






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2014 Sayı  24</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=561</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>KADINLARIN YENİ MEDYADAKİ GÜCÜ: İNTERAKTİF TELEVİZYON</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27070</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27070</guid>
      <author>Sedat CERECİ</author>
      <description>İnteraktif yayıncılık, modern çağın teknolojiye dayalı yaşam biçeminde en çok paylaşımda bulunulan ortamlar oluşturmaktadır. Çocuklar ve gençler başta olmak üzere çok sayıda insan, interaktif yayınların sağladığı ortamlara katılmaktadır ve iletilerini paylaşmaktadır. Kadınlar, sıklıkla çeşitli risklerden uzak buldukları ve daha özgür davranacaklarını düşündükleri interaktif televizyonu kullanmakta, interaktif televizyonun yayınlarına katılarak görüşlerini, izlenimlerini ve sorunlarını paylaşmaktadır. Kadının kendini kanıtlaması ve iradesini açıkça ortaya koyabilmesi olanağı sağlayan interaktif televizyon; bazı durumlarda kadınların imgelerinde aşırı güç izlenimi oluşturarak çeşitli sorunlara yol açabilecek eylemlere girişmesine neden olabilmektedir. İzleyicilerin televizyonda izledikleriyle iletişime geçebilmelerini sağlayan interaktif televizyon, kadınların imgelerinde canlandırdıkları ancak gerçek yaşamda uygulayamadıkları imgelerini gerçekten daha sanal olarak gördükleri interaktif televizyonda uygulama girişimlerine yol açmakta, kadının bastırılmış öfkesinin veya kininin dışavurumu olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle erkek egemen ortamlarda baskı altında yaşayan veya işyerinde baskı altında çalışan kadınların yöneldikleri interaktif televizyon, kadının tepkilerini dile getirebileceği, ancak bazen birikmiş hınç duygusuyla medya etiğiyle de örtüşmeyen saldırılarda bulunabileceği bir ortam olarak görünmektedir. İnteraktif televizyon çoğunlukla, kadınların kendileriyle ilgili iletileri paylaştıkları ve kendilerini mutlu ve güçlü hissettikleri bir ortam olarak ortaya çıkmaktadır. Kuşkusuz, interaktif televizyonun yapıcı ve sorun giderici araç olarak kullanıldığı örnekler de oldukça fazladır. Kadınların, sorunlarını paylaşma, kamuoyuna katılma ve değişik konulardaki görüşlerini dile getirme bağlamında olumlu rol oynayan interaktif televizyon, kadının düşünsel yaşama katılmak yoluyla özgüveninin güçlenmesini sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEĞER VE DİN İSTİSMARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27025</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27025</guid>
      <author>Ejder OKUMUŞ</author>
      <description>Değerlerle bir değer olarak dinin istismarını, suistimalini veya sömürülüşünü konu edinen bu çalışma, toplumsal yaşamda değer ve din istismarını anlamayı amaçlamaktadır. Toplumsal bir olgu olarak değerler, toplumun dayanak noktalarını oluştururlar. Grup üyelerinin ortak kabulüyle oluşan ve eşya ve olayların değerlendirilmesinde bir standart getiren değerler, insanların tutum ve davranışlarının ve toplumsal ilişkilerin gerçeklik bulmasında önemli roller ifa ederler. Toplumsal değerler içinde önemli bir yere sahip olan din, nihai değer olarak birçok değerin toplumsal kabulünde rol sahibidir. Kendisi bizatihi bir değer olan din, toplumda değerler üretebildiği gibi değerlere değer katar, değerlerin toplum katında kabulünde meşrulaştırıcılık işlevi görür. Din de dahil değerler, toplumsal hayatta etkili oluşlarından dolayı hep istismara konu olmuşlardır. Değerlerin ve bir değer olarak dinin istismarı, değerlerin grubun veya toplumun ortak malı olmasıyla yakından bağlantılıdır. Tabiatı gereği sosyolojik bir olgu olan istismar, bir toplumsal ilişki biçimidir. Bu çalışmada, değerler ve dinin istismarını ele alırken, değerlerin ve dinin kötüye kullanılmasının toplumsal boyutlarını bilimsel düzlemde anlama çabasına girişmek, yazarın amacıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAMI ÖZEL YETENEK SINAVLARINDA OBP İLE ALAN PUANLARI VE SINAV BAŞARI DURUMLARI ARASINDAKİ İLİŞKİLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27062</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27062</guid>
      <author>Turan SAĞERONUR ZAHAL , ENGİN GÜRPINAR , Uğur ÖZHAN</author>
      <description>Müzik Öğretmenliği Programı'na öğrenci seçimi özel yetenek sınavları ile yapılmaktadır. Farklı uygulama çeşitleri nadiren görülmekle birlikte, genellikle bu sınavlar; Müziksel Algılama ve Müziksel Performans (Müziksel Çalma ve Söyleme) olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır. Bu sınavlarda, ÖYSP-SP'nin yanı sıra Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve alan durumuna göre farklı biçimlerde katsayılandırılmış ortaöğretim başarı puanları da değerlendirilmeye alınır. OBP'ler alan içi ve alan dışı adaylara göre bir defa aynı değerlerle (0.11) çarpıldıktan sonra alandan adaylar için ek olarak tekrar OBP'ler farklı bir değerle (0.03) çarpılır. En son aşamada OBP, YGS ve ÖYSP-SP'ler toplanır; Yerleştirme puanları (YP) hesaplanır. OBP'ler adayın ortaöğretim kademesindeki okul başarı düzeyini yansıtması açısından önemli bir ölçüt olmasının yanında, özel yetenek sınavlarında da başarıyı oldukça etkileyen bir faktördür. Bu bakımdan OBP ile sınav başarısı arasındaki ilişki düzeyinin ne durumda olduğu önem taşımakla birlikte, OBP'ler ile alan puanları, cinsiyet, yaş ve alan durumları arasındaki ilişki düzeylerinin belirlenmesi, araştırılması gereken bir konu olarak ele alınmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim-öğretim yılında İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Programı Özel Yetenek Sınavına giren adaylar (N=449) oluşturmaktadır. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi veri tabanından alınan puanlar SPSS 17.0 paket programına işlenerek analiz edilmiştir. Verilerde normallikten aşırı sapmalar olmadığı tespit edildiğinden, parametrik istatistik teknikleri kullanılmış ve bazı ilişki durumları nokta dağılım grafikleri kullanılarak görselleştirilmiştir. Sınavı kazanma durumu ile anlamlı düzeyde ilişkili olan OBP'lerde, kazanan adayların OBP'lerinin diğer adaylardan oldukça yüksek olduğu bulunmuştur. Kazanan adayların büyük bir kısmının (n=25) OBP'lerinin 350-449 puan aralığında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. OBP'ler ile her alan puan türü arasında zayıf düzeyde, pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. En yüksek düzeyde anlamlı ilişkinin OBP ile YP arasında, orta düzeyde ve pozitif yönde olduğu bulunmuştur. OBP'lerin cinsiyet, yaş ve alan durumlarına göre anlamlı farklılıklar gösterdiği, kız adayların ve alan içi adayların OBP'lerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca 17-20 ve 25 yaş üstü adayların, 21-24 yaş grubundaki adaylara göre OBP'lerinin anlamlı düzey</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE CUMHURİYET İLE BİRLİKTE DEĞİŞİM-DÖNÜŞÜM SÜRECİNİN SANATA YANSIMASI VE “İSTİHSAL (ÜRETİM)”, “İMGENİN GÜCÜ” RESİM YARIŞMALARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27051</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27051</guid>
      <author>Yusuf ÇETİNMehmet Ali AVCI</author>
      <description>Osmanlı İmparatorluğunda askeri mühendishanelerin programlarına alınan Batı anlayışlı resim eğitimi ile birlikte başlayan Batılılaşma döneminden yaklaşık 1980'lerin sonlarına dek Türkiye'deki resim sanatı Batı'ya bağlı bir gelişim çizgisi izlemiştir. Büyük çoğunluğu Fransa'da ve Almanya'daki atölyelerde eğitim gören Türk ressamları, Avrupa'daki sanat akımlarından kendilerine uygun olanları, biraz da bu akımları geriden takip ederek, Türk resmi içerisine taşımışlardır. Bu nedenle Türk resminin bir ayağı hep Avrupa'da olmuştur. Sanatın politik propaganda gücünden faydalanmak isteyen Cumhuriyet Türkiye’si, kendi ideolojisini ve yapılan devrimleri halka anlatmada sanatı önemli bir araç olarak görmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sanat yasalarla devlet güvencesi altına alınmış, toplumda yer edinmesi ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında sanat ortamını tek başına devlet yönlendirmiş olsa bile ilerleyen dönemlerde büyük şirketlerin ve çeşitli özel bankaların sanatı desteklediği görülmüştür. 1950’li yıllardan sonra Türkiye’de sanat piyasasında birçok özel banka ve kolleksiyonerler rol oynamaya başlamıştır. 1990’lı yıllardan itibaren küreselleşme ile birlikte dünya güncel sanat ortamında oluşan yeni ve ortak dilde kendine bir yer bulmaya çalışan Türk resmine bu kuruluşlar düzenledikleri uluslararası sergilerin yanı sıra birçok yarışmanın düzenlenmesi ile de büyük katkılar sağlamışlardır. Bu yarışmalardan “İstihsal (Üretim)” ve “İmgenin Gücü” adlı resim yarışmaları sonuçları bakımından çağdaş Türk resminin durumunu ve geleceğini ilgilendiren çok önemli tartışmaları da ortaya koymuştur. Türk resim sanatında bu tartışmalar günümüzde de devam etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EVDE BAKIM HİZMETLERİNİN ORGANİZASYONU: HOLLANDA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27096</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27096</guid>
