






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2015 Sayı  40</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=577</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ALGILANAN ÖĞRETMEN YETERLİKLERİNİN SINIF KOŞULLARI AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27674</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27674</guid>
      <author>Ahmet KARA, Kevser YETKİN</author>
      <description>Bu çalışmada ortaokul ve lisede görev yapan öğretmenlerin görev yaptıkları sınıfların koşullarıyla (teknolojik donanım, sınıf mevcudu, ısınma şekli vb. ) algılanan öğretmen yeterliği arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma Adıyaman ilinde görev yapan 161 bay 111 bayan olmak üzere toplam 272 öğretmen ile yürütülmüştür. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi sonucunda elde edilen verilere göre algılanan öğretmen yeterliğin sınıf koşulları açısından bazı anlamlı farklar görülmüştür. Eğitim öğretim sürecini yürüten öğretmenlerin, cinsiyetleri açısından anlamlı farklar görülmüştür. Bayan öğretmenler erkek öğretmenlere göre algılanan öğretmen yeterliliğinde kendilerini daha yeterli hissetmektedir. Sınıf koşulları açısından da yapılan araştırmada sınıfın aydınlatılması, algılanan öğretmen yeterliğinde anlamlı farklar oluşmuştur. Sınıfın aydınlatılmasını yeterli bulan öğretmenler kendini daha yeterli hissetmektedir. Algılanan öğretmen yeterliliklerinde sınıf mevcudunun durumu, sınıfın ısınma şekli de anlamlı farklar oluşturmuştur. Kalorifer ile ısınan sınıflarda eğitim öğretim yapan öğretmenler soba ile ısınan sınıflardaki öğretmenlere göre kendilerini daha yeterli hissetmektedir. Sınıfın fiziki şartlarını yeterli bulan öğretmenler kendilerini daha yeterli hissetmektedir. Sınıfın değişen şartlarına göre öğretmenin yeterlik algısı değişmektedir. Genel anlamda eğitim durumlarının gerçekleştiği sınıfın koşulları algılanan öğretmen yeterliğini önemli ölçüde etkilediği sonucundan hareketle yapılan etkinliklerinin düzeyini de etkilemesi nedeniyle öğretimin niteliğini de etkilemesi kaçınılmazdır. Öğretmenlerin görüşlerine başvurarak sınıfın fiziki koşullarının yeterli düzeye getirilmesine gayret edilmelidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLGİSAYAR DESTEKLİ DÖNÜŞÜM GEOMETRİSİ ÖĞRETİMİNİN DÜZEY DERSLİKLERİNDE ÖĞRENİM GÖREN 7. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ERİŞİLERİ ÜZERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27599</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27599</guid>
      <author>Aytaç KURTULUŞ, Özge MISIRLI</author>
      <description>Bu araştırma, dönüşüm geometrisinin öğretiminde Bilgisayar destekli etkinliklerin düzey dersliklerinde öğrenim gören 7. sınıf öğrencilerinin erişileri üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma gerçek deneme modellerinden ön-test son-test kontrol gruplu modele uygun yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubu, Ankara il merkezinde bulunan bir İlköğretim Okulundaki 7. sınıf öğrencilerinden seçilmiştir. 7. sınıflardan iki şube deney grubu, iki şube de kontrol grubu olarak alınmıştır. Seçilen sınıflardan deney gruplarına dönüşüm geometrisi öğretiminde bilgisayar destekli öğretim yapılırken kontrol grubunda ise öğretim programında yer aldığı gibi etkinlik temelli olarak işlenmiştir. Tüm deney grubu ve kontrol gruplarının ortalamaları karşılaştırıldığında, bilgisayar destekli öğretim, dönüşüm geometrisinin öğretiminde deney grubunun lehine anlamlı bir fark oluşturmuştur. Üst Düzey Derslikleri (ÜDD) grubu öğrencilerinde, dönüşüm geometrisindeki öteleme, yansıma ve dönme dönüşümlerine ayrı ayrı ve genel olarak bakıldığında, deney ve kontrol grubu arasında deney grubunun lehine anlamlı bir fark oluşturmuştur. ADS öğrencilerde, dönüşüm geometrisindeki öteleme, yansıma ve dönme dönüşümlerinde ayrı ayrı ve genel olarak bakıldığında, deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark oluşturmamıştır. Ancak Alt Düzey Derslikleri (ADS) öğrencilerinde dönüşümler arasında ortalamalara bakıldığında yansıma ve dönme konusunda ADS deney grubunun ortalaması ADS kontrol grubundan daha yüksek iken, öteleme konusunda ADS kontrol grubunun ortalamasının ADS deney grubundan yüksek olduğu elde edilen sonuçlar arasındadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HENRİ BERGSON’UN SÜRE FELSEFESİNİN WILLIAM FAULKNER VE AHMET HAMDİ TANPINAR’DA YANSIMALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27662</guid>
      <author>Bülent Cercis TANRITANIR, Burcu TÜTAK</author>
      <description>19. ve 20. yüzyılda görülen teknolojik ve bilimsel gelişmeler metafizik, varlık, gerçeklik ve görecelik gibi kavramların yeniden tanımlanmasına neden olur. Bu çağda ele alınan ve yeniden yorumlanan konulardan biri de zaman konusudur. Bu konudaki çalışmalarıyla pek çok kişiyi etkileyen Henri Bergson (1859-1941) önemli bir konumdadır. Bergson, zaman konusunu saf süre, homojen zaman-heterojen zaman, içsel zaman gibi kavramlarla açıklar. Geleneksel yöntemlerin sorgulanmasına ve yeni anlatım yöntemlerinin aranmasına öncülük eder. Edebiyat sahasında da birçok modernist yazar, Bergson’un zaman felsefesinden etkilenmiş ve bu kavramları eserlerinin merkezine yerleştirmişlerdir. Bu çerçevede çağdaş Amerikan edebiyatından William Faulkner (1897-1962) ve 20. yüzyıl Türk edebiyatından da Ahmet Hamdi Tanpınar’ı (1901-1962) ele aldığımız çalışmamızda Bergsoncu zaman felsefesinin etkileri üzerinde durulacaktır. Faulkner’ın Ses ve Öfke (1929) ve Tanpınar’ın da Huzur (1949) adlı romanları irdelenmiş; Bergsoncu zaman felsefesinin özellikleri ve getirdiği yenilikler ortaya konmuştur. Daha sonra da bu yeniliklerin Faulkner ve Tanpınar’ın söz konusu yapıtlarına yansımaları incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNE GÖRE PSİKOLOJİK YARDIM ALMA TUTUMLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27654</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27654</guid>
      <author>Hatice KUMCAĞIZ, Meliha TEKİN ÇATAL</author>
      <description>Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerine göre psikolojik yardım alma tutumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İlahiyat Fakültesi ve Ziraat Fakültesi’nin çeşitli bölümlerinin 1., 2., 3.ve 4.sınıflarındaki 1132 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada öğrencilerin kişilik özelliklerini belirlemede Karancı, Dirik ve Yorulmaz (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Eysenck Kişilik Anketi Gözden Geçirilmiş Kısaltılmış Formu, psikolojik yardım almaya ilişkin tutumlarını belirlemede Türküm (1997) tarafından geliştirilen ve yine Türküm tarafından (2004) revize edilen Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, verilerin dağılımının non-parametrik olduğu görüldüğünden analiz için Spearman korelasyon testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin dışadönük kişilik alt boyutunda artış gözlendikçe psikolojik yardım almaya ilişkin tutum düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin kişilik özellikleri alt boyutu olan psikotik eğilim düzeyleri azaldıkça psikolojik yardım alma düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Öğrencilerin psikolojik yardım almaya ilişkin tutumları ile kişilik özellikleri alt boyutu olan nevrotik eğilimler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Son olarak öğrencilerin yalan kişilik alt boyutunda artış oldukça psikolojik yardım almaya ilişkin tutum düzeylerinin de arttığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNİN YAZMA SÜRECİNDEKİ ERGONOMİK TERCİHLERİ: KALEM TUTMA, EL TERCİHİ, OTURUŞ VE KÂĞIT POZİSYONU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27579</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27579</guid>
