






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2014 Sayı  25-I</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=562</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ZİLE MÜFTÜOĞLU KONAĞI VE TEKKESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27066</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27066</guid>
      <author>Ali Murat AKTEMUR</author>
      <description>XIX. yüzyıl ortalarından kalma Müftüoğlu Konağı plan, mimari ve süsleme özellikleri açısından Tokat, Niksar, Amasya, Zile ve Safranbolu çevrelerindeki ahşap konaklarla benzerlik arz etmektedir. Ancak Müftüoğlu Tekkesi (XIX. yüzyıl ortaları) Tokat çevresindeki çok sayıda tekke ve zaviye ile karşılaştırıldığında, plan, mimari ve süsleme özellikleri bakımından tam bir benzerlik yakalamak güçtür. Örneğin, Tokat Şeyh Meknun Tekkesi, Tokat Abdulmuttalip Tekkesi, Tokat Malum Seyyid Tekke ve Türbesi, Zile Musa Fakih Tekke ve Türbesi, Zile Şeyh Nasreddin Zaviyesi, Niksar Çöreği Büyük Tekkesi, Niksar Sungur Bey Tekkesi yöredeki tekke mimarisine ilişkin yapılardır. Ancak bunların Zile Müftüoğlu Tekkesi ile plan, mimari ve süsleme açısından benzerlikleri söz konusu değildir. Yöredeki ahşap konakların ve camilerin mimari ve süsleme özellikleri, Müftüoğlu Tekkesi’nin mimari ve süsleme özelliklerine daha yakındır. Müftüoğlu Konağı özellikle giriş bölümündeki taş döşeli avlu ve buna bağlantılı ıslak hacimler ve mutfak birimi ile dikkati çeker. Üst kattaki sofa, evin dağıtıcı ve toplayıcı birimi olarak teşkil edilmiştir. Gerek sofanın gerek sofaya birer kapı ile bağlanan odaların ahşap kapıları ve tavanları, tarihi Türk ahşap işçiliğinin zengin örnekleri olarak değerlendirilebilir. Müftüoğlu Tekkesi tüm birimlerinde, ahşap oymacılık, kalemişi ve alçı süsleme ile dikkati çeker. Özellikle ibadethane kısmı tavan süslemesi, ahşap ile renklendirilmiş derinin ortak kullanımı ile göz alıcı bir dekorasyona sahne olmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN MÜZİK ETKİNLİKLERİNİ UYGULAMA DURUMLARI (NİĞDE İLİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27076</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27076</guid>
      <author>Damla BULUT, Ayten AKTAŞ</author>
      <description>Bu araştırmada, Niğde ilinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin eğitim programındaki müzik etkinliklerini sınıfta nasıl uyguladıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tarama modelinde bir alan araştırmasıdır. Konunun kuramsal temellerinin oluşturulması aşamasında literatür taraması yapılmıştır. Bunun yanında okul öncesi öğretmenlerinin okul öncesi eğitim programındaki müzik etkinliklerini sınıfta nasıl uyguladıklarını belirlemek amacıyla örneklem grubunda yer alan okul öncesi öğretmenlerine anket uygulanmıştır. Ankette yer alan soruların kapsam geçerliliğinin belirlenmesinde uzman görüşü alınmıştır. Elde edilen nitel verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Niğde İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okul öncesi kurumlarında görev yapan 78 okul öğretmeni, araştırmanın örneklemini ise bu öğretmenler içerisinden tesadüfî örnekleme yoluyla seçilen 1 özel ve 12 resmi anaokulu ile 5 kreş ve gündüz bakımevi olmak üzere toplam 18 okulda görev yapan 73 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin çoğunluğunun eğitim programındaki müzik etkinliklerinden; ritim çalışmalarını müzik aletleri ve beden dilini kullanarak, ses dinleme ve ayırt etme çalışmalarını görsel işitsel araç gereçler kullanarak ve sesi tanıma, sesin benzerini çıkarma çalışmaları yaparak, müzik eşliğinde hareket çalışmalarını şarkıları önce bütün sonra bölümlere ayırıp tekrar ederek, yaratıcı hareket ve dans çalışmalarını oyun ile yaparak, işitsel algı çalışmalarını çocuklara benzer ya da farklı sesleri farkına varmasını sağlayarak, müzikli öykü oluşturma çalışmalarını ise farklı etkinliklerle birlikte sınıfta yaptırdıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ASYA’DAN AVRUPA’YA YAYLI ÇALGILAR TEL ÜZERİNDE SES ELDE ETME TEKNİĞİNE GÖRE SINIFLANDIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27052</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27052</guid>
      <author>Gözde ÇOLAKOĞLU SARI</author>
      <description>Organoloji disiplini kapsamında çalgılar; yapıları, icra teknikleri ve icra edildikleri ülke ve bölgelerine göre sınıflandırılmalıdır. Çünkü çalgı türlerinin coğrafi bölgelere has özelliklerle çeşitlendiği ve isim, şekil ve yapı varyasyonlarıyla farklı coğrafi bölge ve müzik türlerinde icra edildiği görülmektedir. Bu çalışmada Asya ve Avrupa kapsamındaki yaylı çalgılar ele alınarak, tel üzerinde ses elde etmek için kullanılan iki farklı yöntemin ilgili coğrafya üzerinde yaşayan toplumlar bazında tespit edilmesi önerilmektedir. Genel olarak Avrupa’da bilinen yaylı çalgılar keman ailesi üyeleridir ve hem bu aile, hem de Asya’daki tanıdık-bilindik pek çok yaylı çalgı ailesinde tellere parmak ucu ile temas suretiyle ses elde edilmekte/perde basılmaktadır. Tellere tırnak ile temas suretiyle ses elde etme tekniğinin ise Balkanlar ve İstanbul kökenli olduğu düşünülebilir, ancak bu coğrafyadan uzak sayılabilecek bölgelerde de (Kazakistan, Kırgızistan, Tuva ve Hindistan) aynı tekniğin kullanıldığı görülmektedir. Çalgılar söz konusu icra teknikleri bağlamında incelenirken, aldıkları isimler ve bu isimlerin komşu kültür coğrafyaları arasındaki geçiş ve birbirleriyle olan ilişkileri de günümüze kadar üzerinde durulmamış konumuz araştırma dinamiğine önemli bir ivme kazandırmaktadır. Bu parametreler doğrultusunda; çalışmamızda yaylı çalgılar Asya ve Avrupa kültürel coğrafyaları bütünlüğünde; icra edildikleri bölgeleri, ortak, benzer ve farklı özellikleri ile tel üzerinde ses elde etme teknikleri bağlamında incelenmiş, tespitler yapılarak, sınıflandırma ve metodoloji önerileri getirilmeye çalışılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞER’İYYE SİCİLLERİNE GÖRE VİDİN, SİLİSTRE VE SOFYA’DA İHTİDA HAREKETLERİ(XVIII VE XIX. YÜZYIL)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27089</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27089</guid>
      <author>Hava SELÇUK</author>
      <description>Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yer almış olan Vidin, Silistre ve Sofya şehirlerinde XIV. Yüzyıldan itibaren uzun yüzyıllar boyunca yerli halklarla Müslüman Türkler birlikte yaşamışlardır. Bu birlikteliğin bir neticesi olarak çok yönlü etkileşimler oluşmuş ve farklı din gruplarının birbirinden etkileşimi neticesinde ihtidalar(din değişikliği) meydana gelmiştir. Diğer dinlerden İslâm dinine geçme, İslâm’ı kabul etme anlamına gelen ihtidaların mekân olarak Vidin, Silistre ve Sofya şehirleri, zaman olarak Osmanlı’nın XVIII. yüzyıldaki yansımaları çalışmamızın hareket noktası olmuştur. Bu çalışmada dönemin siyasî, sosyal ve ekonomik tarihi hakkında önemli bilgiler ihtiva eden ve Bulgaristan Arşivi “Nationale Biblioteque” de bulunan Şer’iyye Sicilleri kullanılmıştır. Şer’iyye Sicillerinden Vidin ait 19 ve Sofya’ya ait 3 defter’de ihtida kaydı bulunmaktadır. Silistre’ye ait XVIII. yüzyılda bir adet sicil defteri mevcuttur ki 1791-1793 tarihlerine aittir. Vidin ve Silistre Tuna Nehri kıyısında Osmanlı Devleti’nin sınır şehirlerindendir. Bu şehirlerde XVIII. yüzyılda Avusturya ve Rusya ilen savaşların etkisinde kalmıştır. Savaşlar neticesinde elde edilen esirler arasında da ihtidalar vuku bulmuştur. İmzalanan anlaşmalar gereği din değiştirenler mübadele dışında bırakılmıştır. Sofya şehri ise sınırdan uzak bir bölgede bulunuyordu. Ama bu süreçte bu bölgede de ihtidalar devam etmiştir. Bu üç Balkan şehrindeki (Vidin, Sofya, Silistre) ihtidaların Tanzimat öncesi ve sonrası yapısı ile Macar (Nemçeli) mültecilerin din değiştirme meselesi bu çalışmada irdelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAYSERİ CAMİ-İ KEBİR (ULU CAMİİ) VAKFI’NIN RUMİ 1254 VE 1256 YILLARINA AİT MUHASEBESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27090</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27090</guid>
      <author>Özen TOK</author>
      <description>Osmanlı sosyoekonomik yapısında önemli roller üstlenen vakıfları temelde iki kategoride ele almak mümkündür. Bunlardan birincisi müessesat-ı hayriye denilen ve bizzat kendisinden istifade edilen vakıflardır. Diğeri ise asl-ı vakf denilen ve müessesat-ı hayriyenin fonksiyonlarını sürekli ve düzenli bir şekilde sürdürmesini sağlayan vakıflardır. Vakıflar, iktisadi faaliyetler neticesinde gelir sağlayan ve bu gelirlerle kamu yararına olmak üzere çeşitli alanlarda hizmet veren, kendi kendine yeterli bir niteliğe sahip kurumlardır. Bu bağlamda başta cami ve mescitler olmak üzere dinî yapıların hizmetlerini aksatmadan sürdürebilmesinde ve ihtiyaçlarının tedarikinde vakıfların rolü tartışmasızdır. Camilerin zorunlu harcamalarının karşılanabilmesi için vakfedilen tarla, bağ, bahçe, ev, dükkân vb. gayrimenkullerin mahsul veya kira gelirleri ile hayrat sahiplerinin yaptığı ayni ve nakdi bağışlar camilerin gelir kaynağını oluşturmuşlardır. Bu çalışma, BOA EV.d. 10949 ile kayıtlı bulunan Kayseri Cami-i Kebir (Ulu Camii) Vakfı’na ait muhasebe defterine dayamaktadır. Rumi 1254 (M. 1839) ve 1256 (M. 1841) yıllarında köy ve mezralar ile bağlardan elde edilen mahsullerin öşür gelirlerini ihtiva eden muhasebe kaydında mahsullerin çeşitleri, miktarları ve birim fiyatları ayrı ayrı verilmektedir. Buna göre 1254 yılı için 2877 kuruş 10 para ve 1256 yılı için 2297,5 kuruş olmak üzere iki yıllık toplam gelir 5874 kuruş ve 30 para olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu bu miktarın yine, başta vakfın mütevellisi olmak üzere imam, hatip, müezzin ve diğer cami görevlilerine verilen maaş ve tahsisatlara, cami ve çeşme için yapılan çeşitli masraflara, tayin edilen harç ve vergilere harcandığı muhasebe kaydında yer almıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN “MATEMATİK ÖĞRETMENİ” KAVRAMINA İLİŞKİN METAFOR ALGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27027</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27027</guid>