      <author>Mehmet Zafer DANIŞYağmur SOLAK</author>
      <description>Evde bakım hizmetleri denildiğinde; yaşlılar, özürlüler, kronik hastalıklı bireylere ek olarak, hamileler, lohusalar ve nekahet dönemindeki hastalar akla gelmektedir. Hollanda’da, yaklaşık sekiz yüz bin kişi, evde bakım kapsamında sunulan; evde kişisel bakım, evde sağlık bakımı, evde sosyal bakım ve evde yardım gibi, çeşitli yardım ve destek hizmetlerinden yararlanmaktadır. Bu hizmetin temelleri, on sekizinci yüzyılda atılmış, giderek gelişip kurumsallaşarak, günümüze kadar süre gelmiştir. “İstisnai Tıbbi Harcamalar Yasası”nın 1968’yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte, evde bakım hizmetleri, Hollanda devletinin, bakıma gereksinim duyan Hollandalılar için yerine getirmekle yükümlü olduğu bir sorumluluk olarak kabul edilmiştir. Günümüzde, Hollanda’da, evde bakım hizmetleri; bakıma gereksinim duyan bireylerin, gerek tıbbi ve araçsal, gerekse psiko-sosyal ihtiyaçlarının ev ortamında karşılanmasını kapsamaktadır. Evde bakım hizmetlerinin organizasyonunda, belirli bir sistematik içerisinde, düzenli bir iş akışı söz konusudur. Bu hizmetlerin sunumunda temel amaç ise; bakıma gereksinim duyan bireylerin kendi evlerinde ya da çevrelerinde bağımsız olarak yaşamlarını sürdürebilmelerine destek olarak, hizmetten yararlanan birey ve ailesinin, yaşam doyumu ve memnuniyetini arttırmaktır. Evde bakım hizmetlerinden yararlanmaya hak kazanan bireyler, ayni veya nakdi yardım arasında tercih yapabilmektedirler. “Ayni Bakım” hizmetlerini tercih eden bireyler, bu bakım hizmetlerini, özel sektörde faaliyet gösteren, diledikleri “Evde Bakım Kurumu”ndan temin edebilmektedirler. “Nakdi Bakım”da ise, evde bakım hizmetlerini almak isteyen bireylere, “Kişiye Bağlı Bütçe” uygulaması kapsamında, yararlanmış oldukları evde bakım hizmetlerinin tür ve yoğunluğuna göre; yıllık yirmi ila kırk beş bin Avro arasında değişen rakamlarla, özel bakım bütçesi tahsis edilmektedir. Sektörde görev yapanlar, bu alanda eğitim almış ve profesyonelleşmiş kişilerden oluşmaktadır. Disiplinler arası ekip çalışmasına dayalı olarak yürütülen evde bakım hizmetlerinin sunumunda, sosyal hizmet uzmanları ise “vaka yöneticisi” konumundadır. Verilen hizmetler tarihsel gelişim süreci açısından değerlendirildiğinde; Hollanda evde bakım hizmetlerinin organizasyonunda örnek bir model olarak kabul edilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ ÖĞRENCİLERİNİN KELAM DERSİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ (BARTIN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27082</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27082</guid>
      <author>Hasan KURT</author>
      <description>ÖZET “Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencilerinin Kelam Dersine İlişkin Görüşlerinin Değerlendirilmesi (Bartın Anadolu İmam Hatip Lisesi Örneği)” adını taşıyan bu makale, Bartın Anadolu İmam Hatip Lisesi 12. sınıf öğrencilerinin haftalık ders müfredatlarındaki Kelam dersine ilişkin görüşlerinden hareketle Anadolu İmam Hatip Liseleri ders müfredatında okutulmuş olan Kelam dersindeki konuların öğrencilere nasıl daha iyi öğretilebileceğini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmada ilk önce asıl konuya zemin hazırlayan İmam Hatip ve Anadolu İmam Hatip Liselerinin tarihi süreci ile Kelam dersinin muhtevasına ilişkin temel bilgiler verilmiştir. Araştırmanın yapılabilmesi için iki bölümden oluşan bir anket formu geliştirilmiştir. Bu anket formunda yer alacak maddeler için ilk önce Kelam dersinin öğretim programı incelenerek bir madde havuzu meydana getirilmiştir. Ankette yer alan maddeler Kelam dersi öğretim programının birinci döneminde yer alan konularla sınırlı tutulmuştur. Araştırmada kullanılan anket formunun birinci bölümü, Kelam dersinin içeriğine ilişkin bilgi düzeyini ölçen 24 farklı maddeden oluşmaktadır. Anketin ikinci bölümü ise Kelam dersinin içeriğinde yer alan konu başlıklarının önem düzeyini ortaya koyan 24 farklı maddeden oluşmaktadır. Sonuç bölümünde ise hem tarihi süreç hem de bulgular hakkında yapılan değerlendirmeler yer almaktadır. Günümüz Kelam problemlerine çözüm üretmeyi hedefleyen bu araştırmada disiplinler arası bir yöntem uygulanmaya çalışılmıştır. Böylece Kelam ilminin güncel konulara yönelmesine katkı sağlayarak bu sahada önemli bir boşluğu dolduracağı ümit edilmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>8. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ÜSTBİLİŞSEL BECERİLERİNİN “WEBB’in BİLGİ DERİNLİĞİ SEVİYELERİ”NE AİT PROBLEMLERİ ÇÖZME SÜREÇLERİNDEKİ ROLÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27028</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27028</guid>
      <author>Sare ŞENGÜLSatı Ceylan IŞIK</author>
      <description>Çalışmanın ana amacı ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin sahip oldukları üstbilişsel becerilerinin “bilgi derinliği seviyeleri”ne ait problemleri çözme süreçlerindeki rolünü belirlemek ve bu çalışma temelinde sınıf içi uygulamalar için tavsiyeler geliştirmektir. Özellikle ulaşılmak istenen iki hedefin ilki ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin problem çözme sırasındaki üst bilişsel davranışlarını gözlemlemek, ikincisi ise üst bilişin problem çözme için önemini değerlendirmektir. Veriler İstanbul ilinin bir özel ilköğretim okulunda 8. sınıfına devam etmekte olan 19 öğrenciden toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Webb’in (1997) tanımlamış olduğu ve anımsama, beceri/ kavram, stratejik düşünme ve derinlemesine düşünme şeklinde dört gruba ayırdığı DOK (Depth of Knowledge / Bilginin derinliği) seviyelerine uygun olarak tasarlanmış dört problemden oluşan Kombinatorik Problem Çözme Testi (KPÇT) ve bu problemlerin çözüm süreçlerini temel alan İç Gözlem-Öz Raporlama (İG-ÖR) formu kullanılmıştır. Nicel veriler frekans bazında, nitel veriler ise öğrencilerin İG-ÖR formu doğrultusunda verdikleri cevaplar ve KPÇT’ye verdikleri cevapların ilişkilendirilmesinin betimsel analizi yapılarak yorumlanmasından elde edilmiştir. Elde edilen bulgular kombinatorik problemlerin çözümünde üstbilişsel becerilerin önemli olduğunu ortaya koymuştur. Üstbilişsel becerileri kullanan öğrencilerin, problem çözmede daha yüksek bir başarı sergiledikleri gözlenmiştir ve üstbilişsel becerileri daha yoğun kullanan beş öğrencinin hemen hemen tüm soruları doğru cevapladıkları belirlenmiştir. Araştırma bulguları doğrultusunda araştırma yapacaklara çeşitli öneriler geliştirilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSPANYA’DA ENDÜLÜS-İSLAM MEDENİYETİNDEN KALAN İZLER VE ESERLER-III: SEVİLLA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27109</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27109</guid>
      <author>Lütfi ŞEYBAN</author>
