






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2015 Sayı  36</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=573</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>AKADEMİK BRANŞ MEMNUNİYETİ ÖLÇEĞİ TÜRKÇE FORMUNUN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27447</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27447</guid>
      <author>Şule ODABAŞI, Ahmet AKIN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Akademik Branş Memnuniyeti Ölçeğini (Nauta, 2007) Türkçeye uyarlamak ve geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. Araştırma 302 üniversite öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. İlk aşamada ölçeğin İngilizce formu Türkçeye çevrilmiş, daha sonra ise Türkçe formlar tekrar İngilizceye çevrilerek iki formun tutarlılığı dil ve gramer açısından incelenmiş ve denemelik Türkçe form elde edilmiştir. İkinci aşamada, Türkçe form psikolojik danışmanlık ve rehberlik ve ölçme değerlendirme anabilim dallarında görev yapan 3 öğretim üyesi tarafından tartışılmış ve son düzenlemeler yapılarak ölçek uygulamaya hazır hale getirilmiştir. Akademik Branş Memnuniyeti Ölçeği araştırmalarda veri toplama yöntemi olarak kullanılmıştır. Ölçek 6 maddeden (örn., “Seçtiğim alan hakkında iyi şeyler düşünüyorum.”) oluşmaktadır ve her bir madde 5’li Likert Ölçeği’yle derecelendirilmiştir. Katılımcılar araştırmaya gönüllü olarak katılmışlardır. Ölçeğin tamamlanma aşamasında gizlilik esas alınmıştır. Ölçek sınıflarda öğrencilere gruplar halinde uygulanmıştır. Ölçeğin uygulamadan önce tüm katılımcılar çalışmanın amacı hakkında bilgilendirilmiştir. Güvenilirlik analizi olarak Cronbach alfa iç tutarlık katsayıları ve madde-toplam korelasyonları hesaplanmıştır. Araştırmada ölçeğin geçerlik çalışmaları olarak yapı geçerliği kapsamında doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Ölçeğin güvenirliği için iç-tutarlılık ve düzeltilmiş madde-toplam korelasyonları incelenmiştir. Analizler LISREL 8.54 ve SPSS 17.0 ile yapılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda 6 maddeden oluşan modelin iyi uyum verdiği bulunmuştur (x²= 4.61, sd= 8, RMSEA= 0.000, CFI= 1.00, IFI= 1.00, SRMR= .015). Ölçeğin Cronbach alfa iç tutarlılık güvenirlik katsayısı .86 olarak bulunmuştur. Ölçeğin düzeltilmiş madde toplam korelasyon katsayılarının .45 ile .77 arasında sıralandığı görülmüştür. Bu bulgular ölçeğin Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AMY TAN’IN TALİH KUŞU ROMANINDA KADIN EKSENİNDE GÖRÜLEN KÜLTÜREL ÇATIŞMALAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27467</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27467</guid>
      <author>Bülent Cercis TANRITANIR, Burcu TÜTAK</author>
      <description>Zorunlu göçe bağlı olarak gerçekleşen yer değişimleri, göç eden kişileri sosyal bağlar, sosyal ilişkilerin dönüşümü ve değerlerin sürekliliği konusunda değişmeye zorlamaktadır. Her ne kadar toplumların yaşama ve davranış biçimleri kendine özgü olsa da göç eden ve azınlık olarak varlığını sürdürecek olan etnik unsurlar, kendi kültürleriyle yerleşik kesimin kültürü arasında sıkışır. Bunun sonucunda da bireyleri bir arada tutan geleneksel yapı, inançlar, değerler sistemi farklılaşır. Farklılaşmaya bağlı olarak karşımıza çıkan bu sosyolojik olgu, aile fertleri arasında kültürel çatışmaya da zemin oluşturur. Farklılıkların yan yana gelmesiyle ortaya çıkan kültürel çatışma, sosyolojik bir olgu olduğu kadar edebiyatta da sıklıkla ele alınan bir konu niteliğindedir ve Amy Tan’in de romanlarının özünü teşkil eder. Ailesi Amerika’ya göç etmiş bir Çinli olarak göç ve göçün getirdiği birçok kültürel sorunu duyumsayan Tan, yazdığı eserlerde bu konuyu çok boyutlu olarak irdeleyerek bu sorunların nedenleri ve sonuçları üzerinde durmuştur. Bu makalede kendisinin de mensup olduğu etnik grubun Amerikan toplumundaki konumunu, yaşadıkları kimlik bunalımlarını, kültür çatışmalarını ve ait olamama sorunlarını daha çok kadın ekseninde ele alan Tan’ın, Talih Kuşu (1994) romanında kültür çatışmasını ortaya nasıl koyduğu incelenmiştir. Ayrıca yaşanan kültürel çatışmalara karşı kadın karakterlerin kültürel özelliklerini yeniden hatırlamaları ile ilgili giriştikleri mücadelenin üzerinde durulmaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HASTA DOSYALARI ARŞİVLERİ ACABA TIBBİ KAYIT HİZMETLERİ İLE İLGİLİ KRİTERLERE UYGUN MU?</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27456</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27456</guid>
      <author>Elif DİKMETAŞ YARDAN, Hacer DİKMETAŞ</author>
      <description>Sağlık bakımında, bilgi kayıtlara yansımaktadır. Hasta dosyaları hastanenin kalbidir. Tıbbi kayıtlar, tam ve doğru kaydedildiği sürece geçerlidir. Tıbbi kayıtların gizlilik ve mahremiyeti oldukça önemlidir. Tıbbi kayıtlar, yasal belge niteliği taşımaktadır. Ayrıca, tıbbi kayıtlar, hastane yönetimi için stratejik öneme sahiptir. Tıbbi kayıtlar, klinik ve yönetsel bilgi sisteminde kullanılmaktadır. Hastane verimliliğinin sağlanılmasında rolü oldukça büyüktür. Tıbbi kayıtlar, elektronik ve kağıda dayalı olabilir. Kağıda dayalı tüm kayıtlar hasta dosyaları arşivinde toplanmaktadır. Çalışma da tıbbi kayıt hizmetleri ile ilgili kriterlere uyulmakta mıdır? sorusuna cevap aranmaktadır. Çalışmada, Türkiye’de bir üniversite hastanesinde Hasta Dosyaları Arşivi’nin Türk Standartlar Enstitüsü tarafından Nisan 1997 yılında belirlenmiş bulunan TS 12217 Tıbbi Kayıt Hizmetleri İle İlgili Kriterlere uygunluğu incelenmiştir. Çalışma 2015 yılı içinde hasta dosyaları arşiv sorumlusu ve hastanedeki bu konu hakkındaki bilgi sahibi kişilerle görüşülerek ve onların gözlemlerinden faydalanılarak yapılmıştır. Çalışmada Tıbbi Kayıt Hizmetleri İle İlgili Kriterler; hedef ve amaçlar, organizasyon ve yönetim, yürütme ve kadro teşkili, tesisler, ekipman ve malzeme, politika ve prosedürler, tıbbi kayıtlarla ilgili kriterler, tıbbi kayıtların muhtevası, tıbbi kayıt formatı, birleştirilmesi ve indekslenmesi, tıbbi kayıtların kontrolü, kayıtların tamamlanması ve istatistiki uygunluk ana başlıklarıyla incelenmiştir. Sonuçta, çalışılan üniversite hastanesi hasta dosyaları arşivinde, Tıbbi Kayıt Hizmetleri İle İlgili Kriterlerin tam olarak sağlanılmadığı görüşüne varılmıştır. Hastane ve arşiv yönetimi tarafından bu kriterler incelenmeli ve eksik olan konular tamamlanmalıdır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>JIGSAW-II TEKNİĞINİN OMURGALI HAYVANLAR KONUSUNDA ÖĞRENCİ BAŞARISINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27521</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27521</guid>
      <author>Hakan TÜRKMEN, Gamze ATASAYAR YAMIK</author>
      <description>Sorgulamak öğrenmenin en önemli aracıdır. Günümüzde öğrenciler üreten ve sorgulayan bireyler olarak gelişmiş ülkelerde eğitilmektedirler. Bu çıkarım için eğitimcilerin uyguladıkları kuramlardan biriside işbirlikçi öğretme kuramıdır. Bu amaçla işbirlikçi öğrenme kuramının tekniklerinden olan Jigsaw-II tekniği bu çalışmada kullanılmıştır. Bu alanda yapılan araştırma sayısının Türkiye’de yetersiz olması sebebiyle böyle bir çalışmanın yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu sebep ile araştırmanın amacı Jigsaw-II tekniğinin ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin fen ve teknoloji dersindeki akademik başarılarına etkisini araştırmaktır. Araştırmanın evreni Bornova ilçesinde öğrenim gören 5. Sınıf öğrencileri olup, örneklem grubu olarak olasılıklı küme örneklem seçim yoluyla ile Yeşilçam İlköğretim okulunda öğrenim görmekte olan öğrencilerden rasgele seçim ilen 5/B ve 5/C sınıflarındaki öğrenciler seçilmiştir. Yirmişer kişiden oluşan 5/ B sınıfı öğrencileri deney grubunu, 5/ C sınıfı öğrencileri ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın deney grubunda Jigsaw-II tekniği kullanılarak omurgalı canlılar konusunda 2 hafta ve 6 ders saati boyunca işlenmiştir. Araştırmada Nicel ve nitel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Uygulama sonrası son test olarak çoktan seçmeli ve alternatif soru tiplerinden oluşan 12 soruluk akademik başarı testi uygulanıp, elde edilen veriler ilişkisiz örneklemler için t testi ile analiz edilmiştir. Ayrıca öğrencilere 3 tane açık uçlu sorular sorularak ders in işlenişi hakkında veri toplanmıştır. Analiz sonuçları deney grubu lehine anlamlı bulunmuştur. Jigsaw-II tekniği öğrencilerin fen ve teknoloji dersindeki başarılarını arttırmıştır. Aynı zamanda öğrencilerin ders işleyişi hakkında olumlu düşüncelere sahip oldukları saptanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LE DÉVELOPPEMENT PSYCHO-SPIRITUEL SELON L’EMIR ABDELKADER AL-JAZÂIRÎ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27458</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27458</guid>
