






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2014 Sayı  26</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=563</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>LA NOTION DE PRISE EN CHARGE ENONCIATIVE EN TURC ORAL (EN COMPARAISON AVEC LE FRANÇAIS)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27173</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27173</guid>
      <author>Selim YILMAZ, Arsun URAS YILMAZ</author>
      <description>Bu çalışmada, Türkçe ve Fransızca karşılıklı konuşmalarda “söylemini destekleme” (görüşünü sözceleme açısından destekleme) olgusunu incelemeyi öngörüyoruz. Öznelliğin ifadesi ile birlikte bildirme kipi, konuşma dili kapsamındaki karşılıklı etkileşim alanında önemli bir araştırma tematiği oluştururlar. Sözlü dil yapısına analitik bir yaklaşım çerçevesinde, araştırmamızın temel amacı şu soruları mümkün olduğunca aydınlatabilmektir : 1. Söylem anında (T0) sözceleyen (konuşan özne) görüşünü nasıl destekler? 2. Sözcelem ve bürün (prozodi) olarak, görüşünü destekleme eylemi veya olgusu nasıl gerçekleşir. 3. Görüşünü destekleme eyleminin parçasal ve parçaüstü göstergeleri (belirleyicileri) nelerdir? Bu çalışmanın sonunda, sözlü Fransızca ile karşılaştırmalı bir yaklaşımla, Türkçe karşılıklı konuşmada, tipolojik açıdan öznelliğin ifade şekline model oluşturabilecek görüş destekleyici sözcelerin biçimlerini belirlemeye çalışacağız. Bu amaçla, bir sözlü dil bütüncesi üzerinde çalışacağız. Çalışma bütüncemiz (sözlü derlem), 15-35 dakika arasında değişen karşılıklı konuşma kayıtları ve bu kesitlerin yazıya dökülmüş metinlerinin (transkripsiyonlar) derlenmesinden oluşacaktır. Araştırmamın kuramsal ve yöntemsel boyutuna gelince, çağdaş Fransız Dilbilimi kuramlarında kullanılan "Sözcelem" ve "Bürünbilim"i ilişkilendiren, bir ilişki dizgesi üzerine kurulu "analitik söylem çözümlemesi" adı verilen uygulamalı dil yönteminden yararlanılacaktır. Bunun için, Fransız Dilbiliminde “Sözlü dil” ve “Sözcelem” araştırmalarının temelini oluşturan şu iki kuramdan yararlanacağız: a) Morel ve Danon-Boileau (1998) : Grammaire de l’intonation (Tonlamanın grameri) /, b) Blanche-Benveniste (1997) : Approche de la langue parlée (Sözlü dile yaklaşım).</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERGENLERİN SOSYAL DUYGUSAL ÖĞRENME BECERİLERİNİN CİNSİYET VE SINIFA GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27101</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27101</guid>
      <author>Ender DURUALP</author>
      <description>Sosyal duygusal gelişim, çocuğun kendini ifade edebilmesi, duygularını kontrol edebilmesi, kendisiyle ve çevresiyle barışık ve uyum içinde olabilmesidir. Aileden sonra uygun toplumsal davranış biçimlerinin kazandırılabileceği en uygun ortam olan okullarda da akademik, sosyal ve duygusal ihtiyaçların doyumlu bir biçimde karşılanmaya çalışılması ağırlık kazanmaktadır. Bu bağlamda sosyal duygusal becerilerin geliştirilmesi, çocukların güçlü ve olumlu akran ilişkileri kurmalarında, okul başarılarının artmasında, aile ilişkilerinin güçlenmesinde önemlidir. Çocukların sosyal duygusal becerilerindeki ilerlemeler, sosyal-bilişsel becerilerinin gelişmesine bağlı olarak saldırgan davranışlarını azaltırken, işbirliği, uzlaşma ve paylaşma gibi olumlu tutumlarını arttıracaktır. Ergenliğin başlangıcı olan 12-14 yaş döneminde duyguları anlama, ifade etme ve yönetme açısından çocukların eğitilmesinin, kişisel ve sosyal yeteneklerini hayatın her alanında uygulamada başarılı olan, motivasyonu yüksek, hayata iyimser gözlerle bakan, kendisine ve çevresine duyarlı bir neslin oluşumu bakımından önemli görülmektedir. Araştırmada ortaokulların altı, yedi ve sekizinci sınıflarına devam eden ergenlerin sosyal duygusal öğrenme becerilerinin belirlenmesi ve cinsiyet ve sınıf düzeyine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Çankırı il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokulların altı, yedi ve sekizinci sınıflarında öğrenim gören ergenler oluşturmuştur. Örnekleme ortaokula devam eden 521 (kız:265, erkek: 256) ergen dâhil edilmiştir. Araştırmanın verileri Kabakçı (2006) tarafından geliştirilen “Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Kolmogorov-Smirnov, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H testlerinden ve Cronbach alfa (?) güvenirliğinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, kızların, altıncı sınıfta öğrenim gören ergenlerin sosyal duygusal öğrenme becerileri puan ortalamalarının yüksek olduğu saptanmıştır (p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DOĞU ANADOLU KARASAL İKLİMİNİN BELİRGİN OLARAK YAŞANDIĞI YÖRELERDEN BİRİ OLAN AĞRI İLİNİN İKLİM ÖZELLİKLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27104</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27104</guid>
      <author>Faruk KAYA</author>
      <description>Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat–Van Bölümü sınırları içerisinde yer alan ve yüzölçümü 11. 376 km² kadar olan Ağrı ili kabaca doğu-batı yönünde uzanan depresyon alanları ile onları çevreleyen dağlık sahalardan meydana gelmiştir. Sahanın topoğrafik niteliklerine bağlı olarak, iklim elemanlarının da kısa mesafelerde farklandığı görülür. Bilhassa sıcaklık ve yağış şartlarında görülen bu farklılık, iklim tipini de aynı ölçüde etkilemiştir. Ağrı ilinin (genelini kapsayan) iklim özellikleriyle ilgili müstakil bir çalışma bugüne kadar yayınlanmamıştır. Bu çalışma ile kısmen de olsa bu eksikliğin giderilmesi amaçlanmıştır. Araştırma sahasında hüküm süren ve yöre insanının hayat tarzı üzerinde büyük etkisi olan iklim özellikleri incelenirken, Ağrı meteoroloji istasyonunun çok uzun bir devreyi kapsayan gözlemleri yanında, il sınırları içerisinde bulunan, diğer meteoroloji istasyonlarının rasat verilerinden de yararlanılmıştır. Ağrı’da uzun dönem rasat yapan meteoroloji istasyonları (Ağrı, Doğubayazıt ve Patnos) verilerine göre ilin yıllık ortalama sıcaklıkları 6,2 ile 9,2°C arasında değişmektedir. Araştırma sahasının yağış özellikleri incelendiğinde ise uzunca bir dönemin rasat sonuçlarına göre Ağrı’nın yıllık ortalama yağış miktarı 521,8 mm, Doğubayazıt’ın 333,2 mm ve Patnos’unda 468,3 mm olarak tespit edilmiştir. Doğu Anadolu Bölgesinde bu değer ortalama 577,2 mm., ülkemiz genelinde ise 643 mm civarındadır. Bölge ve ülke ortalamasının altında yağış kaydedilen Ağrı İli’nin yağış özellikleri üzerinde yükselti ve topoğrafya şartlarının etkili olduğu anlaşılmaktadır. Ağrı ilinin iklim elemanları analiz edildiğinde, sahip olduğu coğrafi konumu nedeniyle yerel ölçülerdeki küçük sayılabilecek farklılıklar dışında, genel olarak Doğu Anadolu Bölgesi’nin iklim özelliklerini taşıdığı gözlenmektedir. Ağrı’nın yağış etkinliğini belirleyebilmek amacıyla kullanılan. De MARTONNE formülüne göre genel olarak nemli iklimler ile yarıkurak ilkimler arasında kalan yarı nemli bir geçiş iklimi, ERİNÇ formülüne göre yarı nemli bir iklim tipi, THORNTHWAITE iklim tasnifine göre ise Ağrı’da yarı nemli, birinci derecede mezotermal , su noksanı yaz mevsiminde ve orta derecede olan , karasal şartlara yakın bir iklim tipinin hüküm sürdüğü görülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN OKUL TÜRÜNE GÖRE SALDIRGANLIK DÜZEYLERİ İLE EMPATİK EĞİLİM DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ (ÇORUM İLİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27137</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27137</guid>
      <author>Filiz Fatma ÇOLAKOĞLU, Nadir SOLAK</author>
      <description>Bu çalışma ortaöğretim öğrencilerinin okul türüne göre saldırganlık düzeyleri ile empatik eğilim düzeylerini incelemek amacı ile yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak Çorum il merkezinde ortaöğretim kurumunda öğrenim gören rastgele yöntemle seçilmiş toplam 514 (266 erkek; 248 bayan) ortaöğretim öğrencisine, Kiper (1984) tarafından geliştirilen “Saldırganlık Envanteri” ile Dökmen (1988) tarafından geliştirilen “Empatik Eğilim Ölçeği” uygulanmıştır. Verilerin analizinde, “Çok Değişkenli Varyans Analizi (Manova)”, “Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova)” ve varyans analizi sonucunda, farkın kaynağını belirlemek amacıyla “Scheffe” testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan 514 ortaöğretim öğrencisinden elde edilen verilere göre; yıkıcı, edilgen ve genel saldırganlık puanları cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık görülmezken (p&gt;0.05), atılgan saldırganlık puanları cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir (p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSPANYA’DA ENDÜLÜS-İSLAM MEDENİYETİNDEN KALAN İZLER VE ESERLER-IV: GRANADA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27110</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27110</guid>
