






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2015 Sayı  34</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=571</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>LİSELERDE OKUL YÖNETİCİLERİNİN KRİZ YÖNETME BECERİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27423</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27423</guid>
      <author>Aycan ÇİÇEK SAĞLAM, Sevda ÖZSEZER</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Uşak ili merkez ilçede bulunan liselerde görev yapan yöneticilerin, okul yönetimlerinin kriz yönetimi becerilerine ilişkin görüşlerini çeşitli değişkenlere göre belirlemektir. Nicel yöntem kullanılarak yapılan araştırmanın evrenini, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Uşak ili merkez ilçesinde bulunan 19 lise ve bu okullarda görev yapan 86 yönetici, oluşturmaktadır. İlgili evrenden örneklem alma yoluna gidilmemiş, çalışma evreninde yer alan tüm yöneticilere anket uygulanmıştır. Dağıtılan ölçeklerden, 42 yönetici ölçeği değerlendirilmeye alınmıştır. Veriler, Aksu ve Deveci (2009) tarafından geliştirilen “İlköğretim Okulu Müdürlerinin Kriz Yönetimi Becerileri Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde betimsel istatistiklerin yanı sıra t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey anlamlılık testi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 17.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre yöneticiler, kriz süreci yönetim becerilerinde okul yönetimlerini “çoğunlukla” düzeyinde yeterli görmektedir. Okul yönetimlerinin kriz yönetim becerilerine ilişkin yönetici görüşleri görev türü değişkenine göre kriz süreci genelinde karşılaştırıldığında, okul müdürleri ile müdür yardımcılarının görüşleri arasında anlamlı farklılık vardır. Buna göre, müdürler, müdür yardımcılarına göre okul yönetimini, kriz süreci yönetim becerilerinde daha yeterli görmektedir. Ayrıca okul türü değişkenine göre, meslek lisesi yöneticileri ile genel lise yönetici görüşleri ve hizmet içi eğitim değişkenine göre, hizmet içi eğitime katılan ve katılmayan yönetici görüşleri arasında anlamlı bir farklılık olmayıp benzer düşündükleri sonuçlarına ulaşılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1668-1670 (H.1079-1080) YILLLARINDA DÂRÜSSAÂDE AĞASI NEZÂRETİNDEKİ VAKIFLARLA İLGİLİ BAZI ARŞİV KAYITLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27442</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27442</guid>
      <author>H. Ahmet ARSLANTÜRK, Kadir ARSLANBOĞA</author>
      <description>Dârüssaâde Ağaları, Topkapı Sarayı’nda bulunan Harem dairesinin amiri ve idarecisiydiler. Padişaha çok yakın olmalarından dolayı siyasî ve idarî nüfuzları en üst seviyedeydi. İdarî ve siyasî açıdan oldukça yüksek pozisyona sahip olan Dârüssaâde Ağaları’na 1588 tarihinde Haremeyn Evkâfı Nazırlığı ek bir görev olarak tevcih edilmiştir. Böylelikle, Dârüssaâde Ağaları Osmanlı Devleti’nin sınırları dahilindeki muhtelif bölgelerde bulunan ve içerisinde selâtin vakıflarının da olduğu yüzlerce büyük ölçekli vakfın yönetiminden sorumlu hale gelmişlerdir. Dârüssaâde Ağalarının malî ve ekonomik gücü ve otoritesinin temelini nazırlığını üstelendikleri Haremeyn Evkâfı Nezâreti bünyesindeki bu vakıflar teşkil etmişlerdir. Bu makalede 1668-1669 (H. 1079) yılında Dârüssaâde Ağası’nın sorumluluğu ve yönetimi altında bulunan vakıfların çok nadir ve bir o kadar da derli toplu bir listesinin ve ilgili vakıfların 1669-1670 (H. 1080) yılı gelir-gider ve alacak hesaplarının tutulduğu arşiv defterlerinin yayımlanması amaçlanmıştır. Bununla birlikte öncelikle Dârüssaâde Ağalığı bir kurum olarak kısaca tanıtılarak ağaların sorumluluğunda olan Haremeyn Evkâfı Nezâreti’nin bir kurum olarak nasıl evrildiği hakkında genel bilgiler verilmiştir. Bunun akabinde ise yayımlanan arşiv kayıtları hakkında bazı ön bilgiler eşliğinde mütevazi bir değerlendirmeye yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda ise makalenin ana hedefini oluşturan Dârüssaâde Ağalığı’na bağlı vakıfların yer aldığı arşiv defterlerinin latinize edilmiş metinleri eklenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MESCİT DAĞLARI'NDA BUZUL İZLERİ (KD TÜRKİYE)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27412</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27412</guid>
      <author>Nurfeddin KAHRAMAN</author>
      <description>Mescit Dağları, Pleyistosen buzullaşmasının izlerini taşır. Bu dağlık kütlenin zirve kesiminde sirkler halindeki buzul aşınım şekillerinin varlığı, önceki yıllarda yapılan araştırmalarla belirlenmişti. Bölgede yaptığımız gözlemlerde, zirve kesiminin güneybatısına yakın bir konumda bulunan Petekli Çayı üst çığırındaki Eskiköy de, til çökellerinden oluşan moren setleri tespit edilmiştir. 1800 – 1880 m. yükseltiler arasında bulunan Eskiköy, buzul - akarsu karışımı dolgulardan oluşmuş, üzerindeki moren depolarından dolayı dalgalı görünüme sahip bir düzlük halindedir. Moren setleri, bu düzlüğü güneyden kuşatan dağlık sıranın kuzeye bakan yamaçları altında ve düzlüğün güneybatı-batı kesimlerinde, yaklaşık 1830 – 1870 m. yükseltiler arasında bulunmaktadır. Sözkonusu setler, belirtilen dağ yamaçları altındaki kesimde, doğal veya beşeri nedenlerle fazla bozulmaya uğramamıştır. Büyük ve Küçük Henegen olarak adlandırılan bu kesimdeki moren setlerinin ilksel biçimlerini koruyor olmaları, onların oldukça yeni olduğu düşüncesini de kuvvetlendirir. Mescit Dağları, Doğu Karadeniz Dağları’nın güneyinde yeralır. Adı geçen dağ sıraları birbirine yakın konumda bulunur ve yükseltileri 3.000 metreyi aşar. Bu bakımdan Pleistosen buzullaşma süreci, bu dağlar üzerinde benzerlikler göstermiştir. Eskiköy’deki buzul setleri doğal ve beşeri sebeplerle bozulmalara uğramıştır. Bu tahribat, eski buzul setlerinde daha fazladır. Mescit Dağları’nın zirve bölgesine yakın kesimlerde, Pleyistosen buzullaşmasının birikim şekillerine ait izler, bu çalışma ile ilk kez ortaya konmaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN İŞLETME PERFORMANSINA ETKİSİ: LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27291</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27291</guid>
      <author>Orhan KÜÇÜK, Emine YILMAZ , H. İbrahim ŞEN , Nurten KÜÇÜK</author>