      <author>İbrahim IŞITAN</author>
      <description>Emir Abdulkadir el-Cezâirî’ye Göre Psiko-Sprirtüel/Mânevî Gelişim Bu makalede, farklı nedenlerden dolayı döneminin en önemli şahsiyetlerinden olan Abdulkadir el-Cezâirî’ye göre mânevî psikolojinin temel unsurlarını analiz etmeye çalıştık. Giriş kısmında sûfî psikolojisi üzerine kısa biz özet yaptıktan sonra, sâlike – sûfî yolculuğu gerçekleştirme yoluna çıkmış birey – bütünüyle mânevî şahsiyeti oluşturan içsel bakışı elde etme imkânı tanıyan düşünceleri bulmak amacıyla mânevî psikolojinin bazı kavramlarını sûfîmize göre ele aldık. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL BİLİMLERDE COX PROPORTİONAL HAZARDS MODELİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27504</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27504</guid>
      <author>İdris GÜÇLÜ</author>
      <description>Bu çalışma, sosyal bilimcilere Cox Proportional Hazards modelini tanıtmayı amaçlamaktadır. Ayrıca araştırmacılar için yeni bir yaklaşım ve yöntem de getirmektedir. Bu teknik sağkalım analizi için istatistiksel bir model sunmaktadır. Bu istatistiksel model, belirli bir olay meydana gelmesi için gereken süre zarfında, birçok değişkenin etkisini araştırmak üzere de kullanılabilir. Buna ek olarak, bu modelde tedavisi ve numune üzerinde risk etkisi hakkında tahminler yapımında araştırmacılara yardımcı olmaktadır. Cox Proportional Hazards modeli regresyon modellerine benzemektedir. Cox regresyon pek çok istatistiksel yazılım uygulamalarında elde edilebilir. Bu çalışmada, tekniğin nasıl kullanıldığı ve nasıl yorumlanacağını göstermek için, meme kanseri ile ilgili 1996 GSS veri datası kullanılmıştır. Bu kapsamda, östrojen alımı, yaş, pozitif yardımcı lenf düğümleri ve patolojik tümör boyutu (cm) değişkenleri bu modelde kullanılmıştır. Ayrıca, bu istatistiksel yöntemin varsayımları tartışılmaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÖRDÜNCÜ SINIF SOSYAL BİLGİLER DERSİNDE DOĞRUDAN VERİLECEK DEĞERLERİN KAZANILMA DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27468</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27468</guid>
      <author>Mehmet Kaan DEMİR, Zerrin Tuğçe ÇİÇEKLİYURT</author>
      <description>21. yüzyıl değerlerin ve değer eğitiminin öğretim programında gerekli ve önemli olduğu bir yüzyıl olarak başlamıştır. Değişen ve karmaşıklaşan dünyada ulusal düzeyde kimlikleri oluşturan ve evrensel boyutta önem arz eden değerler programlarda doğrudan verilmesi uygun görülen değerler halini almıştır. Bu araştırmanın genel amacı dördüncü sınıf sosyal bilgiler dersinde doğrudan verilecek değerlerin kazanılma durumunun değerlendirilmesidir. Araştırma genel tarama modelinde bir çalışma olarak düzenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Çanakkale ilinde bulunan ilkokulların dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen doğrudan verilecek 8 değeri ölçen “Doğrudan Verilecek Değerler Ölçeği” kullanılmıştır. Veriler bir ders saati içerisinde, okulun diğer derslerini etkilemeyecek biçimde, sınıf öğretmenleri gözetiminde araştırmacı tarafından toplanmıştır. Araştırma, toplam 397 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Verilerin analizi için Statistical Package for the Social Sciences-22 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde ve bağımsız gruplar için t-Testi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre ilkokul dördüncü sınıf sosyal bilgiler dersinde doğrudan verilmesi hedeflenen değerlerin tümünün öğrenciler tarafından yeterli düzeyde kazanıldığı ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte öğrenci cinsiyeti, ailenin ekonomik durumu ve sınıf mevcudu değişkenlerine göre öğrenci puanlarında anlamlı bir farklılık olmadığı anlaşılmıştır. Sosyal bilgiler ders başarısı değişkenine göre ise 8 doğrudan verilecek değerin çoğunda ders başarısı yüksek olan öğrenciler lehine anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ULUSLARARASI HUKUK NORMLARI BAĞLAMINDA KIRIM MESELESİ: SELF DETERMINASYON MU? İLHAK MI?</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27416</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27416</guid>
      <author>Murat ERCAN</author>
      <description>ABD ile SSCB arasındaki Soğuk Savaş'ın 1990'lı yıllarda komünizmin çökmesiyle bittiği zannedilirken, tarih tekrar tekerrür etmiş ve 2000'li yıllarda tekrar kaldığı yerden devam ettiğini görüyoruz. ABD'li analistler, Rusya'nın eski gücüne kavuşup tek kutuplu ABD hegemonya sistemine karşı geleceğini, uluslararası sistemde yönetilen değil sistemi yöneten güç olmak için uğraş vereceğini biliyorlardı. ABD'nin tahminleri doğrultusunda öncelikle Rusya,1990-2000 yılları arasında ekonomik ve siyasi bakımdan toparlanmış ve 2000'li yılların başından itibaren ise ABD'nin gerek Afganistan ve Irak operasyonuna, gerekse 2003 sonrası bölgede yapılan devrimlerde ve gerekse 2008 ve sonrası dönemlerde Gürcistan ve Ukrayna'nın olası NATO/ AB üyeliği karşısında sergilediği tutumuyla, ABD merkezli tek kutuplu dünya düzenine ve ABD'nin ilerleyişine dur demiştir. Kasım 2013 yılında merkezi Ukrayna ve Kırım bağlantılı krizde ise Rusya Batı'nın kendini çevreleyip, hakimiyet alanını sınırlandırmak istediğinin farkına varmıştır. Ukrayna'nın AB ile ilişkilerinin derinleşmesi ve ardından da Ukrayna'nın NATO'ya üye olacağı endişesiyle Rusya, kendisi açısından stratejik önemi büyük olan ve Rus azınlık nüfusunun yoğun olduğu bölgeden, yani Kırım'da Rus vatandaşları ve askerlerini harekete geçirerek önce Kırım'ı işgal etmiş, ardından da uluslararası hukukun kabul etmediği şekilde ilhak etmiştir. Bu çalışmada, Ukrayna merkezli başlayan Kırım'ın ilhakına giden süreç analiz edilmekte ve ABD ve Rusya'nın kriz sürecinde oynadığı rolleri ve Kırım'ın ilhakıyla ilgili tezlerini irdelenmekte, akabinde ise Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'nin Rusya tarafından ilhakının uluslararası hukuka uygun olup olmadığı tartışılmaktadır. Ayrıca bu analizde, self determinasyon nedir ve hangi hallerde uygulanmakta?, Kırım'ın bağımsızlığını ilan edip, Rusya'ya bağlanmasını self determinasyon ilkesine dayandırılması uluslararası hukuka göre uygun mudur?, Kırım niçin krizin merkezi haline gelmiştir?, Kırım'ın stratejik açıdan Rusya için önemi ve Rusya'nın bölgedeki Kırmızı çizgisi nedir? gibi soruların cevabı aranmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BÜYÜLÜ GERÇEKÇİLİK VE NAZLI ERAY’IN ANLATILARINDA BATIL İNANÇLARIN KURGUSAL İŞLEVİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27490</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27490</guid>
      <author>Nihayet ARSLAN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı fal, büyü, medyumluk gibi batıl inançlar olarak adlandırılan folklorik malzemenin, sıra dışı kurgulamalarıyla tanınan Nazlı Eray’ın eserlerinde kullanılış nedenlerini, biçimlerini ve sonuçlarını incelemektir. Batıl inançlar, mantığa aykırı gerçekdışı bir alana ait olduğundan fantastik ve büyülü gerçekçi anlatıların sıklıkla kullandığı bir malzeme olarak dikkati çeker. Özellikle Latin Amerika tipi büyülü gerçekçilikte batıl inançlar ve hurafeler önemli yer tutar. Kendi anlatım tarzını büyülü gerçekçi olarak tanımlayan Nazlı Eray’da, batıl inançlar bu metinlerdekinden farklı biçimde kullanılır. Bu yazıda, önce büyülü gerçekçilik hakkında bilgi verilerek Nazlı Eray’ın anlatılarının büyülü gerçekçi metinlerle bağlantısı belirtilmeye çalışılmıştır. Daha sonra, Latin Amerika büyülü gerçekçiliğinde batıl inançların ontolojik değerinden farklı olarak bu motiflerin Nazlı Eray’ın anlatılarında kurgusal işlevi olduğu ileri sürülmüştür. Eray’ın kurmacalarında batıl inanç motiflerinin birinci işlevinin doğal olanla doğaüstü arasında geçişi sağlamak olduğu örneklerle açıklanmıştır. Bu geçişler sayesinde farklı çevrelerin ve sınıfların söylemleri aynı düzlemlerde bir araya getirilerek toplumsal hiyerarşi kırıldığından, bu motiflerin ikinci bir işlevsellik kazandığı belirtilmiştir. Bu noktada, batıl inançların bu anlatılardaki işlevsel değerlerini tartışmada Bakhtin’in roman kuramının karnavallaşma, kronotop gibi temel kavramlarından yararlanılmıştır. Eray, anlatılarında zaman-uzam düzleminde ve kişiler bazında çeşitlilik ve farklılıkları yan yana getirerek karnavalesk ortamlar yaratır. Karnavallaşmanın oluşmasında ise, diğer başka araçlar yanında, batıl inanç nesnelerinin kronotopik araç hâline getirilmesi rol oynar. Bu da, Nazlı Eray’ın anlatılarında, mimetik (gerçekçi) metinlerdeki kronotoplara bağlı kalmama özgürlüğünü ortaya koyar.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIBRIS TÜRK EDEBİYATINDA MİLLİ KİMLİK İNŞA SÜRECİNDE ŞİİR: SÜLEYMAN ALİ ULUÇAMĞİL</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27477</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27477</guid>
