






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2016 Sayı  42</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=579</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>YABANCI DİL OLARAK FRANSIZCA’NIN ÖĞRENİMİNDE KAYGI İLE DUYUŞSAL ÖĞRENME STRATEJİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27742</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27742</guid>
      <author>Hanife Nalan GENÇ</author>
      <description>Öğrenenin heyecan, korku, stres gibi duygular yaşaması yabancı dil öğrenimini olumsuz etkiler. Bu etkenler dil öğrenimini yavaşlatabildiği gibi tümüyle de engelleyebilir. Kişinin güvensizlik ve zayıflık duygusu yaşamasına neden olan kaygı durumunun olumsuz etkilerinin azaltılmasında ya da tümüyle giderilmesinde duyuşsal stratejilerin etkili bir yol olarak kullanılıp kullanılamayacağı sorusu bizi bu araştırmayı yapmaya yönelten önemli bir ölçüt olmuştur. Bu çalışmada kaygıyı azaltma ve duygusal durumu değerlendirmede duyuşsal stratejilerin kullanılmasının ne yönde etkili olabileceği araştırılmıştır. Bu amaçla 2014-2015 eğitim öğretim yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı’nda öğrenim gören öğrencilere Horwitz’in “yabancı dil öğrenme kaygısı ölçeği” ve araştırmacı tarafından geliştirilen, 5’li likert tipi “yabancı dil öğrenmede duyuşsal stratejiler ölçeği” uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygılarının duyuşsal öğrenme stratejilerine doğrudan etki ettiği anlaşılmıştır. Fransızca bilgi düzeyi düşük olan öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygılarının diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu, yine yurt dışı deneyimi olmayan öğrencilerin kaygı düzeylerinin diğerine oranla daha yüksek olduğu, kız öğrencilerin kaygıyla başa çıkma konusunda duyuşsal stratejileri kullanma düzeylerinin erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖRSEL ÇAĞ VE GÖRSEL TEKNOLOJİLERİ: GÖRSEL İLETİŞİM EĞİTİMİ VE ÇAĞDAŞ İHTİYAÇLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27722</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27722</guid>
      <author>Sedat CERECİ</author>
      <description>21.st century is a visual age in which people communaicate via visual languages and all media convey visual messages. Technology developments and conditions and facilities change in many sectors and in may business but some organizations can not adjust contemporary conditions and have imperfection about contemporary necessities. This study searchs visual necessity of technology in communication education and evaluates increasing of productivity of education with technological facilities and emphasises causes of succesfull results in communication education with visual technological facilities. Communication is the main action of people and base of civilisation and communication education is often renewed because of contemporary technology. Different methods are applied in communication education and different instruments are used in lessons. Numerous people use images to tell and to comprehend and economical organisations also use images to attract people because of approach of people. Visual messages ease communication and communication education need technological visual facilities.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>L’ENVERS ROMANESQUE DANS LES ANTI-ROMANS DE SAMUEL BECKETT</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27755</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27755</guid>
      <author>Fuat BOYACIOĞLU</author>
      <description>XX. yüzyılda edebiyatın her alanında geçmişin bütün biçimlerine ve kurallarına karşı yazarlar arasında dini felsefi edebi okullara ve anlayışlarına karşı tepki görülür. Bu tepkinin sebebi kuşkusuz insanların ruhunda derin yaralar açan iki büyük dünya savaşıdır. Bu savaşların neden olduğu dayanılması zor şartlar altında yaşamaktan yorulmuş usanmış olan insanoğlundu endişeye, sıkıntıya, bunalıma sevk eden iki dünya savaşından sonra diğer bilim dallarında olduğu gibi edebiyat alanında da yeni bir dönemeçler yeni anlayışlar ortaya çıkmıştır. Geçmişe karşı duyulan bu tepkiler, romanlarda ve tiyatro eserlerinde de görülür. Anti-roman (Karşı roman) ve Anti-Tiyatro (Absürd Tiyatro: Uyumsuzluk Tiyatrosu) geçmişe karşı duyulan tepkilerin ürünleridir. Bazı romancılar, tiyatro yazarları şairler v.s. eskinin kabullenilmiş yazım ve anlatım tekniklerine alışmış olan okuyucuları ve seyircileri bu alışılmadık yazınsal ve sanatsal durumlarla karşı karşıya bırakarak onları sarsıp silkeleyerek düşündürmeye çalışırlar. Bu açıdan okuyucu kitlesini rahatsız etmeyi ve onu tembel alışkanlıklarının içinden çıkarmayı, geçmişin kökünü kazıyarak onları düşündürmeyi amaçlayan anti roman ve anti tiyatro arasında bir yakınlık ve ortak niyet söz konusudur. Samuel Beckett, hem anti romanlar hem de anti tiyatro eserleri kaleme almıştır. Onun Godo’yu Beklerken eseri absürd tiyatro türünün en güzel örneklerinden biridir. Bu çalışmada Samuel Beckett’in geleneksel roman ve onun hikâye, kahraman, zaman ve mekân gibi klasik unsurlarını nasıl sorunsal hale getirmeye çalıştığını sergilemeyi amaçladık.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSTANBUL GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDE KADIN YÖNETİCİLERİN İŞGÖRENLERCE DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27738</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27738</guid>
      <author>Mustafa Zahit SERARSLAN, Ahmet Nusret BULGURCUOĞLU</author>
      <description>İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü’nde kadın ve erkek işgörenlerin kurumda “kadın yöneticilere” bakış açılarını, bazı demografik değişkenler, kurumdaki unvanları ve kıdem yılları açısından değerlemek, çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü İşgörenleri olan 297’si erkek 83’ kadın olmak üzere toplam 380 kişi oluşturmuştur. Bu çalışmada “kadın yöneticilere bakış açısını” belirleyebilmek için hazırlanan 19 maddelik anket 104 erkek ve 36 kadın olmak üzere toplamda 140 Gençlik Hizmetleri ve Spor İstanbul İl Müdürlüğü İşgörenlerine uygulanmıştır. Negiz ve Yemen tarafından 2011 yılında geliştirilen “Kadın Yönetici ile İşgörenlerin Tutumu” isimli 19 sorudan oluşan ölçek kullanılmıştır. Ölçeğin geçerliliği alfa yöntemiyle ölçülmüş ve 0,93 olarak bulunmuştur. Veriler bilgisayar ortamında değerlendirilmiştir. Normallik testi sonuçlarına göre verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Betimleyici araştırma deseninin kullanıldığı araştırmanın verileri, non-parametrik özellik içerdiğinden Kuruskal-Wallis Testi ile 0,05 önem düzeyinde analiz edilmiştir. Analiz sonucunda işgörenler genel olarak kadın yöneticilerin yeterliliklerini düşük olarak görmektedirler. Erkek ve kadın işgörenlerin kadın yöneticilerin yeterlilikleri hakkındaki görüşleri arasında anlamlı farklılık vardır. Kadın işgörenler erkek işgörenlere göre kadın yöneticileri daha yeterli görmektedirler. Bunun yanı sıra; İşgörenlerin eğitim seviyeleri, yaş grupları, unvanları ve işyerlerindeki kıdem yılları ile kadın yöneticilerle çalışma tutum düzeyleri arasında farklılık bulunamamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ EĞİTİME DEVAM EDEN BEŞ YAŞ GRUBUNDAKİ ÇOCUKLARIN AKRAN İLİŞKİLERİNE OYUN TEMELLİ EĞİTİM PROGRAMININ ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27677</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27677</guid>
      <author>Ayşegül ULUTAŞ AVCU</author>
      <description>Bu araştırma okul öncesi eğitime devam eden beş yaş grubundaki çocukların akran ilişkilerine Oyun Temelli Eğitim Programı’nın etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Malatya il merkezinde iki anaokulunda eğitimine devam eden beş yaş grubunda 44 çocuk (22 kontrol-22 deney) oluşturmuştur. Veri toplamak için araştırmacı tarafından hazırlanan "Genel Bilgi Formu" ile Gülay (2008) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan “Ladd ve Profilet Çocuk Davranış Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmış; Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi anlamlılık testlerinden yararlanılmıştır. Sonuçta, Oyun Temelli Eğitim Programı'nın beş yaş grubundaki çocukların akran ilişkileri üzerinde destekleyici etkisinin olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GEÇMİŞTEN GELECEĞE İNTERNET GAZETECİLİĞİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27748</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27748</guid>
      <author>Berrin KALSIN</author>
