






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2016 Sayı  46</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=583</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>PARÇALANMIŞ VE TAM AİLEYE SAHİP ERGENLERİN AKADEMİK BAŞARI, ÖZNEL İYİ OLUŞ VE YALNIZLIK DÜZEYLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27850</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27850</guid>
      <author>Recep KOÇAK, Emel TATAY</author>
      <description>Ergenlik çocukluk ile yetişkinlik arasında geçiş dönemidir ve bu dönemde birey bedensel, bilişsel, duygusal, sosyal ve cinsel yönden hızlı bir değişim içine girer. Yapılan alan yazın taramasında ergenler ile ilgili birçok araştırma yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak parçalanmış ve parçalanmamış ergenleri akademik başarı, öznel iyi oluş ve yalnızlık düzeylerini birlikte ele alan bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu çalışmada parçalanmış ve parçalanmamış aileye sahip ergenlerin akademik başarı, öznel iyi oluş ve yalnızlık düzeyleri açısından karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Bu çalışmanın evrenini 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi liselerde 9, 10. 11, ve 12. sınıfta öğrenim görmekte olan tüm öğrenciler oluşturmaktadır. Bu araştırmanın çalışma gurubunu iç Anadolu bölgesinde bir ilden kolayda örneklem yolu ile seçilen 162 erkek ve 145 kız olmak üzere toplamda 307 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma da veri toplama araçları olarak; Tuzgöl- Dost (2004) tarafından geliştirilen Öznel İyi Oluş Ölçeği, aslı DiTommaso, Brannen ve Best (2004) tarafından geliştirilen ve daha sonra Çeçen (2007) tarafından Türkçe’ye uyarlanan SELSA ölçeği ve ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için “İlişkisiz Örneklemler İçin t–testi” ve “Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon” analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; araştırmaya katılan öğrencilerin akademik başarı düzeyleri ile toplam yalnızlık düzeyleri arasında [r= .16 p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALİL CİBRAN’IN ERMİŞ ADLI ESERİNDE PANTEİZM ALGISI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27824</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27824</guid>
      <author>Bülent Cercis TANRITANIR</author>
      <description>Panteizm, dini ve kısmen de doğaüstü bir fikir olarak tanımlanır. Bu terim duyulduğu zaman ‘Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı’dır’ anlayışı ortaya çıkar. Panteizm Tanrı’nın kendisidir veya Tanrı doğasının kendini ifade etme şeklidir. Evrene verilen önem Panteizm yoluyla keşfedilir ve Panteizmin özünde doğal dünya üzerine yoğun bir odaklanma vardır. Lübnan vatandaşı olup Amerika’da yaşayan Cibran kısa bir hayat sürmüştür fakat insan ruhu üzerine yazdığı çalışmalarıyla birçok insanı etkilemiştir ve hala etkilemektedir. Cibran birçok eser üretmiştir fakat Ermiş bütün eserlerin özünü vermektedir. Ermiş, doğunun Nietzsche’si olarak bilinen Cibran’ın en ünlü kitabı olarak bilinir. Mustafa ve Orphalese halkı arasında geçen 26 şiir eserde sunulur. Bu makale Panteizmin Halil Cibran’ın Ermiş adlı eserinde nasıl yer edindiğini göstermektedir. Sosyal bir yeniliklçi ve aynı zamanda isyankar olan Cibran bu eserinde sosyal bir doğa kurup onun aracılığıyla Panteizm anlayışını sunmaktadır. Cibran kendini gerçekleştirme eylemine, onunla birlikte de sakinlik ve huzura ulaşmak için uğraşır. Ermiş’in kahramanı olan Mustafa’nın da dahil olduğu Cibran kahramanları insanoğluna öğütler veren çılgın Tanrılar olarak sunulmaktadırlar. Bu çalışmada, Cibran’ın Tanrı ve Panteizm anlayışlarını nasıl tanımladığı açıklanmaktadır. Karanlık kalan kısımların aydınlatılması amaçlanmış ve aydınlık bulunursa, Tanrı’nın da bulunacağı vurgulanmıştır. Bu makale, Tanrı ve Tanrı’ya duyulan aşk aracılığıyla bireylerin ruhuna derin bir bakış sunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜÇ FARKLI LİSE ÖĞRENCİLERİNİN MESLEKİ OLGUNLUK SEVİYELERİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER YARDIMIYLA KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27752</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27752</guid>
      <author>Mehmet Kayhan KURTULDU, Çağlar BAKIOĞLU</author>
      <description>Lise öğrencilerinin mesleki olgunluk düzeyleri, gelecekte tercih edecekleri mesleği seçme sürecinde ne kadar sağlıklı kararlar verebilecekleri açısından önemlidir. Bu çalışmada üç farklı lisede öğrenim gören öğrencilerin mesleki olgunluk düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma çerçevesinde Güzel Sanatlar Lisesi, Turizm Meslek Lisesi ve Anadolu Lisesi öğrencilerinin mesleki olgunluk seviyeleri sınıf ve cinsiyet değişkeni de dâhil edilerek karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmada ilgili liselerin 11. ve 12. sınıflarında okumakta olan toplam 600 öğrenciye Kuzgun ve Bacanlı (2005) tarafından geliştirilmiş olan “Mesleki Olgunluk Ölçeği” uygulanmıştır. Uygulamadan elde edilen veriler ilgili ölçeğin uygulama esaslarına göre puanlanmış ve karşılaştırmalar için istatistik işleme tabi tutulmuştur. Ölçüm sürecinde verilerin normal dağılım göstermemesi sebebiyle U testi ve H testi karşılaştırma ölçümlerinde tercih edilmiştir. Karşılaştırma sonuçlarına göre Güzel sanatlar Lisesi öğrencilerinin mesleki olgunluk düzeylerinin diğerlerine göre daha iyi olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan sınıf düzeyine göre yapılan ölçümlerde anlamlı fark oluşmamış, cinsiyet düzeyinde ise kız öğrencilerden yana fark oluşmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEHTER GELENEĞİNİN YAŞAYAN KİMLİĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27778</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27778</guid>
      <author>Timur VURAL</author>
      <description>Elimizdeki belgeler ışığında, Türk askerî müzik geleneği, 2500 yıl öncesine dayandırılabilmektedir. Bu gelenek günümüze kadar farklı kadrolar ve gelenekler dâhilinde her daim yaşatılmıştır. Osmanlı dönemine gelindiğinde, mehter adı altında karşımıza çıkan bu kültür, oldukça sağlam bir teşkilat yapısına kavuşmuştur. Saraylardaki kılıç kuşanma törenlerinden, sıradan halkın sünnet törenlerine kadar tüm önemli anlarda konserleri ile halkın sevgilisini kazanmıştır. 1826 yılında yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla bu ocağın bir parçası olan mehter teşkilatı da zaman içinde kaybolmuş ve halkın hafızasından uzaklaşmıştır. 1914 yılında Celal Esad Bey’in çabaları ile tekrar tanıtılan mehter takımı zaman içinde günümüzdeki şeklini almıştır. Bu araştırma kapsamında, ülkemiz genelinde sahne alan elli adet mehter takımının, kıyafetlerinin, enstrümanlarının ve müziklerinin Osmanlı dönemi mehter kimliği ile olan ilişkisi ele alınmıştır. Yapılan taramalar sonucunda günümüz mehter yapılanmasının yoğunlukla belediye mehterciliği kapsamında şekillendirildiği görülmüştür. Belediyelerin taşıdıkları siyasal kimlikler ile mehter takımı kurulması arasında ilişki olduğu görülmüştür. Ülkemiz genelinde günümüz modern kimliğinin bir yansıması olarak; kadın mehteri, karma mehter, çocuk mehteri, engelli mehteri ve zenci mehteri gibi farklı yapılardaki mehter türlerine rastlanmıştır. Ayrıca, günümüz mehter takımlarının kıyafet, çalgı tipi ve icracı sayıları açısından kültürel mirası yansıtmaktan uzak olduğu tespit edilmiştir. Tarihi mehter çalgılarının dışında olan, ney ve trompet gibi çalgıların bu toplulukların kadrosunda yer almaya başladığı görülmüştür. Mehterin geleneksel anlamda taşıdığı rol tartışılarak, daha iyi yansıtılmasına yönelik öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNİN TELEVİZYON İZLEME PRATİKLERİNİN KULLANIMLAR VE DOYUMLAR YAKLAŞIMI BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27871</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27871</guid>