      <description>Toplam Kalite Yönetimi, müşteri ve işgören memnuniyetini sağlamak amacıyla her faaliyetin sürekli iyileştirme anlayışı çerçevesinde, bilgi ve sistem yaklaşımı kullanılarak, tüm süreç ve aşamalarda kalite odaklı yürütülmesidir. İşletmenin ulaşmak istediği hedefler ile elde etiği çıktıların ne derece birbirlerine uygunluk gösterdiği ise bu çıktıların ölçülmesi ile mümkündür. Bu anlamda işletmelerde Toplam Kalite Yönetimi adına yürütülen faaliyetlerin işletme performansına olan etkisinin belirlenmesi bir işletmenin sahip olduğu kaynakların değerlendirilmesinin ötesinde geleceğe yönelik oluşturulacak amaç ve hedeflerinin belirlenmesi açısından da büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmasının temel amacı, Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarının işletme performansına olan etkisini ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında, Trabzon ve Gümüşhane illerindeki lojistik sektöründe çalışan personel üzerinde bir alan araştırması yapılmıştır. Anket sonucunda toplanan veriler SPSS programında analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Gerçekleştirilen araştırma sonucunda Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarının işletme performansı üzerinde olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür. Yapılan değerlendirmeler sonucu, Toplam Kalite Yönetimi ile İşletme Performansını arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kalite, Toplam Kalite, Toplam Kalite Yönetimi, Lojistik, İşletme Performansı. JEL Kodu: M10, M 11, M12 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN AKADEMİK ERTELEME DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29367</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29367</guid>
      <author>Belkıs KARABIYIK-ÇERİ ,  Ceyda ÇAVUŞOĞLU , Mehmet GÜROL</author>
      <description>Akademik erteleme davranışı yapılması zorunlu olan işleri yapmaktan ya da sorumlulukları yerine getirmekten kaçınma davranışı olarak literatürde tanımlanmıştır. Erteleme davranışı üniversite öğrencileri arasında da oldukça sık gözlemlenen bir olgudur. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerini tespit etmek olup; cinsiyet, fakülte ve sınıf değişkenlerine göre bu davranışın görülme durumunu incelemektir. Bu araştırma tarama modelinde nicel araştırma tekniğine uygun bir şekilde planlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul’da bir devlet üniversitesinde okuyan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya farklı fakültelerde eğitimine devam eden 305’i kadın ve 278’i erkek toplam 583 üniversite öğrencisi katılmıştır. Üniversite öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerini belirlemek amacıyla 16 maddelik Akademik Erteleme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde t testi, tek örneklem varyans analizi yapılmış ve Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin akademik erteleme düzeylerinin cinsiyete göre bir farklılık göstermediği anacak okudukları fakültelere ve okudukları sınıf düzeylerine göre anlamlı bir farklılık olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin akademik başarı puanları ile  akademik erteleme düzeyleri arasında ise anlamlı düzeyde negatif yönde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.&lt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ILISU BARAJ PROJESİNİN ALMAN BASININDA ALIMLANMASI ÜZERİNE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27427</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27427</guid>
      <author>Umut BALCİ</author>
      <description>Yüzyıllardan beri farklı kültürden insanların bir arada yaşadığı Hasankeyf, Güney Doğu Anadolu Bölgesindeki Batman ilinin bir ilçesidir. Bölge geçmişten kalan tarihi eserleri sayesinde dünyaca ünlü bir yerdir. Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında inşa edilen Ilısu-Barajı Hasankeyf’teki tarihi mirası tehdit etmektedir. Avusturya, Almanya, İngiltere ve İsviçre gibi bazı Avrupa ülkeleri başlarda Ilısu-Baraj-Projesini desteklese de, dünya geneline yayılan baraj karşıtı protestolardan dolayı desteklerini geri çekmişlerdir. Bu çalışma kapsamında, Almanya’nın iki büyük ulusal gazetesi olan Süddeutsche Zeitung ve Die Zeit gazetelerinin arşivleri taranmış ve Hasankeyf ile Ilısu-Baraj-Projesi üzerine yazılan haberler (metinler) teker teker analiz edilmiştir. Bu analizden hareketle Alman basınının ve bununla bağlantılı olarak Almanların antik bir şehir olan Hasankeyf ve IlısuBaraj Projesine karşı yaklaşımları ve tarihi kentin baraj suları altında kalmasını nasıl alımladıkları irdelenmiştir. Gazetelerden elde edilen metinler söylem açısından çözümlenmiş, böylece dil, düşünce ve toplum arasındaki bağlantıya özen gösterilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ASİ NEHRİ DELTASININ (HATAY) ARKEOLOJİK TURİZM POTANSİYELİNİN COĞRAFİ AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27366</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27366</guid>
      <author>Emre ÖZŞAHİN, Çağlar Kıvanç KAYMAZ</author>
      <description>Asi Nehri deltasında yapılan sistematik arkeolojik kazı ve araştırmalar sonucunda bazı antik yerleşimlerin varlığı ortaya çıkarılmıştır. Bu mekânlar arkeoloji ve turizm bilimleri arasındaki ilişkiden doğmuş turizm nişlerinden biri olan arkeolojik turizm bakımından oldukça önemlidir. Bu çalışmada Asi Nehri deltasının arkeolojik turizm potansiyeli ile bu potansiyelin coğrafi açıdan değerlendirilmesi amaçlanmış ve sahanın arkeolojik miras olarak değeri tartışılmıştır. Acaba Asi Nehri deltası arkeolojik turizm bakımından elverişli midir? Bu sahada arkeolojik turizm faaliyetleri yapılabilir mi? Sahanın hangi tür özellikleri arkeolojik turizm açısından önemlidir? Arkeolojik turizm potansiyelinin temel unsurları nelerdir? Çalışma gerek literatür destekli bilimsel araştırmalar, gerek çeşitli tematik haritalar ve gerekse sistematik bir şekilde gerçekleştirilen saha çalışmaları sonucunda toplanan veriler ışığında şekillendirilmiştir. Ayrıca elde edilen veriler SWOT analiziyle değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda Asi Nehri deltasının arkeolojik turizm bakımından elverişli olduğu anlaşılmıştır. Günümüzde yörede daha çok doğa ve kültür turizmine yönelik gerçekleştirilen uygulamalar resmi çerçevede arkeolojik turizm faaliyetlerine yönlendirilebilir ve böylece turizmin çeşitlendirilmesi sağlanabilir. Asi Nehri deltasının arkeolojik turizm potansiyelinin temel unsurlarından çekicilikler ile erişim faaliyetleri yeterli düzeyde olmasına rağmen, konaklama hizmetleri tam anlamıyla istenilen düzeyde gelişmemiştir. Sahadaki arkeolojik kalıntıların tür ve nitelik bakımından farklılık göstermesi çekicilikleri, kara ve hava olmak üzere gelişmiş ulaşım sistemlerinin mevcudiyeti ise erişimi meydana getirmektedir. Diğer yandan arkeolojik turizm bakımından kullanıma sunulabilecek mekânların var olmamasına karşın, yakın gelecekte bu türden geleneksel ve otantik konaklama mekânlarının oluşturulabilecek olması da konaklama unsurunun durumunu yansıtmaktadır. Bütün bu bulgulara dayanılarak öncelikle delta alanı ve yakın çevresi, daha sonra ise Hatay ilinin geneli olmak üzere arkeolojik turizm konusunda detaylı araştırmalar yapılmalıdır. Ayrıca ilgili turizmin geliştirilmesine yönelik olarak planlama çalışmalarına da önem verilmelidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAFÎ MUSTAFA’NIN GÖNLÜYLE MUHAVERE NİTELİĞİNDE BİR MANZUMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27446</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27446</guid>
      <author>Ahmet DOĞAN</author>