      <author>Sare ŞENGÜL,Yasemin KATRANCI , Gülşah GEREZ CANTİMER</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin “matematik öğretmeni” kavramına yönelik sahip oldukları algıları metaforlar yardımıyla ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma kapsamında üretilen metaforların sınıf seviyelerine ve cinsiyetlere göre farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Çalışma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Kocaeli ilindeki bir devlet ortaöğretim kurumunun 6. sınıf (94 öğrenci)., 7. sınıf (72 öğrenci) ve 8.sınıf (82 öğrenci) olmak üzere toplam 254 öğrencinin katı¬lımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri, öğrencilerin “Matematik öğretmeni ………. gibidir; çünkü, ………..” cümlesini tamamlamasıyla elde edilmiştir. Öğrencilerden ilk boşluğa matematik öğretmeni hakkında bir metafor yazmaları, ikinci boşluğa da neden bu metaforu yazdıklarını açıklamaları istenmiştir. Bu çalışmada elde edilen veriler içe¬rik analiz tekniğiyle çözümlenmiştir. Çalışma bulgularına göre, i) ortaöğretim öğrencileri matematik öğretmeni kavramına ilişkin toplam 137 farklı metafor üretmişlerdir ii) Öğrencilerin ürettikleri bu metaforlar 7 kavramsal ketagori altında toplanmıştır. Bulgulara göre, matematik öğretmenlerinin öğretici, bilgili, rehber ve eğlenceli yönlerine vurgu yapan “çiçek, melek, güneş, kitap ve profesör“ gibi olumlu metaforların üretildiği görülürken çok az sayıda olumsuz metafora yer verildiği ortaya çıkmıştır. Özellikle 8. sınıf öğrencilerinin olumsuz ifadeler içeren metaforlar ürettikleri görülmüştür. iii) Kavramsal kategoriler altında matematik öğretmeni kavramına ilişkin üretilen metaforlar arasında sınıf seviyelerine göre anlamlı bir farklılık elde edilirken, cinsiyete göre istatistiksel açıdan anlamlı bir fark elde edilmemiştir. Sonuç olarak ortaöğretim öğrencilerinin matematik öğretmenlerini, rehber, danışman, bilgili ve matematiği eğlendirerek aktaran bireyler olarak gördükleri söylenebilir. Bulgular ışığında metaforların, ortaöğretim öğrencilerinin “matematik öğretmenine” ilişkin sahip oldukları algıları anlamada ve açıklamada, önemli bir araştırma aracı olarak kullanabileceği ifade edilerek gelecek çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AVM’LERİN TERCİH EDİLİRLİKLERİNİ ARTTIRMAK İÇİN UYGULADIKLARI BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA İLETİŞİMİ ETKİNLİKLERİ: İSTANBUL ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27118</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27118</guid>
      <author>Ayça Can KİRGİZ</author>
      <description>Alışveriş insanların üretmeye başladıkları zamandan bu yana değişen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Alışveriş kavramının değişmesi alışveriş için tercih edilen mekanların da değişimini gerekli kılmıştır. Temeli kapalı çarsı modellerine dayanan alışveriş merkezleri günümüzde tüketicilerin birçok sebepten “özellikle” tercih ettikleri yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tercihin nedeni çok çeşitli olmakla birlikte temel sebebi modernliğe, çeşitliliğe ve sosyal ortamlara sahip olmalarıdır. Metropollere göçün sürekliliği ile birlikte artan nüfusun daha çok tüketim ihtiyacını beraberinde getirmesi, büyük şehirlerde kişi başına gelir artışının mağazalı perakende işletmesi müşterisi olacak bir kitlenin ortaya çıkmasına neden olması, özel araba sahipliğinin hızla yaygınlaşması ile birlikte özellikle otoyol civarlarına kurulu alışveriş merkezlerine ulaşımın kolay olması, kredi kartları kullanımının tüketiciye ödeme kolaylığı sağlaması, her türlü ürün ve hizmetin çeşitliliği gibi faktörler tüketicilerin alışveriş merkezlerine yönelmesinde etkili olmaktadır. Kısaca alışveriş merkezlerini için bu yüzyılın tüketicisinin her tür gereksinimini karşılamayı amaçlayan çağdaş, dinamik ve canlı yaşam merkezleri olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Bu araştırmada, iç ve dış turizmi besleyen alışveriş merkezlerinde uygulanan bütünleşik pazarlama iletişimi aktiviteleri (IMC) incelenmiştir. Alışveriş merkezlerinin uyguladıkları bu aktiviteler, İstanbul Avrupa yakasının en işlek aksları üzerinde bulunan beş alışveriş merkezi esas alınarak konu edinmiştir. Bu AVM’lerin rakiplerinden farklılaşarak tercih edilebilirliklerini arttırmak için uyguladıkları bütünleşik pazarlama iletişimi çalışmalarının neler olduğu, özellikle hangilerinin tercih edildiği, ziyaretçi sayısı, yapısı ve satışların durumunu nasıl etkilediği araştırılmıştır. Araştırmada adı geçen AVM’lerin uyguladıkları etkinlik türleri, türlere göre AVM’ye olan etkileri yetkili kişilerle yapılan derinlemesine mülakatlar ile ortaya koyulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RİSKLİ DAVRANIŞLAR ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27093</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27093</guid>
      <author>Dilek GENÇTANIRIM, Tuncay ERGENE</author>
      <description>ÖZET: Ergenlerde görülen riskli davranışların en önemli sonuçlarından biri büyük ölçüde gençlikte ve yetişkinlikte ölüme, hastalığa, engele, sosyal ve psikolojik problemlere neden olmasıdır. Bu davranışların anlaşılabilmesi adına öncelikle ölçülmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmada da ergenlik dönemine denk gelen ve riskli davranışların yaygın olarak görüldüğü ortaöğretim dönemindeki öğrencilerin riskli davranışlarını ölçen bir ölçek hazırlanması amaçlanmıştır. Riskli davranışlar antisosyal davranışlar, alkol kullanımı, sigara kullanımı, intihar eğilimi, beslenme alışkanlıkları ve okul terki olmak üzere altı boyutta tanımlanmıştır. Ölçeğin geliştirilmesinde Problem Davranış Kuramı temel alınmıştır. Belirlenen boyutları ölçmek üzere hazırlanan likert tipi ölçek için yapı geçerliği çalışmaları ile iç tutarlık ve test tekrar test güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. Çalışma 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında Ankara ve İstanbul İllerinde öğrenimlerine devam eden ortaöğretim öğrencilerinden üç grupla yapılmıştır. Veriler üzerinde yapılan geçerlik ve güvenirlik çalışmaları sonucunda, 1-5 arasında puanlanan, altı boyutta 36 maddenin yer aldığı Riskli Davranışlar Ölçeği geliştirilmiştir. Ölçekte yer alan maddelerden biri tersine puanlanmaktadır. Ölçeğin geçerlik çalışmalarında uzman kanısı, açıklayıcı faktör analizi ve benzeme ölçüt geçerliği yöntemleri kullanılmıştır. Benzeme geçerliliği kapsamında Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile korelasyonları .-10 -.-35 arasında değişmektedir. Ölçeğin güvenirliği için hesaplanan iç tutarlılık katsayısı.70- .91 arasında değişmektedir. Üç hafta ara ile yapılan ölçümler sonucunda ölçeğin test tekrar test güvenirlik katsayısı ise .56- .90 arasında olduğu bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM ÖRGÜTLERİNDE YETENEK YÖNETİMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27108</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27108</guid>
      <author>Mithat KORUMAZ, Erkan TABANCALI</author>
      <description>Dünya genelinde hızlı bir biçimde yaşanmaya devam eden ekonomik ve yapısal dönüşüm süreci beraberinde küreselleşme ve rekabeti getirmiştir. Toplumların yaşanan bu değişim sürecine ve yeni şartlara uyum sağlayabilmeleri eğitim ile mümkün olmaktadır. Eğitim örgütlerinin birey odaklı yapısının bir sonucu olarak sahip olduğu insan kaynağını en etkili şekilde kullanması bir zorunluluktur. Eğitim örgütlerine ivme kazandıracak, liderlik özellikleriyle eğitim örgütlerini yönetecek ve örgütün geleceğine yaratacağı özgün değer ile yön verecek yetenekli bireylerin eğitim yöneticisi adayı olarak örgütte en etkili biçimde yer almasını sağlayacak insan kaynağının yönetimine ilişkin yeni bir anlayış benimsenmelidir. Bu açıdan bakıldığında geleceğin eğitim yöneticilerinin seçilmesi, eğitilmesi ve örgüte bağlılıklarının sağlanmasında en etkili ve çağdaş yönetim anlayışlarından birisi de yetenek yönetimidir. Bu çalışma ile yetenek yönetimi süreçlerinin kavramsal modeller çerçevesinde tartışılması ve yetenekli bireylerin eğitim yöneticisi adayı olarak eğitim örgütlerinde etkin bir biçimde yer almasının sağlayacağı faydalar alan yazın çerçevesinde belirlendikten sonra eğitimle ilgili politika yapıcılara, eğitim planlamacılarına ve eğitim örgütlerinde görev yapan yöneticilere yol gösterici öneriler sunulması amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda kurumun hedef ve stratejilerinin belirlenmesi, kilit pozisyonların belirlenmesi, yetenek havuzu oluşturulması, eğitim ve geliştirme, performans değerlendirme, elde tutma ve bağlılık ve kariyer geliştirmenin yetenek yönetiminin süreçlerini oluşturması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Buna bağlı olarak eğitim örgütlerinde rekabet gücünü sağlayacak yönetici adaylarının seçilmesi, eğitilmesi, örgütte tutulması ve örgütsel bağlılıklarının sağlanmasına odaklanan ve bu yönüyle klasik insan kaynakları anlayışından ayrılan yetenek yönetimiyle ilgili uygulamalı araştırmaların yapılması, özel kurumlar için yapılmış çalışmaların kamuya ait kurumlar için de tekrarlanması ve eğitim örgütlerinde yetenek yönetimi uygulamalarının yürütülmesi ve incelenmesi önerilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENİ ADAYLARININ GÖZÜYLE MÜZİK EĞİTİMCİLİĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27132</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27132</guid>