      <author>Adem DOĞAN, Tülay ERTAN</author>
      <description>Kitle İletişim araçlarından olan televizyon, yeni medyanın gelişimiyle birlikte popülerliğini yitirmiş olsa da, günümüzde hala en çok tercih edilen kitle iletişim araçlarından biridir. Tematik kanalların yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle çocuk izleyiciler için televizyon daha da önemli hale gelmiştir. Uzmanlaşmış içerik sunan kanallarda, çocukların hayal dünyası dikkate alınarak programlar hazırlanmaktadır. Bu çalışma, çocukların hangi motivasyonlar doğrultusunda ekran başına geçtiği sorunsalından hareketle hazırlanmıştır. “Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı” bağlamında hazırlanan çalışmada, anket yöntemi kullanılmıştır. Elazığ ili evreninde, farklı bölgelerden dört ilkokul örneklem olarak belirlenmiştir. Anket sonucu ulaştığımız veriler, çocukların eğlenmek, bilgilenmek, rahatlamak ve boş zamanlarını değerlendirmek gibi motivasyonlarla televizyon izlediklerini göstermektedir. Bununla birlikte, çocuklar açısından televizyon izlemenin hayal dünyasını geliştirmek ve eğlendirmek gibi yararları olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>UYGULAMA DERSLERİNİ YÜRÜTEN ÖĞRETİM ELEMANLARININ EĞİTİM-ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİNİN ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ DOĞRULTUSUNDA DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27890</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27890</guid>
      <author>Aylin ÇELEN, Hakkı ÇOKNAZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda öğrenim gören öğrencilerin görüşleri doğrultusunda öğretim elemanlarının uygulama derslerindeki eğitim-öğretim etkinliklerinin değerlendirilmesidir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma 287 öğrenci ile beş uygulama dersi (basketbol, voleybol, hentbol, yüzme, genel cimnastik) üzerinde yürütülmüştür. Çalışmaya katılan öğrencilere uygulama derslerini aldıkları dönem sonunda, araştırmacılar tarafından geliştirilen “Uygulama Dersi Yürüten Öğretim Elemanı Değerlendirme Anketi” uygulanmıştır. Elde edilen veriler cinsiyet, bölüm, sınıf ve alınan uygulamalı ders değişkenleri açısından karşılaştırılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans (f), yüzde (%), ortalama ( ), standart sapma (ss), bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi ve Tukey testinden yararlanılmıştır. İstatistiksel işlemlerde anlamlılık düzeyi, çalışma öncesi p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARAPÇADA SES YANSIMALI SÖZCÜKLERE GENEL BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27884</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27884</guid>
      <author>Derya Adalar SUBAŞI</author>
      <description>Canlı ve cansız varlıklardan çıkan seslere benzetilerek oluşturulan ve ses yansımalı olarak isimlendirilen sözcükler genel olarak birçok dilde sayıca çok az olsa da, Arapça ve Türkçe gibi dillerde bu sözcüklerin daha çok olduğu görülür. Ses yansımalı sözcükler kulağa hoş gelen o kendilerine özgü tınıları ve anlatıma kattıkları etki dolayısıyla daima kullanılmış ve ilgi çekmiştir. Arapça gerek kullanım bakımından, gerekse bu sözcüklerin sözlükselleştirilmesi bakımından fazlasıyla ses yansımalı sözcük barındıran bir dildir. Öyle ki bu dilde ses yansımalı sözcüklerin bir araya getirildiği müstakil çalışmalar da bulunmaktadır. Ses yansımalı sözcüklere ait veri tabanını oluşturmakta büyük ölçüde kendisinden faydalanacağımız Mu’cemu’l-Asvat (Sesler Sözlüğü) adlı sözlük 261 farklı başlık altında 2189 adet ses yansımalı sözcük barındırmaktadır. Yine Mu‘cemu’l-Asvât adında başka bir müstakil çalışmada 265 başlıkta 1372 ses yansımalı sözcük bulunmaktadır. Görüldüğü üzere Arapçada ses yansımalı olan sözcükler geniş bir kullanım alanına yayılmıştır. Öyle ki aynı kavram alanı içinde bulunan ve varlığın farklı durumları için kullanılan birçok ses yansımalı sözcük de bulunmaktadır. Bu çalışmaların incelenmesi neticesinde bu makalede Arapçada bulunan bazı kavram alanlarına ait ses yansımalı sözcük adlandırmaları ve bu sözcüklerin çeşitliliği üzerinde durulacak, bu sözcüklerin yansıttığı anlamın Türkçede kullanımı ya da karşılığı olup olmadığı değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE ULUSAL VE YEREL GAZETELERİN TWITTER KULLANIMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27879</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27879</guid>
      <author>Duygu Dumanlı KÜRKÇÜ</author>
      <description>Sosyal medya, ulusal ve yerel gazeteler açısından önemli bir mecra haline gelmiştir. Sosyal medya, haberin daha fazla okuyucuya ulaşması, haber hakkında yapılan yorumların paylaşılması açısından avantajlara sahiptir. Dijital bir ortam olması, sosyal medyanın gazeteler için haber yayılımı açısından uygun bir ortam olmasını sağlamaktadır. Günümüzde sosyal medya ile birlikte okuyucular daha fazla habere ve haberlerin içeriğine yönelik daha fazla ayrıntılı bilgiye ulaşabilmektedirler. Sosyal medya, gazetecilerin haber kaynaklarına ulaşmalarından haberlerin okuyuculara sunulmasına, okuyucuların gazeteciler ile arasında olan iletişimine kadar pek çok şeyi değiştirmiştir. Kamusal iletişimin en önemli formu olarak düşünüldüğünde, sosyal medyanın haber üretim ve dağıtım süreçlerini daha demokratik, katılımcı, çoksesli ve özgür hale getirebilme potansiyeli vardır. Bu çalışmada ilk olarak sosyal medyanın, bir haber ortamı olarak etkinliği, ulusal ve yerel gazete kuruluşları tarafından kullanımı ve gazeteciliğin geleceği konusundaki rolü incelenmiştir. Sonrasında ülkemizdeki ulusal ve yerel gazete kuruluşlarının, takipçilerine haber aktarma konusunda Twitter kullanım düzeylerini belirlemek amacıyla bir içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla 7-20 Aralık 2015 tarihleri arasında Türkiye’de önde gelen 8 ulusal gazete ile Eskişehir ilinde yer alan 5 yerel gazetenin Twitter kullanımı analiz edilmiştir. Ayrıca ulusal ve yerel gazetelerin yıl bazında Twitter hesaplarındaki tweet ve takipçi durumları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, yerel gazetelerin Twitter üzerinden genellikle faaliyette bulundukları şehir ile ilgili yerel haberleri takipçilerine aktardıkları ve Twitter’ı bir haber mecrası olarak ulusal gazeteler kadar etkin biçimde kullanmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ BİN YIL KIBRIS TÜRK ŞİİRİNDE ORTAK DUYGULANMA, BARIŞ VE BİRLİK SÖYLEMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27839</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27839</guid>
      <author>Erol SAKALLI</author>