      <description>İçinde yaşadığımız yüzyılın iletişim ve teknoloji çağı olarak adlandırılmasındaki kuşkusuz en temel etkenlerin başında internet ve internetin temel altyapısını oluşturduğu iletişim teknolojileri gelmektedir. İletişim teknolojilerinin her geçen gün değişip ilerlemesi ve hatta her yeni teknolojinin bir öncekinin ya da öncekilerinin devamı niteliğini taşıyarak aynı teknolojik altyapıdan beslenmesi geleneksel iletişim yöntemlerinin eskiyip yerini yeniye bırakmasını sağlamaktadır. İletişim teknolojilerinin ve internetin yarattığı yeni düzen, birçok alanda olduğu gibi medya alanında da büyük değişiklikler meydana getirmiştir. Geleneksel medya yani eski medya olarak adlandırdığımız medya, günümüzde yerini yeni medya düzenini yaratmıştır. İletişim teknolojilerindeki hızlı ilerlemeyle birlikte geleneksel medya haberlerini okura/izleyiciye yeni ve farklı bir yolla ulaşabilme olanağı bulmuşlardır. Hemen hemen bütün elektronik gazeteler yayınlarını kendi hizmet sağlayıcılarından, internet kanalı ile okuyucularına sunmaktadırlar. Ancak yaşadığımız dönemde bunun da ötesinde çok daha farklı bir habercilik anlayışı yerleşemeye başlamıştır. Her geçen gün haberciliğin önünde eklenen farklı kavramlar ortaya çıkmaktadır. Haberin bulunması, işlenmesi ve dağıtılması tamamen değişmiştir. Bu anlamda çalışma; internet gazeteciliğinin doğuşunu ve günümüz internet habercilik yapısını ortaya koymaktadır. Çalışmanın ana amaçlarından bir tanesi günümüz internet haberciliğinde ortaya çıkan yeni kavramları açıklamak ve bununla birlikte önümüzdeki yıllarda habercilik yapısında öngörülen değişimleri belirlemektir. Ayrıca habercilik alanında yaşanan bu değişimin Türkiye’ye nasıl yansıdığı çalışmanın ana unsurlarından bir tanesidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>31 MART VAK’ASI’NIN İKİ ÖNCÜ HABERCİSİ: KÖR ALİ VE BEŞİKTAŞ OLAYLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27695</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27695</guid>
      <author>Doğan DUMAN</author>
      <description>Türk modernleşme hareketinin önemli aşamalarından biri olan II. Meşrutiyet, ilan edildiğinde toplumun hemen her kesimi tarafından sevinçle ve büyük beklentilerle karşılanmıştı. İttihat ve Terakki Örgütü’nün bu yönde yaptığı propaganda bunun en önemli nedeniydi. Fakat bir süre sonra mevcut sorunlara çözüm getirilemediği gibi, Meşrutiyet yönetiminden farklı beklentiler içerisinde olan çeşitli etnik ve dinsel gruplar, yeni sorunların çıkmasına da neden oldular. 1876 yılında Kanun-u Esasi’nin yürürlüğe girmesiyle ilk kez mecliste temsil hakkını elde eden gayrimüslim Osmanlı vatandaşları, yeniden siyasal alanda eşitliği elde etmenin ve mecliste yer almanın heyecanını yaşıyorlardı. Fakat toplumun tutucu kesimleri ise, Meşrutiyet’in gayrimüslimler için siyasal alanda sağladığı eşitlik ilkesini şeriata aykırı bularak eleştirmeye başlamışlardı. Araştırmanın konularından biri olan Kör Ali Olayı’nın baş aktörlerinden Hacılar Camii’nin vaizi, bu durumu öne sürerek ve şeriat kurallarının ihlal edildiğini iddia ederek halkı harekete geçirmiştir. Yine Meşrutiyet’in ilanından sonra kadınların toplumsal ve kültürel yaşamda daha görünür olmaları, tutucu çevrelerin bir başka eleştiri konusuydu. Özellikle bazı kadınların kocalarıyla birlikte alış verişe çıkmaları, parklarda dolaşmaları ve nadiren de olsa peçelerini çıkarmaları, tutucu çevrelere göre Müslüman aile hayatının ve ahlakının çöküşüne neden olurdu. Zaten bunlara göre, Tanzimat döneminden beri adım adım şeriat sisteminden uzaklaşılmaktaydı. Bundan ötürü “Beşiktaş Hadisesi” olarak nitelendirilen olayın gerekçelerinden biri de, Meşrutiyet yönetiminin kadın konusundaki politikalarına gösterilen tepkidir. Anayasal düzene yeniden geçişten kısa bir süre yaşanan bu olaylar, daha sonra Cumhuriyet’i kuracak olan kadronun laik sistemi kurma konusundaki kararlılığının da bir nedenidir. Araştırmada II. Meşrutiyet’in ilan edilme gerekçeleri, anayasal düzene geçişle birlikte siyasal-toplumsal alanda sağlanmaya çalışılan dönüşüm, kadın hakları konusunda yaşanan bazı gelişmeler ve bunlara yönelik tepkiler üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1923-1926 YILLARINDA YAYINLANAN YENİ YOL DERGİSİ VE DERGİDE YAYINLANAN “CUMHURİYET” KONULU YAZILAR ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27749</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27749</guid>
      <author>Ebru DAVULCU, Mustafa TEMEL</author>
      <description>Milli Mücadele Dönemi’nin sona ermesi ile birlikte saltanat kaldırılmış ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilân edilmiştir. Cumhuriyet’in ilân edilmesinden sonra da ulus devlet oluşturma gayretleri çerçevesinde siyasî, toplumsal, ekonomik, kültürel alanlarda devrimler yapılmıştır. Devrimlerin halka tanıtılmasında ve benimsetilmesinde basın oldukça önemli bir aracıdır. Nasıl ki Milli Mücadele Dönemi’nde halkı askerî başarılardan haberdar etmek, TBMM’nin faaliyetlerini anlatmak için kullanıldıysa, Cumhuriyet’in ilân edilmesinden sonra da basın, Cumhuriyet’in ve devrimlerin anlatılmasında, Türklük bilincinin yerleştirilmesinde, vatan ve millet sevgisinin aşılanmasında kullanılmıştır. Yeni Yol 1923 ve 1926 yılları arasında 113 sayı yayınlanmış bir çocuk dergisidir. Amacı, asriliğin toplumsal yaşamın her safhasında kendisini gösterdiği bir dönemde çocukları geleceğe hazırlamaktır. Yayınlandığı dönemde, mecmuaların daha çok tahsilli yetişkinler için çıkarılması da Yeni Yol’un yayınlanmasında etkilidir. Muallim ve talebelerin yanı sıra Aka Gündüz, Hamdullah Suphi, Filorinalı Nazım, Hüviyet Bekir gibi ünlü isimler de Yeni Yol’da yazmışlardır. Cumhuriyet, devrimler, Türklük, vatan ve millet sevgisi, bağımsızlığın önemi, şehitlik, Gazi Mustafa Kemal üzerine yazılan yazılar dergide dikkat çekmektedir. Ayrıca Osmanlı padişahları hakkında olumsuz eleştirilerin yer aldığı yazılar da dergide yer almaktadır. Bu çalışmada, yeni bir nesil yetiştirme çabaları açısından, tam da 1923 yılında yayınlanmaya başlayan Yeni Yol dergisinin çocukları Cumhuriyet konusunda nasıl bilinçlendirdiği incelenmiştir. Niteliksel tarihsel bir araştırma olan çalışmada, literatür taraması yapılarak Cumhuriyet ve dergi konusunda bilgi edinilmesinin ardından, Yeni Yol dergisi incelenerek tanıtılmış; son olarak da dergideki Cumhuriyet konulu yazılar değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNTERNET ÜZERİNDEN ELEKTRONİK PAZARLAMA YAPAN SİTELERLE İLGİLİ TÜKETİCİ DÜŞÜNCELERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27739</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27739</guid>
      <author>Ebru ONURLUBAŞ, Neslihan YILMAZ</author>
      <description>Globelleşme ve gelişen teknolojiyle birlikte tüketicilerin talep alışkanlıkları zamanla değişmiştir. internet başta olmak üzere, iletişim ve bilgi teknolojisindeki gelişimler tüketicilerin geleneksel satın alma alışkanlığını elektronik satın alma alışkanlığına dönüştürmüstür. Elektronik pazarlama sayesinde mesafe sorun olmadığından işletmeler ürünlerini pazara hızlı bir şekilde sunmakta dünya piyasalarına daha rahat bir şekilde girebilmektedir. Tüketiciler ise yorulmadan, masrafsız bir şekilde istediği ürünü en uygun fiyata istediği siteden internet aracılığı iletişimi ile anında kolay bir şekilde alabilmektedir. Bu bağlamda, elektronik pazarlamanın işletmelere ve tüketicilere sağladığı avantajların hızla yaygınlaştığı görülmektedir. Yapılan araştırmada, Tüketicilerin internetten alışveriş yapmasının demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini ve İnternetten Elektronik Pazarlama Yapan Alışveriş Siteleriyle ilgili tüketicilerin düşüncelerini ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, İstanbul’da 800 kişiye anket uygulanmıştır. Tüketicilerin, demografik özelliklere göre internetten alışveriş yapma durumu ile ilgili yapılan ki kare analizi sonuçlarına göre; yaş, medeni hal, meslek, eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bunun yanısıra, İnternetten Elektronik Pazarlama Yapan Alışveriş Siteleriyle ilgili tüketicilerin düşüncelerini ortaya koymak için faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi sonucu 3 alt boyut ortaya çıkmıştır. Faktör 1 Site tasarımı, faktör 2 Site Hizmeti, faktör 3 Site Avantajı olarak belirlenmiştir. İnternetten Elektronik Pazarlama Yapan Alışveriş Siteleriyle ilgili tüketicilerin düşüncelerini ölçeği alt boyutlarına, Güvenirlik analizi ve Kolmogorov Smirnov normal dağılım testi uygulanmıştır. Bunun sonucu olarak İnternetten Elektronik Pazarlama Yapan Alışveriş Siteleriyle ilgili tüketicilerin düşüncesi ölçeğinin alt boyutlarının normal dağılmadığı görülmüştür ve non parametric testlerden Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. İnternetten Elektronik Pazarlama Yapan Alışveriş Siteleriyle ilgili tüketicilerin düşüncesi ölçeğinin alt boyutları cinsiyete göre ve kökene göre incelenmiştir. Bunun sonucunda, Cinsiyete göre; site tasarımı, site avantajı alt boyutlarına ilişkin yargılarda anlamlı farklılıklar bulunmazken site hizmeti alt boyutuna ilişkin yargılarda anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Erkeklerin kadınlara göre site hizmetine daha fazla önem verdikleri tespit edilmiştir. Kökene göre ise; site avantajı ve</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARIMSAL GIDA ÜRÜNLERİNDE YATAY VE DİKEY ENDÜSTRİ-İÇİ TİCARETİN ÖLÇÜMÜ: ÇİN VE BREZİLYA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27754</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27754</guid>
