin menünün en önde gelen ürünlerinden olup daha sonra adeta kıskanılan ve birçok millet tarafından sahip çıkılmaya çalışılan müstesna bir tatlı olmuştur. İnce yufkaların arasına çeşitli kuruyemişler konularak yapılıp üzerine de şerbet dökülen baklava, Türkçe kökenli bir kelime olup, birçok atasözü ve deyime de girmiş, Türkçe’den birçok dile geçmiştir. Osmanlıda özel bir alaya da konu olan baklava hakkında birçok manzume yazılmış ve bu manzumelerde baklava,</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLGİNİN MALZEME OLARAK KULLANILDIĞI SANATLAR İLE METİNLERARASILIK ARASINDAKİ BAĞLANTILAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26167</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26167</guid>
      <author>Timuçin AYKANAT</author>
      <description>“Belâgat” kitaplarında yer alan hemen her sanat unsurunu, “Metinlerarasılık” kuramı uygulamalarında da bulmak mümkündür. Klâsik önadı ile anılan belâgat ve bir çağdaş dönem kuramı olan metinlerarasılık, aslında birçok noktada aynı şeyi farklı sözcüklerle ifade etmektedir. Bu makalede, belâgat içerisinde çoğunlukla ortak malzemenin kullanılmasına yönelik sanatlar olarak adlandırılan unsurlar ile metinlerarasılık arasındaki bağlantılar irdelenmiş, ilişkiler ve varsa ilişiksizlikler değerlendirilmiştir. Yine belâgate bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılarak, onun metinlerarasılıkla örtüşen diğer yönleri öz bir şekilde ele alınmıştır. Klâsik ve modern olarak ayrıştırılanın aslında aynı şeyi söylediği veya söyleyebileceği ve çoğu zaman da yapılan adlandırmaların ve kullanılan terminolojinin farklı olduğu gösterilmeye çalışıldı. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BOSNA HERSEK SÖZLÜ KÜLTÜRÜNDE NASREDDİN HOCA TİPİ ÜZERİNE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26213</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26213</guid>
      <author>Zülfikar BAYRAKTAR</author>
      <description>Balkanlar’ın Osmanlı topraklarına katılmasıyla beraber bölgede, Türk edebiyatının tasavvuftan halk edebiyatına kadar her türünde önemli eserler verilmiş, bu edebi anlayış, bölgede kök salmış ve yerel halkların kültürüyle kaynaşmıştır. Balkan ve Türk grupların arasındaki kültür alışverişi, ortak bir kültürün temelini oluşturmuştur. Bölgede konuşulan Slav ve Türk dilleri alışverişe girmiş, sayısız Türkçe kökenli kelime, çok sayıda atasözü, deyim, fıkra Balkan kültüründe yerini almıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri Nasrettin Hoca'dır. Anadolu'dan göç eden Türkmenlerle Balkanlar'a ve özellikle de Bosna Hersek’e ulaşan Nasrettin Hoca fıkraları, yerel halk tarafından benimsenmiş ve kendi halk kültürlerine mal edilerek sahiplenilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALİDE EDİP’İN YEDİGÜN DERGİSİNDEKİ YAZILARINDA KADINA BAKIŞI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26176</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26176</guid>
      <author>Yunus BİLGE</author>
      <description>Halide Edip Adıvar, hemen hemen bütün eserlerinde “kadın”dan söz etmiştir. Kadının çalışması ve eğitimi konusuna değinmiş, bu konuların savunucusu olmuştur. Kadının, erkeğin zevklerinin bir nesnesi olmadığını ileri sürmüştür. Kadını sosyal figür, kendi hayatının sahibi ve sorumlusu, bağımsız ve irade sahibi olarak görmek istemiştir. O, severken yüceleşen, paylaşırken çoğalan fakat asla bir dişi değil de “kadın” olmayı telkin etmiştir. Onun yazılarında değişik kadın tipleri kendini göstermektedir. Bunlar arasında “aydın kadın” ve “ideal kadın” gibi olumlu tiplerle “kimliksiz kadın”, “cahil kadın”, “taklitçi kadın” ve “dişi kadın” gibi olumsuz tipler öne çıkmaktadır. Yazar bu tiplerin özelliklerini sıraladığı yazılarında, olumsuz tipleri yererken olumlu tipleri yüceltir. Bu makalede yazarın Yedigün dergisinde yazdığı yazılar incelenecek, bu bağlamda kadına bakışının izleri sürülecektir. Bu yapılırken söz konusu yazılardan ipucu niteliğindeki bölümler alıntılanacak, açıklamalar bu alıntılarla desteklenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SERA ETKİSİ KAVRAM YANILGILARI HAKKINDA YAPILMIŞ ÇALIŞMALARIN VE ÖĞRETİM PROGRAMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26122</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26122</guid>