      <author>Sibel AKGÜN</author>
      <description>Kıbrıs, yüzyıllardan beri farklı kimliklerin ve kültürlerin iç içe geçtiği bir coğrafyadır. Kıbrıs Türk halkı da bu coğrafyada yaşayan en eski halklardan biridir. Ada, 1571’de başlayan Osmanlı İmparatorluğu egemenliği sonrası 1878 yılında İngiliz sömürge yönetimi ile idare edilmeye başlanmıştır. Sömürge yönetimi döneminde hem bu yönetimin hem de Rum halkı ile çatışmaların artması ile 1950’lerde Kıbrıs Türk halkının kimlik oluşum süreci hızlanmış ve ortaya koyduğu mücadele artmıştır. Siyasi ve toplumsal alanda yoğunlaşan bu mücadele döneminde edebiyat halkın en önemli kimlik oluşturma ve devam ettirme kanallarından biri olmuştur. Bu süreçte edebiyatçılar dinamik bir şekilde hem etkilemiş hem de etkilenmiştir. Ortaya koydukları eserlerde Kıbrıs Türk halkının içinde bulunduğu durum ve şartları zihin dünyalarında ortaya koymuşlardır. Kıbrıs Türk halkının edebiyat tarihi dönemsel olarak en yoğun 1950’lerde ortaya çıkmıştır. Eserleri ile bu süreçte yer almış Kıbrıslı Türk şair Süleyman Ali Uluçamğil, üzerinde durulması gereken önemli bir edebiyatçı olmuştur. Çalışmanın amacı Süleyman Ali Uluçamğil’in Kıbrıs’ta edebiyat alanında milli kimliğin inşasında önemini ortaya koymaktır. Genç yaşına rağmen ortaya koyduğu eserler ile adından bugüne kadar söz ettiren şair, Kıbrıs Türk halkının kimlik analizlerinde dinamik bir taşıyıcı olmuştur. Çalışmanın diğer amacı ise siyasi, kültürel ve toplumsal kimlik oluşum süreçlerinde edebiyatın ve diğer alanların da analiz edilmesi gerekliliğini vurgulamaktır. Çalışma betimsel ve analitik yöntemle yapılacaktır. Veriler ise süreç/ durum analizi ile ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSİM HAL EKLERİNİN YABANCI ÖĞRENCİLERE ETKİNLİKLERLE ÖĞRETİMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27476</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27476</guid>
      <author>Fatih YILMAZ, Çağrı TEMİZ</author>
      <description>Türkiye ülkeler arasında hızla gelişen kültürel, ekonomik ve siyasi arenada son yıllarda aktif bir rol oynamaya başlamıştır. Dünya çapında Türkiye'nin öneminin artmasıyla Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretimi de büyük bir önem kazanmış ve hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu alanda Türkçenin öğretimi için pek çok çalışma yapılmış ve büyük mesafeler kat edilmiştir. Fakat Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde hâlâ birtakım sorunlarla karşılaşılmaktadır. Türkçe öğrenen yabancılar üzerinde yapılan çalışmalardan hareketle Türkçenin öğretiminde en çok yaşanılan sıkıntıların dil bilgisi öğrenme alanında ortaya çıktığı görülmüştür. Dil bilgisi içerisinde ise isim hâl eklerinin öğretimi, yaşanılan sorunların başında gelmektedir. Türkçenin sondan eklemeli bir dil olması bu sorunun nedenlerinden biridir. İsim hâl eklerinin öğretiminde yaşanan bu sorunların çözümünde modern yöntem ve teknikler eşliğinde yapılan çok sayıda değişik etkinliklerin büyük katkı sağladığı saptanmıştır. Bu çalışmada Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretilmesi aşamasında ortaya çıkan isim hâl ekleri sorununa değinilmiş, sorunun nedenleri ortaya konulmaya çalışılmış ve soruna örnek etkinliklerle çözüm önerileri getirilmiştir. Bu çalışmada 155 dakikalık A2 seviye yabancı öğrenciler için bir ders planı hazırlanmıştır. Ders planında etkinliğin gerekçesi, etkinliğin hedefleri, etkinlik metni “Meşe ile Saz”, ders akış şeması ve değerlendirme aşamaları hazırlanmıştır. Ders planı toplam 9 etkinlikle geliştirilmiştir: boşluk doldurma, soru-cevap, kavram haritası, hal sofrası, yapılandırılmış grid, tanılayıcı dallanmış ağaç, kavram karikatürleri, kelimeleri ilişkilendirelim ve cümle oluşturalım. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHASEBE MESLEK MENSUPLARININ KOBİ TFRS VE TAM SET TFRS HAKKINDAKİ BİLGİ DÜZEYLERİ VE DÜŞÜNCELERİ: ELAZIĞ’DA AMPİRİK BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27431</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27431</guid>
      <author>Gamze Ayça KAYA</author>
      <description>KOBİ TFRS ve Tam Set TFRS, Türkiye’de Türkçeye çevrilerek aynen uygulanmaktadır. Bu standartlar, 09.07.2009 ve 16.05.2005 tarihlerinde yayımlanmıştır. 14.02.2011 Tarih ve 27846 Sayılı Resmi Gazete’de 6102 Sayılı TTK’nın 88. Maddesi’ne göre, Türkiye Muhasebe Standartlarının uygulanması zorunlu olduğundan TFRS’lerin önemi artmaktadır. Tekdüzen Muhasebe Sistemini bilen muhasebe meslek mensupları, KOBİ TFRS ve Tam Set TFRS ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle TFRS’yi uygulayan muhasebe meslek mensuplarının bu konudaki bilgi düzeyleri ve düşünceleri önemlidir. 04.11.2012 Tarih ve 28457 Sayılı Resmi Gazetede 2012/3834 sayılı karar ve ekinde “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yayımlanmıştır. Buna göre KOBİ’ler, “250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hâsılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 40 milyon Türk Lirasını aşmayan ve bu Yönetmelikte mikro işletme, küçük işletme ve orta büyüklükteki işletme olarak sınıflandırılan ekonomik birimler veya girişimler” olarak tanımlanmaktadır. Halka açık büyük işletmeler için Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) tarafından yayımlanan Uluslararası Muhasebe Standartları, Türkiye’de Türkiye Muhasebe Finansal Raporlama Standartları olarak aynen Türkçeye çevrilerek yayımlanmaktadır. Çalışmanın amacı, Elazığ’da faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının KOBİ TFRS ve Tam Set TFRS hakkındaki bilgi düzeyleri ve düşüncelerini tespit etmektir. 23 soru ve 21 ifadeden oluşan anket, Elazığ-Bingöl SMMM Odası’na kayıtlı 74 muhasebe meslek mensubu üzerinde uygulanmaktadır. Hazırlanan anket formu ile yüz yüze anket yapılmakta ve sonuçlar IBM SPSS Statistics 20 Programı ile değerlendirilmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ (CBS) VE ANALİTİK HİYERARŞİ SİSTEMİ (AHS) KULLANILARAK GELİBOLU YARIMADASI’NDA DEPREM DUYARLILIK ANALİZİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27474</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27474</guid>
      <author>Halid PEKTEZEL</author>
      <description>Deprem, can ve mal kayıplarına neden olan ve önceden tahmin edilemeyen doğal afetlerden birisidir. Türkiye topraklarının yaklaşık yarısı ve Türkiye nüfusunun % 44’ü 1. Derece deprem bölgesinde yer almaktadır. Yanlış arazi kullanımı ve yer seçimi, sıradan bir doğa olayı olan depremlerin afetle sonuçlanmasına neden olmaktadır. Günümüzde depremle ilgili yapılan çalışmaların kalitesi ve kapsamı artmaktadır. Son yıllarda depremle ilgili çalışmalar özellikle Coğrafi Bilgi Sistemlerine (CBS) dayalı olarak yapılmaktadır. Bu araştırmada CBS ve AHS yöntemleri kullanılarak Gelibolu Yarımadası’nda deprem duyarlılık analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bunun için önce sahanın genel deprem riski açıklanmıştır. Daha sonra deprem duyarlılığını etkileyen faktörler; litoloji, fay hatlarına mesafe, en büyük yer ivmesi, hidrojeoloji, yerşekilleri, eğim ve akarsulara uzaklık olarak belirlenmiş ve bunların sahadaki deprem risk ve duyarlılığına etkileri açıklanmıştır. Deprem duyarlılığını etkileyen faktörler, depremle ilgili yapılan çalışmaların ve verilerin sistematik bir şekilde tasnif edilmesiyle tespit edilmiştir. Faktör haritalarının oluşturulmasında çeşitli kaynaklardan elde edilen farklı veri tiplerinden yararlanılmıştır. Çalışmadaki faktör haritalarının üretilmesinde ve görüntü analizlerinde CBS yazılımlarından ArcGIS / ArcMap 10.2 paket programından faydalanılmıştır. Bu çalışma sonucunda Gelibolu Yarımadası’nın % 82,2 (774,0 km²)’sinde deprem duyarlılığının yüksek olduğu görülmüştür. Buna göre yarımada deprem açısından yerleşmeye kısmen uygundur. Gelibolu Yarımadası, 2023 yılında bitecek olan Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün etkisiyle sosyo-ekonomik bakımdan bir cazibe merkezi haline geleceği düşünülmektedir. Yakın gelecekte nüfusunda ve sosyo-ekonomik yapısında önemli değişiklikler olacağı düşünülen Gelibolu Yarımadası’nda deprem zararlarının azaltılması için yerleşime açılacak alanlarda ve yeni yapılacak yapılarda bu çalışma sonuçları dikkate alınmalıdır. Olası bir depremde can ve mal kayıplarının en aza indirilebilmesi için imara açılacak bölgeler, öncelikle hafif ve orta deprem duyarlılığına sahip zeminlerin yerleşmeye elverişli kısımlarından seçilmelidir. Nitekim Marmara bölgesi için yapılmış deprem çalışmalarında bu duruma özellikle vurgu yapılmıştır. Bunun için daha planlı ve programlı uygulama çalışmaları yapılması gerektiği düşünülmektedir. Deprem duyarlılığı yüksek olan sahalarda mevcut bulunan yerleşmeler için de gerekli tedbirler alınmalıdır. Risk altında bulu</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİGORTACILIKTA SUİSTİMALLER VE AHLAKİ TEHLİKE SORUNU: TÜRK SİGORTA SEKTÖRÜNE YÖNELİK BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27430</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27430</guid>