      <description>Bugün İber Yarımadası şehirleri içerisinde Sevilla, Cordoba’dan sonra İslâmî mirastan görünürde birçok şeyini muhafaza eder görünen şehirlerden birisidir. Başta Alcazar olmak üzere kısmen eski Endülüs çarşısı ve sokakları kişiyi o eski Endülüs günlerine götürür niteliktedir. Endülüs’te Maşrık-Mağrib-İber sanatlarının âhenkli bir karışımından doğan yeni bir tarz ortaya çıkmıştır. Motif, desen ve her çeşit süslemeleriyle bu sanat, İslâm sanatının en güzel örneklerinden birisidir. Müslüman ve Hıristiyan mimarlar ile sanatkârlar bu sanatı oluşturmak için birlikte çalışmışlardır. Mağribî, Bizans ve Avrupa etkileri Maşrık geleneklerine karışarak ortaya neredeyse eşsiz sentez şaheserler meydana getirmiştir. Endülüs’ü her bakımdan emsallerinden farklı kılan ve onu daha ileri noktalara taşıyan hususiyetlerin başında, şüphesiz Endülüslülerin ilim, tarım ve ticaret alanlarında sergiledikleri üstün gayretleri gelmektedir. Bu nedenle, İspanya'da yenilenme, Barbar kavimler vasıtasıyla kuzeyden değil, Müslüman fâtihler vasıtasıyla güneyden gelmiştir. Bu gelişme, bir fetih olmanın çok daha ötesinde bir medeniyet hamlesiydi. Bu sayede İspanya'da VIII-XV. yüzyıllar arasında bütün Ortaçağ boyunca Avrupa'nın bilinen en zengin ve en parlak medeniyeti doğup gelişmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“ÜÇ HİKÂYE” ADLI ESER İLE TÜRKÇE ÇEVİRİLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI ÇÖZÜMLEMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27049</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27049</guid>
      <author>Perihan YALÇINSerhat PAZARLIOĞLU</author>
      <description>Bu çalışma, kaynak metin ile çeviri metinler arasında karşılaştırmalı çeviri eleştirisi niteliğinde bir inceleme gerçekleştirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada ünlü Fransız yazarı Gustave Flaubert'in 1877 yılında yayımladığı “Üç Hikâye” (Trois Contes) adlı eser ile eserin Türkçe’ye olan üç farklı çevirisi ele alınmıştır. Üç Hikâye, Saf Bir Kalp, Konuksever Aziz Julien’in Efsanesi ve Herodias’tan oluşmaktadır. Öncelikle çeviri eserler kapak sayfaları ve metin içi bölümlendirme biçimleri gibi kriterler çerçevesinde incelenip çözümlenmeye çalışılmıştır. Ardından kaynak metni oluşturan çeşitli cümleler rastlantısal olarak seçilip, bu cümlelerin farklı üç çevirideki karşılıkları bulunmuştur. Kaynak metindeki cümleler ile çeviri metinlerdeki karşılıkları arasındaki ilişki çeviri stratejileri ve Gideon Toury'nin erek odaklı çeviri yaklaşımı (kuramı) çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulgular kısmında, süreç öncesi normları, çeviri süreci normları ve Üç Hikâye adlı eserin çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, üç farklı çevirmenin, çeviri metinlerinde yerlileştirme, yabancılaştırma, tarihselleştirme, yer değiştirme, değiştirme, genelleştirme, bölme-bölünme, ekleme, ödünç alma, çıkartma-eksiltme stratejilerinden yararlandıkları ortaya konulmuştur. Sonuç olarak metin, kaynak metne en yakın olandan (yeterli çeviriden), en uzağa (kabul edilebilir çeviriye) göre değerlendirildiğinde; erek metin, dil ve kültüre yakınlıklarından dolayı Çeviri 1 ve Çeviri 2 için kabul edilebilir ölçüde birer çeviri oldukları, diğerlerine göre Çeviri 3’ün ise kaynak metin, dil ve kültüre çok daha yakın olduğu için yeterli bir çeviri olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın, özgün metin ile çevirilerinin karşılaştırılarak incelenmesi alanında yapılacak diğer çalışmalara önemli bir kaynak oluşturacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETİM PROGRAMI DEĞİŞİKLİĞİ İLE BİRLİKTE 6.SINIF ÖĞRENCİLERİNİN KUVVET VE HAREKET KONUSUNDAKİ KAVRAM YANILGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27085</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27085</guid>
      <author>Mustafa YILMAZLARMithat TAKUNYACI , Gülcan GÜNAYDIN</author>
      <description>Fen Eğitimi bireylerin gelecekteki yaşamlarını yönlendirmesi açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ayrıca Fen ve Teknoloji dersinin günlük yaşantımız ile olan bağlantısı düşünüldüğünde bu kaçınılmazdır. Bu araştırmanın amacı, öğretim programı değişikliği ile birlikte 6.sınıf öğrencilerinin Kuvvet ve Hareket konusundaki kavram yanılgılarında değişikliğin olup olmadığının belirlenmesidir. Bu çalışmada öncelikle genel literatür taraması yapılarak kuvvet ve hareket kavram yanılgıları tespit edilmiştir. Çoktan seçmeli sorulardan oluşan ve birbirine paralel testlerden oluşan kavram yanılgısı testleri hazırlanmıştır. 4 seçenekten oluşturulan test sorularının çeldiricileri kavram yanılgısı içerecek şekilde hazırlanmıştır. Bu testler İzmit bölge okullarındaki 6.sınıf öğrencilerine uygulanarak pilot çalışma yapılmıştır. Testler toplam 7 okulda uygulanmıştır. 1.test 235, 2.test 231 olmak üzere toplam 466 öğrenciye uygulanmıştır. Bu pilot çalışmadan elde edilen verilerin geçerlilik ve güvenirliğine bakılarak çalışmayan sorular elenerek 33 sorudan oluşan Kavram Yanılgısı Testi oluşturulmuştur. Bu test Sakarya ilinde 5 okul olmak üzere toplam 425 öğrenciye uygulanmıştır. Toplanan veriler üzerinde ilişkisiz örneklemler t-testi (Independent t-test) ve Tek-yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) test teknikleri kullanılarak analiz yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara ve Fen ve Teknoloji dersi öğretmenlerinin görüşlerini almak amacıyla yapılan ankete göre kavram yanılgılarında çok büyük bir değişimin olmadığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTİSTİK BİREYLERİN ÖZELLİKLERİ İLE EBEVEYNLERİNİN GENİŞ OTİZM FENOTİPİ VE ALEKSİTİMİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27072</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27072</guid>
      <author>Aydan AYDINTuğba SARAÇ</author>
      <description>Otistik çocuklara sunulacak eğitim hizmetlerinin planlanmasında ailelerin desteğini almak ve aile ile işbirliği yapabilmek büyük önem taşır. Bu nedenle ebeveynlerin özelliklerini bilmek, onlara ve otistik çocuklarına sunulacak özel eğitim hizmetlerinin işlevselliğini arttırmak açısından yararlı olacaktır. Bu araştırmada, otistik çocuk ebeveynlerin geniş otizim fenotipleri ve aleksitimik özellikleri ile otistik bireylerin otistik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenen araştırmanın örneklemini, 270 otizm tanısı almış birey ile onların ebeveynleri (266 anne ve 228 baba) oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak; Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAO), Otizm Spektrum Anketi (OSA) ve Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği (GOBDÖ – 2 TV) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; otistik bireylerin GOBDÖ – 2 TV alt testleri ve toplam puanı ile annelerinin ve babaların TAO alt test ve toplam test puanı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Otistik bireylerin GOBDÖ-2-TV Sosyal Beceri alt test puanı ile annelerinin OSA Sosyal Beceri alt test puanı arasındaki ilişki negatif yönde anlamlı bulunmuş (r=-,143; p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLTERE PARLAMENTO TUTANAKLARINDA 1876 BULGAR İSYANI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27078</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27078</guid>
      <author>Yahya BAĞÇECİ</author>
      <description>1876 yılının Mayıs ayında Rusya'nın teşvik ve tahrikiyle bir kısım Bulgarlar ayaklandılar. İsyanı çıkartanların amacı Bulgarları Osmanlı Devleti'nden ayırmaktı. İsyancılar ilk iş olarak Türk ve Müslümanlara saldırmaya ve onları türlü eziyetlerle katletmeye başladılar. Bölgede yeterli miktarda askerin bulunmaması ve Babıâli tarafından hemen gerekli tedbirlerin alınamaması sebebiyle, Müslüman halk kendilerini savunabilmek için gönüllü birlikler oluşturdular. Büyük kitlelerin desteğini alamayan isyan, askeri birliklerin bölgeye gönderilmesi ile bastırılabildi. Aslında küçük bir ayaklanma olarak kabul edilebilecek bu isyan hareketi, bir süre sonra İngiltere'de Türkler aleyhine açılan büyük bir kampanyanın malzemesi haline getirildi. Bu kampanya ilk olarak Haziran ayının sonlarında Liberal yayın organlarının başında gelen Daily News gazetesinin, Bulgarların çocuk, kadın ayırt edilmeden Türkler tarafından katledildiklerini iddia eden bir haber yayınlamasıyla başladı. Bunu, Türklerin ağır suçlarla itham edildiği başka haberler takip etti. Arkasından Liberal Parti, konuyu İngiltere Parlamentosu'na taşıdı. Ağustos ortasına kadar süren dönemde, Liberal Parti, gazetelerde yer alan Türkler aleyhindeki her iddiayı Parlamento gündemine getirdi ve Disraeli Hükümeti'ni katliam iddialarına duyarsız kalmakla suçladı. Başbakan Benjamin Disraeli ise, hayali katliam iddialarını resmi bilgilerle yalanladı. Ancak ajitasyon kampanyası büyüyerek devam etti ve bir süre sonra kampanyanın başına Liberal Parti eski başkanı William Ewart Gladstone geçti. Gladstone'un hedefinde ise, Türk yanlısı politikalar izlemekle suçladığı Başbakan Disraeli'yi düşürmek ve yeniden iktidara gelmek vardı. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SÖZLÜKLER OKUNUR MU? SÖZLÜKLERE BAKILIR MI?</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27039</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27039</guid>