      <author>Elvan GÜN DURU</author>
      <description>Müzik eğitiminin önemi ve yararı tüm dünyaca kabul görmüş olmasına karşın, Türkiye’de müzik eğitimine ilköğretim düzeyinde yeterince önem verilmediği yapılan çalışmalarda görülmektedir. Bu durum en çok müzik eğitimcilerini etkilemekte ve adayların mesleğe ilişkin algılarını değiştirebilmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının düşünceleri doğrultusunda müzik eğitimciliğini mesleki ve mesleğe hazırlık süreci yönlerinden irdeleyebilmektir. Bu amaçla, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı’nda öğrenim gören 20 müzik öğretmeni adayı olasılık temelli örneklemelerden seçkisiz örneklem ile belirlenmiş ve Türkiye’de müzik eğitimciliği hakkındaki görüşleri alınmıştır. Bu aşamada, araştırmacının gözetiminde yapılan görüşme sürecinde müzik öğretmeni adaylarına bazı yönlendirmelerde bulunularak müzik öğretmeni adaylarından müzik eğitimciliği mesleğine, mesleki eğitim süreçlerine, toplumun mesleğe bakışına ve mesleki yaşamda karşılaşabilecekleri durumlara ilişkin görüşlerini düz yazı şeklinde yazmaları istenmiştir. Müzik öğretmeni adaylarından el edilen görüşler, nitel veri analizlerinden içerik analizi tekniği ile yorumlanmış, adayların görüşlerinde yer alan ortak temalar ve bu temaların altlarında yer alan kodlar belirlenerek tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, müzik öğretmeni adaylarının görüşleri 5 tema altında birleşmektedir. Lisans döneminde alınan eğitim, ilköğretim müzik dersleri, meslek, öğretmen nitelikleri ve memnuniyet durumları olarak ortaya çıkan 5 tema ve bu temalar altında yer alan alt kodlar araştırmada sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, müzik öğretmeni adaylarının mesleğe ilişkin olumsuz algılarının olumlu algılarından daha fazla olduğu ortaya konulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ RENKLERE İLİŞKİN METAFORLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27024</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27024</guid>
      <author>Mehmet YAPICI, Gülbin ZEREN</author>
      <description>İnsan renklerle kuşatılmıştır. Bu kuşatılmışlık o kadar güçlüdür ki renkler çoğunlukla sorgulamadan içselleştirilen bir alışkanlığa dönüşmektedir. Bütün bir yaşam, renk ve onların sorgulanmadan alışkanlığa dönüştürülmüş anlamları üzerine kurulmaktadır. Oysa renkler, doğduğumuz andan itibaren ölünceye kadar bütün kararlarımızı etkilemektedir. Bu araştırma, Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi 4.sınıf öğrencilerinin renk dünyalarını tanımak ve renklere ilişkin sahip oldukları algıları, metaforlar yardımıyla ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden "olgu bilim" kullanılmıştır. Bu amaç için öğrencilerden kendilerine sunulan ana (kırmızı, sarı ve mavi) ve ara renklere (turuncu, mor ve yeşil) ilişkin metafor üretmeleri istenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi 4. sınıfında okuyan 160 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada, öğretmen adaylarından “renk (belirtilerek) ...….gibidir, Çünkü;………” şeklinde anket doldurmaları istenmiştir. Araştırma sonunda, katılımcılar renklere ilişkin olarak toplam 122 adet geçerli metafor üretmişlerdir. Toplam kategori sayısı 6 olmuştur. Kırmızı için 60 öğrenci tarafından 24 metafor, turuncu için 30 öğrenci tarafından 21 metafor, sarı için 48 öğrenci tarafından 19 metafor, mor için 42 öğrenci tarafından 35 metafor, mavi için 53 öğrenci tarafından 15 metafor ve son olarak yeşil için 51 öğrenci tarafından 18 metafor üretilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara bir bütün olarak bakıldığında, eğitim-öğretim sürecinde, okul mimarisinden eğitim materyal ve araç-gereçlerine kadar turuncu rengin baskın olarak kullanılması ve ağırlıklı olarak mavi ve yeşil ile desteklenmesi gerektiği söylenebilir. Kırmızı ve morun ise kullanımında özenli davranılması gerektiği, uygun zemin ve ortamlarda kullanıldığında çok zengin ve yararlı etkiler bırakacağı söylenebilir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN SORUNLARINA İLİŞKİN GÜNCEL BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27083</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27083</guid>
      <author>ilker KÖSTERELİOĞLU, Adem BAYAR</author>
      <description>Eğitim sistemimizde yaşanan sorunlar birçok araştırmacı tarafından farklı araştırmalarda açıkça dile getirilmektedir. Eğitim sistemimizin önemli bir öğesi olan öğretmenlerin karşılaştıkları problemlere ilişkin görüşlerinin belirlenmesi geliştirilecek eğitim politikalarının oluşmasına katkı sağlaması beklenmektedir. Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin görüşlerine göre Türk Eğitim Sisteminin güncel olarak sorunlarına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Bu amaca ulaşmak için araştırmacılar günümüzde Türk eğitim sisteminde en çok karşılaşılan problemler nelerdir? sorusuna yanıt aramışlardır. Bu soruya yanıt bulmak amacıyla, araştırmacılar verileri 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde yer alan Sınıf Öğretmenliği Yüksek Lisans programında öğrenim görmekte olan 23 öğretmenden toplamışlardır. Veriler nitel olarak elde edilmiştir. Elde edilen bulgular betimsel ve içerik analizine tabi tutularak sunulmuştur. Araştırma genel tarama modelindedir. Araştırmadan elde veriler analiz edildiğinde araştırmacılar öğretmenlerin eğitim sistemimizde en çok değindikleri sorunların başında öğretmenin mesleki gelişimi ve hizmet içi eğitim sorunu ile eğitimde yöneltme (mesleki yönlendirme) sorunu olduğunu ifade ettikleri saptanmıştır. Bunun yanı sıra katılımcılar eğitim sistemimizin diğer önemli sorunlarını eğitim yöneticilerinin yetiştirilmesi ve seçimi, öğretmenlerin yetiştirilmesi ve eğitim sorunu, dershaneler sorunu, fiziksel alt yapı ve donanım olanakların yetersizliği, eğitim politikalarının siyasetin etkisinde kalması ve ideolojik yaklaşım sorunu ile öğretmenlerin kariyer basamaklarında yükselme konusunda yaşanan sıkıntılar şeklinde sıralamaktadırlar. Elde edilen bulgular Milli Eğitim Bakanlığı’nın yukarıda sıralanan bu sorunlara çözüm yolları bulmalarının Türkiye”nin geleceği acısından oldukça önemli olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN OKULLARINDAKİ ÖRGÜTSEL BAĞLILIĞA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27067</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27067</guid>
      <author>Mahire ASLAN, Aslı AĞIROĞLU BAKIR</author>
      <description>Örgütlerin var olma sürecindeki en etkili faktör insandır. Onun örgütsel davranışları ise örgütün devamlılığının ya da yok oluşunun en önemli etkenlerinden biridir. Bu nedenle örgütler, iş görenlerin bağlılığına gereksinim duymakta ve bu bağlılığı sağlamak için de çeşitli yöntemlere başvurmaktadırlar. Alan yazında, çalışanın örgütle olan iletişimini şekillendiren, örgütteki üyeliğe devam etme kararı üzerinde etkileri olan psikolojik bir durum biçiminde de tanımlanan örgütsel bağlılığın “kişinin örgütüyle kurduğu maddi beklentilerin ötesindeki manevi bağ” olduğu ileri sürülebilir. Eğitim örgütlerinde gerçekleştirilecek yüksek düzeyli bir örgütsel bağlılığın, daha nitelikli bir eğitsel işleyişe olduğu kadar; çağdaş gelişmelere doğru evrilen demokratik bir toplum yapısı oluşturmaya da katkı sağlayabileceği ileri sürülebilir. Anılan ön kabulden hareketle, okullarımızdaki örgütsel bağlılığın öğretmen algılarına göre betimlenmesi önemli görülmektedir. Bu çalışmada, resmi ve özel ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılığa ilişkin görüşlerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Genel tarama (betimsel) modeline dayalı olan bu araştırmada evren, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Malatya ili merkez ilçe sınırları içinde bulunan 76 resmi ilköğretim okulunda görev yapan 3283 öğretmen ile, 4 özel ilköğretim okulunda görev yapan 116 öğretmenden oluşmaktadır. Bu evrenden oransız küme örnekleme yöntemiyle seçilen 728 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Resmi ve özel okul öğretmenlerinin örgütsel bağlılık algıları arasında bir bütün olarak anlamlı bir farklılık olup, özel okullardaki örgütsel bağlılık düzeyi, resmi okullara kıyasla daha yüksektir. Her iki okul türü için de erkek öğretmenlerin, kadın meslektaşlarına kıyasla daha yüksek bir örgütsel bağlılık duyumsamaları ortaya çıkmıştır. Resmi okullarda Ön Lisans ve Lisans mezunu öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasında öğrenim düzeyi değişkeni açısından ön lisans lehine anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Özel okullarda ise bu fark, Ön Lisans ve Lisans mezunu öğretmenler ile Lisansüstü mezunu öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları arasındadır. Resmi okullardaki 21 yıl ve üstü kıdem yılına sahip öğretmenlerin örgütsel bağlılık algıları daha yüksektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEŞ FAKTÖR KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ İLE İŞ TATMİNİ ARASINDAKİ İLİŞKİ: AFYONKARAHİSAR İLİNDEKİ BANKALARDA BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27050</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27050</guid>
