






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2015 Sayı  37</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=574</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>MEDYADAKİ ŞİDDET YANSIMALARI VE DİNİN ŞİDDETLE BİRLEŞTİRİLMESİ ÖRNEKLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27557</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27557</guid>
      <author>Sedat CERECİ</author>
      <description>Bu çalışmada, güncel ve popüler örneklerden yola çıkılarak medya, din ve şiddet arasındaki ilişki araştırılmış; medyanın, şiddeti ve dehşeti yansıtarak kazanç sağlama politikası tartışılmış; son yıllarda dünya gündemindeki en ürkütücü konulardan biri olan İslamofobi ve İslam diniyle bağdaştırılan saldırıların medyada yer alış biçimi değerlendirilmiş, medyanın, dinsel şiddeti söz konusu ederek kazanç sağlayan kişi, grup ve devletler tarafından kullanıldığı vurgulanmıştır. İslam’ın ve diğer dinlerin temel öğretilerinden uzaklaştırılarak terörle ilişkilendirilmesi ve sayısız insanın dinleri terörle anması ciddi bir sorundur. Sorunun oluşmasında medyanın da önemli bir rolü bulunmaktadır. Modern çağın en etkili ve en yaygın iletim araçları olan medya, tecimsel kuruluşlar olmaları nedeniyle kazançlarını arttırmak için her türlü yola başvurmakta, yaşamın içindeki her konunun şaşırtıcı, dikkat çekici, dehşete düşürücü, ürkütücü yanlarını ele alarak yayın yapmaktadır. Bu yolla özellikle okumayı, üretmeyi ve düşünmeyi sevmeyen, cahil ve tüketici kitlelerin ilgisini çekmekte, eğlenceli ve hoşça zaman geçirtici görünen yayınlarla amacına ulaşmaktadır. Bazen çıkarları gereği toplumsal veya ulusal değerleri, hatta yasaları bile görmezden gelme eğiliminde olan medya, değerlerine karşı saldırıları, eritme ve yok etme girişimlerini tepkisiz biçimde karşılayan, geribesleme yaklaşımı gelişmemiş toplumlarda önemli yozlaşmaya ve yıkımlara neden olmaktadır. İnsanın temel gereksinimi olan inanç ve inancın düzenlenmiş dizgesi olan din de sık sık medyanın içeriğine konu olmakta, ancak dikkat ve ilgi çekmek ve uzun süre toplumun gündeminde kalması için şaşırtıcı, ürkütücü örneklerle medyanın yapımlarında kullanılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALMANYA’DAKİ TÜRKLERİN TÜRKÇEYLE İLGİLİ SORUNLARININ KAYNAKLARININ BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27532</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27532</guid>
      <author>Bülent KIRMIZI</author>
      <description>Türkler 1960’lı yıllardan bu yana Almanya’da yaşayan azınlıklar içinde en önemli nüfusu oluşturmaktadır. Yaklaşık üç milyon nüfusuyla artık günümüzde Alman toplumuna entegre olmuş ve adaptasyon gibi problemleri çoktan geride bırakmıştır. Bu araştırmanın amacı, Almanya’da yarım aşırı geride bırakmış olan Türklerin, günlük yaşamlarında Türkçeye hangi oranda yer verdiklerini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan ankette, Türkiye ile ilgili duygu ve düşünceleri belirlenmeye çalışılarak, yaşanan anadil sorunlarında bu faktörlerin rol oynayıp oynamadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Veriler, 2014 yılında Almanya’da ikamet eden farklı sosyo-kültürel düzeylere sahip 150 kişiden toplanmıştır. Almanya’ya Türk göçü, Türkiye ile Federal Almanya Cumhuriyeti’nin 30 Ekim 1961 tarihinde imzalamış oldukları işgücü anlaşması ile başlar ve böylece 1. kuşak Türk işçileri Almanya’ya giderler. Bu güne gelindiğinde artık üçüncü kuşaktan bahsedilmektedir. Türklerin Almanya’da mı yoksa Türkiye’de mi kendilerini yabancı hissettikleri elbette kişilere göre değişkenlik göstermektedir. Çalışmadan elde edilen veriler, Almanya’daki Türklerin Türkiye’de yaşamakla ilgili birçok tereddüt ve kaygılarının bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu kaygıların başında ise Türkiye’deki birinci derece akrabalarının onlara karşı tutum ve davranışlarındaki olumsuzluklar yer almaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİYADİN (AĞRI) İLÇESİNDE JEOTERMAL SERACILIK</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27544</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27544</guid>
      <author>Faruk KAYA</author>
      <description>Gelişen günümüz modern tarım teknolojileri kullanılarak jeotermal enerji potansiyeline sahip alanlarda olumsuz iklim koşulları kısmen kontrol altına alınarak seracılık Akdeniz ve Ege kıyılarının dışına çıkmış ve kıyıdan uzak iç kesimlerde de önemli bir ekonomik faaliyet özelliği kazanmaya başlamıştır. Öyleki Doğu Anadolu Bölgesinin en doğusunda yer alan Diyadin ilçesinde de jeotermal enerjinin varlığı ve kullanılmasıyla seracılık önem kazanmaya başlamıştır. İlçe merkezinin 5 km kuzeydoğusundaki TDİOSB (Tarıma Dayalı İhtisas (sera) Organize Sanayi Bölgesi) sınırları içerisinde yer alan sahada 2014 yılında 20 dekar alan üzerine kurulu bir adet sera jeotermal enerji ile ısıtılarak işletmeye açılmıştır. Tarım Bakanlığıyla ortaklaşa yürütülen Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sera Bölgesi (TDİOSB) projesi ile 1297 dekar alanda daha seracılık faaliyetlerinin yapılması planlanmaktadır. Söz konusu projenin uygulanmaya başlamasıyla birlikte seralardaki üretim çeşitlilik kazanarak artacak ve seracılık yöre ekonomisine daha fazla katkı sağlayarak yörenin en önemli sosyal sorunları olan işsizlik ve bundan kaynaklanan göçü önemli ölçüde azaltacaktır. Bu çalışmada, jeotermal enerjinin seracılıkta kullanılmasına güzel bir örnek olan Diyadin ilçesinde, jeotermal seracılık faaliyetleri ile fiziki ve beşeri coğrafi faktörler arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışma alanı Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat- Van Bölümü’nde bulunan Ağrı ili Diyadin ilçesidir. Jeolojik yapısından dolayı sıcak su kaynaklarının çok olması ve ulaşım kolaylığı gibi avantajlar neticesinde ilçede son bir yıl içinde jeotermal sera yatırımları başlamıştır. Mevcut jeotermal sera alanlarında hali hazırda domates üretimi yapılmakta olup, üretimin tamamı şimdilik iç pazarlara sunulmaktadır. Yapılması planlanan diğer seralarda ise farklı tarım ürünlerinin üretilmesi ile birlikte yurtdışına ihracat yapılması da hedeflenmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜLTÜREL GELİŞİM YOLUNDA EVRENSEL MEDENİYET BİLİNCİNİN TEMELLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27505</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27505</guid>
      <author>Lütfi ŞEYBAN</author>
      <description>Genelde kabul edilen bir gerçektir ki, 13. yüzyıldan sonra özellikle Osmanlı’nın son dönemlerine gelindiğinde İslam dünyasındaki ilim, fikir ve kültür hareketi büyük ölçüde üretkenliğini yitirmiş durumdaydı. Oysa bir milletin dünyadaki yeri bu ilim-kültür hareketi sayesinde belirlenmektedir. Bunun sonucu olarak kültürel canlılığını ve üretkenliğini sürdüremeyen Müslümanlar, kısa sürede rakipleri karşısında her bakımdan zayıf düşmeye başladılar. Sonuçta rakip güçler tarafından yenilip parçalandılar. Bugün ise bir görüşe göre yok oluşa sürüklenmekteler veya diğer bir görüşe göre bir diriliş yaşamaktadırlar. Her halükârda bugün ve istikbal açısından İslam dünyası mensupları, tevarüs ettikleri İslâmî mirası, çağdaş formatta güncel hayatlarına sokmak ve o mirastan aldıkları güçle kendilerine dünyada saygın bir varlık inşa etmek zorundalar. İşte bu varlık inşasının bilimsel bir diğer adı medeniyet inşasıdır ve bunun bilimsel temelleri vardır. Bu çalışma, medeniyet inşa sürecinin prensip ve şartlarını, kişinin kendini geliştirmesi yönünde ele almaktadır. Çünkü bu çağda toplumsal değişimler, daha çok fertlerin kişisel özdeğişimiyle mümkün olmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLİĞİN MESLEK OLARAK SEÇİLMESİNDE ETKİLİ OLAN TEMEL UNSURLAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27511</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27511</guid>