      <description>Kıbrıs Türk edebiyatı, Barış Harekâtı öncesinde doğal olarak yaşadığı siyâsî ve kültürel baskıların, ayrıştırıcı ve ötekileştirici politikaların karşısında “bağımsızlık” teminin hâkim olduğu bir süreç yaşamıştır. Bu doğal sürecin 1974 Barış Harekâtıyla “özgürlük” bilincine evrilmiş olması, Kıbrıs Türk edebiyatında “birlik ve barış” gibi temaların da yoğunlaşmasına vesile olacaktır. Her iki süreci bizzat yaşayan ediplerin yanı sıra, 1974 öncesini ebeveynlerinin anlattıkları ile içselleştiren günümüz şair ve yazarları da bu çok uzak olmayan ve acılarla dolu mücadelenin edebiyattaki sözcüsü olmaya devam etmişlerdir. Kıbrıs Türk edebiyatının tematik yapısında lirizmden didaktik unsurlara, pastoral öğelere uzanan yelpazede birçok konu zenginleşerek varlığını sürdürürken onu alttan alta besleyen epik duruşun izlerini öteden beri sürdürmektedir. Kıbrıs Türk şiirindeki bu çeşitlilik aynı zamanda Kıbrıs Türklerinin sadece kendi içlerine kapalı bir toplum olmayıp tüm Türk dünyasının ortak duygularına sahip olmasından da kaynaklanmaktadır. Kıbrıs Türkleri de diğer Türk toplulukları gibi genel anlamdaki Türk dünyasının bir parçası olmanın şuurunu ve gururunu şiirlerinde yansıtmaktadır. Biz bu çalışmamızda, çağdaş Kıbrıs Türk şiirinden örneklerden yola çıkarak Kıbrıs Türk’ünün barış, birlik ve tüm Türk dünyasının ortak duygulanma alanına bakış açısını ortaya koyacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİLAFETİN KALDIRILMASI SONRASI PATRİKHANELER VE HAHAMBAŞILIK TARTIŞMALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27828</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27828</guid>
      <author>Ersin MÜEZZİNOĞLU</author>
      <description>Hilafetin kaldırılması beraberinde kurumsal olarak benzer işlevlere sahip olan ve öteden beri Türkiye’ye yönelik aleyhte faaliyetleri müşahede edilerek birer “fesat” ve “ihanet” ocağı olarak değerlendirilen ve bu mazilerinden dolayı Lozan Konferansında Türk Heyetinin ısrarla ülkeden çıkarılmaları için çaba göstermesine rağmen bazı kayıtlarla kalmalarına müsaade edilen patrikhaneler ile hahambaşılık kurumlarının de kaldırılmaları veya sınır dışı edilmeleri ile ilgili propaganda ve kampanya zeminini yaratmıştır. Bu doğrultuda bilhassa basında görülen bu teşebbüsler bir süre devam ettirildi ise de hükümetin destek vermemesi üzerine gündemden düşmüştür. Zira Hilafet müessesesinin kaldırılması ile birlikte bir fırsat olarak telakki edilebilecek söz konusu müesseselerin kapatılması veya sınır dışı edilmeleri konusu Türkiye’nin Lozan Barış Konferansında ve Lozan Barış Antlaşmasında vermiş olduğu taahhütleri ihlal etmesi anlamına gelmektedir. Ayrıca meselenin gündemi meşgul ettiği o günlerde Lozan Barış Antlaşması henüz tüm taraflarca-başta İngiltere olmak üzere- tasdik edilip yürürlüğe girmemiştir. Türkiye’nin arzusu ve amacı bu sürecin daha fazla uzamaması ve bir an önce tamamlanmasıdır. Bu nedenle söz konusu teşebbüsler yalnız dönemin bazı gazetelerinin neşriyatıyla sınırlı kalmıştır. Resmî çevrelerce mahzurlu görülüp tasvip edilmemiştir. Netice böyle olmasına karşın yaşanan tartışmalar patrikhaneleri ve hahambaşılığı akıbetleri noktasında bir hayli endişeye sevk etmiştir. Muhtelif gerekçeler öne sürerek kendilerini müdafaa etmelerine ve Türkiye’ye sadakatlerini izhar etmelerine yol açmıştır. Bu çalışmada, Hilafetin kaldırılması sonrası patrikhaneler ve hahambaşılığın da kaldırılması veya sınır dışı edilmeleri ile ilgili propaganda ve kampanyaların ortaya çıkışı ve akıbeti incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AVRUPA BİRLİĞİ MÜZAKERE SÜRECİNDE TÜRK KAMU YÖNETİMİNİN AVRUPALILAŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27883</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27883</guid>
      <author>H. Kutay AYTUĞ</author>
      <description>Avrupa, Osmanlı İmparatorluğundan günümüze Türk modernleşmesinde önemli bir referans olmuştur. Cumhuriyetin kuruluşundan beri modern Türkiye’nin merkezinde yatan Avrupa değerleri toplumsal hayatta ve kamu yönetiminde gerçekleşen hemen her dönüşümü etkilemektedir. Bu çalışma 2000 sonrası yaşanan Türk Kamu Yönetimindeki Avrupalılaşma üzerine odaklanmaktadır. Bu amaçla çalışma ilk olarak kavramsal ve kuramsal çerçeve çizmek için, “Müzakere”, “Avrupalılaşma”, “Çok Düzeyli Yönetişim” ve “Avrupa Yönetsel Alanı” kavramlarını açıklamaktadır. Daha sonra Avrupa Birliği ülkelerindeki kamu yönetiminin Avrupalılaşmasına odaklanmaktadır. Bu amaçla Yunanistan ve Polonya’da yaşanan kamu yönetiminin Avrupalılaşmasının tarihsel arka planı özetlenmektedir. İzleyen bölümde 1963’den, Türkiye’ye adaylık statüsünün verildiği 1999 Helsinki Zirvesine kadar geçen süreçteki Türk Kamu Yönetiminde yaşanan kurumsal dönüşümü göstermek için kısa bir özet verilmektedir. Daha sonra çalışma 2000 sonrası kurumsal ve yasal dönüşüm hakkında oldukça detaylı bir özet sunmaktadır. Bu bölümde ilk olarak Kopenhag Siyasi Kriterlerini karşılamak amacıyla 1999 ve 2005 arasında gerçekleştirilen reformlara Komisyonun İlerleme Raporları ve Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği Bakanlığı’nın resmi dokümanları çerçevesinde odaklanılmaktadır. Daha sonra, Ekim 2005 sonrasındaki müzakere sürecinde gerçekleşen dönüşüm ve açılan müktesebat başlıkları ortaya konulmaktadır. Son olarak bu çalışma Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 2010 yılında neredeyse durma aşamasına gelmiş müzakere sürecinin, Suriye krizi ve Türkiye üzerinde Avrupa Birliği ülkelerine giden göçmenler yüzünden yeniden hızlanarak devam edeceğini öngörmektedir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖRSEL SANATLARDA ÜSTÜN YETENEKLİ ÖĞRENCİLERİN YETENEK GELİŞİMLERİ VE EĞİTİM YAKLAŞIMLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27885</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27885</guid>
      <author>Mehmet Ali GENÇ</author>
      <description>Farklı özellik ve gelişim aşamaları gösteren görsel sanatlar alanında yetenekli öğrencilerin farklılaştırılmış eğitim almaları çok önemli bir konudur. Zihinsel yetenek alanı kronolojik yaşa bağlı bir gelişme gösterirken sanat alanında ise durum farklıdır. Erken yaşta başlayan görsel yetenek hızlı adımlarla gelişmekte ve okulun ilk yıllarından itibaren öğrencilerde görsel yetenek azalma eğilimine girmektedir. Böylece öğrencideki sanat yeteneği üstünlüğünü kaybederek normal gelişmeye sahip olmakta ya da okulun ilk yıllarında kaybolan üstün yetenek ergen dönemlerde tekrar dönebilmektedir. Görsel sanatlar alanı öğrencilerinin yetenek gelişimleri ve verilecek görsel sanatlar eğitimin niteliklerini konu alan yeterli çalışmanın Türkiye’de bulunmaması bu çalışmayı önemli kılmaktadır. Literatür taramasına dayalı bu çalışmada şu sonuçlara varılmıştır: Zihinsel yetenek gelişiminden farklı görsel yetenek alanında erken yaşta başlayan hızlı gelişim farklı yörüngelerde seyredebilmektedir. Görsel sanatlar üstün yetenek eğitiminin öğrencilerin sorumluluk ve yeterlilik duygularını geliştirmesini, öğrencilerin eleştirel sorgulama yapmasını, problem çözmesini ve bağımsız çalışmasını sağlaması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca öğrencilerin yenilikleri izlemesi ve sanatına uygulamasını sağlaması gerektiği sonucuna da varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜRETİME ÇEVRE ODAKLI BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27873</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27873</guid>
      <author>Mevhibe Ay TÜRKMEN</author>