      <author>Ercan ŞAHBUDAK, Dilek ŞAHİN</author>
      <description>Son yıllarda uluslararası ticarette endüstri-içi ticaret hızla artan yeni bir olgu haline gelmiştir. Endüstri-içi ticaret aynı ürün kategorisinde yer alan malların aynı anda ithal ve ihraç edilmesidir. Endüstri-içi ticaret son otuz yıldır hızla artmaktadır. Yatay endüstri-içi ticaret farklılaştırılmış benzer ürünlerin ticaretine denilmektedir. Dikey endüstri-içi ticaret kalite ve fiyat bakımından farklılaştırılmış malların ticareti olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Çin ve Brezilya’nın 2000-2014 dönemlerinde tarımsal gıda ürünlerinde endüstri-içi ticaretinin hesaplanmasıdır. Tarımsal gıda ürünlerinde endüstri-içi ticaret seviyesini hesaplamak için Grubel-Lloyd endeksi kullanılmıştır. Daha sonra yatay ve dikey endüstri-içi ticaret hesaplanmıştır. Çalışmada sonuç olarak Çin ve Brezilya’da tarımsal gıda ürünlerinde endüstri-içi ticaret seviyesi düşük bulunmuştur. Ayrıca Çin ve Brezilya’da tarımsal gıda ürünlerinin düşük kaliteli dikey endüstri-içi ticaret şeklinde olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İBRAHİM RIF’AT’IN “SU’ALLİ CEVÂBLI TA’LÎM-İ EDEBİYYÂT-I OSMÂNİYYE” ADLI MUHTASAR (VEYA MÜNTEHAL) BELÂGAT ESERİ: İNCELEME, METİN</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27756</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27756</guid>
      <author>Fettah KUZU</author>
      <description>İbrahim Rif’at’in Hicrî 1312 yılında neşrettiği “Su’alli Cevâblı Ta’lîm-i Edebiyyat-ı Osmaniyye” adlı eseri, belâgat ilmine dair temel meselelerin soru-cevap metoduyla ele alındığı muhtasar bir ders kitabı hatta daha ziyade bir risale hüviyeti taşımaktadır. Eser, iki sayfalık “ifâde-i merâm” bölümü ve 10 ana başlık altında ele alınan 27 sayfalık asıl bölüm ile birlikte 29 sayfadan müteşekkildir. İbrahim Rif’at eserde belâgat ile ilgili temel meseleleri sorular sormak ve bu sorulara kısa cevaplar vermek yoluyla açıklamaktadır. İnceleme esnasında İbrahim Rif’at’in, çalışmasını büyük ölçüde Ahmed Cevdet Paşa’nın “Belâgat-i Osmaniyye” adlı eserinden intihal yoluyla meydana getirmiş olduğu tespit edilmiştir. İbrahim Rif’at’in eserinde yer alan ifadelerin neredeyse tamamı Cevdet Paşa’nın ifadelerinin bazı yerlerde küçük değişikliklerle bazı yerlerde ise tamamen aynı şekliyle bir kopyası izlenimi vermektedir. Çalışmada öncelikle İbrahim Rif’at’in eseri, Ahmed Cevdet Paşa’nın eseriyle mukayeseli olarak incelenmiş ve eserler arasında gözlemlenen benzerlikler örneklerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. İntihal veya benzerlik durumunun daha açık bir biçimde incelenebilmesi amacıyla iki eserdeki konu başlıkları ve bunların yer aldıkları sayfa numaraları tablo halinde düzenlemiştir. Son olarak çalışmanın sonuna eserin transkripsiyonlu metni eklenmiştir. Bu çalışma ile bilimsel hırsızlık anlamına gelen intihal eyleminin sadece günüme ait bir problem olmayıp dikkatli incelemelerle görüleceği üzere geçmişte de tevessül edilen bir fiil olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEŞ-ALTI YAŞ ÇOCUKLARIN EBEVEYNLERI ILE OLAN ILIŞKILERININ SOSYAL BECERILERI VE DAVRANIŞ SORUNLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27678</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27678</guid>
      <author>Hale DERE ÇİFTÇİ</author>
      <description>Erken çocukluk dönemi, çocukların sosyal açıdan yetkin bireyler haline gelmelerini sağlayan temel sosyal becerileri kazanmalarında önemli bir dönemdir. Sosyal beceriler ev, okul ve toplum gibi sosyal ortamlarda gelişmektedir. Çocuğun sosyal becerilerin gelişmesi için öncelikle çocuğa en yakın olan anne babası ile kurduğu yakın ilişki önemlidir. Çocuk ile ebeveyn arasındaki etkili ilişki çocuğun sosyal gelişimini desteklemekte, olumsuz ilişki ise davranış sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu çalışmada da okul öncesi eğitim kurumuna devam eden beş-altı yaş çocuklarının ebeveynleri ile olan ilişkilerinin okul öncesi çocukların sosyal becerileri ve davranış sorunları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, çalışmada “Kişisel Bilgi Formu”, “Child Parent Relationship Scale-CPRS” ve “Preschool and Kindergarten Behaviour Scales-PKBS-2 (Social Skills Scale and Problem Behaviour Scale)” kullanılmıştır. Ebeveyn ve çocuğu arasındaki ilişkinin çocuğun sosyal becerileri ve çocukta görülen davranış sorunlarının çocuğun yaşı ve cinsiyetine göre farklılıkları bakılmıştır. Çalışmanın sonunda ebeveynlerin çocukları ile olan ilişkilerinin olumlu ilişki ve çatışma boyutunda 5 ve 6 yaş grupları arasında yaş ve cinsiyet açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Sosyal becerilerde yaş açısından 6 yaş grubundaki çocukların daha sosyal, cinsiyet açısından ise kız çocukların daha sosyal olduğu görülmektedir. Problemli davranışlar açısından ise 5 yaş grubundaki erkek çocuklarda daha fazla davranış sorunları gözlenmiştir. Ayrıca, ebeveyn-çocuk ilişkisi ile sosyal beceriler arasında ve problem davranışların çatışma boyutu arasında ilişki bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ATASÖZLERİ İLE HİKÂYE YAZMAK: TÖLÖGÖN KASIMBEKOV’UN BOZKURT ADLI HİKÂYESİNİN İNCELEMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27750</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27750</guid>
      <author>İsmail Turan KALLİMCİ</author>
      <description>Atasözleri, milletlerin felsefesinin, dünyaya bakış tarzlarının yansıması, kısacası milli hazinenin en saf ve öz bir biçimde gelecek nesillere aktarmak üzere oluşturulmuş dil malzemesi, aynı zamanda sözlü edebiyatın önemli bir türüdür. Hikâye ise modern zamanların, bireyleri ve toplumu ifade etmekte yazarların kullandığı en etkili yollardan biridir. Yazar Tölögön Kasımbekov’un Bozkurt hikâyesi ise atasözleri temel alınarak sembolik anlatım tarzıyla yazılmış bir hikâyedir. Bu hikâyeyi önemli kılan özellik ise hem gerçek manada insanoğlu ile kurtların mücadelesini hem de alegorik olarak sistem eleştirisini bir arada başarı ile sunabilmiş olmasıdır. Bir başka önemli husus ise yazarın atasözlerine olan hâkimiyetini başka bir edebi tür olan hikâye türüne güzel bir şekilde aksettirebilmesidir. Dolayısıyla çalışmamıza konu olan hikâye metinlerarası yöntemin başarıyla uygulandığı bir eserdir. Bozkurt adlı hikâye Kırgız Türkçesinde yazılmıştır. Bu nedenle, metni çözümlemede kullanılan atasözleri öncelikle Kırgız atasözlerinden seçilmiştir. Hikâyeyi incelerken olay örgüsü içinde olay halkalarıyla örtüşen Kırgız atasözü bulunmadığı durumlarda Anadolu sahası atasözlerinden ve diğer Türk lehçelerinin atasözlerinden faydalanılmıştır. Aynı zamanda hikâyenin unsurlarından olan zaman, mekân ve şahıs kadrosu incelenirken de Türk dünyasında kurda dair söylenen atasözleri kullanılmıştır. Bozkurt hikâyesi temel olarak Kırgız edebiyatında başka örneklerine de rastlanan Sovyet rejiminin uyguladığı asimilasyon politikasına dikkat çekmektedir. Ancak bunu propagandif bir üslupla değil sözlü kültürden gelen alegorik ifadelerle yapmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KADİMDEN-MODERNE OSMANLI İKTİSAT DÜŞÜNCESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27712</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27712</guid>
      <author>Kenan DEMİR</author>
      <description>Osmanlı kadim iktisat düşüncesi siyasi, dini, askeri ve idari düşüncelerle iç içe birbirinden ayrı düşünülmeyen bir yapıda görülmüş ve devlet tüm ekonomik faaliyetleri yürütmüştür. Kadim iktisat düşüncesi sosyal ve devletçi politikalarla uyum içerisinde uygulanmış ve devletin uyguladığı politikalar provizyonizt, gelenekçilik ve fiskalizm doğrultusunda şekillenmiştir. Osmanlı ekonomisi 16. yüzyıldan itibaren krizlerle karşı karşıya kalmış, devlet yöneticileri krizleri ortadan kaldırmak için birçok görüş dile getirmişlerdir. Padişahlara sunulan layihalarda kadim iktisat politikaları olan tımar sisteminin ıslah edilmesi, devlet harcamalarının azaltılması ve devlet gelirlerinin artırılması gibi politikalar çözüm önerileri olarak sunulmuştur. 18. yüzyıldan itibaren devletin yaşadığı krizleri atlatmak amacıyla ilk defa dışarıdan yani Batı’dan çözüm önerileri aranmaya başlanmış ama halen devlet yöneticilerin uyguladıkları ekonomi politikalar kadim iktisat düşüncesi doğrultusundadır. 19. yüzyılın ilk yıllarından itibaren devletin ekonomik olarak gelişmesi için çözüm olarak kadim politikaların uygulanmasının imkânsız olduğunun anlaşıldığı ve ekonominin kalkınması için Batı’daki iktisat politikaların çözüm olarak görülmeye başlandığı dönemdir. Osmanlı’da bulunan Batılı uzmanlar ve Batı ülkelerine elçi olarak gönderilen devlet yöneticileri modern iktisat düşüncesine yönelik görüşleri ülkede ilk defa dillendirmişlerdir. 1830’lu yıllardan itibaren Osmanlı kalkınması için modern iktisat düşüncesi reçete olarak sunulmuştur. Dönemin önemli devlet adamları olan Mustafa Reşit Paşa, Sadık Rıfat Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa ve Ahmet Cevdet Paşalar liberal ve kameralist düşüncelere tamamen hakim olmuşlar, devletin ekonomik politikalarını bu düşünceler doğrultusunda şekillendirmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE MESLEKİ MÜZİK EĞİTİMİ VEREN KURUMLARIN ÇEŞİTLİLİĞİ VE MEZUNLARIN İSTİHDAM SORUNLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27728</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27728</guid>