      <author>Neşe ASLAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı ilköğretim okulu öğretmenlerinin, bu mesleği seçmelerinde etkili olan temel unsurları belirlemeye çalışmaktır. Nitel bir araştırma modeli olarak kurgulanan bu çalışmada öğretmenlerin sosyal-kültürel-ekonomik ve bireysel özellikleri bağlamında hangi unsurların ağırlıklı olarak meslek seçimlerinde etkili olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmada İzmir Bornova ilçesi merkezinde bulunan üç devlet ilköğretim okulunda görev yapan 12 öğretmenle (6 kadın, 6 erkek) yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, öğretmenlerin mesleki tercihlerinde, mesleğe duydukları ilgi, sosyal ve ekonomik koşullar ve mesleğin detaylarıyla ilgili farkındalık gibi özel durumların etkili olduğunu göstermiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARAÇ SİPARİŞ MERKEZİ VE DAĞITIM OPTİMİZASYONU: KARŞILAŞTIRMALI BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27512</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27512</guid>
      <author>Orhan KÜÇÜK, Halil İbrahim ŞEN , Emine YILMAZ , Nurten KÜÇÜK</author>
      <description>Günümüzde verimlilik hayatın her alanında oldukça önemsenen bir konudur. Planlanan işlerin verimli ve tam zamanında gerçekleştirilmesi işin kalitesi ile doğrudan orantılıdır. Kuruluşlar çeşitli şekillerde dış kaynak kullanımına yönelmektedir. Bunlardan biri de araç kiralamadır. Özellikle ülke geneline yayılmış müdürlükleri veya birimleri bulunan kuruluşlarda, bu kiralama ve kiralanan araçların ilgili birimlere dağıtılması, önemli bir karar problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Özel sektör ve kamu sektörü, kaynak tasarrufu sağlama ve örgüt performansının artırılmasında önemli bir araç olarak, Dış Kaynak Kullanımından yararlanmaktadır. Türkiye geneline yayılmış farklı birimleri bulunan bir kurumun, bu birimler için araç kiralama ve bunları sevk etme problemine optimum çözüm bulunması, hem araç hem işgücü verimliliğine katkı sağlanması, hem de maliyet minimizasyonu bakımından önem arz etmektedir. Bu araştırmanın temel amacı; araç kiralama ve birimlere dağıtma probleminin optimizasyonudur. Çalışma sonucunda; maliyet minimizasyonu, işgücü ve makine verimliliği artışı ile birlikte genel olarak örgüt performansının artması beklenmektedir. Bu amaç kapsamında; 81 ile dağıtımı yapılacak olan araçların tipi ve sayısı hakkındaki bilgiler ilgili Müdürlükten alınmış ve ihtiyacı karşılayacak şekilde problemin modeli kurulmuştur. Veriler WinQSB ve LINDO Paket Programları kullanılmak suretiyle analiz edilmiş ve bir optimizasyon problemi karşılaştırmalı olarak çözülmüştür. Buna göre mevcut dağıtıma göre, her iki paket program kullanımıyla yapılan dağıtımın maliyetleri düşürdüğü, WinQSB’nin karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğu belirlenmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İMAM-HATİP LİSESİ MESLEK DERSLERİ ÖĞRETMENLERİNİN PROFESYONELLİĞİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27528</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27528</guid>
      <author>Abdulkadir ÇEKİN</author>
      <description>Eğitim sürecinin temel öğelerinden biri öğretmendir. Öğretmen, öğretimi gerçekleştiren, ders sürecini yöneten, eğitim etkiliğinin ölçme ve değerlendirmesini yapan kişidir. Bu bakımdan öğretmenin profesyonel nitelikleri öğretimin kalitesini etkilemektedir. Öğretmenlerin karşı karşıya kaldıkları bu çoklu görev yapısı onları profesyonel bir anlayışla mesleklerini icra etmelerini gerektirmektedir. Profesyonellik bir iş için gerekli tüm niteliklerin elde edilmesini gerekli kılmaktadır. Öğretmenlik de önde gelen profesyonel mesleklerden biridir. Bu araştırmanın amacı; imam-hatip lisesi meslek dersleri öğretmenlerinin profesyonellik algılarını belirlemek ve mesleki profesyonelliğe ilişkin düşüncelerini değerlendirmektir. Bu genel amaç doğrultusunda araştırmada, imam-hatip lisesi meslek dersleri öğretmenlerinin profesyonelleşme durumları ile öğretmenlerin profesyonelliğini etkileyen ana kategoriler incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Kastamonu ve Karabük Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı imam hatip lise ve ortaokullarında görev yapan 70 meslek dersleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Kişisel bilgi Formu” ile “Öğretmen Profesyonelliği Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde “tek yönlü varyans analizi”, bağımsız örneklemler t-testi” ve “SPSS 16.0 Paket Programı’ndan yararlanılmıştır. Araştırma sonunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: (1) İmam-hatip lisesi meslek dersleri öğretmenlerinin büyük çoğunluğu (%92,9) profesyonel yeterliliğe sahip olduklarını düşünmektedirler. (2) Öğretmenler mesleki profesyonellikleri üzerinde okul yönetiminin (X=4,28), öğretmenin kişiliğinin (X=4,02) ve hükümetin eğitim politikasının (X=3,66) başta gelen önemli etkenler olduğunu, diğer taraftan meslek yaşamı (X=3,28) ile maaş ve ücretlerin (X=3,00) mesleki profesyonellik üzerinde çok etkisinin olmadığını düşünmektedirler.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLASİK TÜRK EDEBİYATINDA MANZUM TEFSİR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27529</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27529</guid>
      <author>Bünyamin TAŞ</author>
      <description>Kur’an-ı Kerim, klasik Türk edebiyatının en temel kaynağıdır. Bu edebiyatın mahsullerinde Kur’an-ı Kerim’in tür, şekil, konu, remiz, mazmun, dil ve üslup bakımından belirleyici tesirleri üzerine birçok ilmî tespit yapılmıştır. Söz konusu ilmî etütlerde şairlerin Kur’an-ı Kerim’den ne şekilde istifade ettikleri de birçok defa ortaya konmuştur. Yalnız, şairlerin Kur’an-ı Kerim’den istifade yolları ifade edilirken ve klasik Türk şiirinde Kur’an-ı Kerim’in belirleyici olduğu türler tasnif edilirken manzum tefsirlere hiç değinilmemiştir. Oysa klasik Türk edebiyatı mahsulleri arasında müstakil bir tür olarak tefsir veya tefsirnâme şeklinde adlandırılmaya müsait bazı eserler vardır. Divanlarda ve mesnevilerde başlıklarına Kur’an-ı Kerim ayetleri kaydedilen ve muhtevaları da söz konusu ayetlerin manasıyla örtüşen manzumelerle karşılaşılmaktadır. Daha da önemlisi tefsir alanında bir eser yazmak amacıyla mahsus telif edilmiş manzum eserler vardır. Ancak, manzum tefsir yazmak kastıyla özelikle telif edilmiş söz konusu müstakil eserlerin klasik Türk edebiyatında yaygın bir tür olduğu söylenemez. Şimdiye kadar tespit edilen eserler sınırlı sayıdadır. Dolayısıyla bu eserlerin sabit veya gelenekselleşmiş bir tarzı da yoktur. Söz konusu eserlerin birkaçı manzum kırk hadis tercümelerine öykünerek yazılmış manzum kırk ayet tefsiridir. Bazısı Fatiha veya İhlas gibi sadece bir surenin tefsiri olmak üzere yazılmıştır. Bazısı Yasin, Mülk ve Nebe surelerinin tefsiridir. Bazısı ise her bir manzumesinde farklı surelerden seçilmiş ayetlerin mevzubahis edildiği eserlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNSANA YAKIŞIR İŞ: TÜRKİYE AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27567</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27567</guid>
      <author>Davuthan GÜNAYDIN</author>
      <description>İnsana yakışır iş kavramı ilk kez ILO Direktörü Juan Somavia tarafından 1999 yılında gerçekleştirilen ILO konferansında dile getirilmiştir. Somavia yaptığı konuşmada özgürlük, eşitlik, güvenlik ve en önemlisi insan hakları çerçevesinde kadın ve erkek tüm çalışanlar için insan onuruna yakışır iş olanaklarının arttırılmasının ILO’nun öncelikli hedefleri arasında olması gerektiğini yönünde açıklamalarda bulunmuştur. Bu tarihten sonra insana yakışır işin ölçülmesi yönünde pek çok çalışma hayat geçirilmiştir. İnsana yakışır iş adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma için anahtar bir role sahiptir ve aynı zamanda yoksulluğu azaltma çabalarının da tamamlayıcı bir parçasıdır. Bu kapsamda insana yakışır iş, verimlilik ve adil ücret, iş sağlığı ve güvenliği, çalışan bireyler ve aileleri için sosyal koruma ve çalışanlara kendi çıkarlarını ilgilendiren konulara katılma ve organize olma fırsatı sağlar. Bu çerçevede insana yakışır işin içeriğini oluşturan dört unsurdan bahsedilmektedir. Bunlar, çalışma hayatına ilişkin temel haklar, istihdam, sosyal güvenlik ve sosyal diyalog’dur. Bu unsurların her biri birbirleri ile ayrılmaz bir bütünlük içerisindedir. Bu çalışmada insana yakışır iş kavramının neleri içerdiğine dair bir değerlendirme yapıldıktan sonra ölçülmesine yönelik geliştirilen yöntemlerden bahsedilecektir. Daha sonra istatistiksel veriler ışığında OECD ülkeleri ile kıyaslanmak suretiyle Türkiye’de insana yakışır işin genel bir değerlendirilmesi yapılacak ve Türkiye'nin insana yakışır iş endeksi belirlenmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPORLA İLGİLİ TÜRK BASININDA YER ALAN İLKYAZI: ALİ FERRUH BEY VE "ESKRİM" MAKALESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27541</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27541</guid>
