






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2015 Sayı  41</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=578</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ÖZEL YETENEK SINAVINA GİREN ADAYLARIN BİLİŞSEL ESNEKLİK DÜZEYLERİ İLE SINAV BAŞARILARI ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27642</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27642</guid>
      <author>Turan SAĞER, Onur ZAHAL , Engin GÜRPINAR</author>
      <description>Bu çalışmada, müzik öğretmenliği programı özel yetenek sınavına giren adayların bilişsel esneklik düzeyleri ile sınav başarısı arasındaki ilişkilerin araştırılması amaçlanmıştır. Bireylerin müziğin çeşitli alt boyutlarında yapılan yetenek sınavlarındaki başarı düzeylerinin ve bilişsel esnekliklerinin ne düzeyde olduğunun tespit edilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Ayrıca bireylerin problemler hakkında çözüm yollarının farkında olmasının, alternatif arayışlar içerisine girebilmelerinin ve bu durumları kontrol edebilme beceri düzeylerinin, diğer bir anlatımla bilişsel esnekliklerinin nasıl olduğunun araştırılmasının önemli bir konu olduğu düşünülmektedir. İlişkisel tarama modelinde olan bu araştırmanın çalışma gurubunu 2013-2014 eğitim-öğretim yılı İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Programı Özel Yetenek Sınavları’na katılan adaylar (N=449) oluşturmaktadır. Adaylara Bilişsel Esneklik Envanteri uygulanmıştır. Sınav başarısına ve yerleştirmeye esas olan puan türlerine ise İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi veri tabanından ulaşılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17.0 paket programına işlenerek analiz işlemleri bu program aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Normallik durumunun belirlenmesi için normal dağılım eğrilerine, çarpıklık-basıklık katsayılarına ve Kolmogorov-Smirnov testi sonuçlarına bakılmıştır. İlişkisel analizlerin yapılması için; Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon katsayısı, bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Etki büyüklüğü düzeylerinin belirlenmesi için Cohen’s d ve r formülleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, adayların bilişsel esneklik düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. bilişsel esneklik puanları ile sınav başarısı arasında anlamlı ilişki olduğu, bilişsel esneklik düzeyi yüksek olan öğrencilerin daha başarılı oldukları bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“AHLAK MEDENİYETİ” SÖYLEMİ ÜZERİNE ELEŞTİREL DÜŞÜNCELER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27717</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27717</guid>
      <author>Abdüllatif TÜZER</author>
      <description>Birçok Müslüman yazarın yazılarında Batıya ilişkin sık tekrarlanan bir yargı vardır: Batı bilim ve teknolojide güçlü ve gelişmiş olmakla birlikte ahlaken zayıf, bozuk ve geridir. Bu yargıdan da iki sonuç çıkarılır: 1) Batının bilim ve teknolojisini alalım ancak ahlakına geçit vermeyelim; 2) Batı bilim ve teknoloji medeniyetidir, İslam’la yücelen Doğu ise bir ahlak medeniyetidir. Dolayısıyla Batı bilim ve teknolojide Doğudan üstün iken Doğu ahlak ve maneviyatta Batıdan üstündür. Ne var ki Müslüman Doğunun Batıya örneklik edebilecek düzeyde üstün bir ahlak medeniyeti olduğu iddiası, felsefi bir eleştirinin konusu edildiğinde, oldukça naif ve zayıf bir iddiadır. Etik tarihi ya bireyi ya da toplumu merkeze/ön plana alan zengin tartışmalarla doludur. Ve güçlü bir ahlak medeniyetinin imkanı, birey-toplum paradoksunun/karşıtlığının sentezlenmesinde ve dengelenmesindedir. Zira aşırı bireycilik toplumun varlığı ve bekası için bir tehlike iken aşırı toplumculuk da bireysellik, özerklik, özgürlük ve farklılık için bir tehdittir. Batı rasyonellik, farklılık, özerklik, faydacılık, liberalizm ve benzeri görüşlerle bireyi önemserken Doğu birliğe, dine, maneviyata, otoriteye verdiği önemle çoğunlukla toplumcu bir tavır sergilemiştir. Batı zengin tartışmalarla farklılıkta birliği aramaya devam ederken Doğu hala birlikte farklılığı tesis edememiştir. Müslüman dünyanın böyle bir derdi de olmamıştır. İslam’da, farklılığı, özgürlüğü, özerkliği, eleştiriyi geliştiren bir söylem üretilmedikçe güçlü bir ahlak medeniyeti oluşturmak hayal olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRETMENLERİNİN ÖĞRENMEYE İLİŞKİN TUTUMLARININ SINIF KOŞULLARI AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27672</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27672</guid>
      <author>Ahmet KARA, Gamze UYSAL</author>
      <description>Sınıfın koşulları olarak bilinen sınıfın aydınlatılması, sınıfın mevcudu, sınıfın ısınma şekli, fiziki şartların yeterliği, sınıfta kullanılan tahta çeşidi vb. durumlar öğrencileri etkilediği gibi öğrencilerin öğrenme sürecinde en etkili şahıs olan öğretmenin de tutumlarını ve davranışlarını etkilemesi beklenir. Sınıfın koşulları öğretmenlerin tutum ve davranışları etkilemesi doğrudan öğretmenin başarısını etkilerken dolaylı olarak eğitim ve öğretimin başarısını da etkilemesi beklenir. Öğretmenlerin öğrenmeye ilişkin tutumları da öğretmenlerin davranışlarını etkilemektedir, öyle ki olumlu tutum sahibi olan öğretmenler öğrencilerini de olumlu tutumlara ve davranışlara yönlendirmektedirler. Bu çalışmada ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin öğrenmeye ilişkin tutumlarının görevlerini yaptıkları sınıfların ısınma şekli, sınıf mevcudu, fiziki şartların yeterliği vb. gibi koşullar açısından incelenmiştir. Çalışma Adıyaman merkez ilçe ve köy ortaokullarında görev yapan 234 bay, 222 bayan olmak üzere toplam 456 öğretmen ile yürütülmüştür. Elde edilen verilerin çözümlenmesi SPSS paket programı aracılığıyla bağımsız gruplar t test ve tek yönlü varyans analizi testlerine göre yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesi sonucunda elde edilen verilere göre öğrenmeye ilişkin tutumların sınıf koşulları açısından anlamlı farklar görülmüştür. Öğretmenlerin görevlerini icra ederken öğretmenlerin cinsiyetleri, kıdemleri, mezun oldukları fakülte, sınıfın aydınlatılması ve ısınma şekli açısından anlamlı farkların olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak sınıf mevcudunun 19 ve altında olan öğretmenlerin öğrenmenin doğasını daha iyi kavradıkları, öğrenmeye daha açık oldukları ve öğrenmeden beklentilerinin daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca sınıfların düzenlenmesinde akıllı tahtanın kullanılmasının öğretmenlerin öğrenmeye ilişkin tutumları açısından yararlı olduğu ve fiziki şartların öğretmenlerin algılanmasına göre düzenlenmesi gerekliliği sonucuna varılmıştır. Genel anlamda eğitim öğretimin gerçekleştiği sınıf koşullarının öğretmenlerin öğrenmeye ilişkin tutumlarını önemli ölçüde etkilediği sonucundan hareketle sınıf koşullarının iyileştirilmesinin öğretimin niteliğini de etkilemesi kaçınılmazdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞYERİ KABALIĞININ ÖRGÜTSEL BAĞLILIK, ÖRGÜTSEL ÖZDEŞLEŞME VE İŞ TATMİNİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: YÜKSEK ÖĞRETİMDE UYGULAMALI BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27581</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27581</guid>
      <author>Esma ülkü KAYA</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, katılımcıların tecrübe ettikleri işyeri kabalığının (meslektaş), örgütsel bağlılık, örgütsel özdeşleşme ve iş tatmini üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmanın örneklemi, bir kamu üniversitesinin farklı birimlerinde görev yapan 123 idari personelden oluşmaktadır. Korelasyon analiz sonuçlarına göre, olumlu iş tatmini ve örgütsel özdeşleşmenin olumlu bağlılık ile pozitif yönlü yüksek bir ilişki içerisinde olduğu bulunmuştur. Ayrıca, olumsuz iş tatmini ile ılımlı olumsuz ve kararlı olumsuz bağlılığın pozitif bir ilişki içerisinde olduğu elde edilmiştir. Örgütsel özdeşleşme ile olumlu iş tatmini arasında ise yüksek pozitif bir ilişki bulunmuştur. İşyeri kabalığının (meslektaş) kararlı olumsuz bağlılık ve olumsuz iş tatmini ile pozitif; olumlu iş tatmini ile negatif ilişki içerisinde olduğu elde edilmiştir. Beklentiyi karşılamayan işin, ılımlı olumsuz bağlılıkla pozitif fakat kararlı olumsuz bağlılık ile negatif bir ilişki içerisinde olduğu belirlenmiştir. Regresyon analiz sonuçlarına göre örgütsel özdeşleşmenin, olumlu bağlılığının önemli bir açıklayıcısı ve olumlu iş tatminini üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İlave olarak olumlu iş tatmininin, olumlu bağlılığının önemli bir açıklayıcısı olduğu belirlenmiştir. Farklı bir sonuç olarak çalışanların yaptıkları işin beklentilerini karşılamamaları güçlendikçe, ılımlı olumsuz bağlılık artarken, kararlı olumsuz bağlılığın zayıfladığı tespit edilmiştir. Son olarak, çalışanların tecrübe ettikleri meslektaş kabalığının, kararlı olumsuz bağlılığının önemli bir öncülü, olumlu iş tatminin kısmi bir açıklayıcısı ve örgütsel özdeşlemenin bir öncülü olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca sonuçlara göre meslektaş kabalığı, düşük ölçüde olumsuz iş tatminini açıklamaktadır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAKKARİ İLİ’NİN İDARİ COĞRAFYA ANALİZİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27696</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27696</guid>