      <author>Mürşet ÇAKMAKDoç. Dr. Hasan GÜRBÜZ, Doç. Dr.Behçet ORAL, Araş Gör. Mustafa DERMAN</author>
      <description>Bu çalışma, aynı ölçek havuzu kullanılarak öğrencilerin sera etkisi kavram yanılgıları konusunda yapılmış farklı çalışmaların verilerinin karşılaştırması ve konu hakkında ilgili öğretim programlarının değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Söz konusu ölçek Türkiye’de 9 çalışmada kullanılmıştır. Sera gazları kaynakları, etkisi, önleme ve azaltma yolları konusundan oluşturan ölçek “evet”, “hayır”, “bilmiyorum” şeklinde 3’lü likert olarak hazırlanmıştır. Nitel olarak yapılan bu araştırmada ilgili dokümanlar incelenerek dokümanların içerik analizleri yapılmıştır. Çalışmalarda kullanılan her ortak madde * işareti ile belirtilmiştir. Analiz sonucunda öğrencilerin çoğu aynı maddeye birbirine yakın oranlarda katıldığı, benzer kavram yanılgılarına ve kavram kargaşasına sahip oldukları görülmüştür. Ayrıca ilgili programların yıllık planları ve ders kitapları incelenmiştir. Fen ve teknoloji 7.sınıf ve 9.sınıf biyoloji dersinde sera gazları kazanımlarına yer verildiği görülmüştür. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZEL ÖĞRENCİ YURTLARINDA KALAN ÖĞRENCİLERİN YURT YÖNETİMİNDEN KAYNAKLANAN SORUNLARA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ (ELAZIĞ İLİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26126</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26126</guid>
      <author>Necmi GÖKYER</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, özel öğrenci yurtlarında kalan öğrencilerin yurt yönetiminden kaynaklanan sorunlara ilişkin görüşlerini belirlemektir. Betimsel tarama modeli kullanılarak yapılan çalışmanın evrenini 2011-2012 eğitim-öğretim yılında, Elazığ ilinde faaliyet gösteren 16 kız ve erkek öğrenci yurdunda barınmakta olan toplam 1654 öğrenci oluşturmaktadır. Ancak, yurt yöneticilerinden beşi anketi uygulamaya izin vermemiştir. Bu yurtlardan dördü erkek, yedisi kız öğrenci yurdudur. Araştırmanın örneklemini, 11 yurtta kalan 1200 öğrenci arasından basit tesadüfî yöntemle seçilen 498 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen “özel öğrenci yurtlarında kalan öğrencilerin yurt yönetiminden kaynaklanan sorunlara ilişkin görüşlerini” belirlemek için hazırlanan anket kullanılmıştır. Elde edilen verilerle, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğrencilerin %47,2’si yemek ücretlerini yüksek bulmaktadır. Yurtta görevli çalışanlar öğrencilere genellikle saygılı davranmaktadır. Yöneticiler öğrencilerle ara sıra düzeyinde çok ilgilenmektedir. Ders çalışmak için öğrenci sayısına göre yeterli eğitim ortamı bazen bulunmaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GAZETELERDEKİ HABER BAŞLIKLARINDA FARKLI VE RENKLİ YAZIMLA ANLAM ZENGİNLEŞTİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26162</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26162</guid>
      <author>Selver GÜLTEKİN</author>