      <author>Lütfi ŞEYBAN</author>
      <description>Bugün İber Yarımadası şehirleri içerisinde Granada’da, belki de sadece Albayzin İslâmî mirastan görünürde birçok şeyini muhafaza eder görünmektedir. Başta el-Hamrâ Saray Külliyesi olmak üzere eski Endülüs sokakları kısmen kişiyi o eski Endülüs günlerine götürür niteliktedir. Endülüs’te Maşrık-Mağrib-İber sanatlarının âhenkli bir karışımından doğan yeni bir tarz ortaya çıkmıştır. Motif, desen ve her çeşit süslemeleriyle bu sanat, İslâm sanatının en güzel örneklerinden birisidir. Müslüman ve Hıristiyan mimarlar ile sanatkârlar bu sanatı oluşturmak için birlikte çalışmışlardır. Mağribî, Bizans ve Avrupa etkileri Maşrık geleneklerine karışarak ortaya neredeyse eşsiz sentez şaheserler meydana getirmiştir. Endülüs’ü her bakımdan emsallerinden farklı kılan ve onu daha ileri noktalara taşıyan hususiyetlerin başında, şüphesiz Endülüslülerin ilim, tarım ve ticaret alanlarında sergiledikleri üstün gayretleri gelmektedir. Bu nedenle, İspanya'da yenilenme, Barbar kavimler vasıtasıyla kuzeyden değil, Müslüman fâtihler vasıtasıyla güneyden gelmiştir. Bu gelişme, bir fetih olmanın çok daha ötesinde bir medeniyet hamlesiydi. Bu sayede İspanya'da VIII-XV. yüzyıllar arasında bütün Ortaçağ boyunca Avrupa'nın bilinen en zengin ve en parlak medeniyeti doğup gelişmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇAĞDAŞ TÜRK DÜNYASI ŞAİRLERİNDE ANA DİLİ DEĞERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27140</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27140</guid>
      <author>Nilgün AÇIK ÖNKAŞ</author>
      <description>Değerler bir milletin millet olmasında, yıllarca hatta yüzyıllarca ayakta kalmasında etkin rol oynar. Değerleri olmayan milletler yozlaşmaya mahkumdurlar. Türkiye’de son yıllarda değerler ve değerler eğitimi üzerine önemli çalışmalar bulunmaktadır. Üzerinde titizlikle durulması gereken, bütün değerlerin üzerinde bir değer vardır ki o da ana dili bilinci değeridir. Ana dili bilinci, bütün toplumlarda bireylere sağlıklı bir şekilde verilmeye çalışılmaktadır. Ana dili bilinci, değer olarak çok önemli ve hassas bir konudur. Üzerine çok ciddi bir şekilde eğilmek gereken bu konuya çağdaş Türk dünyası şairlerinin bakışı oldukça önemlidir. Türk dünyası bütün Türkleri içine alan büyük bir dünyadır ve bu büyük dünyada konuşulan dil, ana dilidir. Ana dili bilinci değeri ile ilgili çağdaş Türk dünyası şairlerinin şiirlerindeki anlam dünyası ve onların bu konudaki hassasiyetleri çok önemlidir. Buna bağlı olarak Türk Dünyası şairlerinin ana dilini nasıl algıladıkları ve şiirlerinde bu algıları nasıl kavramlaştırıp yansıttıkları, bize Türk dünyasının ana dili üzerindeki düşüncelerini, hassasiyetlerini gösterecektir. Şairlerin ruh dünyasındaki çağrışımlarla kavramlaşan kelimeler, varlıkları sahiplenmeyi de beraberinde getirir. Şairlerin ana dilleri ile ilgili duygu ve düşüncelerini yansıtan soyut veya somut varlıkları sahiplenmeleri kavramlaştırmayı meydana getirir. Onların duygu ve düşünce dünyalarında kavramlaşarak var olan ana dillerine ait kelimeler, adeta kişilik bularak, değerlere saygı duyulması, onların korunması konusunda farkındalığın artmasına katkı sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM FAKÜLTELERİ GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ BÖLÜMÜ RESİM-İŞ ÖĞRETMENLİĞİ ANABİLİM DALLARI MÜFREDATINDA YER ALAN SANAT TARİHİ DERSLERİNİN ÖĞRETİM AMAÇLARINI GERÇEKLEŞTİRMEYE YÖNELİK ÇÖZÜMLEMECİ BİR YAKLAŞIM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27133</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27133</guid>
      <author>Yusuf ÇETİN</author>
      <description>Çağdaş sanat eğitiminin temel disiplinlerinden biri olan sanat tarihi, Eğitim Fakülteleri Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-İş Öğretmenliği Anabilim Dallarının müfredat programında önemli bir yere sahiptir. Kendine has öğretim metotlarına sahip olan bu dersin öğretiminde çeşitli sıkıntılar duyulmaktadır. Sanat Tarihi derslerinin uygarlık tarihi kapsamında düşünülmesi ve ders amaçlarının yaşayan, canlı bir sanat tarihi bilincini kazandırmaya yönelik olarak ortaya konulmaması önemli sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Derslerin öğretim amaçlarının yeniden düzenlenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi bu alandaki eksikliğin kapatılmasında önemli rol oynayacaktır. Sanat tarihi öğretiminde kronolojik, tematik ve kıyaslamalı öğretme biçiminin yanında soruşturmaya dayalı bir yaklaşımla öğretim yapılmalıdır. Öğrenciler çok kültürlü eğitim, kültürler arası eğitim ve karşıt-kültür anlayışı kavramlarını tanıyabilmelidir. Farklı kültürlerin sanat nesnelerinin benzerlik ve farklılıklarını ayırt edebilmelidir. Öğretmen adaylarının sanat tarihi öğretiminde yakın çağ ve yakın çevre ilkesini öğrenmeleri sağlanmalıdır. Bu ilke sayesinde ilgiyi canlı tutma, çevrede bulunan kültürel varlıkların tarihsel ve sanatsal değerlerini daha somut olarak kavrama, geçmişin nesnel olarak öğretimiyle sanat yapıtı incelemesi birleştirilerek sanat tarihi kuruluktan kurtarılmalıdır. Sanat tarihini öğretmede etkili olan diğer bir yöntem de sanat yapıtlarının simgesel ya da ikonografik anlamlarını öğrenciye öğretmektir. Öğrenciler sanat yapıtlarının öykülerini merak ettikleri için bu ilgileri dikkate alınarak yapıtları öyküleri ile öğretme bilgilerin daha kalıcı olmasını sağlayacaktır. Sanat eğitiminde öğretim alanları kapsamında sanat tarihini, sanat eleştirirsi, estetik ve uygulamalı çalışmalarla birleştirmelidir. Böylece öğretme-öğrenme sürecinde konuların daha etkili sunulması sağlanmış olacak, öğretimin daha zevkli, anlaşılır hale gelmesine imkân tanınacaktır. Ders programlarının belirtilen amaçlar doğrultusundan yeniden düzenlenmesi ile sanat tarihi dersleri gerçek amacına ulaşacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRETMENLERİNİN OKUL ORTAMINDA MORALE İLİŞKİN ALGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27100</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27100</guid>
      <author>Salih Paşa MEMİŞOĞLU, Mümin Ali AYDIN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı; İlköğretim kurumlarında görevli öğretmenlerin, okul ortamında morale ilişkin algılarını ortaya koymak ve bunun sonucu daha çalışılabilir okul ortamları oluşturmaktır. Araştırma sonucu elde edilen bulguların, ilköğretim kurumlarında görevli öğretmenlerin okul ortamında morale ilişkin algılarını tespit ederek olumlu morali arttıracak çalışmaların yapılmasına öncülük etmesi beklenmektedir. Bu araştırmada, bulgulara ulaşmak için; "Anket Survey" türünde bir betimleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya analiz teknikleri yönünden bakıldığında, nicel (Quantitative) bir araştırmadır. Bu araştırmada elde edilen bulguların analizinde, "Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programları (SPSS)" kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; 2011-2012 öğretim yılı Bolu il Mudurnu ilçesinde, 8 bağımsız sınıflı ilköğretim okulunda görev yapan, 106 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada evren üzerinde çalışılmış örneklem belirleme yoluna gidilmemiştir. Bu araştırmada; verileri toplamak için, araştırmacı tarafından geliştirilen ve kişisel bilgi formu ile okul ortamında öğretmenlerin morale ilişkin algılarını içeren ve iki bölümden oluşan bir ölçme aracı kullanılmıştır. Ölçme aracının araştırmanın çalışma gruplarını oluşturan; öğretmenlere uygulanması sonucu elde edilen veriler, SPSS (Statistical For Social Sciences) for Windows paket programına yüklenmiş ve iç güvenirliği için hesaplanan "Cronbach (Alfa)" katsayısı .88 olarak bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin okul ortamında morale ilişkin algılarının “çoğunlukla” yüksek olduğu söylenebilir. Öğretmenlerin okul ortamında morali algılamada cinsiyet, hizmet yılı ve öğrenim durumu değişkenlerine göre algıları arasında anlamlı bir farkın olmadığı görülmüştür. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RESİMSEL ANLATIM BAKIMINDAN “ACAİBÜ’L MAHLUKAT”, “TERCÜME-İ MİFTAH CİFRÜ’L-CAMİ” VE “AHVÂL-İ KIYÂMET” ESERLERİNDEKİ MİTOLOJİK UNSURLAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27029</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27029</guid>
      <author>Yüksel GÖĞEBAKAN</author>