      <author>Köksal APAYDINLI, Serhat YENER</author>
      <description>Türkiye’de müzik eğitimi; genel, özengen (amatör) ve mesleki müzik eğitimi olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Genel müzik eğitimi, her yaş grubundaki ve her düzeydeki bireylere ortak müzik kültürü kazandırmayı amaçlayan bir eğitimi kapsar. Özengen (amatör) müzik eğitimi, bireylerin ilgi duydukları bir müzik dalıyla amatör olarak ilgilenmelerine ve bu özel ilgi alanından zevk almalarına olanak sağlar. Mesleki müzik eğitimi ise, meslek olarak seçilen müzik dalının gerektirdiği yeteneğe sahip olan bireylerin mesleğe özgü detaylı bilgilerle donatılmasını sağlayan bir eğitim türüdür. Ülkemizde mesleki müzik eğitimi veren üç farklı kurum bulunmaktadır. Bunlar; Konservatuvarlar, Güzel Sanatlar Fakülteleri bünyesinde bulunan Müzik Bölümleri ve Eğitim Fakülteleri bünyesinde bulunan Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dallarıdır. Konservatuvarlar; ülkemizde Müzik, Müzikoloji ve Sahne Sanatları alanında eğitim veren ve yüksek nitelikli sanatçılar, yorumcular ve araştırmacılar yetiştiren kurumlardır. Güzel Sanatlar Fakülteleri; görsel sanatlar ve müzik alanlarında sanatçı ve araştırmacı yetiştirme amacı güden kurumlardır. Eğitim fakültelerinin Müzik Öğretmenliği Anabilim dalı ise; mesleki bilgi ve becerilerini kullanarak, öğretme yöntemlerini bilen ve profesyonel müzik eğitimcileri yetiştiren kurumlardır. Bu kurumların kuruluş amaçları birbirinden farklı olsa da hepsi ortak bir amaca hizmet etmektedir. O da ülkemizin sosyo-kültürel oluşumuna ve çağdaşlaşma sürecine sanat ve sanat eğitimi yoluyla katkıda bulunmaktır. Son yıllarda lisans düzeyinde mesleki müzik eğitimi veren kurumların mezunları önemli ölçüde istihdam sorunuyla karşılaşmaktadır. Bu nedenle bu araştırmanın amacı; Türkiye’deki mesleki müzik eğitimi veren kurumların çeşitliliğini ortaya koyarak işlevselliğini incelemek ve bu kurumlardan mezun olan bireylerin, unvanlarını taşıdıkları meslekleriyle ilgili istihdam sorunlarını irdelemektir. Tarama modelli betimsel bir araştırma olan bu çalışmada kaynak tarama yöntemi kullanılmıştır. Konuyla ilgili daha önce yapılan çalışmalar incelenmiş ve resmi kurumların internet sitelerinden elde edilen veriler tablo haline getirilerek yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda aynı amaca hizmet eden fazla sayıda farklı kurumun olduğu, bu kurumlardan farklı unvanlarla mezun olan öğrencilerin aynı haklara sahip olarak istihdam edildiği görülmüş ve planlama konusunda eksikliklerin olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durum mezun olan öğrencilerin istihdam sorunlarıy</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İSTEM SÖZLÜKLERİ VE TÜRKÇE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27743</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27743</guid>
      <author>Nuh DOĞAN</author>
      <description>Avrupa dillerinin sözlüklerinde, fiillerin ve diğer sözlüksel unsurların hangi tamlayıcılarla birleştiği ve bu birleşimden hangi anlamların doğduğu ayrıntılı biçimde verilir. Türkçe Sözlük’te ise fiillerin gerek duyduğu durum ekli tamlayıcılar eksik, dağınık, gelişi güzel ve yanlış verilmiş ya da hiç verilmemiştir. İstem sözlükleri genel amaçlı sözlükler hazırlanırken sözlüksel unsurların yapı bilgisinin betimlenmesinde başvurulacak önemli bir kaynak olarak hizmet ederler. İstem Sözlüğü (valency dictionary) sözlüksel unsurların gerek duyduğu mantıksal, söz dizimsel, şekil bilgisel, anlam bilimsel ve eş dizimsel koşul ve sınırlılıkları ayrıntılı biçimde betimleyen ve buna bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli yapıları içeren özel bir sözlük türüdür. Dünya dillerinde sözlüksel unsurların istem bilgisi ve bu bilginin kaydedildiği istem sözlükleri yoğun ilgi görmüş, bugün birçok dilin özellikle Batı dillerinin istem sözlükleri hazırlanmıştır. Doğal dillerin mantıksal, söz dizimsel ve anlam bilimsel yapılarını betimleyen istem sözlüklerinin (valency dictionary) Türkçede yeterince ilgi görmediği ve çoğunlukla da ihmal edildiği görülür. İstem sözlüklerinin farklı alanlara yönelik çeşitli katkıları vardır. İstem sözlükleri bir dili mantıksal, söz dizimsel ve anlam bilimsel açıdan betimlemesinin yanı sıra dil öğretimi, doğal dili işleme ve sözlükçülük gibi alanlarda araştırmacılara oldukça önemli bilgiler sunar. Bir istem sözlüğünün yapısı farklı bileşenlerden oluşur. Bir istem sözlüğünde genellikle sözlüksel bir unsurun belirli bir anlamda gerek duyduğu söz dizimsel tamlayıcılarının sayısı, tamlayıcılarının tipi ve dil bilgisel işlevleri, söz dizimsel istem yapıları, tamlayıcılarının şekil bilgisel sınırlılıkları, zorunlu, seçimli ve bağlamsal tamlayıcıları, katı söz dizimsel konumları, eş dizimsel sınırlılıkları, alternatif tamlayıcıları ve yapıları, çatıya bağlı istem değişiklikleri, tamlayıcılarının yüklendiği anlam bilimsel roller, tamlayıcıların taşıdığı seçme sınırlılıkları, anlam bilimsel istem yapıları vs. gibi bilgiler betimlenebilir. Bununla birlikte istem sözlükleri kullanım amaçlarına göre farklı yapılandırılabilir ve farklı istem betimleme modelleri kullanılabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ “ MÜZİK” KAVRAMINA İLİŞKİN METAFORİK ALGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27734</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27734</guid>
      <author>Senem ACAY SÖZBİR, Özlem ÇAMLIBEL ÇAKMAK</author>
      <description>Metafor, bir bireyin yüksek düzeyde soyut, karmaşık veya kuramsal bir olguyu anlamada ve açıklamada güçlü bir zihinsel araç olarak tanımlanmaktadır. Metaforların kullanımına bakıldığında, somut örnekler verilerek soyutun anlatılması, mecaz, kastetme, benzeterek açıklama gibi işlevleri olduğu görülmektedir. Metaforların, gündelik yaşamda kullanımlarının yanı sıra son yıllarda bilimsel araştırmaların da konusu oldukları bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı da okul öncesi öğretmen adaylarının “müzik” kavramına ilişkin sahip oldukları zihinsel imgeleri (metaforları) metafor tekniğini kullanarak tespit etmektir. Çalışma gurubunu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı’nda öğrenim gören 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Müzikle ilgili metaforik algılarını öğrenmek amacıyla öğrencilerden “ Müzik …..gibidir. Çünkü….” cümlesini tamamlamaları istenmiştir. Elde edilen veriler kategoriler altında sınıflandırılarak sunulmuştur. Araştırma sonucunda öğrencilerin müziği çok farklı metaforlarla tanımladıkları görülmektedir. Müzik kavramı en fazla hayat metaforu ile tanımlanmıştır. Üretilen elli sekiz metafor kategorilere göre incelendiğinde 11 kategori altında, duygu durumuna benzetme kategorisinde " aşk (3)" ve "hayal (3)”, huzur veren kategorisinde "yağmur (2)", iyileştirici kategorisinde "terapi (3)” ve "ilaç (3)”, yaşam kaynağı kategorisinde "besin(2)”, neşe veren kategorisinde " çocuk (1)" doğa nesneleri kategorisinde "yağmur (2)" ve "yıldız (2)", arkadaş kategorisinde "dost (2)" hayat kategorisinde " hayat (14), diğer kategorisinde ise "masal (2)" metaforlarını diğerlerine göre daha fazla kullandıkları görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI DEVLETİ'NDE ORMANLAR- ORMANLARIN KULLANIMI VE BUNA YÖNELİK HUKUKİ DÜZENLEMELER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27761</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27761</guid>
      <author>Sevim ERDEM, Ahmet BAŞKAN</author>