      <description>Doğal çevre ve üretim birbirinden ayrılmaz şekilde ilişkilidir. Kıt kaynaklar, değişen müşteri beklentileri, yasal zorunluluklar, çevresel sivil toplum hareket ve organizasyonları gibi etkenler artık geleneksel anlamda ekonomik değere dayalı üretim anlayışının dönüşüm geçirmesine yol açmıştır. İşletmeler ekonomik değerlerini maksimize etmekle birlikte çevresel uygulamalarıyla da ekolojik değer üretmek yönünde üretim faaliyetlerini şekillendirmeye başlamışlardır. Üretim yönetimi literatüründe, çevre odaklı üretim son dönemde göreceli olarak daha fazla ilgi görmekte olan kavramlar arasında yer almaktadır. Verimlilik, karlılık gibi değişkenlerin yanında artık işletmeler için çevresel sorumluluklar ve buna dayalı olarak ortaya çıkan sonuçlar önemli performans göstergeleri arasında değerlendirilmektedir. Artık işletmelerde ekolojik değer üretmenin nihayetinde ekonomik değere dönüştüğünü görmeye başlamışlardır. İşletmelerin yasal düzenlemeler, paydaşlar, çalışma ortakları ve müşteriler gibi güçlerin şekillendirmesiyle ortaya çıkan yapıda çevre odaklı üretim sistemlerini hayata geçirebilmeleri için üretim yönetimi kararları ile çevre yönetimi ilkelerinin bütünleştirilmesi gerekmektedir. Çevre odaklı üretim sistemlerinde yeniden üretim, tersine üretim, geri kazanım vb. uygulamalar söz konusudur. Bu çalışmada çevre odaklı üretim kavramı çevre yönetiminin gelişim süreci, proaktif çevre yönetiminin itici güçleri, işletme organizasyonu içinde çevre yönetimi, üretim fonksiyonu bağlamında çevre yönetimi ve uygulamaları ile çevresel performans konuları ayrıntılı olarak irdelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAMSUN İLİNDE ISITMA-SOĞUTMA GÜN DERECELERİNİN ANALİZİ VE YILLIK ISINMA MALİYETİNİN HESAPLANMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27892</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27892</guid>
      <author>Muhammet BAHADIR, Ali UZUN , Halil İbrahim ZEYBEK , İlter Kutlu HATİPOĞLU</author>
      <description>Bu çalışma ile Karadeniz Bölgesi’nin Orta Karadeniz Bölümü’nde yer alan Samsun ilinde yıllık ısıtma ve soğutma maliyetinin ortaya konulmasına çalışılmıştır. Çalışmada ısıtma ve soğutma gün dereceleri yöntemi kullanılmış, klimatik mevsim süreleri hesaplanmıştır. Bu yöntemde insan yaşamı için uygun olan sıcaklık değerleri esas alınmış ve meteorolojiden elde edilen günlük sıcaklık verilerine uygulanmıştır. Ortaya çıkan değerlere enterpolasyon tekniği uygulanarak haritalaması yapılmıştır. Çalışma sahasında ısıtma ve soğutma gün dereceleri üzerinde birinci derecede yerel şartların rol oynadığı, karasallık ve yükseklik değerlerinin arttığı kesimlerde ısıtma gün derecelerinin yükseldiği, soğutma gün derecelerinin ise azaldığı tespit edilmiştir. Sonuçta Samsun İli’nde ısıtma ve soğutma gün derecelerine göre 3 farklı zon ortaya çıkmıştır. Kıyı kesimlerdeki ilçelerde yıllık ısıtma gün dereceleri toplamı 1700-1800 oC/yıl, Kavak ve Asarcık’ta 1800-1999 oC/yıl ve son olarak yüksekliğin ve karasallığın şiddetlendiği iç kesimlerdeki depresyonlarda 1900-2000 oC/yıl olarak hesaplanmıştır. Soğutma gün derecelerinde ise tersi bir durum ortaya çıkmış, iç kesimlerdeki depresyonlarda yüksekliğin varlığına bağlı olarak 250-350 oC/yıl, kıyı kesimlerde ise nemin yüksek olması sebebi ile 450-550 oC/yıl olarak hesaplanmıştır. Samsun İli’nde klimatik mevsim süreleri bakımından genel olarak 169 gün kış, 122 gün yaz mevsimi şartları hüküm sürmektedir. Bunun yanı sıra 243 günde ısıtmaya, 122 günde ise soğutmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Samsun’da kasım ayının ikinci yarısından mart ayı ortalarına kadar düzenli ısınmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Yöntem sonucunda elde edilen bulgulara göre Samsun’da ısıtma maliyetleri yıllık ortalama 1800 TL, soğutma maliyeti ise 150 TL’yi bulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇALIŞAN PERFORMANSININ ÖRGÜTSEL İMAJ VE PSİKOLOJİK SERMAYE BAĞLAMINDA İNCELENMESİ: VAKIF ÜNİVERSİTELERİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27835</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27835</guid>
      <author>Mustafa KESEN, Nihat KAYA</author>
      <description>Bireysel performans artışının örgütsel performans artışını sağladığı birçok araştırmada ifade edilmektedir ve çalışanların bireysel performans algılarını olumlu yönde etkileyebilecek bireysel ve örgütsel faktörlerin önemi gün geçtikçe daha fazla anlaşılmaktadır. Bu sebeple bu çalışmanın amacı çalışan performansının psikolojik sermayeden ve psikolojik sermayenin ise örgütsel imajdan nasıl etkilendiğini belirlemektir. Araştırma evrenini vakıf üniversitelerinin akademik personelleri oluşturmaktadır ve araştırma örneklemi basit rassal örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırma, İstanbul Avrupa yakasında hizmet veren 14 vakıf üniversitesinin toplamda 205 çalışanı üzerinde anket tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Örgütsel imaj ve çalışan performansı tek boyut ile ölçülürken psikolojik sermaye umut, iyimserlik, psikolojik dayanıklılık ve özyeterlik olmak üzere dört boyut ile ölçülmüştür. Elde edilen anket verileri doğrulayıcı faktör analizleri, güvenirlik analizleri, korelasyon analizi ve regresyon analizleri aracılığı ile değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre örgütsel imaj, psikolojik sermayenin umut, iyimserlik, psikolojik dayanıklılık ve özyeterlikten oluşan tüm boyutlarını olumlu yönde anlamlı bir şekilde etkilemektedir. Diğer taraftan psikolojik sermayenin umut ve psikolojik dayanıklılık boyutları çalışan performansını pozitif yönde anlamlı bir şekilde etkilerken iyimserlik ve özyeterlik boyutları çalışan performansının artışında önemli bir rol oynamamaktadır. Bu bulgularla akademisyenlerin performanslarını arttırabilmek için psikolojik sermayenin umut ve psikolojik dayanıklılık unsurlarının örgütsel imaj ile olumlu yönde etkilenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bazı sınırlılıklara rağmen araştırmanın yöneticilere, çalışanlara ve araştırmacılara önemli ipuçları sunacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27928</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27928</guid>
      <author>Mustafa MUTLU</author>
      <description>Günümüzde kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, yayın yoluyla bireylerin kişilik haklarına, özel yaşamlarına, şeref ve haysiyetlerine yapılan saldırılar da artmıştır. Bunun sonucunda kişinin özel yaşam ve mahrem alanı her geçen gün daha da daralmaktadır. “İletişim çağı” olarak adlandırılan çağımızda ülkemiz de bilgi ve iletişim alanındaki baş döndürücü gelişmeler ve yeniliklerden etkilenmiştir. Temmuz 1993’te yapılan Anayasa değişikliği sonucunda özel radyo ve televizyonlar yasal olarak faaliyete geçmiştir. Özel radyo ve televizyonların kurulması bu alanda faaliyet gösteren kurumlar arasında büyük bir rekabete yol açmış ve reyting kaygısını da beraberinde getirmiştir. Gazetelerin tiraj, radyo ve televizyonların reyting yarışları sonucunda fertlerin kişilik haklarına saldırılar daha da artmıştır. Kitle iletişim araçları yoluyla kişilik haklarına saldırı Türk basınının geniş halk kitleleri nezdindeki güvenirliğini ve saygınlığını azaltmıştır. Kişilik haklarının kitle iletişim araçlarının yayınları karşısında korunması gittikçe artan bir ivedilik ve önem arz etmektedir. Demokratik rejimlerde basın; yasama, yürütme ve yargı erklerinden sonra gelir ve “dördüncü güç” olarak tanımlanır. Her hürriyet gibi “basın hürriyeti” de sınırsız değildir. Her hak gibi “basın hürriyeti”nin de kötüye kullanılmasının önlenmesi gerekir. Toplum ve bireyler için genel ahlak kurulları olduğu gibi çeşitli meslekler için de ahlak kuralları vardır. Her gün milyonlarca kişiye seslenen gazete, dergi, radyo, televizyon çalışanlarının görevlerini layıkıyla yapabilmeleri için her şeyden önce toplumun güvenine sahip olmaları gerekir. Bu bağlamda basında özdenetim mesleki sorumluluk açısından kaçılmazdır. Basında özdenetim denildiğinde gazetecilerin ve diğer basın çalışanlarının hiçbir yasal yaptırım söz konusu olmadan mesleki açıdan evrensel ahlak kuralları çerçevesinde kendi kendilerini denetleyecek yöntemler geliştirmeleri, tedbirler almaları anlaşılır. Basının kendi kendini denetleme sistemi genel anlamda; devlet otoritesinin basına müdahalede bulunmasının önlemek ve kamuoyu karşısında saygınlığı olan bir basın yaratmak düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Gazetecilik mesleğinin itibarını ve güvenini sarsıcı davranışlarda bulunan kişileri mesleki bir disiplin altına almak girişiminin olumlu sonuçlar vermesi için mesleki kurallar konusunda kararlı davranılması ve basın çalışanlarının eğitilmesi gerekir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞ DÜNYASI SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI VE ODALARI İŞBİRLİĞİNE İL TEMELLİ BİR ÖRNEK OLARAK DENİZLİ PLATFORMU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27849</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27849</guid>