      <author>Emrah ÇETİN</author>
      <description>Spor tarihi araştırmacıları sporla ilgili Türk basınında yer alan ilkyazının 1891 yılında Ali Ferruh Bey tarafından Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan “Eskrim” başlıklı yazısı olduğunu kaydetmektedir. Bu alanda ülkemizde yapılan tüm araştırmalarda Ali Ferruh’un “Eskrim” başlıklı yazısına atıfta bulunulmuş olmasına rağmen onun bu makalesi herhangi bir araştırmacı tarafından tüm yönleriyle incelenmiş ve ortaya çıkartılmış değildir. Oysa Ali Ferruh Bey, “Eskrim” başlıklı yazısını bu sporu Osmanlı vatandaşlarına tanıtmak amacıyla kaleme almış ve derginin çeşitli sayılarında da konuya dair makaleler yayımlamıştı. 19. yüzyılın ortalarında itibaren Osmanlı topraklarında eskrimin tanınmaya başlandığı bilinmektedir. Hiç şüphesiz bu sporun Osmanlı toplumunda tanıtılması ve yaygınlaşmasında en çok emeği geçenlerden birisi de Ali Ferruh Bey olmuştur. Ali Ferruh Bey, Paris'te kaleme alarak gazeteye gönderdiği "Eskrim" başlıklı yazılarında; eskrimin tanımını, faydalarını, Hintliler, Çinliler, Mısırlılar, İranlılar ve Yunanlılar’da bu sporun tarihi gelişimini ortaya koymaya çalışmıştır. Çalışmamızda Osmanlılarda eskrimin bir spor olarak tanınması, bu sporun askeri okullar ile rüştiyelerde ders olarak okutulması ve halk arasında yaygınlaştırılması için çeşitli kulüplerin açılması hakkında bilgilere yer verilecektir. Bu araştırmada, Ali Ferruh Bey tarafından kaleme alınan ve Türk basınında sporla ilgili ilkyazı olma özelliğine sahip olan “Eskrim” başlıklı yazı dizisi incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖSTERİŞÇİ TÜKETİMİN CİNSİYETLER ARASINDA TERCİH SEBEPLERİYLE İLGİLİ BİR DENEYSEL ÇALIŞMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27535</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27535</guid>
      <author>Gökhan AYDIN, Bilge KARAMEHMET</author>
      <description>Gerçekleştirilmiş olan bu çalışma ile günümüzde kullanımı yaygınlaşmış olan lüks tüketim ürünlerinin literatürde tercih nedenleri arasında görülen sosyal güdüler karşı cinsi etkileme özelinde incelenmiştir. Karşı cinse mesaj verme (sinyalleşme) aracı olarak kişilerin gösterişçi lüks ürünler kullanması özellikle gençler arasında sıklıkla gözlemlenen bir durumdur. Fakat cinsiyete göre bu eğilimde farklılıklar olabileceğine teorik ve uygulamalı çalışmalarda işaret edilmektedir. Bu olası farklılığın tespiti ve karşı cinsi etkilemek için gösterişçi ürünleri tercih etme eğilimlerinin ortaya konulması için 2x2 tasarımlı deneysel bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu deneysel çalışma ile Y-kuşağına ait 215 kişinin lüks tüketim ürünleri için yaptıkları harcamalar deneklerin romantik / eş seçimi durumunda ve normal bir durumda olması koşuluna göre deneysel bir uygulama ile ortaya çıkarılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının cinsiyet bazında karşılaştırılması ile ortaya çıkan dört grup arasında gösterişçi tüketimdeki farklılıklar olduğu ortaya konulmuştur. Deney grubundaki erkeklerin kontrol grubundaki erkeklerden daha fazla gösterişçi ürün alma niyetinde olduğu gözlenmiştir. Kadınlarda böyle bir farklılık görülmemiştir. Bu doğrultuda karşı cinsi etkilemek için lüks tüketim ürünlerinin sinyalleşme aracı olarak kullanımının erkekler tarafından tercih edildiği, kadınlarda ise böyle bir davranışa rastlanmadığı yargısına varmaktayız. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUL HİMMET ÜSTADIM’IN BİR MECMUA VE İKİ CÖNKTE YER ALAN 7 ŞİİRİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27479</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27479</guid>
      <author>Hasan KAYA</author>
      <description>XVIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIX. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı bilinen Kul Himmet Üstadım, Alevî-Bektaşî edebiyatı şairlerindendir. Sivas ilinin Divriği ilçesi Örenik köyünde doğmuş ve yine bu köyde vefat etmiştir. Asıl adı İbrahim olan şairin soyu bu köyde devam etmektedir. Mahlas seçerken kendisinden yaklaşık iki yüzyıl önce yaşayan ve büyük saygı duyduğu Kul Himmet’in mahlasına “üstadım” kelimesini eklemiştir. Bu mahlas benzerliğinden dolayı şiirleri Kul Himmet’in şiirleri ile karıştırılmış, İbrahim Arslanoğlu’nun çalışmalarından sonra farklı bir şair olduğu anlaşılmıştır. Bu makaleye alınan şiirlerin alındığı kaynaklarda da bu şiirlerin Kul Himmet adına kaydedildiği görülmüştür. Bu çalışmada daha önce pek çok şiiri yayımlanan Kul Himmet Üstadım’ın yedi şiirine yer verilmiştir. Bunlardan üçü yayımlanmış, dört tanesi ise tespit edilebildiği kadarıyla yayımlanmamıştır. Yayımlanan şiirlerle mecmuadaki şekilleri arasındaki farklılıklar da göz önüne alındığı için şiirlerin tamamının bu makaleye alınmasına karar verilmiştir. Şiirlerden dört tanesi bir mecmuada, üç tanesi ise Milli Kütüphanede bulunan iki cönkte yer almaktadır. Dört ila on iki dörtlük arasında değişen şiirlerde 11’li hece ölçüsü kullanılmıştır. Hece ölçüsü bazı mısralarda aksamaktadır. Alevî-Bektaşî itikadına uygun düşüncelerin geniş bir şekilde işlendiği şiirlerde Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin başta olmak üzere on iki imama duyulan sevgi ve bağlılık; insanî ve dini değerler; pirin izinden gitmenin önemi; misafir ağırlama; sabır, şükür ve duanın faziletleri gibi konuların öne çıktığı görülür. Sade bir dil ve samimi bir üslupla yazılan şiirlerde deyimlere, bugüne göre arkaik sayılabilecek kelimelere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOPLUMSAL CİNSİYET EKSENİNDE YAŞLI BAKIMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27508</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27508</guid>
      <author>Huriye TEKİN ÖNÜR</author>
      <description>Türk toplumu % 7,6 yaşlı nüfus oranıyla (TÜİK,2013) "yaşlı toplum" kategorisinde değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmenin pek çok anlamından biri, pratikte yaşlı bakımı problemi ile yüz yüze olmamızdır. Türkiye'de 2005 yılına kadar olan dönemde hükümet politikaları yaşlılara yönelik kurumsal bakım hizmetlerini öne çıkarırken, bu dönemden sonra evde bakım hizmetleri daha çok tercih edilmeye başlanmıştır. Evde bakım, hükümetler ve yaşlılar bakımından bazı cazip yönleri olmasına rağmen, sorunsuz değildir. Sorunlar daha çok, yaşlı ebeveynleri ve evde onların bakım sorumluluğunu üstlenen yetişkinleri ilgilendirmektedir. Son yıllarda, yaşlı bakımıyla ilgili sorunlar sosyal bilimlerin farklı alanlarında inceleme konusu edilmektedir. Bu araştırmada, yaşlı bakımı cinsiyet değişkenine göre incelenerek yaşlı bakımının cinsiyetçi karakterinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, Afyonkarahisar'da ikamet eden ve 85 ve üzeri yaş grubundaki yakınına bakan 177 yetişkin üzerinde araştırma yapılmıştır. Bu kişilere nicel araştırma kapsamında yüz yüze görüşerek anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, sosyal bilimler için geliştirilmiş olan SPSS istatistik programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda görülmüştür ki, cinsiyet ile yaşlı bakımını üstlenme sorumluluğu arasında ilişki vardır ve bu ilişkide, ataerkil değerler ile düşük sosyo-ekonomik seviye etkilidir. Ayrıca, örneklem grubundaki kadınlar evde yaşlı bakımı sorumluluğu üstlenmiş olmaktan dolayı bazı sosyal ve psikolojik problemler yaşamaktadırlar. Bununla birlikte, örneklem grubundaki kadınların yaşlı bakımı sorumluluğuyla ilgili tutumu erkeklere göre daha eşitlikçi bir nitelik taşımaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK VE SAHNE SANATLARI LİSESİ ÖĞRENCİLERİNİN GENEL KÜLTÜR DERSLERİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27537</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27537</guid>