      <author>Mehmet Onur BALKAN, A. Emin SERİN , Ali Osman KILIÇ</author>
      <description>İnsanlar, belirli özelliklerle doğarlar. Doğuştan başlayan ve kendilerini yaşamlarını geçirdikleri bu güne kadar geçen süreye kadar belirli kişilik özellikleri edinirler. Kişiliğin bütünlüğü içinde her insanın öteki insanlardan farklı olmasını sağlayan, kendine özgü özellikleri vardır. Bu özellikler, kişiliğin belli öğeleriyle bağlantılıdır ve bunların dışarıya yansımasıdır. İş tatmini çalışma ortamına direk etkisi nedeniyle sadece akademisyenlerin değil aynı zamanda iş verenler ve çalışanlarında ilgi alanına girmektedir. Örneğin, artık başarı, daha karmaşık, daha talepkar, değişik iş döngüleri içeren; yüksek yetenek gerektiren iş tanımlarını ortaya çıkarmıştır. Yeni dönem çalışma dünyası yüksek rekabet ve sürekli değişen iş standartları nedeniyle çalışanlardan giderek artan iş talepleri ile karşı karşıya bırakmaktadır. Tatmin olmuş çalışanları işletmelere sağladığı faydaların aşikar olduğu kadar işlerinden tatmin olmuş çalışanların kendilerine sağladığı fayadalar da ortadadır. Bu çalışmanın amacı beş faktör kişilik özellikleri ile iş tatmini arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada beş faktör kişilik özellikleri ile iş tatmini olgularını ölçmek için iki farklı ölçek kullanılmıştır. Anket Afyonkarahisarda bulunan dört yüz banka çalışanı üzerinde uygulanmıştır.Anketlerin Yüz adedi geri gelmiş seksen yedi adedi kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS istatistiki analiz programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre duygusal dengesizlik ve iç tatmin arasında negatif ve cinsiyet ile iç tatmin arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NÖROPAZARLAMA PENCERESİNDEN MARKA DEĞERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27055</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27055</guid>
      <author>Nurcan YÜCEL, Fatma ÇUBUK</author>
      <description>Pazarlama anlayışının Pazarlama 4.0 'a dönüştüğü günümüzde marka ve marka değeri ile ilgili yeni fikirler ortaya çıkmıştır. Marka değeri, marka adı ya da sembolüyle ilişkilendirilen ürün ya da hizmet tarafından diğer firma ya da müşteriler için yaratılan değer ve borçların tümü olarak tanımlanmıştır. Marka değerini oluşturan elemanlar iyi anlaşıldığında ve markaya uygulandığında ortaya çok güçlü bir marka çıkar (Ural, 2009:13-15). Marka değerinin belirlenmesine yönelik olarak 2000'li yıllarda Keller tarafından Tüketici Temelli Marka Değeri diğer bir ifadeyle, Markalama Piramidi modeli geliştirilmiştir. Keller (2003) tüketici yönlü markalama piramidi modelinde; marka değerini hiyerarşik bir yapı şeklinde ele almıştır. Çalışmada; bu model geliştirilerek tüketici açısından marka değerinin yanı sıra, üretici açısından da marka değeri ve elemanları da modele eklenerek çift yönlü yeni bir model geliştirilmiştir. Bu yeni model, Marka Yelpazesi olarak ifade edilmiş ve çalışmada açıklanmaya çalışılmıştır. Marka Yelpazesi modelinde; yelpazenin sol tarafı tüketici açısından marka değeri oluşum aşamaları ve yelpazenin sağ tarafı da üretici açısından marka değerini oluşturan aşamalar şeklinde ifade edilmiştir. Modelin sol tarafını; veri toplama, markanın deneyimlenmesi, markayı anlamlandırma, markanın değerlendirilmesi ve marka duygusu elemanları oluşturmuştur. Sağ tarafta ise; marka tanıtma, marka hizmeti, marka-imaj algısı, marka statüsü ve marka duygusu kavramları yer almıştır. Yelpaze dilimlerinin sağ ve sol tarafı birleştirildiğinde tek bir dilim haline gelerek Duygusal bağı (Marka bağlılığı) oluşturmuştur. Bu bilgiler doğrultusunda; marka değeri oluşum aşamaları tüketici istekleri göz önüne alınarak değerlendirilmiştir. Üreticilerin bu istekler doğrultusunda oluşturduğu stratejiler ve planlamalar çerçevesinde tüketici gözünde marka değerinin oluşması detaylı bir şekilde ortaya konulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM ALTINCI SINIF MÜZİK DERSİ İÇİN BİR TUTUM ÖLÇEĞİ GELİŞTİRME DENEMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27042</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27042</guid>
      <author>Özlem ÖZTÜRK, Nesrin KALYONCU</author>
      <description>Müzik dersindeki başarı; sadece öğretmen, öğrenci ve müziksel öğrenme yaşantılarından etkilenmez. Etken olarak, kontrol edilebilen ya da edilemeyen fizyolojik, psikolojik, çevresel vb. pek çok faktör bulunmaktadır. Tutum, müzik dersini ve ders başarısını etkileyen faktörlerin başlıcaları arasında yer alır. Bireyin derse yönelik olumlu ya da olumsuz bir tutuma sahip olması, o dersteki akademik başarısını etkilemektedir. Bundan dolayı öğrencilerin tutumlarının belirlenmesi önemlidir. Bu bağlamda tutum ölçekleri öğretmen tarafından kullanılabilecek önemli araçlardır. Bu çalışmanın amacı ilköğretim müzik dersine yönelik bir tutum ölçeği geliştirmektir. Müzik Dersi Tutum Ölçeği geliştirme çalışmalarında öncelikle tutum kuramları irdelenmiş ve ilgili literatür taranmıştır. Sonrasında müzik eğitimi ile farklı branşlarda geliştirilmiş olan tutum ölçekleri incelenmiştir. Yapılan kuramsal çalışmanın ardından, 60 olumlu-olumsuz tutum ifadesini içeren taslak ölçek oluşturulmuştur. Uzmanlardan gelen dönütler doğrultusunda ölçek 47 maddeye indirgenerek, ölçek geliştirme ölçümlerinde kullanılacak son hali verilmiştir. 2010-2011 Eğitim-Öğretim Yılı Güz Dönemi’nde gerçekleştirilen pilot uygulama sonucunda, 238 form geçerlik-güvenirlik analizine tabi tutulmuştur. İlk olarak deneme uygulamasından elde edilen verilerin faktör analizine uygun olup olmadığına bakılmıştır. KMO uyum ölçüsü değeri 0,95’dir. Bu değer kritik değer olarak kabul edilen 0,70’in üzerindedir. Aynı veriler için hesaplanan Bartlett Küresellik Testi 0,001 düzeyinde manidardır (X2300=3442,67). Bu değerler, deneme uygulamasından elde edilen verilerin faktör analizine tabi tutulabileceğini göstermektedir. Sonrasında yapılan faktör analizi sonucunda; tek bir faktörden oluşan, Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı 0,95 olan ve 25 maddelik Müzik Dersi Tutum Ölçeği elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir. Bu ölçeklerin; öğrencilerin başarıları üzerinde etkili olan tutumların belirlenmesinde, müzik öğretmeni için önemli bir araç olduğu düşünülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KORUYUCU AİLELERİN, YANLARINA YERLEŞTİRİLEN ÇOCUK YA DA ÇOCUKLARLA AİLE İÇİNDE YAŞADIKLARI SORUNLAR VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27130</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27130</guid>
      <author>Veda BİLİCAN GÖKKAYA</author>
      <description>Amaç; Bu çalışmanın amacı, koruyucu ailelerin, yanlarına yerleştirilen çocuk ya da çocuklarla ne gibi sorunlar yaşadıklarını ve bu sorunlarla nasıl başa çıktıklarını ortaya koymaktır. Yöntem, Araştırmanın evrenini, Sivas’ta ikamet eden 20 Koruyucu Aile (koruyucu ailelerin 18’i Sivas merkezde, 2’si ise Sivas’ın Gemerek ve Gürün İlçelerinde ikamet etmektedir) oluşturmaktadır. Araştırma evrendeki her aileye sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri ile ilgili açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan toplam 34 soru sorulmuş, elde edilen verilere tanımlayıcı istatistiklerden olan çapraz tablo analizi uygulanmıştır. Analizler için SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Sonuçlar, Araştırmaya katılan ailelere, yanınıza yerleştirilen çocuk ya da çocuklarla aile içerisinde sorun yaşıyor musunuz? sorusu yöneltildiğinde ailelerin % 70.0’ı hayır cevabını verirken, %30.0’ı evet cevabını vermiştir. Evet cevabını veren ailelere, bu sorunların neler olduğu sorulduğunda %25.0’ı evdeki kurallara uymama, %5.0’ı evdeki diğer çocuk ya da çocuklarla iyi geçinememe-onlarla yarış içinde olma, %15.0’ı gamsız davranma, her şeye boş verme, %10.0’ı ise diğer seçenek olan çocuğun engelli olması, ders çalışmaması ve akrabaların çocuklarıyla geçinememesi gibi cevaplar vermişlerdir. Aile içinde yaşanan bu sorunları çözmeye çalışırken nasıl bir yol izliyorsunuz? Sorusuna ise ailelerin %85.0’ı oturup konuşuyoruz, %15.0’ı ise sorun yok yanıtını vermişlerdir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE DIŞ POLİTİKA İLE İÇ HUKUK DÜZENİ ARASINDAKİ İLİŞKİ: T. C. 1982 ANAYASASI ÇERÇEVESİNDE GENEL BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27048</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27048</guid>