      <author>Mustafa YILDIZ, Merve AÇAN , Vildan BERBER , Seyfettin BULUT , Ramin ZALİMHAN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin yazma sürecinde tercih ettikleri ergonomik duruş ve pozisyonları belirlemektir. Tarama modeli kapsamında yürütülen çalışmaya, Ankara’da ilkokul 1, 2, 3 ve 4. sınıfta öğrenim gören 352 öğrenci katılmıştır. Veri toplama süreci iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada öğrencilerden kendilerine dikte edilen metni yazmaları istenmiş ve yazı yazarken öğrencilerin fotoğrafları çekilmiştir. Daha sonra fotoğraflar araştırmacılar tarafından analiz edilerek Yazma Süreci Gözlem Formu’na işlenmiştir. Fotoğrafların gözlem formuna işlenmesi sürecinde araştırmacılar ikili gruplar halinde çalışmışlardır. Fotoğraflardaki kalem tutma biçiminin, duruş ve pozisyonun gözlem formundaki hangi kategoriye ait olduğuna görüş birliğiyle karar verilmiştir. Gözlem formları SPSS programına aktarılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları öğrencilerin büyük çoğunluğunun sağ eliyle yazdığını, büyük bir kısmının da yazmayan eliyle kâğıdı kontrol ettiğini ortaya koymuştur. Ayrıca öğrencilerin yaklaşık yarısının doğru oturma pozisyonuna sahip olduğu ancak buna yakın oranda öğrencinin de sıraya fazla eğildiği belirlenmiştir. Öğrencilerin ancak beşte birinin doğru kalem tutma şekline sahip olduğu, çoğunluğunun kalemi baş parmak ve işaret parmağıyla kavradığı görülmüştür. Öğrencilerin çoğunluğunun kalemi uca yakın bir noktandan kavradığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaklaşık yarısının kâğıdı sağa eğimli olarak buna yakın oranda öğrencinin ise vücuda dik olarak konumlandırdığı görülmüştür. Araştırma sonuçlarından hareketle, öğrencilere yazma sürecinde uygun ergonomik duruş ve pozisyonların kazandırılması için daha etkin bir öğretime ihtiyaç olduğu söylenebilir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>L’ENSEIGNANT ET LA GESTION DE CLASSE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27629</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27629</guid>
      <author>Veda ASLIM YETİŞ</author>
      <description>Sınıf yönetimi sınıf içerisinde öğrenimlerinin gerçekleştirmesi sağlayan en önemli faktörlerden bir tanesidir. Öğrencilerinin öğrenimlerini en iyi şekilde gerçekleştirmelerini sağlamak ve bu amaçla öğretim etikliklerini gerçekleştirmek için elverişli bir öğrenme ortamı oluşturmak isteyen öğretmen, birçok uygulamada bulunmalı, onları geliştirmeli ve yenilemelidir. Bu uygulamaları da veya bir kısmını kimi zaman aynı anda gerçekleştirmelidir. Öğretmenler temel eğitimlerinden itibaren bu olguya hazırlanırlar ve öğretmen olarak sınıfa girdikleri an, öğrencilerinin davranış yönetimiyle, derslerinin yönetimiyle karşı karşıya gelirler. Öğretmenlerden derslerini en iyi şekilde ve koşullarda planlamaları, düzenlemeleri ve yönetmeleri istenir. Aslında eski bir olgu olan sınıf yönetimi, 20.yy’lın ortalarından itibaren tekrar önem kazanmış ve öğretmenlerden bu yönde gerekli mesleki davranışların yerine getirmelerini gündeme getirmiştir. Bu çalışma söz konusu öğretmen davranışlarını hatırlatmayı, etkili bir sınıf yönetiminin gerçekleşmesi için öğretmenin tutumlarından söz etmeyi hedeflemektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AĞRI MEZAR TAŞLARINDA FORM VE BEZEME UNSURLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27668</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27668</guid>
      <author>Yusuf ÇETİN</author>
      <description>Sultan Alpaslan’ın 1064’te Anadolu’ya yaptığı akınlar sonucu Büyük Selçukluların hâkimiyetine girmeye başlayan Ağrı ve çevresinde bu tarihten itibaren Türk sanatı ile ilgili izler görülmeye başlamıştır. İl sınırları içerisinde günümüze ulaşabilmiş Türk-İslam dönemi tarihi mezarlıklar sayı bakımından oldukça fazladır. Doğubayazıt ilçesinde İshak Paşa Sarayı Mezarlığı, Eski Bayezid Şehir Mezarlığı, Ahmed-i Hani Mezarlığı, Seslitaş Köyü Mezarlığı; Patnos ilçesinde Taşkın, Köseler, Ziyaret köyleri mezarlıkları; Tutak ilçesinde Ocakbaşı, Bintosun köylerindeki mezarlıklar ve Eski Eleşkirt ilçe merkezi olan Toprakkale Köyü’nde yer alan mezarlıklar günümüze ulaşabilen tarihi mezarlıklardır. Bu mezarlıklarda yer alan mezar taşları XIII ve XX. yüzyıl arasında geniş bir zaman dilimi içerisine tarihlendirilmektedir. Bölgede derlenen gri, krem, kahverngi, siyah tüf taşları ve mermerin kullanıldığı mezar taşları tipolojileri ve bezeme unsurları ile zengin bir çeşitlilik göstermektedir. Birbirinden farklı ve zengin formların kullanıldığı bölgedeki mezar taşlarında şâhideli, lahit-sandukalı mezar taşları farklı çeşitlemeler ile kullanılmıştır. Bunların dışında Karakoyunlu-Akkoyunlu dönemi koç, koyun ve at formlu mezar taşları, soyut insan heykeli formlu mezar taşları ile Osmanlı dönemi sarık ve kavuk formlu başlıklara sahip mezar taşlarına da bol miktarda rastlanılmaktadır. Bezeme unsurları olarak başta değişik karakterlere sahip yazılardan oluşan kitabeler olmak üzere Türk sanatının geniş bezeme repertuarı içinde yer alan geometrik ve bitkisel bezemeler, silahlar, ikonografik anlamları olan damgalar ve işaretler, kemer ve nişlerden oluşan mimari formlar, kandil, şamdan ve ibrik gibi günlük hayatta kullanılan nesneler görülmektedir. Selçuklu, Karakoyunlu-Akkoyunlu dönemi mezar taşları tipoloji ve bezeme unsurları bakımından yakın bölge olan Van Gölü Havzası’ndaki Selçuklu dönemi mezar taşları geleneklerini yansıtmaktadır. Osmanlı dönemi mezar taşlarında ise bezeme ve form özellikleri klasik Osmanlı mezar taşları geleneklerini yansıtmakla birlikte zaman zaman yerel uygulamalara da rastlanılmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZE VE SANAT GALERİLERİNDE KULLANILAN DOĞAL VE YAPAY AYDINLATMA ARAÇLARININ TERCİHİNE YÖNELİK YAKLAŞIMLAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27664</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27664</guid>
      <author>Yüksel GÖĞEBAKAN</author>
      <description>Işık, tüm canlılar için yaşamın her alanında öneme sahip olan ve bu yaşamı oluşturan en önemli etkenlerden birisidir. Dolayısıyla ışık, insan ve hayvan gibi canlı türlerinin çevreyi görme ve algılamasını sağlayan enerji tipi olmasının yanında, bu canlı organizmaların yaşamını devam ettirmelerine de neden olan önemli bir kaynaktır. Yaşamsal bir nitelik taşıyan ışık, her mekanın aydınlatılması için zorunluluk taşımasının bir sonucu olarak, müze ve sanat galerilerinin de aydınlatılmasında gereklilik arz eden bir ihtiyaçtır. Bu tür mekanların ziyaretçiler tarafından sağlıklı bir şekilde görülmesi ve algılanması, edinilen görsel deneyimlerin daha kalıcı bir şekilde zihinde yer edinmesi, bu mekanların, taşımış oldukları fonksiyonelliğin en önemli ayağını oluşturmaktadır. Sergilemiş oldukları nesnelerin görünebilmesi için ışığın belirleyici olduğu mekanlar olan müze ve sanat galerileri, bir taraftan ziyaretçiler için konforlu bir sergileme ortaya koyarken diğer taraftan da sergilenen eserlerin ışık tarafından zarar görmemesi için gerekli önlemleri almak zorundadır. Burada elbette yaşam alanı içerisinde kullanılan yapay ya da doğal ışık kaynaklarından hangisinin aydınlatmada kullanılması gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu iki ışık kaynağı türünden hangisinin daha iyi bir görsel sunum ortaya koyduğu ve aynı zamanda hangisinin eserlere en az zarar verdiği önemli bir konu haline gelmektedir. Tarama modelinin kullanıldığı bu çalışmada müze ve sanat galerileri gibi mekanların aydınlatılmasında doğal ve yapay ışık kaynaklarının hangisinin tercih edilmesi gerektiği konusunda bir değerlendirme yapılmış ve her iki ışığın kullanılmasının artı ve eksileri ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FAKTÖRİYEL VE PERMÜTASYON KONUSUNUN ÖĞRETİLMESİNDE UYGULANAN ŞİFRELEME ETKİNLİĞİNİN ÖĞRENCİ BAŞARISINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27638</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27638</guid>
      <author>Elif BAHADIR</author>