      <author>Işıl TANRISEVEN, Binnur ERGEN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı konservatuvar müzik ve sahne sanatları lisesi öğrencilerinin genel kültür derslerine ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Bu kapsamda öğrencilerin genel kültür derslerine verdikleri önem, önemin gerekçesi, derslerinin işlenişine ilişkin önerileri ve derslerinin önem sıralaması ile ilgili görüşleri araştırılmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmanın araştırma grubunu bir üniversitenin Devlet Konservatuvarı müzik ve sahne sanatları lisesinin 9., 10., 11. ve 12 sınıflarına devam eden 27 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ve açık uçlu sorulardan oluşan “Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu” kullanılarak yüz yüze görüşme yoluyla toplanmıştır. Sorular, ortak dersler olan Dil ve Anlatım, Türk Dili ve Edebiyatı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Tarih/ TC. İnkılap Tarihi ve Yabancı Dil derslerine yönelik olarak sorulmuştur. Toplanan veriler içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Lise öğrencilerinin genel kültür derslerinin çoğunluğunu önemli bulduğu ve bu derslerin işlenişine ilişkin görsel anlatım, tartışma ve yorumlamaya dayalı işleniş, öğrencinin aktif katılımı gibi önerilerde bulundukları tespit edilmiştir. Derslerin önem sıralaması ise Yabancı Dil, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı, Dil ve Anlatım, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olarak tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından yola çıkarak görsel materyallerin kullanılması ve dersler arasında bağlantılar kurulması ile genel kültür derslerine verilen önemin artacağı düşünülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PİYANO EĞİTİMİ ÖĞRENCİLERİNİN BAROK DÖNEM PİYANO REPERTUARINA YÖNELİK GÜÇLÜK DÜZEYİ ALGILARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27523</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27523</guid>
      <author>İzzet YÜCETOKER</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, eğitim fakültelerinin müzik eğitimi anabilim dalında öğrenim gören öğrencilerin yardımcı çalgı piyano dersinde seslendirdikleri barok dönem eserlerine yönelik güçlük düzeyi algılarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Nicel yöntem kullanılarak yapılan bu araştırmanın evrenini 2014 – 2015 öğretim yılında öğrenim gören Niğde ve Necmettin Erbakan Üniversitelerine bağlı eğitim fakültelerinin müzik eğitimi anabilim dallarında öğrenim gören 281 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Yücetoker ve Şentürk (2014) tarafından geliştirilen “Barok Dönem Piyano Eserlerine Yönelik Güçlük Düzeyi Algı Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde ise betimsel istatistiklerin yanı sıra her değişkene yönelik t testi, tek yönlü varyans analizi ve Tukey anlamlılık testi kullanılmış olup bu verilerin çözümlenmesi için SPSS 16.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre piyano eğitimi öğrencileri barok dönem eserlerin teknik, müzikalite ve genel yapısından dolayı güçlük yaşadığı ve sınıf düzeyleri arttıkça bu güçlüklerin de doğru orantıda arttığı ortaya çıkmıştır. Bunun yanında barok dönem eserlerini seslendirmekten hoşlanan öğrencilere göre hoşlanmayan öğrenciler arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu sonuçlar ışığında öğrencilerin barok dönem eserlerine yönelik güçlük algılarını değiştirmek açısından çeşitli öneriler geliştirilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR TURİZM İŞLETMESİ OLAN BAĞCILIK İŞLETMELERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YAKLAŞIMI: TRAKYA’DA BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27569</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27569</guid>
      <author>Mehmet Han ERGÜVEN</author>
      <description>Turizme sadece işletmecilik boyutu açısından yaklaşıldığında, turizmin doğayı tahrip ettiği deniz-kum-güneş (d-k-g) turizmi destinasyonlarında net olarak görülmektedir. D-k-g turizminde belli bir tatmin seviyesine ulaşan turistler, “özel ilgi” temelli şekillenen yeni turizm çeşitlerine yönelmektedir. Bu turizm çeşitlerinde turizm olgusu, işletmecilik unsuru yanında coğrafya boyutu ile de ele alınmaktadır. Bu bağlamda 1970’lerden beri bir moda kavram gibi görünse de özellikle Almanca konuşulan coğrafyada, temelleri 100 yıl öncesine kadar uzanan bir anlayış karşımıza çıkmaktadır: Sürdürülebilirlik. Sürdürülebilirlik, sosyo-ekolojik, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel olmak üzere üç boyutlu kabul edilmekle birlikte bu araştırmada sadece sosyo-ekolojik boyut ele alınmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yönteminden yararlanılarak toplamda 12 Trakya Bağ Rotası (TBR) işletmesinden sekizinin sahibi ya da işletmecisi olan toplam dokuz kişi ile derinlemesine görüşmeler geçekleştirilmiş ve elde edilen veriler betimsel analiz tekniğiyle değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışma ile ilgili yazılı dokümanlar incelenmiştir. Trakya’da bağcılık işletmeleri ile gastronomi turizmi araştırmaları yapılırken, çalışmalar sırasında sürdürülebilirlik anlayışı ile işletmecilik yaptıkları ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilir işletmecilik bu çalışmada sosyo-ekolojik boyutu ile; içme suyu ve atık su, katı atık, enerji üretimi, erozyon, doğal yaşama katkı ve geleceğe yönelik kaygılar alt başlıklarında ele alınmıştır. Görüşülen işletmecilerin hem sürdürülebilir yaşam tarzını benimsedikleri hem de bunu işletmelerinde uygulamaya çalıştıkları görülmekle birlikte uygulama sürecinde bazen yasal prosedürlerin henüz yeteri kadar işlevsellik kazanmadığı görülmüştür. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKİ DİLLİ TÜRKÇE ÖĞRETMENİ ADAYLARININ TÜRKÇE YAZILI ANLATIM BECERİLERİ VE YAZMA KAYGILARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27572</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27572</guid>
      <author>Mehmet Nuri KARDAŞ</author>
      <description>Özet Bu çalışmanın temel amacı, iki dilli Türkçe öğretmeni adaylarının Türkçe yazılı anlatım becerisi ile Türkçe yazma kaygısı düzeylerini belirlemektir. Araştırmanın diğer bir amacı, cinsiyet faktörünün Türkçe öğretmeni adaylarının yazma becerisi ve yazma kaygılarıyla ilişkisini ortaya koymaktır. Betimsel tarama araştırma yönteminin uygulandığı çalışmada adayların yazılı anlatım becerisi düzeylerinin :2,8288 “Kısmen Yeterli” olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet faktörünün adayların “Buluş becerileri” üzerinde bir etkisi tespit edilmemiştir. Bun karşılık cinsiyetin “Planlama becerileri” (t:3,897, p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUTADGU BİLİG’DEKİ OĞUZCA UNSURLAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27487</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27487</guid>
      <author>Meltem GÜL</author>
      <description>İnsanlar arasında ortak bir yazı dili olmasına rağmen farklı diyalektlerin kullanılmasının tarihi Eski Türkçe dönemine kadar gitmektedir. XI. yüzyılda bilinen tek yazı dili Hakaniye Türkçesi olarak adlandırılan Kutadgu Bilig’in dili olmasına rağmen Kaşgarlı Mahmut Divanında Orta Türkçe döneminde birçok diyalektin kullanıldığını örnekleriyle belirtmiştir. Kutadgu Bilig’de de bugün birçok farklı diyalektlerin belirtileri görülmektedir. Oğuz, Karluk, Kıpçak, Yağma, Oğrak, Suvar, Peçenek diyalektleri bunlardan sadece birkaçıdır. Bu makalede Karahanlı Türkçesinin en hacimli eseri olan Kutadgu Bilig’de Oğuz lehçesinin özellikleri incelenmiştir. Makalenin giriş kısmında Oğuzlar ve Oğuzca hakkında bilgi verildikten sonra eserdeki Oğuzca unsurlara geçilmiştir. Oğuzca unsurlar belirlenirken ses bilgisi, şekil bilgisi ve söz varlığı olmak üzere ana başlıklar belirlenmiştir. Oğuzca ses bilgisi özellikleri bölümünde b &gt; m değişimi, i &gt; é değişimi, ön seste y- türemesi, hece kaynaşması, hece yutulması ve ses düşmesi olaylarının yer alması, b- &gt; v- değişimi, t- &gt; d- değişimi, d- &gt; y- değişimi, önseste k- &gt; g- değişimi, ? &gt; n değişimi, à / g ünsüzlerinin durumu, sıfat yapan aú / ek ekinin kullanımı, şekil bilgisi bölümünde Oğuz lehçelerinde +I/+U şeklindeki belirtme ekinin ilk hali olan + Ig / +Ug şeklinin varlığı, yön gösteren ö? adından –dın / -din eki ile yapılmış ö?dün zarfının kullanımı, tamlayan ekinin +(n) Ing/ +nIng şeklinde kullanılması, ikinci tekil şahıs zamirinin sen şeklinde kullanılması, ikinci tekil ve ikinci çoğul kişi emir ekinin kullanılışı, geniş zaman kipinin –r eki ile kullanımı, görülen geçmiş zaman kipinin kullanımı, duyulan geçmiş zaman kipinin kullanımı, mış/miş; -àan/-gen; -àuluk/-gülük; -àlı/ -glı ; -àuçı /- güçi; -teçi / -taçı eklerinin sıfat-fiil olarak kullanımı, söz varlığı bölümünde ise dönüşlülük zamiri olarak öz / kentü; tap-/bul-; eliğ, el/kol; kizle-/yaşur-; me?ze-/okşa-; şeklinde dek çiftler halindeki kullanım üzerinde durulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DOĞU AVRUPA ÜLKELERİNDE AVRUPA BİRLİĞİNE KATILIM ÖNCESİ VE SONRASINDA KAMU HİZMETİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27565</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27565</guid>