      <author>Faruk KAYA</author>
      <description>Jeopolitik ve jeostratejik açıdan önemli bir konuma sahip olan ve ayrıca tarihi, idari, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik pek çok olayın yoğun bir şekilde yaşandığı Hakkari ilinin mülki idari bölümlerini oluşturan idari birimlerinin analizinin yapılması ilin idari coğrafyasının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Hakkari’nin özellikle idari coğrafya açısından araştırılmasını konu edinen bu çalışma ile öncelikle Hakkari ilinin mülki yönetim alanlarının ülke ve bölge idari bölünüş sistematiği içindeki yerleri, iç yapılanmaları ve kuruluşları üzerinde durulmuştur. Daha sonra mülki yönetim alanları üzerinde gerçekleştirilen statü değişiklikleri ve diğer düzenlemelerin gerekçeleri üzerinde tahliller yapılarak tarihi bir süreç içerisinde ele alınmış olup Hakkari İli’nin günümüzdeki idari bölünüş yapısı, kentsel idari alanları ve köy idari alanları da idari coğrafya yönünden ele alınarak ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Türkiye’nin mülki idare bölünüş sistematiğine göre ülkemizin en büyük idari bölgelerini iller oluşturmaktadır. Hakkari İli, 7. 095 km²’ lik yüzölçümü ile ülkemiz topraklarının yaklaşık % 0,90’lık bölümünü kaplamakta olup, yüzölçümü büyüklüğü itibariyle Türkiye’de 47. sırada yer almaktadır. İdari olarak Merkez İlçe haricinde üç ilçenin (Yüksekova, Şemdinli ve Çukurca) yer aldığı ilde 135 köy idari alanı ve 8 kentsel idari alan (1’i Hakkari Merkez İlçe, 3’ü ilçe merkezlerinde, 4’ü de beldeler olmak üzere) bulunmaktadır. Türkiye’de yakın bir zamanda yapılmaya başlanan ve henüz çok az sayıda olan idari coğrafya çalışmalarının yoğunluk kazanması ülkemizin bu yönüyle de analiz edilmesine önemli katkılar sunacaktır. Türkiye’nin en zor coğrafyalarından birinde yer alan Hakkari ilinin idari coğrafya analizi olarak ele alınan bu çalışmanın da bu alanda başlayan diğer çalışmalar gibi ülkemizin daha iyi tanınmasına katkı sağlayacağı beklentimizdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CENGİZ AYTMATOV’UN İLK ÖĞRETMEN ANLATISINDA DEĞER AKTARIMI VE KİMLİK İNŞASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27667</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27667</guid>
      <author>M. Fatih KANTER</author>
      <description>Kendi kimliğiyle toplumsal kimliği özdeşleştiren her birey, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü görevi gördüğünün bilincindedir. Ancak toplumdaki bireylerin çoğunluğu bu gerçekliğin farkında değildir. Bu gerçeğin farkında olan ve topluma ait değerleri geleceğe aktaran bireyler toplumda öncü kişilikleri ve kimlikleriyle rol-model olurlar. Atalarından aldıkları maddi ve manevi değerleri bir sonraki nesle aktararak toplumsal kimlik inşasının temelini atarlar. Böylelikle toplumda yaşayan her birey içine doğduğu toplumun değerlerine sahip çıkar. Bu ise toplumda yaşayan insanların aidiyetini artırarak milli bilinç oluşumunu sağlar. Cengiz Aytmatov anlatılarının ortak izleği olan “ötekileşme” ve “kendine dönüş” kavramları bireysel ve toplumsal kimliğin bileşenlerini belirlemede anahtar ibarelerdir. Aytmatov’un İlk Öğretmen adlı anlatısında da kendi değerlerinden uzaklaşan bir köyde toplumun geleceğini kurtarmaya gönüllü olan Duyuşen ve onun hayatını kurtardığı Altınay’ın hikâyesi aktarılır. Toplumun dışına itilerek küçümsenen Duyuşen’in köydeki çocuklara okuma yazma öğretme çabası ve geleceğe dönük hayalleri aslında toplumsal kimlik inşasında bir kişinin bile ne kadar önemli olduğunu gösterir. Altınay ünlü bir felsefe doktoru olmasını borçlu olduğu Duyuşen’e minnet duygusuyla bağlıdır. Çünkü Duyuşen, Altınay’ın yalnızca okuyup ülkesinde tanınan bir bilim adamı olmasını değil aynı zamanda köklerine ve geçmişine de sahip çıkması gerektiği mesajını öğretmiştir. Aytmatov’un bu eseri bireyin ve toplumun kendi milli değerlerini geleceğe aktarmakta yükümlü olduklarına dair edebi bir tavırdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENLERİNİN ÇİZGİ FİLMLERDEN ÖĞRETİMSEL BEKLENTİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27685</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27685</guid>
      <author>Nida BAYİNDİR</author>
      <description>İlkokul çağındaki çocukların hayal güçleri yaşam rutinleri içerisinde zirvededir. Çocuklar kendi yarattıkları dünyada yaşarlar. Yarattıkları bu dünyadan dış dünyayı yorumlarlar. Çizgi filmler, çocukların hayal güçlerinden görüntüler içerir. Çocuğa deneyimler sağlar. Öğretirken eğitir, eğitirken öğretir. Araştırmada, sınıf öğretmenlerinin çizgi filmlerden öğretimsel beklentileri araştırılmıştır. Çocuklarla erken dönemde geniş bir etkileşim alanına sahip olan sınıf öğretmenlerinin çizgi filmlerin öğretimselliği hakkındaki görüşleri büyük önem taşımaktadır. 2015-16 öğretim döneminde Kütahya il merkezinde görev yapan 113 sınıf öğretmeni araştırmanın örneklemi olarak alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, sınıf öğretmenlerinin %94,7’si çizgi filmlerin sınıfta öğretimsel olarak kullanılabileceğine inanmakta, %79,6’sı öğretimsel nitelikteki çizgi filmleri bilmekte, %85,8’i ise öğretimsel çizgi filmlerin yararına inanmaktadır. Çizgi filmlerin yararına inanan sınıf öğretmenleri çizgi filmlerin bir öğretim materyali olarak rahatça kullanılması, evrensel ve milli değerleri öğretmesi, içindeki karakterlerin her birinin çocuğun davranışını olumlu olarak etkilemesi, film içindeki şarkı ve sözlerin eğitici olması, akademik kazanımları içermesi, kaynakları etkili kullanmaya ilişkin mesajlar içermesi ve kişiliği geliştirici olması gerektiği yönünde görüş bildirmişlerdir. Televizyonun olumsuz etkilerini azaltmak ve nitelikli çizgi filmlerin öğrencilerle buluşmasının sağlanması, öğretmenlerin eğitici çizgi filmleri nerede, ne zaman, nasıl kullanabileceklerine ilişkin bilgilendirmeler yapılması, eğitici çizgi film arşivinin oluşturulup MEB’nca okul erişimlerine sunulması, çizgi filmlerin içerdiği eğitim kazanımları bir dizinle belirtilip, ilkokul programı ile (bir ders aracı olarak) ilişkilendirilmesi öneriler arasındadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL REDDİNDE BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİNİN KULLANIMI: İLKOKUL VE ORTAOKUL OLGU SUNUMU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27554</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27554</guid>
      <author>Seval ERDEN, Büşra Şirin AYVA , Işıl TEKİN</author>
      <description>Okul reddi, okula gelmeyi reddeden ya da tüm gün okul aktivitelerine katılmakta güçlük çeken öğrenciler için kullanılan bir kavramdır. Öğrenicilerin aileleri tarafından okula gönderil(e)memesi ya da herhangi bir süreğen rahatsızlık nedeniyle okula gelmemesi dışındaki tüm devamsızlıklar okul reddi olarak isimlendirilmektedir. Okul reddi, öğrencilerin okul ve derslerden geri kalması ve buna bağlı olarak akademik başarılarında düşme yaşamalarının yanı sıra öğrencilerin okuldan uzak kalarak çeşitli risk faktörlerine açık olması gibi sonuçlara da yol açabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, okul reddi gözlenen biri ilkokul ve diğeri ortaokul öğrencisi olan iki öğrencinin, bilişsel davranışçı danışma yaklaşımı ile devamsızlıklarını, ev ve sınıf içerisinde okula gelmeyle ilgili gözlenen sıkıntılarını azaltmaktır. Bu temel amaç doğrultusunda, danışanların okula ilişkin geliştirdikleri otomatik düşünceler ve bilişsel çarpıtmaları keşfedip, yerine sağlıklı alternatif düşünceler geliştirilmesine yardımcı olmak amaçlanmıştır. Öğrenciler ile her biri yaklaşık 40’ar dakikalık sekiz oturum planlanmış ve araştırmacılar tarafından yürütülmüştür. Planlanan oturumların sonlandırılmasının ardından, öğrencilerden, öğrencilerin sınıf öğretmenleri ve velilerinden görüşme vasıtasıyla, sürece ilişkin bilgi alınmıştır. Öğrencilerle yürütülen bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı bireysel psikolojik danışma sonucunda, öğrencilerin okulla ilgili sıkıntıları, evde okula gelmemek için sergiledikleri uygunsuz davranışları azalmış, özürsüz devamsızlıkları da düşmüştür. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’NİN SANAYİ VE TARIM POLİTİKASININ OLUŞTURULMASINDA BİRİNCİ SANAYİ VE BİRİNCİ ZİRAAT KONGRELERİNİN ETKİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27670</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27670</guid>
      <author>Doğan DUMAN</author>