      <description>Bu araştırma, ilköğretim programında yer alan “Faktöriyel ve Permütasyon” öğrenme alanının öğretiminde etkinlik temelli öğretim yöntemi ve öğretmen merkezli düz anlatım yönteminin karşılaştırmalı olarak öğrenci başarısına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada pratiğe dayalı eğitim faaliyetlerini esas alan sosyal alanların içinde matematiği etkin kılmayı hedefleyen Didaktik Teoriden bahsedilmiştir. Didaktiksel Dönüşümün sosyal uygulama alanlarının yeni bilgilere kaynak oluşturması fikrini savunması, okul aktiviteleri içerisinde gerçek sosyal aktivitelerinin yer alması gerektiğini vurgulaması, matematik etkinliklerinin günlük yaşamın bir parçası olarak tasarlanmasını esas alması dolayısıyla Didaktik Dönüşüm Teorisi esas alınarak şifreleme etkinlikleri sunulmuştur. Araştırma 2013-2014 öğretim yılı birinci döneminde İstanbul İli, Sarıyer İlçesi’ndeki bir ortaokulun 7.sınıflarında öğrenim gören 72 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Hem deneysel koşulları oluştururken hem de istatistik analizlerin yapılmasında deneklerin matematik başarıları dikkate alınmıştır. Veriler ilişkili t-testi ile incelenmiştir. Bu araştırmada, ortaokul yedinci sınıf faktöriyel ve permütasyon konusunun öğretiminde kullanılabilecek bir şifreleme etkinliği kullanılarak, bu etkinliğin kullanıldığı sınıf ortamında gerçekleşen öğretme-öğrenme süreçleri ve öğrenci başarıları analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları hem deney hem de kontrol grubunun işlenen dersler sonrasında anlamlı olarak başarılarının arttığını göstermiştir. Bununla birlikte deney grubu ile kontrol grubunun “Faktöriyel ve Permütasyon” ünitesinde gösterdikleri başarıları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı gözlenmiştir. Çalışmada kullanılan etkinlikler konu ve mevcut bilgilerle ilgili kavramlara ulaşmak, öğrencilerin yeteneklerini pekiştirmek ve öğrencilerin dikkatini çekmek için dersin çeşitli aşamalarında kullanılabilecek etkinlikler olarak değerlendirilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ CAMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27424</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27424</guid>
      <author>Elif GÜRSOY</author>
      <description>Modern malzeme ve betonarme inşa tekniğinin kullanıldığı günümüz camileri, modern cami mimarisi örneklerini oluşturmaktadır. Yalnızca modern malzemenin kullanıldığı yapılar modern olarak adlandırılamamakla birlikte, modern malzeme ile birlikte modern tasarımı da içermesi gerekmektedir. İlk bakışta göze değişik görünen bu yapılarda tasarımcının önemi bu nedenle büyüktür. Plana farklı bir yorum getirmeyi amaçlayan bir anlayışla karşımıza çıkan modern mimari örneklerinin sayısı henüz sınırlıdır. Bu örneklere 2013 yılında eklenmiş Afyon Kocatepe Üniversitesi Cami plan, örtü, minare kullanımı, sade süslemesi ile dikkati çekmektedir. Bu sebeple Afyonkarahisar İl Müftülüğü’nün 10.10.2014 tarih, 83191748/090/020/1648 sayılı yazılı izni ile Kasım ayı içerisinde yapıda inceleme yapılmıştır. Yerinde yapılan araştırma ile, eser mimari ve süsleme açısından incelemiş, fotoğraflama çalışması yapılmıştır. Çalışma kapsamındaki eser, Anadolu’da 13. yüzyıldan günümüze, çeşitli örneklerle karşımıza çıkan tek kubbeli cami tipolojisine yeni bir katkı yapmaktadır. Modern malzeme ile ikinci bir örtü kullanımı ve minarenin hem yapıya, hem de örtüye bağımlı halde kullanılması ile önem gösteren cami, günümüz gereklerinden biri haline gelen asansör kullanımı ile de hem yaşlı hem de engelli cemaate hizmet verebilmektedir. Sade görünümünün yanında, mihrap ve minber uygulaması açısından da yeni yorumlar sergileyen yapıda özellikle süslemede sadelik gözlenmektedir. Hem mimari, hem süsleme açısından değerlendirilen Afyon Kocatepe Üniversitesi Cami, gerek modern mimari örnekleri içerisinde, gerekse de Türk cami mimarisi örnekleri göz önüne alınarak değerlendirilmiştir. Modern malzeme ve modern tasarımla karşımıza çıkan önemli bir örnek durumundaki bu yapının tanıtımı ile, modern mimarinin gelişme çizgisi izlenebilineceği ve daha sonraki örneklere de kaynaklık edebileceği düşünülmektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENİ ADAYLARININ EĞİTİM MÜZİĞİ DAĞARINDAKİ ŞARKILARA PİYANO İLE EŞLİK YAPABİLME BECERİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27656</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27656</guid>
      <author>Elmas GÜN, H.Ozan DEMİRTAŞ</author>
      <description>Bu araştırma müzik öğretmeni adaylarının eğitim müziği dağarındaki şarkılara piyano ile eşlik yapabilme becerilerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Müzik öğretmeni adaylarının meslek yaşamları süresince piyanoyu eşlik çalgısı olarak kullanabilmeleri önemli görülmektedir. Dolayısıyla eğitim müziği dağarındaki şarkılara piyano ile eşlik yapabilme becerisinin belirlenmesi önem teşkil etmektedir. Yapılandırılmış gözlem yönteminin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalında Lisans II, III ve IV. sınıf düzeyinde öğrenim gören 48 öğrenci oluşturmaktadır. Piyano ile eşlik yapabilme becerilerini tespit etmek için ilköğretim müzik dersi müfredatından uzman görüşü alınarak “Dostluk” şarkısı belirlenmiştir. Veriler araştırmacı tarafından uzman görüşü desteğiyle geliştirilen piyano ile eşlik beceri testi kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma grubundaki öğrencilere tek tek belirlenen şarkıya piyano ile doğaçlama eşlik yaptırılmıştır. Öğrenci eşlik performansları kamera kaydına alınıp iki puanlayıcı tarafından değerlendirilmiştir. Puanlayıcılar arası güvenirliğin tespit edilmesinde Kendall uyuşum katsayısına bakılmıştır. Güvenirlik testi sonucunda puanlayıcılar arası güven katsayısı 0.723 olarak bulunmuştur. Sınıf düzeyi ve piyano dersi akademik başarı düzeyine göre puanların normal dağılım gösterip göstermediğini tespit etmek için Kolmogorov Smirnov testi yapılmış ve iki değişkende de puanların normal dağılım göstermediği bulunmuştur. Eşlik beceri puanlarının sınıf düzeyi ve piyano dersi akademik başarı düzeyi ile ilişkili olarak analiz edilmesinde non-parametrik testlerden Kruskal Wallis H testi yapılmıştır. Bulgular sınıf düzeyi ve piyano dersi akademik başarı düzeyi ile karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırmada müzik öğretmeni adaylarının eğitim müziği dağarındaki şarkılara piyano ile eşlik yapabilme düzeyinin sınıf düzeylerine göre anlamlı farklılık gösterdiği, piyano dersi akademik başarı düzeyine göre ise anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ÇEVRESEL DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞLARININ YAPISAL EŞİTLİK MODELİ İLE ARAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27594</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27594</guid>
      <author>Erkan ARI</author>
      <description>Çalışmada, üniversite öğrencilerinin çevresel düşünce ve davranışları arasındaki ilişkiyi önerilen bir araştırma modeli yardımıyla ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla Dumlupınar Üniversitesi’nde eğitim gören rassal olarak seçilen 431 öğrenciye Mayıs 2015’te yüz yüze görüşülerek bir ölçek uygulanmıştır. Çalışmada literatürden yararlanılarak oluşturulan “Çevresel Düşünce ve Davranış Tutum Ölçeği” olarak isimlendirilen veri toplama aracı kullanılmıştır. Ölçek uygulama yapılmadan tutum ifadelerinin öğrenciler tarafından anlaşılıp anlaşılmadığını belirlemek amacıyla 50 kişilik bir öğrenci grubu üzerinde anket uygulanarak anlaşılması güç sorular anketten çıkartılmış, kimi sorular ise düzeltilmiştir. Ölçme aracının güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla güvenilirlik analizi yapılmış ve Cronbach Alfa güvenilirlik katsayısı 0,881 olarak hesaplanmıştır. Verilerin analizinde, üniversite öğrencilerinin çevresel düşüncelerinin, çevresel davranışları üzerine etkisini ortaya koymak ve modelin uyumunu değerlendirmek amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin çevresel düşünce ve çevresel davranış puan ortalamalarının demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amacıyla t ve ANOVA testleri uygulanmıştır. YEM Analizi sonucunda çevresel düşünce bağımsız gizil değişkeninin çevresel davranış bağımlı gizil değişkenini pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Çevresel düşünce ve davranış değişkenleri arasındaki ilişki katsayısı 0,74 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin eğitim gördükleri fakültelere göre çevresel düşünce puan ortalamaları arasında ve cinsiyet, anne eğitim düzeylerine göre ise çevresel davranış puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR PROBLEMATİK OLARAK İSLAM SOSYOLOJİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27632</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27632</guid>
      <author>Fatih AMAN</author>