      <description>Osmanlı Devleti, kuruluş döneminden yıkılış dönemine kadar geçen süreç içerisinde ormancılık faaliyetlerine ya da orman ürünleri üretimine pek fazla önem vermemiş ve bu üretim alanını sadece kırsal bölgelerde vergilendirme aracı, savaş ve saray ihtiyaçlarını karşılama aracı olarak görmüştür. Tanzimat Dönemi'yle birlikte ormanların tabii ve maddi değerinin anlaşılmaya başlamasıyla Osmanlı Devleti ormanlara yönelik müstakil nizamnameler, kanunnameler yayınlamıştır. Orman Umumi Müdürlüğü, Orman Taşra Teşkilatı ve Orman Mektebi'ni kurarak ormanların korunmasında hassasiyet gösterilmeye başlanırken diğer taraftan kereste açısından zengin ormanların ihale yoluyla satışları gerçekleştirilmiştir. Osmanlı Devleti’nde ormanları korumaya yönelik ve ormancılık faaliyetlerini düzenlemeye yönelik ilk çalışma Sultan Abdülmecit döneminde olmuştur. 1839 yılında Sultan Abdülmecit döneminde Orman Müdürlükleri kurulmuştur. 1851 yılında bir orman muhafaza kadrosu hazırlanmıştır. Tanzimat Fermanı ile birlikte her sahada başlatılan batılılaşma teşebbüsleri ormancılık konusunda da bir takım kımıldanmalara sebep olmuştur. Osmanlı Devleti’nde, ormancılık faaliyetleriyle ilgili yapılan en geniş düzenleme Sultan Abdülaziz döneminde çıkartılan 1870 Orman Nizamnamesi olmuştur. 1937 yılına kadar bu nizamname uygulamada kalmıştır. Tanzimat dönemi sonrasında özellikle Meşrutiyet döneminde Orman Müdürlükleri'nin yapılanması, yabancı orman uzmanlarının getirilmesi, bunların keşif ve haritalandırma çalışmaları, Orman ve Ziraat Mektepleri’nin kurulması, Osmanlı Ormancılığına yönelik idari ve hukuki düzenlemeler bu düzenlemelerin Osmanlı Coğrafyasında uygulanış biçimlerine yer verildi. Bu araştırmayı yapma amacımız özellikle Osmanlı İktisat Tarihi ve bürokratik yapılanmasında geri planda kalan orman teşkilatlanması, ormancılık faaliyetleri gözler önüne sermektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DIŞ TİCARET AÇIĞININ FİNANSMAN ARAÇLARINDAN BİRİ OLARAK İKİNCİL GELİR KALEMİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27745</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27745</guid>
      <author>Sinem YAPAR SAÇIK</author>
      <description>Bir ülke yerleşiklerinin diğer tüm ülke yerleşikleri ile arasındaki ekonomik işlemlerin kayıt altına alındığı dış ödemeler bilançosu, o ülkenin uluslararası arenadaki finansal itibarının en önemli göstergesidir. Ülkenin itibarı yanında, dış ödemeler bilançosu, ülke ekonomisinin dış dengesini ve uygulanan makroekonomik politikaların sonuçlarını ortaya koyması sebebiyle de tüm ülkeler için büyük önem taşımaktadır. Taşıdığı bu önem nedeni ile dış ödemeler bilançosu; dış denge politikaları, cari açığın sürdürülebilirliği, cari açığın finansmanı ve ana hesap kalemlerinin ekonomik etkileri gibi konular açısından oldukça sık incelenmiş ve iktisat literatüründe geniş yer bulmuştur. Cari işlemler, sermaye, finans ve net hata ve noksan hesabı olmak üzere dört ana hesap grubu bulunan dış ödemeler bilançosunun en önemli ana hesap grubu cari işlemler hesabıdır. Bu hesap, mal ticareti, hizmet ticareti, birincil gelir ve ikincil gelir alt hesaplarından oluşmaktadır. Dış ödemeler bilançosunun özelliklerinden biri, her bir ekonomik işlem karşılığında genellikle parasal bir ödemenin gerçekleşmesidir. Bu durumun istisnasını teşkil eden ekonomik işlemler ise ikincil gelir kalemine kaydedilmektedir. Bu kalem, istisnai özellik göstermesi nedeni ile genellikle önemsiz bulunmuş ve dış ödemeler bilançosu ile ilgili iktisadi literatürde kendine yer edinememiştir. Bu boşluğu doldurmak amacıyla yapılan çalışmada, ikincil gelir kaleminin Türkiye’nin dış ticaret açığını finanse edici etkisi/etkinsizliği incelenmiştir. 1984-2014 yıllarına ait verilerin analiz edilmesiyle, ikincil gelir kaleminin, Türkiye’nin dışa açıklık oranının düşük olduğu dönemlerde etkili, yüksek olduğu dönemlerde ise etkisiz bir finansman aracı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>JACK LONDON’IN “ALIN TERİ” ADLI ÖYKÜSÜNE MARKSİST BİR ELEŞTİRİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27706</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27706</guid>
      <author>Şahin KIZILTAŞ</author>
      <description>Sanayileşme sürecinin ardından özellikle 19. yüzyıldan ikinci yarısından itibaren kapitalizmin de etkisiyle iş, emek, makineleşme, yabancılaşma gibi kavramlar toplumların ana sorunları arasında yer almıştır. Yokluk ve sefaletin hükmettiği evlerde yaşayıp sağlıksız koşulların egemen olduğu çalışma alanlarında hayatını devam ettirmeye çalışan birey, zaman içinde bedensel, zihinsel ve psikolojik anlamda ciddi sorunlarla karşılaşmıştır. Bir makine gibi sürekli çalışmak zorunda kalan birey kendisine ve diğer insanlara yabancılaşmış ve yaşadığı sorunlardan kurtulmak için kendisinden ve toplumdan kaçışı bir çözüm yolu olarak görmüştür. Sanayileşmenin ve kapitalizmin toplum ve bireyin yaşamını doğrudan etkilediği bu çağda yaşayan Jack London bu ve benzeri sorunlara kayıtsız kalmamış ve bu sorunların birey üzerindeki etkilerini yapıtları aracılığıyla yansıtmıştır. Bu çalışmada Jack London’ın Alın Teri adlı öyküsü Marksist eleştiri yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada bireyin içinde bulunduğu kötü yaşam ve çalışma koşullarına değinilmiş ve bunların neden olduğu fiziksel, zihinsel ve psikolojik yıkım, öykünün Johnny adındaki çocuk kahramanı üzerinden irdelenmiştir. Johnny’nin kötü yaşam koşulları ve çeşitli fabrikaların sağlıksız ortamlarında küçük yaşlardan itibaren zorunlu olarak çalışması Marx’ın emek tanımı doğrultusunda tartışılmıştır. Johnny’nin yıllar boyunca çok çalışmasından ötürü duygusal ve zihinsel yetilerini kaybetmesi ve hem kendisine hem de çevresine yabancılaşarak her şeyden ve herkesten kaçması Marx’ın yabancılaşma tanımı kapsamında ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK KURULUŞU ÇALIŞANLARININ ÖRGÜTSEL ADALET ALGISINI BELİRLEMEYE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27770</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27770</guid>
      <author>Mesut ÇİMEN, Serkan DENİZ , Haluk ÖZSARI</author>
      <description>Çalışanların iş yerindeki kazanımlarına, bu kazanımların dağıtılmasındaki işlemlere, kazanımlarla ilgili bilgilendirilmesine ve yönetici davranışlarına göre oluşan örgütsel adalet algısı sağlık kuruluşları için büyük öneme sahiptir. Emek yoğun hizmet kuruluşları olarak tanımlanan sağlık kuruluşlarında çalışanların algı tutum ve davranışlarının örgütsel adalet ile doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın literatür kısmında örgütsel adalet kavramına ve boyutlarına açıklık getirilmiştir. Çalışmanın araştırma kısmında ise, özel sağlık kuruluşu çalışanlarının algıladıkları örgütsel adalet düzeyi ve örgütsel adalet algılarının demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği ortaya konulmuştur. Araştırma, Ekim 2015 – Ocak 2016 ayları arasında İstanbul, Kocaeli ve Yalova illerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler özel sağlık kuruluşlarında çalışan bireylerden toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak için anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 337 adet anket formu toplanmış; ancak istenilen kriterlere uygun 306 anket formu değerlendirilmeye alınmıştır. Araştırmada elde verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde ve bulguların elde edilmesinde, frekans, yüzde dağılımları, ortalama ve standart sapma hesaplanmıştır. İki bağımsız grubun karşılaştırılmasında Mann Whitney-U testi, ikiden fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında ise, Kruskal Wallis-H testi kullanılmıştır. Kruskal Wallis-H testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı olarak Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda özel sağlık kuruluşu çalışanlarının örgütsel adalet algısının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel adalet algılarının demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğine ilişkin yapılan analizler sonucunda, cinsiyete, yaşa, eğitim durumuna, göreve ve gelir düzeyine göre algılanan adaletin farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLERE GÖRE MATEMATİKSEL ANLAMALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27633</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27633</guid>
      <author>Yasemin KABA, Sare ŞENGÜL</author>
      <description>Piere-Kieren’e göre anlama katmanları üzerinde ileri-geri şeklinde gidip gelmeyi gerektiren kompleks bir hareketin sonucu oluşan matematiksel anlama, kendini yenileyen bir süreçtir. Kompleks yapıdaki bu süreci etkileyen faktörlerin belirlenmesi ise matematiksel anlamayı anlamaya yardımcı olabilir. Bu sebeple araştırmada, ortaokul öğrencilerinin farklı değişkenlere (cinsiyet, sınıf seviyesi, başarı vb.) göre matematiksel anlamalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Çalışma grubunu, Kocaeli ili İzmit ilçesinde bulunan iki devlet ortaokulunda öğrenim görmekte olan 807 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak; “Kişisel Bilgi Formu (KBF)” ve “Matematiksel Anlama Düzeylerini Belirleme Ölçeği (MADBÖ)” kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; kız öğrencilerin matematiksel anlamalarının erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Sınıf seviyesi arttıkça matematiksel anlamanın düştüğü, akademik başarı yükseldikçe matematiksel anlamanın yükseldiği belirlenmiştir. Ders çalışırken yardım alıp almamanın matematiksel anlama üzerinde herhangi bir farklılık yaratmadığı belirlenirken ayrı ders çalışma odasına sahip olmanın bir farklılık yarattığı ortaya çıkmıştır. Çalışma süresi ile matematiksel anlamanın arttığı belirlenirken ideal çalışma süresinin “2 saat” olduğu söylenebilir. Matematiği anladığını düşünen, matematikle ilgili oyunlar oynamayı ve kitap okumayı seven ve gelecekte matematikle ilgili bir işte çalışmayı isteyen öğrencilerin matematiksel anlamalarının diğerlerine göre yüksek olduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Elde edilen sonuçlar ışığında, matematiksel oyunlara matematik derslerinde daha çok yer verilmesinin, öğrencileri kitap okumaya sevk etmenin gerekli olduğu düşünülmekte ve önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEĞERLER EĞİTİMİ YAKLAŞIMLARI VE ETKİNLİK ÖRNEKLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27497</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27497</guid>