      <description>Klasik Türk edebiyatının on sekizinci yüzyıl şairlerinden olan Safî Mustafa, tezkirelerde ismi geçmeyen bir şahsiyettir. Milli Kütüphane yazmalar kataloğunda “Eş’âr” adıyla kayıtlı bir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖRSEL KÜLTÜR ÇAĞININ TÜKETİCİSİ: GERÇEK DÜNYADAN SANAL DÜNYAYA DEĞİŞEN TÜKETİCİ PROFİLİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27378</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27378</guid>
      <author>Cem GÜZELOĞLU, Burak KARABULUT</author>
      <description>İnsanoğlunun var olduğu günden buyana başlayan tüketim tarihi, süreç içerisinde birçok dönüşüm geçirmiştir. Eski dönemin bakış açısı, ihtiyacı kadar almak ve çalışmak iken yeni anlayış daha çok satın almak için çalışmak ve tükettiğin kadarıyla varlığını sürdürebilmek üzerine kurgulanmıştır. Bugünkü gelinen noktada Baudrillard’ın dediği gibi, tüketim kavramı artık nesnelerin ötesinde fikir ve imajların tüketilmesini içermektedir. Tüketim ürünleri, taşıdıkları simgesel anlamlar üzerinden bireylere özel aidiyetler taşımaktadır. Kültürel dokular içerisinde, imaj, işaret ve göstergelerde tüketim baskın bir öğe halini almaktadır. Bu nedenle tüketim; reel bir ilişkiler spektrumu değil, tamamıyla gösterge, sembolik temsil ve işaretlerin yönlendirdiği bir davranış biçimidir. Günümüzde tüketim sadece kavramsal açıdan değil aynı zamanda tüketimi sağlayan araçlar açısından da dönüşmüştür. 1960’lı yılların sonunda askeri bir projenin ürünü olarak icad edilen internetin, 1980’li yıllara gelindiğinde kişisel bilgisayarların popüler olmasıyla birlikte bir tüketim aracı haline gelmiştir. İnternet yeni konumuyla aynı zamanda yeni ekonomi fikrinin de öncüsü olmuştur. 1990’lı yıllara gelindiğinde ise, iletişim ve bilişim teknolojileri ve internet birbiriyle paralel olarak gelişmiş; iletişimin sınırlı yapısını kırarak iş hayatında sınırlı gruplara hitap etmenin ötesine geçmiş, büyük kitlelere yayılımın merkezi haline gelmiştir. Bugünün ekonomi ve iletişim alanında web teknolojilerinin oluşturduğu sanal ortam ve sosyal alanlar, tüketimin yeni mecraları olmuştur. Bu alanların kullanıcısı tüketiciler ise, göstergeler ve imgeler üzerinden hareket eden ve karar veren profil çizmektedir. Tüketim göstergelerinin birer kimlik olarak öne çıktığı ve kültürel farklılıkların söz konusu kimlikler yoluyla betimlendiği postmodern dünyada görsel kültürün tüketicilerinin gerçekte kimler olduğu yeni ekonomide tüm aktörler için merak konusudur. Dolayısıyla bu çalışmada yaşanan bu kültürel ve sosyolojik değişimlerin odağında, yeni iletişim teknolojilerinin vasıtasıyla oluşan yeni tüketici profilinin değerlendirmesi amaçlanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET ARŞİVİ IŞIĞINDA YABANCILARIN BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE'NİN KIBRIS POLİTİKASI (1955-1959)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27404</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27404</guid>
      <author>Hikmet Zeki KAPCI, Serdar SAKİN</author>
      <description>Kıbrıs meselesi Türkiye’nin yıllarca devam eden bir sorunu olmuştur. 19. yüzyılda tüm dünyada sömürgeler elde etmeye devam eden İngiltere 1878’de Kıbrıs’ı fiilen ele geçirmiştir. Lozan Antlaşması’ndan sonra Kıbrıs, İngiltere hâkimiyetinde kalmış, bu nedenle de Türkiye, Kıbrıs’a müdahale etmeyi düşünmemiştir. Ancak, 1931’den itibaren Kıbrıs Rumları İngiltere’den bağımsızlık kazanmak için mücadeleye başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’nin politika değiştirip hâkimiyetindeki topraklardan yavaş yavaş çekilmeye başlaması üzerine Kıbrıs meselesinde Türkiye ve Yunanistan’ın da yer aldığı bir nüfuz mücadelesi başlamıştır. Daha doğrusu 1950’den itibaren Kıbrıs sorununa Türkiye’de dâhil olmaya başlamıştır. Demokrat Parti döneminin en önemli dış politika konularından biri Kıbrıs sorunu olmuştur. Esasen İngiltere, Kıbrıs’ta kaldığı sürece Türkiye, herhangi bir mücadeleye girmemiştir. Öyle ki İngiltere’nin Kıbrıs’tan çekilmeyi düşündüğü anda Türkiye, Kıbrıs üzerinde söz sahibi olmayı istemiş, zira Türkiye’nin Kıbrıs’a coğrafi ve tarihi yakınlığı bunu gerektirmiştir. İşte bu andan itibaren Türkiye ve Yunanistan arasında Kıbrıs konusunda ciddi ve şiddetli bir rekabet başlamıştır. Burada Türkiye’nin amacı, Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin ezilmemesidir. Yine İngiltere, Kıbrıs’tan çekilecekse Türkiye’nin olmadığı bir çözüm yolu düşünülemeyeceğidir. Türkiye bu doğrultuda adımlar atmaya başlamıştır. Ancak sorun oluşturan ve işi çıkmaza süren bir anlayış takip etmemiştir. Ilımlı bir politika izlemiştir. Özellikle Londra Konferansı sonrasında Türkiye konunun resmen tarafı haline gelmiştir. Türkiye öncelikle statükoyu devam ettirmek istemiştir. Bu olmazsa adanın tamamının kendisine verilmesi gerektiği görüşünü savunmuştur. 1955’ten sonra ise taksim tezi ön plana çıkmıştır. Bu dönem yabancı devletler kendi politikaları doğrultusunda Türkiye’nin Kıbrıs politikasını değerlendirmiştir. Bu değerlendirmelerde Soğuk Savaş döneminin etkileri görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AÇIK ZİHİN VE KAPALI ZİHİN</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27429</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27429</guid>
      <author>Mehmet KASIM ÖZGEN</author>
      <description>Sorgulamak zihnin en önemli işlevidir. Zihin varlığa sorular sorarak varlığı sorgular. Öyleyse zihnin doğasını daha iyi anlamamız açısından zihnin neden “niçin” sorusunu sorduğunu öğrenmemiz öğretici olacaktır. Bir başka deyişle zihin niçin “niçin” sorusunu sorar? Varlığı enerjik olarak sorgulamak, merakımızı gidermek, değerleri değerlendirmek ve alışkanlıkların iç dünyamız üzerindeki etkilerini kırmak için sorar. Ancak alıştıkça sormayız, hayret etmeyiz. Hayret etmeyen zihin sorgulamaz. Alışkanlıklar tüm yaşamı öyle bir şekilde yönetir ki zihin artık kendini uyanıklık modundan uyku moduna alır. Sorgulamayan zihin kapalı bir zihindir. Kapalı bir zihnin varlığa karşı zihinsel tutumu “ben biliyorum” tutumudur. Ben biliyorum tutumunda zihin için merak, ilgi ve bilmek isteği artık körelmiştir. Buna karşın Açık zihin de ise “ Ben öğreniyorum” zihinsel tutumu hakimdir. Bu zihinsel tutumda öğrenmek bir sürece bağlanmıştır ve temel olan uyanıklık telkin edilmektedir. Birinci zihinsel tutumda kesinlik ve istiğna hakim iken, açık zihinde ise şüphe, yetersizlik, değişimi görebilmek, her an yeni bir şeyler öğrenme merakı ile zihin doludur. Her türlü alışkanlıklar zihnin gerçek doğasını an be an öldürür. Zihni kapalı bir insanın dünyası, sadece alışkanlıklar üzerinde kurulmuş ölü bir dünyadır. Bilindiği gibi alışkanlıklar merak ve ilgiyi öldürür. Merak etmeyen bir zihin ise ölü bir zihindir. Kapalı bir zihin ise asıl doğasından, başlangıç durumdan uzaklaşmış bir zihindir. Açık zihin ihtiyaç duyduğunda alışkanlığı kullanabilen ancak alışkanlığı hiçbir şekilde alışkanlık durumuna getirmeyen dinamik bir zihindir. Açık zihnin amacı olayları ve kendisini olduğu gibi görmektir. Fenomenleri ve zihni izlemek ve olayları olduğu gibi görebilmek kapalı zihinleri açık zihne dönüştürmeye daima yönlendirir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞARK MEDRESELERİNİN İHYA TEŞEBBÜSLERİNDE MUHAMMED NURULLAH SEYDA EL-CEZERÎ VE “USÛLU’T-TEFSÎR” ADLI RİSÂLESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27403</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27403</guid>