      <author>Adem BALABAN</author>
      <description>İnsanoğlu yeni şeyleri öğrenmeye meraklıdır. Bir çocuk için hem ana dili hem de yabancı bir dil yenidir. Çocuk ana dilini aile çevresi içinde öğrenirken yabancı dili ise daha çok kurslarda öğrenir. Bu öğrenme sözcük düzeyinde başlar, diğer dil kurallarıyla devam eder. Öğrenilen yeni kelimeler kişinin söz varlığını geliştirir. Bu da o kişinin başkalarıyla sağlıklı bir iletişim kurmasına yardımcı olur. Çünkü iletişimde en önemli unsur anlamlı mesajlardır. Bu da daha çok kelimelerle sağlanır. Çocuklar birçok temel kelimenin anlamını doğal ortamda öğrenir ancak karşılaştığı yeni ve soyut kavramların açıklamasını anne babasından isteyebilir. Bu yabancı dil öğrenimi için de geçerlidir. Ancak hem ana dil hem de yabancı dil öğreniminde günlük kullanılan kelimelerin dışında pek çok kelimenin anlamı daha çok sözlük yardımıyla öğrenilir. Sözlükler hemen her çeşidiyle insanların hayatında önemli bir yer tutar. Sözlükler genellikle anlamı bilinmeyen kelimeler ya da kelimelerin kullanım alanlarını öğrenilmek için kullanılır. Daha çok başvuru kaynağı olan sözlükler bir dilin hazinesini içinde barındırır. Bu hazineden gereği gibi istifade etmek için sözlükleri okumak gerekir. Bu çalışmada öncelikle “Sözlükler okunur mu, sözlüklere bakılır mı?” konusu tartışılacak. Daha sonra üniversitelerdeki Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencileri için sözlük okumanın faydaları üzerinde durulacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DAVOS OLAYININ GAZETE KÖŞE YAZILARI BAĞLAMINDA SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27079</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27079</guid>
      <author>Nazlı BAYKAL</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Başbakan R.T. Erdoğan’ın 2009 yılında İsviçre’nin Davos şehrinde gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumun’da tanık olunan ‘one minute’ çıkışının, iki zıt politik görüşte günlük gazetenin köşe yazılarına nasıl yansıdığını incelemektir. Köşe yazılarında kullanılan dil tümcelerin anlam içeriğinin betimlenmesiyle incelenecektir. Bu inceleme dizgeci-işlevsel dilbilgisinin başlıca inceleme yöntemlerinden olan geçişlilik çözümlemesi yoluyla yapılacaktır. Geçişlilik, anlamın tümcede simgelenme şeklidir. Bu inceleme aracılığıyla, ideolojik farklılıkların dilsel seçimler yoluyla gazetelerde okuyucuya nasıl aktarıldığı betimlenmeye çalışılacaktır. Geçişlilik çözümlemesi, ideolojik yönlendirmeli söylemlerde cümle içindeki bazı anlamsal ilişkilerin dilin sözcük-dilbilgisel (lexicogrammatical) yapısından nasıl aktarıldığını irdeleyen bir çözümleme yöntemidir. Geçişlilik çözümlemesinin gerçekleşebilmesi için metinde belli süreç türlerinin ve katılımcıların kullanılıp kullanılmadığı ve bunların metinde nasıl konumlandırıldığı ortaya çıkarılmalıdır. Dilin düşünsel (ideational), bireylerarası (interpersonal), ve metinsel (textual) işlevleri aracılığıyla sözdizimsel öğelerin örüntüleme seçenekleri ortaya çıkar. Bu çalışmada, dilin düşünsel işlevi aracılığıyla ve geçişlilik çözümlemesi yöntemiyle, farklı politik görüşlerde iki gazetede bulunan köşe yazılarındaki önermesel geçişlilik yapıları ortaya çıkarılacaktır. Geçişlilik çeşitli dilsel seçenekler sağladığı için, metindeki süreç türlerinin ve katılımcıların farklı konumlandırılmaları, politik bakış açısını yansıtan, ideolojik olarak anlamlı dilsel seçim örnekleri köşe yazılarında sergilenmektedir. Bu çalışmanın veri tabanını oluşturan, Başbakan Erdoğan’ın Davos çıkışını konu alan köşe yazarları, eylemin kendisi ve eyleme dahil olanlara ilişkin anlamsal rolleri düzenlerken ve tümcelerini yapılandırırken, kendi ideolojilerine göre, belli dilsel örüntüleme seçimleri yapmışlar ve bu seçimlerle de eylemin ögelerini farklı biçimde konumlandırmışlardır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DEKİ KADIN SİYASETÇİLERİN EYLEMLERİ: AKP VE CHP ÖRNEKLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27040</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27040</guid>
      <author>Şebnem CANSUN,</author>
      <description>Sağ kanatta bulunan siyasi partilerle sol kanatta bulunan siyasi partiler arasında farklılıklar var mıdır? Bu makale işte bu soruya Türkiye’deki ideolojik olarak zıt olarak olan iki siyasi parti, AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) ile CHP’ye (Cumhuriyet Halk Partisi) odaklanarak cevap aramaktadır. AKP kendisini muhafazakar ve demokrat olarak tanımlarken CHP ise laik ve sosyal-demokrat olduğunu belirtmektedir. Bu iki parti Türkiye’de en çok oy olan partilerdir. AKP 2002’den beri tek parti hükümeti yönetmektedir, ki aynı dönemde CHP ana muhalefet partisi olarak yer almıştır. Çalışmanın verileri, parti yayınları, ideolojik olarak zıt yaklaşımda iki gazete ve partilerin değişik hiyerarşi seviyelerinde hem erkek hem de kadın siyasetçilerle yapılan 53 röportaja dayanmaktadır. Her iki partideki kadınların çalışmaları başlıca iki konuya odaklanmaktır. Birinci olarak, siyasetçi kadınlar hayırseverlik işleriyle ilgilenirler. Bu çalışma yalnızca kadınlar ve ailelerini değil, özellikle dezavantajlı durumdaki aileleri, tüm yaş gruplarını ve cinsiyetleri ilgilendirmektedir. İkinci olarak ise, AKP’li kadınlar genellikle geleneksel aile değerlerinin korunmasıyla, CHP’li kadınlar ise toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve laikliğin savunulmasıyla ilgilenmektedir. Ancak ev ziyaretleri, parti içi eğitimler ve kadınlarla ilgili diğer organizasyonlar söz konusu olduğunda AKP ve CHP birbirine benzemektedir. Bu durum, İslam’ın, Akdeniz kültürünün, hızla büyüyen ekonominin ve genel olarak Türk siyasal kültürünün her iki partiyi de aynı şekilde etkilemesiyle açıklanabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZİHİNSEL ENGELLİLER ÖĞRETMENLİĞİ SERTİFİKA PROGRAMINA DEVAM EDEN ÖZEL EĞİTİM SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARININ SERTİFİKA PROGRAMLARININ İŞLEVSELLİĞİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27069</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27069</guid>
      <author>İbrahim COŞKUNÖvgü BOLDAN</author>
      <description>Bu araştırmanın genel amacı zihinsel engelliler öğretmenliği sertifika programının işlevselliği hakkında öğretmen görüşlerini öğrenmek ve bulgular doğrultusunda öneriler sunmaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi ve betimsel analiz desenleriyle oluşturulmuştur. Yöntemin belirlenmesinde örneklem ve örneklemde yer alan katılımcıların özellikleri etkili olmuştur. Neden-sonuç ilintisini incelemek için nitel yöntem uygun bulunmuştur. İçerik analizi ile sayısal veriler toplanmış betimsel analiz kullanılarak durum tasviri yapılmıştır. Katılımcıların bir veya birden fazla verdikleri cevaplara göre frekansları belirlenmiş her bir frekans için % değerleri oluşturulmuştur. Araştırmada zihinsel engelliler öğretmenliği sertifika programına devam eden özel eğitim sınıf öğretmeni adaylarının sertifika programlarının işlevselliğine ilişkin görüşleri ele alınmış, bulguların nihayetindeki sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu araştırmada geliştirilen veri toplama aracı 8 sorudan oluşmuştur. Öncelikle alt problemler belirlenmiştir. Daha sonra alt problemlere uygun sorular geliştirilmiş, soruların işlevsel olmasına dikkat edilmiş ve 2 tane alan uzmanına danışılmıştır. Uzmanların onayı alındıktan sonra örneklem grubuna geliştirilen anket formu verilerek cevaplamaları istenmiştir. Formu cevaplayan Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmenleri (ZES) öğretmen adaylarının verdiği yanıtlara göre sonuçlar saptanmıştır. Programa katılan ZES öğretmeni adaylarını bu mesleği seçme ve programa katılma amaçları kendi alanlarında atama olmadığı içindir. Öğretmenlerin birçoğu atama olsa tercih etmezdim ifadelerini kullanmışlardır. Bunun sonucunda doğal bir süreç olarak maddi kaygılar önemli bir yer tutmuştur. Atanamayan öğretmenler para kazanamadıklarından dolayı alternatif yollardan biri olan ZES öğretmenliğine yönelmişlerdir. Ancak bunun yanında kendini geliştirmek isteyen öğretmenler, alana ilgisi olan öğretmenler, kendi isteğiyle alan değişikliği yapmak isteyen öğretmenler de vardır. Öğretmen adaylarının kaygı düzeylerindeki artışa sebep olan “cinsel eğitim dersi” de üzerinde durulması gereken bir alt başlıktır. Öğretmen adayları sertifika programlarına cinsel eğitim dersi koyulması yönünde ifadelerde bulunmuşlardır. ZES aday öğretmenlerin eğiticilerinin görüşleri de çok önemli ve işlevselliği etkileyici niteliğe sahiptir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>METİNLERİ EKRANDAN OKUMANIN ANLAM KURMA ÜZERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27030</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27030</guid>