      <author>Vedat AKTEPE, Mustafa TAHİROĞLU</author>
      <description>Değerler eğitimi soyut kavramlardan oluşan bir yapıdır ve öğrencilerin bu soyut yapıları içselleştirmeleri zordur. Değerler eğitimi yaklaşımlarından yararlanılarak geliştirilen etkinlik temelli uygulamalar, ilgili değerin öğrenilmesini kolaylaştıracaktır. Bu bağlamda çalışmada, değerlerin çocuklara kazandırılmasına yönelik etkinlik örneklerinin, değerler eğitimi yaklaşımlarından yararlanarak geliştirilmesi ve sunulması amaçlanmaktadır. Yenilenen öğretim programlarında bireylerin yetiştirilmesinde, bilgi, beceri ve davranışlarla donatılmasında yeni öğretim yaklaşımları sunulmuşsa da uygulama boyutunda birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Örneğin; eğitimcilerin, bu yeni yaklaşımları uygulamaya çalışsalar da yeterli derecede kaynağa ve etkinlik örneklerine ulaşmakta bazı sorunlarla karşılaştıkları düşünülmektedir. Oysa, gelişmiş ülkelerde kullanılmakta olan yaklaşımlar ve etkinlikler değerler eğitiminin etkili olmasına katkı sağlamıştır. Bu yüzden, ülkemizde de değerler eğitimi yaklaşımlarının ve etkinlik örneklerinin öğretmenlere tanıtılması değerler eğitimi sürecinin etkili olmasına katkıda bulunacaktır. Sonuç olarak; çalışmamızda, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan "doküman incelemesi" yöntemi kullanılarak bazı değerler eğitimi yaklaşımları incelenmiş ve bu yaklaşımların her birine uygun etkinlik örnekleri geliştirilmeye çalışılmıştır. Etkinliklerin geliştirilmesi aşamasında öncelikle ilkokul 4 sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarındaki üniteler, konular ve kazandırılması planlanan değerler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Daha sonra kazandırılması planlanan değer ile ilgili temel kavramlar, o değerin önemi, gerekliliği vb. bilgilerin kazandırılmasına yönelik süreçler geliştirilmiş, bu süreçlerin devamında ise öğrenenlerin kendi değerlerini doğru bir şekilde seçmelerine ve bu değerleri davranışa dönüştürmelerine yardımcı olmak amacıyla değerler eğitimi yaklaşımlarından “Değer Aktarma”, “Değerlerin Açıklanması (Değer Aydınlanması)”, “Değer Analizi”, “Ahlaki İkilem (Muhakeme)”, “Bütüncül Yaklaşım” ve “Eylem ve Gözlem Yoluyla Öğrenme” gibi yöntemlerden yararlanılarak etkinliklerin değer biçme süreçleri hazırlanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ MEDYALARDAKİ AKIŞ DENEYİMİNİN RİSK ALGISI VE ONLİNE TURİSTİK SATINALMA NİYETİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27720</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27720</guid>
      <author>Akan YANIK</author>
      <description>Turizm ürününün kendine has özellikleri göz önüne alındığında sadece soyut bilgilerle ve vaatlerle değerlendirilmesi ve turistin bu soyut bilgilerle satın alma sürecini yönetmesi zorunluluğu turizm sektörünü bilgi endüstrisiyle bütünleştirmiştir. Yeni medyalar öncesi yalnızca niteliksel bilgileri taşıyan teknolojiler, artık sosyal ve hedonik ihtiyaçları karşılayan bir sistem haline dönüşmüştür. Yeni medyalarla birlikte artık profesyonel içeriktense sosyal içerikleri tercih eden turistler turizm ürününün doğasında olan belirsizliği ve risk algısını azaltmak için sosyal bir onaya ihtiyaç duyarlar. Turistin sosyal onaya olan ihtiyacı onu yeni medyalarla daha yoğun bir akışa götürmektedir. Bu noktada yaşanılan akışın doğru yönetimi ve bu akış sürecinde sosyal içeriklere karşı servis edilen geribildirimler turistin satın alma niyetini pozitif şekilde etki edeceği düşünülebilir. Bu nedenle yapılan araştırma, bilgi yoğun bir endüstri haline dönüşen turizm sektöründe turistlerin satın alma niyetini birinci dereceden etkileyen risk algısı, yeni medya ve akış teorisi ekseninde ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Yeni medyalarda yaşanılan akışın artması turistik risk algısını azalttığı ve satın alma niyetini arttırdığı bulgularla sunulmuştur. Tüm bulgular çok geniş bir sahada yapılan taramalarla multidisipliner boyutta ele alınmış ve karşılaştırılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİBER UZAMIN GÜVENLİKLEŞTİRİLMESİ SÖYLEMİ ARACILIĞIYLA GÖZETİM VE DENETİMİN MEŞRULAŞTIRILMASI: TÜRKİYE, ABD VE AVRUPA BİRLİĞİ ÖRNEKLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27694</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27694</guid>
      <author>Sevda ÜNAL</author>
      <description>İnternet iletişimin güvenliği için değil de iletişimi kolaylaştırılması için tasarlanmıştır. Bu durum geleneksel anlamda güvenlik anlayışına sahip olan ulus devletler açısından yeni sorunlar doğurmuştur. Ayrıca hem genelde toplumsal örgütlenmenin artan karmaşıklığından hem de özelde ortaya çıkan “siber uzam” alanından kaynaklanan yeni güvenlik tehditlerini beraberinde getirmiştir. Enformasyon ve iletişim teknolojilerinin güvenliğine ilişkin sorunlar siber uzamın güvenliğine ilişkin yeni risk ve tehdit tanımlamalarını da beraberinde getirmiştir. Bu yeni risk ve tehdit tanımlamaları siber uzama yönelik güvenlikleştirme söyleminin inşasına yol açmıştır. Siber uzamı güvenlikleştirme söylemi gözetim ve denetim pratiklerinin meşrulaştırılmasının aracı haline gelmiştir. Bu çalışmada risk ve tehdit kavramsallaştırmaları aracılığıyla inşa edilen siber uzama yönelik güvenlikleştirme söyleminin gözetim ve denetim pratiklerini meşrulaştırmadaki rolünün ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda araştırma ABD; AB ve Türkiye’nin siber güvenlik politika belgelerinin analizi aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Politika belgelerinin analizinde hem yazılı ve sözlü dilin sistematik analizinin yapılmasının önemini vurgulayan hem de tarihsel toplumsal bağlamı kapsamlı bir şekilde ele almamıza olanak sağlayan Norman Fairclough’un eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada ABD örneği Başkan Obama döneminde yayımlanan politika belgeleriyle sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda ABD’nin 2009 yılında yayımlanan Siber Güvenlik Politika Değerlendirmesi ve 2011 yılında yayımlanan Uluslararası Siber Uzam Stratejisi, Avrupa Birliği’nin (AB) 2013 yılında yayımlanan AB Siber Güvenlik Stratejisi: Açık, Emniyetli ve Güvenli Bir Siber Uzam ve Türkiye’nin ise 2013 yılında yayımlanan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve 2013-2014 Eylem Planı analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİZM SEKTÖRÜNÜN GELİŞMESİ ÖNÜNDEKİ ENGEL: TERÖRİZM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27731</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27731</guid>
      <author>Sadık SERÇEK, Gülseren ÖZALTAŞ SERÇEK</author>
      <description>Teknolojideki ilerlemeler, seyahatlerin artması ve değişen dünya düzeni terörizmi, yaşanılan dünyanın en önemli ve ciddi uluslararası sorunlarından biri haline getirmiştir. Terörizm, ulusal ve uluslararası gündemde hep önde olan, oldukça karmaşık ve sürekli değişen bir olgudur. Bu çalışmada, turizm sektörü ve turizmin gelişmesi önündeki engel olarak terörizm kavramı incelenmektedir. Terörizm ve turizm sektörü ilişkisi ile ilgili literatür taranarak terörizmin turizm sektörü üzerindeki etkileri, terörizmin destinasyon imajı üzerindeki etkileri, özelde Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde terörizm ve terörizmle mücadele yolları gibi farklı açılardan ortaya konulmaktadır. 2009-2014 yılları arasındaki verilere göre, terörizmin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde faaliyet gösteren turizm işletme belge¬li ve belediye belgeli tesislerde konaklayan turist sayısına etkisi incelenmiştir. Ayrıca 2015 ve 2020 yılı tahminleri yapılarak terörizmin 2015 yılı verilerini nasıl etkilediği ortaya konulmuştur. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan elde edilen veriler, sayısal öngörü yöntemlerinden trend analizi ile ele incelenmiştir. 2009 yılından 2013 yılına kadar turizmde turistlerin geliş sayısının arttığı ancak beklenen sayıya ulaşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır. 2013 yılı verileri incelendiğinde ise beklenenin üzerinde turist sayısına ulaşılmıştır. Bu artışın “Çözüm Süreci”nde ateşkesin başlamasıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesinin yerli turistleri daha fazla çektiği görülmektedir. 2014 yılında ise tahmin edilen sayıya ulaşılamadığı; 2015 yılında 2.273.357 turist gelişi gerçekleşeceği varsayılmaktadır. Ancak 2015 yılının ortasından itibaren çözüm sürecinin bitme eşiğine gelmesiyle 2015’ten itibaren beklenen sayıya ulaşılamayacağı söylenebilir. Sonuç olarak, terörizmin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, yatırımlar, tarım sektörü, turizm sektörü ve sosyal yapı üzerine olumsuz etkiler yarattığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUK HAKLARINA İLİŞKİN ALGI GELİŞİMİNDE ÇOCUK MECLİSİ UYGULAMALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27624</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27624</guid>