      <author>Mehmet Nurullah AKTAŞ</author>
      <description>İslam’ın temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm’in nasıl tefsir edilmesi gerektiği ile ilgili olarak İslam tarihi boyunca Tefsîr usûlü çalışmaları kaleme alınmıştır. Yakın bir zamana kadar şark medreselerinde Nahiv, Sarf ve Mantık gibi alanlarda eserler yazılmasına rağmen Tefsîr Usûlü alanında pek kitap yazılmamış ve okutulmamıştır. Bu makalede 1949-1985 yıllarında yaşayan Muhammed Nurullah Seyda’nın hayatı ve ilmî kişiliği yanında, yazmış olduğu “Usûlu’t-Tefsîr” risâlesinin Doğu ve Güneydoğu Medreselerinin ihyasındaki konumu ele alınmıştır. İlim ve irfânla meşgul olan Muhammed Nurullah Seyda’nın kaleme aldığı “Usûlu’t-Tefsîr” risâlesi, medreselerde okuyan talebelere hitaben yazılmış ilk “Usûlu’t-Tefsîr” çalışması olması hasebiyle önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EMPATİ VE SOSYAL ZEKÂ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27402</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27402</guid>
      <author>Meşküre Hülya Ünal-KARAGÜVEN</author>
      <description>Bu çalışmada, empati ve sosyal zeka ile ilgili literatür taramasında ulaşılan bilgiler ve empatinin sosyal zeka ile ilişkisi ortaya konmuştur. Çağdaş eğitimde öğretmenin sadece bilgiyi aktaran değil aynı zamanda empati kurabilme gibi yetenekleri kazandırabilen bir rehber olması görüşü oldukça yaygın bir şekilde kabul görmektedir. Diğer insanlar gibi hissedebilme, onların duygularını anlayabilme anlamına gelen empati öğretmenin eğitimci olarak verimini artırabilir. Öğretmen birikimini aktarırken aynı zamanda öğrencileri ile empati kurabilmelidir. Aynı zamanda empati yeteneğinin ve sosyal zekanın gelişimi amacıyla iyi bir model olabilmelidir. Öğretmenlerin empati ve sosyal zeka konusunda bilgi sahip olmaları eğitimde verimi artırabilir. Son yıllarda konuyla ilgili hem yerel hem uluslararası düzeyde çok fazla çalışma ve yayın yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı empati ve sosyal zeka ilgili güncel çalışmaları tarayarak ulaşılan bilgileri kapsamlı bir şekilde sunmaktır. Çalışmada literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Birinci bölümde empati ve değerlendirilmesi, ikinci bölümde sosyal zeka ve empati ile ilişkisi, üçüncü bölümde empatinin neden geliştirilmesi gerektiği, son bölümde ise empati ve sosyal zekanın nasıl geliştirilebileceği konusu ve geliştirmeye yönelik etkinlik örnekleri ile ilgili bilgi verilmiştir. Sonuç olarak bu çalışmanın empati ve sosyal zeka üzerinde yapılan çalışmalarda araştırmacılar için yararlı bir kaynak olabileceği söylenebilir. Konuyla ilgili farklı çalışmaların yapılması, empati ve sosyal zekanın benzer çalışmalarda farklı yönleriyle incelenmesi önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VÂSIL B. ATÂ’NIN “RÂ”SIZ HUTBESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27405</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27405</guid>
      <author>Muhammet Selim İPEK</author>
      <description>80/699 yılında Medine’de doğan Vâsıl b. Atâ, gençlik yıllarında Basra’ya hicret etmiş, orada Hasan el-Basrî’nin ders halkalarına katılmıştır. Mu’tezile’nin kurucusu olarak bilinir ve dinî öğütler üzerine kurulu olan vaaz türünde meşhur isimlerden biridir. Vâsıl, üstün zekaya sahip birisiydi. Kendi döneminde yaşayan hatipler içerisinde ilmiyle, belağattaki yeteneğiyle, beyandaki akıcılığıyla ve dikkat çeken üslûbuyla öne çıkmış bir hatiptir. Çok konuşmayı sevmezdi. “ra” harfini telaffuz edemeyen Vâsıl, konuşmalarında bu harfi kullanmamaya özen gösterirdi. “ra” harfinin bulunduğu kelimeler yerine, ilgili kelimenin Arapça’da aynı karşılığı bulunan başka kelimeleri kullanırdı. Irak valisi Abdullah b. Ömer b. Abdulaziz’in huzurunda Basra hatipleri arasında yapılan bir yarışmada irticalen “ra”sız hutbesini irad etmiş ve diğer hatiplere üstünlük sağlamıştır. Bu yeteneğiyle “Hatibu’l-Mu’tezile” diye anılmıştır. Nakli ve akli delilleri ikna edici gücüyle en güzel şekilde yorumlamış, güzel konuşma yeteneğiyle edebiyatın inceliklerine olan vukûfiyetini ortaya koymuştur. Bu hutbesi de onun bu özelliklerini ortaya koyması bakımından önemli bir vesikadır. Böylece hem hitabetin güzel bir örneğini sergilemiş, hem de Arap edebiyatında edebi bir tür olan ve özellikle de Emeviler döneminde dinî bir propaganda aracı olan hitabet sanatındaki yeteneğini bariz bir şekilde ortaya koymuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TASAVVUF’TA ÇEVRE ALGISI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27363</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27363</guid>
      <author>Necmettin ERGÜL</author>
      <description>Tasavvuf’un ele aldığı üç önemli ana konu bulunmaktadır. Bunlar Allah, kâinat ve insan’dır. Çevre, başta insanlar olmak üzere hayvanlar, bitkiler ve camit varlıklardan meydana gelmektedir. Tasavvufun ana konularından olan insan ve kâinatın, çevre kapsamında değerlendirilmesi, tasavvuf ve çevre arasında önemli oranda konu ortaklığı bulunduğunu göstermektedir. İnsan, vahdet-i vücûd ekolüne mensup mutasavvıflar tarafından insan-ı kâmil telakkisi çerçevesinde Cenab-ı Hakk’ın en yüksek derecede muhatabı ve esmâsının meclâsı olarak ele alınmakta, insanın hem dünyevî hem uhrevî yönleri tafsilatlı bir şekilde tasavvuf sistematiği içerisinde tahlile tabi tutulmaktadır. Tasavvuf anlayışına göre, çevreyi teşkil eden canlı ve cansız, şuurlu ve şuursuz her bir mevcut, Allah’ın esmâ ve sıfatlarının birer aynası olarak kabul edilmektedir. Nitekim sufîler insanı, “âlem-i sağir”; kainâtı da “insan-ı kebir” olarak tarif etmektedir. İnsan, kâinatın küçük bir numunesi ve özeti; kâinat ise, insanın büyütülmüş bir şeklidir. Aynı zamanda çevreyi de oluşturan insanın, kâinatın ve kâinatta yer alan unsurların, tasavvuf çerçevesinde nasıl algılandığı ve nasıl değerlendirildiğinin tespit edilerek ortaya konulması, çevre ve İslam algısının doğru anlaşılması açısından da önem arz etmektedir. Bu çalışmamızda tasavvufta çevre anlayışını ortaya koyma adına, konu, klasik tasavvuf kaynakları ve tasavvuf ıstılahlarından yararlanılarak incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Tebliğimizde sözü edilen konu, “giriş” kısmını müteakiben “insan çevre ilişkisi”, “çevrenin tezahürleri”, “çevrenin değeri” “çevre kanunlarının mucize ve kerametler kapsamında değişmesi” ve “sonuç” olmak üzere altı başlık altında ele alınmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN HZ. MUHAMMED’E YÖNELİK ALGILARI: METAFORİK BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27406</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27406</guid>