      <description>İnsanın çevresini tanıma, anlama ve aynı zamanda dönüştürme yaklaşımı, Onun yaratılışının bir gereği olarak değerlendirilmektedir. Yaşamı boyunca doğaüstü güçlüklerle karşılaşan insan, hayatı boyunca bir mücadele süreci yaşar. Bu mücadele sürecinde, sorunlara çözüm bulmakta zorluklarla karşılaşmasının bir sonucu olarak, bütün bu gerçekleşen olayları Tanrılarla özdeşleştirir, bilinmezliklerin hepsini bir yönüyle metafizik aleme taşır. Yapılan bu özdeşleştirmeler sonrasında da sayısız söylenceler üretme yoluna gider. Bu durum, onun için belki de en kolay yol olarak görülmektedir. Bu yolla insan, yaşam karşısındaki çaresizliğini sağlam temeller üzerine oturtarak, bir şekilde kendine teselli kaynakları yaratır. Kaynağını Orta Asya’nın coğrafi, iklimsel ve kültürel unsurlarından ve Anadolu’da yaşamış olan medeniyetlerin kültüründen alan zengin Türk Mitolojisi de, benzer kaygıların bir neticesi olarak tecelli etmiştir. Türk Mitolojisine has bu zenginlik özellikle resim sanatında kendini göstermiş, her geçen zaman diliminde büyüyerek, olgunlaşarak ve etkileşime girerek gelişme göstermiştir. Çok önceki tarihsel dönemlere ait mitolojik unsurlarda, İslamiyetin kabulü ile, bir gerileme yaşandığından bahsedilse de, İslami dönemde de kendine has mitolojik özellikler görmek mümkündür. Özellikle yazılan bazı minyatür kitapları bunlarla ilgili birçok görseli ortaya koymaktadır. Yapılan bu çalışmada, bahsedilen kaynaklar arasında önemli bir yere sahip olan Acaibü’l Mahlukat, Tercüme-i Miftah Cifrü’l-Cami ve Ahvâl-i Kıyâmet eserlerindeki mitolojik unsurlar hakkında bilgi verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLİMSEL OKURYAZARLIĞIN TESİSİNDE FEN ÖĞRETİM PROGRAMLARININ ROLÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27080</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27080</guid>
      <author>Ayşegül DERMAN</author>
      <description>Gelişmiş ülkeler bilim ve teknoloji alanında ilerlemenin, söz sahibi olmanın bilimsel okuryazar bir toplumla mümkün olacağına inanmışlar. Bilimsel okuryazar bir toplum inşâ etmek için ise fen eğitimine büyük önem vermişlerdir ve bu ülkelerin fen öğretim programlarının tasarımında çağdaş bilimsel paradigmanın şekillendirdiği bilimsel okuryazarlık temaları belirleyici olmuştur. Dünyadaki gelişmeler, paradigmatik dönüşümler ve ülkemizin gerçekleri parelelinde son yıllarda ülkemizde de fen eğitimi alanında yapılan reform hareketlerine fen-teknoloji okuryazarlığı, bilimsel okuryazarlık damgasını vurmuştur. Bu gelişmelerin ülkemizde resmi ilköğretim fen öğretim programlarına yansıması 2004 yılına rastlamaktadır. Türkiye’de 2004 yılında pilot uygulamaya başlanan Fen ve Teknoloji dersi öğretim programının vizyonu, “fen ve teknoloji okuryazarlığını geliştirmek ve bu amaçla bireysel ve kültürel farklılıkları ne olursa olsun bütün öğrencilerin fen ve teknoloji okuryazarı olmalarını sağlamaktır”. İlköğretim fen öğretim programındaki değişiklikler aynı felsefenin devamı olarak ortaöğretim fen öğretim programlarının değişimini de gerektirmiştir. 2008 yılından itibaren Talim Terbiye Kurulu’nun çalışmalarıyla ortaöğretim fen öğretim programları kademeli olarak değiştirilmeye başlanmıştır. Bu araştırmada bilim felsefesindeki paradigmatik dönüşümler, bilimsel okuryazarlık, bilimsel okuryazarlık temaları ilgili çalışmalar doğrultusunda açıklanmıştır. Ülkemizdeki ilköğretim fen öğretim programı ve ortaöğretim kimya öğretim programı; vizyon, öğrenme öğretme yaklaşımı, öğretmen-öğrenci rolü, ölçme değerlendirme yaklaşımı ve kazanım boyutları resmi öğretim programı dökümanında öngörüldüğü şekliyle açıklanmıştır. Sonuç olarak bilimsel okuryazarlık temalarının fen öğretim programlarına çağdaş yönelimler doğrultusunda yansıtılmasıyla ve fen öğretim programlarındaki öğretmen rolüyle ilgili önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDEN EĞİTİMİ DERSİNİN SOSYALLEŞMEYE OLAN ETKİSİNE İLİŞKİN İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİ VELİLERİNİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27139</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27139</guid>
      <author>Celal TAŞKIRAN, Mehmet Hasan SELÇUK , Yahya DOĞAR</author>
      <description>Bu araştırmada; ilköğretim ikinci kademe öğrenci velilerinin öğrenim durumlarına göre beden eğitimi dersinin sosyalleşmeye etkilerine ilişkin görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2008–2009 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezinde bulunan 15 ilköğretim okulu oluşturmuştur. Araştırma bu okullarda ikinci kademe öğrenci velileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket uygulanmıştır. Anket, 779 öğrenci velisine uygulanmıştır. Öğrenci velileri, 6., 7. ve 8. sınıflardan rastgele (random) yöntemle seçilmişlerdir. Ölçme aracının (anket) güvenirliliği için test tekrar test yöntemi uygulanmıştır. 15 gün arayla 33 veliye uygulanması sonucu elde edilen test tekrar test yöntemine göre anketin güvenirlilik katsayısı 0,80 olarak ve tutarlılık katsayısı (Cronbach Alpha) 0,82 olarak bulunmuştur. İstatistiki çözümler için SPSS 11.0 (Statistical Packet For The Social Science) programından yararlanılmıştır. Kullanılan bu programda, anket sonuçlarına göre frekans (f), yüzde ve değişkenler arasındaki farkların bulunması için ki-kare yapılmıştır. Araştırma sonucunda, Öğrenci velilerinin beden eğitimi dersinin sosyalleşmeye etkilerine ilişkin görüşlerinde öğrenim düzeylerine göre 2 veride anlamlı farlılıklar bulunmuştur. Bunlar; 1) Öğrenci velilerinin, öğrenim düzeylerine göre, beden eğitimi dersinin diğer öğretmenlerle iletişim kurmasında etkisinin fazla olduğuna ilişkin görüşlerinde anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur. 2) Öğrenci velilerinin, öğrenim düzeylerine göre, beden eğitimi dersinin öğretim süreci esnasında öğrencilerin birbirleriyle etkileşim kurmalarına etkisinin fazla olduğuna ilişkin görüşlerinde anlamlı düzeyde bir farklılık çıkmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAKİKATİ İNŞA ARACI OLARAK DİN DİLİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27121</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27121</guid>
      <author>Erol ERKAN</author>
      <description>Dil, kendi içinde bir dünya görüşü taşıyan ve bu nedenle o dil dünyasında varlık sahnesine çıkan bireyler için olay ve olgulara bakış açısı sunan önemli bir unsurdur. Her dilin içerisinde kullanıma bağlı olarak “özel dil” gelişir. Bu özel dillerden biri de kuşkusuz din dilidir. Bütün dinler içinde doğduğu dil dünyasında gerçeklik kazanır. Ancak din bu kültürel dünyayı kendi görüşü açısından yeniden inşa eder. Dil yoluyla kendi gerçekliğini daha güçlü kılar. İnsanın düşünce ve davranışlarını etkilemeyi amaçlayan din, dil aracılığı ile bilgi, anlam ve bilinç telkin eder. Dildeki bir takım kavramlara yeni anlamlar yükleyerek dili kendisi için kullanır. İnsan bir kültür dünyasında yer alır. Yer aldığı kültürün manevi boyutu dil aracılığıyla inşa edilir. Din de kendi kutsal dünyasını dil üzerinden kurar. Her dil farklı kullanım özelliğine sahiptir. Dilin farklı kullanımı sadece tarihsel değil aynı zaman dilimi içerisinde farklı alanlarda ve değişik yaşam biçimlerine sahip topluluklarda da kendisini göstermektedir. Buna bağlı olarak benzer şekilde din içerisinde oluşmuş farklı dinî grupların da kendine özgü bir dili vardır. Bu nedenle bir dini veya dinî bir grubu anlamak beraberinde o gruba hâkim olan dili bilmeyi ve anlamayı gerekli kılar. Dildeki değişim kaçınılmaz olduğu gibi din dilindeki değişim de kaçınılmazdır. Bundan dolayı dinî gruplar bir takım kavramlara yeni anlamlar yükleyerek kendilerini yeniden üretme çabasına girerler. Sosyolojik açıdan gerek dinî gruplar arasındaki değişimi analiz etmek ve anlamak ve gerekse toplum genelinde din algısındaki değişimi görebilmek için dilsel çözümlemeler önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN VE YÖNETİCİ GÖZÜYLE ETKİLİ OKULDA YÖNETİCİ ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27091</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27091</guid>
      <author>Metin ÖZKAN, H.İsmail ARSLANTAŞ</author>