      <author>İsmail YILDIRIM</author>
      <description>Ahlaki Tehlike, sözleşmenin düzenlenmesinden sonra taraflardan birinin davranışını diğerinin zararına etki edecek şekilde değiştirmesi riskidir. Genellikle sigorta sektöründe görülmektedir. Sigorta sektöründe Ahlaki Tehlike bireylerin sigortaya konu olan unsurların zarara uğraması veya çalınmasına yönelik daha az çaba göstermesidir. Sigorta Suistimali ise haksız kazanç elde etmek için sigorta şirketinin kasıtlı yollardan aldatılmasıdır. Sigorta suistimalleri en çok oto sigortalarında görülmekle birlikte sigorta şirketlerine de ağır zararlar yaşatmaktadır. Bu çalışmada sigorta poliçesi düzenlendikten sonra ortaya çıkan Ahlaki Tehlike ve Sigorta Suistimalleri’nin boyutları ve sigorta şirketlerine etkileri üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MESLEKİ KARAR ENVANTERİNİN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ İÇİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27483</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27483</guid>
      <author>Mehmet Ali ÇAKIR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Çakır (2003) tarafından lise öğrencileri için geliştirilen Mesleki Karar Envanterinin üniversite öğrencileri üzerinde geçerlik, güvenirlik çalışması yapmaktır. Bu amaçla 402 üniversite öğrencisinden oluşan ilk gruptan elde edilen veriler ile öncelikle açımlayıcı faktör analizi ardından da aynı veri için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda 20 maddeden oluşan ölçeğin dört faktörlü yapı gösterdiği, dört faktörün yorumlanabilir olduğu ve açıklanan toplam varyansın % 54.295 olduğu görülmüştür. Ölçeğin tümü için elde edilen Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı .90 olarak bulunmuştur. DFA ile sınanan modelin uyum indeksleri incelendiğinde Ki Kare değerinin (X2 = 393.21, df=164, p=.00) iyi uyuma karşılık geldiği görülmüştür. DFA sonucuna göre modelin uyum indeksleri, RMSEA= 0.059, GFI = .91, AGFI=0.89, CFI=0.95, NNFI=0.94, ve SRMR= 0,057’dir. Envanterin eşit iki yarı güvenirliği hesaplanırken envanterin ilk yarısından alınan puanlar ile ikinci yarısından alınan puanlar karşılaştırılmıştır. Elde edilen korelasyon katsayısı (r= 0.87) olarak bulunmuştur. Envanterin puan değişmezliği, test-tekrar test yöntemiyle test edilmiştir. Bunun için PDR bölümü öğrencilerinden bölümünden 35 öğrenciye 20 gün arayla envanter iki kez uygulanmıştır, iki uygulama puanlarının karşılaştırması sonucunda elde edilen korelasyon katsayısı (r =0.84) tür. Bu aynı zamanda testin güvenilirliğini de vermektedir. Elde edilen bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular ilgili alan yazın doğrultusunda tartışılmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PRODUCT DIVERSIFICATION IN TOURISM AND WELLNESS TOURISM: INVESTIGATION IN THE SCOPE OF GERMAN TOUR OPERATORS‘ CATALOGUES OF THE CHANGE BETWEEN 2004-2014</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27522</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27522</guid>
      <author>Mehmet Han ERGÜVEN</author>
      <description>Turizm pazarında artan rekabet, ürün değeri oluşturmada tur operatörlerini ürün çeşitliliğine gitmeye zorlamıştır. Ürün çeşitliliğini artırma, turizm pazarında tur operatörlerinin başarısını belirleyen bir özelliğe sahiptir. Hızla değişen yaşam koşulları günümüz insanını bir taraftan alternatif tatil arayışlarına iterken, diğer taraftan da tatilden daha fazla değer beklentisi içerisine sokmaktadır. Wellness turizmi de bu arayışlara cevap vermek üzere ortaya çıkan turizm ürün çeşitlerindendir. Bu çalışmanın amacı; Neckermann, Thomas Cook ve TUI gibi Almanya çıkışlı çalışan tur operatörlerinin 2004 ve 2014 yıllarındaki kataloglarının, destinasyonlar ve konaklama işletmeleri kategorilerinde karşılaştırmalı olarak ele alınması ile wellness turizminin öneminin, gelişiminin ve geleceğe yönelik göstereceği gelişmelerin ortaya konulmasıdır. Çalışmanın bir diğer amacı ise günümüzde birçok destinasyon ve konaklama işletmesi için temel turizm ürününe dönüşen wellness’ın, Türkiye için deniz-kum-güneş turizmine bir alternatif olup olamayacağı konusunda netlik sağlayarak beklentilere ışık tutmaktır. Bu çalışma nitel bir araştırma olup, nitel veri analizi bilindiği gibi, gözlem ve görüşme gibi veri toplama yöntem ve teknikleri ile elde edilen verilerin düzenlendiği, kategorilere ayrıldığı, temaların keşfedildiği ve sonuçta tüm bu sürecin rapora aktarıldığı bir etkinlikler toplamıdır. Katalog incelemeleri sonucunda Alman tur operatörlerinden bazılarının Türkiye’ye yönelik wellness turizminde sadece kıyı şeridiyle sınırlı paket tatiller sunduğu, wellness ürün ve hizmetlerini deniz-kum-güneş turizmini tamamlayıcı bir unsur olarak gördükleri ve Sapanca gibi iç turizmde wellness alanında markalaşmış destinasyonları henüz programlarına almadıkları tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, Türkiye turizminde ürün çeşitlendirilmesine gidilirken sürdürülebilir ürün değerinin artırılması için wellness turizmi gibi bir dizi öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞÂRİHLERİN MÜTEŞÂBİH RİVAYETLERE YAKLAŞIMI -İBNÜ’L-MÜLAKKIN ÖRNEĞİ-</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27484</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27484</guid>
      <author>Mehmet Sait UZUNDAĞ, Nurullah AGİTOĞLU</author>
      <description>Kur’ân’da ve bazı hadis rivayetlerinde müteşâbih veya haberî diye de isimlendirilen vech, yed, istivâ, kadem, ityân, sâk vb. sıfatlar işlenmiştir. Farklı âlimler ve değişik mezhepler, içinde bulundukları sosyal, siyasi, itikâdi vb. şartlar içerisinde sözkonusu sıfatlar hakkında bazı yaklaşımlar sergilemişlerdir. Bu yaklaşımlar kimi zaman muhalif düşüncede olanları etkileyen, bazen de onlardan etkilenen bir mahiyet arzetmiştir. Onlardan kimi bu sıfatları yorumlamaksızın kabul etmiş ya da manalarını Allah’a havale edip O’ndan başkasının bunların manalarına vakıf olamayacaklarını benimsemiş, diğer bazı kişi veya mezhepler de teşbîh ifade eden bu sıfatları yorumlayarak te’vîl yoluna gitmişlerdir. Biz de bu makalemizde Buhârî’nin el-Câmiü’s-Sahîh’i üzerine yazdığı etTavdîh li-Şerhi’l-Câmii’s-Sahîh adlı eseri çerçevesinde İbnü’l Mülakkın’ın konuya yaklaşımını tespit etmeye çalışacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEDYA VE SUÇ KORKUSU ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27459</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27459</guid>
      <author>Meral ÖZTÜRK</author>
      <description>Bu güne kadar medyada yer alan haberlerin içeriği ve bu haberlerin toplumdaki etkileri üzerine çok sayıda çalışma yapılmıştır. Medya ve suç korkusu arasındaki ilişki bu çalışmalara eklemlenen yeni konulardandır. Suç korkusu modern toplumların karşılaştığı sosyal problemlerden birisidir. Kavram, bireylerin herhangi bir suçun mağduru olma korkularını ima etmektedir. Başta kriminoloji olmak üzere sosyal bilimlerin içerisinde yer alan pek çok disiplin, suç korkusunu incelemektedir. Olgu, mağduriyet korkusuna yol açan bireysel hem de çevresel faktörleri ele alan kuramlarla açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda suç korkusunun dinamiklerini belirlemek amacıyla Savunmasız Teorisi, Mağduriyet Teorisi, Düzensizlik Teorisi ve Toplumsal Kaygı Teorisinden yararlanılmaktadır. Medyanın suça maruz kalma korkusu üzerindeki etkisini televizyon ve gazetelerde yer alan suç haberlerinin insanlarda dolaylı mağduriyet yarattığını, bununda suça maruz kalma korkusunu yükselttiğini öne süren Mağduriyet Teorisi temelinde tartışılmaktadır. Bu çalışma yukarıdaki görüşler ışığında medya ve suç korkusu arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma Cumhuriyet Üniversitesinde okuyan 35 kız öğrenciyle yapılmıştır. Çalışmada medyada yer alan suç haberlerinin kadınlar üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla kalitatif araştırma yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, medyadaki suç haberlerini yakından takip eden kadınların mağduriyet korkularının diğerlerine oranla daha yüksek olduğunu göstermektedir. Kadınlar özellikle medyada yer alan kadına yönelik şiddet haberlerinden olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu korkuları onların suç mağduru olmamak için çeşitli önlemler almasına neden olmaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FACEBOOK BAĞIMLILIĞI ÖLÇEĞİNİN TÜRKÇELEŞTİRİLMESİ VE FACEBOOK BAĞIMLILIĞININ OKUMA BECERİSİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27498</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27498</guid>