      <description>Zamanın çok hızlı ilerlediği ve her şeyin çok çabuk değiştiği günümüzde, dilimiz de değişikliklerden nasibini almaktadır. Hayatımıza giren her şey pek çok yeni kelimeyi de beraberinde getirmektedir. Yeni kelimelerin yanı sıra eski kelimeler de var olan anlamlarının dışında yeni anlamlar kazanmaktadır. Bu anlamlar çoğunlukla kalıcı olmakta ve dilimize yerleşmektedir. Ancak dikkat çekici ve farklı olmanın oldukça önemli olduğu günümüzde farklı renkler ve farklı yazımla kelimelere tek kullanımlık diyebileceğimiz anlamlar yüklenmektedir. Bunun amacı hem vurgu yapılmak istenen şeyi ön plana çıkarmak hem de farklılıkla dikkat çekmektir. Bu tarz kullanımlara restoran ve kafe isimlerinde, mağazalarda, reklamlarda, gazete haberlerinde oldukça sık rastlayabilmekteyiz. Her gün onlarca benzeri yayınlanan haberleri dikkat çekici hale getirmek için bu yöntemin oldukça pratik ve işe yarar olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle haber başlıklarında ve manşetlerde bu tarz yazıma rastlanmaktadır. Vurgulanmak istenen sözcük, noktalama işaretleri, büyük-küçük harf kullanımı, büyük-küçük punto ile yazım ve çeşitli renklerle yazım gibi şekillerle ön plana çıkartılmıştır. Bu çalışmada gazetelerdeki haber başlıklarında farklı renk ve farklı yazımla yapılan anlam zenginleşmesi incelenmiştir. Günlük gazetelerde bu örneklere bol miktarda rastlanmakta ve bu manşetlerde hem farklılık sağlanmakta hem de haberin içeriği ile alakalı ilginç bir başlık ile okuyucunun dikkati çekilmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENTSEL SAÇAKLANMA ALANLARINDA ARSA/ARAZİ DEĞERİNİ BELİRLEMEYE YÖNELİK YÖNTEM ÖNERİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26132</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26132</guid>
      <author>Özer KARAKAYACIZuhal KARAKAYACI</author>
      <description>Kentsel saçaklanma kavramı, kentlerin kırsal alanlara doğru yayıldığı, nüfus yoğunluğunun düşük olduğu, ulaşım problemlerinin yaşandığı ve sosyal sermayenin düşük olduğu alanlar olarak tanımlanmaktadır. Kendine özgü niteliklere sahip bu alanlara ilişkin, sosyal, fiziksel, ekonomik ve yasal boyutlarına yönelik yapılacak bilimsel çalışmalar, ne kentsel alanlara yönelik yaklaşımlar ile ne de kırsal alanlara yönelik yaklaşımlarla değerlendirilemez. Kendine özgü niteliklere sahip ve her bölgede farklılıklar gösterecek olan “Kentsel Saçaklanma” alanlarına yaklaşımların, kendine özgü yöntemlerle gerçekleştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu sorunsaldan hareketle çalışmada; kentsel saçaklanma alanlarında arsa/arazi değerini belirlemeye yönelik bir yöntem önerisi geliştirmek amaçlanmıştır. Dolayısıyla, kentsel saçaklanma alanlarının değerini belirlemede yaşanan yöntem karmaşası giderilmeye çalışılmıştır. Kentsel saçaklanma alanlarında, tarım arazileri değerleme yöntemine göre ya da kentsel arsa değeri belirleme yöntemine göre değerleme yapılması hususunda çelişkiler bulunmaktadır. Bir başka deyişle, kentsel saçaklanma alanlarında arsa/arazi değerini belirlemede iki yöntem kullanılmaktadır. Bunlardan birincisi, tarım arazilerinin değerini belirlemede kullanılan yöntemlerin kullanılmasıdır. Diğeri ise, bu tür alanlarda arsa/arazi üzerinde bulunan kentsel kullanım türüne göre belirlenecek yöntemlerin kullanılmasıdır. Birinci yöntemin kullanılması durumunda, arsa/arazi değeri gerçek değerinin çok altında çıkacaktır; ikinci yöntemin kullanılmasında ise, gerçek değerinin üstünde bir değer ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, kentsel saçaklanma alanları gibi kendine özgü alanların değerini belirlemeye yönelik yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada; kentsel saçaklanma alanlarında arsa/arazi değerini belirlemeye yönelik bir yöntem önerisi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Gelir yöntemi, pazar yöntemi gibi geleneksel yöntemlerde değerlemeye dâhil edilemeyen değişkenlerin, Analitik Hiyerarşi Süreç (AHP), Gri İlişkisel Analiz (GRA) gibi yeni yöntemler ile uygulanması mümkündür. Sonuçta çalışmada, AHP ve GRA yöntemlerinin kullanılması yoluyla, kentsel saçaklanma alanlarında arsa/arazi değerini belirlemeye yönelik bir yöntemin geliştirilmesi hedeflenmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DIVANU LUGATİ’T-TÜRK’TEKİ OĞUZCA EYLEMLERİN ESKİ KIPÇAK TÜRKÇESİNDEKİ GÖRÜNÜMÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26195</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26195</guid>