      <author>Bülent ŞENER</author>
      <description>Devletler, uluslararası alanda değişik birimlerle ilgili dış politikalarını oluştururken ve uygularken, hukuk iki değişik düzeyde devreye girmektedir: Bunlardan birincisi, devletin bağlı olduğu kendi iç hukuk düzenlemeleri iken (iç hukuk); ikincisi, uluslararası ve uluslarüstü hukuktur. Günümüzde devletler dış politikalarını yönlendirirken kendi iç hukukları, uluslararası hukuk, ulusüstü hukuk ve ulusötesi hukuk kurallarını hesaba katarak hareket etmek zorundadırlar. Şurası bir gerçektir ki, devletlerin dış politikalarını oluştururken ve uygularken etkilendikleri ilk hukuk düzeni doğal olarak kendi iç hukuklarıdır ve bu nedenle devletler, dış politikalarını oluştururken ve uygularken kendi ulusal hukuk kurallarıyla bağlıdırlar. Bu bağlamda, Türk dış politikasının oluşturulması ve uygulanması sürecinde de yukarıda genel olarak dikkat çekilen durum ve yapılar geçerlidir. Bu çalışmada, Türk dış politikasının oluşturulması ve uygulanması süreçlerinde karar alıcılar ve uygulayıcıların T. C. 1982 Anayasası çerçevesinde uymaları gereken anayasal sınırlılıkların neler olduğu incelenmiştir. Bununla yanında, çalışmada, Türk dış politikasının oluşturulması ve uygulanması sürecinde, anayasal yetki ve sorumluluklar bakımından özellikle TBMM rolüne dikkat çekilerek, bu çerçevede yasama ve yürütme erkleri arasında zaman zaman yaşanan anayasal tartışmalara ve aykırılıklara da örneklerle yer verilmiştir </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN ENERJİ VE ENERJİ KAYNAKLARIYLA İLGİLİ BİLGİ VE GÖRÜŞLERİ: ESKİ VE YENİ ÖĞRETİM PROGRAMLARININ KARŞILAŞTIRILMASIYLA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27094</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27094</guid>
      <author>Elif BENZER, Beyza KARADENİZ BAYRAK , Canan Dilek EREN , Ayla GÜRDAL</author>
      <description>Günümüzde gerek doğal kaynakların tüketimiyle gerek alternatif ve farklı yollarla üretim çeşitleriyle gerekse ülkelerin ekonomisine olan etkisiyle ülke politikalarını etkileyen bir kavram olarak enerjiden söz edilebilmektedir. Enerji kavramı farklı alanlarda merkezi bir rol aldığı için ilköğretim programlarından başlayarak eğitim ve öğretim programlarının içinde yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin öğretim programlarına bağlı olarak enerji konusundaki bilgileri ve farklı enerji kaynaklarıyla ilgili görüşlerini tespit etmektir. Bu amacı gerçekleştirmek için çalışmanın örneklem grubunu İstanbul İli Beykoz İlçesi’ndeki bir ilköğretim okulundaki 2005-2006 (eski programın uygulandığı) ve 2010-2011 (yeni programın uygulandığı) eğitim-öğretim yıllarında 6, 7 ve 8. sınıflarda öğrenim gören 230 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmacılar tarafından hazırlanan yedi açık uçlu soru örneklem grubuna uygulanmıştır. Açık uçlu soruların dördü öğrencilerin enerji kavramıyla ilgili bilgilerini, üçü ise alternatif enerji kaynaklarıyla ilgili tutumlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Açık uçlu sorulardan elde edilen veriler içerik çözümlemesi ile değerlendirilmiş, sayısal değerler ve öğrencilerin cevaplarından alıntılarla tablolaştırılmıştır. Araştırma sonucunda yeni ilköğretim fen ve teknoloji programının eski programa göre ilköğretim öğrencilerinin enerji konusunda bilgi düzeylerini arttırmada ve olumlu öğrenci görüşlerinin oluşturulmasında daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Toplumsal bilinçlenmenin bir aracı olarak görülen alternatif enerji kaynaklarının çevre sorunlarını çözmedeki işlevinden de hareketle daha çok öğrenci merkezli etkinliklerle desteklenilen bir programın oluşturulmasına önem verilmelidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DERGİ REKLAMLARINDA KADIN TEMSİLİ: ARTSÜREMLİ BİR YAKLAŞIM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27075</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27075</guid>
      <author>Meltem SARGIN</author>
      <description>Bu çalışma dergi reklamlarında kadının toplumsal açıdan nasıl temsil edildiğini ve bu temsil ediliş biçiminin zamanla nasıl değiştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca, reklamlarda çizilen kadın portresinin hangi toplumsal bağlamda ne gibi etkenler tarafından belirlendiği de dikkate alınmaktadır. Bir söylem çözümlemesi örneği olan çalışmada, nitel ve nicel araştırmalara uygunluğu nedeniyle, bütünce-temelli çözümleme yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla 1960 yılının Hayat Mecmuası dergilerinde ve 2013 yılının Tempo dergisinde yer alan tüm reklamlar incelenerek kadının toplumdaki yeri ve rolüne ilişkin reklam metinlerinden bir bütünce oluşturulmuştur. Bütünceyi oluşturan reklam metinlerinde yapılan dilsel seçimler incelenerek söz konusu reklamlarda kadının nasıl bir toplumsal bağlama oturtulup hangi rolleri üstlendiği saptanarak bu bağlam ve rollerin zamanla nasıl bir değişikliğe uğradığı gösterilmeye çalışılmıştır. Karşılaştırmaya katkıda bulunması amacıyla her iki döneme ait reklamların konusal dağılımına ve incelenen reklamların tüm reklamlara olan oranına ilişkin sayısal bulgular bir tabloda gösterilmiştir. Elde edilen sonuçlar, 1960’larda kadının toplumdaki rolünün geleneksel aile bağlamı içerisinde eş, anne ve ev kadını olarak belirlendiğini, toplumsal kimliğinin diğer aile bireylerine göre tanımlandığını, 2013 kadınının ise toplumda kendi seçimlerini yapan, ev dışında çalışma hayatı olan, başkalarını memnun etme zorunluluğunu hissetmeyen, özgür bir birey olarak resmedildiğini göstermektedir. Kadının farklı dönemlere ait bu farklı toplumsal temsillerinin toplumsal gerçekleri yansıtmanın yanı sıra, reklamcılık sektörü tarafından pazar gerekliliklerine koşut olarak kurgulanmış olduğu düşünülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EŞDİZİMLİK: KANSER VE AİDS SÖZCÜKLERİ ÜZERİNDE BİR UYGULAMA ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27077</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27077</guid>
      <author>Bilge ÖZTÜRK, Özge CAN</author>
      <description>Eşdizimlilik bir sözcüğün kendisinden önce ve sonra gelen tümcelerle kurduğu ilişkiyi temsil etmektedir. Metinsel bir olgu olarak tanımlanan eşdizimlilik sözcüksel ilişkilerin bir ürünü olarak düşünülmektedir. (Hoey, 1991). Eşdizimlilik üzerine yapılan çalışmalar bir ya da birden fazla sözcüğün/sözcük grubunun arasında bulunan ilişkiyi göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, gazete haber metinlerinde “kanser” ve “AIDS” sözcükleriyle eşdizimlilik ilişkisi sergileyen sözcükleri belirlemek, böylelikle bu konulara bakış açısını incelenen gazete metinleri çerçevesinde saptamaktır. Bu amaç doğrultusunda, 15’i ‘Kanser’, 12’si ‘AIDS’ konulu 27 gazete haber metninden oluşan bir bütünce düzenlenmiş, bu bütünce Concord-WordSmith Programı kullanılarak söz konusu sözcüklerle eşdizimlilik içerisinde olan ve kendilerinden beş öncesi ve beş sonrasında kullanılan sözcük ya da sözcük grupları Virtannen’in (2004) “Polls and surveys show” adlı çalışması temelinde çözümlenmiştir. Çalışmanın araştırma soruları, (a) kanser ve aids sözcükleri bütüncede ne sıklıkla kullanılmıştır? (b) kanser ve aids sözcükleri hangi anahtar sözcüklerle eşdizimlilik ilişkisi içerisindedir? Neden? (c) kanser ve aids sözcüklerinin birlikte görülme sıklıkları nasıldır? olarak belirlenmiştir. Bulgularımızdan elde ettiğimiz sonuç, metindeki örüntüler arasında anlamlı bir bağlantının olduğunu göz önüne sermiş, sözcüksel öğelerin yan yana gelişinin rastlantısal olmadığını göstermiştir. Kanser ve AIDS sözcüklerinin eşdizimlilik örüntülerini incelediğimiz bu araştırma, en temelde kanserin tedavi edilebilir, AIDS’in ise mücadele edilebilir bir hastalık olduğunu ortaya koymuştur. Kanser ve AIDS ile ilgili hiçbir dünya bilgisi olmayan bir bireyin bile, sadece bu sözcüklerin kurduğu eşdizimlilik ilişkilerini göz önünde bulundurarak, bu konu hakkında bilgi sahibi olabileceği düşünülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİRSCHİ’NİN SOSYAL KONTROL TEORİSİ BAĞLAMINDA TÜRKİYE’NİN GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE KÜRT GENÇLERİNDE SUÇUN ANALİZİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27107</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27107</guid>
      <author>Sebahattin ZİYANAK</author>