      <description>Cumhuriyeti kuran kadronun ekonomi alanındaki öncelikli amacı, kısa bir zaman içerisinde Türkiye’nin sanayi ve tarımsal üretimini artırmayı sağlamak ve bunun sonucunda kendi kendine yeten bir ekonomik yapı oluşturmaktı. Bu amaç doğrultusunda da ulusal kaynaklar harekete geçirilmeye çalışıldı. Fakat uzun savaş yıllarının yol açtığı nitelikli işgücü kaybı ve yine savaşın neden olduğu korkunç bir yoksullukla bunu başarmak hiç de kolay değildi. Bu nedenle dönemin koşullarına uygun yeni bir ekonomi politikasının belirlenmesi ve zaman yitirilmeden hayata geçirilmesi gerekiyordu. Bu alandaki ilk adım İzmir İktisat Kongresi’nin toplanmasıdır. Fakat burada kabul edilen iktisadi kalkınma ilkeleri ile istenilen başarılar elde edilememişti. Yeni kurulan rejim sanayileşme alanında kısmi başarı kazanmakla birlikte, sanayi ürünleri konusunda büyük ölçüde dışa bağımlıydı. Türkiye henüz ağırlıklı olarak bir tarım ülkesiydi. Bu durum değiştirilmediği sürece de ekonomik gelişmeyi ve toplumsal refahı artırmak imkansızdı. Bu olumsuz tablo 1929 yılında ortaya çıkan Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı Dünya Ekonomi Krizi ile daha da kötüleşti. Bu olumsuzluklar üzerine Türkiye, bir kez daha ekonomide yeni arayışlara girmek zorunda kaldı. Birinci Sanayi ve Birinci Ziraat Kongreleri bu arayışların bir sonucu olarak ortaya çıktı. 1930 ve 1931 tarihinde toplanan bu kongrelerde, Türkiye’nin sanayi ve tarımsal alandaki mevcut sorunlarının tespiti yapılırken, bu sorunların çözüm yolları da tartışılmıştır. Bu kongreler, Türk sanayi ve tarım sektörünün o dönemdeki üretim olanaklarını, üretim çeşidini ve kalitesini göstermesi açısından önem taşımaktadır. Kongrelerde alınan kararlara bakıldığında, bu kararların hükümet tarafından dikkate alındığı ve bu alanlarda belirlenecek olan yeni politikalara yön verdiği görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BANKACILIK SEKTÖRÜNDE ÇALIŞANLARIN AİDİYETLİK DUYGUSU VE MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27688</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27688</guid>
      <author>Ebru ONURLUBAŞ, Senem DEMİRKIRAN , Neslihan YILMAZ</author>
      <description>Örgütsel aidiyet, memnuniyet,bağlılık,performans,örgüt iklimi,örgüt kültürü gibi kavramlar günümüzde değişen mal ve hizmet talepleri karşısında işletmelerin verimlilik için üretim ve yönetim yapılarını değiştirmesini zorunlu kılmaktadır.Özellikle değişen yönetim anlayışı örgütün insan unsurunu ön plana çıkartmıştır.Bu durum da işletmeler insan unsurunu her yönüyle ele alarak verimliliği en üst düzeye çıkartmak için çeşitli teknikler denemektedirler. Bu tekniklerin başında üretkenliği en üst seviyeye çıkaran örgütsel bağlılık ve aidiyet yer almaktadır. Bu çalışma, Edirne’nin Keşan İlçesinde banka şubelerinde çalışan personelin kurumlarındaki memnuniyet ve aidiyetlik duygusunu belirlemek için yürütülmüştür. Çalışmada kullanılan veriler 63 kişiyle yüz yüze görüşerek yapılan anketlerden elde edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, banka personelinin %66,7’sinin kurumuna karşı aidiyetlik duygusunu hissettiği, %33,3’ünün hissetmediği tespit edilmiştir. Katılımcıların %87,3’ü çalışma ortamlarını fiziksel imkânlarının çalışmaya elverişli olduğunu belirtmiştir. Araştırmada yapılan Ki kare analizi ile; kurumdan beklentiler, çalışanların kurumlarına karşı aidiyetlik duygusu hissetmesi, kurumlarının sektördeki başarılarını değerlendirmesi ile cinsiyet arasında ilişkiler belirlenmiştir.”</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GANOS (IŞIKLAR) DAĞI’NIN SOSYOJEOMORFOLOJİSİ (TEKİRDAĞ)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27590</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27590</guid>
      <author>Emre ÖZŞAHİN</author>
      <description>Sosyoloji ile jeomorfoloji arasındaki etkileşim olarak tanımlanabilecek olan sosyojeomorfoloji, bütüncül bir yaklaşım ile yerşekillerinin toplumsal olay ve olgulara etkisi nispetinde toplumsal ilişkileri anlamaya ve açıklamaya yardımcı olacak anahtar bilgiler sunar. Aynı zamanda jeomorfolojinin bu alt dalı, toplumu etkileyen jeomorfolojik problemlerin çözümlenmesi ve topluma etkilerinin yorumlanması bakımından da önemlidir. Dünya’da sosyojeomorfoloji konusunda yapılmış çalışmalar daha henüz çok yenidir. Bu bakımdan alanındaki ilklerden sayılabilecek olan bu çalışmada, Ganos Dağı’nın sosyojeomorfolojik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Temel felsefe olarak Ganos Dağı’ndan istifade eden insan toplulukları ile bu yerşekli arasındaki ilişkiyi konu alan araştırmada “jeomorfolojik özellikler, sosyolojik yapının oluşmasında önemli rol oynamaktadır” hipotezi doğrulanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma, sahadaki insan doğal ortam etkileşiminin sağlıklı bir şekilde tespit edilmesi bakımından önem taşımaktadır. Zira insan ve doğal ortam arasındaki hassas dengenin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında jeomorfolojinin önemi büyüktür. Ayrıca çalışma yöntemi Türkiye jeomorfoloji literatürüne yeni bir çalışma konusunun kazandırılması bakımından da mühimdir. Fiziki Coğrafyanın temel ilke ve yöntemleri kapsamında gerçekleştirilen çalışma, sosyolojik perspektifte jeomorfolojik bir bakış açısıyla kurgulanmış ve görüşme yöntemi ile desteklenmiştir. Elde edilen verilerin jeomorfoloji haritası üzerinden dağılışı yapılarak, sahanın sosyojeomorfolojik haritası oluşturulmuştur. Çalışmanın tematik haritaları CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) teknikleriyle yapılmıştır. Sonuçta Ganos Dağı’nın sahadaki topluluklara karşı birtakım oronimik, doğal, sosyal ve ekonomik etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu etkilerin sahadaki cemiyetler üzerinde bıraktığı tesir nispetinde sosyolojik özellikler biçimlenmiştir. İnceleme alanının sosyojemorfolojik özellikleri dâhilinde Işıklar, Balkan ve Ganos olmak üzere temel olarak üç farklı yöre ayırt edilmiştir. Çalışma konusunun ve yönteminin değişik mekânlarda uygulanması daha farklı sonuçlara ulaşılmasını sağlayabilir. Ayrıca benzer çalışmaların Türkiye’nin başka yerlerindeki gerek jeomorfolojik gerekse sosyolojik özellikler bakımından zengin bir çeşitliliğin bulunduğu alanlarda yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu aşamada bilhassa jeomorfolojik özellikleri bakımından çeşitlilik gösteren dağ alanlarının seçilmesi daha doğru bir tercih olacaktır. Niha</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TRAFİKTE İŞARETÇİLERİNE YÖNELİK ALGILAMA SORUNLARI VE YETİŞKİN DAVRANIŞLARININ ARAŞTIRILMASI: RİZE İLİNDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27675</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27675</guid>
      <author>Ensar LOKMANOĞLU</author>
      <description>İnsan hayatının vazgeçilmez parçalarından biri olarak trafik güçlü bir kontrol ve yönlendirme mekanizmasına ihtiyaç duymaktadır. Araçların, sürücülerin ve yayaların kurallar aracılığı ile yönetilmesi önemli bir şarttır. Kuralların ve kontrolün yokluğu trafiğin zaman içerisinde büyük bir sorun ve bir sosyal tehdit olmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle de trafik farklı araçlarla yönetilmektedir. Bunlardan biri de trafik işaretleridir. Trafik işaretleri hem sürücüleri hem de yayaları trafik akışı ve yol hakkında bilgilendirmektedir. Bunun yanı sıra trafik işaretleri sürücüler ve yayalar için zorunluluklar yaratmaktadır. Özellikle sürücülerin trafik işaretleri ile olan iletişimi son derece önemlidir. Bu araştırma ile yetişkinlerin trafikte işaretçilere yönelik algılama sorunlarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma Rize il merkezinde 648 yetişkin üzerinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Elde edilen bulgular istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t-testi, anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yetişkinlerin işaretlere yönelik uygun davranış göstermedikleri, trafik işaretçilerine yönelik algılama zorluklarının orta seviyede olduğu saptanmıştır. Yetişkinlerde 36-45 yaşın, ehliyet sahibi olmayanların, araç sahibi olmayanların trafik işaretçilerine yönelik algılama zorluğunun yüksek olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENCİLERİN ÖĞRENME STİLİ TERCİHLERİNİN FEN VE TEKNOLOJİ DERSİNDEKI AKADEMİK BAŞARILARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27684</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27684</guid>
      <author>Evrim URAL, Orhan ERCAN , Mehmet Akif KURTULUŞ</author>