      <author>Pınar Savaş YAVUZÇEHRE, Hüseyin ÖZGÜR</author>
      <description>İllerin/kentlerin gelişiminde merkezi hükümet ve yerel yönetimlere ilaveten işdünyasının ve sivil toplum kuruluşlarının (STK’lar) ilgisi ve payı büyüktür. Gelişmişlik düzeyini artırmak isteyen kimi illerdeki STK’lar ortak sorunlarını ilgili atanmış ve seçilmiş makamlara anlatmak ve alternatif çözüm önerileri geliştirmek üzere örgütlenmektedirler. Bu örgütlenmelere, bölge çapında EGEV ve Kelkit Platformu örnek verilebilir. Türkiye’nin bazı illerinde üyelerinin bileşimi, odakları ve amaçları farklı, il bazında kurulmuş çok ortaklı platformlar vardır. Bu platformlar, ilin/kentin sorunlarının çözümü konusunda yoğun lobi faaliyeti yürütmekte ve çoğu zaman da başarılı olmaktadırlar. Çalışmada, ilk olarak, Türkiye’de bu konuda kurulmuş platformlar özetlenmektedir. İkinci olarak, iş dünyasının, odaların, sivil toplum örgütlerinin Denizli’nin ekonomik gelişimi içindeki rolleri kısaca incelenmektedir. Üçüncü olarak, Denizli Platformunun kurulma amaçları, projeleri, gündemi, kentteki diğer STK’lar ile ilişkileri, Denizli’nin kalkınmasındaki yeri irdelenmektedir. Bu amaçlarla, Platform üyesi kuruluşların üst düzey yöneticileri ile mülakatlar yapılmıştır. Ayrıca, konuyla ilgili haberlerin, literatürün ve belgelerin analizi yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ MEDYA-ESKİ DİL: KATILIMCI İNTERNET SÖZLÜKLERİNDE CİNSİYETÇİ SÖYLEM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27924</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27924</guid>
      <author>Sibel Fügan VAROL, Neşe KARS TAYANÇ</author>
      <description>Yeni medyanın geleneksel kitle iletişim araçlarından farklı olarak izler kitlesine sunduğu ortamlardan biri de içerikleri kullanıcılar tarafından oluşturulan internet sözlükleridir. Özgür ve alternatif bir kamusal tartışma platformu oluşturma potansiyeline sahip bu sözlükler, kavramlara yükledikleri anlamlar ve aktardıkları değerler nedeniyle siber kültürün şekillenmesinde etkili platformlar haline gelmiştir. Bu platformların çeşitli boyutlarıyla çözümlenmesi, yeni medya çalışmalarının en önemli kategorilerinden birini oluşturan siber kültüre ilişkin kuramsal birikime önemli katkı sağlayacaktır. Söz konusu katkıyı bu sitelerdeki cinsiyetçi söylemi sorgulayarak sunmayı amaçlayan bu makalede, öncelikle, Google arama motorunda “kadın” ve “sözlük” anahtar kelimeleri girilerek 11 internet sözlüğü tespit edilmiş, daha sonra, bu sitelerin her birinde, “kadın” anahtar sözcüğüyle elde edilen sonuçlar üzerinden bir içerik çözümlemesi yapılmıştır. Çözümlemede, kadınlara ilişkin nasıl bir tutum sergilendiği, kadınların en sık hangi niteliklerle tanımlandığı ve kadınlara karşı nefret söylemi kullanılıp kullanılmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, analiz edilen katılımcı sözlüklerde kadınlara karşı cinsiyetçi bir söylemin hâkim olduğu, kadına yönelik pornografik betimlemeler üzerinden toplumun kolektif bilincinde kadın imgesinin cinsel nesne olarak kurulmasına katkıda bulunulduğu, dolayısıyla, kadınların bir nefret söylemi içinde araçsallaştırıldığı tespit edilmiştir. Bu tespitle birlikte, katılımcı sözlüklerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı çıkan yeni ve alternatif bir tartışma platformu olmaktan ziyade, mevcut cinsiyetçi yapıyı koruyan ve pekiştiren bir tutum benimsediği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL 4. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN MÜZİK DERSİ ÖĞRETİMİ KAZANIM BOYUTLARI İLE İLGİLİ SINIF ÖĞRETMENLERİ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27763</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27763</guid>
      <author>Tarkan YAZICI</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin müzik dersi öğretim programının öngördüğü kazanımlara ne ölçüde sahip olduklarına yönelik, sınıf öğretmenlerinin görüş ve düşüncelerine ulaşmak, yaşanan problemleri nedenleri ile birlikte tespit etmektir. Nitel araştırma tekniğinin ve veri toplama yöntemi olarak yarı yapılandırılmış görüşme formunun kullanıldığı araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Mersin il merkezinde MEB’e bağlı bulunan eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 14 sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin; farklı ritmik yapıdaki ezgileri seslendirme, temel müzik yazı-ögelerini kullanabilme, müzikteki ses yüksekliklerini grafikle gösterebilme, öğrendiği seslerin temel özelliklerini ayırt edebilme, müziklere kendi oluşturduğu ritim kalıbı ile eşlik edebilme, kendi oluşturdukları ezgileri seslendirme, müziklerde aynı-farklı ezgi cümlelerini dansa dönüştürebilme, sınıfça ortak müzik arşivi oluşturmada görev almaya gönüllü olma, müziklerle ilgili araştırmalarda bilişim teknolojilerinden yararlanma, farklı türlerdeki müzikleri dinleyerek müzik beğeni-kültürünü geliştirme ve çevresindeki müzik etkinliklerine katılma kazanımlarında problemler yaşadıkları tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AĞRI EFSANELERİNDE YER ALAN EĞİTSEL UNSURLAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27867</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27867</guid>
      <author>Yasin KILIÇ</author>
      <description>Kaynağı bir inanca dayanan ve insanda yaşanmışlık izlenimi uyandıran hayalî hikâyelere efsane denir. Efsaneler, sözlü geleneğe ait olup olağanüstü motiflerle süslü anlatım ürünleridir ve genellikle kutsal niteliktedir. Efsane anlatıcı ve dinleyicileri, efsanede geçen olayların gerçekten yaşandığına inanırlar. Efsane, bu yönüyle masaldan ayrılır. Efsane anlatıcısı, anlattığı olayı bir kaynak ya da belgeye dayandırır. Gizemli bir dünyanın ürünleri olan efsaneleri akıl yolu ile kavramak güçtür. Ağrı efsanelerindeki eğitsel unsurların tespit edilip, bu efsanelerle bireylere verilen mesajların belirlenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın özgün olmasına özen gösterilmiştir. Araştırmacı, çalışmanın orijinal olmasına özen göstermiştir. Bu bağlamda, araştırmacı tarafından yapılan incelemelerde “Ağrı efsanelerinin eğitsel boyutu” hakkında bilimsel bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada, betimsel yöntemi ve doküman inceleme modelleri kullanılmıştır. Araştırmanın verileri "Ağrı Efsaneleri" adlı İsmet Alpaslan kitapta belirtilen Ağrı efsaneleri sınırlıdır. Ağrı efsanelerindeki verilerin analizi, araştırmacı tarafından önerilen 5 ana, 44 alt başlıktan oluşan eğitsel unsurların sınıflandırılması, göz önünde tutularak yapılmış ve efsanelerden örnekler sunulmuştur. Bu çalışmada, dinî kavramlar, istenmeyen davranışlar, beşerî duygular, yardımlaşma ve sorumluluk, eğitimle ilgili kavramlar olarak isimlendirilen veriler, “Ağrı Efsanelerinde Yer Alan Eğitsel Unsurlar” başlığı altında incelenmiş ve yorumlanmıştır. Ağrı efsanelerinde geçen eğitsel unsurların tema, kavram ve anlam değerleri üzerinde durulmuştur. Eğitsel unsurların yorumlanması bu ölçüye göre yapılmıştır. Ağrı efsanelerinde çocukların ruhsal, ahlaksal ve eğitsel gelişimine katkı sağlayacak unsurlar tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİTAB-I KEHHAL-NAME-İ NURÜ’L- 'UYUN ADLI ESERDE YER ALAN HAYVANLAR VE BUNLARIN TEDAVİLERDE KULLANIM ŞEKİLLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27880</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27880</guid>