      <author>Nikolin AGALLİJA, Julejda GËRXHI</author>
      <description>Avrupa Birliği üyeliği aday ülkelerin hukukun çeşitli alanlarında belli bir aşamaya ulaşmak için angaje oldukları reform sürecidir. Devletler mevzuatın yakınlaştırılmasına (approximation of legislation) bağlı olarak bu süreçteki reformları üstlenirler. Kamu hizmeti alanında mevzuatın yaklaştırılması doğu Avrupa ülkelerindeki kamu hizmeti gelişmesi için yeni bir dönemin başlangıcı anlamına gelmektedir. Bu makalenin amacı, kamu yönetiminin Avrupa ilkelerini esas alarak uyum ülkelerinin (orientation countries) bazı yönlerini ve güncel öncesi akımla (the currentat the pre-accession) birlikte kamu hizmetlerinin duruma değinmektir (deal with). Bu makal Avrupa birliği tarafından hazırlamış katılım öncesi kamu hizmeti kanunu ile kamu hizmeti yönetimi alanlarında ve kurumsallaşmanın üç seviyesine değinmektedir. Kamu hizmeti yönetimi alanların kamu hizmeti ve idari reform programları, kamu hizmeti için yasal dayanak, kamu hizmet politikasının merkezi düzeyde yönetimi, açık rekabet sistemleri, giriş sınavının ve adayların seçimi için sistemler hizmetteki yaşlı çalışanlar için kamu hizmeti yönetim sistemleri, kamu hizmetinde istihdam koruma sistemleri, performans değerlendirme sistemleri, ödeme sistemleri, eğitim ve gelişim için sistemlerle birlikte kamu hizmetinde çalışanların hak ve yükümlülükleri sistemlerini içerir. Kurumsallaşma düzeyleri kamu hizmeti işleyişini düzenleyen biçimsel hukuk kuralları, kamu hizmeti yönetiminin fiili uygulamaları ve memurların (civil servants) kamu hizmeti yönetimin farklı ilkelerine tutumlarını içerir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE KENTLEŞME POLİTİKALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27568</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27568</guid>
      <author>Polat TUNÇER</author>
      <description>Kentleşme Türkiye’nin temel sorunlarından birisidir. Zira düzenli ve planlı bir kentleşme kette yaşayanların yaşam standartlarının yükselttiği gibi temel ihtiyaçların da kolaylıkla karşılanmasını sağlar. Bu nedenle gerek beş yıllık kalkınma planlarında gerekse siyasi partilerin programlarında konuya yer verilmektedir. Ayrıca konuyla ilgili sivil toplum örgütleri de tüzüklerinde konuya az ya da çok değinmektedirler. Kentleşme ile ilgili bir bakanlık bulunmasına ve kentleşme politikası ile ilgili hedeflere hükümet programlarında da yer verilmesine karşın günümüzde kentleşme politikalarının başarılı olduğu pek söylenemez. Bu başarısızlığın siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuksal boyutları bulunmaktadır. Biz bu makalede konuyu; onuncu kalkınma planı, hükumet programı, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin programları, sivil toplum kuruluşları, Şehircilik Bakanlığı stratejik planı, AB ilerleme raporları (2004 ve 2014) ve konuyu medya da yer alış biçimiyle ele alacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖMÜR KOÇ MİNYATÜRLERİNDE OSMANLI MİNYATÜR SANATI GELENEĞİNİN İZLERİ VE YENİLİK ARAYIŞLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27556</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27556</guid>
      <author>Ruhi KONAK</author>
      <description>Günümüz Türk minyatür sanatı üslup özellikleri açısından Osmanlı minyatür sanatına öykünmektedir. Bu yaklaşım, geleneksel Türk sanatlarının yozlaşmadan ve bir varlık iddiasında bulunarak gelecek nesillere aktarılması açısından önemlidir. Bu nedenle, günümüz geleneksel Türk sanatı ortamında güncel biçim, Osmanlı minyatür sanatı biçim özelliklerini yansıttığı ölçüde başarılı sayılmaktadır. Konu her ne kadar titizlikle ele alınıp belirli ilkeler doğrultusunda şekillendirilmeye çalışılsa da iddia edilen kıstasın güncel biçimi bütünüyle yönlendirdiği söylenemez. Çünkü atölye içi ve atölye dışı çağdaş talepler de biçimin şekillenmesinde önemli birer etkendir. Minyatür sanatında yeni uygulamaların gerçekleştirilmesi için gerekli tasarım bilgisi, konu seçimi, piyasa koşulları, sanatsever ve koleksiyoncuların talepleri, modern batı sanatının soyut ve realist biçim özellikleri ile geleneksel sanatçıyı yönlendirme çabası, vb. bu etkenler arasında önemlileridir. Çağdaş taleplerin yönlendirdiği ortamda, geleneksel yapıyı koruyarak ilkeleri gözetilmiş nitelikli eser üreten sanatçı sayısı oldukça azdır. Bu bağlamda dikkat çeken günümüz sanatçılardan birisi Ömür Koç’tur. Sanatçının eserleri, gelecek zamanlarda bu dönemi temsil noktasında ihtiyaç duyulacak niteliktedir. Bu makalede tasarım bilgisi, konu özgülüğü ve genel üslup özellikleri açısından dikkat çeken Ömür Koç minyatürlerinde Osmanlı minyatür sanatı geleneğinin etkileri ve yenilik arayışlarının incelenmesi amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KISA FİLM ÖZETLEMEDE CİNSİYETE BAĞLI DİL KULLANIMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27548</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27548</guid>
      <author>Turgay SEBZECİOĞLU, Elif ÖZDEMİR</author>
      <description>Bu çalışmada, toplumdilbilimin kuram ve kavramlarından yola çıkılarak kadın ve erkeklerin yazılı dil kullanımları arasındaki farklılıklar ele alınmış ve bir bütünce (corpus) dahilinde incelenmiştir. Bu farklılıklar ele alınırken bakış açısını, dilsel değişkelerin birini ötekinden daha eksik olarak görmeyen, her topluluk dilinin (sociolect) kendine özgü ve bağımsız bir dizge olduğunu savlayan Ayrıklık Kuramı (Difference Theory) oluşturmuştur. Topluluk dilinde cinsiyet ile ilgili dil biçemlerine (gender related conversational styles) cinsiyet dili (genderlect) denir. Bu çalışmanın cinsiyet diline ilişkin bütüncesi, kısa bir filmin ardından üniversite öğrencilerine yazdırılan özetleyici metinlerden oluşmuştur. Bütünce çözümlemesi sonucunda kadınların erkeklere oranla daha fazla tümce kurdukları görülmüştür. Buna karşın, erkekler, nitelikli tümce kurmada kadınlarınki kadar yetkin olmasa da karmaşık tümce (complex sentence) oluşturma noktasında kadınları sayısal olarak geçmişlerdir. Kadın ve erkek diline ilişkin yapılan önceki çalışmalarda, kadınların; iletişime, empatiye, toplum tarafından doğru anlaşılmaya daha fazla önem verdiği çeşitli verilerle ortaya konmuştur. Bu çalışmanın bütüncesinde kadınların, bu özelliklerine uygun olarak onaylatma ifadelerini, eksiltili tümceleri daha fazla kullandığı gözlemlenmiştir. Bunlara ek olarak kadın dilinde; günlük dil kullanımının ve niteleyicilerin daha fazla yer alması, dilbilgisel hataların daha az bulunması gibi beklendik bulgular da elde edilmiştir. Ancak, bu bulguların yanı sıra, erkek dilinde görülen soyut sözcük oranının yüksekliği, önceki çalışmalardan farklı bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Özetle, bu çalışmada, kadın ve erkek diline ilişkin daha önceki çalışmalarla örtüşen veya çelişen bulgulara rastlanmış; ardından, bu bulgularla ilgili açıklayıcı çözümlemeler yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NEVÂL ES-SA’DÂVÎ’NIN MÜZEKKIRÂT TABÎBE ADLI ROMANINDA YAPI VE İZLEK</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27524</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27524</guid>