      <author>İhsan Seyit ERTEM, Musa ÖZEN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı gelişen bilgi teknolojileri ışığında 5. sınıf öğrencilerinin, ekran okuma ile geleneksel okuma arasında, cevap kaynaklarına göre anlam kurma farkının ne olduğunu incelemektir. Cevap kaynakları metin içi anlam kurma, metin dışı anlam kurma ve metinler arası anlam kurma şeklinde düzenlenmiştir. Bu araştırmada, ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde ekran okumanın anlam kurmaya etkisini belirlemek amacıyla nedensel karşılaştırma yöntemi kullanılmıştır. Ekran okumanın anlam kurmaya etkisini belirlemek için geleneksel okumaya göre anlam kurma düzeyi karşılaştırılmıştır. Araştırma, Aksaray ilinde 2011-2012 yılında Mustafa Yazıcı İlköğretim Okulu’nda eğitim-öğretim gören 31 tane beşinci sınıf öğrencisiyle yürütülmüştür. Bu araştırmada uzman görüşleri doğrultusunda belirlenen geleneksel ortamda ve bilgisayar ortamında iki tane bilgilendirici ve iki tane hikâye edici metin olmak üzere dört farklı metin kullanılmıştır. Geleneksel ortamdaki metinlerle ekrandaki metinler arasında görsel tasarım yönünden fark yoktur. Bu araştırmada, verilerin analizi için geliştirilen sorular araştırmacı tarafından ve uzman görüşleri alınarak oluşturulmuştur. Anlam kurma becerisini ölçmek için hazırlanan sorular; metin içi, metin dışı ve metinler arası olmak üzere üç farklı kaynağı içermektedir. Yapılan pilot çalışma sonucunda soru maddelerinin geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. Verilerin analizi için SPSS 17 paket programı kullanılmış ve t-Testi ile 0.05 anlamlılık düzeyinde bakılmıştır. Araştırmanın bulgularında metin içi anlam kurma açısından geleneksel okuma yönünde anlamlı bir farklılık çıkarken, metin dışı ve metinler arası anlam kurma yönünden anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ayrıca genel anlamda anlam kurma açısından ise geleneksel okuma lehine anlamlı bir farklılık oluşmuştur. Bilgilendirici ve hikâye edici metinlerde ise geleneksel okuma ile ekrandan okuma arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ULUSLARARASI KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI VE TÜRKİYE’NİN KREDİ NOTU ÜZERİNE BİR İNCELEME (1998-2013)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27064</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27064</guid>
      <author>Bilal KARGI</author>
      <description>Bu çalışma ABD menşeli ve ülkelere ilişkin kredi derecelendirme notu veren kuruluşların, Türkiye ekonomisi için verdikleri notların, Türkiye ekonomisi verileriyle uyumluluğu hakkındadır. Ekonomiler, büyüme sürecini finanse edebilmek için yurtiçi tasarrufların yetersiz kalması durumunda, yabancı yatırımlara duydukları ihtiyacı, doğrudan yabancı sermaye veya finansal sermaye olarak ülkeye getirmeye çalışırlar. Özellikle finansal sermayenin menkul kıymet piyasalarında yatırım yapabilmesi, belli bir güven duygusuna ihtiyaç duyar. Bu nedenle de ülke ekonomilerinin borçlarını geri ödeyebilme kabiliyetlerine ilişkin, yatırımcıların bilgi ve fikir edinebileceği küresel düzeyde göstergelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle ülke ekonomileri için kredi derecelendirme kavramı gitgide önem kazanmaktadır. Bu çalışmada öncelikle, “kredi derecelendirme” kavramı ele alınmakla birlikte, bu derecelendirmeyi yapan uluslararası kuruluşların amaç ve nitelikleri ele alınmaktadır. Sonrasında, ABD’deki S&amp;P, Fitch ve Moody’s Kuruluşlarının, ülkelerin kredi derecelendirme kriterleri ele alınmakta ve Türkiye’ye ilişkin kredi notlarının, Türkiye ekonomisindeki seçilmiş temel göstergeler (GSYİH, Cari İşlemler Dengesi, Dış Borç Stoku ve Enflasyon) ile olan bağlantısı tartışılmaktadır. Bu bağlantı ve üzerinden yapılacak değerlendirme, veriler itibariyle, Türkiye’yi en yakından S&amp;P’nin izlediğini ancak, en olumsuz notların da yine bu kuruluş tarafından verildiği; Fitch’in daha optimal notlandırma yaptığı ancak, Moody’s’in en iyimser kuruluş olsa da uzun dönemde birçok değişkenin etkilerini barındırmayan notlar açıkladığı gözlemlenmiştir. 2014 yılı için öngörülen bir not düşüşünün de ilk olarak S&amp;P’den gelmesi tahmin edilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM SOSYAL ALAN DERS KİTAPLARININ GÖRSEL BOYUT VE İÇERİK TUTARLILIĞI AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27034</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27034</guid>
      <author>Recep ÖZKANSaliha Bulut TUTKUN</author>
      <description>Bu araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı İlköğretim Okullarının I. Kademesinde okutulmakta olan 4. ve 5. sınıf Sosyal Alan ders kitaplarının, görsel boyut ve içerik tutarlılığı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın alt problemlerini, ünite başlıkları-konu başlıkları, konu başlıkları-metin ana fikri, konu başlıkları-görsel öğeler ve metin ana fikri-görsel öğeler tutarlığı boyutları oluşturmuştur. Araştırma tarama modeli niteliğindedir. Araştırmanın evrenini, 2007–2008 eğitim-öğretim yılı İlköğretim I. Kademede okutulan Sosyal Alan ders kitapları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini, İlköğretim I. Kademe 4. sınıf Türkçe, Sosyal Bilgiler, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Trafik Güvenliği ve 5. sınıf Türkçe, Sosyal Bilgiler ve Din Kültürü Ahlak Bilgisi ders kitapları olmak üzere toplam 7 adet ders kitabı oluşturmuştur. Veriler, her bir ders kitabının ünite ve konularını içeren ve “Hiç, Az, Orta, Çok ve Tamamen” derecelerinden oluşan tablolar aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda; İlköğretim I. Kademe 4. ve 5. sınıflar Sosyal Alan ders kitaplarının, görsel boyut ve içerik tutarlılığının kısmen yeterli, İlköğretim I. Kademe 4. ve 5. sınıflar Sosyal Alan ders kitaplarında, ünite başlıkları ile konu başlıkları yüksek oranda tutarlı, İlköğretim I. Kademe 4. ve 5. sınıflar Sosyal Alan ders kitaplarında, konu başlıkları ile metin ana fikri yüksek oranda tutarlı, İlköğretim I. Kademe 4. ve 5. sınıflar Sosyal Alan ders kitaplarında, konu başlıkları ile görsel öğeler tutarlılığı orta düzeyde, İlköğretim I. Kademe 4. ve 5. sınıflar Sosyal Alan ders kitaplarında, metin ana fikri ile görsel öğeler tutarlılığı düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>JAPON KIRSALINDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AÇISINDAN KADIN VE GENÇ NÜFUS</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27068</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27068</guid>
      <author>Tolga ÖZŞEN</author>
      <description>Bugün, kırsal sürdürülebilirlik sorunu Japon toplumunun en köklü ve ciddi sorunlarından birisi durumundadır. 1980'lerden bu yana kırsalın sürdürülebilirliği ve kalkınması üzerine birçok sosyal politika, proje geliştirilmektedir. Ancak, bu politikalar ve projeler, 1990’ların ortalarına kadar kent nüfusunun kırsalın doğal ve kültürel kaynaklarını tüketmesi yoluyla kırsalın kalkınmasını ve sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik bir duruş sergilemiştir. 1990'ların sonu itibariyle, köydeki kadın ve yaşlı nüfus kırsal kalkınma politikaları içerisinde anılmaya başlamış, ancak tam anlamıyla bir genel çerçeve çizilmemiştir. Bunun yanırısa, köydeki az sayıdaki genç nüfus, kente göç eğilimi dolayısıyla çoğunlukla kırsalın geleceği noktasında tartışma konusu dahi edilmemiştir. Halbuki, bugün göç eğiliminin en yakın merkeze doğru olduğu ve de ulaşımın son derece kolaylaştığı Japon kırsalında, köy ile olan sosyoekonomik ilişkilerin göçten bağımsız olarak belirli bir seviyede sürdürüldüğü ortaya konulmaktadır. Bu bağlamda, bugünkü yapı itibariyle, geçmişten gelen yerleşik nüfus anlayışının eskisi kadar etkiye sahip olmadığı düşünülmektedir. Bu sebeple de, kente göçten bağımsız olarak, genç nüfusun kendi yöresinin geleceğine ilişkin algı ve tutumunun ortaya konulması, orta ve uzak gelecekte oluşturulacak kırsal politikalar için önemli bir gösterge olabilecektir. Bunlara bağlı olarak bu çalışmada, Japon kırsalındaki kadın ve genç nüfusun, köyün geleceğine ilişkin tutum, algı ve planları çeşitli saha verileri üzerinden tartışılacak; kırsalın geleceği açısından kadın ve genç nüfus profilleri sınıflandırılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇEDE NESNE BELİRTME VE NESNE YÜKLEME: TÜRKÇE SÖZLÜ SÖYLEM ÜZERİNE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27046</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27046</guid>