      <author>Erdem HAREKET, Kaya Tuncer ÇAĞLAYAN , Hakan DÜNDAR</author>
      <description>Bu çalışma, Ankara Büyükşehir Belediyesi Çocuk Meclisine kayıtlı öğrencilerin, çocuk haklarına ilişkin algılarının gelişimi ve değişimi ile çocuk meclisinde gerçekleştirilen uygulamalar arasındaki ilişkiyi ortaya koyma amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Ankara Büyükşehir Belediyesi Çocuk Meclisi 2014-2015 dönemi meclis üyesi 68 kız, 58 erkek olmak üzere toplam 126 çocuk katılmıştır. Betimleyici tarama modelinde hazırlanan çalışmada, araştırma problemi doğrultusunda çocuk meclisi üyesi çocuklardan konu ile ilgili nitel ve nicel veriler elde edilmiştir. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan ve kişisel bilgi bölümü ile birlikte üç bölümden oluşan ‘Çocuk Meclisi Algı Anketi’ ile elde edilmiştir. Araştırmaya katılan çocukların demografik özelliklerinin betimlenmesi amacı ile frekans ve yüzde hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde, anket maddelerine verilen cevaplar ile değişkenler arasındaki anlamlılık durumlarını belirlemek amacı ile non-parametrik bir test olan Kay-Kare testi kullanılmıştır. Bu istatistik işlemlerin gerçekleştirilmesinde SPSS 15.0 paket programından yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizi ise içerik analizi yöntemiyle yapılmıştır. Araştırmanın nicel bulguları incelendiğinde, bazı anket maddelerine verilen cevapların; cinsiyet, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, okul türü ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdikleri görülmüştür. Araştırmanın nitel bulguları incelendiğinde ise; çocuk meclisi uygulamalarının; çocuk haklarına ilişkin kendilik algısına ilişkin gelişimde, yaşam becerileri gelişiminde ve çocuk haklarına ilişkin kavramsal gelişimde olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırma sonucunda uygulayıcılara ve diğer araştırmacılara bazı öneriler sunulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜTÜPHANEYE YÖNELİK TUTUM ÖLÇEĞİ: GEÇERLİLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27673</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27673</guid>
      <author>Iclal GÖKKUŞ, A.Salih ŞİMŞEK , Esma KURU</author>
      <description>Bu çalışmanda, eğitim fakültesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının kütüphaneye ilişkin tutumlarını belirmek amacıyla “kütüphaneye yönelik tutum ölçeği” geliştirmiştir. Ölçek geliştirmeden önce literatür taraması yapılmış ve beşli likert-tipi taslak maddeler yazılarak uzman görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri doğrultusunda bazı sorular ölçekten çıkarılmış, bazı sorularda düzeltilmiştir. Uzman görüşünden sonra, oluşturulan 25 maddelik taslak ölçek Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesinde farklı bölümlerinde öğrenim gören ve seçkisiz (random) yolla belirlenen 300 öğrenciye uygulanmıştır. Uç değerlerin çıkarılmasıyla kalan 248 veri üzerinden yapılan geçerlik güvenirlik çalışmaları sonucunda tek faktörlü 18 maddelik bir ölçek geliştirilmiştir. Elde edilen verilerin istatistik hesaplamaları SPSS Paket programı ve Lisrel 87 programı ile gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin KMO değeri “,908” ve Bartlett’s testi değerinin ise ”x2=1593,877; sd=153 (p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHİN YENİDEN İNŞÂSI: İBN HALDUN'UN TARİHE ELEŞTİREL, BİLİMSEL VE FELSEFÎ YAKLAŞIMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27692</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27692</guid>
      <author>Muhammet İRĞAT</author>
      <description>İbn Haldun (ö. 1406), klasik İslâm düşüncesini aşan, bu yönüyle de İslâm düşünce tarihinde Gazâlî (ö. 1111)’den sonra ikinci kırılmayı temsil eden, çok yönlü bir tarih filozofudur. İbn Haldun, yaşadığı dönemin hem sosyal hem siyasi hem de ilmî özelliklerini entelektüel bir zeminde yoğurup, özgün bir bilim ve sistemli bir felsefenin kurucusu olmuştur. Onun, kendinden önceki tarihçileri eleştirerek başladığı entelektüel serüveni, tarih ilmini bilimsel ve felsefî bir temelde yeniden inşâ etmesiyle zirveye ulaşmıştır. Eleştirel düşünmenin ne olduğu ile ilgili temel ipuçlarından yola çıkan bu çalışma, tarihin, 14. yüzyıl İslâm filozofu İbn Haldun tarafından eleştirel, bilimsel ve felsefî bir yaklaşımla nasıl ele alındığını ve hangi düşünsel zeminde bir bilim ve bir felsefe olarak yeniden inşâ edildiğini analiz etmeyi hedeflemektedir. Çalışmanın kilit kavramı, “umrân”dır. Umrân, İbn Haldun’un Mukaddime’de kullandığı ve ilim dünyasına kazandırdığı özgün kavramlardan yalnızca biridir. İbn Haldun’un, geliştirmiş olduğu “umrân teorisi”, umrânın, hem tarihe uygun bir usûl ilmi olarak temellendirilmesini hem de bir tarih ve toplum metafiziği olarak tarihin anlaşılmasını içermektedir. İbn Haldun, eleştirel bir bakışla yöneldiği tarih alanında, kendinden önceki hiçbir düşünürün ulaşamadığı sonuçlara ulaşmış ve tarihi, kendine özgü bir usûl ilmi (ilm-i umrân) olan müstakil bir bilim olarak tesis etmiştir. O, aynı zamanda tarihin, hikmet değeri taşıyan üstün bir bilim olduğunu belirtmiş ve tarihselci bir yaklaşımla, kendine özgü bir kavramsal çerçeve ve metodoloji ekseninde onu, felsefî bir konu olarak sistemleştirmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLİZCE ÖĞRETMENLİĞİ ADAYLARI VE ÖĞRETMEN YETERLİK ALGISI KAVRAMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27699</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27699</guid>
      <author>Umut M. SALİHOĞLU, Serkan GÜRKAN</author>
      <description>Öğretmen öz-yeterliliği kavramı, öğretmenlerin meslekleri içinde tanımlanmış olan görevleri tamamlama yetileri hususundaki şahsi yargıları üzerinde oldukça önemli bir rol oynayan çok yönlü bir yapıdır. Öz yeterlik kavramının gelişiminin izleri öğretmenlerin öğretmen adaylığı döneminde aldıkları eğitim ve bu eğitimi değerlendirmedeki bakış açılarında gözlenebilmesi mümkündür. Yapılan mevcut çalışmada İngilizce Öğretmenliği bölümünde okuyan öğretmen adaylarının öğretmen öz-yeterlikleri hakkındaki inançları üzerine odaklanılmıştır. Çalışmaya büyük bir Türk üniversitesinde İngilizce Öğretmenliği bölümünde okuyan 34 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Tschannen-Moran ve Woolfolk Hoy (2001) tarafından geliştirilmiş olan “Öğretmen Öz-yeterlik Algı Ölçeği”nin uzun formu kullanılmıştır. Ölçek kullanımıyla elde edilen bulgular, İngilizce Öğretmenliği adaylarının yüksek seviyede öğretmen özyeterlik algısına sahip olduklarını ortaya koymuştur. Verilerin detaylı incelenmesi sonucunda kadın ve erkek öğretmen adayları açısından cinsiyetin öz-yeterlik inanç seviyesi için bir belirteç olmadığı görülmüştür. Katılımcılar yapılan odak grubu çalışmasında da, mevcut koşullarını oldukça açık bir şekilde yorumlayabildiklerini söylemişler ve kendilerinin yeterlik inançlarını desteklerini düşündükleri aday öğretmen yetiştirme programının birçok bileşeninden memnun olduklarını belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra öğretmen adayları öğretim programları boyunca almış oldukları derslerin ve yapmış oldukları uygulamaların dil öğrenimi ve öğretimi hakkında daha önceden sahip oldukları inanç ve düşüncelerinin yeniden şekillendirilmesine yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Çalışma özyeterlik kavramıyla ilgili öğretmen adaylarıyla gelecekte yapılabilecek çalışma öneriyle son bulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARININ ÖĞRENME YAKLAŞIMLARI İLE AKADEMİK BENLİK YETERLİKLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27713</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27713</guid>
      <author>Yavuz SÖKMEN, Durmuş KILIÇ , Ali Fuad YASUL</author>