      <description>İsminden konusuna, metodundan yaklaşımına kadar üzerinde tartışmaların eksik olmadığı İslam sosyolojisi, flu görüntüsüyle günümüzde sorunlu bir yapıya sahiptir. Bu durumun belki de en önemli sebebi henüz kuruluş aşamasında olmasıdır denilebilir. Özellikle Batı’da Yeni Dini Hareketlerin popüler konu olması İslam sosyolojisi tartışmalarını tetiklerken, Post-modern paradigmanın etkisini artırması bu tartışmayı bir problematik haline getirmiştir. Bu makalede biz yukarıda belirttiğimiz noktalardaki tartışmalar bağlamında İslam sosyolojisinin çerçevesinin genel hatlarını belirtmeyi amaçlıyoruz. İslam sosyolojisi, İslamî sosyoloji, İslamcı sosyoloji, Derinlik sosyolojisi, Hikmet sosyolojisi isim noktasındaki önerilerdir. Konusuna baktığımızda durumun karmaşık olmadığını söyleyebiliriz. Buradaki farklı nokta İslam sosyolojisinin Müslümanlar dışındaki toplumlara da uygulanabileceğini öne süren görüştür. Metodoloji başlığında yeni metodoloji arayışlarına gönderme yapılsa da bu anlamda metodolojinin rasyonelliği bize göre Sosyal bilimlerin metodolojisinden faydalanmayı kaçınılmaz kılmaktadır. İsim, konu ve metodolojiye göre sosyal bilimleri şekillendirenin yaklaşımlar olduğu açıktır. Bu çalışmada asıl belirleyici konu ‘yaklaşım’ başlığıdır ve İslam sosyolojisi tartışmalarının temeli de buraya odaklanır. Din-bilim ayrımının uzantısı olarak olgu-değer dikotomisi, yaklaşım üzerinde durmayı ayrıca gerekli kılmaktadır. Kanaatimizce İslam sosyolojisinin en zayıf noktası olan metin eksikliği ise son başlıkta ele alınmıştır. Sonuçta ulaştığımız genel çerçeve bize göredir ve mutlak anlamda bir kesinlik ifadesi değildir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİLDE KONUŞMA BECERİSİNİN GELİŞTİRİLMESİNDE ÖĞRETMEN ADAYLARININ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27643</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27643</guid>
      <author>Gülcan ÇAKIR</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Almanca öğretmen adaylarının müfredatlarında yer alan konuşma dersleri kapsamında görüşlerinin belirlenmesi ve bu yolla olası sorunların incelenip tartışılmasıdır. Konuşma becerisini geliştirmeye yönelik ders içi uygulamaların etkili olup olmadığı, öğretmen adaylarının mesleki alt yapı oluşturmasında son derece önemlidir. Yabancı dilde konuşma becerisinin sadece ders kitabındaki dilbilgisi kurallarına uygun cümlelerin sözlü olarak tekrarlanmasıyla gerçekleşemeyeceğinin, bunun yanısıra sözlü etkileşimsel aktivitelerin ders içinde uygulanmasının önemi vurgulanmıştır. Öncelikle durum tesbiti yapılan araştırmada hedef kitlenin konuşma becerilerindeki yetersizliğinden yola çıkılmış ve bu durumun düzeltilmesi hedeflenerek alan yazını taraması yapılmıştır. Araştırma uzman görüşü alınarak geliştirilmiş bulunan açık uçlu iki sorudan ve bir anket uygulamasından oluşmaktadır. Açık uçlu sorular “Bu derste neyi olumlu ve neyi olumsuz buluyorsunuz?” şeklinde öğretmen adaylarına yöneltilmiş ve bu iki soruya yönelik birer yargı belirtmeleri istenmiştir. Anket soruları yine benzer alanda yapılan anket ve soru örnekleri incelendikten sonra belli düzenlemeler yapılarak geliştirilmiştir ve 21 maddelik Evet-Hayır sorularından oluşmaktadır. Ölçek uygulandıktan sonra toplanan veriler hesaplanmış ve çalışmaya yansıtılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL 7. VE 8. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN SORUNLU İNTERNET KULLANIMI VE ANNE BABA TUTUMLARI İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27610</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27610</guid>
      <author>Pervin Oya TANERİ, Özlem TİRYAKİOĞLU</author>
      <description>Araştırmada, K.K.T.C.’ de bulunan üç farklı okulda ki 7. ve 8. Sınıf öğrencil-erinin problemli internet kullanımı ile anne baba tutumları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kesitsel tarama modeli temel alınarak gerçekleştirilmiştir. Tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak evrenden seçilen 313 öğrenci örneklemi oluşturmuş ve araştırmada Kişisel Bilgi An-keti, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği ve Anne Baba Tutum Ölçeği ile veriler top-lamıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 20 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve bulgular tablolar halinde açıklanarak yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; 7 ve 8. Sınıf öğrencilerinin yarısından fazlası günde yaklaşık 2 saat interneti kullanmakta ve yine yarıya yakınının interneti kullanma konusunda aile denetiminin olmadığı görülmektedir. Demokratik anne baba tutumları arttıkça prob-lemli internet kullanımındaki internetin olumsuz sonuçları, sosyal fayda/rahatlık alt gruplarında azalma gözlenmekte ancak aşırı kullanım demokratik tutumlardan etkilenmemektedir. Koruyucu ve otoriter anne baba tutumları arttıkça problemli in-ternet kullanımında da artış görülmektedir. Cinsiyete, sınıfa ve internetin denetlenip denetlenmemesine göre anne baba tutumları aralarında anlamlı bir fark yoktur. Bununla birlikte Problemli internet kullanımında internetin olumsuz sonuçlarından kızların erkeklerden daha çok etkilendiği, internetin fayda /rahatlık açısından erkekleri kızlara göre daha çok etkilediği, ancak aşırı internet kullanımında cinsiyete göre fark olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca problemli internet kullanımının sınıf ve in-ternetin denetlenip denetlenmemesine göre fark göstermediği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ KAMU YÖNETİMİ ANLAYIŞI - KENTLEŞME VE BESLENME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27615</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27615</guid>
      <author>Polat TUNÇER</author>
      <description>Yeni kamu yönetimi insan odaklı bir yönetim anlayışı olup, insanın yaşam kalitesini artıracak her türlü hizmetle yakından ilgilenir. Sağlıklı bir yaşam her bireyin hakkı ve kaliteli bir hayatın temelidir. Sağlıklı bir toplum ve nesil yetiştirmekle görevli olan kamu yönetimi, bu amacını gerçekleştirmek için beslenmeyle ilgili sorunların ortaya çıkmasını önlemek ve gerekli yasal düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür. Bir başka deyişle kamu yönetimi toplumun yeterli ve dengeli beslenmesi için gerekli olan, ekonomik, sosyal, kültürel ve yasal tedbirleri almak zorundadır. Zira, kamu yönetimi yetersiz ve dengesiz beslenmenin yol açtığı hastalıklar ile mücadele etmek, iş gücü kayıplarını telafi etmek için yeni kamu kaynaklarına ihtiyaç duyar. Bir başka deyişle, beslenmeyle ilgili sorunlar, kamu kaynaklarının israf edilmesine yol açar. Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi insan kaynağının sağlıklı olmasına, yeterli ve dengeli beslenmesine bağlıdır. Sanayi devrimi, üretim ve tüketim biçimini değiştirmiş; kentleşmeyle birlikte yeni bir beslenme şekli ortaya çıkmıştır. Bir başka deyişle, kentleşmeyle birlikte oluşan yoğun iş temposu, kadının iş hayatına atılması ve teknolojik gelişmeler, geleneksel beslenme alışkanlıklarını değiştirmiştir. Bu bağlamda kentleşme sürecinde yetersiz ve dengesiz beslenme problemi ortaya çıkmıştır. Başta obezite olmak üzere birtakım hastalıklara sebep olan bu sorunun ortadan kaldırılması kamu yönetiminin sorumluluk alanına girmektedir. Kamu yönetimi sağlıklı bir toplum, güçlü bir ülke ve güvenli bir gelecek yaratabilmek için konuyla ilgili sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuki sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KEMANIN OLUŞUM SÜRECİ BAĞLAMINDA ESKİ YAYLI ÇALGILARIN ETKİSİ ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27676</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27676</guid>
      <author>Rauf KERİMOV</author>