      <author>Bilge ÖZTÜRK</author>
      <description>Dik’in (1978) İşlevsel Dilbilgisi çerçevesinde ortaya koyduğu Nesne yükleme ve Keenan’ın (1975, 1976) ileri sürdüğü Nesne belirtme olgularının Türkçede nasıl işlediğini ortaya koymayı amaçlayan çalışmada, NTV kanalında yayınlanan Yakın Plan programından seçilen üç metin ve 30 dakikalık karşılıklı konuşma söyleminden oluşan veri tabanından rastgele örnekler seçilip incelenmiştir. Dik (1978), dillerde anlambilimsel işlevlere Özne ve Nesne sözdizimsel işlevlerini yükleme olasılıklarının Anlambilimsel İşlev Hiyerarşisi ile kısıtlandığını ileri sürmektedir. Dik’e (1978) göre Nesne yükleme ve Anlambilimsel İşlev Hiyerarşisi arasındaki ilişki a) süreklilik hipotezi b) kesme noktası c) belirtililik d) dilbilgisellik derecesi e) dil değişimi f) lehçe değişkenliği başlıkları altında ortaya konabilir. Bu çalışmada da, Türkçede Nesne yükleme olgusu Dik’in belirlediği başlıklar çerçevesinde incelenmiştir. Çözümlemeler sonucu elde edilen çalışmanın bulguları, Türkçede Nesne dilbilgisel ilişkisinin, durum dizgesi, sözcük dizilişi ve eylem anlambilimiyle belirtildiğini ve bu doğrultuda Anlambilimsel İşlev Hiyerarşisindeki Kılıcı dışında kalan tüm anlambilimsel işlevlerin Nesne işlevini yüklenebildiğini göstermektedir. Ayrıca, çalışmada elde edilen bulgular, Türkçede yalın durum ve belirtme durumuyla belirtilen Erek anlambilimsel işlevinin Dolaysız Nesne ile örtüştüğünü, Anlambilimsel İşlev Hiyerarşisinde yer alan ve Yönelme ve Çıkma durum dizgeleriyle kodlanan diğer anlambilimsel işlevlerin ise, Dolaylı Nesneyi belirtmede kullanıldığını göstermiştir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HOLLYWOOD SİNEMASINDA EVCİLLEŞTİRİLEN CANAVARLAR ve İDEOLOJİK İŞLEVLERİ: ALACAKARANLIK DESTANI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27036</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27036</guid>
      <author>Günseli PİŞKİN</author>
      <description>Korku türünün genel kodlara sahip olduğu Hollywood Sinemasında başroldeki canavarlar herzaman ideolojik ve toplumsal işlevlere sahiptirler. Belirli tarihsel dönemlerde bu işlevlere uygun şekilde canavarların da değiştikleri görülmektedir. Canavarlar toplum dışı ve Amerikan Toplumunun değerlerine karşı duran içerideki ya da dışarıdaki ‘öteki’lerdir. 2008-2012 yıllarının oldukça popüler vampir-gerilim-romantik film serisi olan Alacakaranlık Efsanesi’nin en önemli özelliği korku sinemasının vazgeçilmez ‘öteki’lerinden olan vampir ve kurtadamın romantikleştirilip evcilleştirilmesidir. Bu film, vampirin “öteki” olarak yer aldığı korku edebiyatıyla da bağlantılıdır. Gotik edebiyat, Hollywood Korku Sineması üzerinde büyük ölçüde etkili olmaktadır. Tür olarak gotik ve romans arasında her zaman sıkı bir bağlantı bulunmaktadır. Film serisinde vampir-kahramanın romantikleştirilmesinin en büyük işlevi Amerikan Toplumunun karşısındaki “ötekinin” evcilleştirilmesi fantazisidir. Bu durum aynı zamanda ‘öteki’ye karşı alınan tavrı da göstermektedir. Bu anlamda filmde fantastik öteki’lere önemli işlevler kazandırılmaktadır. Dışarıda ve içerdeki öteki’lere karşı duyulan endişeler ve tehditler fantazi dünyasında yok edilmeye çalışılırken ‘öteki’ olarak vampirler ve kurtadamlar toplumsal değerlerle uyumlu hale getirilerek evcilleştirilmektedir. Alacakaranlık Destanı’nda ‘öteki’ye karşı değişen bu tutum Amerika Birleşik Devletleri’nde son dönemde görülen toplumsal ve siyasal yapılanmalarla ilgilidir. Ayrıca film serisi popüler bir söylem olarak farklı türlerle ilişkili anlatım yapısına sahiptir. Çalışmada filmdeki “öteki” olarak vampirin ideolojik işlevleri açıklanırken, vampire bir varoluş olarak psikolojik, toplumbilimsel ve tarihsel yapılanmayla ilgili açıklamalar getirilmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GRİ İLİŞKİ ANALİZİ YÖNTEMİYLE ÖĞRETİM ELEMANI PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27063</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27063</guid>
      <author>Necla TEKTAŞ</author>
      <description>Bu çalışma, öğretim elemanının performansının değerlendirilmesi için geleneksel yöntemlerden farklı olarak Gri İlişki Analizi yöntemi kullanılan ilk çalışmalardandır. Yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanı niteliği, eğitimin kalitesini doğrudan etkileyen faktörlerin başında gelmekte ve öğretim elemanlarının performanslarının değerlendirilmesi, kalite kontrol güvencelerinin en önemli göstergelerinden biri olarak görülmektedir. Öğretim elemanının performansı, benzer çalışmalarda, öğretim performansı ve danışmanlık performansı olarak ayrı ayrı ele alınmasına rağmen, bu çalışmada birlikte ele alınarak öğretim elemanının performansı olarak adlandırılmıştır. Öğretim elemanının performansının değerlendirilmesi amacıyla Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Endüstriyel Elektronik Bölümünde öğrenim gören öğrencilere anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan ankette öğrencilere; demografik sorularının yanı sıra öğretim elemanının performansı ile ilgili sorular yönetilmiştir. Anketin değerlendirilmesinde kullanılan Gri ilişki analizinde; cevapların frekanslarından ziyade öğrencilerin ifadelere verdikleri yanıtlar kullanılmaktadır. Veri kümesinin kısıtlı ve az sayıda olması, değişkenlerin kesikli ve sürekli rasgele değişkenlerden oluşması, herhangi bir olasılık dağılımına sahip olma şartı aranmaksızın belirsiz durumlara uygulanabilir olması, fonksiyonel bir dizi işlemlerin yerine basit, belirli ve net hesaplama adımlarıyla birlikte veriler arasındaki birebir ilişki derecesini sayısal olarak analiz edebiliyor olması, varsayımlarının olmaması, kolay, pratik ve kullanışlı olması gibi özellikler, Gri ilişki analizini diğer yöntemlerden ayıran ve üstün kılan özelliklerdir. Bu nedenle, anket sonucunda elde edilen veriler yeni bir istatistik yöntem olan Gri İlişki Analizi yöntemi ile değerlendirilmiş ve sonuçları bu doğrultuda yorumlanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİDEN KAZANIM EĞİTİMİNİN ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN EKOLOJİ KONUSUNDAKİ KAVRAMSAL ANLAMALARINA ETKİSİ: BESİN AĞI VE BESİN PİRAMİDİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27032</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27032</guid>
      <author>İlker UĞULU, Halil AYDIN , Yunus DOĞAN , Süleyman BAŞLAR</author>