      <description>Eğitim kalitesinin artırılması için yapılacak işlerden bir tanesi öğrencileri tanımaktır. Araştırmalar, öğrencilerin farklı yollarla öğrendiklerini ve bireysel farklılıkların öğrenmeyi etkilediğini göstermektedir. Öğretmenler, farklı öğretim tekniklerine hakim olmanın yanı sıra öğrenci başarısını etkileyen bazı faktörlere dikkat etmeli ve öğretim aktivitelerini planlarken bunları dikkate almalıdır. Bir dersteki akademik başarıyı veya bir öğrencinin başarısını etkileyen faktörlerden bir tanesi öğrencilerin öğrenme stilleridir. Çalışmalar, bireylerin farklı şekillerde öğrendiklerini ve her bireyin bilgiyi alma ve işlemede kişisel tercihleri olduğunu göstermektedir. Bu kişisel tercihler öğrenme stilleri olarak adlandırılmaktadır. Öğrenme stilleri, öğrencinin başarılı bir şekilde bilgiyi yapılandırmasında önemli bir rol oynamaktadır. Çalışmanın amacı, 8. sınıf öğrencilerinin öğrenme stili tercihlerinin fen ve teknoloji dersindeki akademik başarıları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmaya, 267 8. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin öğrenme stili tercihlerini belirlemek üzere Barsch Öğrenme Stili Envanteri kullanılmıştır. Öğrencilerin fen ve teknoloji dersindeki akademik başarılarının belirlenmesinde, birinci ve ikinci dönem sonunda yapılan TEOG sınavlarının ortalaması alınmıştır. Çalışmanın bulguları, fen ve teknoloji dersinde görsel ve işitsel öğrenme stiline sahip öğrencilerin daha başarılı olduklarını göstermiştir. Ayrıca, aynı sınıfta öğrenim görmelerine rağmen kinestetik öğrenme stiline sahip öğrencilerin göster ve işitsel öğrenme stiline sahip öğrencilerden daha düşük başarıya sahip oldukları görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHASEBE MESLEK MENSUPLARININ SORUNLARI: ELAZIĞ’DA BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27618</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27618</guid>
      <author>Gamze Ayça KAYA</author>
      <description>3568 Sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu 13 Haziran 1989’da yayımlanmıştır. 3568 Sayılı Kanun’a göre muhasebe meslek mensupları; Serbest Muhasebeci (SM), Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) ve Yeminli Mali Müşavir (YMM) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. 2008 yılında yapılan değişiklikle SM unvanı kanundan çıkarılmıştır. Muhasebe meslek mensuplarının; haksız rekabetin önlenememesi, tahsilâtın yapılamaması, gelir düzeylerinin düşük olması, yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulması, asgari ücret tarifesi uygulaması, iş yüklerinin ve bürokratik işlemlerinin fazla olması, mükelleflerle ve stajyerlerle ilgili sorunlar ve beyanname sürelerine ilişkin sorunları bulunmaktadır. Çalışmanın amacı, Elazığ’da muhasebe meslek mensuplarının karşılaştıkları sorunları belirlemek ve bu sorunlardan hangisinin daha fazla önem taşıdığını tespit etmek ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri geliştirmektir. Ayrıca muhasebe meslek mensuplarının sorunları konusunu gündeme getirmek ve bu konuya dikkat çekilmek istenmektedir. Verilerin elde edilmesinde anket yöntemi kullanılmaktadır. 20 soru, 26 ifade ve 11 çözüm önerisini içeren anket, muhasebe meslek mensuplarına ilişkin genel bilgiler ve muhasebe meslek mensuplarının sorunları olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Anket, Elazığ’da faaliyet gösteren 74 muhasebe meslek mensubu üzerinde uygulanmaktadır. Hazırlanan anket formu ile yüz yüze anket yapılmakta ve sonuçlar IBM SPSS Statistics 20 Programı ile değerlendirilmektedir. Araştırmada frekans, yüzde dağılımı ve Kikare analizi yapılmaktadır. Yapılan Kikare analizi sonucunda; demografik değişkenler ile hipotezler arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM MATEMATİK ÖĞRETMEN ADAYLARI-NIN “SÖZSÜZ İSPAT” YÖNTEMİNE YÖNELİK GÖRÜŞ-LERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27679</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27679</guid>
      <author>Handan DEMİRCİOĞLU, Kübra POLAT</author>
      <description>Sözsüz ispatlar özel bir matematiksel ifadenin niçin doğru olduğunu ve matematiksel bir ifadenin doğruluğunu ispatlarken nasıl ele alınacağını görmemize yardımcı olacak diyagram veya resimlerdir (Alsina ve Nelsen, 2010). Bu araştırmanın amacı ortaöğretim matematik öğretmeni adaylarının sözsüz ispat yöntemi ile ilgili görüşlerinin incelenmesidir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılarak yürütülmüştür. Çalışmanın katılımcılarını İç Anadoluda bulunan bir devlet Üniversitesi’nde 2013-2014 eğitim öğretim yılında açılmış olan “Alan Eğitiminde Araştırma Projesi” dersini alan 5. Sınıfta öğrenimlerine devam eden 1. öğretime kayıtlı 26 ve 2. öğretime kayıtlı 31 olmak üzere toplam 57 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veriler dönem sonunda öğretmen adaylarına yöneltilmiş olan sorular ile toplanmıştır. Bu sorular sözsüz ispat ile ilgili bir deneyim yaşamış olan öğretmen adaylarının sözsüz ispatın etkili olduğu ve olmadığı yerlere görüşlerini almak için kullanılmıştır. Veriler yazılı olarak toplanmıştır. Veriler öğretmen adaylarının cevaplarının benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular öğretmen adaylarının sözsüz ispatlarla ile bilgilerin kalıcı olduğunu, somutlaştırdığını, matematiksel formül/ifadelerin daha iyi kavrandığını, konular arası ilişki kurduğunu, merak duygusu uyandırdığını, güven kazandırdığını, zevkli olduğunu, verimli olduğunu, yeni bilgiler öğrendiklerini ve öğretim yöntemi olarak da kullanabileceklerini ifade ettikleri görülmektedir. Bu görüşler görselleştirmenin matematik eğitimine katkılarını ifade eden birçok görüşü desteklemektedir. Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlar tartışılmış, literatürle karşılaştırılarak bazı önerilerde bulunulmuştur</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİSTİK ÜRÜN ÇEŞİTLENDİRME BAĞLAMINDA HİB-RİT TURİZM: GLAMPİNG ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27681</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27681</guid>
      <author>Mehmet Han ERGÜVEN, Aysel YILMAZ , Derya KUTLU</author>
      <description>Uzayan insan ömrü, insanların sağlıklı yaşamasının ve sağlıklı yaşlanmasının göstergesi olduğu gibi insanların daha fazla deneyim yaşama odaklı bir tüketim sürecine yönelmesini de beraberinde getirmektedir. İnsanların, artık yüksek fiyatlarla karavan satın almak yerine onlara karavan rahatlığı ve konforu, aynı zamanda doğa ile iç içe olma olanağı sunan yeni bir turizm çeşidini tercih etmeye başladıkları görülmektedir. Bu bağlamda kamp yapma ve lüksün bir araya geldiği ve 2020’li yılların turizm trendi olarak öngörülen bir hibrit turizm ürünü olan “glamping” ortaya çıkmaktadır. Glamping denildiğinde giderek çeşitlenen bir konaklama tarzı yelpazesi ve işletmenin bulunduğu coğrafya, iklim, kültür ve işletmecilik anlayışına göre çeşitlilik gösterebilen bir konaklama tarzı akla gelmektedir. Bu çalışmada ekoturizm temelli bir ürün olan ve özellikle kırsal alanların kalkınması, üst gelir düzeyindeki turistlerin bu alanlara çekilme potansiyeline sahip olması ve sürdürülebilir kalkınma için bir yerel kalkınma modeli oluşturabilmesi bağlamında glamping’i araştırmak, Türkiye’de turizm sektöründe yapılacak olan çalışmalara yol göstermek ve alanyazına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Özellikle turistik ürün çeşitlendirme bağlamında glamping, birçok turistik ürünle ilişkilendirilerek turizmin bütün yurda ve yıla yayılmasında önemli bir araç olabilir. Bu amaç doğrultusunda yeni gelişmeye başlayan bir ürün olan glamping’i sunan, bu alanda faaliyet gösteren tur operatörlerinden bazıları ile uluslararası pazardaki web sayfaları incelenmiş ve glamping’in Türkiye’de henüz başlangıç aşamasında olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURİYET HALK FIRKASI’NIN TRAKYA’DA YAHUDİ POLİTİKASI (1923-1934)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27690</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27690</guid>
      <author>Mehmet PINAR</author>
      <description>Geniş bir coğrafyada farklı kimliklerden oluşan Osmanlı Devleti’nin sınırlarının daralması ve Türk kimliğinin daha belirgin bir şekilde ortaya çıkması üzerine Cumhuriyet ideolojisi, var olan kültürleri ötekileştirmeden Türk kimliği çatısı altında birleştirmeyi amaçlamıştı. Osmanlı Devleti’nde son dönemlerde ayrıcalıklı bir statüye kavuşan Yahudiler, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde sistemin içinde farklı bir bakış açısıyla karşılaşınca belli bir dönem bocalama yaşamışlardı. Cumhuriyet ile birlikte ulus kimliği inşa sürecinde özellikle Vatandaş Türkçe Konuş projesine uyum sağlayamamış ve sistemle karşı karşıya gelmişlerdi. Cumhuriyet Halk Fırkası, Trakya’nın sınırda olmasını da dikkate alarak ulus kimliğinin yanında bölgede milli bir ekonomik güç oluşturmak için çok yönlü bir çalışma başlatmıştı. İktidar, bölgenin ekonomik zenginliklerini elinde yutan Yahudilere karşı kendine bağlı ve kendi politikalarını bölgede sürdürecek yeni bir sermaye sınıfı oluşturmak istemişti. Cumhuriyet Halk Fırkası, Trakya’nın Bulgaristan sınırda olmasından dolayı Trakya Umumi Müfettişliği’nin kurulmasını önemsemişti. Özellikle Yahudilerin devamlı hareketlilik içinde olmalarının arkasında Bulgarların olduğu öne sürülmüştü. Bulgaristan’da basının Yahudi sorunu üzerinde durması işbirliğinin olduğu varsayımını güçlendirmişti. Bu çalışmamızda müfettiş raporları doğrultusunda Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Trakya’da Yahudiler üzerinde izlediği politikalara, Yahudilerin nasıl bir duruş sergilediği, izlenilen bu politikaların bölge halkı nezdinde nasıl bir karşılığı olduğunu ve izlenilen bu politikaların 1934’ten sonraki dönemle değişkenlerinin olup olmadığının bir karşılaştırmasını yapmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ LİSANS PROGRAMLARININ ÖĞRETMEN YETERLİKLERİ AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27682</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27682</guid>