      <author>Zahide PARLAR</author>
      <description>Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait olan Kitab-ı Ke??al-Name-i Nurü’l-?Uyun adlı eser, 8 makalâttan oluşmaktadır. Eserde sağlığın korunması yanında çeşitli hastalıkların özellikle de göz hastalıklarının teşhis ve tedavisi ele alınmaktadır. Eski Anadolu Türkçesi dönemi dil özelliklerini yansıtması bakımından Türk dili için önem taşımaktadır. Bunun yanında hastalıklar ve bunların tedavileri anlatılırken kullanılan pek çok anatomi, botanik, eczacılık vb. alanlara ait söz varlığı dolayısıyla farklı bilim dalı için de değerlidir. Tıp alanında yazılmış bir eser olması onu Türkçenin bilim dili olarak teşekkülünü göstermesi bakımından da önemli kılmaktadır. Eserde yer alan hayvan adları da bu bakımlardan önemlidir. Hayvanlar, insan hayatında yeme-içmeden giyim-kuşama, inanışlardan hastalıkların tedavilerine kadar çok farklı alanlarda yer edinmiştir. Bu sebeple eserlerdeki hayvan adları üzerine yapılacak incelemeler sayesinde hem hayvan adları tespit edilmiş olacak hem de insanın sosyal, ekonomik, kültürel, sağlık vb. hayatı hakkında pek çok bilgiye ulaşılması sağlanacaktır. Üzerine çalışılan eserde 56 tane hayvan adı geçmektedir. Bu hayvanların gerek sağlığın korunması gerekse hastalıkların tedavisi için tavsiye edilen uygulamalarda önemli bir yeri vardır. Bu bakımdan kökenleri ve anlamları belirtilen hayvan adlarının daha sonra eserde hangi amaçla ve nasıl kullanıldıkları ortaya konulmuştur. Bir tıp yazması olması bakımından eserde, hayvanların çoğunlukla hastalıkların tedavisi için önerilen ilaçların yapımında ham madde olarak kullanıldığı görülmüştür. Ayrıca sağlığın korunması ve tedavilere destek olması için bazı hayvanların besin maddesi olarak tüketilmesi tavsiye edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE İMALAT SANAYİ REKABET GÜCÜNDEKİ DEĞİŞİM: ÇİN EKONOMİSİ İLE KARŞILAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27897</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27897</guid>
      <author>Dilek ŞAHİN</author>
      <description>Mallar faktör yoğunluğu bazında; hammadde yoğun, emek yoğun, sermaye yoğun, kolay taklit edilen araştırma bazlı ve zor taklit edilen araştırma bazlı olmak üzere beş gruba ayrılmaktadır. Bu çalışmanın esas amacı, Türkiye ve Çin’in rekabet gücünün analizidir. Çalışmada 1992-2013 dönemleri arası analiz edilmiştir. Yöntem olarak Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi kullanılmıştır. Türkiye’nin ihracatında rekabet gücünün emek yoğun ve sermaye yoğun mallarda yüksek olduğu görülmüştür. Katma değeri ve teknolojik donanımı daha yüksek olan kolay taklit edilen ve zor taklit edilen araştırma bazlı malların ihracatında, Türkiye açısından sürekli bir karşılaştırmalı dezavantaj durumu mevcut olmakla birlikte son yıllarda bu durumun azaldığı görülmüştür. Çin’de emek yoğun malların rekabet gücü yüksek çıkmış, kolay taklit edilen ve zor taklit edilen malların ihracatında ise Çin’in rekabet gücünün artmaya başladığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FRANSIZCA YABANCI DİL ÖĞRENİMİNDE KAYGI: NEDENLERİ VE CİNSİYET FAKTÖRÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27876</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27876</guid>
      <author>Zühre YILMAZ GÜNGÖR</author>
      <description>Yabancı dil sınıflarında öğrencilerin akademik başarısını ve derse olan ilgisini etkileyen bir takım etkenler olduğu yapılan birçok çalışmayla ortaya konmuştur. Bu etkenler arasında kaygı kavramı önemli bir yer tutmaktadır. Yabancı dil öğrenenlerde kendini telaş, endişe ve bir takım olumsuz duygusal tepkilerle gösteren kaygı, kişilik kaynaklı, durum kaynaklı ve olay kaynaklı olmak üzere üç farklı türe ayrılmaktadır. Bu çalışmada Fransızcayı yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin yabancı dil sınıf kaygısı, yabancı dil okuma kaygısı durumunun cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmış ve ayrıca yabancı dil okuma kaygısı nedenleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Nitel ve nicel bir çalışma olan bu araştırma, 2015-2016 eğitim öğretim yılı güz döneminde Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı’nda öğrenim gören 1. sınıf (n=45) öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analiz edilmesiyle, erkek öğrencilerin hem yabancı dil sınıf kaygısı hem de yabancı dil okuma kaygısı açısından kız öğrencilere oranla daha kaygılı oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca, yabancı dil sınıf kaygısı taşıyan öğrencilerin yabancı dil okuma kaygısı da taşıdıkları görülmektedir. Öğrencilerin yabancı dil okuma kaygısı yaşamalarının belli başlı nedenleri olarak ise; sınıfa getirilen metinlerdeki bilinmeyen sözcüklerin yoğunluğu, metinde geçen yönergeleri anlayamamak, öğrencilerin yetersiz bir sözcük dağarcığına sahip olmaları, okuma-anlama etkinliği sırasında metnin içeriği ile ilgili sorulan soruları anlayamamak, metinlerdeki uzun cümle yapıları, metinlerin uzun olması, metnin konusunun sıkıcı gelmesi ve sınıftaki diğer öğrencilerden çekinmek gibi nedenler sıralanabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TERSANE İŞLETMELERİNDE ÖRGÜTSEL GÜVENLİK İKLİMİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27789</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27789</guid>
      <author>Murat YORULMAZ, Nurettin BÜYÜK , Semra BİRGÜN</author>
      <description>Küreselleşen dünyada, gün geçtikçe deniz ulaştırmasına olan talep artmakta, bu da deniz ulaştırmasının ayrılmaz parçası olan gemilerin inşası, bakımı ve onarımı gibi faaliyetlerin yaygınlaşmasını sağlamaktadır. Gemiler, uluslararası mal ticaretinin en ekonomik ulaştırma araçları olmaları nedeniyle, teknik ve teknolojik gelişmelerden etkilenmektedirler. Gemi inşa sanayinde değişen üretim anlayışı ve gelişen teknoloji, iş sağlığı ve güvenliği konusunda, yöneticilerin işletmelerinde güvenlik kültürünü geliştirme yönünde uygulamalar yapmalarını zorunlu kılmaktadır. Bu bildiride, gemi inşa sektöründe faaliyette bulunan Marmara Bölgesindeki tersane işletmelerinin, örgütsel güvenlik iklimi uygulamaları, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği davranışı ile çalışan performansı arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, Yalova-Altınova Tersaneler bölgesindeki, tersane işletmelerinin çalışanlarına anket uygulanmış ve bulgular değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÖRME ENGELLİLERE YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE ÜÇ BOYUTLU TEKNOLOJİLERDEN FAYDALANILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27882</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27882</guid>
      <author>Serdar BULUT, Gamze BULUT</author>