      <author>Meryem Selda KARAŞLAR</author>
      <description>DivanuLugati’t-Türk XI. yüzyıl Türk dünyasının çeşitli boy ve kavimleri ile onların dilleri hakkında değerli bilgiler içermektedir. EserOğuz ve Kıpçak lehçeleriyle ilgili ilk bilgiler vermesi bakımından da önem taşımaktadır. Eserden hareketle Oğuz-Kıpçak etkileşiminin XI. yüzyılda yoğun olduğu anlaşılmaktadır. Bu etkileşimi Eski Kıpçak Türkçesi eserlerinde de görebilmekteyiz. Bu dönemde Kıpçaklarda Türk sultanlarının başta bulunmaları ve hâkimiyetin Türklerde olması sebebiyle Türkçeye karşı ilgi artmış ve birçok eser yazılmıştır. Bu eserler Araplara Türkçeyi öğretmek için yazılmış sözlük ve gramer kitaplarından, başka sahalarda yazılan Türkçe eserlerin istinsah ettirilmesinden ve Arapça ve Farsçadan çeşitli konularda yazılmış eserlerin tercümesinden oluşmaktadır. Bu çalışma ileDivanuLugati’t-Türk’tekiOğuzca kayıtlı eylemlerin Eski Kıpçak Türkçesi sözlük ve eserlerindeki varlığı ortaya konulmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>18. YÜZYILA AİT BİR SİYER-İ NEBÎ’DEKİ “Kİ” Lİ CÜMLELER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26063</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26063</guid>
      <author>Fatih KAYA</author>
      <description>Bu yazıda Abdülbâkî Ârif Efendi’nin Siyer-i Nebî adlı eserindeki “ki”li cümleler incelenmiştir. İncelemeye eserin tamamının taranarak “ki”li cümlelerin bağlanma şekillerine göre tasnif edilmesiyle başlanmıştır. “ki” bağlama edatı ile bağlanmış olan bu birliklerde, birliğin bir ögesi diğerinin ya bir cümle ögesi ya da bir cümle ögesinin niteleyicisi konumundadır. Eserden elde edilen örneklerle söz konusu bu durumlar yeteri kadar örneklendirilmiştir. Ayrıca herbir örnek günümüz günümüz Türkçesine çevrilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NAZİ BASININDA ATATÜRK DÖNEMİ (1933-1938)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26191</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26191</guid>
      <author>Sezen KILIÇ</author>
      <description>Atatürk hakkında Türkiye’de çok sayıda kitap, makale ve inceleme bulunmasına rağmen, Alman basınında Atatürk konusunda sadece iki kitap mevcuttur. Üstelik Nazi basınında Atatürk dönemi ile ilgili herhangi bir inceleme de bulunmamaktadır. Oysaki 1933-1945 yılları arasında Almanya’da iktidarda bulunan Hitler ve partisi NSDAP’ın Atatürk dönemindeki yenilik, değişim ve gelişmeler hakkında neler söylediği ve düşündüğü Türkiye’de merak konusudur. Bu merakı az da olsa giderebilmek için bu çalışmada Nazi Hükümeti’nin resmi yayın organı statüsündeki Völkischer Beobachter gazetesinin Atatürk dönemi ile ilgili yazdıklarına bakılması gerektiği düşünülmüştür. Bu düşünceden yola çıkılarak söz konusu gazetede Atatürk dönemi hakkında çıkan yazılar öncelikle tespit edilmiş sonra da kronolojik bir sıraya göre ele alınarak Hitler ve partisinin bu dönem hakkındaki kanaati ortaya konulmaya çalışılmıştır. Söz konusu dönem hakkında Völkischer Beobachter’de çıkan yazıların tamamında hiçbir olumsuz görüş beyan edilmemiştir, çünkü Hitler daha Temmuz 1933’te Nasyonal Sosyalist hareketin Almanya’da başarılı olacağına dair inancında Atatürk dönemi Türkiye’sinin başarısının etkisi olduğunu belirterek zaten bu konudaki olumlu kanaatini ortaya koymuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM OKULLARI YÖNETİCİLERİNİN ÖRGÜTSEL BAĞLILIK DÜZEYLERİ İLE ERTELEMECİLİK DAVRANIŞLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26187</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26187</guid>