      <author>Mustafa TÜRKYILMAZ</author>
      <description>90’lar internet ve uydu iletişiminin dünyaya egemen olmaya başladığı yıllardır. 2000’lerle birlikte yeni nesil internet etkisini göstermeye başlamıştır. Web 2.0 denilen bu ağ çeşidi ile pek çok insan aynı anda oyun oynayabilmekte, paylaşım yapabilmekte ve çeşitli içeriğe erişebilmektedir. Yaygın ağın hızlanması, erişimin ucuzlaması çok sayıda insanın dakikalar, saatlerce çevrimiçi kalmasına neden olmuştur. Bu araştırma, sosyal medya araçlarından en çok kullanılanı olan Facebook’a bağımlılığı ölçmek için geliştirilmiş bir ölçeğin Türkçeleştirilmesini ve Facebook bağımlılığının okuma becerisine etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Andreassen vd. (2012) tarafından geliştirilen 18 madde ve 6 boyuttan oluşan ölçek Türkçeleştirilmiştir. Bu sırada çeviri uzmanlarından yararlanılmıştır. Uzmanların olurlarının alınmasıyla oluşturulan ölçek, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı bahar yarı yılında 325 kişilik bir ortaöğretim öğrenci grubuna uygulanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliği açımlayıcı faktör analizi ile test edilmiştir. Ayrıca ortaya konulan model, doğrulayıcı faktör analizi ile de sınanmıştır. Güvenirlik testlerinde ise Cronbach Alfa değerleri esas alınmıştır. Elde edilen sonuçların modelin uygunluğunu işaret etmesiyle Facebook Bağımlılık Ölçeği, Okuma Tutum Ölçeği, Buzan (2012)’a ait “Yeni Dünya Trendleri” başlıklı metin ve Başarı Testi 506 kişilik bir örnekleme uygulanmıştır. Elde puanlar arası ilişki incelenmiştir. Sonuçta ortaöğretim öğrencilerinin Facebook’a olan bağımlılığı düşük düzeyli olarak belirlenmiştir. Ancak Facebook bağımlılığının artış göstermesi okumaya yönelik tutumu, okuma hızını ve okuduğunu anlamayı olumsuz yönde etkilemektedir. Başka bir ifadeyle Facebook bağımlılığı okuma becerisini olumsuz yönde etkilemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TASAVVUF KÜLTÜR TARİHİMİZDE BİRLİKTE YAŞAMA AHLÂKI (MEVLÂNÂ, YÛNUS EMRE ve HACI BEKTÂŞ-I VELÎ’DEN ÖRNEKLER)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27475</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27475</guid>
      <author>Nuran ÇETİN</author>
      <description>İslâm’ın ilk yayıldığı dönemden itibaren muhtelif dinlere mensup toplumlar, İslâm Devleti’nin çatısı altında bir arada yaşamış, Müslüman çevrelerde bu durum herhangi bir ötekileştirmeye gitmeden kültürel bir zenginlik olarak algılanmıştır. Oysa içinde bulunduğumuz 21. Yüzyılda bir taraftan bilim ve teknolojide hızlı ilerlemeler kaydedilirken, diğer taraftan da dünyanın muhtelif bölgelerinde dil, din, ırk, inanç, kültür ve fikir farklılıklarından dolayı kavga, çatışma, savaş ve terör gibi insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır. Dolayısıyla insanlığa çığır açan görüşleriyle, sevgi, barış, kardeşlik vurgusu yapan söylemleriyle Mevlânâ, Yûnus Emre ve Hacı Bektâş-ı Velî gibi mümtaz şahsiyetlerin öncülüğünde bir arada yaşama ahlâkının en güzel modellerini sunmaya içinde bulunduğumuz asırda, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Tarihten devraldığımız kültürel mirasımızı en doğru biçimde tespit etmek, değerlendirmek ve bunu gelecek nesillere aktarmak millî varlığımızın devamının temini açısından oldukça büyük önem arz etmektedir. Sevgi ve barış toplumunun yeniden inşâsına katkıda bulunmak amacıyla ele aldığımız bu çalışma bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, tasavvuf kültür tarihimizdeki birlikte yaşama ahlâkına vurgu yapılmıştır. İkinci bölümde ise birlikte yaşamaya dair tüm insanlığı kucaklayıcı ifadeleriyle öne çıkan Mevlânâ, Yûnus Emre ve Hacı Bektâş-ı Velî’nin konuya dair görüşlerine yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise çalışmanın kısa bir değerlendirilmesi yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AİLEDE DEĞİŞİMİN SONUÇLARININ ÇOCUK SAĞLIĞINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27414</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27414</guid>
      <author>Recep ERCAN</author>
      <description>Endüstrileşme genişletilmiş ailenin önemini aşındırmış ve gelenekleri zayıflatmıştır. Toplumsal uzmanlaşma ve farklılaşma artınca, toplumsal işbölümü geniş aileyi değişime zorlamıştır. İşin farklılaşması, çekirdek ailede yeni bir işbölümü ortaya çıkarmıştır. Bu işbölümü sonucunda kadın-erkek ilişkileri, kadın ve erkeğin konumu, hatta evlilik ilişkileri yeniden belirlenmektedir. Günümüzde artan sosyal hareketlilik ve göç, farklı aile tiplerinin oluşmasına yol açmıştır. Evlenmeden birlikte yaşayan ve tek ebeveynli ailelerin sayısında büyük bir artış vardır. Günümüzde standart bir çekirdek aileden söz etmek mümkün değildir artık; çekirdek aile, alternatif aile biçimlerinin ortaya çıkmasına rehberlik etmiştir. Çekirdek aileyi tehdit eden sebeplerin başında çözülme ve yoksulluk gelmektedir. Boşanmaların tek ebeveynli ailede yoksulluğu daha da ağırlaştırmaktadır. Yeniden evlenmelerde her zaman mutlu bir yuvanın garantisi olamamaktadır. Birlikte yaşamanın ya da evlenmeden çocuk sahibi olmanın ahlaki boyutları toplumda tartışma konusu yapılmaktadır. Günümüzde aileler eş ve çocuklarıyla daha az vakit geçirmeye başlamışlardır. Bireysel yaşamın öne geçmesi, modern ailenin geleceği konusunda kaygıları iyice artırmıştır. Gerçekten de modern aile çocuk sağlığı açısından bir tehdit midir? Bu çalışmada ailede değişimin sonuçlarının çocuk sağlığına etkisi tartışılmıştır. Bu konuda yapılan tartışmalar politik ilgi ve değerler üzerinden yürütülmektedir. Toplum, politik beklentiler doğrultusunda oluşturulan sübjektif bakışın kuruntularından hâlâ kurtarılabilmiş değildir. Gerekçesi ise, şimdiye kadar ailenin değişimi ile çocukların iyilik / sağlık durumunu inceleyen çalışmaların yetersizliğidir. Ailedeki değişim ve çocuk sağlığı konusunda yeni araştırmalara ihtiyaç vardır. Yoksulluk, çözülme, çöküntü, işsizlik gibi etkenler çekirdek aileyi zorlamaktadır. Bununla birlikte modern aile konusunda kaygılar abartılıdır. Eskiden aşk evliliği yoktu; kadınların ve çocukların statüsü çok düşüktü. Şimdi ise ailenin daha çok demokratikleşmeye ve sosyal desteğe ihtiyacı vardır. Bu desteğin verildiği ülkelerde çekirdek aile çocuk sağlığı için daha elverişli yaşam koşulları oluşturduğu görülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİM KÜLTÜRÜNDE KADIN BEDENİNİN CİNSEL KURGU OLARAK KONUMLANDIRILMASI VE SUNUMU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27509</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27509</guid>
      <author>Rıfat BİLGİN</author>
      <description>Bu makale, tüketim kültüründe kadın bedenin cinsel bir meta olarak ve sunumunu konu edinmektedir. Tüketim kültürünün kadın bedeni için öngördüğü güzellik ve standardize edilmiş beden anlayışında; kadın bedeni, görselliği ön planda olan cinsel cazibeli bir gövde olarak sunulmaktadır. Böylece çağımızdaki kapitalist ekonomik piyasa ve onun ürettiği kültür ve yine ekonomik piyasanın endüstriyel aygıtları tarafından kadın bedeninin cinsel haz ve tüketim nesnesine indirgendiğine şahit olunmaktadır. Kapitalist ekonomik piyasa ve onun kültürü sürekli değişen ve yenilenen tasarı bir kadın bedeni kurgulama peşindedir. kadın bedeni ve cinselliğine ait toplumda var olan sosyo-kültürel kodlar tüketimi arttırma amacıyla kolaylıkla kullanabilmektedir. Nihayetinde kadınlar, tüketim kültürü çerçevesinde oluşturulan, modelleştirilen ve yüceltilen bedenlere kavuşmak için düzenli beden egzersizlerine, spora, diyetlere, estetik ve cerrahi operasyonlara, kozmetik ve bakım ürünlerine, sürekli yenilenen tasarı bedenleri anlatan kitap, dergi ve TV programlarına veya dizilerine yönlendirilmektedir. Bu çalışma kapitalist tüketim kültürünün kadın bedenini kendi piyasası adına cinsel bir meta olarak araçsallaştırdığını ve kadınların da bu kültürün baskısı altında daima genç, güzel ve seksi görünme çabalarını irdeleme amacını gütmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>METİNLERARASILIK AÇISINDAN NAMIK KEMAL İLE MEHMET AKİF: BÜLBÜL VE MURABBA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27514</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27514</guid>