      <author>Saffet KARTOPU, Abdullah DAĞCI</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin Hz Muhammed’e İlişkin algılarını metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Gümüşhane Üniversitesinin İlahiyat Fakültesi ve Sosyal Hizmetler bölümlerinde öğrenim gören toplam 194 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırma verileri, “Hz Muhammed……gibidir, çünkü……” cümlesini içeren bir form aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi ve yorumlanmasında içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; katılımcıların Hz Muhammed’e İlişkin 53 farklı metafor geliştirdikleri ve bu metaforların 9 kategoride toplandığı görülmüştür. Katılımcıların Hz Muhammed’e ilişkin ürettikleri metaforlardan ‘yol gösterici’, ‘örnek’, ‘aydınlatıcı’, ‘önder’, ‘duygusal niteleme’, ‘öğretici’, ‘kurtarıcı’, ‘anahtar’ ve ‘diğer’ metafor kategorileri oluşturulmuştur. Araştırma sonucuna göre Hz Muhammed’e ilişkin metaforların ‘yol gösterici’, ‘örnek’ ve ‘aydınlatıcı’ kategorilerinde yoğunlaştığı görülmüştür. Demografik değişkenler ile kategori ilişkisine bakıldığında fakülte değişkeni açısından İlahiyat öğrencileri ‘örnek’, ‘aydınlatıcı’ ve ‘öğretici’ kategorilerinde daha fazla metafor üretirken sosyal hizmet öğrencileri ‘önder’ ve ‘diğer’ kategorilerinde daha fazla metafor ürettiği anlaşılmaktadır. Cinsiyete göre kız öğrenciler ‘örnek’ kategorisinde daha fazla metafor üretirken erkek öğrenciler ‘öğretici’ kategorisinde daha fazla metafor üretmişlerdir. Lise mezuniyet durumuna göre İHL’den mezun olanlar ‘yol gösterici’ ve ‘aydınlatıcı’ kategorilerinde daha fazla metafor üretirken diğer lise mezunları ‘örnek’ kategorisinde daha fazla metafor üretmişlerdir. Öznel dindarlık algısına göre ise az dindar olduğunu düşünenler ‘aydınlatıcı’ ve ‘duygusal niteleme’ kategorilerinde daha fazla metafor üretirken kendisini dindar olarak görenler ‘örnek’ kategorisinde daha fazla metafor üretmişlerdir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PERSONAL AWARENESS AND EMOTIONAL REACTIONS: A STUDY OF CONTENT ANALYSIS</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27426</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27426</guid>
      <author>Taşkın TANRIKULU, Hasan ĞUR , Ülkü TOSUN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, bireyin başkaları tarafından nasıl algılandığına ilişkin bilgi sahibi olması olarak tanımlanabilen kişisel farkındalık düzeyini artırmanın duygusal etkilerini incelemektir. Araştırma tek grup son test modelindeki deneysel desene dayalı olarak yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu üniversite öğrencisi 11’ erkek, 21 ‘i kadın olmak üzere 32 katılımcı oluşturmuştur. Çalışmada katılımcıların kişisel farkındalık düzeyini artırmak için bir sıfat tarama listesi hem kendilerine hem de sosyal ilişki içinde olduğu insanlara verilmiş ve SWOT analizi içeren 5’li likert tipindeki bir skala üzerinden değerlendirme yapmaları sağlanmıştır. Elde edilen sonuçlar bireyin kendisinin ve başkalarının değerlendirmelerini karşılaştırmalı olarak veren grafiklere dökülerek katılımcılara verilmiştir. Sonuçları gördükten sonra katılımcıların duygu ve düşüncelerini yazıya dökmeleri istenmiştir. Elde edilen veriler içerek analizi ile analiz edilmiştir. İçerik analizinde bireyin farkında olduğu veya kendi değerlendirmeleri ile uyuşan olumlu değerlendirmelerin, farkında olduğu veya kendi değerlendirmeleri ile uyuşan olumsuz değerlendirmelerin, farkında olmadığı veya kendi değerlendirmeleri ile uyuşmayan olumlu değerlendirmelerin ve farkında olmadığı veya kendi değerlendirmeleri ile uyuşmayan olumsuz değerlendirmelerin oluşturduğu etkiler incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TELEVİZYON İŞLETMELERİNDE İŞLETMENİN DÜŞÜNSEL YAKLAŞIMLARININ TELEVİZYON YAYINLARINA YANSIMASI SORUNU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27408</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27408</guid>
      <author>Nurat KARA, Sedat CERECİ</author>
      <description>Bu çalışmada, çoğu tecimsel kuruluşlar olan televizyon işletmelerinin yayınlarında işletme sahibinin veya sahiplerinin düşüncelerinin etkilerinin yansıması tartışılmış; televizyon işletmelerinin yayınlarında büyük oranda işletmenin düşünsel etkilerinin olması ve anamal sahibi girişimcinin ideolojik görüşlerinin yaşam biçemi olarak izleyiciye benimsetilmeye çalışılması değerlendirilmiştir. Öncelikli amaçları kâr elde etmek ve bazı toplumsal gereksinimleri karşılamak olan işletmeler, bazı durumlarda ideolojik görüşleri ve düşünsel yaklaşımları aktarmayı ve taraftar toplmayı da amaçlamakta, çalışmalarını bu amaca da yönlendirmektedir. Televizyon işletmelerinin çoğu, genel işletme ilkeleri çerçevesinde öncelikle kazanç sağlamak ve ardından bazı toplumsal gereksinimleri karşılamak için çalışırken, pek çok televizyon kanalının yayınlarında ideolojik yaklaşımların veya dinsel görüşlerin ön plana çıktığı dikkat çekmektedir. Televizyon işletmeleri hukusal veya işlevsel olarak değişik biçimde ortaya çıkarken, işletmenin en üst düzeyindeki kişi veya grup genellikle içeriğin belirlenmesinde etkili olmaktadır. Televizyon yöneticileri bir yandan kazanç hesabı yaparken bir yandan da düşünsel yaklaşım ve görüşlerini televizyon yayınlarına yansıtmakta, televizyon aracılığıyla görüşlerini kitleye aktarmakta ve izleyicilerden de kendi görüşlerine taraf olmayı beklemektedirler. Bu yaklaşım televizyon işletmelerinin objektiflik ilkesini ortadan kaldırırken, yayınlarda işletme sahibinin düşünsel yaklaşımlarına aşırı ölçüde yer verilmesi durumunda televizyon yayını ideolojik propagandaya dönüşmektedir. Televizyon işletmelerinde düşünsel yaklaşımların televizyon yayınlarına yansıması televizyon kanallarının tarafsızlık ilkesini tartışmaya açarken, ideolojik yaklaşımlarını geniş kitlelere aktarmak ve taraftar bulmak isteyen anamal sahiplerini de televizyon işletmesi kurmaya yönlendirmektedir. Özel televizyon yayıncılığının yasal olduğu ülkelerde düşünsel yaklaşımların televizyondan yansıması da doğal karşılanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE'DE TOPLUMSAL VE KAMUSAL GÜVENİN İNŞASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27425</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27425</guid>
      <author>Ali CAN</author>
      <description>Devlete güvenin inşası, yüksek standartlarda bir toplumsal düzen ve dayanışmanın tesisi için hayati önem taşımaktadır. Güvenin tesis edilemediği toplumlarda vatandaşlar, politik sisteme karşı küçümseyici tavırlar segileyerek, mevcut sistemle karşılıklı tartışma ve çatışma sarmalının içerisine girerler. Bu durum, vatandaşların önce siyasi sisteme karşı yabancılaşmasına, daha sonra da sosyal politikaların üretildiği karar alma süreçlerinden çekilmesine neden olarak, devletin milli hedefler belirlemekten uzak, ortak aidiyet duygularını besleyemeyen kırılgan bir yapıya bürünmesi sonucunu doğurur. Uzun süren güvensizlik ortamının siyasi sistemde oluşturduğu boşluklar, devletin meşruiyetinin sorgulanmasına ve alternatif yönetim sistemlerine yönelimlerin artmasına neden olur. Bu çalışmada, devlete olan olan güven ile devlet yönetimi arasındaki ilişki incelenerek, Türkiye'deki toplumsal ve kamusal güvenin güçlendirilmesine katkı sağlayacak dinamikler üzerinde durulmaktadır. Güven kavramının ne anlama geldiği açıklanarak, devlet tarafından uygulanan sosyal politikaların devlete olan güven üzerindeki etkileri tespit edildikten sonra, toplumsal güvenin güçlendirilmesi için gerekli olan uygulamalar hakkında öneriler sunulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİYASETNÂMELER VE BİR SİYASETNÂME ÖRNEĞİ: ÂDÂB-I SALTANAT</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27433</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27433</guid>