      <description>Bu çalışmanın temel amacı sınıf öğretmeni adaylarının öğrenme yaklaşımlarını belirlemek ve sahip oldukları öğrenme yaklaşımı ile akademik benlik yeterlikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada ayrıca tercih edilen öğrenme yaklaşımı ile akademik başarı arasındaki ilişki de araştırılmıştır. Araştırmada genel tarama modellerinden betimsel ve ilişkisel tarama modelleri kullanılmıştır. Araştırmaya Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Sınıf Öğretmenliği bölümünde öğrenim görmekte olan 239 dördüncü sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Ders Çalışma Süreci Ölçeği (R-SPQ-2F) ve Akademik Benlik Yeterliği Ölçeği (ABYÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde SPSS 17.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin tercih ettikleri öğrenme yaklaşımı cinsiyet değişkenine göre anlamlı olarak değişmezken bulundukları sınıf düzeyine göre değişmektedir. Birinci ve dördüncü sınıfta okuyan öğrenciler daha çok derin öğrenme yaklaşımını tercih ederken ikinci ve üçüncü sınıfta okuyan öğrenciler ise daha çok yüzeysel öğrenme yaklaşımını benimsemektedirler. Ayrıca araştırma sonuçları, akademik başarının tercih edilen öğrenme yaklaşımına göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Çalışmanın sonucuna göre derin öğrenme yaklaşımını benimseyen öğrenciler akademik olarak daha başarılıdırlar. Yapılan regresyon analizi sonucunda akademik benlik yeterliğinin öğrenme yaklaşımına ait toplam varyansın %12’ sini açıkladığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜRESEL REKABETİN SPOR ENDÜSTRİSİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27701</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27701</guid>
      <author>Hüseyin Çağdaş BATMAZ, Fethi YILDIRIM , Mustafa KARADAĞ</author>
      <description>Küresel rekabetin spor endüstrisi üzerindeki etkisini incelemek bu araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Rekabetin daha geniş bir alana yayılmasıyla birlikte küreselleşme kavramı hayatımıza yerleşmiştir. Aynı zamanda bu kavram hayatımızın her alanını yakından etkilemiş, ülke endüstrilerine yön vermiştir. Bu bağlamda spor endüstrisi de küreselleşme kavramına göre kendini yeniden dizayn etmiştir. Küreselleşme ile değişen rekabet koşulları firmaları etkilemiş ve onları farklılaştırmaya yönlendirmiştir. Böylece firmalar mal, bilgi ve hizmet üretmenin yanında değişen rekabet koşullarını da dikkate alıp kendi amaçları ile rakip firmaların amaçlarını harmanlayacak bir şekilde geleceğe yönelik planlar oluşturma yoluna gitmişlerdir. Bu planlama kapsamında firmalar, spor sektörüyle farklı şekillerde ilişki kurmuş ve işletmeler spor kulüplerine sponsor olmuştur. İşte burada küresel rekabet, spor endüstrisi üzerindeki etkisini ortaya koymuştur. Yöntem olarak bu çalışmada, küresel rekabet ve spor endüstrisi kavramları ile ilgili olarak literatür taraması yapılmış ve elde edilen bilgiler, spor endüstrisiyle ilişkilendirilerek çalışmanın amacına yönelik çıkarımlar sunulmuştur. Araştırma sonunda elde edilen sonuçların sporda küresel rekabet ve spor endüstrisi konularında yapılacak olan çalışmalara kaynaklık etmesi beklenmektedir. Sonuç olarak bu araştırmada, küresel rekabetin spor endüstrisi üzerindeki etkisi tespit edilip bu etki parasal ve sayısal değerlerle ifade edilmiştir. Ayrıca bu rekabetin spor endüstrisinde hizmetlerin gerçekleşmesine olanak sağladığı ve bu rekabet ortamında insanlara daha kaliteli mal ve hizmetlerin sunulduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ SORGULAMA BECERİ DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ VE SORGULAMAYA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27725</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27725</guid>
      <author>Zeynep NALAN YILMAZ, Özge AYDIN ŞENGÜL</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının sorgulama beceri düzeyleri ve sorgulamaya ilişkin görüşlerinin belirlemesidir. Nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı araştırmada; nicel veriler Karademir (2013) tarafından geliştirilen “Sorgulama Becerileri Ölçeği”, nitel veriler ise araştırmacılar tarafından geliştirilen “görüşme formu” ile toplanmıştır. Görüşme formunun geliştirilmesi sürecinde, alan yazında bu konuda yapılan çalışmalar taranmış ve araştırmacıların deneyimlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda öğretmen adaylarının sorgulama beceri düzeyleri ve bu becerileri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı; nitel boyutunda ise öğretmen adaylarının sorgulamaya ilişkin görüşleri derinlemesine incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Hakkari Üniversitesi Eğitim Fakültesi farklı anabilim dallarında öğrenim görmekte olan 79 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Ayrıca bu gruptan gönüllülük esasına göre seçilen için 13 öğretmen adayı ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde betimsel istatistik hesaplamaları yapılmıştır. Öğretmen adaylarının ölçek maddelerine verdikleri cevapların cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek üzere t-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında öğretmen adaylarının görüşlerinin derinlemesine ortaya çıkarılması amacıyla sorular odak grup olarak yöneltilmiş ve görüşme yaklaşık olarak 34 dakika sürmüştür. Görüşmelerden elde edilen veriler “içerik analizi” ile analiz edilmiştir. Yapılan görüşmelerde öğretmen adaylarının izni ile ses kaydı alınarak analizin ilk aşamasında bu kayıt birkaç kez dinlenmiştir. Nicel verilerden elde edilen bulgular doğrultusunda ölçekte yer alan “bilgi edinme”, “bilgiyi kontrol etme” ve “özgüven” boyutlarından ve ölçekte yer alan maddelerden yola çıkılarak öğretmen adaylarının görüşleri içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır. Belirlenen tema ve alt temalara ilişkin veriler tablolaştırılmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının görüş örneklerine yer verilmiştir. Öğretmen adaylarının sorgulama beceri düzeylerinin “çoğunlukla” seviyesinde olduğu sonucuna ulaşılarak, bu sonucu görüşleriyle destekledikleri belirtilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CİTTASLOW HAREKETİ VE TARİHSEL KENTLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27313</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27313</guid>
      <author>Özlem ATALAN, Elif SÜYÜK MAKAKLI</author>
      <description>Sakin (Yavaş) Şehirler (Cittáslow), hızlı yaşam alışkanlıklarının sebep olduğu yok olma ve bozulmalara karşı, bir koruma olarak ortaya çıkmıştır. Tarihi, kültürel ve doğal mirasa saygılı; küçük ama yaşam kalitesi büyük kentler, Cittaslow (Sakin Şehir) hareketinin temel noktasını oluşturmaktadır. Sakin Şehir hareketi, İtalya’da başlamış 10 yıl gibi bir süre içinde farklı bir şehir ve yaşam modeli olmuştur. En önemli hedefi yerel toplumun ve ziyaretçilerinin yaşam kalitesini yükseltmek olan Sakin Şehirler, kısa zamanda uluslararası bir ağ haline gelmiştir. Sakin Şehir yaklaşımı, ülkemizde saklı sayısız tarihi ve kültürel zenginliği ortaya çıkarmada bir model olabilecektir. Sakin Şehir perspektifiyle gerekli kriterleri taşıyan yüzlerce şehrimiz Cittaslow birliğine kabul edileceklerdir. Besni (Adıyaman) doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel zenginlikleri, kırsal alan kültürü, özgün bir siluete sahip, sakin ve huzurlu dokusu ile bu anlamda yola çıkılabilecek Güney Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki ilçelerden biridir. Bu çalışmada; Cittaslow prensipleri kapsamında, Besni ilçesinde herkes için kent yaşam kalitesinin artırılması, çevre ve kültürel değerlerin korunması incelenecektir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>11 EYLÜL SONRASI ORTADOĞU’DA DİN, TERÖR VE SİYASET: MÜSLÜMAN KARDEŞLER ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27649</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27649</guid>
      <author>Pakize TOPAK, Erkan ERTOSUN</author>
      <description>Müslüman Kardeşler Örgütü İslami esasların devlet ve toplum yapısına yansıtılması amacıyla kurulmuştur. Kimileri tarafından terör örgütü, kimileri tarafından radikal İslam’ın bir enstrümanı olarak değerlendirilen örgüt, halifesiz kalan Sünni Müslüman cemaatin liderlik çırpınışlarına bir çözüm olarak kurgulanmışsa da, esasen sömürge sonrası bağımsızlıklarına kavuşan Müslüman halkların umudu olarak görülmüştür. Hıristiyan dünyanın Müslüman ülkeler ve halklar üzerindeki tahakkümüne bir son verme amacıyla yola çıkan örgüt, tüm Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı şekillendirmeye çalışan Batılı zihniyete karşı bir direniş cephesi oluşturmuş ve çeşitli ülkeleri doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemiştir. Bu etkileşim bazı ülkelerde öyle etkili olmuştur ki, Hama-Humus olayları örneğinde görüldüğü gibi, tepki Müslüman Kardeşler Örgütü’nü ve onu destekleyenleri ortadan kaldırmaya kadar varmıştır. Bu tarz gelişmelerle paralel olarak, kimi zaman yer altına çekilen, kimi zaman da en belirgin haliyle faaliyetlerine devam eden Müslüman Kardeşler Örgütü, son olarak Mısır’da Cumhurbaşkanlığı düzeyinde temsil hakkı elde edebilmiş bir örgüt haline gelmiştir. Söz konusu çalışmanın temel sorusu, Müslüman Kardeşler Örgütü terörü savunan silahlı bir direniş örgütü mü yoksa silahtan tamamen uzak kalarak sadece tebliğ/davet yöntemi ile hareket eden barışçıl toplumsal ve siyasi bir yapılanma mıdır? Temel argümanı ise, zaman zaman terör örgütü ya da radikal İslam’ın uygulayıcısı/destekleyicisi olarak görülen, genelde Orta Doğu, özelde ise Mısır politikalarında etkili bir aktör olarak dikkati çeken Müslüman Kardeşler Örgütü’nün kuramsal yapı ve pratik uygulamalarının tebliğ/davet yöntemi üzerine oturtulduğudur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