      <author>Murat ATEŞ</author>
      <description>Türkçe eğitiminde, öğrencilerin temel dil becerilerini kazanmaları ve aşamalı olarak bu becerileri daha güzel daha doğru olarak kullanmaları hedeflenir. Bu hedeflerin sağlıklı bir biçimde gerçekleştirilmesi için öncelikli olarak alanla ilgili sorunların tespit edilmesinde fayda vardır. Çocukların ilk dil edinimleri ile başlayan ve dil öğretim sürecinin sonuna kadar devam eden zamanda Türkçe eğitiminde sorun olarak kabul edebileceğimiz pek çok nokta vardır. Bu sorunlar çocuğun kendi kişisel özellikleri, aile, arkadaş grubu, çevre, okul-öğretmen ve öğretim yöntemleri kaynaklı olabilir. Bu sorunlar sıralanırken Türkçe öğretiminin kapsamı içinde yer alan yabancılara Türkçenin öğretimi ve ana dili Türkçenin başka bir lehçesi olanlara Türkçenin öğretimi konularının ayrı tutulması gerekir. Çünkü bu konuların farklı başlıklar altında düşünülmesi gereken sorunları vardır. Örgün eğitim içinde Türkçe eğitimiyle ilgili birçok sorunun temelinde, arka planında öğretim sürecini yönlendiren öğretmenlerin olduğu görülecektir. Doğru ve sağlıklı bir ana dili eğitimi için Türkçe öğretmeni yetiştirmedeki süreç her yönüyle irdelenmelidir. Türkçe öğretmenlerinin yeterlikleri konusu da bu noktada son derece büyük bir önem taşımaktadır. Eğitim kurumlarında görev yapacak Türkçe öğretmenlerinden beklenen yeterlik düzeyi Türkçe öğretmeni yetiştiren bölümlerde ne ölçüde sağlanabilmektedir düşüncesiyle bu çalışmada; söz konusu süreç içerisinde eğitim fakültelerinin Türkçe bölümlerinde lisans programlarında okutulan derslerin öğretmen yeterliği açısından değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmada; Türkçe öğretmenliği özel alan yeterlikleri ile eğitim fakültesi Türkçe bölümlerinin lisans programlarında okutulan derslerin içerikleri karşılaştırılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜRESELLEŞME BAĞLAMINDA ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ÇALIŞMA VE ÇALIŞMA HAYATINA BAKIŞ AÇILARININ BELİRLENMESİ: ARNAVUTLUK VE TÜRKİYE ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27705</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27705</guid>
      <author>Bedir Sala</author>
      <description>Küreselleşme ile birlikte dünyada sınırların ortadan kalktığı, özellikle sermayenin uluslararası hareketlilik kazanmaya başladığı XX. Yüzyılın sonlarına doğru, çalışma hayatı başta olmak üzere, toplumların sosyal yapıları ve çalışmaya bakış açılarında önemli değişimler görülmüştür. Sanayi Devrimini içselleştiremeyen ve sanayileşmekte geciken toplumlar, küreselleşme ile birlikte tüketen, hazcı ve kolaycı bir kültürün etkisi altına girmiştir. Sanayi toplumlarının ve küresel sermayenin yerleştirmeye çalıştığı tüketen ve üretmeyen veya kısmen üretici toplumlar, küresel finansal krizlerin de etkisi ile giderek iş bulmanın zorlaştığı bir konuma gelmiştir. Daha kolay ve iyi şartlarda iş bulabilmek için eğitim gören gençler ise, hem olumsuz koşullar hem de küreselleşme ile birlikte oluşturulan sosyo-ekonomik kültür sonucunda, çalışma hayatına bakış açıları ve beklentileri farklılaşmıştır. Bu araştırmada, tüketim toplumlarında (ülkelerin) küreselleşmeye bağlı gelişmelerin, üniversite öğrencilerinin çalışma hayatı ve çalışmaya bakış açıları üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Küreselleşme bağlamında üniversite öğrencilerinin çalışma ve çalışma hayatına bakış açılarının belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışmada, Arnavutluk ve Türkiye’de yer alan iki üniversitenin farklı fakültelerdeki öğrencilerine yönelik bir anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın evreni Arnavutluk-Tiran Üniversitesi ve Türkiye-Sakarya Üniversitesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi ise bu üniversitelerin Mühendislik, Edebiyat, Hukuk, İlahiyat ve Tıp Fakültelerinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda, 20. yüzyılın sonlarında küresel dünyaya kapılarını açan Arnavutluk’ta, püriten (çok çalışmanın gerektiği) çalışma anlayışı ve etik değerlerinin kabul gördüğü, buna karşın daha gelişmiş Türkiye’de ise hedonist (yaşamdan zevk alma eğilimli) değerlerin daha yaygın olarak görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN KİMYA MÜHENDİSİ ÇALIŞANLARININ İŞ YAŞAMI BEKLENTİLERİNİN ARAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27636</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27636</guid>
      <author>Ragıp ADIGÜZEL, Nurdan BAHAR</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, çalışan kimya mühendislerinin çalışma hayatındaki beklentilerini tespit etmektir. Bu amaçla, kimya mühendislerinin beklentileri, 26 sorudan oluşan bir anket aracılığıyla ölçülmüştür ve soruların analizinde SPSS-18 paket programından yararlanılmıştır. Anket çalışmasına 34 kadın ve 35 erkek olmak üzere toplam 69 kimya mühendisi katılmıştır. Katılımcıların ankete verdiği cevapların değerlendirilmesi işlemi iki kategoride yapılmıştır. İlk olarak ankete katılanlar cinsiyetlerine göre, ikinci etapta ise mesleki tecrübelerine göre (0-5 yıl, 5-10 yıl ile 10 yıl ve üzeri) gruplandırılmıştır. Kadın ve erkek grupları arasında ortalamaların karşılaştırılmasında bağımsız iki örnek t-testi, meslek grupları arasında ortalamaların karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Bu çalışmada Kimya mühendisleri cinsiyete göre karşılaştırıldığında İşçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimine gereken önemin verilmesi, projelere teşvik ve ülkemizdeki kimya mühendisliği eğitiminde Avrupa standartlarına ulaşılmasına yönelik hususların gözden geçirilmesi ön plana çıkmıştır. Diğer taraftan mesleki tecrübeye göre değerlendirme yapıldığında kimya mühendisliği bölümlerinin endüstriyel açıdan günümüz koşullarına göre donatılması, çalışma ortamlarındaki hayati tehlikelere karşı alınması gereken önlemler, teknik sorunların çözümünde ekip çalışmasının gerekliliği ve fabrikalarda işletme yöneticiliği yapabilmek için fabrika organizasyonu ve işletme ekonomisi gibi derslerin güncellenmesine yönelik konular kayda değer bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇENİN SON YÜZYILDAKİ DEĞİŞİM SÜRECİ: EĞİTİM İLE İLGİLİ TERİMLER ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27686</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27686</guid>
      <author>Sami BASKIN</author>
      <description>Tanzimat ile başlayan Batılı devletleri fende, teknolojide hatta sosyal hayatta örnek alma çabası Türkçeyi derinden etkilemiştir. Bu etkinin en somut örneği ise söz varlığındaki değişmelerdir. Daha önce yaklaşık bin yıldır beraber yaşanılan Arapça ve Farsçanın da etkilerini taşıyan Türkçe, Tanzimat sonrasında Fransızca başta olmak üzere diğer batı dillerinin etkisine girmiştir. Süreç, Türkçe içindeki Arapça ve Farsçanın varlığını azaltırken, Fransızca ve diğer batı dillerinin varlığını arttırmıştır. Cumhuriyetle birlikte öz kaynakları kullanma ve dili yabancı unsurlardan arındırma hamlesi, genel söz varlığı içinde Türkçe kökenli kelimelerin sayısını/oranını arttırmıştır. Bu çalışmada, Türkçede Cumhuriyet sonrası yaşanan değişim süreci araştırılmıştır. Bunun için Cumhuriyetin ilanından sonra yazılmış romanlar belge tarama yöntemi ile ele alınmış, eğitim içerikli olanlar tespit edilmiş ve bu romanlardan art zamanlı dil incelemesi yapmayı mümkün kılan bir örneklem belirlenerek eğitim ile ilgili terimlerin doküman analizleri yapılmıştır. İnceleme neticesinde Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılan romanlarda maarif, muallim, talebe gibi Arapça kökenli terimlerin zamanla eğitim, öğretmen, öğrenci olarak Türkçeleştiği; profesör, doçent gibi yeni kavramların veya lise, üniversite gibi yeni kurulan kurumların adlarının da Batı dillerinden alındığı tespit edilmiştir. Bu durum son yüzyılda Türkçenin başta Arapça olmak üzere doğu dillerine ait söz varlığı unsurlarını bıraktığını, bunların yerine ya öz kaynaklarını ya da Batı dillerine ait adlandırmaları tercih ettiğini göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HÜSEYİN RAZİ’NİN “NEV ÛSÜL ÖRNEK YAHUT ÇOCUKLARA MAHSUS MEKTUP DEMETİ” ADLI ESERİNDE EĞİTİM UNSURLARI VE DEĞERLER EĞİTİMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27687</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27687</guid>
      <author>Serdar DERMAN, Arif ÇERÇİ</author>