      <description>Bu çalışmanın genel amacı, etkili okulda yönetici özelliklerinin önem sırasının katılımcıların yargılarına göre belirlenmesidir. Bu bağlamda, öğretmenlerin ve yöneticilerinin etkili okulda yönetici olan kişilerin sahip olması gereken özelliklere ilişkin önem düzeyleri belirlenerek öğretmen ve yönetici tespitleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Kilis Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okullarda 2011-2012 eğitim-öğretim yılında görev yapan 34 okul yöneticisi ve 229 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, 10 maddeden oluşan “Etkili Okulda Yönetici Özellikleri Değerlendirme Formu” hazırlanmıştır. Verilerin elde edilmesi amacıyla öncelikle katılımcılara, etkili okul yönetici özelliklerine ilişkin 10 maddenin tamamı verilmiştir. Katılımcıların etkili yönetici özelliklerinin tümünü birden düşünmesi ve her bir özelliği diğer özelliklerle karşılaştırarak her bir etkili yönetici özelliğine bir sıra sayısı tayin etmesi istenmiştir. Toplanan veriler üzerinde sıralama kararlarına dayalı ölçekleme işlemleri uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre öğretmenler ve yöneticiler etkili okulda yönetici özelliklerini büyük oranda benzer sıra değerleri vermişlerdir. Buna göre her iki grupta etkili okulda yönetici özelliklerinin ilk başına sırasıyla “Ortak bir amacın oluşmasını sağlama”, “Çalışma ortamı kalitesinin geliştirilmesini sağlama” ve “Öğretmenlere eğitim-öğretimle ilgili her konuda önderlik etme” özelliklerini koymaktadırlar. Son sıralara da “Okuldaki her türlü başarının ödüllendirilmesini sağlama” ve “Öğretmen ve öğrencilerin çok başarılı olmalarını bekleme” özelliklerini koymaktadırlar. Etkili okulda yönetici özelliklerinin sıralanması açısından öğretmenler ile yöneticiler arasında diğer özellikler bakımında farklılıklar bulunmaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARİYER SAFHALARI VE DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLER BAĞLAMINDA KARİYER MEMNUNİYETİ VE MESLEKÎ BAĞLILIK İLİŞKİSİ: BÜRO YÖNETİCİLERİ, YÖNETİCİ ASİSTANLARI VE SEKRETERLER ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27060</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27060</guid>
      <author>Hakkı AKTAŞ</author>
      <description>Kariyer, nesnel açıdan bireyin iş yaşamı veya hayatı boyunca bulunduğu pozisyonların sırasını ifade ederken öznel açıdan ise birey olgunlaştıkça değerlerinin, tutumlarının ve motivasyonunun değişiminden oluşmaktadır. Bireylerin kariyerlerinde dönüm noktası olarak tanımlanabilecek çeşitli kariyer safhaları mevcuttur. Zaman içinde doğal olarak değişen bireysel fiziksel özelliklerin yanı sıra, bu değişimlerin etkileri sonucu ortaya çıkan pek çok şey işgörenlerin kariyerini etkilemektedir. Kariyer memnuniyeti, işgörenin kariyerinin hem içsel hem de dışsal yönlerini oluşturan unsurlardan elde ettiği doyumu ifade etmektedir. Meslekî bağlılık ise meslekî kimliğin ön plana çıkarılması, meslek için çaba sarf edilmesi, meslekî hedef, değer, norm ve etik ilkelere bağlılık geliştirilmesidir. Bu çalışmanın amacı, büro yöneticileri ve sekreterlerin kariyer doyumları ve meslekî bağlılıklarına ilişkin tutumları arasındaki ilişkiyi kariyer safhaları ve demografik değişkenler bağlamında incelemektir. Araştırma değişik sektörlerdeki büro yöneticileri, yönetici asistanları ve sekreterleri kapsamaktadır. Ölçme aracı olarak Meslekî Bağlılık Ölçeği ve Kariyer Memnuniyeti Ölçeği kullanılmıştır. Veriler; korelâsyon, varyans ve regresyon analiz teknikleriyle analiz edilmiş olup uygulama sonuçlarına göre kariyer memnuniyeti ve meslekî bağlılık tutumları ilişkisi kariyer safhaları ve demografik değişkenler bağlamında istatistikî olarak anlamlı farklılıklar mevcuttur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DAVİD HELD’IN SINIFLANDIRMASINA GÖRE DEMOKRASİNİN KLÂSİK MODELLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27138</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27138</guid>
      <author>Hüseyin BAL</author>
      <description>Dünya tarihinde ilk kez dünya üzerinde yaşayan insanların çoğu, demokrasi olarak kabul edilebilecek bir siyasal yönetimi deruhte etmektedir. Bu olgu, içinde bulunduğumuz zaman diliminin demokrasi çağı olduğunun en açık göstergesidir. Demokrasi, halkın tamamının genel siyasetle ilgili temel belirleyici kararları alabildiği bir siyasal sistemin adıdır. Bu sistem, özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinden sonra o derece rağbet gören bir rejim haline gelmiştir ki, bugün hemen her siyasal rejim bir şekilde kendisini demokrasi olarak takdim etme gereğini duymaktadır. Bu dönüşüm, siyaset tarihinin en anlamlı ve önemli olaylarından birisidir. Ne var ki, bir rejimin sırf sav veya iddia yoluyla demokratik olamayacağı da ortadadır. Dolayısıyla, demokratikliği belirleyen temel kıstaslar olduğu gibi, daha ileri düzeyde demokrasinin gereği sayılan bazı özellikler de vardır. Demokrasi modelleri de zaten bu ilave özelliklerden doğmaktadır. Bazı modeller bireye ve birey hak ve özgürlüklerinin korunmasına önem verirken, bazıları topluma öncelik atfetmektedir. Bazı modeller genel siyasete ilişkin belirleyici kararların alınma yöntemine ağırlık verirken, diğer bazıları bu kararların içeriğinin önemine vurgu yapmaktadır. Bu çalışmada, ünlü siyaset teorisyeni David Held’in artık klâsikleşmiş olan Demokrasi Modelleri’nin klasik versiyonları ele alınarak incelenecektir. Yazar, Demokrasi Modelleri’ni ilk kez 1987’de kamuoyunun ilgisine sunarken, temelde iki amaç gütmekteydi. Birincisi, Antik Yunan’dan bugüne değin demokrasi ile ilgili temel yaklaşımların bir takdimini yapmak ve ikincisi de demokrasinin bugün ne anlama gelmesi gerektiğine dair yaklaşımların bir eleştirisini yapmaktır. Yazarın, kitabında bu her iki amacı da gerçekleştirdiği rahatlıkla söylenebilir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NECDET YAŞAR’ IN GEÇİŞ TAKSİMLERİNİN MAKAMSAL VE TEKNİK YAPI YÖNÜDEN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27071</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27071</guid>
      <author>Hüseyin Serdar ÇAKIRER, Reyhan ALPA KOYUNCUOĞLU</author>
      <description>Klasik Türk musikisinin günümüzdeki en etkili ve önemli tanbur icracılarından birisi olan Necdet Yaşar’ın geçiş taksimlerinin makamsal ve teknik analizi çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Necdet Yaşar, Türk musikisinin öteki sazlarına göre, ses hacmi düşük olan tanburdan yüksek bir ses verimi elde etmek amacıyla, daha kuvvetli mızrap vuruşları geliştirmiş, sol el kıvraklığını mızrap vuruş şiddetiyle bütünleştirmiştir. Bu sağ ve sol el tekniğini değişik hareketlerle desteklemek amacıyla, ses kaydırma (glissando) tekniğini tanbura uygulayarak çekme seslerden yararlanmıştır. Öte yandan, bağlamaya özgü tezeneleri tanbur mızrabıyla biçimlendirerek taksimlerinde halk musikisi temalarına da sık sık yer vermiştir. Bu uygulamalar, sazın çeşitli tınılarını daha iyi ortaya çıkardığı gibi, çalınan parçalara da yeni nüanslar verilmesini sağlamıştır Bu nedenle yaptığı tanbur taksimleri Türk Musikisinde önemli bir yer tutmakta ve devlet konservatuvarları müfredatlarında yer almakta ve okutulmaktadır. Bu araştırmada, Tanburi Cemil ekolünü Mesut Cemil aracılığıyla günümüze taşıyan, kendi tekniğiyle birleştirerek yeni bir tanbur tekniği ortaya koyan ve müzik çevrelerince önemli tanbur virtüözlerinden biri olarak kabul edilen Necdet Yaşar’ın Türk Müziği Devlet konservatuarlarının müfredatları içerisinde bulunan çeşitli makamlardaki geçiş taksimleri incelenmiştir. Öncelikle Necdet Yaşar’ın ulaşılabilirlikle sınırlı olan taksimleri notaya alınmış sonra notaya alınan taksimlerin makamsal ve teknik analizleri yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma, Necdet Yaşar’ın ulaşılabilen 5 adet solo taksim kaydı ile sınırlı tutulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN BİREYSEL YENİLİKÇİLİK DÜZEYİNİN ÖĞRETMEN LİDERLİĞİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27081</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27081</guid>
      <author>Meltem AKIN KÖSTERELİOĞLU, Fatih DEMİR</author>
      <description>Tüm sistemlerde olduğu gibi eğitim sistemlerinde de değişim kaçınılmazdır. Değişimlerle meydana gelen okullardaki yenileşme sürecinin etkili bir biçimde yapılandırılabilmesi, öğretmenlerin bu sürece etkin katılımına ve öğretmenler için yeni davranışlar oluşturulmasına bağlıdır. Öğretmen liderliğinin de bu davranışlardan birisi olduğu söylenebilir. Bu araştırmada öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyi ile öğretmen liderliği düzeyleri belirlenerek bireysel yenilikçilik düzeyinin öğretmen liderliğine etkisi incelenecektir. Araştırmada öğretmenlerin öğretmen liderliği ve bireysel yenilikçilik düzeyleri var olan şekliyle belirlenmeye çalışıldığından araştırma tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu Tokat’ın Erbaa ilçesinde 2012-2013 Eğitim öğretim yılının bahar döneminde Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı ilk ve ortaokullarda görev yapan n=341 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanında çoklu regresyon analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile ilgili olarak en yüksek ortalamaya sahip olan boyut deneyime açıklık boyutu iken bu boyutu sırasıyla fikir önderliği, risk alma ve değişime direnç boyutlarının izlediği görülmüştür. Öğretmenlerin öğretmen liderliğine ilişkin algılarının en yüksek olduğu boyut meslektaşlarla işbirliği boyutu iken bunu sırasıyla mesleki gelişme ve kurumsal gelişme boyutlarının izlediği görülmektedir. Araştırmada ayrıca bireysel yenilikçilik genel algısı ile fikir önderliği alt boyutunun öğretmen liderliği genel algısı, meslektaşlarla işbirliği, kuramsal gelişme ve mesleki gelişme alt boyutları üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda öğretmenlerin bireysel yenilikçilik girişimlerinin desteklenmesi önerilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALBERT CAMUS’NÜN “BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR” YAPITINDA ZAMAN VE UZAM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27047</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27047</guid>