      <author>Maksut BELEN</author>
      <description>Siyasetnâmeler idarecilere devlet yönetimiyle ilgili bilgiler veren eserlerdir. Hükümdarlara, devlet yönetimine ilişkin sahip olmaları gereken, onları yönlendiren ahlaki, dini metot ve prensipleri ders verirler. Siyaset kelimesinin çeşitli anlamları vardır, bu anlamlar özetle: Hükûmet işleri ve memleket idaresi, cezayı hak edenlerin cezasını vermedeki programlar, halk işlerini düzenleyen hükûmet icraatı, devletler arası ekonomik ve kültürel alandaki ilişkilerin düzenlenmesi ve yürütülmesidir. Siyaset kelimesi ayrıca meslek ve ilim anlamıyla da, hoş görülü olma, insanlarla iyi geçinme ve idare etme anlamlarını ifade eder. Geleneksel anlamıyla bugünkü tüm parti mensuplarına ve idarecilerine, siyasî gazete yöneticilerine, hatta partilerle sıkı bir ilişki içinde bulunanlara ve günlük siyasî gazeteleri merak ile takib edenlere de siyasetçi denir. “Âdâb-ı Saltanat” idarî ve ahlakî prensiplerle ilgili oldukça geniş bilgiler içermekte ve siyasetnâme özelliği taşımaktadır. Bu yazıda Âdâb-ı Saltanat’tan, hükümdarların vasıfları, devlet yönetiminin esasları, siyasetin dayandığı ahlaki ve dini prensipler ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BATTAL GAZİ DESTANI’NDA BİÇEMSEL VE ANLAMSAL DÖNÜŞÜMLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27420</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27420</guid>
      <author>Mehmet Emin BARS</author>
      <description>Türklerin Anadolu’da vücuda getirdikleri önemli destanlardan biri de Battal Gazi Destanı’dır. Battal Gazi Destanı’nı Anadolu serhatlerindeki daimî Türk-Bizans mücadeleleri doğurmuştur. Battal Gazi Malatya’da doğmuş, Abbasilerden Mutasım ile Vâsık Billâh zamanlarında (832-847) yaşamıştır. O, peygamber sülalesinden gelen tarihî bir Arap cengâveri değil, Anadolu serhatlerinde İslamiyet mefkûresi için çarpışan Türk gazilerinden biridir. İncelememizde metinlerarası ilişkiler yöntemi kullanılmıştır. Daha önce yapılan metinlerarası incelemelerde en az iki metin (alt metin-ana metin) arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu incelememizde bundan farklı bir yol izlenmiş, metinlerarası inceleme tek bir anlatı üzerinde yapılmıştır. Bir destan metni olarak kabul edilen Battal Gazi anlatısında destan türünün özelliklerini taşımayan motifler (masal motifleri) tespit edilmiş, bu motiflerin genişletme yoluyla başka anlatılardan metne sokulduğu düşüncesinden hareket edilmiştir. Böylece tek bir anlatıda, anlatının türsel özelliğini taşımayan motiflerin anlatıya sonradan sokulduğu, bu yönüyle anlamsal dönüşümler oluşturduğu görülmüştür. Önce metinlerarasılık kavramı hakkında kısa bilgi verilmiş, daha sonra Battal Gazi Destanı’nda yapılan genişletme ve buna bağlı olarak meydana gelen anlamsal (öyküsel ve edimsel) dönüşümler belirlenmiştir. İnceleme sonucunda, metnin anlatıcılarının/yazarlarının önceki metinlerden/farklı anlatı türlerinden halk tarafından iyi bilinen bazı motifleri aldığı, bunları ciddi/alaycı anlamda birtakım dönüşümlerle yeni bir yapıt oluşturduğu görülmüştür. Anlatının türünü değiştirecek boyutta dönüşümlerle orijinal bir metin oluşturulmuştur. Oluşan bu yeni anlatı, zaman zaman türsel bakımdan alt metinlerden farklılaşmıştır. Bu anlamda türsel dönüşümler meydana gelmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OPTİMAL PORTFÖY SEÇİMİNDE BLACK-LITTERMAN MODELİ İLE YATIRIMCI BEKLENTİLERİNİN İNCELENMESİ: BORSA İSTANBUL ÜZERİNE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27391</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27391</guid>
      <author>Seda SÜER</author>
      <description>Fischer Black ve Robert Litterman tarafından geliştirilen Black-Litterman Optimizasyon Modeli, yatırımcı beklentilerinin optimal portföy seçim sürecine dahil edilmesini sağlayan bir modeldir. Yatırımcıların beklenti getirileri tahmini bir bilgi niteliğinde olup içsel, kişisel veya subjektif getiriler olarak da ifade edilir.Optimal portföy seçim sürecinde Black-Litterman Modeli ile yatırımcıların bir veya birden fazla varlığın beklenen getirileri hakkındaki subjektif beklentileri ile piyasa denge getirilerini birleştirilerek, yeni beklenen getirilerin hesaplanması sağlanmaktadır. Yatırımcının beklenen getiri vektörü (Q), yatırımcının portföyde yer alan her bir varlık hakkında tahmini beklenen getirilerini ifade eder. Black-Litterman Modeli ile bu beklentiler optimizasyon sürecine dahil edilebilmekte ve nihai getirilere yansıtılabilmektedir. Bu çalışmada, 01 Ocak 2004 ile 30 Haziran 2013 tarihleri arasında Borsa İstanbul Anonim Şirketi (BİST) Ulusal 100 endeksinde devamlılık gösteren 39 şirkete Black-Litterman Modeli uygulanarak optimal portföy seçimi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öncelikle yatırımcı beklentileri belirtilmiş ve bu beklentilere güvenilirlik oranları belirlenmiştir. Daha sonra Black-Litterman Modeli uygulanarak nihai getiriler hesaplanmış ve böylece portföy ağırlıkları revize edilmiştir. Ayrıca, belirtilen yatırımcı beklentilerinin %100 güvenilirlik oranına göre beklentilerin varyans matrisinin bulunmadığı Black-Litterman Modeli uygulanarak yeni nihai getiriler hesaplanmış ve bu getiriler doğrultusunda portföy ağırlıkları revize edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, yatırımcının tek bir beklentisinin ve bu beklentiye yatırımcı tarafından belirlenen güvenilirlik oranı dikkate alınarak nihai getirilerin hesaplanması ve bu getiriler doğrultusunda portföy ağırlıklarının revize edilmesi için farklı bir analizin uygulanmasıdır. Sonuç olarak, Black-Litterman Modeli ile nihai getirilere ters optimizasyon uygulanarak yeni ağırlıklara sahip optimal portföyler elde edilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARAR VERME STİLLERİ ARAŞTIRMALARI: 2009-2013 YILLARI ARASINDAKİ YÜKSEK LİSANS TEZLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27388</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27388</guid>
      <author>Serpil PEKDOĞAN</author>