      <description>Yeniden kazanım projeleri, atıkların azaltılması ya da zaten elimizde bulunan ve çöp olarak nitelendirdiğimiz kullanım dışı kalmış maddelerin tekrar kullanılabilir kılınması yoluyla doğal kaynakların korunması yanında enerjiden, paradan ve zamandan tasarruf sağlayarak bu problemin çözümünde vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir. Yeniden kazanımın çevre kaynaklarının korunmasındaki ve sürdürülebilirliğindeki katkıları düşünüldüğünde bu yöndeki eğitimin yetersizliği büyük gelişme potansiyeli gösteren ülkemiz açısından önemli bir eksikliktir. Bu çalışmanın amacı geliştirilen bir yeniden kazanım eğitim programı ile ortaöğretim öğrencilerinin madde döngüleri ile ilgili ekoloji konularındaki kavramsal anlamalarında olumlu yönde bir değişiklik oluşturulup oluşturulamayacağının araştırılmasıdır. Araştırma, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı güz döneminde ortaöğretim onuncu sınıflarında öğrenimlerini sürdüren 68 öğrenci (47 kız, 21 erkek) ile gerçekleştirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından belirlenen ortaöğretim biyoloji öğretim programına göre eğitim uygulanan 36 öğrenci (26 kız, 10 erkek) kontrol grubu, biyoloji öğretim programına Yeniden Kazanım Eğitim Programı entegre edilmiş dersler uygulanan 32 öğrenci (21 kız, 11 erkek) ise deney grubu olarak belirlenmiştir. Ön test-Son test kontrol gruplu yarı deneysel desen modelinde tasarlanan çalışmada, Yeniden Kazanım Eğitim Programının ortaöğretim öğrencilerinin ekoloji konusundaki kavramsal anlamalarını ne yönde etkilediğinin araştırılması amacıyla Ekosistem Ekolojisi Kavramsal Anlama Testi (EEKAT) uygulama öncesinde ve sonrasında bu öğrencilere uygulanmıştır. Deneysel uygulama sırasında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Talim ve Terbiye Kurulu’nun 03.06.2008 tarih ve 137 sayılı kararı ile kabul edilen ortaöğretim biyoloji öğretim programı çerçevesinde eğitim gerçekleştirilen grup kontrol grubu, biyoloji öğretim programına Yeniden Kazanım Eğitim Programı (YKEP) entegre edilmiş dersler uygulanan grup ise deney grubu olarak değerlendirilmiştir. YKEP ortaöğretim biyoloji öğretim programı dahilinde 10. sınıf müfredatında yer alan “Ekosistem Ekolojisi” konusu ile bir bütün oluşturacak şekilde hazırlanmıştır. Uygulama süresi “Ekosistem Ekolojisi” konusu için müfredatta belirlenmiş olan 10 ders saati ile sınırlı tutulmuştur. Araştırma kapsamında EEKAT ile elde edilen verilerin çözümlenmesi içerik analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme, deneysel uygulama bittikten</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>POST-MİLLİYETÇİ AVRUPA BÜTÜNLEŞMESİ İÇİNDE AVRO-KUŞKUCULUĞUN ROLÜ: AVRUPA ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ GRUBU VAKA ANALİZİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27038</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27038</guid>
      <author>Sertan AKBABA</author>
      <description>Bu makalede Avrupa bütünleşme süreci yanında, post-milliyetçi boyutun bir parçası olduğu savunulan, Avro-kuşkuculuk kavramı üzerinde durulmaktadır. Makalede savunulduğu üzere hoşgörülü fikir birliği ya da müsaadeci fikir birliği olarak bilinen tezlerinin zayıflamasıyla ulusal ve yerel düzeydeki siyaset, Avrupa düzeyine ve alanına yayılmaya başlayan bir siyasal rekabete dönüşmüştür. Fakat makalede Avro-kuşkuculuk, Avro-istekli görüşe karşıt olmak bir yana, her iki görüşünde aslında siyasal çekişmeyi besleyen bir madalyonun iki yüzü olarak ele alınmıştır. Bu sebeple Avro-kuşkuculuk pro-Avrupacılık görüşünden ayrı değerlendirilmek yerine Avro-istekli görüş ile paylaşılan ve paylaşılmayan değerler veyahut kaygılar üzerinden ele alınmıştır. Makalede bu zıtlaşma yapıcı ve pozitif olarak değerlendirilirken bu hipotezi doğrulamak adına Avrupa Özgürlük ve Demokrasi grubu dikkate çekilmiştir. Vaka analizinde ele alındığı üzere Avrupa Özgürlük ve Demokrasi grubu, Avrupa Birliğini mutlak reddeden bir görüş içinde olmamakla beraber, Avrupa Birliği yönetişim biçimini (rejimi) eleştirmekte ve bunun sonucunda gelecekteki Avrupa senaryoları için önemli olan demokratik gereklilikleri – dâhil olma, katılım gösterme, yanıt üretme – yerine getirmek adına bu denklem içinde önemi giderek artmaktadır. Avrupa Özgürlük ve Demokrasi grubu geleneksel ulusal anlayış dışına taşan tutumları ve bunun sonucunda post-milliyetçi siyasal çekişmenin önemli bir parçası haline gelen ve zaman zaman katı bir muhalefet içinde zaman zaman ise direnç ve baskı gösteren bir hareket içinde ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHİ ROMAN KAVRAMI VE KIRGIZ TARİHİ ROMANI ÜZERİNE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27031</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27031</guid>
      <author>Halit AŞLAR</author>
      <description>Tarihi roman günümüzün en çok ilgi gören roman türlerinden biridir. Modern anlamda tarihi romanın ortaya çıkışı Walter Scott’la (1771-1832) olmuştur. Sovyetler Birliğinde yeni tarihi roman anlayışı Ekim devriminden sonra, toplumun yeniden inşası sürecinde ortaya çıkmıştır. Sovyet tarihi romanı bu süreçte resmi ideoloji ile çok sıkı bir ilişki içerisinde olmuştur. SSCB’de bulunan halkların tarihi romana olan ilgisi özellikle 1960’lardan sonra büyük bir artış göstermiştir. Rus edebiyatı kendi iç dinamikleriyle dünya edebiyatında saygın bir yer kazanmış, bir ekol oluşturmuş ve çağdaş Kırgız edebiyatını önemli derecede etkilemiştir. Rus edebiyat biliminin genel prensiplerini Kırgız yazarlar, eleştirmenler ve edebiyat bilimciler benimsemiş ve çalışmalarında uygulamışlardır. Çağdaş Kırgız edebiyatında tarihi roman türü geç gelişmiştir. Çağdaş Kırgız edebiyatının ilk tarihi romanı Sıngan Kılıç olarak kabul edilmektedir. Bu eserden önce yazılan bazı tarihi konulu romanların tarihi olup olmadıkları tartışmalıdır. 1991’de Kırgızistan bağımsız bir devlet olduktan sonra ise Kırgız yazarların tarihi roman türüne büyük ilgi gösterdikleri ve özellikle tarihi biyografik denilebilecek romanlar kaleme aldıkları görülür. 1991’den sonra yazılan Kırgız tarihi biyogafik romanların genellikle SSCB döneminde mevcut siyasi yapının yasakladığı yakın Türkistan tarihinde Kırgız halkı için bağımsızlık mücadelesi vermiş şahsiyetler hakkında yazıldığı görülmektedir. Bu romanlar bir yandan Kırgız edebiyatında yeni bir türün ortaya çıkmasını sağlarken diğer yandan geçmişte yasaklanmış halk kahramanlarını aklamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR LİTERARTÜR TARAMASI: ETNİK ÇIKAR GRUPLARININ AMERİKAN DIŞ POLİTİKASI ÜZERİNDEKİ ROLÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27045</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27045</guid>
      <author>Durmuş Alper CAMLIBEL</author>
      <description>Etnik çıkar grupları genellikle üzerinde yaşadıkları ülkenin dış ve iç politikalarını değiştirerek, lobileri vasıtasıyla kendi içinde bulundukları etnik grubun çıkarlarını daha ileriye götürmeye çalışırlar. 1970’lerden beri diğer çıkar grupları gibi etnik çıkar grupları da Amerikan dış politikasında daha aktif olmuşlardı. Yahudi, Ermeni, Yunan ve Küba lobileri, Amerikan dış politikasını, kan bağlarının bulunduğu ülkeye doğru etkilemeye çalışmışlardır. Son 30 yılda etnik çıkar gruplarının Amerikan dış politikasına etkileri konusunda birçok kitap basılmıştır. Ancak bu zamana kadar Amerikan dış politikası literatürü, Amerikan dış politikası sürecinde etnik grupların değişen dinamiklerini derinlemesine incelememiştir. Bunun yanında, etnik çıkar gruplarının Amerikan dış politikasındaki rolü hakkında literatürde artan bir tartışma bulunmaktadır. Etnik çıkar gruplarının Amerikan dış politikasını ne derece etkilediğini görmek için bu çalışma şu üç önemli soruya cevap vermeye çalışmaktadır: Etnik çıkar gruplarının Amerikan kongresine erişimi ne ölçüdedir? Etnik çıkar grupları dış politika sürecinde hangi rolü oynamaktadırlar? Etnik çıkar grupları dış politikayı gerçekten etkilemekte midirler?</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE TÜRKÇESİ İLE YENİ UYGUR TÜRKÇESİNİN SÖZ DİZİMİ KARŞILAŞTIRMASI ÜZERİNE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27084</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27084</guid>
      <author>Neşe ERENOĞLU</author>
      <description>Türkiye Türkçesi Köktürkçe, Uygurca, Karahanlı Türkçesi döneminden sonra Osmanlıca; Yeni Uygur Türkçesi Köktürkçe, Uygurca, Karahanlı Türkçesi döneminden sonra Harezm, Çağatay Türkçesi dönemlerini yaşamıştır. Bu süreçlerde iki lehçe arasında bazı özellikler korunduğu gibi bazı farklılıklar da meydana gelmiştir. Ses, biçim, söz varlığı ve söz diziminde meydana gelen bu farklılıklar dikkat çekici düzeydedir. Lehçeler ya da diller arasındaki bu farklılıkların tespitinde karşılaştırmalı çalışmalar önemli rol oynamaktadır. Karşılaştırmalar eşzamanlı ya da artzamanlı olarak ses bilgisi, şekil bilgisi, anlam bilgisi ya da söz dizimi açısından yapılabilir. Türkçe ile ilgili karşılaştırmalı çalışmaların tarihi eskilere dayanmaktadır. Bu çalışmaların kökeni Divanü Lügati´t-Türk’e kadar götürülebilir. Son dönemlerdeki karşılaştırmalar ise daha çok söz dizimi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu araştırmada Türkiye Türkçesi ve Yeni Uygur Türkçesinin eşzamanlı karşılaştırılması yapılmıştır. Türkiye Türkçesi ve Yeni Uygur Türkçesinde söz dizimi açısından benzerlikler olduğu gibi farklılıklar da bulunmaktadır. Çalışmada iki lehçedeki söz dizimi yapıları ve söz dizimi anlayışları karşılaştırılmıştır. Türkiye Türkçesi ve Yeni Uygur Türkçesindeki söz dizimi yapıları incelendiğinde söz dizimlerinin tarihsel ve kültürel açıdan değişikliğe maruz kaldığı, farklılıkların daha çok kelime grupları üzerinde yoğunlaştığı ancak bu farklılıkların Altay dil grubunun söz dizimi kurallarını bozmadığı görülür. Bu farklılıkların sebebi tarihsel süreç içerisinde Türkiye Türkçesi ve Yeni Uygur Türkçesinin farklı bir seyir izlemesi, yabancı dillerin etkisidir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE FİNANSAL ARAÇLARLA İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELERDEKİ FARKLILIKLAR VE FİNANSAL ARAÇLARIN İŞLETME BİLANÇOLARINDAKİ YERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27065</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27065</guid>