      <author>Mustafa SOLMAZ</author>
      <description>Bir Alman Dosta Mektuplar, Fransızların sembolik değerleri için açık bir mektup niteliğindedir. Mektuplarda, Fransızlar üzerinden topyekûn Avrupalılık bilinci anlatılmaya çalışılır. Yazarın bu mektuplardaki felsefesi sadece vatanseverlik üzerine değil adalet duygusunu da kapsayacak şekildedir. Bu yapıtta, ikinci dünya savaşı yıllarında, üstün ırk söylemiyle, dünyayı egemenliği altına almaya çalışan bir ulusla bağımsızlığını korumaya çalışan bir başka ulusun iki kişiliği karşı karşıya getirilerek, gerçek yurttaşlığın nasıl olması ve toplumsal ahlakın özelliklerinin neleri kapsaması gerektiği irdelenir. Eserde, normal bir insanın vatanı söz konusu olduğu zaman nasıl değişebileceğini ve onurlu yaşamı için ölüm dâhil her şeyi göze alabileceğini gösterir. İnsanın sorumluluk alma ya da ondan kaçma duygusunun olaylar karşısında değişebileceğini kendi hayatından örneklendirerek verir. Günümüzdeki Avrupa Birliği temellerinin o dönemde, Camus gibi, bazı yazarlar tarafından oluşturulmaya çalışıldığı gözlenir. Yaşamında, uzun süre düşünmeden seçimini yapmayan, bir kez seçince de buna bağlı kalan ender insanlardan olan Camus’nün, bu söze uygun hareket ettiğini bu eserde de görmek mümkündür. Bu yapıtında, insana özgü olan acıma, güçsüzlük, iyilik, kötülük, nefret, sevgi gibi temel insani duyguları güzel bir şekilde işler. İnsanın iki yönü olan ‘kurban’ ve ‘cellât’ ikilemini, insanın yaşam felsefesinden aldığını, zaman ve uzam koşullarının insanı bu iki kavramdan birini seçmeye zorladığını gösterir. Fransızların, savaşa hazırlıksız yakalandığı için örgütlenemediğini ve işgale uğradığını, ancak bilinçli bir toparlanma ile her şeyin tersine döndürülebileceğini Alman dostuna anlatmaya çalışır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUTSAL METİNLERDE VE HADİSLERDE HZ. ÂDEM –TESPİT VE DEĞERLENDİRME-</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27088</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27088</guid>
      <author>Nurullah AGİTOĞLU</author>
      <description>Yeryüzünde var olan ilk insana dair inanç ve kabuller farklı din ve mitolojilerde kendisine yer bulmuştur. Mitoloji ve efsanelerden de öte dinlerin ayrı bir önem atfettikleri ilk insan ve kıssası kutsal metinlerde azımsanamayacak şekilde yer almaktadır. Bu bağlamda, İslam'da ilk insan ve aynı zamanda ilk peygamber olarak kabul edilen Hz. Âdem ile ilgili tefsir, tarih, tasavvuf gibi ilimler çerçevesinde geniş bir literatür vücuda gelmiştir. Ancak bu bilgilerin bir kısmı Kur'an'a uygun düşmekte, bazısı ise ona uygun düşmediği gibi çelişir bir özellik taşımaktadır. Bundan dolayı gelenek içerisinde var olan Hz. Âdem anlayışının Kur'an'daki bilgilere uygunluğunu incelemek ve nasslar çerçevesinde bu bilgilerin doğruluğunu kontrol etmek bir ihtiyaçtır. Bu çalışma, Hz. Âdem’i, Kutsal metinler ve Hz. Peygamber’in hadislerinden öğrenmek ve hakkındaki rivayetleri değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada 'Âdem' kelimesinin anlamı üzerinde durulmuş, ardından konu ile ilgili Tevrat, İnciller ve Kur’an-ı Kerim’deki bilgiler incelenmiştir. Daha sonra da konu ile hadis rivayetleri verilip, değerlendirilmeleri yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TAHRİR DEFTERLERİNE GÖRE XVI. YÜZYILDA ÇORUMLU KAZASINDA (NEFS-İ ÇORUMLU) TEŞEKKÜL EDEN MAHALLELER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27135</guid>
      <author>Rafet METİN</author>
      <description>Osmanlı’da şehir idari ve sosyal yönden mahalle denilen alt birimlerden meydana geliyordu. Şehir merkezindeki mahalle genellikle “Cami-i Kebîr Mahallesi” adını almaktaydı. Mahalleler çoğu zaman bir camii ya da mescidin adı ile anılmakta idi. Mahallede yaşayanlar birbirlerine karşı sorumlu olup sosyal bir dayanışma içinde bulunuyorlardı. Çalışma sahamız olan Çorumlu merkez kazasında da mahallelerin büyük bir kısmı adını bir mescid ya da camiden almaktadır. 1455’te 6 mahalleden oluşan Çorumlu kazasında 438 kayıtlı nefer yer alırken, 1520’yılında 16 mahallede 505 nefer kaydedilmiştir.1576’da ise 48 mahallede toplam 3014 kayıtlı neferin olduğu görülmektedir. Mahallelerin büyük bir çoğunluğu, dinî ve sosyal yapıların etrafında teşekkül ettiği gibi, meslek gruplarına ait mekânların etrafında da oluşmuşlar ve o isimlerle adlandırılmışlardır. İncelediğimiz arşiv belgelerinde yüzyılın başından sonuna kadar bir mahalle hariç Çorumlu’da mahallelerin varlıklarını devam ettirdikleri görülmektedir. Çalışmamızda Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan 444 numaralı Mufassal Tahrir defteri ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivinde yer alan 38 numaralı Tahrir defterlerinden istifade etmek suretiyle Çorum’un sosyal yapısına bir nebzede olsa katkı sunulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEDYADA YER ALAN TEMSİLLERİN KİMLİK EDİNME SÜRECİNDEKİ ROLÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27141</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27141</guid>
      <author>Sibel Fügan VAROL</author>
      <description>Sosyal bilişsel öğrenme kuramı, insanların esas olarak çevrelerini gözlemleyerek öğrendiklerini ileri sürmektedir. İnsanların değerleri, düşünme şekli ve davranış kalıpları hakkında önemli miktarda bilgi özellikle medyadaki sembolik ortamdan model alınarak öğrenilmektedir. Medyada yer alan temsiller, bireylerin gözlemleyeceği, taklit edeceği ve kendisiyle özdeşleştireceği birer sembolik modeldir. Sembolik modellerin sosyal öğrenme sürecindeki önemli etkilerinden biri, kimlik özelliklerinin şekillenmesinde yaşanmaktadır. Medya temsilleri üzerinden iletilen kod ve simgeler toplumsal belleğe yerleşmekte ve bireylerin kimliklerinin şekillenmesinde etkili olmaktadır. Medyada belli kimlik özelliklerinin, davranış kalıplarının, değer yargılarının ve yaşam biçimlerinin ön plana çıkarılmasıyla, o modellerin sahip olduğu özelliklere ilişkin genel bir kabul ve özlem duygusu yaratılmakta, toplumun bireylerden, bireylerin de kendilerinden beklentileri şekillendirilmektedir. Bunun sonucunda, bireylerin yaşamlarını anlamlandırma, kendilerini tanımlama ve gerçekleştirme biçimleri, bireysel hedefleri, zevk, arzu, düş kırıklığı ve özlemleri, anlam dünyası, dolayısıyla kişisel kimliklerinin birçok bileşeni medyadaki sembolik modellerin kimlik özellikleriyle uyumlu olarak şekillenmektedir. Bu ise, Hall’un medya temsillerinin yansıtmaktan çok inşa edici nitelikte olduğu yönündeki savını doğrulamaktadır. Medyada yer alan temsillere ilişkin çalışmalar son yıllarda yaygınlık kazanmış olmakla birlikte, temsillerin kimlik edinme sürecindeki işlevine yapılan vurgunun yeterli olduğu söylenemez. Bu kabulden yola çıkan bu makale, medyada yer alan temsillerle kimlik edinme süreci arasındaki ilişkiye doğrudan işaret eden ve bu ilişkiyi ayrıntılı olarak tartışan bir çalışma olmayı amaçlamaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYO DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİN MASLOW’UN İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: ANKARADA FARKLI KADEMEDEKİ EĞİTİMCİLER ÜZERİNE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27147</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27147</guid>