      <description>Eğitim bilimleri alanlarında ortaya konulmuş akademik çalışmaların genel durumu hakkında bilgi sahibi olmak, araştırmacıların çalışmalarına yön vermesi bakımından oldukça önemlidir. Bu noktadan hareketle araştırmanın amacı, 2009-2013 yılları arasında Türkiye'de gerçekleştirilmiş karar verme stillerini konu alan yüksek lisans tezlerini incelenmek ve bu bulgular doğrultusunda bazı öneriler sunmaktır. Çalışma, yüksek lisans tezlerinin incelenmesine yönelik doküman analizine dayalı nitel bir araştırmadır Araştırmanın örneklemini, karar verme stilleri konusunda yapılmış 27 yüksek lisans tezinden oluşmaktadır. Yüksek öğretim kurumu veritabanına girilerek tezlere ulaşılmıştır. Tezler şu sorular üzerinden incelenmiştir: üzerinde çalışılan konular nelerdir, tezlerin örnekleminde hangi öğretim kademeleri tercih edilmiştir, hangi modeller/desenler ve yöntemler kullanılmıştır, örneklem/çalışma grubu seçimi nasıl belirlenmiştir, , hangi veri toplama araçları kullanılmıştır ve toplanan veriler hangi veri analiz teknikleriyle analiz edilmiştir? Elde edilen bulguların frekans ve yüzdeleri hesaplanarak çizelgeler halinde sunulmuştur. İncelemeler sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır: Yüksek lisans tezlerinin büyük bir kısmında tarama yönteminin kullanıldığı ve ilköğretim kademesi ve meslek gruplarının tercih edildiği görülmektedir. Çalışmaların çoğunluğunun deneysel çalışmalar olduğu, tesadüfi örneklem seçiminin en çok tercih edilen örnekleme yöntemi olduğu, en çok ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı, veri toplama araçlarından en çok ölçek ve anketlerin kullanıldığı ve veri analiz tekniklerinden de t testi ve tek yönlü ANOVA yönteminin kullanıldığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bu bulgulara dayalı olarak bazı öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TERKOS GÖLÜ (İSTANBUL) VE ÇEVRESİNDE MEYDANA GELEN DEĞİŞİMİN COĞRAFİ ANALİZİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27411</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27411</guid>
      <author>Sümeyra KURT</author>
      <description>Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama teknikleri kullanılarak Türkiye’nin kuzeybatı kıyısında yer alan Terkos Lagün Gölü ve çevresinde meydana gelen değişim analiz edilmiştir. Çalışmada arazi sınıflandırmaları yapılarak arazi kullanım ve değişimleri ile göl alanı ve kıyı çizgisinde meydana gelen değişimler belirlenmiştir. Yapılan incelemede özellikle yerleşim alanlarının gölün bulunduğu alana doğru ilerlediği belirlenmiştir. Terkos Gölü alanında 1987 yılından 2014 yılına kadar geçen 27 yıllık sürede 9,79 km² (% 23,78)’luk bir oranda azalma olmuştur. Kıyı çizgisi ise 27 yıllık sürede 116,45 km azalarak (% 57,74) 85,62 km’ye düşmüştür. Bu değişimler üzerinde göl çevresindeki yerleşmeler, tarımsal faaliyetler, gölü besleyen kaynakların aşırı derecede kullanımı, kuraklık ve buharlaşma faktörleri etkili olmuştur. Bu durumun İstanbul’un % 30’luk tatlı su ihtiyacını karşılayan sahada dönüşü olmayan problemler meydana gelmemesi için, tedbir alınmasını ve sürdürülebilir bir yönetim planının oluşturulmasını gerekli kılmaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>4+4+4 YENİ EĞİTİM SİSTEMİ İLE BİRLİKTE SINIF ÖĞRETMENLİĞİNDEN SOSYAL BİLGİLER BRANŞINA GEÇİŞ YAPAN ÖĞRETMENLERİN YETERLİKLERİ (BİR DURUM ÇALIŞMASI)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27409</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27409</guid>
      <author>Selçuk Beşir DEMİR, Elif POTUR</author>
      <description>Bu çalışmamın amacı, alan değişikliği yaparak sosyal bilgiler branşına geçen sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler alanındaki yeterliklerini incelemektir. Araştırmada, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmada katılımcılar; amaçlı örnekleme yöntemlerinden kritik durum örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu; (rumuz) ilinde görev yapan 2 sosyal bilgiler öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı gözlem formu ve yarı yapılandırılmış mülakat formudur. Araştırma sürecinde tüm mülakatlar ve gözlemler kayıt altına alınmıştır. Kayıtlar herhangi bir elemeye tabi tutulmadan, ham veri olarak Microsoft Word programına aktarılmıştır. Araştırmada her bir transkript, satır-satır analiz yaklaşımı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında 95 dakikalık görüşme yapılmıştır. Gözlem ve mülakat verilerinin yorumlanması sürecinde endüktif betimsel analiz, içerik analizi ve sürekli karşılaştırma tekniği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında sınıf öğretmenliğinden sosyal bilgiler branşına geçen katılımcılar her ne kadar kendilerinin alana ilişkin öz yeterliklerini yeterli görse de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirtilen sosyal bilgiler özel alan yeterliklerine sahip olmadıkları ve bu eksikliklerinin de farkında olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların yeni Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı’nın misyonu, amaçları, sosyal bilgiler öğretimi temel yaklaşımı ve sosyal bilgiler öğretiminin temel ilkeleri hakkında yeterli derecede bilgi ve beceriye sahip olmadığı, yapılandırmacı yaklaşım doğrultusunda öğrenci ve etkinlik merkezli, öğrencinin aktif olduğu bir eğitim öğretim yerine, ezbere dayalı, davranışçı yaklaşımın prensiplerine uygun, öğretmenin merkezde ve öğrencin pasif olduğu soyut ve kuru bilgilerin öğrencilere aktarıldığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALKLA İLİŞKİLERDE İLİŞKİSEL YAKLAŞIM: ALAN ÖĞRENCİLERİNİN İLİŞKİ BOYUTLARINA YÖNELİK ALGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27374</guid>
      <author>EBRU GÜZELOĞLU, Deniz MADEN</author>
      <description>Halkla ilişkilerde ilişkilerin ölçülmesine yönelik çeşitli boyutlar bulunmaktadır. Bu boyutların ne olduğu kadar, nasıl algılandığı da ilişki ölçümünde önemli bir kriterdir. Toplumsal değişim ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte ilişkisel yaklaşım, yeni kavramları da içine alacak şekilde genişlemektedir. Bu bakışla halkla ilişkiler eğitimi alan öğrencilerin ilişkisel yaklaşımın boyutlarına yönelik algılarının ölçülmesi, ilişki algısındaki değişiminin görülmesi açısından önem taşımaktadır. Araştırmada halkla ilişkiler öğrencilerine, Hon ve Grunig (1999) tarafından geliştirilen İlişki Ölçeği’nin altı boyutunu içeren açık uçlu soru formu uygulanmış, öğrencilerden boyutlara ilişkin algılarını içeren birer tweet yazmaları istenmiştir. Uygulama ile 90 adet geçerli formdan 526 adet tweet (ifade) elde edilmiş ve bu ifadeler içerik analizine tabi tutulmuştur. Analizler sonucunda altı boyutta, 24 tema sıralanmıştır. Her boyutta en az bir temanın genel olarak halkla ilişkiler açısından olumsuz algıları yansıttığı, bunların dışındaki temaların ise büyük oranda olumlu tondaki ifadelerle oluştuğu saptanmıştır. Ayrıca ölçeğin boyutlarını oluşturan alt maddeler ile temaların büyük oranda ortak olduğu, ancak yeni ölçek maddelerine temel olabilecek farklı kavram ve ifadelerin de ortaya çıktığı görülmüştür. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM 5. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ZİHİN HARİTALARINDA VATANDAŞLIK BİLGİLERİ İLE İLGİLİ KAVRAM YANILGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27381</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27381</guid>