      <description>Bugün Avrupa klasik müziğini yaylı çalgılar olmadan hayal etmek imkânsızdır. Şöyle ki keman başta olmakla, viyola, viyolonsel ve kontrbas oda orkestrası ve senfoni orkestrasının temelini oluşturmaktadır. Yaylı çalgıların diğer türleri gibi keman da müzik kültürünün genel açılımı ve değişen toplumsal koşulların uzun ve karmaşık bir süreci sonucu ortaya çıkmıştır. Çok sayıda müzikoloji araştırmalar ve hipotezlere dayanarak bu günkü kemanın ortaya çıkmadan farklı biçimde yaylı çalgıların yüzyıllar önce hemen hemen her kültürün etnisitesinde var olduğu görüşü mevcuttur. Birçok araştırmacı fikrine göre kemanın kökeni Arap ve Bizans kültürlerinin hâkimiyetinin olduğu alanlarla ilişkilendirilir. Gerçekten bu bölgelerde bu çalgılar uzun süre yaygın olmuş, oradan ise Güney Slav ülkeleri üzerinden Avrupa'ya nüfuz etmişlerdir. Genelde klasik tip kemanın oluşumu, keman müziğinin diğer türlerinin gelişiminde olduğu gibi İtalya ile ilişkilendirilir. Bu bakımdan, büyük İtalyan ustaları, sanatçı ve bestecilerinin bu süreçteki paha biçilmez katkısına ayrı bir önem verilmelidir. Fakat, birçok bilimsel gerçekler ise yaylı çalgıların erken gelişiminin Slav ülkelerinde olduğunu göstermektedir. Bunlar Polonya’nın Opole ve Gdansk kentlerindeki arkeolojik kazılarda bulunan 11.-13. yüzyıllara ait çalgılarla kanıtlanmıştır. Bu çalışmanın amacı kemanın kökenlerini araştırarak onların tarihi gelişim yolunu izlemekle birlikte farklı dönemlere ait yaylı çalgıların evrimi ve tarihi hakkında bilgiler elde etmek, zaman içinde onların hangi etkilere maruz kalarak dış görüntüsü değişikliğine uğrama nedenlerini açıklamak, hangi çalgılardan türediğini tespit etmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CEMÂLEDDİN İSHAK EL-KARAMANÎ VE NAMAZ KONULU BİLİNMEYEN BİR MESNEVİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27661</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27661</guid>
      <author>Suat DONUK</author>
      <description>Klasik Türk Edebiyatında bazı mahlaslar birden çok şair tarafından kullanılmıştır. Bir sanatçı hakkında inceleme yapacak olan edebiyat araştırmacısının bu hususu göz önünde bulundurması gerekmektedir. Yoksa farklı şahıslara ait veriler birbirine karışacak, bilimin esas gayesi olan doğru bilgiye ulaşmak güç hâle gelecektir. Cemâlî, farklı şairler tarafından kullanılan bir mahlastır. Bu mahlası kullananlardan biri Cemâleddin İshak el-Karamanî’dir. Cemâl Halîfe, Cemâlî el-Karamanî gibi isimlerle de bilinen şair, 933/1526-27 senesinde vefat etmiştir. İzmir Milli Kütüphanesi’nde yer alan bir yazma eser, Cemâleddin İshak el-Karamanî’nin vefatından yirmi yedi sene sonra yazılmış olup bazı eserleri ile pek çok şiirini ihtiva etmektedir. Bu eserlerden biri, namaz konulu bir mesnevidir. 120 beyitten ibaret olan eser aruzun fâilâtün / fâilâtün / fâilün kalıbıyla kaleme alınmıştır. Kaynaklarda adı zikredilmeyen eserin Cemâlî el-Karamanî’ye aidiyeti, taşıdığı dil ve üslûp hususiyetleri ve bulunduğu yazmanın özellikleri nedenleriyle muhtemel görünmektedir. Muhtevasından, şairin tüm ibadetleri kapsayan dinî-tasavvufî, hacimli bir eser kaleme alma düşüncesindeyken bilinmeyen bir nedenle vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Mesnevide namaz kılmanın farz edilmesi hadisesi, namazın faziletleri ve namazı terk edenlerin uğrayacakları zararlar anlatılmaktadır. Asıl gayesi bilgi vermek olan eserde halkın anlayacağı sade ve süssüz bir dil ve üslûp tercih edilmiştir. Aruz vezni ikinci plana itilmiş, buna karşın kafiye ve ses ahengine önem verilmiştir. Türkçe arkaik kelimeler bakımından zengin olan eser, Eski Anadolu Türkçesinin başarılı bir örneğidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSTANBUL KONUT MÎMÂRÎSİNİN 1923-1940 YILLARI ARASINDAKİ GELİŞİM SÜRECİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27517</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27517</guid>
      <author>Derya ÖZAKBAŞ</author>
      <description>İnsanoğlunun kendini güvende hissedeceği barınaklar olarak inşa ettiği ya da ettirdiği konutlar, tarihöncesi dönemden başlayarak günümüze dek belirli bir gelişim süreci geçirmiştir. Mağaralardan apartmanlara dönüşen konut mimarisi ülkelere, coğrafyalara ve kültürlere göre değişim göstermiştir. Türkiye genelinde konut mimarisine bakıldığında müstakil evlerden çok katlı konutlara kadar değişik yapı kurgularıyla karşılaşılmaktadır. Geleneksel Türk konut mimarisinden modern yaşam alanlarına geçilen süreçte İstanbul hem müstakil konutları hem de apartmanlarıyla öncül şehir olma özelliğine sahiptir. 1923-1940 yılları arasında İstanbul’da inşa edilen konutlar bir yandan geleneksel düşünce ve yaşam tarzına uygun planlanırken bir yandan da günün değişen şartlarına ve düzenine göre yeni tarzda şekillenmeye başlamıştır. Bu tutum müstakil konutlar kadar apartmanlarda da izlenmektedir. Bilindiği gibi günümüz apartmanlarının ilk örnekleri Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde (XIX.yy.) İstanbul’da inşa edilmeye başlanmış, gayrimüslim vatandaşların ikamet ettiği semtlerde görülen çok katlı konut yapımı Cumhuriyet’in ilanından sonra tüm şehre yayılmıştır. Bu çalışmada öncelikli olarak tarihöncesi dönemden başlayarak tarih çağlarına kadar geçen süreçte konut mimarisinin oluşumuna bakılacak, ardından Türk konut mimarisinin gelişim süreci plan şemalarıyla kısaca açıklanacaktır. Son olarak sözü edilen 18 yıllık zaman dilimini kapsayan İstanbul konut mimarisi, konutların genel özellikleri ve apartmanlaşmanın sebepleri üzerinden değerlendirilmeye çalışılacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL BAĞLILIK AÇISINDAN MOTİVASYON: SAĞLIK KURUMLARINDA ÇALIŞAN İDARİ PERSONEL ÜZERİNDE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27589</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27589</guid>
      <author>Mevlüt KARADAĞ, Oğuz IŞIK , Mahmut AKBOLAT , Özay ÇELEN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan idari personelin görüşleri çerçevesinde motivasyon ve örgütsel bağlılık ilişkisinin değerlendirilmesi ve motivasyonun örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin irdelenmesidir. Araştırma, Ankara’da faaliyette bulunan bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan 254 idari personel üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Ay (2006) tarafından hazırlanan ve Hakmal (2009) tarafından geliştirilen “Motivasyon Düzeyini Etkileyen Faktörler” ve Meyer ve Allen (1991) tarafından geliştirilen “Örgütsel Bağlılık Ölçeği” ile katılımcıların sosyo demografik özelliklerinden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, örgütsel bağlılık ile motivasyon faktörlerinden “yönetsel ve örgütsel faktörler”, “sosyal faktörler”, “ücret ve terfi”, “işin kendisi”, “çalışma şartları” ve “iş yükü” arasında “orta” düzeyde; “iş arkadaşları” arasında ise “düşük” düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Regresyon analizi sonuçlarına göre, yönetsel ve örgütsel faktörler, ücret ve terfi ve işin kendisinin örgütsel bağlılık üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi olduğu göstermiştir. Sonuç olarak, çalışanlarda örgütsel bağlılığın arttırılmasında örgüt içi motivasyon faktörlerinin önemi büyüktür ve yöneticiler tarafından üzerinde önemle durulması gerekir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TABERÎ’NİN FIKHA VE NESHE YAKLAŞIMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27645</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27645</guid>
      <author>Naif YAŞAR</author>
      <description>Yaklaşık doksan yıllık ömrünün büyük bir bölümünü İslami ilimlere adayan Taberî, kendisini İslami ilimlerin hepsinde yetiştirmiş ve bu ilimlerin hemen hemen hepsinde nadide, orijinal ve hacimli eserler vermiştir. Taberî, fıkha büyük bir ilgi göstermiş, fıkıh öğrenimini Bağdat’ta sayısız hocanın dersine katılarak tamamlamış ve kendi döneminin önemli bir fakihi ve Cerîriyye Mezhebi imamı olmuştur. Taberî, ihtilaflı fıkhî konuları ele alırken, eğer tüm görüşleri birleştirme imkânı bulursa bunları birleştirmeyi tercih eder. Eğer bu mümkün değilse genellikle ümmet için en kolay olan görüşü tercih eder. İhtilaflı konulardaki tercihlerine baktığımızda, genellikle şeriatın hedefini gözettiğini ve bundan dolayı da hükümlerin kolaylaştırılmasının bu noktada doğru olduğunu benimsediğini görürüz. Keza o, neshi ele alırken, nâsih ve mensûh ayetleri herhangi bir tevil yoluyla birleştirebildiği sürece söz konusu ayetlerde nesih iddialarını reddeder. Fakat bu mümkün değilse neshi kabul eder. Zira ona göre bir ayetin nâsih ve diğerinin mensûh olduğunu iddia edebilmek için bu ayetler arasında mutlak bir tearuzun olması, hiçbir tevil yönü ile birleştirilmelerinin ve böylece her iki ayetin hükmünün devam etmesinin mümkün olmaması gerekir. Buna bağlı olarak o, tefsirinde, mensûh olduğu iddia edilen birçok ayetin aslında mensûh olmadığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu makalenin amacı, Taberî’nin fıkhı ele alış tarzını ve neshe yaklaşımını kendi belirlediği usûl ve örnekleriyle ortaya koymaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENCİLERİN SUGGESTOPEDİA ÖĞRETİM YÖNTEMİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27613</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27613</guid>