      <author>Sinan SARAÇLI, Mustafa Aydın BAŞAR , Başak CENGİZ ERDOĞMUŞ , Cengiz GAZELOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı eğitimcilerin sosyo-demografik özelliklerinin Moslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi üzerindeki etkilerini Ki-Kare analizi temelli, görsel bir sonuç veren karar ağacı metodu ile incelemektir. Bu amaçla öğretmen, okul müdürü ve müfettişler için cinsiyet, mesleki statü, tecrübe branş, eğitim seviyesi gibi sosyo-demografik faktörlerin etkisi, Maslow (1943/1970) tarafından motivasyon üzerine; psikolojik, güvenlik, sevgi ve ait olma, saygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyacı olarak tanımlanan beş ihtiyaç, bağımlı örneklemler t testi, korelasyon analizi ve CHAID (Chi Squared Automatic Interaction Detection) analizi ile incelenmiştir. Çalışma, Ankara-Türkiye’de rassal olarak seçilen 2003 eğitimci üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bazı betimleyici istatistikler ve eğitimcilerin ihtiyaçları üzerinde anlamlı etkiye sahip değişkenlerin yer aldığı grafikler ilgili tablo ve şekillerde verilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, güvenlik ihtiyacı, 5 üzerinden 4.53 ortalama puan ile en önemli ihtiyaç olarak belirlenirken, ait olma ihtiyacı ise 4.01 ortalama puanı ile diğer ihtiyaçlara nazaran önem derecesi en az bulunmuştur. Sonuçlar eğitimcilerin bu ihtiyaçlarının yeteri kadar karşılanmadığı göstermektedir. Bu ihtiyaçların karşılanması, eğitimcilerin daha motive olmuş bir biçimde işlerini yapabilmeleri açısından önemlidir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre tüm ihtiyaçlar arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyonlar belirlenmiştir. Ayrıca bağımlı örneklemler t testi sonucunda da eğitimcilerin tüm ihtiyaçları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. CHAID Analizi sonuçları da psikolojik, ait olma ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçları üzerinde en etkili faktörün eğitimcilerin tecrübelerinin olduğunu gösterirken, Güvenlik ve saygı ihtiyaçları üzerinde en etkili faktörün cinsiyet olduğunu göstermiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜLTÜR VE SANAT İLETİŞİMİ ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE'DE SANAL MÜZELERİN GELİŞİMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27148</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27148</guid>
      <author>Şeyda Barlas BOZKUŞ</author>
      <description>Son yıllarda gelişen teknolojilerin etkisi ile Türkiye'deki müzecilik anlayışı bu gelişime paralel olarak gelişme göstermiştir. Dijital teknolojilerin devreye girmesiyle geleneksel anlamdaki nesne kolleksiyonlarından farklı olarak bilgiye dayanan ve kolay ulaşılabilinen etkileşimli sanal müzeler kurulmaya başlanmıştır. Çoklu medya ürünleri kullanılarak izleyiciye ulaştırılan kültürel miras ve sanat eserleri sergiler kapsamında yeni içeriklerle değerlendirelerek sunulmaktadır. Günümüzde müzelerin sahip olduğu birikimler tüm dünyanın ortak mirası olduğu kabul edilmektedir.Bu nedenden dolayı pek çok müze uluslararası izleyici kitlesini kesintisiz bir iletişim içerisinde fiziksel anlamda bir mekana ihtiyaç duymadan sanal müzeler sayesinde kendilerine çekmektedir. Bu çalışmanın temel amacı yapılan düzenlemeler ve yeniliklerle aynı zamanda birer eğitim kurumu haline gelen sanal müzelerin uluslararası kültürel işbirliklerideki her geçen yıl artan rolünü incelemektir. Modern müzecilik anlaşına bağlı olarak gelişen sanal müzeler ","sınırlar ötesi müzecilik", "24 saat açık müze" ve "her kuşaktan sanatçıya açık" sloganlarıyla tanıtılmaktadır. Temel sorunsal çerçevesinde çalışmada sorulacak ana sorular: Sınırsız arşiv ve sergi mekanına sahip olan bu müzeler dijital dünyanın kendileri için sundukları ayrıcalıkları kullanarak nesnel ama soyut bir boyutta yansıtmaları toplumsal açıdan iletişimi nasıl etkilmektedir? Güçlü v"e zayıf yönleri ele alındığında sanal müzeler gerçek anlamda müzeciliğin sona ermeye başlayacağının bir işareti mi? Temsil ve sergilemenin kavramsal boyutu düşünüldüğünde izleyiciye nasıl bir bilgi aktarımının yapılacağını kültürlerarası iletişim kuramı çerçevesinde değerlendirilecektir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI DEVLETİ’NİN BALKANLARDA BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜNÜ GELİŞTİRMEK İÇİN UYGULADIĞI POLİTİKALARA ÖRNEKLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27117</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27117</guid>
      <author>Tunca ÖZGİŞİ</author>
      <description>Balkanlar, asırlar boyu bir çok farklı ırklara, medeniyetlere ve dinlere mensup milletlerin kesişme noktası olmuştur. Türk tarihinde Balkanlar önemli bir yere sahiptir. Bin yılı aşkın bir dönemde Balkanlarda yaşayan insanlar ile Türkler arasında ciddi bir etkileşim süreci yaşanmıştır. Balkan coğrafyasındaki zenginlik, Türk kültürünün ince motifleriyle birleşerek güçlü bir bağın tesis edilmesine ortam hazırlamıştır. Din, dil ve millet ayrımı olmadan yüzyıllar boyunca birlikte yaşama sanatını en iyi şekilde icra eden bu toplumlar, günümüz dünyasının özlemini derinden hissettiği bir barış ve hoşgörü ikliminde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bundan da klasik Türk sanatının en göze çarpan ürünlerinden “Ebru Sanatı”nda olduğu gibi, birbirine geçmiş, birbirlerinin rengini almış, yeni bir renk ve ahenk oluşturmuş bir tablo ortaya çıkmıştır. Balkanlar’da beş asrı aşkın bir süre hüküm süren Osmanlı Devleti dahilinde, Balkan halklarını dini kolektif kimlikler içinde bir arada tutabilmiştir. Çağdaş Balkanlar’da da hala Osmanlı mirası olarak değerlendirebileceğimiz Müslüman halkların yanı sıra Türk toplulukları da yaşamaktadır. Bu çalışma da geçmişten günümüze Balkan coğrafyasında farklı unsurların birlikte yaşamasını sağlayan ortamın nasıl oluştuğu, nasıl sürdürüldüğü, tarihi belgeler ışığında ele alınıp genel bir perspektif sunulacaktır. Bu belgeler, 1400’lü yıllardan başlayıp 1900’lü yıllara kadar uzanan bir dönemi kapsayacaktır. Sosyal, kültürel, tarihi süreç göz önünde tutularak, bilindik genel bilgilerle ile gözden kaçan ayrıntılar birlikte sunulacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BÜYÜK SELÇUKLU ŞEHİR YAPILANMASININ ANADOLU SELÇUKLU ŞEHİR KÜLTÜRÜ ÜZERİNE TESİRİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27122</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27122</guid>
      <author>Tülay METİN</author>
      <description>Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluş aşamasında sosyo-ekonomik koşullara bağlı olarak geliştirilen iskân ve imar faaliyetlerinde yerleşik hayata paralel şehirleşme amaçlı bir yapılanma görülmektedir. Bu meyanda oluşturulan ve menşei Sasanî, İslâm, Samanî, Gaznelî ve Karahanlılara dayanan Selçuklu şehir kültürü, Selçuklular ile yeni bir ivme kazanarak temayüz etmiştir. Kısa sürede İslâm dünyasına hâkim olan Selçukluların muasırı olan veya sonrasında İran, Anadolu, Irak, Suriye ve Mısır’da kurulan muhtelif devletler siyasî, sosyal ve kültürel bakımdan Selçuklu izleri taşımaktadırlar. Bunlardan Selçukluların bir şubesi olarak Anadolu’da tesis olunan Selçuklularda bu tesirin daha güçlü olduğu aşikârdır. Selçukluların Anadolu’da Bizans’tan devraldıkları veya boş yerlerde yapılanmaya gittikleri şehir müessesesi Selçuklulara has bilinçli imar politikası ile yapılandırılmıştır. İran coğrafyasında sistemli bir şekilde oluşturulan şehir ve şehirleşmeye dair yapılan faaliyetlerin devamı niteliğinde olmak üzere Selçuklular tarafından Anadolu’da aynı uygulama gelişerek devam ettirilmiştir. Şüphesiz farklı bir coğrafya ve öncesinde vaki olan bir yapılanmanın varlığı Selçuklu tesiri ile yeniden yoğrulmuştur. Selçukluların kuruluşundan itibaren Horasan coğrafyasında sahip oldukları şehir kültürünün, Türkiye Selçuklu şehri üzerindeki tesiri, oluşumu, kurumları ve diğer unsurları dikkate alınarak mukayese yoluyla incelenmesi gereken önemli bir mevzudur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CAM TAVAN, KADIN VE EKONOMİK ŞİDDET</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27131</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27131</guid>
      <author>Veda BİLİCAN GÖKKAYA</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, kadının hem evde ürettikleriyle hem de toplumsal yaşamın diğer alanlarında ürettikleriyle çalışma yaşamının en önemli ögelerinden biri olmasına rağmen, uğramış olduğu ekonomik şiddeti ve bunun cam tavan (glass ceiling) kavramıyla bağlantısını ortaya koymaktır. Önemli bir toplumsal gerçek olan şiddet, ister gelişmiş ister gelişmekte olsun tüm toplumlarda gündelik yaşamın pek çok boyutunda, farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. “Bir kişi veya topluluğun fiziksel ve ahlaki bütünlüğüne, mülkiyetine, kültürel ve sembolik değerlerine karşı herhangi birey, grup ya da örgütlü bütünlük tarafından verilen zarar veya fiziksel ya da psikolojik acı” (Acet,2005:75) olarak ifade edilen şiddet, toplumlarda özellikle kadın ve çocukları hedef almakta, onları mağdur duruma düşürmektedir. İnsan hakları açısından hak ve özgürlük ihlali olarak karşımıza çıkan kadına yönelik şiddetin birçok türü vardır. Bunlar: fiziksel şiddet, cinsel şiddet, psikoloji şiddet, kültürel şiddet ve konumuzun odağında olan ekonomik şiddettir. Ekonomik şiddet kadının, “emeğine, yarattığı/ürettiği değere, varlıklarına, kazanma gücüne, kazancına, karar alma hakkına el koymaktır” (Işık,2007:115). Araştırmacılar tarafından özellikle 1980’lerde konuşulmaya başlanan cam tavan ise “kadınların ve azınlık grupların şirket mer</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SABAHATTİN KUDRET AKSAL’IN “SOYUT ODA” ADLI ÖYKÜSÜ ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27142</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27142</guid>