      <description>Hüseyin Razi 19. yüzyılda yaşamış bir yazardır. Yazarın “Nev Usül Örnek Yahut Çocuklara Mahsus Mektup Demeti” adlı eserinin yanında “Peymane”, “Pervane”, “İkizler Kütüphanesi” (Erganili Mesut Efendi ile beraber), “Tahsil-i Kıraat” (tercüme) isimli kitapları da mevcuttur. Kitabın kapağında “Maarif Nezaret-i celilesinin ruhsatıyla tab’ olunmuştur.” ifadesiyle birlikte eserin Dersaadet’te (İstanbul) basıldığı, sahibi ve naşirinin Asır Kütüphanesi sahibi Kirkor olduğu, eserin Babıali Caddesi 25 numarada kayıtlı Kaspar Matbaası’nda 1307 (hicri) yılında basıldığı bilgileri yer almaktadır. Çalışmamızın amacı; literatürde hakkında daha önce yapılmış çalışmaya rastlayamadığımız 19. yüzyıla ait bu eserdeki eğitim unsurlarını tespit etmek ve mektupları değerler eğitimi açısından incelemektir. Böylelikle 19. yüzyılda eğitim- öğretim materyali niteliğindeki bu metinlerin özelliklerini gözler önüne sermektir. Eser 19. Yüzyılın sonlarına ait olmasına rağmen içerdiği eğitim unsurları ve değerler eğitimi sistemi ile modern çağın eğitim ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Özellikle Türkçe öğretiminde bu tarz mektupların kullanılması öğrencilerin derse olan isteğini artıracak, ilgilerini canlı tutacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ETKİLİ İLETİŞİM BECERİLERİ AÇISINDAN EĞİTİMCİLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27646</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27646</guid>
      <author>Tuğba SELANİK AY</author>
      <description>Bireyin sosyal yaşama uyum sağlamasına, içinde yaşadığı toplumun etkin bir üyesi durumuna gelmesine hizmet eden eğitim etkinlikleri iletişim ortamlarında gerçekleşir. Bu bağlamda eğitimde etkili iletişimin sağlanması eğitimin etkili biçimde gerçekleşmesi için önkoşuldur. Bu araştırmanın temel amacı sınıf öğretmeni adaylarının gözlemlerine dayalı olarak sınıf öğretmenlerinin, sınıf öğretmeni adaylarının, okul yöneticilerinin ve öğretim üyelerinin etkili iletişim becerilerinin değerlendirilmesidir. Araştırma 2013-2014 öğretim yılı güz döneminde sınıf öğretmenliği ana bilim dalının 4. sınıfına devam etmekte olan 149 sınıf öğretmeni adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında sınıf öğretmeni adaylarından 4 hafta süre ile gözlem yapmaları ve günlük tutmaları istenmiştir. Öğretmen adaylarından elde edilen 149 günlüğün tamamı araştırma kapsamında analiz edilmiştir. Öğretmen adaylarından her hafta için belirtilen eğitimcileri etkili iletişim becerileri açısından gözlemlemeleri ve etkili iletişim becerilerine ilişkin olarak gözlemledikleri olayları günlüklerine kaydetmeleri istenmiştir. Öğretmen adaylarının günlükleri içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular öğretmen adaylarının günlüklerinden yapılan doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde öğretim üyelerine ilişkin elde edilen sonuçların tüm alt boyutlar için genellikle olumlu yönde olduğu belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerine ilişkin olarak elde edilen sonuçlarda ise sözlü iletişimin diksiyon alt boyutu dışında diğer alt boyutlarda ve sözsüz iletişimde olumlu ifadelere yer verildiği ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmeni adaylarına ilişkin elde edilen sonuçlar incelendiğinde sözlü iletişimin konuşmanın akıcılığı, ses tonu, açık ve net ifadeler kullanma, vurgulamalar ve diksiyon alt boyutlarına ilişkin olumsuz ifadeler görülmüştür. Sözsüz iletişimin ise göz teması, mesafe ve bedensel temas, bedensel duruş, jest ve mimikler alt boyutlarında olumlu ve olumsuz ifadelerin yer aldığı belirlenmiştir. Ancak olumsuz ifadeler daha fazladır. Okul yöneticilerine ilişkin olarak elde edilen sonuçlar ele alındığında sözlü iletişim konusunda genellikle olumlu ifadelere yer verildiği; sözsüz iletişimde göz teması, mesafe ve bedensel temas alt boyutları dışında boyutların çoğunda olumlu ifadelerin yer aldığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLİM VE SANAT MERKEZLERİNDEKİ BEŞİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ÖYKÜLEYİCİ METİN YAZMA BECERİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27700</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27700</guid>
      <author>Ali YAYLACIK, Zafer GÜRLER</author>
      <description>Bu araştırma, Bilim ve Sanat Merkezlerindeki (BİLSEM) üstün yetenekli beşinci sınıf öğrencileri ile ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin öyküleyici metin yazma düzeylerini metin birimleri açısından belirlemeyi amaçlayan betimsel bir çalışmadır. Zekâ, yaratıcılık, sanat ve liderlik gibi çeşitli yönlerden yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösterdiği uzmanlar tarafından belirlenen çocuklar üstün yetenekli olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde üstün yetenekli öğrencilere yönelik eğitim, “Bilim ve Sanat Merkezleri” tarafından verilmektedir. Bu merkezlerde öğrenciler; uyum, destek eğitimi, bireysel yetenekleri fark ettirme, özel yetenekleri geliştirme ve proje üretimi/yönetimi alanlarında düzenlenmiş eğitim programlarına alınmaktadır. Bu çalışmanın örneklemini 2013-2014 eğitim ve öğretim yılında Gaziantep, Hatay ve Kahramanmaraş illerindeki BİLSEM’lerde öğrenim gören 145 üstün yetenekli beşinci sınıf öğrencisi ile yine bu illerin il merkezlerindeki ortaokullarda öğrenim gören 140 beşinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Öğretmen ve alan uzmanları tarafından on farklı konu içerisinden öğrenciler için en uygun üç konu belirlenmiştir. Öğrencilerden bu üç konudan birsini seçerek bir öykü yazmaları istenmiştir. Öğrencilerin yazdıkları öykülerin değerlendirilmesinde “Hikâye Elementleri Değerlendirme Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, üstün yetenekli beşinci sınıf öğrencileri ile ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin yazdığı öykülerde; ana karakter, mekân, başlatıcı olay, amaç, girişim ve sonuç birimleri açısından üstün yetenekli öğrenciler lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca üstün yetenekli beşinci sınıf öğrencilerin öyküleyici metin birimlerine ilişkin puan ortalamalarında kızlarla erkekler arasında kızlar lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GİRİŞİMCİ KİŞİLİK ÖZELİKLERİ İLE GİRİŞİMCİLİK BECERİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN POTANSİYEL GİRİŞİMCİ ADAYLARI ÜZERİNDEN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27689</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27689</guid>
      <author>Haluk ERDEM, Ali Rıza İNCE , Mehmet DENİZ , Nilgün BAĞLAR</author>
      <description>Yapılan bu çalışmanın amacı, girişimci kişilik özellikleri ile girişimcilik becerileri arasındaki ilişkiyi potansiyel girişimciler üzerinden belirlemektir. Bu maksatla, Sivas ilinde halk eğitim merkezindeki meslek edindirme kurslarına katılan kursiyerlerden (n=202) anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Yapılan analizler (Faktör analizi, Mann-Whitney ve Kruskal-Wallis Test, Spearmen Sıra Korelâsyonu) neticesinde; girişimci kişilik özelliği ile kişisel girişimcilik becerileri arasında orta seviyede anlamlı (0,464), yönetsel beceriler arasında orta seviyede anlamı (0,462) ve teknik beceriler arasında ise orta seviyede anlamlı ilişki (0,462) olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların demografik özellikleri (cinsiyet, eğitim, işletme sahipliği, bulunulan pozisyon, kendi işini kurma düşüncesi) ile değişkenler arasında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular literatürdeki çalışmalarla karşılaştırılarak tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENİ ADAYLARININ GENEL ÖZYETERLİK VE MÜZİK YETENEĞİNE YÖNELİK ÖZYETERLİK ALGILARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27683</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27683</guid>
      <author>Selin MİLLİ</author>
      <description>Araştırmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının genel özyeterlikleri ile müzik yeteneğine yönelik özyeterliklerinin belirlenerek aralarındaki ilişkinin saptanmasıdır. Ayrıca her iki özyeterlik algıları, cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, mezun olunan lise türü, ekonomik düzey, en uzun süre yaşadığı yerleşim birimi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve tekrar şans verilse aynı bölümde öğrenim görme isteği gibi farklı değişkenler açısından incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmaya dört farklı üniversitenin Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalında okuyan 387 müzik öğretmeni adayı katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Genel Özyeterlik Ölçeği” ve “Müzik Yeteneğine Yönelik Özyeterlik Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistik yöntemleri ve bağımsız gruplar için t-Testi ile Tek Faktörlü Varyans Analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. Adayların genel özyeterliklerinin müzik yeteneğine yönelik özyeterlikleri üzerindeki etkisi Doğrusal Regresyon Analiziyle karşılaştırılmıştır. Araştırmanın bulguları, müzik öğretmeni adaylarının genel özyeterliklerinin “mezun olunan lise türü” açısından incelendiğinde güzel sanatlar lisesi mezunları için olumsuz yönde anlamlı bir fark olduğunu göstermiştir. Ayrıca, müzik öğretmeni adaylarının hem genel özyeterlikleri hem de müzik yeteneğine yönelik özyeterlikleri, “tekrar şans verilse aynı bölümde öğrenim görme isteği” açısından incelenmiş ve her iki özyeterlik düzeyinde de müzik öğretmenliği bölüme devam etme ya da bitirme isteğinde olan adaylar için olumlu yönde anlamlı bir farka ulaşılmıştır. Yine elde edilen bulgular, müzik öğretmeni adaylarının genel özyeterlikleriyle müzik yeteneğine yönelik özyeterlikleri arasında doğrusal bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUR’ÂN’I ANLAMADAN OKUMANIN SEVABI VAR MIDIR?</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27644</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27644</guid>