      <author>Yusuf KÖŞELİ</author>
      <description>Hemen hemen bütün eserlerinde cinsiyet ayrımcılığı, kadına yönelik şiddet, sömürü ve kadının mevcut toplumsal konumunu ele alan Nevâl es-Sa'dâvî, Mısır ve Arap dünyasının en önemli yazarlarından biri olmasının yanı sıra; henüz çocukluk döneminde hem kendi ailesinde hem de yakın çevresinde sık sık gözlemlediği kız ve erkek çocuklar arasındaki ayrımcılığın etkisiyle yirmili yaşlarından itibaren her platformda Arap kadınının haklarını ve kadın-erkek eşitliğini savunan önemli bir aktivist olarak da ön plana çıkmaktadır. es-Sa'dâvî bütün eserlerinde Mısır ve Arap dünyasında kadın olmanın zorluklarını gözler önüne serer ve kadının ikincil plana itilmesinin ve ezilmişliğinin ironik bir eleştirisini sunar. Müzekkirât Tabîbe (Bir Kadın Doktorun Anıları) adlı roman, bir kadın doktorun, kendisi ve ağabeyi arasındaki cinsiyet ayrımı yüzünden yaşadığı psikolojik travmaya odaklanarak çocukluğuna geri dönmesiyle başlar. Kahraman bir yandan toplum, gelenek ve erkeklere karşı bir "benlik" mücadelesi verirken, diğer yandan kadınlığından nefret etmekte ve zayıflığını hor görmektedir. Kliniğinde hayatın trajedileri ve kadınların problemleri ile yüz yüze gelir. Çocukluğunda yaşadığı birçok şeyin bilinçaltında derin izler bıraktığını ve sadece kendisinin yaşadığını sandığı bazı deneyimlerin aslında bütün toplumun "nevrotik" bir rahatsızlığı olduğunu fark eder. Bu çalışmada, romanın teknik unsurlarını içeren yapısal incelemesi yapılarak, özellikle toplumsal cinsiyet bağlamında ön plana çıkan bazı temalar üzerinde durulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAMU ÇALIŞANLARININ YAŞADIKLARI İŞ-AİLE VE AİLE İŞ ÇATIŞMASININ İŞ TATMİNSİZLİĞİNE OLAN ETKİSİNDE ÖRGÜTSEL SİNİZMİN ARACILIK ROLÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27526</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27526</guid>
      <author>Haluk ERDEM, Gökdeniz Kalkın ERKAN</author>
      <description>Günümüzde çalışanların aile hayatları ile iş hayatlarının senkronize bir şekilde sürdürülmesi hem bireysel hem de örgütsel açıdan önem arz etmektedir. Yapılan bu çalışmada işgörenlerin yaşadıkları iş-aile/aile-iş çatışmasının iş tatminsizliğine olan etkisi ve bu süreçte örgütsel sinizmin rolünü belirlemek amaçlanmıştır. Bitlis İli, Tatvan İlçesinde çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan kamu çalışanlarından (n=269) anket yöntemiyle veriler toplanmıştır. Verilerin analiz edilmesi (keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizi) neticesinde iş-aile çatışmasının iş tatmin seviyesini negatif yönlü ve anlamlı bir şekilde etkilediği görülürken, iş-aile çatışmasının örgütsel sinizmi pozitif yönlü ve anlamlı bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Aile-iş çatışması ile iş tatmini arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenirken, aile-iş çatışmasının örgütsel sinizmi pozitif yönlü ve anlamlı bir şekilde etkilediği görülmüştür. Örgütsel sinizmin ise iş tatminini negatif yönlü ve anlamlı bir şekilde etkilediği belirlenirken, iş-aile çatışmasının iş tatminine olan etkisinde örgütsel sinizmin kısmî aracılık rolü oynadığı tespit edilmiştir. Sonuçlar literatürdeki araştırmalarla karşılaştırılarak tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLİZCE ÖĞRETMENLERİNİN SINIF YÖNETİMİNDE KARŞILAŞTIKLARI ZORLUKLARIN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27574</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27574</guid>
      <author>Önder ŞANLI</author>
      <description>Etkili bir eğitim- öğretim ortamı oluşturmanın en önemli birleşenlerinden birisinin de öğretmenlerin sınıf yönetimindeki başarısının olduğu hemen herkes tarafından kabul edilen bir durumdur. Bu konudaki genel kabul görmüş yaklaşımlara ilave olarak her dersin sınıf yönetiminde karşılaşılan zorluklar da farklılık gösterebilmektedir. Bu araştırmanın amacı; İngilizce öğretmenlerinin sınıf yönetiminde karşılaştıkları zorlukların İngilizce öğretmenlerinin görüşlerine göre belirlenip, değerlendirilmesidir. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi ile belirlenen 2014–2015 eğitim-öğretim yılı II. döneminde Malatya ilindeki 10 farklı okulda görev yapan 20 İngilizce öğretmeninden oluşmuştur. Araştırmada olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Sonuç olarak; İngilizce öğretmenlerinin, sınıf yönetiminde karşılaştıkları zorluklar incelendiğinde katılımcıların çoğunluğu öğrencilerin derse karşı ilgisiz olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca öğrencilerin İngilizce seviyelerinin farklı olmasından kaynaklanan sorunların da öğretmen ve öğrencilerin derslere olan motivasyonunu olumsuz yönde etkilediğini belirtmişlerdir. Yine sınıf mevcutlarının kalabalık olmasının da İngilizce dersinin işlenişini olumsuz yönde etkilediği ifade edilmiştir. Katılımcılar sınıf yönetiminde daha başarılı olabilmek için yapılabilecek faaliyetlerin başında dersin daha eğlenceli hale getirilmesi, güncelliğini yitirmiş ders araç ve gereçlerinin teknolojik gelişmelere uygun olarak güncellenmesi, amacına uygun dil laboratuarların oluşturulması, yabancı dilin önemini ve gerekliliğini kavratabilmek için projeler hazırlanarak yurtdışı etkinliklerinin yapılması, İngilizcenin seviye tespit sınavı ile öğrencilerin seviyelerine göre gruplara ayrılması gerektiğini belirtmişlerdir. Ders araç ve gereçlerinin yetersiz olmasından kaynaklanan bir takım problemlerden dolayı öğretmenlerin sınıf yönetiminde başarılı olamadığı da araştırmada çıkan önemli sonuçlardandır. Ayrıca M.E.B. tarafından öğrencilere ücretsiz olarak dağıtılan ve bu kitapların kullanılmasının zorunlu olduğu kitapların güncellikten uzak ve birçok yönden de yetersiz olduğunu, bu yetersizliklerin de dersin işlenişini bir çok yönden olumsuz yönde etkilediğini belirtmişlerdir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİDEN ÇEVİRİLERİN KAYNAK METNE DÖNÜŞÜ: FAHRENHEİT 451’İN FARKLI ÇEVİRİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27560</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27560</guid>
      <author>Seda TAŞ</author>
      <description>Öz: Yeniden çeviriler, ilk defa görünür hale geldikleri 1990’lı yıllardan beri bir ilgi odağı olmakta ve çeşitli boyutları ile irdelenmektedir. Yeniden çeviri olgusunun kavramsal çerçevesi, bir kaynak metnin ilk çevirisi ve sonraki çevirilerinin neden farklılaştığı sorunsalı üzerine fikir yürüten Antoine Berman (1990), Paul Bensimon (1990) ve onları takip eden Yves Gambier (1994) tarafından oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çerçeveye göre, yeniden çeviriler adım adım ilerleyen bir döngünün sonucunda ortaya çıkarlar; çünkü ilk çevirilerde erek okurlarca daha fazla okunabilme amacıyla yabancılığı ve kültürel mesafeyi azaltma gibi çeviri stratejilerinin benimsenir. İlk çevirilerde böylelikle, tamamlanmamışlık veya eksiklikler meydana gelir. Her yeniden çeviri, kaynak metne daha yakın bir erek metin oluşturarak kaynak metne dönüşü gerçekleştirir. Bu makalede amaç, yeniden çevirilerin bu yöndeki savlarının ve kaynak metne dönme eğiliminin geçerliliğini sorgulamaktır. Çeviri incelemesi için Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 (1953) adlı distopik metni ve dilimizde farkı yıllarda ve değişik çevirmenler tarafından çevrilmiş iki erek metni ele alınacaktır. Metin seçiminde, birçok metinle bağlantı kuran ve erek kültür için yabancı olarak nitelendirilebilecek çeşitli yan-metinsel ve metinlerarası ögeleri yoğun biçimde barındıran bir eser tercih edilmesi önemlidir. Bu doğrultuda, makalede kaynak metin ile erek metinlerin karşılaştırılması yapılacaktır. Fransız kuramcı Gérard Genette’in (1997) yan-metinsellik ve metinlerarasılık ayrımından yararlanılarak yeniden çevirilerin kaynak metne doğru giden bir yol izleyip izlemediği tespit edilmeye çalışılacaktır. Çalışma yeniden çeviri olgusunu betimlemeye yardımcı olacak ve bu yönde araştırmalar için ufuk açıcı olacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİSSE SENEDİ FİYATLARI VE DÖVİZ KURU İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27516</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27516</guid>