      <author>Selim SOMUNCU</author>
      <description>Metinlerarasılık son yüzyılın önemli kuramları içinde yerini almıştır. Rus Biçimcileriyle ortaya çıkan kuram en az iki metin arasındaki etkileşimi esas alır. Kendisinden sonraki kuşakları etkileyen önemli sanatçı ve fikir insanlarının varlığı metinlerarasılık çalışmalarının artmasını sağlamaktadır. Günümüzde yalnızca edebiyat ya da dil sahasına özgü olmaktan çıkan ve farklı alanları da kapsamaya başlayan metinlerarasılık sanatın hatta hayatın her alanında kendini göstermektedir. Çünkü insanoğlu çevresine yaptığı etkileşimler sonucunda kendi dünyasını oluşturmaktadır. Hiç kimse görmediği, bilmediği, hissetmediği bir şeyin hayalini kuramaz. Tanzimatın hem şair, hem romancı, hem gazetecisi olan hem de bir aksiyon adamı olması açısından kendisinden çok söz ettiren kişiliği Namık Kemal’dir. Namık Kemal fikirde ve şiir sahasında kendisinden sonra önemli etkiler bırakmış bir kişiliktir. Bu çalışmada da gösterileceği üzere Namık Kemal’den büyük ölçüde etkilenen Türk şairlerinden biri de Mehmet Akif Ersoy’dur. Bu çalışma Namık Kemal ile Mehmet Akif üzerine karşılaştırmalı bir çözümlemeyi içermektedir. Bu bağlamda her iki şairin şiirleri arasındaki benzerlik ilgisini ve etkilenme düzeyini, Bülbül ve Murabba şiirleri üzerinden yapılan bir incelemeyle ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. İki şiir arasındaki ilişkinin boyutları ortaya çıkarılırken şairlerin birbirlerini etkileme düzeyleri “sözcük, imge, izlek, biçim ve etkilenme türü” olmak üzere beş aşamada ele alınacaktır. Ortaya çıkan karşılaştırma sonuçlarına göre iki şair arasındaki metinlerarası ilişki ve Mehmet Akif’in, Namık Kemal’den etkilenme düzeyi yine metinlerarasılığa ait kavramlarla tanımlanacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL MEDYANIN BİREYLER ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİNE İLİŞKİN BİR ÖRNEK: SİBER ZORBALIK</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27415</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27415</guid>
      <author>Tolga ÇELİK, Yeşim TEKİN</author>
      <description>Günümüzde sosyal medya ortamlarında hesabı olan bireylerin çoğu kişisel bilgilerini ve gündelik hayatlarında yaşadıkları her türlü olayı bu hesaplarda tanıdıkları veya tanımadıkları birçok insan ile paylaşmaktadır. Bu paylaşımların dikkatli yapılmadığı durumlarda veya paylaşım içeriklerinde toplumsal hayata “aykırı” kabul edilebilecek öğeler yer aldığında, paylaşımı yapan birey hiç beklemediği tepkiler ile karşılaşabilmektedir. Sosyal medya bireylerin gerçek kimliklerini kullanmak zorunda olmadıkları bir platformdur. Bu nedenle bireyler arası etkileşim sürecinde “anon” olarak nitelendirilen, kimliği tamamen gizli kişiye dönüşebilmek mümkündür. Kimlikten bağımsız bir şekilde başkaları ile iletişim kurma isteği çeşitli nedenlerde izah edilebilir. Kimliği gizlemek kötü amaçla yapılmamış da olabilir fakat siber zorbalık olarak ifade edilen, sanal ortamda kimliğin gizlenerek insanların çeşitli şekillerde taciz edilmesi de bu yolla mümkündür. Siber zorbalık, bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılarak bir bireye ya da bir gruba teknik ya da ilişkisel tarzda zarar verme davranışıdır. Siber taciz ise aslı olan ya da olmayan bir konuda sosyal medya ağları üzerinden kişilerin taciz ve tehdit edilerek rahatsız edilmesi veya bundan bir çıkar elde etmeye çalışma davranışıdır. Bu çalışmanın ilk bölümünde öncelikle siber zorbalık ve siber taciz kavramları incelenecek, tacizlerden korunma yöntemleri irdelenerek önerilerde bulunulacak ve sosyal medya ortamlarında geçtiğimiz dönemde yaşanan siber zorbalık vakalarından ve bu konuda Avrupa’da ve Amerika’da açılan davalardan örnekler verilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALGILANAN HİZMET KALİTESİ: ALIŞVERİŞ MERKEZİNDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27482</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27482</guid>
      <author>Ayşe Ersoy YILDIRIM</author>
      <description>Sayıları gün geçtikçe artan alışveriş merkezleri, dünyada ve Türkiye’de hızlı bir gelişme göstermiş, sundukları çeşitlenen ve farklılaşan hizmetler sayesinde özellikle büyük şehirlerde toplumsal yaşamın vazgeçilmez parçası haline gelmişlerdir. Tüketicilerin, demografik yapılarında meydana gelen değişiklikler, perakendecilik sektörünü doğrudan doğruya etkilemiş, bu etki alışveriş merkezlerinin günden güne popüler hale gelmesine neden olmuştur. Tüketicilerin, alışveriş merkezlerinde var olan hizmetlere ilişkin beklentileri ve tüketicilerin alışveriş merkezlerinde sunulan hizmetlerin varlığının genel üstünlüğüne yönelik yargıları, algılanan hizmet kalitesini gündeme getirmiştir. Bu bağlamda algılanan hizmet kalitesi, indirgenmiş hizmet kalitesi boyutları kullanılarak, tüketicinin beklediği kalite ile deneyimlediği kalite ilişkisine bağlı olarak şekillenmiştir. Malatya’da bulunan bir alışveriş merkezinin, hizmet kalitesini ortaya çıkarmak amacıyla alışveriş merkezi ziyaretçileriyle gerçekleştirilen bu çalışmanın verileri birincil veri toplama yönteminden yüz yüze anket ile toplanmış olup, veri toplama aracı olarak servqual ölçeği kullanılmıştır. Anket formlarının analiz öncesinde yapılan incelemesinde, 906 formun analiz için uygun olduğu görülmüştür. Araştırmada varyans analizi, t- testi, one way anova, scheffe post- hoc analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda, katılımcıların, alışveriş merkezinde sunulan hizmete ilişkin algılarının ve beklentilerinin, sosyo- demografik özelliklerine göre farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYO-KÜLTÜREL ÖZELLİKLERİN BİLGİ GÜVENLİĞİ FARKINDALIĞI ÜZERİNE ETKİSİ: GÜLHANE ASKERİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM HASTANESİNDE BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27451</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27451</guid>
      <author>Mevlüt KARADAĞ, Hüseyin ABUHANOĞLU</author>
      <description>Bilgi, yazılı, sözlü ve elektronik gibi birçok formda bulunur. Bilgi güvenliği, bilginin ulaşılabilirliğini, bütünlüğünü ve gizliliğini esas alır ve kurumun faaliyetleri ve sürekliliği açısından büyük önem taşır. Bilgi güvenliğinden amaç, doğru bilginin, doğru kişiye en kısa zamanda ulaşımını garanti altına almaktır. Yapılan bu çalışmanın amacı, Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Eğitim Hastanesinde görevli personelin bilgi güvenliği konusundaki farkındalık düzeylerinin değerlendirilmesi ve bunun sosyo-kültürel özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesidir. Araştırmaya Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Eğitim Hastanesinde görevli 314 personel katılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacının kendisi tarafından geliştirilen bilgi güvenliği anketi kullanılmıştır. Anketin Cronbach Alfa güvenilirlik katsayısı 0,914 olarak hesaplanmıştır. Anketin yapı geçerliliği için faktör analizi uygulanmıştır. Faktör analizi sonucunda bilgi güvenliği farkındalığının; politika güvenliği, sistem güvenliği ve çalışan güvenliği olarak üç alt boyuttan oluştuğu görülmüştür. Katılımcıların bilgi güvenliği farkındalık düzeyi % 89.7 olduğu bulunmuştur. Ayrıca yaş ve unvan değişkenlerinin bilgi güvenliği farkındalığı üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu saptanmıştır (p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN BİLGİSİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI DENEYİMLERİNE BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27500</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27500</guid>
      <author>Sibel DEMİR, Fatma ŞAHİN</author>