      <author>Yücel ÖKSÜZAdem İCİ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı ilköğretim okulları yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeyleri ile ertelemecilik davranışlarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Çalışmanın bağımsız değişkenleri cinsiyet, yöneticilik süresi (kıdem), yönetim kademeleri (müdür, müdür başyardımcısı, müdür yardımcısı) ve yaş iken bağımlı değişkeni örgütsel bağlılık ile ertelemecilik davranışlarıdır. Araştırma Samsun ilinde ilköğretim okullarında görev yapan 240 yöneticinin (müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı) katılımıyla yürütülmüştür. İlköğretim okulları yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeyleri ile ertelemecilik davranışlarının bağımsız değişkenlerine (cinsiyet, yaş, yöneticilikte geçen süre, kıdem) göre anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediği MANOVA ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda ilköğretim okulları yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeyleri ile ertelemecilik davranışları arasında negatif yönde anlamlı düzeyde ilişki tespit edilmiştir. İlköğretim okulları yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeyleri ve ertelemecilik davranışlarının yöneticilik sürelerine, yönetim kademelerine ve yaşa göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna karşın cinsiyet değişkeni açısından anlamlı bir farklılık oluşmamıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ESKİ VE YENİ ARASINDA ROMANSAL BİR GEÇİŞİN ÖYKÜSÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26164</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26164</guid>
      <author>Şevket ÖZNUREjdan SADRAZAM</author>
      <description>Bu makalede geçmişin değer yargılarından yeni yaşam tarzlarına geçiş çözümlenmiştir. Bu bağlamda bu çözümleme romancıların babası ve ilk usta olarak kabul edilen Cervantes’in, çağının çelişkileri onun en popüler sanat eseri olan Don Quijote tarafından yansıtılmaktadır. Modern batı edebiyatının en önemli çalışması olarak ele alınan kitabın ikinci bölümünde yer Pyramus ve Thisbe adlı Sonnetten yolla çıkarak Don Quijote’nin Kıbrıs’la ilgili keşfedilebilecek toplumsal gerçekliği irdelenmektedir. Ayrıca Türkçedeki en doğru çeviri olarak kabul edilen Roza Hakmen’in çeviri metninden yola çıkılarak eserdeki sone incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AVRUPA FEODALİTESİ İLE OSMANLI TIMAR SİSTEMİ ÜZERİNE BİR MUKAYESE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26123</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26123</guid>
      <author>Mehmet Emin ŞENMehmet Ali TÜRKMENOĞLU</author>
      <description>Osmanlı devletinin birçok kurumu gibi temel toprak yönetim ve vergi toplama sistemi olan Tımar sistemi de kendine özgü ve kaynakları itibariyle de batılı olmaktan çok doğuludur. Gerçekten Tımar sisteminin kökenlerini kendisinden önce batı toplumlarında feodal sistemde değil Abbasilerdeki katia sisteminde veya Selçuklulardaki ikta siteminde aramak daha doğru olur. Osmanlı Tımar sistemi Avrupa feodal düzeniyle karşılaştırılmıştır. Aslında iki sistemin birbirinden farklılığı benzerliğinden çok daha fazladır. Osmanlı Tımar sisteminin arşiv belgelerine dayalı araştırmalarının, batılılar tarafından yapılanlara kıyasla her zaman ihmal edilebilecek bir oranda kalması bu sahada yapılan çalışmaların Avrupalı bir bakış açısıyla ele alınması sonucunu doğurmuştur. Bu çalışmada Osmanlı Tımar sistemi ile Avrupa feodal düzeni arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konularak mukayese yapılacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INVESTIGATION OF EFFECTS OF COMPUTER ANXIETY AND INTERNET ATTITUDES ON COMPUTER SELF-EFFICACY</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26182</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26182</guid>