      <author>Okan SARIGÖZ</author>
      <description>Suggestopedia, bilinçaltındaki rezervleri harekete geçiren, öğrenmede rahatlıktan yana olan, iletişime önem veren, öğrenirken zamandan kazanç sağlayan, öğrencilerin farkına varamadıkları potansiyellerini ortaya çıkarmayı amaçlayan, duygulara hitap ederek öğrenenin duyuşsal alan davranışlarını motive etmeye dayalı bir öğretim yöntemidir. Bu araştırmanın amacı; Meslek Yüksekokullarında okuyan öğrencilerin, Suggestopedia (Telkin yöntemi) hakkındaki görüşlerini bazı demografik değişkenleri de göz önünde bulundurarak belirlemeye çalışmaktır. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma yöntemleri bir arada kullanıldığından ‘Karma Model’ kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ‘duygular’ ve ‘öğretim’ olmak üzere iki boyuttan ve 30 maddeden oluşan ‘Suggestopedia Anketi’nin geçerlilik ve güvenirlilik çalışması yapılmış ve Cronbach Alpha iç güvenirlik katsayısı 0.91 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre Meslek Yüksekokullarında okuyan öğrencilerin, Suggestopedia yönteminin temel özellikleri ile ilgili olarak çok az bilgiye sahip oldukları, modelin temel özelliklerinden bazılarını benimsedikleri, bu yöntemin bazı özelliklerinin öğretimde kullanıldığı ancak bazı özelliklerinin öğretimde her zaman kullanılamayacağı gibi sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YÜKSEK DÜZENDE DÜŞÜNME: İNGİLTERE'DEKİ ‘DOĞRUDAN OKULDA’ ÖĞRETMEN EĞİTİMİ NEDEN TÜRKİYE'YE ÖRNEK OLAMAZ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27666</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27666</guid>
      <author>Özcan ARSLANOĞLU</author>
      <description>Bu araştırmada Yüksek Düzende Düşünme yetenekleri ve onun alt başlıkları bilimsel olarak incelemeye alındı. Yüksek Düzende Düşünmenin ne olmadığı açıklanarak; Temennici Düşünmenin bu bağlamda ele alınamayacağı tartışıldı. Tefekkür, irdeleyici düşünmeyi, yansıtıcı düşünmeyi, sorgulayıcı düşünmeyi ve irtibat noktasını içeren birleştirici bir düşünme sistemi olarak sunuldu. İrdeleyici Düşünme ve Yenitasarımcı Düşünme hakkında Türkçe alanyazında düzeltmelere yer verildi. Sorgulayıcı Düşünme incelendi. Tefekkür, Yüksek Düzende Düşünmenin ‘Yaratıcı’ ile irtibatlandırılarak işlenmesi olarak alanyazına sunuldu. İngiltere’de yakın zamanda yapılan ‘Doğrudan Okulda’ öğretmen eğitimi masaya yatırıldı. Hem Türkiye’de hem de İngiltere’de yapılan çalışmalar tarandı ve erişilebilenler alana sunuldu. Tefekkür Üçgenini oluşturan alt başlıkların her biriyle alakalı erişilen çalışmaların sonuçlarına yer verildi. Tefekkür Üçgenini oluşturan Yansıtıcı Düşünme, İrdeleyici düşünme ve Sorgulayıcı Düşünme ile bunlardan hasıl olabilecek Yenitasarımcı Düşünmenin sonuçları ortaya konduğunda Türkiye ile ilgili neticelerin ya orta düzey ya da ortanın altı olduğu görüldü. PISA’dan elde edilen sonuçlar ve diğer araştrımaların sonuçları da göz önünde bulundurularak İngiltere’deki ‘Doğrudan Okulda’ öğretmen eğitiminin Türkiye’ye uygun olmadığı hususunda alan karşılaştırmalı tartışma yapıldı. Sonuç olarak İngiltere’de ‘Doğrudan Okulda’ programı başarılı olsa bile Türkiye’deki Yüksek Düzende Düşünme (YDD) yetenekleri sonuçları istenen düzeyde olmadığı için Türki-ye’deki öğretmen eğitimi kalitesini olumsuz yönde etkileyeceği sonucuna ulaşıldı. Öğretmenlerin zaten yüksek düzeyde olmayan YDD yeteneklerinin iyice körelmesi ih-timalinin hem öğretmen eğitimi hem de eğitim kendisi açısından zararlı sonuçlar doğurabileceği belirtildi.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BESİN ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİYORUZ: FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27502</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27502</guid>
      <author>Sibel DEMİR, Fatma ÖNEN ÖZTÜRK , Fatma ŞAHİN</author>
      <description>Günümüzde obezitenin artmaya başlamasıyla birlikte, sağlıklı ve dengeli beslenme üzerine yapılan vurgu önemli ölçüde artmış; öğretmenlere düşen görevler de aynı ölçüde farklılaşmıştır. Bu nedenle araştırmada öğretmen adaylarının besinleri tüketirken nelere dikkat ettiklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma deneysel olmayan nitel araştırma tasarımına sahip ve durum çalışmasına uygun olacak nitelikte planlanmıştır. Araştırma İstanbul’da bulunan bir üniversitenin 3. sınıfında okuyan 28 öğretmen adayıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan 4 açık uçlu anket ve 6 açık uçlu görüşme sorusu ile toplanmıştır. Araştırma verileri açık kodlama yöntemiyle kodlanarak yorumlanmıştır. Araştırma da öğretmen adaylarının besin alırken sıklıkla son kullanma tarihi, kalori, içerik ve tazeliğe dikkat ettikleri; bunun yanı sıra aldıkları ürünlerde besin değerleri tablosunu inceleyen ve incelemeyen öğretmen adaylarının sayısının ise hemen hemen birbirine yakın olduğu görülmüştür. Ayrıca görüşme sonunda öğretmen adaylarının besin alırken sosyal faktörleri göz önünde bulundurdukları ve genellikle gelenekleri doğrultusunda hareket ettikleri görülmektedir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda öneriler getirilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PİRİMKUL KADİROV’UN SOSYAL (TEZLİ) ROMANLARINDA TEMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27640</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27640</guid>
      <author>Erhan GİRAY</author>
      <description>Çağdaş Özbek Edebiyatının önde gelen yazarları arasında yer alan Pirimkul Kadirov, yazarlığa hikâye ile başlar. Daha sonraki dönemlerde romanlarıyla ün kazanır. Altı roman kaleme alan Kadirov’un Üç Kök (1958), Kara Gözler (1966) ve Elmas Kemer (1976) adlı romanları sosyal konuludur. Üç Kök romanında, üniversitelerde yaşanan sorunlar ve kişilerin makamlarını çıkarları uğruna kullanması, Kara Gözler romanında, kolhoz ve sovhoz sisteminin halka olumsuz etkileri, Elmas Kemer romanında ise kentleşmenin çevreye verdiği zararlar üzerinde durur. Yaşadığı dönemin sosyo-kültürel sorunlarını iyi analiz eden Kadirov, anlatmak istediklerini romanlarına yansıtır. Uzun yıllar Sovyet rejimi baskısı altında kalan Özbek toplumunun geçmişinden kopmasına engel olabilmek için özellikle tarih ve tarih bilinci temaları üzerine yoğunlaşır. Yine Sovyet hükümetinin politikaları neticesinde romanlarının arka planında komünizm ve Leninizm temasından söz etmek mümkündür. Üç sosyal romanda da kullanılan aşk teması ise daha geri planda kalmakla beraber kadın erkek ilişkilerini anlatmak amacıyla kullanılır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI BAĞLAMINDA MASLOW’UN İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİNİN YENİDEN İNCELENMESİ VE GÖSTERİŞÇİ TÜKETİM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27648</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27648</guid>
      <author/>
      <description>Tüketici davranışları ve onların neden, niçin satın aldıklarına dair bugüne kadar birçok araştırma yapılmış ve ortaya konan sonuçlarla tüketici davranışlarına anlam verilmeye çalışılmıştır. Günümüz tüketim anlayışında, tüketiciler ürünlerden salt fayda elde etmek için satın alma yapmamakta, o üründen sosyal ve psikolojik bir yarar elde etmeyi de ummaktadır. Kullandığı ürünlerin kendisini yüceltmesini, grup içinde kendisine statü kazandırmasını, ürünlerinin başarıyı simgelemesini ve tüm harcamalarının kendisine manevi tatmin sağlamasını beklemektedir. Bu anlamda zaman zaman rasyonel satın alma davranışının dışına çıkarak, bütçesini daha ucuz ve tasarruf sağlayıcı ürünler arasında paylaştırmaktansa, lüks ve gösterişli ürünleri tercih edebilmektedir. Araştırma kapsamında düşük gelir düzeyindeki 148 kişi ile görüşülmüş ve yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler Frekans yüzdeleri, çapraz tablolar ve Anova testi kullanılarak analiz edilmiştir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin gösterişçi tüketim bağlamında yeniden incelendiği bu araştırmanın sonuçlarına göre fizyolojik ihtiyaçlardan sonra saygı ihtiyacının ikinci sırada geldiği görülmüş ve katılımcıların hayatta en çok sahip olmayı istedikleri şeylerin önem sırasında yine birinci olarak gerçek dostlar ile saygı ihtiyacı önde gelmiştir. Yapılan faktör analizi sonuçlarına göre araştırmacı tarafından geliştirilen ‘Gösterişçi Tüketim Ölçeğinin’ 3 alt faktörde toplandığı ve Anova testi sonuçlarına göre ise bu faktörlerden yalnızca F1 ve F2 için alınan ölçek puanları ile Ait olma ve sevgi ihtiyacı ile Saygı ihtiyacının sıralanması arasında anlamlı bir fark olduğu gözlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE SOCIAL CONSTRUCTION OF VIRGINITY IN TURKISH CONTEXT: A THEORETICAL PERSPECTIVE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27660</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27660</guid>