      <description>Öğretmenlik uygulaması öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri için en önemli uygulamalı derslerden biridir. Öğretmenlik uygulaması yaşantısında öğretmen adayları gerek gözlemleri gerekse uygulamaları ile mesleklerine ilk adımları atmaktadırlar. Araştırmada 6 fen bilgisi öğretmen adayının öğretmenlik uygulaması yaşantılarını inceleyebilmek adına, öğretmen adaylarının kendilerini değerlendirebilecekleri bir rubrik sunulmuş, aynı rubrikle araştırmacı tarafından değerlendirilmeleri sağlanmış ve bunun yanı sıra “Bu sınıfın öğretmeni siz olsaydınız ne yapardınız?” açık uçlu sorusunu yanıtlamaları beklenmiştir. Araştırmanın amacını, fen bilgisi öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulaması yaşantılarını tespit etmek oluşturmaktadır. Elde edilen veriler yüzdelik karşılaştırma ve içerik analizi ile yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda araştırmadan elde edilen verilerin incelemesi sonucunda, öğretmen adaylarının genelde kendilerini yeterli olarak gördüklerini ve açık uçlu soruya ise çeşitli yanıtlarda bulundukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, eğitim fakültelerinde uygulamalı bir ders olarak verilen öğretmenlik uygulaması yaşantısının olabildiğince zengin öğretim süreçleri ile donatılması gerektiği düşünülmektedir. Böylece öğretmen adaylarının gerçek meslek yaşantısına daha doğru adımlar atabileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEPRESYONLA DİNSEL BAŞA ÇIKMAK MÜMKÜN MÜ?</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27507</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27507</guid>
      <author>Süleyman ALTINTAŞ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, depresyon ile dinsel başa çıkma arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma tarama modeliyle yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve İlahiyat Fakültesinde eğitim gören öğrencilerden tesadüfî yöntemle seçilmiş 299 kişiden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin 186’sı (%62) kız, 113’ü (%38) erkektir. Öğrencilerin yaş ranjı 19-25 arasıdır. Veri toplama araçları, Beck Depresyon Ölçeği, Dinsel Başa Çıkma Faaliyetleri Ölçeği ve demografik özellikleri içeren Kişisel Bilgi Formundan oluşmaktadır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programının ilgili modülleri kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel teknikleri (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıştır. Hipotez testleri olarak parametrik testlerden t-testi ve ANOVA testleri, Non-Parametrik testlerden Mann Whitney U testi, korelasyon analizleri yapılmıştır. Örneklem grubundan elde edilen verilere göre, araştırma sonucunda depresyon ile dinsel başa çıkma puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Bulunan değerler: r=0.089; p=0.127&gt; 0.05. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLTERE HİMAYESİNDE BİR EĞİTİM MÜESSESESİ: İZMİR EVANGELİK RUM OKULU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27453</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27453</guid>
      <author>Yunus Emre UÇAN</author>
      <description>Bu çalışmada İngiltere’nin himayesinde bir protestan okulu kimliği ile eğitim vermiş olan Evangelik Rum Okulu incelenmiştir. Bir azınlık okulu olmasına rağmen kurucusu Pantaleon Sevastopoulos’un gayretleri sonucunda İngiliz koruması elde edilmiştir. Kurumun eğitim faaliyetlerine başlaması, resmen açılışı ve kurucusunun vasiyeti sonrası meydana gelen değişim üzerinde durulmuştur. Evangelik Okulun meşhur olması ile öğrenci sayısının artmasına bağlı olarak İzmir’in değişik yerlerinde açılan şubeleri, öğrenci sayıları, eğitim kadrosu ve müfredat programı gibi ayrıntılar da ele alınmıştır. Ayrıca bu eğitim kurumunun kalitesini yansıtan, içerisinde çok sayıda değerli kitapların ve tarihi eserlerin de bulunduğu kütüphane ve müzesi ile ilgili detaylar anlatılmıştır. I. Dünya Savaşı ve 1922 İzmir Yangını gibi önemli olayların Evangelik Okul üzerinde meydana getirdiği etki ve sonuçları da çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KADINA YÖNELİK AİLE İÇİ ŞİDDETLE MÜCADELEDE ŞÖNİM’LERİN ROLÜ: ANKARA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27449</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27449</guid>
      <author>İpek Beyza ALTIPARMAK</author>
      <description>Kadına yönelik aile içi şiddet sıkça karşımıza çıkan toplumsal bir problemdir. Bu şiddetin önlenebilmesi için kuşkusuz zihinsel bir dönüşüm gereklidir. Ancak her türlü değişim ve gerek görülen eksikliklerin giderilmesi adına yeni sosyal politika düzenlemelerinin yapılması, kanun ve yasaların desteği süreç içerisinde gereklidir. Buradan hareketle son dönemde yapılan değişikliklerden biri de Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın yerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın almasıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kadına yönelik şiddetle mücadele için yaptığı değişiklerin başında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gelmektedir. Bu kanun ile birlikte 4264 Sayılı Kanun’un eksiklikleri giderilmeye çalışılmış ve kadına yönelik şiddet ile ilgili olarak Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’nin (ŞÖNİM) kurulması bir hükme bağlanmıştır. Böylelikle kadına yönelik şiddetle ilgili koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması, başvuruların tek çatı altında toplanması, rehberlik ve destek hizmetlerinin verilmesi ve koordinasyonun sağlanması adına bu merkezler pilot uygulamalar olarak hizmet vermeye başlamışlardır. ŞÖNİM’ler kadınların emniyet, sağlık, psikolojik destek vb. gibi birimlerdeki süreçlerin uzun sürmesi sonucunda oluşacak mağduriyetleri ortadan kaldırma adına süreci kolaylaştırıcı yani tüm birimleri tek çatı altında toplamayı hedefleyen merkezler olarak ortaya çıkmışlardır. Kadınların farklı merkezlerde yaşadıkları olayları defalarca anlatıp travmatize olma durumunu ortadan kaldırıp tüm bu süreçleri daha fazla mağdur olmadan, daha koordineli bir şekilde geçirmelerinin sağlanması istenmektedir. Yapılan bu çalışmada kadına yönelik aile içi şiddetle mücadelede ŞÖNİM’lerin rolü saptanmak istenmiştir. Buradan hareketle 2014 yılı içerisinde Ankara ŞÖNİM çalışanlarıyla mülakatlar yapılmıştır. Bu noktada gerek müdahale sürecinin hızlanması gerekse hukuki ve psikolojik desteklerin verilmesi göz önünde bulundurulduğunda, Şönim’lerin aile içi şiddetle mücadeledeki rolünün anlaşılmasının oldukça önemli olduğu düşünülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SANAT EĞİTİMİ ALAN BİREYLERDE ESTETİK ALGI OLUŞTURMAK İÇİN GÖRSEL KÜLTÜR EĞİTİMİNİN GEREKLİLİĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27443</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27443</guid>
      <author>Selma KARAAHMET BALCI</author>
      <description>Görsel kültür; görsel yollarla ifade bulan televizyon, heykel, fotoğraf, filmler, yağlıboya resimler, bahçeler, binalar, zanaat ürünleri, oyuncaklar, reklamlar, mücevherler, haritalar, grafikler, web sayfaları, şehir manzaraları ve benzerlerinin dahil olduğu kapsamlı bir alanı ifade eder. Bu yüzden, görsel kültür, hiç olmadığı kadar ve gittikçe artan bir şekilde görsel ve görselleşmiş olan (Mirzoeff, 1999) bir insan deneyimidir ve son derece kapsamlıdır. Barnard’a göre (2002), işlevsel, iletişim ve/veya estetik kaygı verilmiş olan, insanların yarattığı, ürettiği veya yorumladığı herhangi bir şey görsel kültür tanımlaması içerisinde yer alır. Önde gelen görsel kültür savunucusu Paul Duncum’a (2002) göre de, bugünün dünyasında anlam; görsel alanlar, görsel ve popüler objeler, müzik, ses efektleri, resimler, ve benzeri olgularla etkileşim yoluyla üretilmektedir. Görsel ve popüler unsurlara bakmak kadar, onlara nasıl baktığımız da önemlidir. Sözü edilen bu görsel öğelere özellikle sanat eğitimcisi adayı olan ve fakültelerin güzel sanatlar eğitimi bölümü öğrencilerinin nasıl baktığı, sanat eğitimi almayan bireylere oranla şüphesiz çok daha önemlidir. Bir toplumda oluşan ve yerleşik hale gelen kültürü değiştirmenin uzun zaman alacağı ve ancak nesilden nesile aktarılarak mümkün olacağı bilinmektedir. Görsel sanatlar derslerinde ilköğretim çağından itibaren öğrencilere ilgili dersin öğretmenleri tarafından aktarılan görsel kültür eğitimi süreci sonucunda o toplumdaki görsel kültür algısı değiştirilebilecektir. Tüm bunların gerçekleşebilmesi için öncelikle güzel sanatlar eğitimi bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerde estetik algı düzeylerini yukarıya çekmek ve belirli bir görsel kültür anlayışı oluşturmak adına fakültelerin bu bölümlerinde görsel kültür eğitiminin gerekliliği söz konusudur. Bu araştırma, sanat eğitimcisi adaylarının estetik algı oluşum süreçlerinde görsel kültür eğitiminin önemini tespit etmek açısından önem taşımaktadır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması (case study) modeli kullanılarak oluşturulmuştur. Eğitim Fakülteleri Resim-İş Öğretmenliği Anabilim Dalı Resim ve Grafik Anasanat Dallarında lisans düzeyinde öğrenim gören 1., 2., 3.ve 4. sınıf öğrencilerinin estetik algı oluşum süreçlerinde sanat eğitiminin yanı sıra görsel kültür eğitiminin de gerekliliğinin tespiti araştırmanın genel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada araştırmacı tarafından geliştirilen, öğrencilerin estetik algılarını ve görsel kültür düzeylerini sap</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZENGEN MÜZİK EĞİTİMİNDE KULLANILAN ÇALGILARIN İŞİTMEYE ETKİSİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27466</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27466</guid>