      <author>Ayça KARTAL, İlhan TURAN</author>
      <description>Zihin haritaları bir öğretim ve öğrenim tekniği olarak son yıllarda sıklıkla kullanılmaktadır. Pek çok araştırmacıya göre zihin haritaları bazı temel kavramları kalıcı olarak öğretmek ve görsel not almak için öğrencilere hızlı ve eğlenceli bir yoldur. Bununla birlikte zihin haritaları öğrencilerin kavram yanılgılarını belirlemek için de kullanılabilmektedir. Günümüzde sosyal bilgiler eğitiminin en önemli hedeflerinden biri toplumlar için bilgili becerikli aktif vatandaşlar yetiştirmektir. Bu bağlamda pek çok ülke gibi ülkemizde de vatandaşlık bilgileri kavramları ile ilgili sosyal bilgiler derslerinin öğrencileri yeterli düzeyde eğitip eğitemediği bitmez tükenmez bir tartışma konusudur. Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin vatandaşlık bilgileri ile ilgili kavram yanılgılarının zihin haritama tekniği ile belirlemektir. Çalışma grubu 32 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada, öğrencilerin vatandaşlık bilgileri ile ilgili görüşlerini alabilmek amacı ile öğrencilerden “Hak”; “Sorumluluk”, “Kültür ve Milli Kültür”, “Atatürk İlke ve İnkılapları”, olmak üzere toplamda 4 konu başlıklı zihin haritası çizdirilmiştir. Daha sonra onlarla zihin haritaları ile ilgili mülakatlar yapılmıştır. Sonuçlar göstermiştir ki bazı öğrenciler vatandaşlık bilgileri ile ilgili kavram yanılgılarına sahiptir. Bunun en önemli nedeni vatandaşlık bilgilerinin soyut kavramlar içermesidir. Bu çalışmadan anlaşılmaktadır ki sosyal bilgiler derslerinde öğrenciler soyut kavramları öğrenmede güçlük çekmektedirler. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YAZILARINDA ANADİL AKTARIM HATALARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27390</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27390</guid>
      <author>Ahmet KESMEZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde okuyan öğrencilerin anadil aktarım hatalarını incelemektir. Öğrencilerin hatalarını anadil aktarımı açısından incelemek için, öğrencilerin yazılarında en fazla zorluk çektiği alanlar Hata Analizi ve Karşılaştırmalı Analiz yöntemlerinin yardımıyla incelenmiş ve sınıflandırılmıştır. Bu bağlamda 54 hazırlık sınıfı öğrencisinin (36 kız ve 18 erkek) 120 kompozisyon kâğıdı incelenmiş ve bulunan hatalar dil gelişim hataları ve dil aktarım hataları olmak üzere iki kategoriye ayrılmıştır. Analiz sonunda toplam 746 hata bulunmuştur. Bu hatalardan 448 tanesi dil gelişim hataları ve 298 tanesi ise dil aktarım hataları olarak belirlenmiştir. Dil gelişim hataları incelenmemiş, sadece dil aktarım hataları incelenmiştir. Türkçeden kaynaklanan dil aktarım hataları ilk önce kendi içinde morfolojik, leksik, sentaktik ve ortografik olmak üzere 4 ana kategoriye ve daha sonra alt kategorilere ayrılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, kelime çeviri hataları, sayılamayan isimlerin yanlış kullanımı ve fiil hatalarını kapsayan leksik kategori, öğrencilerin yazılarındaki hataların en fazla olduğu kategori olmuştur. Geriye kalan dil aktarım hataları sırasıyla en fazla sentaktik, morfolojik ve ortografik kategorilerinde tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma araştırmacılara, yabancı dil öğretmenlerine ve müfredat düzenleyenlere dil öğretim süreçlerini kolaylaştırmada onlara yardımcı olacak bazı öneriler sunmakta ve ayrıca bu çalışma yabancı dil öğrencilerinin kendi dil aktarım hatalarının farkına varmalarına yardımcı olmaktadır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUTADGU BİLİG’DE ENKLİTİK EDATLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27407</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27407</guid>
      <author>Meltem GÜL</author>
      <description>Türkçedeki kelime türlerinden biri olan edatlar tek başlarına anlamı olmayan diğer kelimelerle birlikte kullanıldıklarında bir anlam ifade eden kelimelerdir. Dilin yardımcı öğeleri oldukları için geniş bir kullanım alanına sahiptirler. Kendi içlerinde birçok yan başlık altında toplanırlar. Bunlardan biri de enklitik terimiyle karşılanan gruptur. Enklitik edatları eklendikleri sözcüğün ses yapısına göre farklılık göstermekte bazen de birlikte kullanıldıkları sözcükle kalıplaştıkları görülmektedir. Türk dilinin her döneminde kullanılan enklitik edatlarının Orta Türkçe dönemine ait bir eser olan Kutadgu Bilig’de de çok sık geçtiği ve beyitlerin tam olarak anlaşılması için önemli bir görev üstlendiği görülmektedir. Bu çalışma Kutadgu Bilig’de geçen enklitik edatlarını kapsamaktadır. Öncelikle bugüne kadar enklitik edatları üzerine yapılan çalışmalar özetlenmiş ve ortaya konulan bu fikirler doğrultusunda enklitik kavramı ele alınmıştır. Bilhassa edatlar üzerine çalışan araştırmacıların enklitik terimini tanımlamaları ve yaklaşımları hakkında detaylı bilgi verildikten sonra Kutadgu Bilig’de de kendini hissettiren Oğuzcanın tarihi seyri ve Orta Türkçe dönemi eserlerine yansımasından kısa bir şekilde söz edilmiştir. Daha sonra Kutadgu Bilig’de kullanılan ok, ol, la, ma/me ve mat/met, erinç, erki ve yime olarak geçen enklitik edatları ve bunların daha çok olasılık, tereddüd, şüphe, zaman, bildirme, kesinlik gibi anlamlarda kullanıldığı bilgisi verilerek Kutadgu Bilig’de geçen bu edatlar her yönüyle incelenerek yapıları, geçirdikleri değişimler kullanımları ve görevleri örnek beyitlerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu yapıların daha iyi anlaşılması için örneklerin Türkiye Türkçesine göre çevirileri verilmiştir. Bu çalışma Kutadgu Bilig’deki enklitik edatlarını içerdiği ve Orta Türkçe dönemindeki enklitik edatlarıyla ilgili fikir verdiği için bu alanda çalışan araştırmacılar için de kaynak olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜŞİR MEHMED ZEKİ PAŞA’NIN BAĞDAT VALİLİĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27435</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27435</guid>
      <author>Seydi Vakkas TOPRAK</author>
      <description>İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne olan muhalefet karşısında 16 Temmuz 1912’de istifa etmek zorunda kalan Sadrazam Said Paşa’nın yerine Ahmet Muhtar Paşa “Büyük Kabine”yi kurmuştu. Bu sırada İttihatçılar kısa süreliğine de olsa iktidardan uzaklaşırken, İttihatçı olmayan tecrübeli devlet adamları yeniden önemli görevlere gelmekteydi. Bağdat Valisi Cemal Bey’in (Paşa) 12 Ağustos 1912’de istifası üzerine, uzun yıllar IV. Ordu’nun komutanlığını yapmış olan Müşir Mehmed Zeki Paşa Bağdat valisi olarak atanmıştır. Mehmed Zeki Paşa, IV. Ordu’daki görevi sırasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Hamidiye Alayları’nı kurarak komutanlığını yapmıştı. Bu çalışmanın konusu; II. Meşrutiyet’in ilanından sonra görevden alınarak emekli edilmiş olan tecrübeli devlet adamı Mehmed Zeki Paşa’nın, yeniden göreve getirildiği ve yaklaşık yedi ay süren Bağdat Valiliği sırasındaki faaliyetleridir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