      <author>Esra Keskin KORUMAZ</author>
      <description>“Bekâret” kavramı, uzun yıllardır toplum bilimlerinin en tartışmalı konularından biri olmuştur. Bekâretle ilgili söylem ve sosyal anlamlar, kadının bedeni üzerinde gücünü tesis ettiği varsayılabilecek ataerkil yapının etkisiyle kadının cinselliği ve toplumsal hayatını somut olarak belirleyen en önemli unsurlardan biri haline gelmiştir. “Bekâretin kaybedilişi”, birey için her ne kadar soyut bir anlam ifade ediyor olsa da kadının cinsel yaşamı üzerinde etki gücüne sahip ataerkil yapının söylemleri doğrultusunda yeni bazı gizil anlamları ve sonuçları daha görünür hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı “bekâret” kavramının toplumsal yapı içerisinde nasıl anlamlandırıldığını ve ataerkil dil, bekâret testleri ve Türkiye’deki kanunlar aracılığıyla sürekli olarak nasıl yeniden yapılandırıldığını feminist ve İslamcı feminist teorinin kavramlarıyla tartışmaktır. Her ne kadar laik bir yapı sunuyor olsa da Türkiye’deki “bekâret” kavramının toplumun büyük bir çoğunluğunun inandığı din olan İslam ve İslam’ın geleneksel etkileriyle tartışılması, konun daha geniş bir bakış açısıyla ele alınmasına imkân sunacaktır. Bu nedenle, araştırmanın temel kavramları Türkiye bağlamına uygun olarak hem feminist bakış açısı hem de İslamcı feminist bakış açısıyla tartışılmıştır. Sonuç olarak, Türkiye’de “bekâret” kavramının ailenin onuru, kadın bedeni üzerindeki toplumsal kısıtlamalar, erkekler için bir övünç ve toplumsal değerlerin bir birey olarak kadının üzerinde görülmesi gibi anlamlar ihtiva ettiği görülmüştür. Bu çalışmanın sonraki araştırmalara konu alanı itibariyle kaynaklık etmesi beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN DERS DİNLEMEME SEBEPLERİ ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLEBİLİR Mİ? YILDIZELİ MYO ÖĞRENCİLERİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27630</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27630</guid>
      <author>Sevtap SARIOĞLU UĞUR</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin, ders dinlememe davranışlarını örgütsel davranış çerçevesinde değerlendirmek, konuyla ilgili varsa sorunları tespit etmek ve çözüm önerileri sunmaktır ve bu bağlamda üniversite öğrencilerinin derslere devam ettikleri halde derse katılımlarının, ilgi ve başarı düzeylerinin gözlemlenebilir ölçüde düşük olduğu neticesinde, bu durumun asıl neden veya nedenlerinin ne olduğunu tespit etmek ve bu nedenlerde üniversite kurumunun örgütsel açıdan payı olup olmadığını ölçmektir. Araştırma, Cumhuriyet Üniversitesi Yıldızeli Meslek Yüksekokulu öğrencileri üzerine, 5 demografik, 20 kapalı uçlu ve 1 adet kendi görüşlerini izah etmeleri amacıyla açık uçlu toplam 26 sorudan oluşan anket tekniği aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. 20 adet kapalı uçlu ifadelerden kendilerine en uygun olan en çok beş ifadeyi işaretlemeleri istenmiştir. 2014-2015 bahar yarıyılında uygulanan ankete, okula devam eden ve anket uygulanırken yurtta ve okulda rastgele bulunan öğrenciler katılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğrencilerin derse olan ilgilerinin az olma sebeplerinden en başta tercih ettikleri ilk beş ölçek ; “5.Arkadaşlarımın sürekli konuşması, 1. Dersler çok sıkıcı geçiyor, 13.Eğitimin sadece sınava yönelik olması, 14.Bölümümle dersler arasında ilişki kuramıyorum ve 3.Hocaların ders anlatma tarzı” olmuştur. Ortaya çıkan sonuca bakıldığında ilgili sebeplerin dışsal faktörlerden kaynaklandığı görülmektedir. Araştırma sonucu örgütsel açıdan değerlendirildiğinde ise öğrencilerin derse olan ilgilerinin dış etkenler tarafından şekillendiği söylenebilir. Bu yönde tutum sergileyen öğrencilerin oluşturduğu sınıf sisteminin ise ilgili örgüt kültürünü oluşturduğu söylenebilir. Sonuç olarak öğrencilerin derse katılımının daha iyi teşvik edilebileceği hususunda uzman kişilerden de yardım alınarak ders eğitmenlerinin görüşleri eşliğinde daha verimli bireylerin yetişmesi için gereken hassasiyetin gösterilmesi ve dış faktörlerin iyileştirilmesi sağlanmalıdır. Böylelikle eğitime yönelik örgütsel davranış rollerinin istenilen seviyeye çıkarılması adına gereken önlemlerin alınması yönünde kurum çalışanları ve öğrencilerin bilgilendirilmesi önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ELİT DÜZEYDEKİ SPORCULARIN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ İLE STRESLE BAŞA ÇIKMA TARZLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27627</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27627</guid>
      <author>Ünsal TAZEGÜL</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, elit düzeydeki sporcuların kişilik tipleri ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBTO) ve Eysenck Kişilik Anketi-Kısaltılmış Formu (EKA-GGK) kullanılmıştır. Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği, Folkman ve Lazarus tarafından geliştirilmiş olup, ülkemiz için geçerlik ve güvenirlik çalışması Şahin ve Durak tarafından yapılmıştır. Eysenck Kişilik Anketi-Kısaltılmış Formu, Francis ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir. Ülkemiz için geçerlilik ve güvenirlik çalışması, Karancı ve arkadaşları tarafından yapılmıştır. Çalışmanın, örneklemini çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 50 güreşçi, 45 halterci ve 37 boksör oluşturmaktadır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmış olup verilerin normal dağılıma sahip olduğunu belirlemek için “Kolmogorov-Smirnov” testi, homojenliğini belirlemek için ''Anova-Homogenety of variances” testi uygulanmış ve verilerin homojen ve normal bir dağılıma sahip olduğu belirlenmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik ve kişilik tipleri ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi belirlemek için pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Çalışmanın sonunda, kendine güvenli yaklaşım ile psikotizm kişilik tipi arasında, iyimser yaklaşım boyutu ile nörotizim ve psikotizim kişilik tipleri arasında, çaresiz yaklaşım boyutu ile nörotizim kişilik tipi arasında bir korelasyon belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOLLUK KUVVETLERİNİN HİZMET ÜRETİM ETKİNLİĞİNİN ARTIRILMASINA YÖNELİK BİR MODEL ÖNERİSİ: BÜTÜNLEŞİK ARAÇ ATAMA MODELİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27635</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27635</guid>
      <author>Hamit ERDAL, Dilşad GÜZEL , Engin ACAR</author>
      <description>Günümüzde kolluk hizmetleri, toplumun refah ve huzur içerisinde yaşaması bakımından büyük önem taşımaktadır. Kolluk hizmetlerinin etkinliği ne kadar artarsa, ülke içerisindeki huzur ve istikrar ortamı da aynı şekilde artış gösterecektir. Bu çalışmada, sunulan emniyet ve asayiş hizmetlerinin etkinliğini artırmak amacıyla motorlu araçların en verimli şekilde kullanılabileceği ilçelere atamalarının yapılmasına yönelik bir karar desteği sağlanması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, kolluk kuvvetlerinin motorlu araç atamalarının yeniden değerlendirilmesi için karar desteği sağlamak üzere, uzmanlarla yapılan görüşmeler çerçevesinde bir metodoloji geliştirilmiştir. Metodoloji, matematiksel programlama ve çok kriterli karar verme (ÇKKV) tekniklerinin birlikte kullanılmasını gerektirmektedir. Matematiksel model, hizmet etkinliğinin artırılması, teknik kapasitenin etkin kullanımı ve maliyetlerin minimizasyonu amaçlarını gerçekleştirerek araç atamalarını belirlemektedir. Matematiksel modelin girdilerinden olan araçların performans değerlerinin belirlenmesinde, ÇKKV tekniklerinden analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ve ideal çözüme benzerlik bakımından sıralama tekniği (TOPSIS) yöntemleri bütünleşik olarak kullanılmıştır. AHP ile performans kriter ağırlıkları, TOPSIS ile her bir aracın her bir ilçe için atanma performans değerleri belirlenmiştir. Önerilen metodoloji ile elde edilen çözüm, mevcut atamaların çözümü ile karşılaştırılmış ve %12.42’lik bir performans artışı elde edilmiştir. Ülkemizde halen kolluk kuvvetleri tarafından kullanılan motorlu araçların ilçelere atanması konusunda karar desteği sağlayacak bilimsel tabanlı bir karar destek sistemi bulunmamaktadır. Ayrıca, gerek yurt içi, gerekse diğer ülkelerin kolluk kuvvetlerinin dokümanlarında, motorlu araç atamalarının belirlenmesinde ilişkin bir metodoloji ya da standart daha önce belirlenmediğinden önerilen metodolojinin bu doğrultuda etkin olarak kullanılabileceği değerlendirilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>POLİSLERDE EVLİLİK DOYUMU İLE MESLEKİ TÜKENMİŞLİK ARASINDAKİ İLİŞKİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27622</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27622</guid>