      <author>H. Özgür AKKOR, Erdem ÇAĞLAR</author>
      <description>Özengen (Amatör) Müzik Eğitimi, öğrencilerin çoğunlukla çalgı eğitimi aldıkları bir alan olarak gözlemlenmektedir. Haftada genellikle bir kez yapılan dersler müzikal ve çalgısal gelişimi belli oranda sağlayabilmektedir. Müzik okullarında yer alan destekleyici dersler çoğunlukla özengen müzik eğitimi programlarında yer almadığından işitme durumunun gelişimi, yapılan çalgı dersi ile bağlantılı görülmektedir. Bu araştırmada çalgı seçimlerinin işitme becerisine etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada özengen çalgı eğitimi alan 40 öğrencinin işitme becerisi, öntest ve sontest modeli uygulanarak karşılaştırılmıştır. Bu bakımdan araştırma hem betimsel, hem deneysel özellikler taşımaktadır. Araştırma, başkent Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel bir müzik kursunda ilk kez özengen çalgı eğitimi gören 40 kişilik bir çalışma grubu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin aldıkları çalgı eğitimi sonrası işitme düzeylerinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın gerektirdiği öğretim süreci ve verilerin toplanması için uzman görüşleri alınmış, 6 haftalık bir öğretim sürecinden sonra dönem sonunda uygulanmak üzere işitme testi kullanılmıştır. Kursun çalgı öğretim programı uygulanmış ve dönem sonunda yapılan testlerle toplanan veriler, SPSS istatistik programıyla çözümlenerek bulgular elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, özengen çalgı eğitiminde kullanılan flüt, piyano, gitar ve keman çalgıları eğitimi ile işitme becerisi arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Çalgılar arasında işitme becerisine en fazla etki eden çalgının piyano olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAZINSAL BİR METNİ ÇEVİRİ YOLUYLA YENİDEN YAZMAK: İSTANBULLU ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27563</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27563</guid>
      <author>Seda TAŞ</author>
      <description>Çeviribilim canlı, sürekli gelişmekte olan, farklı ve esasen disiplinlerarası bir alandır. 1970’li yıllarda ayrı bir disiplin olarak kendi yerini aldıktan ve 1980’li yıllar boyunca dilbilimsel veya biçimci bakıç açıları üzerine kurulu basit ve tekyönlü görüşlerin ötesine taşındıktan sona son yirmi yılda kapsamını büyük ölçüde genişletmiştir. Mary Snell-Hornby, Andre Lefevere, Gideon Toury, Itamar Even-Zohar, ve Theo Hermans gibi kuramcıların düşünceleri üzerinde durarak Çeviribilim, yazın, antropoloji, sosyoloji, kültür, etnometoloji ve diğer disiplinleri de içine alan çeşitli alanlarla iç içe geçmiştir. Böylece, kendi kendini geliştiren bir disiplin olduğu kadar disiplinlerarası bir alan olarak da yavaş yavaş kendini duyurmaktadır. Çeviribilim farklı yaklaşımların sağladığı bilgilerin yararı ile çok boyutlu bir alan olarak kendini keşfetmekte ve yenilemektedir. Bu makale, disiplinlerarası doğasına odaklanarak Çeviribilime yönelen farklı yaklaşımlarından birini incelemeyi amaçlamaktadır. Temel olarak Andre Lefevere tarafından tanınan yapıtı Translation, Rewriting, and the Manipulation of Literary Fame’de (1992) öne sürülen Çeviribilimin önemli bir olgusunu, “yeniden yazım” düşüncesini ele alır. Çalışma Türk yazar Buket Uzuner’in İstanbullu (2007) adlı romanına ve İngilizce çevirisine dayanır. Romanın çevirisinde ne çeşit etmenlerin rol oynadığını göstermek için “yeniden yazım” kuramını çerçeve olarak alır. Ayrıca, erek okurun ilgisini çekmek için erek dilde nasıl yeniden yazıldığını ve yeniden yazım sürecinde kaynak metinden nasıl farklılaştığını ortaya çıkarmaya çalışır. Bu doğrultuda, çalışma İstanbullu (2007) romanının yeniden yazım sürecini betimlemek için çeviri boyunca yeniden yazılan başlıklar, yapılan uyarlama, çıkarma, ekleme gibi birtakım değişiklikleri sunar. Buna ek olarak, yazarın çeviri/yeniden yazım süreci ile ilgili görüşleri de eklenir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELENEK: İNTİKAL ETTİRİLEN GEÇMİŞ, ANLATI VE TEKRAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27503</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27503</guid>
      <author>M.Emir İLHAN</author>
      <description>Bu makalede, geleneğin intikal ettirilen geçmiş olduğu kabulünden hareketle, ‘intikal eden geçmiş’in kuşaklar arası tekrara dayalı bir anlatı etkinliğiyle gelenekleştiği ileri sürülecektir. Geçmişin intikal etmesi konusunun, çeşitli görüşler tarafından bir “bellek” sorunu olarak ele alınması sözlü kültür bağlamında açıklayıcı değildir. Ancak bunun yerine canlandırmaya dayalı ritüelistik bir anlatı etkinliğiyle bir gelenekleşmeden söz edilebilir. Buradan hareketle, geçmiş, her ne kadar salt “bellek” odaklı bir kavram olduğu düşünülse de, bir “hatırlama” amacını içeren, geçmişi canlandırarak sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlayan bir anlatı çabası olarak görülebilir. Bir anlatı ile geçmişin gelenekleşmesi, tekrar ile mümkün olur. Tekrar, sözlü kültür dairesindeki halk hikayesi, türkü, efsane, destan vb. gibi anlatıların ritüelistik bir canlandırma çabasıyla geçmişi şimdide yeniden zamansallaştırarak bir önceki kuşağın mirası olarak tevarüs edilmesini sağlar. Özetle anlatı, geçmişi sadece pasif bir “bellek” içeriği olmaktan çıkararak canlı bir “performans” olarak yeniden-yaşanmasını sağlayıp, geçmişin unutularak yitip gitmesini engeller.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEDENİ BEĞENME ÖLÇEĞİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27470</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27470</guid>
      <author>Gazanfer ANLI, Ahmet AKIN , Halime EKER</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Bedeni Beğenme Ölçeği’nin (BBÖ; Tylka, &amp; Wood-Barcalow, 2015) Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. 5’li Likert türü bir ölçme aracı olan BBÖ 10 maddeden oluşmaktadır. Katılımcılar araştırmada tamamen gönüllü olarak yer almıştır. Araştırma İstanbul ilinde çalışan 200 öğretmen üzerinde yürütülmüştür. İlk aşamada ölçeğin İngilizce formu, iyi düzeyde İngilizce bilen 3 öğretim üyesi tarafından Türkçeye çevrilmiş ve Türkçe formlar geri tercüme edilerek Türkçe ve İngilizce formlar arasındaki tutarlılık incelenmiştir. Daha sonra Türkçe form eğitim bilimleri bölümünden iki akademisyen tarafından gözden geçirilmiştir. En sonunda Türkçe formu birkaç düzeltme yapıldıktan sonra tekrar birlikte görüşülmüş ve geçerlik ve güvenirlik analizleri hazırlanmıştır. Bu çalışmada Bedeni Beğenme Ölçeği’nin geçerlik çalışması olarak yapı geçerliği için doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. Bedeni Beğenme Ölçeği’nin güvenirliği iç tutarlık, madde analizi ise düzeltilmiş madde-toplam korelâsyonuyla incelenmiştir. Geçerlik ve güvenirlik analizleri için SPSS 13.0 ve LISREL 8.54 programları kullanılmıştır. Ölçeğin madde toplam korelasyonu katsayıları ise. 31 ile. 76 arasında sıralanmaktadır. Doğrulayıcı faktör analizinde tek boyutlu modelin iyi uyum verdiği görülmüştür (RMSEA=.077, NFI=.92, CFI=.95, IFI=.95, GFI=.93). BBÖ’nün iç tutarlılık güvenirlik katsayısı .88 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar BBÖ’nün Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu, bireylerin bedeni beğenme düzeylerini değerlendirmede geçerli ve güvenilir bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HASAN TAŞKIRAN, SELÇUKLU DEVLETLERİNDE SUİKASTLAR, SELENGE YAYINLARI, İSTANBUL 2015, 243 s., ISBN 978-605-4944-03-3</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27460</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27460</guid>
      <author>Zülfiye KOÇAK</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