      <author>Naif YAŞAR</author>
      <description>Kur’ân’ı anlamadan okumak ve bunu alışkanlık haline getirip yaygınlaştırmak Kur’ân ve Sünnet’e göre doğru bir davranış mıdır, bunun sevabı var mıdır, yoksa bu sonradan ortaya çıkan batıl bir gelenek midir? Kur’ân’da, onu anlamadan okumanın sevabı olduğuna dair herhangi bir bilgi yokken, onu anlamak ve hayata yansıtmak gerektiğine ve Kur’ân’ın gönderiliş amacının bu olduğuna dair birçok ayet vardır. Kur’ân’ın bu hedefi Peygamber (s.a.) ve ilk üç nesil tarafından sağlıklı bir şekilde anlaşılıp uygulanırken, sonra gelen nesiller bu hedefi ıskalamış ya da bilerek veya bilmeyerek saptırmıştır. Kur’ân’da okumayı ifade eden kelimelerin hepsi, “anlayarak okumak” manasına geldiği halde, özellikle Arap olmayan milletlerin İslam’a girmesi ve Kur’ân’ı anlamadan okumaya başlaması, zamanla bu kelimelerin “anlamadan okumak” manasında anlaşılmasına sebep olmuştur. Bu konuda Peygamber (s.a.) ve sahâbîlerden birçok rivayet nakledilmiş olmakla beraber bu rivayetlerde kastedilen şey, “Kur’ân’ı anlayarak okumak” olduğu halde, parçacı yorumcular, bu rivayetlerin işlerine gelen kısımlarını alıntılayarak bunların yanlış anlaşılmasına sebep olmuştur. Kur’ân ve Sünnet’te, Kur’ân’ı anlamadan okumanın sevabı olduğuna dair tek bir delil gösteremedikleri, Peygamber (s.a.) ve ilk üç nesil Kur’ân’ı anlamadan okumayı kınadıkları halde, kendi kültürel anlayış ve pratiklerine odaklanan sonraki nesiller böyle bir iddiada bulunabilmişlerdir. Biz de bu çalışmamızda konunun detaylarını Kur’ân ve Sünnet’te arayıp ona göre bir sonuca varmaya çalışacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARININ ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE YÖNELİK YANSITICI DÜŞÜNCELERİNİN UYGULAMA GÜNLÜKLERİ YOLUYLA BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27647</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27647</guid>
      <author>Salih AKYILDIZ</author>
      <description>Bu araştırmada, sınıf öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik yansıtıcı düşüncelerinin öğretmenlik uygulaması dersi kapsamında tuttukları günlükler aracılığı ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2013-2014 öğretim yılı bahar döneminde Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesi, Sınıf Öğretmenliği Programı 4. Sınıfında öğrenim gören 21 sınıf öğretmeni adayı ile yürütülmüştür. Öğretmen adaylarına günlük tutma ile ilgili kısa bir eğitim verilmiş ve kendilerinden öğretmenlik uygulaması sonunda günlük tutmaları istenmiştir. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının uygulama sürecinde tuttukları günlükler analiz edilerek elde edilmiştir. Verilerin elde edilmesinde nitel araştırma deseninde doküman incelemesi yöntemi kullanılmış, verilerin çözümlenmesinde ise tümevarım yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan içerik analizi sonucunda elde edilen temalar ve bu temalardan hareketle oluşturulan alt temalar görselleştirmiştir. Analiz sonucunda; öğretmen adaylarının uygulamada bir yansıtma sürecine girdikleri, bu yansıtma sürecinde öğretmenlik mesleğiyle ilgili bilgi ve beceri geliştirmenin yanı sıra, öğretmenlik mesleğinin duyuşsal yönüyle ilgili de yansıtıcı düşünceler geliştirdikleri saptanmıştır. Öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği ilgili geliştirdikleri yansıtıcı düşüncelerin yapılan analizi sonucunda “mesleğin özellikleri”, “kişisel özellikler” ve “mesleğin güçlükleri” ana temalarına ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının mesleğin özellikleri ile ilgili olarak en çok meslek sevgisi; kişisel özellikler ile ilgili olarak en çok çocuk sevgisi ve mesleğin güçlükleri ile ilgili olarak da mesleğinin zor bir iş olduğu, sorumluluk ve fedakârlık gerektirdiği yönünde yansıtıcı düşünceler geliştirdikleri anlaşılmıştır. Öğretmen adaylarının, öğretmenlik mesleğine yönelik düşüncelerinin gelişmesinde uygulama yaptıkları okullarındaki olumlu havanın etkili olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORDU İLİ VE YÖRESİ BİBLİYOGRAFYA DENEMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27726</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27726</guid>
      <author>Serdar BULUT</author>
      <description>Ordu ili ve yöresi son yıllarda gelişimini olumlu bir çerçevede devam ettirmektedir. Şehir fındık, turizm, deniz, yaylacılık, balcılık gibi ekonomik faaliyetleriyle de adından söz ettiren ve büyüyüşünü maddi ve manevi anlamda sürdüren güzide şehirlerimizden birisidir. Bu olumlu gelişmeler neticesinde Ordu ve yöresine dair bilimsel faaliyetler de günümüzde artarak devam etmektedir. Özellikle Ordu Üniversitesi’nin açılması ile ilmi alt yapı oluşturulmuş ve kütüphanelerin de geliştirilmesiyle şehirde yapılan bilgi şölenleri artmış, bunun sonunca da şehirle ilgili zengin bir kaynak arşivi oluşturulmuştur. Ordu ili ve yöresiyle alakalı yapılan bu çalışmalar yöreyle alakalı problemlerin çözümüne zemin hazırladığı gibi yörenin kalkınmasına da imkân sağlayacaktır. Bibliyografya “kitap ve makale bilgisi” anlamına gelmektedir. Herhangi bir konu hakkında çalışmak isteyen araştırmacının ilk yapacağı iş, çalışmayı düşündüğü alan üzerine yazılmış olan kaynaklara ulaşmaktır. Bu sayede konuya ilgi duyanlara bilgiye kolay ulaşabilmesi için kaynak adresleri gösterilmektedir. Çalışmamızda Ordu ve yöresiyle ilgili tarih, kültür, sanat, edebiyat, folklor, iktisat, ticaret, siyaset, eğitim, coğrafya, tarım, hayvancılık, turizm, fen bilimleri, gazetecilik, yöre kültürü gibi konularda yapılmış olan kitap, makale, tebliğ, proje, bilimsel tez gibi akademik çalışmalar konularına göre ayrıştırılarak araştırmacılara bibliyografya başlığı altında sunulacaktır. Amacımız Ordu’nun bütün yönlerini değerlendiren çalışmaları bilim dünyasının göz önüne sunmaktır. Karadeniz başlığı altında Ordu ili ve ilçelerini içine alan tüm çalışmalar bibliyografyamızda yer alacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALİKARNAS BALIKÇISI’NIN HİKÂYELERİNE PSİKANALİTİK YAKLAŞIM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27724</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27724</guid>
      <author>Ferhat ÇETİNKAYA</author>
      <description>Yaşadığı talihsiz olaylardan ve dramatik aşklardan sonra kendini Ege kıyılarında bulan Cevat Şakir, burada Ege’nin ikliminde edebi yönü daha da zenginleşmiş ve Halikarnas Balıkçısı olmuştur. Yazar artık Ege kıyısının, denizinin ve insanın güzelliklerini anlatmaya başlamıştır. Bundan dolayı romanlarını, denemelerini, öykülerini çoğunlukla deniz düzleminde işlemiştir. Öykülerinde deniz insanın ihtiraslarını, duygularını, günlük yaşamlarını, aşklarını ve saflıklarını konu eden Halikarnas Balıkçısı, bunları şiirsel bir dille meydana getirerek mitik bir atmosferde kurgulamıştır. Bu çalışmaya alınan Balıkçı’nın öyküleri de bu şekilde ortaya konmuştur. Bu çalışma, yazarın dört öykü kitabından ve daha önce hiçbir öykü kitabına girmemiş öykülerinden yararlanarak vücuda getirilmiştir. Bu makalede öykülerdeki şahıslar üzerine psikolojik tespitler yapmaya çalıştık. Bu öykü kitabındaki tüm şahısları psikanalizin savunma mekanizmaları bakış açısıyla değerlendirip yazarın keskin dönemeçlerden geçmiş ruhsal durumunu anlamaya çalıştık. Çalışmanın amacına uygun olması için Psikanaliz ve Psikanalizin Edebiyat Kuramı başlıklarıyla psikanalizin tüm yönlerine değinildi. Psikanaliz tekniğiyle yapılan edebi eser incelemelerinde yazarın biyografisi, günlükleri ve bilinmeyen yönleri önemlidir. Bu detaylar da Halikarnas Balıkçısı’nın Hayatı ve Halikarnas Balıkçısı’nın Öykücülüğü başlıklarında açıklandı. Eser incelemesi bölümünde şahıs kadrosu üzerindeki tespitlerimizi tek tek açıklayıp bu tespitlerin savunma mekanizmaları yönünden karakter tarafından ne şekilde işlenip geliştirildiğini alıntılayarak değerlendirdik. Ayrıca bu değerlendirmeler grafiksel olarak sonuç kısmında da ortaya koyulup tartışması yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YEDİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN GÖRSEL OKURYAZARLIK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27698</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27698</guid>
      <author>Sevda GÖKTEPE YILDIZ, Ahmet Şükrü ÖZDEMİR</author>