      <author>Murat TUNCER</author>
      <description>During the use of computers in education or in computer based programs one must have information regarding the state of learners’ affective behaviors. Learners’ attitudes and perceptions towards new technologies are quite effective on their learning levels. In this research, effects of computer anxiety and internet attitude on computer self-efficacy were investigated. According to the research findings, computer anxiety has a strong influence on internet attitudes. Moreover, it was concluded that internet attitude affected computer self-efficacy. On the other hand, a significant relation between computer anxiety and computer self-efficacy could not be determined. Based on these findings, we may suggest that by keeping computer anxiety under control, we may be able to positively develop learners’ internet attitudes. We may further suggest that students who have positive internet attitude also have relatively enhanced computer self-efficacy.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ASYNCHRONOUS COMPUTER-MEDIATED COMMUNICATION IN TEACHING TURKISH AS A FOREIGN LANGUAGE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26135</guid>
      <author>Gülden TÜM</author>
      <description>İş, seyahat, akademik ve sosyal ihtiyaçlar ile evlilik gibi çeşitli nedenlerle önem kazanan Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, araştırmacıların büyük ilgisini çekmektedir. Bu yüzden, son zamanlarda bu alanda birçok araştırma yapılmaktadır. Ancak bu alanda öğretmenlerin öğrencilerin muhtemel hatalarına farkındalık ve eğitimde teknolojinin bir alanı olan eşzamanlı olmayan bilgisayar destekli iletişim kullanımı üzerine daha çok çalışma yapmak gerekmektedir. İngilizce, Rusça ve Çince gibi en çok konuşulan diller göz önüne alındığında öğrencilerin sadece kitap ile değil aynı zamanda eşzamanlı olmayan bilgisayar destekli iletişim alanında da belirli bir ölçeğe kadar başarılı olmak için sayısız olanaklardan yararlandıkları görülmektedir. Dünyada en çok konuşulan beşinci dil olan Türkçenin öğretimi ve özellikle eğitimde teknolojinin önemi göz önüne alınırsa bu çalışma öğrencilerin dilsel yapı ve bütünceyi öğrenirken eşzamanlı olmayan bilgisayar destekli iletişimden nasıl yararlandıklarını ve deneyimsiz yabancı dil Türkçe öğretmenlerinin ne dereceye kadar öğrencilerin yaptıkları hatanın gerisindeki olası problemlere duyarlılık göstermeleri gerektiğine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEDRESELER VE İLAHİYAT FAKÜLTELERİNDEKİ ARAPÇA ÖĞRETİMİNİN TEMEL DİNAMİKLER BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26069</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26069</guid>
      <author>İbrahim USTA</author>
      <description>Bu çalışmada Medreselerde öğretilen Arapça Öğretimi ile İlahiyat fakültelerinde öğretilen Arapçanın, “amaç, muhteva, süreç, ölçme ve değerlendirme” gibi temel dinamikler açısından karşılaştırması yapılacak ve iki eğitim öğretim sisteminin Arapça öğretimindeki benzer ve farklı yönleri kısa bir değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Konunun sonunda her iki kurum için birtakım öneriler zikredilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MENDERES MAGNESİA’SI VE ARTEMİS NEOKOROS ONURU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26133</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26133</guid>
      <author>Hüseyin ÜRETEN</author>