      <author>Burcu YILMAZ ŞAHİN, Servet CEYLAN</author>
      <description>Bretton Woods sisteminin 1973’de sona ermesiyle birlikte serbest kura dayalı döviz kuru rejimlerinin uygulanmaya başlanması, finansal piyasalardaki gelişmeler, yabancı sermaye üzerindeki kontrollerin azaltılması ve 1997-98 Asya Krizi, döviz kuru ile hisse senetleri fiyatları arasındaki dinamik ilişkileri araştıran teorik ve uygulamalı çalışmaların sayısını ve önemini oldukça arttırmıştır. Finansal piyasanın oldukça hassas yönünü oluşturan ve dolayısıyla iç ve dış gelişmelerden oldukça çabuk etkilenen bu iki piyasa türünün ekonomik gelişmede önemli bir yere sahip olduğu genel kabul görmektedir. İki piyasada da oluşan tepkiler uygulanan politikaların sonuçlarını görmek açısından oldukça önemlidir. Yatırımcılar açısından da döviz kuru ve sermaye piyasaları arasındaki ilişki, bu piyasaların gelecek dönem değerlerini belirlemek açısından önem taşımaktadır. Özellikle iki piyasanın ekonomik kriz ifadesiyle birlikte sık anılır olması ilginin başlıca göstergesidir. Bugüne kadar yapılan çalışmalara bakıldığında hisse senedi ve döviz kuru arasındaki ilişkiye yönelik “geleneksel” ve “portföy dengesi” yaklaşımları olmak üzere iki farklı temel yaklaşım görülmektedir. Bu çalışmada döviz kuru ve hisse senedi fiyatları arasındaki ilişki araştırılmıştır. 2006:1-2015:4 dönemi aylık verilerinin kullanıldığı analizde, Johansen ko-entegrasyon ve hata düzeltme modeli kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular şu şekildedir; (1) döviz kuru ve hisse senedi fiyatları aynı seviyede durağan ve ko-entegredirler, (2) döviz kurundan hisse senetleri fiyatlarına doğru güçlü bir nedensel ilişki vardır, (3) diğer taraftan hisse senetlerinden döviz kurlarına doğru nedensel ilişki yoktur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>STRATEJİ, ÜRETİM STRATEJİSİ VE YALIN ÜRETİM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27534</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27534</guid>
      <author>Akif EMİROĞLU</author>
      <description>Günümüzde uluslararası rekabet koşullarında var olabilmenin ön koşulu önde koşabilmektir. Bunun için de çağın dinamik yapısına ayak uydurulmalı, değişiklik ve yeniliklere açık olunmalıdır. Yeni sistem, teknik ve teknolojileri bünyelerine uyarlamayan firmalar rekabet yarışında gerilerde kalmaya mahkum olurlar. Bu gerçeklerden hareketle, önce Japonya’da Toyota otomobil fabrikasında uygulanan ve sonraları diğer firmalara da yayılan “Yalın Üretim (Lean Manufacturing) Sistemi” geliştirilmiştir. Amaç, hammaddeden son tüketiciye kadar kesintisiz olarak değer yaratıcı süreçlerin dağıtılmasıdır (Emiroğlu, 2012, 985). Bu çalışmanın amacı; strateji, üretim stratejisi ve yalın üretimi tanımlanarak sunumudur. Yöntem; bu üç sözcüğü tanımlayarak aralarındaki ilişkiyi göstermek ve kısaca Yalın Üretim ile karşılaştırmaktır. Sonuç olarak; çalışma bulgularından hareketle, kurum stratejisinden işletme stratejisine ve üretim stratejisinden yalın üretim sistemine kadar dinamik bir üretim süreci için, örgütsel bir değişimin gerekli belirtilmiştir. Çalışma, yalın üretimde stratejik bir değişime katkı sağlayabilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>JİGSAW TEKNİĞİNİN ÖĞRENCİLERİN AKADEMİK BAŞARISI VE BİLGİLERİNİN KALICILIĞINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27551</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27551</guid>
      <author>Ezgi Güven YILDIRIM, Abdullah KILINÇ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 8. sınıf Fen ve Teknoloji dersi asitler ve bazlar konusunda, Jigsaw tekniğinin öğrencilerin akademik başarısına ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığına etkisini incelemektir. Bu çalışmada deney ve kontrol gruplarının yer aldığı ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim- öğretim yılı güz döneminde Ankara ili, Tevfik Ünsal İlkokulu'nda öğrenim gören toplam 55, 8. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Katılımcıların seçiminde araştırmanın amacına hizmet edeceği düşünülen ve araştırmacılar tarafından kolay ulaşılabilir olan bireylerin seçilmesine olanak veren amaçlı örnekleme kullanılmıştır. Uygulamalar deney grubunda Jigsaw tekniği ile kontrol grubunda ise düz anlatım ve soru cevap tekniği ile 4 hafta süresince gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, her iki grup için ön test, son test ve kalıcılık testi olmak üzere Asitler ve Bazlar Akademik Başarı Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler Microsoft Excel 2007 elektronik tablo programı ve SPSS 15 istatistik analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel verilerin normal dağılım gösterip göstermediğinin araştırılmasında betimsel istatistik tekniklerinden (mod, medyan, aritmetik ortalama, standart sapma) yararlanılmıştır. Test ve ölçek puanlarına ait merkezi eğilim (ortalama, mod ve medyan) ve merkezi dağılım (standart sapma, çarpıklık ve basıklık) değerleri rapor edilmiştir. Ayrıca bağımsız gruplar t-testinden faydalanılmış ve anlamlılık düzeyi .05 kabul edilmiştir. Analizler sonucunda deney ve kontrol gruplarının ön test başarı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olmadığı gözlenmiştir. Sonuçlar Jigsaw tekniğinin, öğrencilerin akademik başarısı ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığını artırdığını ortaya koymuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ MÜZİK ÖĞRETİMİNE İLİŞKİN TUTUMLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27559</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27559</guid>
      <author>Tarkan YAZICI</author>
      <description>İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu çalışmada, okul öncesi öğretmen adaylarının müzik öğretimine ilişkin tutumları belirlenmiş, tutumlarının çeşitli değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak Şeker ve Saygı (2013) tarafından geliştirilen “Müzik Öğretimine İlişkin Tutum Ölçeği”nin kullanıldığı çalışma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte ve müzik eğitimi I-II derslerini almakta olan 53 “Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı” öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların müzik öğretimine önem verme ve müzik dersine ilişkin duygu ve düşünceler alt boyutlarına yönelik “olumlu”, müzik öğretimine ilişkin akademik çalışmalar yapma alt boyutlarına yönelik “kararsız” tutum sergiledikleri; cinsiyet, bölümde alınan müzik eğitimini yeterli görme, okul öncesi müzik öğretim programlarını inceleme ve yeni yöntem/teknik/yaklaşımlar hakkında bilgi sahibi olma değişkenlerinin, çalışma grubunun müzik öğretimine yönelik tutumları açısından anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MONTESSORİ EĞİTİM YAKLAŞIMINDA ÇOCUĞUN ÖZGÜRLÜĞÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27494</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27494</guid>
      <author>Melda GÜRAL</author>
      <description>Eğitimde çocuk merkezli eğitim anlayışını benimsemiş yaklaşımlardan biri olan Montessori yaklaşımı Dr. Maria Montessori (1870-1952) tarafından geliştirilmiştir. Erken çocukluk eğitimine yönelik görüşlerini kısa bir sürede tüm dünyaya duyurmuş ve erken çocukluk eğitimine ilişkin önemli çalışmalar yapmıştır. Maria Montessori, yetişkinliğin başka bir kutbu olarak ifade ettiği çocukluk kavramını kendine özgü özellikleriyle tanımlamış ve eğitimde çocuğun özgür olmasına son derece önem vermiştir. Öyle ki eğitim programını özgürlük temelleri üzerine inşa etmiştir. Ona göre çocuk yapılandırılmış doğal bir çevrede özgürce hareket ederek ve kendisi için özel olarak hazırlanmış doğal materyallerle etkileşime girerek kendi öğrenme sürecini yapılandırabilir. Çocuğun özgürlüğü kısıtlandığında ve sürekli engellendiğinde bir yetişkin tarafından kontrol edilen dıştan denetimli, kendi kendine yeterli gelmediğini düşünerek öğrenme için harekete geçemeyen bir birey olarak büyümesi kaçınılmazdır. Hatta bu çocuklar yaşamı boyunca kendisine devamlı bir şeyler öğretilmesini bekleyen bireyler olarak karşımıza çıkabilirler. Çocuk merkezli eğitim anlayışını benimseyen neredeyse tüm yaklaşım ve programlarda çocuğun özgürlüğünden ve bağımsızlığından söz edilmektedir. Montessori eğitiminde özgürlük kavramı yani çocuğa tanınan özgürlük eleştirilebilmekte veya yanlış anlaşılabilmektedir. Buradan hareketle, Maria Montessori’nin erken çocukluk eğitiminde özgürlükle ilgili düşüncelerinin ve eğitim programında çocuğun özgür olmasının yansımalarının detaylı biçimde incelenmesinin ilgili alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Özetle, bu çalışmada Montessori eğitim yaklaşımında öne çıkan “özgürlük” kavramı bilimsel veriler ışığında ayrıntılarıyla incelenmiş ve birtakım önerilerde bulunulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOPLUMSAL GÜVENLİĞİN YÜKSELİŞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27555</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27555</guid>