      <description>Bu çalışma sosyal kontrolun aracılık eden etkilerini Kürt gençlerinde suça yönelik hareketleri incelemektedir. Hirschi’nin sosyal kontrol teorisi bağlaminda kendini algılama ve çocuklarda suç işleme calişmalarinin baslıca ana etkileri yeniden gözden geçirildi. Data Gülen okulu olarak kabul edilen Özel Çaglayan Murat Anadolu Fen Lisesi (Şanlıurfa, Türkiye) okuluna devam eden Kürt gençlerinden 100 tane örneklem ve devlet okuluna (Diyarbakır, Türkiye) devam eden Kürt gençlerinden 100 tane örneklem olarak toplanılmıştır. Bu proje icin başlıca ana suçları işlemek bağımlı değişken olarak kabul edildi. Son 12 ay içerisinde öğrenci başlıca ana suçları işlediği rapor edilmişse, o öğrenci suç işlemiş olarak sınıflandırılır - iki kilo baklava değerinden az bir şey çalmak, iki kilo baklava değerinden fazla bir şey çalmak, başka birisine fiziksel şiddet uygulamak, kavga yapmak, hırsızlık yapmak ve araba soymak, size ait olmayan bir şeylere yada halka ait mallara zarar vermek, ve graffiti yapmak. Sosyal kontrol teorisinin komponantları bağlılık, katılım, taahhüt, and itimat bağımsız degişken olarak kullanıldı. Katılımcıların yaşı 16 ile 18 yaşları aralığındadır. Geleneksel Türk toplumuna bağlılıkları olan Kürt gençlerinin konumu göz önunde bulundurularak sosyal kontrol elementleri ve çocuklarda suç işleme arasındaki ilişkinin kuvvetli olacağı hipotezini kurdum. Binarl lojistik regresyon analizinden cıkan bulgular bağlılıgın yoklugunda , Kürt gençleri suç işleme eğiliminde olduklarını işaret ediyor. Daha ileri araştırma ve sonuçlar icin, Gülen hareketi bağımsız bir değişken olarak test edildi. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAZDAĞLARI MİLLİ PARKI’NDA TARIMSAL FALİYETLERİN ARAZİ ÖRTÜSÜ DEĞİŞİMİNE ETKİSİ (1975-2005)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27097</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27097</guid>
      <author>Mehmet ÖZCANLI</author>
      <description>Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölümü’nde yer alan Biga Yarımadası’nın içinde bulunan Kazdağı kütlesinin Balıkesir ili sınırları içerisindeki Zeytinli Çayı’ndan Mıhlı Çayı’na kadar olan bölümü ile bu bölümün zirveye kadar olan yüksekliklerini kapsayan güney bakısında 21.300 ha alan özellikle doğal bir hazine niteliğindeki flora ve fauna zenginliği nedeni ile 1993 yılında “Milli Park” olarak ilan edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Kazdağları Milli Parkı’ndaki arazi örtüsü türlerinin dağılışını ortaya koymak ve tarımsal faaliyetlere bağlı olarak oluşan arazi örtüsünün doğal arazi örtüsüne etkisini saptamaktır. Çalışmanın hipotezi, “Tarımsal faaliyetler, Kazdağları Milli Parkı’nda doğal arazi örtüsünün değişiminde veya bozulmasında önemli rol oynamaktadır.” Çalışmanın yöntemi, “Arazi örtüsünün zamansal ve alansal değişkenlerin haritalanmasında ve analizinde CBS teknikleri kullanılmıştır. Doğal arazi örtüsü ve tarım alanları karakteristikleri arasındaki korelasyon analizi Landsat TM uydu görüntüleri (1975 -1980 – 1984 – 2000 - 2005) elde edilerek kontrollü sınıflandırma yöntemi kullanılmıştır. Kontrollü sınıflandırma-dan elde edilen ham değerler; geniş yapraklı orman, iğne yapraklı orman, çıplak kayalık, orman içi boşluk, tarım alanı ve bilinmeyen olarak genel bir arazi örtüsü sınıflandırması içine alınmış ve bu sınıflar analize tabi tutulmuştur. Çalışmanın metodolojik önemi, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan algılamanın, doğal arazi örtüsünün ve tarımsal arazi kullanımının özelliklerini belirlemedeki önemini vurgulamaktır.” Analizler, Kazdağı Milli Parkı’nda doğal arazi örtüsünde ve tarımsal arazi kullanımında 1975 ve 2005 yılları arasında alansal ve oransal değişmeler olduğunu göstermektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELENEĞİN KARŞISINDA 17. YÜZYIL MESNEVİ ŞAİRLERİNİN ORİJİNALLİK ARAYIŞI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27087</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27087</guid>
      <author>Özgür KIYÇAK, İlyas YAZAR</author>
      <description>Klasik şiir kuralları olan, yerleşik estetik değerlere ve dünya görüşüne sahip bir şiir geleneğidir. Bu gelenekte söz söylenirken şairin içerisinde yetiştiği geleneği iğneden ipliğe bilmesi gerekir. Şair kendisini kuşatan bu gelenekten hem beslenir hem de daha iyiye ulaşmak için bu geleneğin sınırlarını sürekli zorlar. Başarılı şairler geleneğin estetsize ettiği ölçüler içerisinde kalmak koşulu ile geleneği çiğnemeden aşabilme kudretini yakalayabilenlerdir. Her şairin çıtayı biraz daha yükseltme çabası sözün tükendiği izlenimini oluştururken geleneğin ortak muhteva dünyasının şairleri ince hayaller, bakir manalar ve taze söyleyişler ile mükemmelleştirdiği görülür. Şairler doğal bir kaygı ile basmakalıp ifadeler ve tüketilmiş anlam dünyası içerisinde yer almamaya gayret ederlerken onların gelenek ve yeniliği nasıl algıladıklarının tespiti önem arz eder. Özellikle 17. asır klasik şiiri içerisinde mesnevi türü incelendiğinde bu asır mesnevi şairlerinin geleneğe bakışına ve şiirdeki yenilik algısına şahit olunur. Mesnevilerde klasik olarak algılanabilecek yenilik vurgusunun ötesinde muhteva bakımından görülen yenileşme isteği dikkat çekicidir. Özellikle bu çağın siyasi, sosyal ve ekonomik yapısının önceki asırlardan farklılık arz etmesi sanatta da karşılık bulmuş ve yeniliğe yöneliş isteğini kuvvetlendirmiştir. Sebk-i Hindî, Hikemî Tarz ve Mahallîleşme gibi önemli yenilik atılımları söz konusudur ve mesnevi edebiyatının klasik konuların dışına taştığı; bu sahada büyük yenilikler getirdiği görülür. Bu bağlamda bu asır klasik şiirinin bu şiir geleneğinin dönüm noktasındaki yerini tespit edebilmede mesnevi türünün sunduğu geniş bir malzeme ile karşı karşıya kalınır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANADOLU MECMUASI'NIN TÜRK DÜŞÜNCE HAYATI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27054</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27054</guid>
      <author>Rabia DİRİCAN</author>
      <description>Öz Tanzimat’tan sonra Osmanlı Devleti’nde cereyan eden Batılılaşma hareketi ülkede bir takım gruplaşmalara ve farklı felsefi ve siyasi tavır alışlara sebep olmuştur. Bazı aydınlar ülkenin içine düştüğü bu buhrandan kurtuluşun Batı’yı örnek almakta, bazıları ise köklerimize dönerek İslamiyet’e tutunmakta olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bunun yanı sıra çareyi Türkçülük gibi bambaşka bir fikir akımında görenler olmuştur. Batılılaşma ile meydana gelen kafa karışıklığına sunulan bir diğer çözüm önerisi ise, milliyetçiliğe yeni bir ifade şekli getiren Anadoluculuk akımıdır. Bu akım, felahın, Türk milletinin gerçek ve öz toprakları olan Anadolu coğrafyasında yeşereceğini ümit eder. Onlar, öncelikle kavramlar üzerine düşünüp Türk kimliğini yeniden tanımlamakla işe başlayarak felsefi bir tutum göstermişler ve millet olma şuurunu da topraklarda gizlenen aşkın bir varoluşta bulmuşlardır. Bu fikirlerini yaymak için ise Anadolu Mecmuası’nı neşretmişlerdir. Mehmet Halid Bayrı, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Mükrimin Halil Yinanç ve Hilmi Ziya Ülken gibi dönemin önemli fikir adamları mecmuada çıkan yazılarıyla Anadoluculuk fikrinin yayılmasında etkili olmuşlardır. Bir Anadoluculuk mesleği ve ilmi kurma arzusu ile yola çıkan Anadolu Mecmuasının amacı, bu coğrafyanın bağrında vücuda gelmiş Türk kültürünü, Türk medeniyetini ilmi bir metotla evvela Türklere, daha sonra tüm dünyaya ilan etmektir. Felsefi, coğrafi ve tarihi temelleri olan bu akımın yayın organı olan mecmuada düşünce yazılarına olduğu kadar Türk coğrafyasına, geleneklerine ve tarihine ilişkin yazılara da yer verilmiştir. Bu çalışma, Anadoluculuk hareketinin yayın organı olan Anadolu Mecmuası’nı Türk Düşünce Hayatı açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MARMARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM YÖNETİMİ VE DENETİMİ ALANINDAKİ YÜKSEK LİSANS TEZLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27099</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27099</guid>
      <author>Ramazan Şamil TATIK, Selçuk DOĞAN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Yönetimi ve Denetimi Bilim Dalı’nda 2000-2012 yılları arasında yapılan tezleri yöntem açısından incelemek ve bu doğrultuda öneriler geliştirmektir. Çalışmada var olan durumun betimlenmesine yönelik olup araştırmanın deseni durum analizidir. Araştırmanın çalışma grubu, Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Yönetimi ve Denetimi Bilim Dalı’nda 2000-2012 yılları arasında yapılan 73 adet yüksek lisans tezidir. Marmara Üniversitesi Merkez Kütüphanesi veritabanına girilerek tezlere ulaşılmıştır. Bu tezler şu sorular üzerinden incelenmiştir: üzerinde çalışılan konular nelerdir, tezlere danışmanlık yapan öğretim üyelerinin unvanlarının dağılımı nasıldır, tezler hangi öğretim kademeleri üzerinde çalışılarak yazılmıştır, hangi modellere/desenlere başvurulmuştur ve buna bağlı olarak hangi yöntemler kullanılmıştır, örneklem seçim yöntemleri nelerdir, hangi örneklem/çalışma grubundan veriler elde edilmiştir, hangi veri toplama araçları kullanılmıştır ve toplanan veriler hangi veri analiz teknikleriyle analiz edilmiştir? İncelemeler sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır: En çok çalışılan konular açısından örgüt ilk sıradadır, tezlere danışmanlık yapan öğretim üyelerinin ünvanları açısından profesör ünvanlılar ağırlıktadır, en çok ilköğretim kademesinde çalışılmıştır, nitel model/desen daha çok kullanılmıştır, genel tarama yöntemine yoğun olarak başvurulmuştur, basit rastlantısal örneklem seçimine daha çok gidilmiştir, en çok ilköğretim kademesindeki öğretmenlerden veriler elde edilmiştir, veri toplama araçlarından anket daha çok tercih edilmiştir, veri analiz tekniklerinden T Test ve Tek Yönlü ANOVA ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda, bazı sonuçlar ve öneriler geliştirilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞEM’Î ŞEM’ULLÂH VE ŞERH-İ SUBHATÜ’L-EBRÂR’I</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27061</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27061</guid>