      <description>Pergamon Krallığı’nın bir anlamda Roma’ya armağan edilmesiyle Anadolu’ya egemen olacak yeni güç ortaya çıkmıştır. Roma, önce Yunan kentlerini, eski Hellenizm geleneği içinde özgür kılmaya çalışacak, ancak daha sonra bundan vazgeçerek “Asia Eyaleti”ni (Provincia Asia = Anadolu) Roma idare sisteminin ve kültürünün egemen olacağı bir düzen içinde yöneterek, şekillendirecektir. Roma komutanlarını Anadolu’da en çok uğraştıran Pontos Krallığı olmuştur. Ancak Pontos dâhil Kappadokia, Armenia, güney, batı ve kuzey Anadolu’nun Yunan ve yerel tapınak devletleri sonunda Roma’ya boyun eğecektir. İ.Ö. 25’de Galatia Kralı Amyntas’ın ölümünden sonra ortaya çıkan kargaşa ortamı, Roma’nın girişimiyle yok edilecek, Galatia Krallığı Anadolu’da senato eyaleti olarak kurulmayan ilk eyalet olarak Roma İmparatorluğu’na katılacak ve artık tam anlamıyla Anadolu’nun Romalılaşma (!) süreci başlayacaktır. Roma’nın ünlü komutanları ve onların orduları arasındaki çekişmeler ve çekemezlikler ancak Augustus döneminde son bulur. Senato’nun izniyle Augustus yalnız yeni bir hanedan kurmakla kalmaz, aynı zamanda gerçekleştirdiği barış ortamından dolayı kutsanarak tanrılaştırılır. Ve Augustus zamanında oluşturulan bu kült, Roma egemenliği ile birlikte Anadolu şehirlerine de girmiştir. Dolayısıyla antik dönemde özellikle eyalet kentlerinde “Neokoros” başka bir ifadeyle şehirlerin bünyelerinde bulundurma ayrıcalığına sahip olunan imparator kültü önemli bir unsur olmuştur. Bu konuda Magnesia ad Maeandrum kenti özel bir örnek oluşturmaktadır. Kent, sikkeleri kullanarak Artemis Neokoros (=Artemis Leukophryene’nin tapınak bekçisi) onuruna sahip olduğunu dünyaya duyurmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALKALI ZİRAAT MEKTEBİ’NİN TARİHÇESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26134</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26134</guid>
      <author>Özgür YILDIZ</author>
      <description>Tarım, Osmanlı Devleti’nde ekonominin en önemli dinamiklerinden birisi olmuştur. Osmanlı Devleti’nde özelikle Müslüman halkın büyük bir kısmı geçimini toraktan sağlamaktadır. Tanzimat ve Islahat Fermanı’ndan sonra Osmanlı Devleti hızlı bir şekilde gerilemeye başlamıştır. Bu gerileme çözüm arayışlarını arttırmıştır. II. Abdülhamid gerilemenin önünde durmak için büyük çaba harcamıştır. Bulduğu çözümlerden birisi ziraatta ıslah çalışmaları yapmak olmuştur. Osmanlı Devleti’nde modern tarım yapılabilmesi için Ziraat Mektepleri’nin açılması Sultan II. Abdülhamid döneminin önemli tarım politikasıdır. Bu nedenle Sultan gerekli ön çalışmaları bitirip, hazırlıkları yaptırdıktan sonra 1892 tarihinde Halkalı Ziraat Mektebi’ni açtırmıştır. Halkalı Ziraat Mektebi II. Abdülhamid döneminin önemli kurumlarındandır. Halkalı Ziraat Mektebi yanında Baytar Mektebi ile birlikte kurulmuştur. Okulun sadece bağımsız bir ziraat mektebi olarak kurulamamasının nedeni ülkede çıkan hayvan hastalıkları nedeniyle baytar ihtiyacı doğmasıdır. Okulda çağına göre modern bir eğitim anlayışı sergilenmiştir. Okula giriş imtihanla olmaktadır. Devlet yapılan imtihanlara büyük özen göstermektedir. Öğrenciler yatılı öğrenci statüsünde memleketin birçok yerinden gelmektedir. Okul öğretmenleri Türk, Rum ve Ermeni’dir. Aynı şekilde bu üç milletten öğrenci okulda eğitim almaktadır. Eğitim süresi üç yıl olan okulda mezunlar itibarlı yerlere gelmektedir. Mezunların devlet işinde görev almak istememeleri üzerine öğrencilere üç yıl süreyle zorunlu hizmet getirilmiştir. Kısaca bu çalışma Başbakanlık Osmanlı Arşiv Belgeleri ışığında Halkalı Ziraat Mektebi’nin tarihçesini kısa bir şekilde açıklama amacındadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÖY ENSTİTÜLERİ ÜZERİNE BİR DENEME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26184</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26184</guid>
      <author>Abdulnasır YİNER</author>