      <description>Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi, Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lügati’t Türk isimli eseriyle başlamış olan serüvendir. Bu serüven neticesinde birçok millete Türkçe öğretilmeye çalışılmıştır. Fakat bu alan en önemli atılımını özellikle 1984 yılında Ankara Üniversitesi TÖMER’in kurulmasıyla gerçekleştirmiştir. İlk başlarda el yordamıyla deneme-yanılma şeklinde sürdürülen eğitim öğretim faaliyetleri, son yıllarda büyük gelişimler göstermiştir. Fakat henüz tam anlamıyla istenilen seviyelere ulaşılabilinmiş değildir. Son yıllarda tüm üniversitelerde TÖMER’lerin, dil merkezlerinin açılmış olması da bu alana önemli saygınlık kazandırmıştır. Engelsiz bireylere yönelik olumlu faaliyetlerin olduğu alanda engelli bireylere yönelik henüz tam anlamıyla yapılabilen bir çalışma mevcut değildir. Engellilik, hiçbir insanın kendi isteğiyle olduğu bir durum değildir. Engelliler bu dünyanın gerçekleridir ve engelliler başardıkları çalışmalarla toplum için ne denli önemli olduklarını da göstermektedirler. Engellilerin hayatımızın her yerinde bulunduğu bir dünyada engellileri görmezden gelmek, yapılabilecek en büyük hatadır. Engelliler içinde önemli bir nüfusa sahip olan görme engellilerin, günümüzde doğal yaşama adapte olmakla alakalı birçok sınırlılıkları vardır. Bu sınırlılıkları ortadan kaldırmakla alakalı dünyada ve ülkemizde yeni düzenlemeler yapılmaktadır. Özellikle beyaz baston, sarı bant, akıllı telefonlarla yön tarifi, Braille yazılı halka açık bazı yerler vb. görme engellilerin sınırlılıklarını ortadan kaldıran uygulamalardan birkaçıdır. Bu uygulamaların gelişerek devam etmesi sonucunda görme engellilerin sınırlılıkları ortadan kalkmakla birlikte görme engelliler toplum hayatı içinde de yer bulmaya başlamışlardır. Günümüzde baktığımız zaman, Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi alanında engellilere yönelik yapılan herhangi bir çalışma mevcut değildir. Görme engellileri de rahatlıkla bu gruba dahil edebiliriz. Türkçeyi dünya dili yapma hedefinden esinlenerek yabancı dil olarak Türkçe öğretim faaliyetleri adı altında engelli vatandaşlarımıza da ulaşmamız gerektiği kanısına vararak onların kısa vadede nasıl Türkçe öğrenebilecekleriyle ilgili bazı düzenlemeler yapılması kaçınılmazdır. Biz bu bildirimizde sosyal sorumluluk kapsamında görme engellilere yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde teknolojinin gelişmesiyle beraber üç boyutlu teknolojiden ne oranda faydalanmak gerektiğini ve bu faydalanma sonucunda görme engellinin Türkçeyi yabancı dil olarak eskiye oranla ne k</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN TÜRK ÖĞRENCİLERİNİN PISA 2012 MATEMATİK PERFORMANSLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27794</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27794</guid>
      <author>Esra TEKEL, Ayhan AYDIN , Şengül UYSAL , Fatma USLU</author>
      <description>PISA sonuçları, eğitim sistemimizin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek gibi çok çeşitli yollarla ulusal başarının seviyesini analiz etmemizi sağlaması açısından anahtar rol oynar. Bu bağlamda, bu çalışma PISA 2012 verilerini kullanarak, PISA 2012 matematik sınavında Türk öğrencilerinin performanslarını en başarılı beş ülke (Çin, Singapur, Kore, Japonya ve Lihtenştayn) ve son beş ülke (Ürdün, Kolombiya, Katar, Endonezya, Peru) ile insan kaynakları (öğretmen maaşı), öğretmen-öğrenci oranı, okuldan sonra öğrenmeye ayrılan zaman ve sosyal aktiviteler açısından karşılaştırmıştır. Türkiye ve çalışmaya dahil edilen ülkelerin verileri düzenlenmiş ve ortalama, yüzde ve frekans dağılımları karşılaştırmalı olarak tablolarda sunulmuştur. Çalışmanın sonuçlarına göre tartışılan değişkenler bir bütün olarak değerlendirildiğinde Türkiye’nin öncelikli olarak öğrencilerin matematik performanslarını arttırması gerektiği söylenebilir. Böylece öğrenciler karmaşık problem çözme becerilerine ve yüksek beceri gerektiren yönetsel, profesyonel ve teknik mesleklere sahip olabilirler. Çalışmanın sonuçlarına göre Türkiye en başarılı beş ülkeden, son beş ülkeden ve OECD ortalamasından bahsi geçen değişkenler açısından geri kalmış durumdadır. Matematik performansını arttırmak için Türkiye politika yapıcıları, matematik performansı üzerine doğrudan etkisi olan yukarıda bahsi geçen değişkenler konusunda ivedi iyileştirme adımları atmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DUYGUSAL BAĞLILIK VE İŞGÖREN PERFORMASI ARASINDAKİ İLİŞKİYE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27889</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27889</guid>
      <author>Meral ÇALIŞ DUMAN, Bünyamin AKDEMİR</author>
      <description>Değişim ve rekabetle iyice işleri zorlaşan günümüz işletmeleri için işgörenlerin performansları ve duygusal bağlılıkları değerinin her geçen gün biraz daha farkına varılmakta ve önemi artmaktadır. Duygusal bağlılık işgören performansı için önemli bir gerekliliktir. Özellikle de hizmet sektörü için, rekabet avantajını elinde tutmak, işgörenlerin sahip olduğu nitelikler ve örgüte olan içten bağlılığı ile doğrudan ilgili olmaya başlamıştır. Bu nedenle, bu araştırmanın amacı; işgörenlerin duygusal bağlılıklarının performansına etkilerini belirlemek ve işgören performansı üzerinde duygusal bağlılığın ne gibi bir etkisi olduğunu ortaya koymaktır. Bu kapsamda, Malatya ilinde faaliyet gösteren İnönü Üniversitesi’nde çalışan idari personeller üzerinde anket yoluyla veriler toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda işgören performansı ve duygusal bağlılık arasında önemli ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇALIŞANLARIN KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK ALGILARININ, DÖRT TEMEL KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK BOYUTUNA GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ: SİVAS BELEDİYESİ’NDE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27659</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27659</guid>
      <author>Uğur UĞUR, Murat SAYILI</author>
      <description>En genel tanımıyla sosyal sorumluluk, bir varlığın toplu yaşamdaki faaliyetlerinden dolayı çevresinde yarattığı olumlu veya olumsuz etkileri değerlendirip, olumsuz etkilere karşı önlem almasıdır. Artan küreselleşmeyle birlikte kurumsal sosyal sorumluluk, tüm dünyada önemli ve yaygın bir konu haline gelmiştir. Artan sayıda tüketici, işletmeleri ve onların kamuoyuna yansıyan yüzleri olarak pazarlama çabalarını daha duyarlı bir şekilde irdelemektedir. Bu irdeleme sonucunda, tüketicilerin kurumsal sosyal sorumlulukla ilgili beklentileri de artmaktadır. Modern kurumsal sosyal sorumluluk görüşüne göre, kurumsal sosyal sorumluluklar, “ekonomik, yasal, ahlaki ve gönüllü” sorumluluklar olarak dört boyutta incelenmektedir. Günümüzde tüketicilerin, yasal ve ekonomik sorumlulukların yanı sıra ahlâki ve gönüllü sorumluluklar konusunda da işletmelerden beklentileri çoğalmaktadır. Çalışmanın amacı, Sivas Belediyesi çalışanlarının, kurumsal sosyal sorumluluğun dört temel boyutu olan, “ekonomik, yasal, ahlaki ve gönüllü” sorumluluklarla ilgili algılarının “gereklilik, beklenti ve isteme” boyutlarına göre belirlenmesi ve söz konusu algılar ile demografik, sosyo-ekonomik koşullar arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma bulguları ile Carroll’un Kurumsal Sosyal Sorumluluk Piramidi karşılaştırılmış, uygunluk veya farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Sonuç olarak, kurumsal sosyal sorumluluklar boyutundaki algılamalarda “beklenti” seviyesinden “gereklilik” seviyesine bir eğilim tespit edilmiştir. Dolayısıyla uzun dönemde hayatta kalmaya, kâr etmeye ve gelişmeye çalışan kuruluşların, söz konusu sosyal sorumluluklarını yerine getirme boyutunda toplum çıkarlarını ve artan bu beklenti düzeyini göz önünde bulundurup, tüm faaliyetlerini bu yönde organize etmeleri gerektiği ortaya konmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ELİT GÜREŞÇİLERİN TARTI ÖNCESİ VE SONRASI DURUMLUK KAYGI DÜZEYLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27768</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27768</guid>