      <description>Okuryazarlık genel anlamda bir disiplin hakkında sahip olunması gereken bilgi ve beceriler olarak ifade edilebilir. Okuryazarlık alanlarından bir tanesi de görsel okuryazarlıktır. Görsel öğelere matematiğin hemen hemen her konusunda rastlanmaktadır. Grafikler, diyagramlar, kavram haritaları ve tablolar sıklıkla öğrenme-öğretme süreçlerinin bir parçası olarak kullanılmaktadır. Bu yüzden öğrencilerin görsel okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi matematik başarısı açısından önemli bir konudur. Bu çalışmanın amacı yedinci sınıf öğrencilerinin görsel okuryazarlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Çalışmada incelenen değişkenler matematik başarısı ve öğrencilerin sahip oldukları zekâ türleridir. Ayrıca cinsiyetin öğrencilerin görsel okuryazarlık düzeyleri üzerinde etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Tarama modeli bu çalışmada araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Çoklu zekâ envanteri ve Görsel Okuryazarlık Yeterlikleri Ölçeği araştırmada veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Ayrıca yedinci sınıf öğrencilerinin matematik dersi karne notları matematik başarısı değişkeni olarak değerlendirilmiştir. Çalışmaya iki ayrı devlet ortaokulundan toplam yetmiş altı öğrenci katılmıştır. Elde edilen veriler nicel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin görsel okuryazarlık düzeyleri matematik dersindeki akademik başarılarına göre ve zekâ türlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermezken, cinsiyet değişkeni açısından anlamlı farklılık göstermektedir. Ancak sosyal-bireylerarası zekâ ve mantıksal-matematiksel zekâya sahip daha fazla sayıda öğrenci bulunmaktadır. Ayrıca yedinci sınıf öğrencilerinin görsel okuryazarlık düzeyleri ile matematik dersindeki akademik başarıları arasında ve görsel okuryazarlık düzeyleri ile sahip oldukları zekâ türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AİLELERİN, ÇOCUKLARIYLA GERÇEKLEŞTİRDİKLERİ OKURYAZARLIK UYGULAMALARI ARASINDAKİ FARKLILIKLARI BELİRLEME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27697</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27697</guid>
      <author>Ceylan ÖZBEK AYAZ, Havise GÜLEÇ , Çavuş ŞAHİN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ebeveynlerin sosyoekonomik statülerine (SES) göre okul öncesi dönemdeki çocuklarının okuryazarlık becerilerini desteklemek için kullandıkları okuryazarlık uygulamalarının tür ve sıklıklarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Örneklem grubunu Tekirdağ İli Süleymanpaşa (Merkez) ilçesinde alt sosyoekonomik statüdeki ebeveynlerin çocuklarının öğrenim gördüğü dezavantajlı bölgelerde bulunan beş ilkokul bünyesindeki anasınıfından 125 ve üst sosyoekonomik statüdeki ebeveynlerin çocuklarının öğrenim gördüğü dört özel anaokulundaki 125 öğrenci ebeveyni olmak üzere toplam 250 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, Saracho (2000) tarafından geliştirilen ve Güleç (2010) tarafından Türkçe’ye uyarlanan Aile İçinde Okuryazarlık Gelişimi Ölçeği (FLQ) ile toplanmıştır. Ölçek, aile üyelerinin ev ortamında ve ev dışında çocukların okuryazarlık gelişimlerini desteklemek amacıyla kullandıkları okuryazarlık aktivitelerinin ve materyallerinin tür ve sıklığını belirlemek amacıyla ailelere uygulanmıştır. Ölçeğin başında ailelerin sosyoekonomik durumlarının saptanmasına yönelik olarak araştırmacı tarafından geliştirilen demografik bilgi formu bulunmaktadır. Araştırmadan elde edilen verilerin bilgisayar ortamına aktarılmasında ve analizinde SPSS 18.0 programı kullanılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda kategorik veriler için ki-kare testi kullanılmıştır. Çocukların okuryazarlık sürecinde ailelerinin sosyoekonomik düzeylerinin etkili olduğunu kanıtlamak üzere alt ve üst sosyoekonomik düzeyi temsil eden okul öncesi eğitim kurumlarındaki çocukların ailelerine yönelik olarak yürütülen bu çalışmanın sonuçları farklı sosyoekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarına okuryazarlık anlamında sunduğu imkanların farklı olduğunu kanıtlamıştır. Araştırma sonuçlarına göre ebeveynlerin eğitim durumları ve mesleklerinin bileşimini oluşturan SES’e göre ailelerin kullandıkları okuryazarlık uygulamalarının tür ve sıklıklarının farklılaştığı ve bu farklılığın üst sosyoekonomik statüdeki aileler lehine anlamlı olduğu bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AFET MÜDAHALE KURUMU OLARAK HASTANE VE AMBULANS HİZMET KALİTESİ VE HASTA MEMNUNİYET İLİŞKİSİ BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27651</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27651</guid>
      <author>Sümeyya KAYA BUDAK, Orhan KÜÇÜK , Hikmet AKYOL , Tahsin ALTINKURT</author>
      <description>Sağlık sektörü değişen dünya ile birlikte devamlı olarak kendini yenilemektedir. Bu yenilenme ile birlikte hizmeti veren sağlık kuruluşlarının da kaliteyi artırması gerekmektedir. Sağlık hizmetlerinin doğrudan insan sağlığı ile ilgili olması ve istenmeyen hataların olumsuz sonuçlara yol açmaması için sağlık hizmet kalitesinin diğer hizmetlere oranla daha yüksek kalitede olmasını zorunlu kılmakta ve hasta memnuniyetini en üst düzeye çıkarmaktadır. Özellikle afet durumlarında sağlık hizmet kalitesinin daha da iyi olması kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu araştırmanın temel amacı hizmet kalitesinin hasta memnuniyeti üzerine etkisini belirlemektir. Bu temel amaç yanında; afet yönetimi açısından son derece önemli olan, bir afet lojistiği aracı olarak ambulans hizmet kalitesi faktörlerinin önem düzeyi ve ambulans hizmet kalitesi ile hizmet kalitesi ilişkisi tespit edilecek, ambulans hizmet kalitesinin hasta memnuniyetine etkisi ortaya konacaktır. Bu araştırma Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde yatan hastalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Anket yöntemiyle toplanan veriler SPSS programında uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda hizmet kalitesinin hasta memnuniyeti üzerine etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte hizmet kalitesinin alt boyutları olan fiziksel varlıklar, güvenirlik, yanıt verme, güven ve empatinin hasta memnuniyetini olumlu etkilediği belirlenmiştir. Hizmet kalitesi ile ambulans hizmet kalitesi arasında ilişki olduğu ve ambulans hizmet kalitesinin hasta memnuniyetini etkilediği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TİCARET</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27652</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27652</guid>
      <author>Aslı YILMAZ</author>
      <description>Gün geçtikçe küreselleşen dünyamızda, ülkelerin sınırlarının önemi ortadan kalkmakta ve bununla beraber paylaşılan noktalar artmaktadır. İnsan eliyle çizilmiş sınırların önemi kalmazken, sınırları olmayan havanın ve iklimin insan hayatı üzerindeki önemi muazzam derecede artmıştır. Önceleri iklimi kontrol etmek için hevesli olan devletler, şimdilerde hiç de hevesli gözükmemekle beraber, sorumluluğu birbirlerine atmaya başlamışlardır. Böylelikle iklim üzerinde kurulduğu zannedilen üstünlüğün verdiği güven, sorumluluk almaktan kaçınan devletlerin ve etkileri giderek artan iklim değişikliklerinin sonucunda yerini yavaş yavaş çaresizlik ve umutsuzluğa bırakmaktadır. Küresel iklim değişikliği rejimi kurmak, yani gittikçe şiddetlenen iklim değişikliği etkilerinin en aza indirilmesini sağlayacak kurallar oluşturmak ve bunlara tüm küresel aktörlerce uyulmasını sağlamak için belki de gerekli olan bu aktörlerin sorumluluk almalarını beklemektense, bu sorumlulukları onlara dayatmaktır. ‘Dayatma’ kelimesi belki fazla güçlü gelebilir. Çünkü uluslararası rejimler oluşturulurken dikkat edilmesi gereken çok fazla etmen vardır. Örneğin devletlerin ve yurttaşların bağımsızlıklarının sınırlandırıldığını hissetmemeleri gerekir. Bununla beraber kurulacak olan rejim ekonomik çıkarları tehdit etmemeli, aksine yeni çıkarlar sağlamalıdır. Aynı zamanda ekonomik, siyasi ya da başka herhangi bir rekabet alanında, devletler kurulacak rejim yüzünden bir diğerinin gerisinde kalmamalıdır. Yani eğer bir devlet söz konusu rejimin başka bir devleti kendisinden daha avantajlı bir duruma getirdiğini düşünürse, rejimi sorgulamaya başlar ve rejim onun için meşruiyetini kaybedebilir. Tüm bunlar arasında en önemlisi devletin bu rejime ayak uydurmaya hazır olup olmadığıdır. Başka bir deyişle, devlet dış politikası yoluyla katılım gösterdiği bu uluslararası rejime iç politikası bakımından da hazır olmalıdır. Dışarıda kabul etmeye hazır olduğu kuralları, öncelikle içeride sindirmeli ve aynı zamanda yurttaşlarına da kabul ettirmeyi başarmalıdır. Ya da kurumlar ve yasalarıyla bu kurallara uymak için gerekli olan altyapısını sağlamalıdır. Bütün bunların yanında gelecek senaryoları iyi analiz edilmeli, uyum ve hafifletme stratejilerine aynı anda yer verilmelidir. İklim değişikliğine sebep olan etmenler iyi araştırılmalı, kısa vadede etkilerini azaltmak, uzun vadede ise yok etmek başlıca amaç olmalıdır. Tüm bu sebeplerden ötürü, insanlık ve gezegenimiz için büyük önem taşıyan bu problemin çözümünü devle</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİTAP TANITIMI: BERGSON’DAN MUSTAFA ŞEKİP’E GÜLME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27702</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27702</guid>
      <author>Duygu DİNÇER</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