      <author>Veysel ŞAHİN</author>
      <description>Cumhuriyet dönemi şair ve yazarları arasında olan Sabahattin Kudret Aksal, eserlerinde kent insanın gündelik hayat mücadelesi ve çatışmasını ele alır. Sıradan küçük adamın-insanın, zaman, mekân ve nesnelerle kuşatılmışlığı, yaşama katılma reflekslerini, felsefik ve psikojik öğlerle eserlerine taşyan yazar, öykülerinde olaylardan ziyade durumuları irdeler. Öyküleri yapı ve izlek bakımdan sağlam olan yazar, benöyküsel öyküleriyle öykü dünyasında kendine yer bulur. Sabahattin Kudret Aksal’ın ‘Soyut Oda’ adlı eseri de benöyküsel bir öyküdür. Yazar ‘Soyut Oda’ adlı öyküsünde bireyin zaman, mekân ve değişen dünya karşısında kendini yeniden kurma çabasını vurgular. Öykü kişisi, Ali Numan Bey’in kendini yitik saydığı zaman ve uzamdan kaçarak kendi benliğine yönelmesi, öykünün temel dokusunu oluşturur. Sabahattin Kudret Aksal’ın ‘Soyut Oda’ adlı öyküsü; bakış açısı, olay, kişi, zaman, mekân ve temel izlekler açısından yazarın öykülerinin genel bir çıkarımı niteliğindedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE HEGEMONYA OLGUSU VE ABD HEGEMONYASININ SİYASAL VE KÜLTÜREL KAYNAĞI: “AMERİKAN İSTİSNACILIĞI” YA DA “AÇIK/KAÇINILMAZ YAZGI”</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27144</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27144</guid>
      <author>Bülent ŞENER</author>
      <description>“Eleştirel Kuram”da kullanılan ve Robert Cox’un Antonio Gramsci’den alarak Uluslararası İlişkiler disiplinine uyarladığı hegemonya kavramı, uluslararası sistemde devletlerin zorlama sonucu değil, bir devletin etrafında onun etkisini kabul ederek kendi rızalarıyla oluşturdukları ilişki sistemini anlatmak için kullanılmaktadır. Uluslararası ilişkiler tarihine bakıldığında, bazı devletler ya da devlet toplulukları belli süreçler sonucunda güç ve kapasitelerini devletlerarası ilişkilerin işleyiş tarzını belirleyebilecek ölçüde geliştirebilmişlerdir. Bu devletler sistem içindeki diğer aktörlerin kendilerine karşı oluşturabilecekleri potansiyel koalisyonların toplamda yaratabileceğine yakın bir güce ve kapasiteye sahip olarak, hegemon konumlarını kendilerinin yerini alacak olan yeni bir büyük gücün yükselişine dek sürdürmüşlerdir. II. Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’nin hegemonyasının sona ermesiyle birlikte onun halefi olarak uluslararası sistemin hegemon gücü haline gelen ABD, uluslararası sistemin kuralları ve normlarını kendi motivasyon ve isteklerine göre değiştirme gücüne ve yeteneğine sahip olma konumunu elde etmiştir. Bu bağlamda, ABD’nin günümüz uluslararası sistemindeki hegemonyasının kaynakları arasında sahip olduğu siyasal ve kültürel unsurlar temel önem arz etmektedir. Bu çalışmada, uluslararası ilişkilerde hegemonya olgusu ele alınarak, siyasal ve kültürel bağlamda ABD hegemonyasına kaynaklı eden “Açık/Kaçınılmaz Yazgı” (Manifest Destiny), diğer bir isimlendirmeyle “Amerikan İstisnacılığı” (American Exceptionalism) ele alınıp değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AYAKKABI TASARIMI VE ÜRETİMİ LİSANS PROGRAMINA YÖNELİK EĞİTİM İHTİYAÇLARININ BELİRLENMESİ*</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27125</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27125</guid>
      <author>Perihan TUNC, Yavuz ERİŞEN</author>
      <description>Türkiye’de “Ayakkabı Tasarımı ve Üretimi Lisans Programına Yönelik Eğitim İhtiyaçlarının Belirlenmesi” amacı ile yapılan bu araştırma genel tarama modelindedir. Verileri toplamak amacı ile Ayakkabı tasarımı ve üretimi lisans programı mezununda bulunması gereken tasarım, üretim ve pazarlama yeterliklerinden yola çıkılarak toplam 50 maddelik bir ölçek geliştirilmiştir. Araştırmanın çalışma evreni toplam 687 kişiden oluşmaktadır ve çeşitli üniversitelerde görev yapan pazarlama, tasarım, ayakkabı alanında çalışan öğretim elemanları, ayakkabı üreticileri, ayakkabı tasarımcıları ve ayakkabı öğretmenlerini kapsamaktadır. Ölçek, Kasım 2011 ve Nisan 2012 tarihleri arasında online ve yüz yüze olarak iki ayrı şekilde uygulanmıştır. Online uygulama öğretim elemanlarına, ayakkabı eğitimcilerine ve tasarımcılara yapılmıştır. Yüz yüze uygulama ise İstanbul, İzmir, Konya, Gaziantep, Adana, Hatay, Manisa ve Bursa illerinde günde 200 çift ve üzerinde ayakkabı üretimi yapan işletme sahiplerine yapılmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye’de ayakkabı tasarımı ve üretimine yönelik olarak, lisans programlarının ayakkabı tasarımı, teknolojisi, üretimi, yönetimi ve pazarlamasına ilişkin yeterlilikleri kapsaması gerektiği ortaya çıkmıştır. Katılımcılar tüm yeterliklere ilişkin olarak “çok önemli” ve “oldukça önemli” düzeylerinde görüş bildirmişlerdir. Tasarım yeterlikleri, ayakkabı ve moda bilgisi, görsel, çizgisel sunum, anlatım becerileri ile özgün tasarım yapabilme becerilerini kapsamaktadır. Katılımcılar bölüm mezunlarının ayakkabı üretim sürecinde yer alan tüm evrelere hakim olmalarını beklemektedirler. Pazarlama yeterlilikleri ise alana ilişkin bilgileri etkin kullanarak kendi markasını oluşturma, ambalaj ve ürünü pazarlayabilme gibi becerileri kapsamaktadır. Katılımcılar arasında belirlenen yeterliliklerin önem derecesin ilişkin olarak bazı görüş farklılıkları tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ BİLGİ OKURYAZARLIK DÜZEYLERİ VE ELEŞTİREL DÜŞÜNME EĞİLİMLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27074</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27074</guid>
      <author>Beyza BAYRAK</author>
      <description>Eleştirel düşünme, sorun çözme ve karar verme gibi becerilerin geliştirilmesi için etkin bilgi kullanıcısı olunması gerekmektedir. Etkin bilgi kullanımı ise bilgiye ulaşma, bu bilgiyi kullanma, örgütleme ve iletme becerileri ile kısacası bilgi okuryazarı olunması ile mümkündür. Bu amaçla, bu araştırmada öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlık düzeyleri ve eleştirel düşünme eğilimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada veriler, Kökdemir (2003) tarafından Türkçe’ ye çevrilmiş olan “California Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği” ve Adıgüzel (2011) tarafından geliştirilmiş olan “Bilgi Okuryazarlığı Ölçeği” ile toplanmıştır. Toplam 6 faktör ve 51 maddeden oluşan California Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeğinin, iç tutarlılık katsayısı (alfa) 0,88 dir. Bilgi Okuryazarlığı Ölçeği ise, 4 faktörlü bir yapıya sahiptir. Ölçeğin genel Cronbach Alpha iç güvenirlik katsayısı .928 olarak bulunmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenimini sürdüren lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde toplanan verilerin SPSS programında analizi yapılmış, araştırma sonucunda bilgi okuryazarlığı puanlarının sınıf düzeyine bağlı olarak değiştiği; en yüksek ortalamanın dördüncü sınıf öğretmen adaylarında bulunduğu saptanmıştır. Eleştirel düşünme puanlarının bilgi okuryazarlığı puanlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, eleştirel düşünme eğilim puanları en yüksek olan öğretmen adayı grubu üçüncü sınıflarda bulunurken; genel olarak öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilim ve düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. Cinsiyete göre; bilgi okuryazarlık puanlarının ve eleştirel düşünme eğilim puanlarının değişmediği bulunmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE HAZIR GİYİMSEKTÖRÜNDE KULLANILAN BİLGİSAYAR DESTEKLİ KALIP HAZIRLAMA SİSTEMLERİNDEN ASSYST, KONSANCAD VE LECTRA SİSTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27123</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27123</guid>
      <author>Mücella ÖZKAN</author>
      <description>Hazır giyim sektöründe kullanılan Bilgisayar destekli kalıp hazırlama sistemlerinden Assyst, Konsancad ve Lectra sistemlerinin karşılaştırılması araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Bu sistemlerin belirlenmesinde; sistemi öğrenebilme zamanı, uygulama yapabilme olanakları ve yaygın kullanımları göz önünde bulundurularak mevcut sistemler arasından Assyst, Konsancad ve Lectra sistemlerinin araştırma için uygun olabileceğine karar verilmiştir. Yapılan araştırma da sistemlerin incelenmesi alfabetik sıra ile tamamlanmıştır(Assyst, Konsancad, Lectra). Araştırma yapılırken Hazır giyim sektöründe kullanılan Bilgisayar destekli kalıp hazırlama sistemlerinin tamamı araştırmanın evrenini oluştururken tercih edilen sistemler araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma yapılırken öncelikle Dünya’da ve Türkiye’de Hazır giyim sektörü hakkında bir bilgi taraması yapılmıştır. Her sistem için kaynak taramaları yapılarak sistemler hakkında literatür bilgileri toplanmıştır. Her üç sisteminde kendi içinde avantaj ve dezavantajları belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra her sistem de aynı model ve kumaş eni de aynı belirlenerek örnek bir pastal planı hazırlanmıştır. Pastal planı yerleşimi yapılırken ilk önce kumaş yönü dikkate alınarak daha sora kumaş yönüne dikkat edilmeden bir serim yapılmıştır. Yapılan serimler sonucunda her sistemin ne kadar verimli bir yerleşim yaptığı ve fire oranları belirlenmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM 8. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN CEBİRSEL DÜŞÜNME BECERİLERİNİN SOLO TAKSONOMİSİ İLE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27124</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27124</guid>