      <author>Selim KURT</author>
      <description>En basit şekliyle tehdit bulunmaması hali olarak tanımlanabilecek olan güvenlik, uluslararası ilişkilerin en temel konularından biridir. Güvenlik kavramı Soğuk Savaş döneminde daha çok blok politikaları çerçevesinde ele alınmış olup, bu dönemde güvenlik büyük ölçüde temel aktör olarak kabul edilen devletin bekasına yönelik tehditlerin en sert bir şekilde (yani askeri tedbirlerle) bertaraf edilmesi şeklinde anlaşılmıştır. Ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesi devletin uluslararası ilişkilerin temel aktörü olma özelliğini aşındırmış ve ona alternatif olarak devlet-altı ve devlet-üstü seviyelerde yeni aktörlerin sahneye çıkmasına neden olmuştur. Ayrıca tehdit kaynakları da çoğalmış olup, askeri sektöre ilave olarak, politik, ekonomik, toplumsal ve çevresel sektörlerden de gittikçe artan bir şekilde tehdit algılanmaya başlanmıştır. Bu ise Soğuk Savaş döneminin güvenlik anlayışına göre analizlerini gerçekleştiren realist ve liberal teorilerin yerine yeni bir teorik çerçevenin alması zorunluluğunu getirmiş olup, devlet dışı düzeylerin yanısıra, yeni tehditleri de analiz çerçevesine dahil eden güvenlikleştirme yaklaşımının ön plana çıkmasına neden olmuştur. Diğer taraftan Soğuk Savaş sonrası dönemin çatışmalarının daha çok kimlikle, göçle, dinsel hassasiyetlerle ve toplumsal cinsiyetle alakalı olması ise, güvenlikleştirme yaklaşımı içerisinde bu hususları ön plana çıkaran toplumsal güvenlik anlayışının belirginleşmesine neden olmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ULUSLARARASI İLİŞKİLER BAĞLAMINDA GÜVENLİK ALGISI VE SİBER GÜVENLİK; AKDENİZ, KARADENİZ VE AVRUPA BÖLGELERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27510</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27510</guid>
      <author>Vahit GÜNTAY</author>
      <description>Uluslararası ilişkilerin doğasındaki çatışma olgusu ve bunun beraberinde getirdiği güvenlik çalışmaları her geçen gün dönemin koşullarıyla birlikte yeniden şekillenmektedir. Devletler arasındaki sınırlar ya da teknolojik gelişmelerle birlikte oluşan sınırsızlıklar bu alanda güvenlik kaygılarına bir yenisini daha eklemiştir. Uluslararası güvenlik anlamında siber saldırılar ve bunların ortaya çıkardığı sorunlar uluslararası ilişkiler bağlamında yeni bir diplomasi ve çatışma alanını da beraberinde getirmiştir. Özellikle kritik altyapılar ve bu altyapıların diplomatik açıdan uluslararası ilişkiler bağlamındaki önemi bu alandaki çalışmaları ve toplantıları hızlandırmış, farkındalık oluşturmuştur. Siber güvenlik alanında tüm uluslararası aktörlerin elinde artık bir caydırma mekanizması haline gelen siber saldırılar ve uluslararası gündemi meşgul eden siber terörizm ve savaşlar uzun vadede tüm devletlerin gündeminde geniş yer tutacaktır. Uluslararası ilişkiler anlamında özel ve farklı bir çalışma alanını da ortaya çıkaran siber güvenlik Akdeniz özelinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Ada güvenliği açısından her geçen gün önemini artırmaktadır. Diğer taraftan Karadeniz ülkelerinin siber saldırılar anlamında bir caydırıcılığının olup olmadığı ya da diplomatik anlamda nasıl bir sonuca yol açtığı yakın geçmişte bazı gelişmelerle birlikte önem kazanmıştır. Karadeniz ülkelerinin bu bağlamdaki caydırıcılık ve saldırı kabiliyeti ülkelerin kendi içindeki yapılanmalarıyla ön plana çıkmıştır. Avrupa Birliği ülkeleri adına ise nasıl bir uyumun söz konusu olduğu, güvenlik adına yaşanan gelişmelerin devletleri nasıl politikalar izlemeye sürüklediği ve sınırların devletler adına ne ifade ettiği gelecek açısından önem kazanmıştır. Güvenlik boyutundaki en önemli unsur olan samimiyet ve gerçekçi politikaların uygulanması bu çalışma içerisinde ayrıca parantez açılarak vurgulanması gereken noktalardan birisi olmuştur. Bu doğrultuda güvenlik algısı ve siber güvenlik ile ilgili bölgesel değerlendirmeler yapılarak, uluslararası ilişkiler anlamında siber güvenlik temelinde bir perspektif sunulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALEP SELÇUKLU MELİKİ RIDVÂN B. TUTUŞ DEVRİNDE HALEP VE ÇEVRESİNİN SOSYO-EKONOMİK DURUMU HAKKINDA BİR ARAŞTIRMA (1095-1113)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27562</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27562</guid>
      <author>İbrahim DUMAN</author>
      <description>Dünyanın en güçlü devletlerinden birisi olarak tarih sahnesindeki yerini alan Büyük Selçuklu Devleti, altın devrini Sultan Melikşah zamanında (1072-1092) yaşamıştır. Sultan Melikşah’ın kardeşi Tâcüddevle Tutuş’ta Sultan Melikşah’a bağlı olarak, Suriye Selçuklu şubesini kurmuştur. Melikşah’ın ölümü sonrası Tutuş, yeğeni Berkyaruk ile giriştiği Büyük Selçuklu tahtını ele geçirme mücadelesinde hayatını kaybetmiştir. Suriye Selçukluları, Halep’te Rıdvân b. Tutuş ve Dımaşk’da Dukak b. Tutuş’un kurduğu meliklikler ile ikiye ayrılmıştır. Bu süreçten sonra Melik Rıdvân, kardeşi Dımaşk Selçuklu Meliki Dukak ile mücadeleye girişmiştir. Suriye Selçuklu birliğini kendi hâkimiyeti altında kurmak isteyen Melik Rıdvân, bir yandan topraklarını kuzey istikâmetinde genişletmeye çalışırken bir yandan da Dımaşk’ı zaptetmeye çalışmıştır. Ancak Melik Rıdvân teşebbüslerinden bir sonuç çıkaramamıştır. Haçlıların Bilâd-ı Şam’a gelmeleriyle Melik Rıdvân, Halep’te sıkışmış ve hâkim olduğu yerleri kontrol edemez duruma gelmiştir. Bu kritik dönemde Halep ve çevresinin halkı, hem Haçlı saldırılarına maruz kalmış hem de savaşların getirdiği ekonomik ve sosyal buhrana dayanmaya çalışmıştır. Haçlıların Ortadoğu’ya gelmesi ile Halep ve çevresinin önemi artmıştır. Bu coğrafyada savaşlar ve siyasî çekişmeler hiç bitmemiştir. Halep ve çevresinde ekonomik ve sosyal hayata yön veren etkenlerden Bâtınîler ve Ermeniler de bölgede çıkarlarına uygun hareket etmeye çalışmışlardır. Ermeniler duruma göre Haçlıları Müslümanlara karşı desteklerken bazen de Haçlılarla mücadele etmişlerdir. Bâtınîler ise bölgedeki Müslüman emîrlerin çekişmelerinden iyi faydalanmışlardır. Bu sayede özellikle Halep’te propaganda merkezi kurmuşlar ve buradan yöre halkını Bâtınîliğe katmaya çalışmışlardır. Bâtınîler, siyasî mücadelelere de karışmışlar ve bazı emîrleri suikastlarla ortadan kaldırmışlardır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ATATÜRK DÖNEMİ EĞİTİM SİSTEMİ GELİŞMELERE BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27542</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27542</guid>
      <author>Murat ÖNK</author>
      <description>Mustafa Kemal Atatürk, sadece cumhuriyeti kurmakla kalmamış aynı zamanda bir ulusu baştan yaratmış bir liderdir. Devrimlerinin en önemlisini de eğitim alanında yaptıkları oluşturmaktadır. 1923 yılıyla başlayıp 1938 yılında Atatürk’ün ölümüne kadar geçen dönemde bazı ülkelerde yıllar alacak değişimler bir gecede yapılmıştır. Cumhuriyetin bu on beş yıllık çocukluk döneminde, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun Kabülü, Heyet-i İlmiye Toplantıları, Harf Devrimleri, Millet Mektepleri, Halk evleri, Üniversite Reformu, Okul müfredatlarının oluşturulması, yabancı aydınların gelmesi gibi bir çok köklü değişim meydana gelmiştir. Bu çalışmamızda Atatürk Dönemi Eğitim sistemine bakılacak, bu dönemde yapılan eğitim reformları tartışılacaktır. Atatürk dönemindeki eğitim sisteminin iyi ve kötü yanları vurgulanacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