      <author>Gamze Ayça KAYA,</author>
      <description>Finansal araçlar, bir işletmenin finansal varlığı ile diğer bir işletmenin finansal borcunda ya da özkaynağa dayalı finansal aracında artışa neden olan sözleşmelerdir. Finansal araçlar TMS/TFRS’ye göre; finansal varlıklar, finansal borçlar, özkaynağa dayalı finansal araçlar ve türev finansal araçlar olarak sınıflandırılmaktadır. İşletme bilançolarında büyük tutarlarda yer alması nedeniyle finansal araçlar son dönemde büyük önem kazanmıştır. Finansal araçların büyük tutarlarda olması işletmelerin bu araçları nasıl muhasebeleştireceği konusunu gündeme getirmiştir. Finansal araçların muhasebeleştirilmesi işletmeler ve diğer karar vericiler (yatırımcılar, kreditörler, devlet vb.) açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmada, Türkiye’de finansal araçlarla ilgili yasal düzenlemelerdeki farklılıklar ve finansal araçların işletme bilançolarındaki yeri incelenmektedir. Ayrıca finansal varlıklar, finansal borçlar, özkaynağa dayalı finansal araç ve türev finansal araçlar açıklanmaktadır. Türkiye Muhasebe-Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS)’nda, finansal araçlarla ilgili TMS/IAS 32 Finansal Araçlar: Sunum, TMS/IAS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme, TFRS/IFRS 7 Finansal Araçlar: Açıklamalar ve TFRS/IFRS 9 Finansal Araçlar standartları bulunmaktadır. Türkiye Muhasebe Standardı 32; finansal araçların finansal varlık, finansal borç ve özkaynak araçları olarak sınıflandırılması ve finansal varlık ve borçların netleştirilmesine ilişkin ilkeleri belirlemektedir. Ayrıca Türkiye Muhasebe Standardı 39 finansal varlık ve borçların muhasebeleştirilmesine yönelik ilkeleri belirlemektedir. TMS 32 ve TMS 39 dünyada karmaşık ve anlaşılması güç muhasebe standartları olarak görülmektedir. TFRS 7 ve TFRS 9, finansal araçların raporlanmasına ilişkin standartlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKİ CUMHURİYET BİLİMKURGUSU: HÜLYA BU YA… VE BÜYÜK KUKURİKO ADLI ÖYKÜLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27092</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27092</guid>
      <author>Şener Şükrü YİĞİTLER</author>
      <description>Türk Edebiyatı’nda geleneğini tam anlamıyla kuramamış bir tür olarak bilimkurgu, yeni anlatım ve biçim olanakları arayışı, tekno-kültürün yayılışı ve postmodernist açılımlar sayesinde 80’li yıllardan itibaren edebi/estetik seviyesi tatmin edici olmaktan uzak olsa da belli bir birikime ulaştı. Bilimkurgu gibi, ütopyalar ve distopyalar da edebiyatımızın gelişmemiş türleri arasında yer almakta ve kanon-dışı türler olarak ana akım edebiyat için birer biçim denemesi macerası olmaya ve merkezin periferisinde konumlanmaya devam etmektedir. Bu çalışmada ele alınan ile Refik Halid Karay’ın 1921 tarihli Hülya Bu Ya…’sı ile Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın 1948’de gazete tefrikası şeklinde çıkan Büyük Kukuriko adlı öyküsü, Türk Edebiyatı’nda bilimkurgu türünü 1950’lere tarihleyen edebiyat araştırmalarındaki yaygın kanının aksine, edebiyatımızın en erken bilimkurgu örnekleri arasında yer almaktadır. Bu öykülerde bilimkurgu türü, modern öncesi birçok dünya edebiyatında olduğu gibi, mizah ve ironi yüklü bir eleştiri için araçsallaştırılmıştır. Erken Cumhuriyet Dönemi’nin ulus-devlet projesi kapsamında yürürlüğe konan idealist, terbiye edici ve kalkınmacı politikalar gerek uygulama sırasında gerek dönemin sonrasında yazarlarımızın tepki ve eleştirilerine uğramıştır. Resmi ideolojinin “ideal vatandaş” inşasını hayata geçirmek için öngördüğü devletçi, halkçı ve çoğu zaman tektipleştirici uygulamaları Hülya Bu Ya...’da ütopik bir Ankara tasviriyle alaya alınırken Büyük Kukuriko büyük ideallerle yola çıkılan Cumhuriyet deneyiminin daha 1950’lere ulaşmadan her anlamda nasıl yozlaştığını distopik bir kurguda sergilemektedir. Son olarak, Cumhuriyet’e yönelttikleri bu bakışın iki edebiyatçımızın da “sürgün” olmasıyla ilişkilendirilebileceği tespit edilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMİ (CBS) ve UZAKTAN ALGILAMA (UA) İLE TUZLULUĞUN ETKİSİ ALTINDA PAMUKTA VERİM KAYBININ BELİRLENMESİ GAP Bölgesi, Akçakale Örneği, TÜRKİYE.</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27033</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27033</guid>
      <author>Murat AYDOĞDUMustafa H. AYDOĞDU , Mehmet Ali ÇULLU</author>
      <description>GAP(Güneydoğu Anadolu Projesi); Türkiye’nin en büyük, entegre, çok sektörlü, sürdürülebilir bölgesel kalkınma projesidir. Proje; kalkınma için pek çok sektörü kapsamakta olup, tarım ve sulamada bunların içindedir. 9 il ve pek çok ilçe GAP kapsamında yer almaktadır. Akçakale ilçesi de bunlardan biri olup, rakımı 385 metre, iklimi yarı kurak, yüzölçümü ise 1248 km.2’dir. Harran ovasında yer alan Akçakale genel olarak kuzeyden güneye doğru açılan düz ve geniş bir ova görümündedir. İlçe yüksek taban suyu ve buharlaşma nedeniyle tuzlulaşma problemi ile karşılaşmaktadır. Harran ovasında ana ürün pamuktur. Bazı alanlarda şiddetli seviyelerdeki tuzluluk değerleri bitki verimini önemli oranda etkileyebilmektedir. Yapılan bu çalışmada farklı tuzluluk seviyelerine gelen pamuk tarlalarından (0-20 cm derinlik) alınan bozulmuş toprak örnekleri değerlendirilmiştir. Ayrıca bölgenin Landsat TM uydu görüntüsü alınmıştır. Böylece çalışma alanlarında pamuğun yetişme periyodunda gelişimi, topraktaki tuz değişimi ve verimi takip edilmiştir. Son yıllarda uzaktan algılama teknolojileri kullanılarak seçilen örnek alanlarındaki bilgiler kullanılarak geniş alanlardaki durum tahmin edilebilmektedir. Bu amaçla yapılan çalışmada farklı tuzluluk değerlerine sahip arazi analiz ve verim değerleri uydu verileriyle ilişkilendirilmiştir. Akçakale ilçesindeki pamuk ekili alanlardaki tuzluluk etkisiyle oluşan verim değerleri hesaplanmıştır. Buna göre 2009 yılında, tuzlanma nedeniyle 1 840 625 kg ürün ve 935 711 USD gelir kaybı meydana gelmiştir. Türkiye pamuk ithalatında dünyada Çin’den sonra ikinci sırada yer almakta olup, 2009/2010’da 957 bin ton pamuk ithal etmiştir.GAP(Güneydoğu Anadolu Projesi); Türkiye’nin en büyük, entegre, çok sektörlü, sürdürülebilir bölgesel kalkınma projesidir. Proje; kalkınma için pek çok sektörü kapsamakta olup, tarım ve sulamada bunların içindedir. 9 il ve pek çok ilçe GAP kapsamında yer almaktadır. Akçakale ilçesi de bunlardan biri olup, rakımı 385 metre, iklimi yarı kurak, yüzölçümü ise 1248 km.2’dir. Harran ovasında yer alan Akçakale genel olarak kuzeyden güneye doğru açılan düz ve geniş bir ova görümündedir. İlçe yüksek taban suyu ve buharlaşma nedeniyle tuzlulaşma problemi ile karşılaşmaktadır. Harran ovasında ana ürün pamuktur. Bazı alanlarda şiddetli seviyelerdeki tuzluluk değerleri bitki verimini önemli oranda etkileyebilmektedir. Yapılan bu çalışmada farklı tuzluluk seviyelerine gelen pamuk tarlalarından (0-20 cm derinlik) alınan bozulmuş toprak örnekler</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALKAYIŞ, M. Fatih (2013), Haveran-name (İnceleme-Metin-Sözlük-Tıpkıbasım), Kesit Yayınları, İstanbul, 323 s., ISBN: 978-605-4646-37-1</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27073</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27073</guid>
      <author>Serdar BULUT</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>WIDE SARGASSO SEA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27058</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27058</guid>
      <author>Arzu ÖZYÖN</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