      <author>Taner GÖK</author>
      <description>16. asrın ikinci yarısında yaşamış olan Şem’î, Fars edebiyatı klasiklerinden 11 eseri Türkçe şerh ederek klasik şerh edebiyatının velûd şârihleri arasındaki yerini almıştır. Bunlar arasından İran edebiyatının tanınmış ismi Molla Abdurrahman Câmî’nin en özgün eserlerinden biri olarak kabul edilen Subhatü’l-Ebrâr şerhi, bu eserin Anadolu sahasındaki tek şerhidir. Makalemizde Şerh-i Subhatü’l-Ebrâr’ın, teknik ve muhteva özelliklerini her yönüyle ortaya koyacak şekilde inceleme ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu amaçla makalemizde Şem’î Şem’ullâh ve Subhatü’l-Ebrâr hakkında bilgiler verildikten sonra Şerh-i Subhatü’l-Ebrâr’ın nüshaları, eserin içeriği ve eserde kullanılan şerh usulü üzerinde durulmuştur. Döneminin şerh geleneğinde örneğine pek rastlanmayan bir şekilde uzun izahlar yerine tercümelerin ağırlıkta olması Şerh-i Subhatü’l-Ebrâr’ın en dikkat çekici özelliğidir. Bunun yanında Farsça beyitlerden bazılarının farklı şerh imkân ve ihtimallerine dikkat edilerek bu beyitlerin birkaç farklı şekilde tercüme edilmesi ve 200’e yakın örnek beyit ya da mısraya yer verilmesi bu şerhin diğer önemli özellikleridir. Şem’î, klasik şerh edebiyatı reddiye geleneğinde adı en sık geçen şârihlerden biridir. Birçok şârih, Şem’î’ye çeşitli konularda reddiye yazmıştır. Eleştirileri pek fazla önemsemeyen Şem’î, sadece Şerh-i Subhatü’l-Ebrâr’da bu eleştirilere cevap vermiştir. Bu durumun neticesi olarak Şerh-i Subhatü’l-Ebrâr’da hem o dönemin tenkit anlayışını hem de Şem’î’nin kendi eserlerini nasıl savunduğunu gösteren kıymetli bilgiler mevcuttur. Bunlara ek olarak makalemizde Şem’î’nin şerh usulünün şekillenmesinde hangi faktörlerin etkili olduğu ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL VE LİSE ÖĞRENCİLERİNİN “MATEMATİK” KAVRAMINA İLİŞKİN SAHİP OLDUKLARI METAFORLARIN KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27105</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27105</guid>
      <author>Tuğba HANGÜL, Hülya GÜR , Adnan KARA</author>
      <description>Çalışmanın temel amacı, ortaokul ve lise öğrencilerinin “matematik” kavramına yönelik sahip oldukları düşüncelerin metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarılması ve bu kavramların karşılaştırılmasıdır. Bu bağlamda yapılan çalışma 2012-2013 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde üç devlet okulunda öğrenim görmekte olan toplam 400 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan “Matematik Metaforları Anketi” ile toplanmıştır. Anket iki sorudan oluşmaktadır. Birinci soru “Matematik bir besin türü olsaydı ………. olurdu; çünkü, ………..”, İkinci soru da “Matematik bir ulaşım aracı olsaydı ………. olurdu; çünkü, ………..” şeklindedir. Öğrencilerden ilk boşluğa matematik hakkında istenilen kategoride bir metafor yazmaları, ikinci boşluğa da bu metaforu seçme nedenini yazmaları istenmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel istatistiklerden yararlanarak analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen metaforlar öncelikle anlamlı ve anlamsız olmasına bakılmaksızın listelenmiştir. Bir sonraki aşamada, üretilen metaforlar içerisinden geçersiz olanlar listeden çıkarılmıştır. Üretilen metaforlar “matematik” kavramına ilişkin sahip oldukları ortak özellikler bakımından irdelenerek, 5 farklı kavramsal kategori altında toplanmıştır. Bu kavramsal kategoriler; matematiğin kapsamı, matematiğin zorluğu/kolaylığı/doğası, matematiğin gerekliliği, öğrenci ilgi/tutumu, öğretmen ilgi/tutumu şeklindedir. Çalışmanın sonucunda öğrencilerin matematiğe yönelik ürettikleri metaforlar karşılaştırılmıştır. Özellikle matematiğin kapsamı kategorisinde lise öğrencilerinin ortaokul öğrencilerinin yaklaşık 2 katı oranında metafor üretmesi dikkati çekmiştir. Bu durum, lise matematik müfredatının ortaokul matematik müfredatına göre daha geniş kapsamlı olmasıyla ilişkilendirilebilir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İMAM GAZALÎNİN İHYA-U ULÛMÎ’D-DİN ADLI ESERİNDE TEVBE KAVRAMINA YAKLAŞIMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27146</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27146</guid>
      <author>İbrahim ÇELİK</author>
      <description>Kelime anlamı olarak gidilen yoldan geri dönmek anlamında kullanılan tevbe kelimesi, işlenen günahlardan pişman olarak vazgeçmektir. Kuran-ı Kerimde ki bir kullanımla Tevbe-i Nasuh, kulun geçmişte işlemiş olduğu günahlardan samimi bir gönülle pişmanlık duyarak, gelecekte bu günahı bir daha işlememeye azmetmesidir. Kuran-ı Kerim ‘de ilk insan Âdem (a.s.)’ın ilk hatayı yaptıktan sonra Allahın yol göstermesi ile bu hatadan pişmanlık duyarak tevbe ettiği ve bağışlandığı anlatılmaktadır. Bu ve benzeri ayetlerle Allah insanları tevbe etmeğe, günahlarından vazgeçerek cehennem azabından kurtulmaları için yol aramaya teşvik etmiştir. Hz. Muhammed (sav) de günahlardan kurtulma yolu olarak ümmetine tevbeyi işaret etmiş, onun güzide ashabı da hatalar karşısında tevbeye müracaat etmek suretiyle kendilerinden sonraki Müslümanlara rehberlik etmişlerdir. İslami ilimler alanında tevbe kavramı farklı yönleriyle ele alınmış ve üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır. Tefsir ilmi tevbenin Kuran-ı Kerimde kullanımını, hadis âlimleri tevbenin Hz. Muhammed (sav)’in söz, fiil ve takrirlerindeki yerini incelemiş, kelam âlimleri itikadi yönden tevbe eden insanın durumunu yorumlamışlardır. Mutasavvıflar da kendi metodolojileri açısından tevbeyi kavramın anlamı, tevbeyi gerektiren hallerin neler olduğu, tevbenin zamanı, şartları ve tevbe edenlerin dereceleri gibi yönleri itibariyle ele almış farklı yaklaşımlarla değerlendirmelerde bulunmuşlardır. İmam Gazalî’nin de içinde bulunduğu mutasavvıflar genel itibariyle tevbeyi halkın günahından pişmanlık duyması, evbeyi veli zatların kendi konumları itibariyle hatalarından pişmanlık duymaları, inabeyi ise peygamberlerin tevbeleri olarak ele almışlardır. İmam Gazalî bu noktada her insanın şartlarını yerine getirerek tevbe etmesi ve bunu geciktirmemesi gerektiğini belirtmiş ve tevbesi geciktirilerek biriktirilen günahların insanın cehennem azabına düçar olması neticesini doğurabileceğini belirtmiştir. Tevbenin kabul olup olmamasını tartışan İmam Gazalî şartları yerine getirilerek ypılan tevbenin Allah tarafından kabul edileceği hükmünü vermiştir. İmam Gazalî tevbe edenleri tevbeye devam edip etmeme noktasında değerlendirmiş ve onları şe şekilde derecelendirmiştir: 1- Tevbesinde devamlı olanlar. 2-Bir müddet istikametle tevbesine devam ettikten sonra günahları işlemeye yeniden başlayanlar. 3- Tevbe ettikten hemen sonra tevbesini bozanlar.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSLAM’DA DİNİ PRATİKLERİN TOPLUMSAL DAYANIŞMAYA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27056</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27056</guid>
      <author>İsmail AKYÜZ</author>
      <description>Her din, inananları arasında kuvvetli bir bağ oluşturmayı ve bir toplumsal bütünleşme sağlamayı hedeflemektedir. Dinler mensuplarını bir inanç ve değerler sistemi etrafında birleştirmektedir. Bu birliktelik dini pratiklerle pekiştirilmektedir. Bu anlamda dini pratikler toplumsal yardımlaşma ve toplumsal dayanışmanın sağlanmasında önemli rol oynarlar. İslam dini de ortaya koymuş olduğu inanç ve ibadet esaslarıyla toplumsal dayanışmanın sağlanmasını hedeflemektedir. İslam’daki ibadetleri incelediğimizde her pratiğin bireysel ve toplumsal anlamlar içerdiğini görmekteyiz. İbadetler bir taraftan mümin ile Allah arasında kuvvetli bir bağ oluşturmayı hedeflerken diğer taraftan inananlar arasında bir bütünleşme tesis etmektedir. Psikolojik yönüyle ibadetler bireylere sorumluluk bilinci ve otokontrol kazandırmaktadır. Devamlı yerine getirilen dini pratikler ahlaki değerlerin kişide yerleşmesini ve pekişmesini sağlamaktadır. Sosyal yönüyle ise özellikle topluca yerine getirilen ibadetler inananları aynı anlam ve duygu etrafında birleştirmektedir. Bu da toplum içerisinde bir dayanışmayı ortaya çıkarmaktadır. Müslümanlar arasındaki birlik ruhunun en somut örneği namazdır. Günde beş kere toplu olarak yerine getirilen namaz tüm farkları ortadan kaldırarak inananları bir araya toplamaktadır. Oruç, hac, zekat, kurban gibi ibadetler Müslüman toplumlarda sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın temel dinamiklerini teşkil etmektedir. Bu çalışmada dinin toplumsal boyutu ile İslam’da sosyal yardımlaşma ve dayanışma anlayışı ve bunları gerçekleştiren başlıca ibadetler din sosyolojisi bağlamında değerlendirilecektir. Bu bağlamda namaz ve camiler, oruç ve hac toplumsal dayanışma başlığı altında, zekat, kurban ve kefaretler toplumsal yardımlaşma başlığı altında ele alınacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ TEKNOLOJİ VE SOSYAL AĞ KAVRAMLARINA İLİŞKİN METAFORİK ALGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27057</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27057</guid>