      <author>Safiya YILMAZ DİNÇ, Ali Haydar ŞAR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, polislerin evlilik doyumu ile mesleki tükenmişlikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca çalışmada cinsiyet, evlilik süresi, algılanan ekonomik düzey gibi değişkenlerin polislerin evlilik doyumunu; cinsiyet, rütbe, çalışma süresi, algılanan ekonomik düzey gibi değişkenlerin polislerin mesleki tükenmişliklerini nasıl etkilediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi Şırnak, Diyarbakır, Mardin, Iğdır İl Emniyet Müdürlüğü çeşitli birimlerinde görev yapan ve uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 315 evli polis memurları ve amirlerinden oluşmaktadır. Polislerin mesleki tükenmişliğini belirlemek için Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ve Ergin (1992) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Polislerin evlilik ilişkisinden sağlanan genel doyum düzeyini ölçmek amacıyla Tezer (1986) tarafından geliştirilen Evlilik Yaşamı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler; Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu, t testi, ANOVA, Tukey Çoklu Karşılaştırma Testi ile analiz edilmiştir. İlişkisel tarama modeline dayalı olarak yapılan bu çalışma sonuçlarında polislerin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile evlilik doyum düzeyleri arasında ters yönde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Polislerin evlilik doyum düzeylerinin cinsiyet, evlilik süresi açısından anlamlı farklılıklar göstermediği, algılanan ekonomik düzey açısından ise anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Polislerin mesleki tükenmişlik düzeylerinin ise cinsiyet açısından anlamlı farklılıklar göstermediği, rütbe, çalışma süresi, algılanan ekonomik düzey açısından ise anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında araştırmada bulunan sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ DIŞ TİCARET TEORİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27657</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27657</guid>
      <author>Aslı YILMAZ</author>
      <description>1970'lerin sonunda ortaya çıkmaya başlayan yeni ticaret teorileri uluslararası ticaret alanında önemli bir gelişmedir. Yeni ticaret teorilerinin temel özelliği daha önce geleneksel dış ticarette var olan tam rekabet ve ölçeğe göre sabit getiri varsayımını terk etmiştir. Yeni ticaret teorileri temel varsayım olarak, ölçeğe göre artan getiri ve eksik rekabet piyasası varsayımını kabul eder. Teorinin yeni olarak adlandırılmasının nedeni ise ölçek ekonomisi ve eksik rekabet piyasasını içeren dış ticaret teorilerinin matematiksel formüle edilmesinin 1970'lerin sonunda yapılmaya başlanmıştır. Yeni ticaret teorileri bir çok önemli soruyu tekrar gündeme getirmiştir mesela dış ticaretin nedenleri, uluslararası uzmanlaşma eğiliminin belirleyicileri, dış ticaretten elde edilen kazanç, korumacılığın etkileri gibi. Ölçeğe göre artan getiri ve eksik rekabet piyasası varsayımlarına altında verilen cevaplar dış ticarete yeni bir bakış kazandırmıştır. Bu makalede yeni dış ticaret teorilerinin ortaya çıkışını etkileyen faktörler bölüm I'de ve yeni dış ticaret teorileri bölüm II'de açıklanacaktır. Birinci bölümde geleneksel teorinin eksik yönleri anlatılarak ve geleneksel teorinin varsayımlarına karşı eleştiri yapılacaktır. Geleneksel teorinin revizyonunu gerektiren faktörler açıklanacaktır. İkinci bölümde ise uluslararası ticaret teorisinde tekelci rekabet teorisinin konsepti, varsayımları, değişkenleri, mekanizmasına yer verilecektir. Makalenin devamında ürün devreleri teorisi, tercih benzerliği teorisi, varsayımları, tanımı, sınıflandırılması yapılacaktır. Teknoloji Gap teorisi, Uzman işçi teorisi de açıklanacaktır. Bu teorilerin anlaşılması geleneksel ticaret teorisi ve yeni dış ticaret teorilerinin arasındaki farkın anlaşılması yeni bir bakış açısı kazanılması açısından önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ENERJİ POLİTİKASI VE TERÖR TEHDİDİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27665</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27665</guid>
      <author>Emrah AKYÜZ</author>
      <description>Enerji kaynakları günümüz dünyasında çok önemli bir role sahiptir. Dünyada vuku bulan savaşların ve siyasi anlaşmazlıkların çoğunun altında yatan en önemli etkenlerden bir tanesini enerji kaynaklarını ele geçirme mücadelesi oluşturmaktadır. Nitekim dünyada son dönemlerde gerçeklemiş savaşların zengin enerji kaynaklarına sahip ülkelerin topraklarında meydana gelmesi ilginç değildir. Enerji politikaları sadece gelişmiş ülkelerin değil, ülkemizde de çokça önemli bir yere sahiptir. Hızlı kentleşme ve sanayileşme sürecinin birer neticesi olarak enerji ihtiyacı da paralel bir şekilde artan Türkiye’nin son dönemlerde izlediği enerji politikaları çok fazla tartışılır olmuştur. Özellikle artan enerji ihtiyacını karşılama noktasında uygulanmak istenen nükleer enerji politikaları bu tartışmaların merkezinde bulunmaktadır. Bir kısım nükleer enerjinin neden olabileceği çevresel sorunların tüm insanlık için büyük bir tehdit olduğunu savunurken diğer bir kesim ise Çin ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ekonomileri hızla büyüyen ülkelerin artan enerji ihtiyaçlarını nükleer enerji ile karşıladıklarını ve bunun tek çözüm noktası olduğunu iddia etmektedir. Birbirine taban tabana zıt olan bu iki görüş ülkemizde vuku bulan ve büyük bir tehdit olma özelliğine sahip terör örgütlerinin nükleer santraller gibi stratejik yapılara verebilecekleri zararları ve bunların doğuracağı çevresel, ekonomik, sosyolojik ve siyasi etkileri göz ardı etmektedirler. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye sınırları içerisinde kurulması planlanan ve altyapı çalışmaları devam edilen nükleer santrallerin ülkede varlığını devam ettiren terör örgütlerinin olası saldırıları açısından doğurabileceği güvenlik risklerini tartışmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSLÂM HUKUKUNA GÖRE ANNE SÜTÜ BANKALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27605</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27605</guid>
      <author>Şevket PEKDEMİR</author>
      <description>Klasik fıkıh kaynaklarımızda süt akrabalığının gerçekleşme şartları ve hukuki sonuçları naslar çerçevesinde kapsamlı olarak incelenmesine rağmen süt bankalarının kurulması ve hükmü ele alınmamıştır. Çünkü bu kurumlar ilk defa 20. Yüzyılda Avrupa’da ve Amerika’da kurulmuş daha sonra İslâm dünyasının gündemine girmiştir. Günümüzde gerek bireysel olarak bir kısım İslâm hukukçusu gerekse resmi veya sivil kurumlar İslâm hukukuna göre anne sütü bankalarını değerlendirmiştir. Bu makalede anne sütü bankasının kurulması ve bu kurumlardan alınan sütle evlenme engelinin oluşup oluşmayacağı konusu araştırılacaktır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERSEN-RASCH, Margarete I. – ONASI, Erdoğan (2015), Yabancı Dil Olarak Türkçe Dilbilgisi, Papatya Yayıncılık Eğitim, I. Basım, İstanbul, 418 s., ISBN: 978-605-4220-85-4</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27721</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27721</guid>
      <author>Serdar BULUT</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