      <description>Köy Enstitüleri okuma-yazmayı yaygınlaştırmak ve özellikle kırsal kesimdeki okur-yazar oranını kısa sürede yükseltmek amacıyla kurulmuşlardır (17 Nisan 1940). Ülkenin ekonomik durumu göz önüne alınarak devlete en az maliyetle bu okulların kurulması hedeflenmiştir. Hazır bina, sınıf yerine, bina dâhil tüm ihtiyaçların köylü, öğretmen ve öğrenci çalışmasıyla vücuda getirilmesi amaçlanmıştır. Öğretmene az bir maaş tahsis edilmiş, kazancını tamamlaması için arazide çalışması, bağ-bahçe ekip biçerek geçimini sağlaması istenmiştir. Öğrencilerin sadece teorik dersler görüp sınıfta öğrenme yerine, derslerin önemli bir kısmının çalışılarak yapılması yoluna gidilmiştir. Küçük yaştaki çocukların inşaat işlerinde, bağ-bahçelerde çalıştırılmaları ciddi eleştirileri beraberinde getirmiştir. Köy enstitüleri ile ilgi tartışmalar bu okulların kurulması ile başlamış, kapandıkları halde tartışmalar bitmemiştir. Bu okullar üzerinden sağ-sol tartışmaları yapıldığı gibi, köylü-kentli sınıf ayrımı, devrimcilik-karşı devrimcilik, karma eğitim gibi tartışmalar da yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVLET İNŞA SÜRECİNDE TERÖRLE MÜCADELE SORUNU: IRAK ÖRNEĞİ VE TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26229</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26229</guid>
      <author>Zafer AKBAŞ</author>
      <description>Irak, 1990’da Kuveyt’i işgal etmiştir. Bu işgal üzerine Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Irak’a müdahale edilmiş ve Irak, Kuveyt topraklarından çıkarılmıştır. Bunu izleyen süreçte Irak, BM tarafından denetlenmeye başlanmıştır. Irak, ABD tarafından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uymadığı, teröre destek verdiği, Kitle İmha Silahları ürettiği gerekçeleri ile 2003’te işgal edilmiştir. İkinci Körfez Savaşı (2003) olarak adlandırdığımız bu savaş, ABD’nin büyük prestij kaybettiği, Birleşmiş Milletler’i devre dışı bıraktığı ve meşruiyeti tartışmalı olan bir savaştır. ABD müdahalesi sonrasında, Irak’ın alt yapısı, ekonomisi, sosyal yapısı ve devlet yapısı çökmüştür. Irak’ta bu şartlar altında başlatılan devlet inşa 2012’de devam etmektedir. Devlet inşa süreçleri, ülkeler için bir dizi sosyal, siyasal ve ekonomik yapılanma aşamalarını içermektedir Bu süreçte bölgede güvenlik açığı doğmuş ve bölge adeta terör örgütlerinin eylem alanı gelmiştir. Irak ve Türkiye benzer tarihsel, toplumsal, coğrafi ve stratejik bağlara sahiptir. Türkiye, Irak’ta yaşanan gelişmelerden ekonomik, sosyal ve siyasal boyutta etkilenmektedir. Özellikle Kuzey Irak kırsalında yerleşik PKK terör örgütünün eylemleri Türkiye için büyük bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1939-1940 TEVFİK FİKRET MÜNAKAŞALARI 2. YENİ ADAM DERGİSİNDE “TEVFİK FİKRET ANKETİ” VE BU ANKET ETRAFINDA GELİŞEN MÜNAKAŞALAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26291</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=26291</guid>
      <author>Nuran ÖZLÜK</author>
      <description>17 Eylül 1939’da Yeni Sabah gazetesinde Tevfik Fikret’in Rumeli Hisarı’ndaki Aşiyan’ının Amerikalılar tarafından satın alınarak müze hâline getirileceği haberi ile başlayan Tevfik Fikret münakaşaları 21 Aralık 1939’da Yeni Adam’ın tertip ettiği, altı sorudan oluşan anketle tekrar gündeme getirilmiştir. Dönemin önde gelen yazar/şairlerine yöneltilen anket sorularına verilen cevapların bir kısmı anket iştirakçileri dışında Yeni Adam, Ulus ve Bozkurt’taki yazılarla desteklenmiş, bir kısmı ise eleştirilmiştir. Şair hakkındaki sorulara verilen cevapların bazıları tartışmanın seyrini değiştirmiş bu yüzden Mehmet Akif-Tevfik Fikret meselesi yeniden konuşulmuş, Fikret, Namık Kemal ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada söz konusu anket vesilesiyle devrin aydınlarının Tevfik Fikret ile ilgili duygu ve düşünceleri ortaya konularak birbirine zıt düşüncelerin karşılıklı savunmaları tüm boyutları ile değerlendirilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