      <author>Pınar ANAPA SABAN, Osman BAĞDAT</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı; 8. sınıf öğrencilerinin genellemeleri formüle etme, sembolleri ve cebirsel ilişkileri kullanma ve çoklu gösterimlerden yararlanma şeklinde sıralanan cebirsel düşünme becerilerini SOLO Taksonomisi ile incelemektir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışma 2011-2012 Eğitim- Öğretim yılı ikinci döneminde Bursa ili İnegöl ilçesindeki ilköğretim okullarından birinde 15 tane 8. sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 8. sınıf öğrencileri arasından maksimum çeşitlilik örneklemesine uygun olacak şekilde seçilmiştir. Çalışmada uzman görüşler doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan sekiz problem kullanılmış ve öğrencilerle bu problemler üzerinde klinik görüşmeler yürütülmüştür. Yazıya dökülen klinik görüşme, video kayıtları ve araştırmacı notları çalışmanın veri toplama araçlarını oluşturmaktadır. Toplanan veriler betimsel yöntemle analiz edilmiştir. Veri analizinde Miles ve Huberman (1994) tarafından tanımlanan çift-kodlama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin çoğunluğunun SOLO Taksonomisine göre ilişkilendirilmiş yapı (İY) seviyesinin altında yer aldığı görülmüştür. Öğrencilerin en çok zorlandıkları beceri sembolleri ve cebirsel ilişkileri kullanma becerisi olmuştur. Öğrencilerin akademik başarılarına göre yapılan analizde ders notu yüksek öğrencilerin cebirsel düşünme becerilerinin diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LOUISE ERDRICH'İN BEYAZ ADAMIN GELİŞİYLE İLGİLİ BİLİNCİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27102</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27102</guid>
      <author>Sabahattin YEŞİLÇINAR, Bülent Cercis TANRITANIR</author>
      <description>Louise Erdrich Alman-Amerikan ve Chippewa mirasının çağdaş bir yazarıdır. Erdirich, kendisi gibi çift kültürlü geçmişe sahip insanların hayatlarını etkileyen bilinç ve uyanışı yansıtır. O, Beyaz Adam’ın gelişiyle, atalarının karşılaştığı problemlerin farkında ve bu farkındalığı eserlerinde başarıyla konu edinmiştir. Beyazların gelişi, Kızılderililer için, yerlilerin tüm değerlerini değiştiren yeni bir kaderin başlangıcı olmuştur. Bu iki ırkın karşılaşması, daha fazla altın ve ucuz iş gücü edinmek için beyazların eliyle yapılan birçok ölüm, acı ve zalimliklere neden olmuştur. Bu yüzden bu iki millet arasındaki etkileşim Louise Erdrich eserlerinde ortak temalardan biri olmuştur çünkü beyazlarla ve yerlilerin buluşması Kızılderililerin anılarında uğursuz bir tarih olarak kalmıştır. Erdrich, karakterlerinin yardımıyla, eserlerinde trajedilerinden olumlu ve olumsuz sonuçlarını gösteren yetenekli bir yazardır. Bu yetenek yazarın tarihi objektif olarak işlemesine yardımcı olmuştur. Misyonerler tarafından yapılan kalıcı ve yıkıcı eylemleri tasvir ederken önyargısız kalmayı başarmıştır. Özetle, Alman-Amerikan ve Chippewa kökenli popüler çağdaş yazarlarından biri olan Erdrich, Kızılderili tarihi hakkındaki bilincini eserlerinde anlatıyor ve bu bilinci karakterlerine yansıtmakta çok başarılı. Bu yazıda, Erdrich’in Kızılderili tarih bilinci ve bu bilincin karakterler vasıtasıyla nasıl işlendiği incelenecektir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTİSTİK BİR ÖĞRENCİYE ADI SÖYLENEN ÇALGIYI GÖSTEREBİLME ÖĞRETİMİNDE EŞZAMANLI İPUCUYLA ÖĞRETİMİN ETKİLİLİĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27129</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27129</guid>
      <author>Jale DENİZ, Didem Mutlu KARŞIYAKALI , Ayten DÜZKANTAR UYSAL</author>
      <description>Bu araştırmada; adı söylenen çalgıyı gösterebilme hedef davranışının öğretiminde eşzamanlı ipucu ile öğretimin etkililiği araştırılmış olup, öğretim sırasında hedeflenmeyen beceri öğretimine yer verilmiştir. Hedeflenmeyen beceri sunumu, gösterebildiği çalgıyı amacına uygun şekilde çaldırabilmek şeklinde yapılmıştır. Araştırma, İstanbul'da bir özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde bireysel eğitime devam eden 7 yaşında otistik bir erkek çocuğu ile yapılmıştır. Tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmada gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verisi toplanmıştır ve eşzamanlı ipucu ile öğretimin etkililiğini belirlemek üzere grafiksel analiz yapılmıştır. Araştırmanın genelleme etkisi öntest-sontest şeklinde, ortamlar arası ve kişiler arası genellemeye yönelik düzenlemeye yer verilerek yapılmıştır. Öğrenmenin kalıcılığı ise; uygulama sona erdikten 2 ve 4 hafta sonra uygulanan izleme oturumları ile kontrol edilmiştir. Bulgular; hedeflenen davranışların öğretiminde eşzamanlı ipucu ile öğretimin etkili olduğunu, öğretim sona erdikten 2 ve 4 hafta sonra yapılan izleme oturumları ile kalıcılığın korunduğunu ve öğrenilenlerin aynı oturumda gerçekleştirilen farklı ortam ve farklı kişi genellemesinde etkili olduğunu göstermiştir. Araştırmada hedeflenmeyen becerinin katılımcı tarafından kazanıldığı ve etkisinin sürdüğü uygulama bitiminden 13 hafta sonra yapılan sosyal geçerlilik verisi ile tespit edilmiştir. Bu araştırmayı izleyen araştırmalar için, eş zamanlı ipucuyla öğretimin "adı söylenen çalgıyı gösterebilme" hedef-davranışında kullanılan marakas, metelefon, mızıka çalgılarının yanı sıra farklı çalgıların öğretilmesine dayalı uygulamalar yapılması; benzer araştırmanın farklı modellerle (denekler arası çoklu yoklama modeli gibi) ve farklı gelişimsel özellikler gösteren öğrencilerle (zihin engelliler vb.) yapılması önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇATI KAVRAMI ÜZERİNE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27103</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27103</guid>
      <author>Seda YILMAZ</author>
      <description>Araştırmada çatı kavram ve teriminin kapsamı, bu kategoriyi oluşturan şekillerin öz nitelikleri ve söz konusu şekillerin sınıflandırılmasında kullanılan ölçütlerin neler olması gerektiği konuları üzerinde durulmuştur. Çalışmada benimsenen kavrayış açısından geleneksel gramerdeki yerleşmiş mevcut çatı tanımının, morfolojik bir kategori olan çatı şekillerinin söz diziminin görevli öğelerinden özne ve nesneye göre tasnif edilmesi ve çatı kategorisinin her türlü fiil kelime şeklinde işleyebileceğinin belirtilmemiş olması sebebiyle tartışmaya açık olduğu düşünülmektedir. Bundan dolayı çatı kavram ve teriminin bahsedilen hususları da kapsayacak şekilde işlenip tasrihi gerekmektedir. Bu çalışmada söz konusu edilen çatı morfemleri olmaksızın Türkiye Türkçesinde (TT) herhangi bir çatı ulamının varlığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Buna göre TT’de fiil tabanıyla temsil edilen eylemin bağlantılı olduğu nesnenin eylemin faili olduğunu bildirdiği ve sıfır biçim birimiyle temsil edildiği ileri sürülen etken çatı şekli yoktur. Dolayısıyla TT’de somut etken çatı şekli olmadığı gibi, onun yokluğu da anlamlı değildir. Medial çatı, fiil tabanınca iletilen eylemin bağlantılı olduğu nesnenin o eylemin faili olduğu ve söz konusu nesnenin iç ya da dış durumunda bir değişikliğin meydana geldiği anlamına sahip fiil şeklidir. TT’de bu anlama sahip kalıplaşmış ve böylelikle eylem ve nesne arasındaki sözü edilen bağlantıyı morfolojik yolla dile getirmeyen fiiller bizce medial çatı kelime şekli değil, medial anlamlı fiil olarak değerlendirilmelidir. Çalışmada Türkiye Türkçesi çatı şekilleri işlevsel dil bilimi metodu kullanılarak ele alınmış ve söz konusu şekiller kullanıldıkları bağlamda yerine getirdikleri işlev göz önünde bulundurularak sınıflandırılmıştır. Çatı şekillerinin işlevlerinin hatasız ve eksiksiz bir biçimde ortaya konulabilmesi için Çağdaş Türk edebiyatı malzemesinden ve konuşmalardan yararlanılmış ve birleşiminde çatı şekillerinin yer aldığı fiil şekillerinin işlevleri tarama yöntemiyle elde edilen örneklerle de sınanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