      <author>Mustafa FİDAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının teknoloji ve sosyal ağ kavramına ilişkin algılarını metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2013-2014 eğitim öğretim yılında Batı Karadeniz’de bir üniversitenin eğitim fakültesinde çeşitli branşlarda öğrenim gören toplam 176 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan “Teknoloji……gibidir, çünkü……” ve “Sosyal ağ……gibidir, çünkü….” cümlelerini içeren bir form aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi ve yorumlanmasında içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; öğretmen adaylarının teknoloji kavramına ilişkin 82 farklı metafor geliştirdikleri ve bu metaforların 8 kategoride, sosyal ağ kavramına yönelik ise 108 farklı metafor geliştirdikleri ve bu metaforların 9 kategoride toplandığı görülmüştür. Teknoloji kavramına yönelik oluşturulan kategoriler bir bütün olarak düşünüldüğünde; en çok geliştirilen metaforlar sırasıyla çocuk, su, insan ve hayat olup, kategoriler ayrı ayrı düşünüldüğünde ise çocuk, su, kitap, uzay, canavar, ilaç ve yardımcıdır. Sosyal ağ kavramına yönelik oluşturulan kategoriler bir bütün olarak ele alındığında en çok geliştirilen metaforlar bataklık, dil ve mektup olup, kategoriler ayrı ayrı ele alındığında ise dil, bataklık, sigara, hayat, ansiklopedi, komşuluk ve oyundur. Ayrıca teknoloji kavramına ilişkin metaforların “gelişen-değişen” kategorisinde, sosyal ağ kavramının ise “iletişim” kategorisinde daha fazla yer aldığı görülmüş olup, bu kavramlara bakış açılarının olumlu kategorilerde yoğunlaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları doğrultunda bazı önerilere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BATI MÜZİĞİ KORO EĞİTİMİ ÖĞRETİM PROGRAMI ÜNİTELERİNİN UYGULAMADA YETERLİLİĞİ AÇISINDAN ÖĞRETMENLERCE DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27041</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27041</guid>
      <author>Ebru TEMİZ, Mükerrem Özlem ÖZGÜL</author>
      <description>ÖZET Bu araştırmanın amacı, ülkemizde sanat ve spor alanlarına öğrenci yetiştiren orta öğretim kurumu statüsündeki Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinin, kurulduğu zamandan günümüze kadar olan süreç içerisinde, bölümlerinden bir tanesi olan Müzik bölümü müfredatında yer alan koro eğitimi programını incelemek ve halen uygulanan son koro dersi öğretim programı olan 12. sınıf Batı Müziği Koro Eğitimi dersi öğretim programının üniteleri açısından yeterliliği hakkında öğretmen görüşlerini belirlemektir. araştırmada betimsel yöntem izlenmiş olup,Türkiye'deki Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinin öğretim kadrosu incelenerek Koro öğretmeni bulunan 11 Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi örneklem olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmış olup anket 46 sorudan oluşmaktadır. Anket için uzman görüşü alınmış olup kapsam geçerliliği açısından uygun görülmüş ve güvenirlik katsayısı hesaplanarak(Cronbach Alpha) ,87 olarak bulunmuştur. İstatistiksel çözümlemeler için SPSS 16 paket programı içerisindeki betimsel istatistik çözümleme tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerden yola çıkarak, öğretmen görüşlerine göre 12. sınıf Batı Müziği Koro Eğitimi dersi öğretim programının ünitelerinin uygulamada yeterli olmadığı görüşüne ulaşılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KADIN VE SENKRONİZE ROLLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27086</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27086</guid>
      <author>Nazire Müge SELÇUK</author>
      <description>Kadın hakları 1960'lı yıllardan bugüne sıkça duyulan bir kavramdır. Feminist hareket ise ‘kadın hakları’ kavramının anlam kazanmasında önemli rol oynamıştır. Feminizmi en genel anlamı ile kadın-erkek ayrımcılığına karşı olan, iki cins arasında başta toplumsal eşitlik olmak üzere, siyasal ve ekonomik yanyanalığı savunan görüş olarak tanımlamak mümkündür. Feminist hareket, sanat tarihindeki kadın sanatçıları öne çıkartarak diğer yandan da toplumsal cinsiyet kodlarını reddederek, kurulmuş kadınlık rolünü irdeler ve kurum olarak aile yapısının bileşenlerini inceler. “Kurulmuş ve kabullenilmiş düzenin, genelde erkekler tarafından saptanarak, kadına kabul ettirdiği gerçeği, çağımız kadınını, yeni tavırlar almaya zorlamaktadır”(Atagök, 2011, s.19). Yüzyıllardır ataerkil gelenekler, sosyal tabular, kadın ve erkeği aynı hikâyenin iki uç noktası haline getirerek iki cinsi ayrıştırdı. Bugün ise toplumun en önemli ögesi olarak kadın, yaşamın her alanında varolmaktadır. Başta Linda Nochlin’in çığır açıcı makalesi “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?” olmak üzere, feminist eleştirmen ve sanat tarihçilerinin geleneksel sanat tarihi üzerindeki incelemeleri, kadın sanatçıların üretiminin görmezlikten gelinmesi sürecini ciddi anlamda kesintiye uğrattı. Kadın sanatçının gündelik yaşantısındaki nesneleri konu ve malzeme olarak getirmesi, sanat tarihi içinde yeni bir anlatım biçiminin oluşmasına katkıda bulunmaktadır. Ayrıca feminist tavır ile kadın duyarlığı, yaşanmışlığı, birikimleri görüş ve duygusu vurgulanarak ortak bir dil oluşturulmuştur. Bu durum ile kadın sanatçılar yeni arayışlara ve başka yeni malzemelere geçmesi sağlanmakta, deneysel bir tavır ile sanata katmanlar eklemektedir. “Kadın ve Senkronize Roller ” adlı bu çalışmanın temeli öğretilmiş/öğrenilmiş değerlerin kadın ve sanat ekseninde sorgulanmasından ibarettir. Bu noktada yöntem olarak deneysel sanat kullanılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>POLİSE YÖNELİK TUTUM ÖLÇEĞİ GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27116</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27116</guid>
      <author>Selçuk Beşir DEMİR, Selami DEMİRBAŞ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin polise yönelik tutumlarını ölçebilecek geçerli ve güvenilir bir tutum ölçeğini geliştirmektir. Araştırmanın çalışma grubu; Sivas il merkezinde bulunan ortaokulların sekizinci sınıflarında öğrenim gören 510 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma grubu ortaokul öğrencilerinden random küme örnekleme yoluyla seçilmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda ilgili alanyazından hareketle denemelik madde havuzu oluşturulmuş, oluşturulan madde havuzu konu ile ilgili uzman öğretim üyelerine başvurularak uzman görüşü alınmıştır. Pilot uygulamanın ardından taslak ölçek çalışma grubu üzerinde uygulanmıştır. Ölçeğin faktör yapısının belirlenmesi amacıyla açımlayıcı faktör analizi (AFA), yapı geçerliğini test etmek için doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ve diğer geçerlik analizleri yapılmıştır. Araştırmanın verileri PASW 18.0 ve Lisrel 8.51 paket programları ile bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Madde-test puanı korelasyonları, test-tekrar test korelasyonu, iç tutarlık katsayısı Cronbach Alfa hesaplanmıştır. Maddelerin alt ve üst % 27’lik grupları ayırt edip etmediğini sınamak için t-testi yapılmıştır. 17 maddeden oluşan iki faktörlü yapısının geçerliği için yapılan DFA sonucuna göre X2 nin serbestlik derecesine oranının üçün biraz üstünde (3,15)’dir. Tüm uyum değerlerinin de kabul sınırları içinde olduğundan ölçeğin dört faktörlü yapısı kullanılabilir, geçerli bir modeldir. Ölçeğin alt ölçeklerinin ve ölçeğin bütününe ilişkin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı (0.842), alt ölçekler arasındaki korelasyon katsayıları ölçeğin güvenilir olduğunun göstergesidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPORUN KİŞİLİK ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27120</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27120</guid>
      <author>Ünsal TAZEGÜL</author>
      <description>Literatürde birden fazla kişilik tanımı ve teorisi bulunmaktadır. En genel anlamıyla kişilik, bir insanı ilgilendiren a’dan z’ye her şeyi içermektedir. Bu çalışmanın amacı, sporun kişilik üzerindeki etkisini belirlemektir. Çalışmanın örneklemini daha önce düzenli olarak spor yapmayan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 50 Üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Ayrıca 33 kişilik denek gurubu oluşturuldu. Çalışmaya katılan öğrencilere 3 ay boyunca haftada 4 gün spor eğitimi verilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin kişilik özelliklerini belirlemek için Bacanlı ve arkadaşları tarafından (2009) geliştirilen Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik ve eş örneklem t testi uygulanmıştır. 3 Aylı spor eğitiminin ardından, nevrotizm kişilik özelliğinde bir azalma, dışa dönüklük, yumuşak başlılık ve sorumluluk boyutlarında bir artış olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın sonunda, sporun kişilik üzerinde olumlu bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma ve bundan önce yapılan bir çok çalışmada, sporun kişilik gelişiminde ve sosyalleşmede önemli bir rolü olduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