      <author>Ünsal TAZEGÜL</author>
      <description>Kaygı; sporcuların performansını olumsuz yönde etkileyen etkenlerden biridir. Stres ve kaygı, sporcuların davranışlarında doğru karar alma yeteneklerini olumsuz olarak etkileyebilir. Stres ve kaygı altındaki sporcu, doğru karar almada ve yeteneklerini istediği gibi sergileyebilmekten uzaklaşır. Aşırı baskı altında bulunan sporcular bazı yanlış hareketler yapabilmektedir. Yapılan bu çalışmanın amacı, erkek güreşçilerin tartı öncesi ve sonrası durumluk kaygı düzeylerini karşılaştırmaktır. Güreşçilerin tartı öncesi ve sonrası durumluk kaygı düzeylerini belirlemek için Spielberg tarafından geliştirilen ve Türkçe’ye Öner ve Le Compte tarafından uyarlanan durumluk kaygı envanteri kullanılmıştır. Çalışmanın örnekleminin 2012 yılında Gençler Türkiye Şampiyonasına katılan 40 elit güreşçi oluşturmaktadır. Çalışma için 95 güreşçi ile görüşülmüş bunlardan 40 tanesi çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul etmiştir. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını öğrenmek için tek örneklem “Kolmogorov-Smirnov” testi kullanılmıştır ve verilerin normal bir dağılıma sahip olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra verilerin homojen olup olmadığını değerlendirmek için “Anova-Homogenety of variance” testi uygulanmıştır ve verilerin homojen olduğu tespit edilmiştir. Bu ilk incelemeden sonra verilerin istatistiksel analizinde parametrik test yönteminin kullanılmasına karar verilmiştir. Tanımlayıcı istatistik ve eş örneklem t testi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, güreşçilerin tartı öncesi kaygı düzeyinin; tartı sonrası kaygı düzeyinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Güreşçilerin tartı öncesi ve tartı sonrası durumluk kaygı puanlarının karşılaştırılması sonucunda, istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmuştur (p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27840</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27840</guid>
      <author>Aliye DUMAN, Onur KÖKSAL , Asude BALABAN DAĞAL</author>
      <description>Okul öncesi dönem, çocuğun öğrenme potansiyelinin en yoğun olduğu, temel alışkanlıklarının, zihinsel yeteneklerinin en hızlı geliştiği ve biçimlendiği dönemdir. Kişilik gelişiminin başladığı ve şekillenerek görünür kılındığı bir zaman dilimidir. Bu dönem, birbiri ile ilişkili ve paralellik gösteren kritik bir süreçtir. Bu kritik süreçte çocukların tüm gelişim alanlarını destekleyecek eğitim programları ve bu programı uygulayacak öğretmen, önemli bir unsurdur. Ülkemizde mevcut “36-72 Aylık Çocuklar İçin Okul Öncesi Eğitimi Programı” 2006 yılında geliştirilmek üzere uygulamaya konulmuştur. Ulusal ve uluslararası alan araştırmaları, uygulamadan gelen geri bildirimler ve Okul Öncesi Eğitiminin Güçlendirilmesi Projesi çalışmaları kapsamında yapılan mevcut durum analizleri, dikkate alınarak program geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Okul öncesi eğitimin niteliğinin artırılması ve öğretmenlerin öğretim sürecinde planlı programlı ve güdümlü olmaları amacıyla hazırlanan okul öncesi eğitim programı, 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren güncellenerek tüm okul öncesi eğitim kurumlarında uygulamaya konulmuştur. Program, birçok ulusal ve uluslar arası araştırmaların sonucunda ortaya çıkmış sarmal ve eklektik bir yapıya sahiptir. Programın amacı, çocukların tüm gelişim alanlarındaki becerilerinin gelişimini desteklemek, bu becerileri en üst düzeye çıkarmak ve bu gelişim alanlarındaki eksiklikleri gidermektir. Program aynı zamanda okul öncesi öğretmenlerine, seçilen kazanımlara ulaştırıcı etkinliklerin hazırlanmasında nitelikli bir kılavuzdur. Bu sebeple öğretmenlerin aylık ve günlük eğitim akışlarını hazırlarken okul öncesi eğitimi programından en üst düzeyde faydalanmaları beklenir. Zira Okul öncesi eğitimde temel öğe, okul-aile ve çocuktur. Okul öncesi eğitim, çocuğun ihtiyaçlarına cevap verebilmeli ve ailelerin beklentilerini karşılayabilecek kazanımlara sahip olmalıdır. Bu nedenle Okul öncesi öğretim sürecinin, öğretmenler tarafından eğitim programına göre titizlikle hazırlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bu durum okul öncesi öğretmenlerinin, mesleki alanda etkin ve yetkin olmasını gerektirmektedir. Bugün Türkiye’de eğitim sistemimizde uygulanan MEB Okul Öncesi Eğitim Programı, nitelikli öğretim faaliyetlerinin planlanması, hazırlanması ve uygulanmasında öğretmenlere büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Okul öncesi eğitim programı ile bütün okul öncesi eğitim kurumlarında eş güdümlü eğitim öğretim faaliyetleri yürütülür. Böylece nitelikli bilişsel uyarıcı</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİGARA, ÇEVRE VE İNSAN HAKLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27818</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27818</guid>
      <author>Emrah AKYÜZ</author>
      <description>İnsanoğlunun 21. yüzyılda karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlarından bir tanesini hızla artan çevre kirliliği oluşturmaktadır. Ölümcül etkileri olan çevresel sorunların boyutları her geçen gün hızla artmaktadır. Çevre sorunlarından dolayı her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesi, tehlikeli boyutlardaki hastalıklara yakalanması ve sahip olduğu temel hak ve hürriyetlerin tehdit altında olması gerçeği olayın ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu göstermektedir. Özellikle Sanayi Devrimi sonrası yaşanan hızlı gelişim ve değişim sürecinin bir neticesi olarak toplumların yaşam alışkanlıkları köklü bir şekilde evrimleşip birer tüketim makinesi haline dönüşerek tüm canlıların yaşamlarını sürdürdüğü doğa, fütursuz bir şekilde tahrip edilerek çok ciddi çevre sorunlarının ortaya çıkması süreci başlamıştır. İhtiyaçların ötesinde, insanoğlunun eğlence ya da hobi olarak yaptıkları kimi eylemlerin çok ciddi çevre sorunlarına ve akabinde milyonlarca insanın olumsuz olarak etkilenmesine neden olması gerçeği üzerinde durulması gereken en önemli konulardan bir tanesini oluşturmaktadır. Özellikle milyonlarca insanın kullandığı sigaranın doğrudan çevreye ve diğer canlılara verdiği zararlar, çevre ve insan hakları noktasında ele alınması önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, kamuoyunda sıkça tartışılan sigara kullanımını farklı bir perspektifinden ele alarak irdelemektir. Klasik yaklaşımlardan farklı olarak sigara kullanımı, insan hakları ve çevre sorunları ilişkisi bağlamında irdelenmeye çalışılacaktır. Son olarak ise sigara kullanımının bir insanlık suçu olup olmadığını sorunsalını ayrıntısıyla araştırılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE İŞ ZEKASI KULLANAN İŞLETMELERDE KULLANICI MEMNUNİYETİNİN SİSTEM KULLANIMI VE PERFORMANS ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN İŞ ZEKASI AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27847</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27847</guid>
      <author>Yasin ÖZÇAM</author>
      <description>Gelişmekte olan ülkelerin küresel ortamda konumlarını sürdürebilmeleri için, yenilikçiliğe önem vermesi, bilim ve teknoloji kapasitesi artırması, bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin biçimde kullanabilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma kapsamında ulaşılmak istenilen ana amaç; Türkiye’de iş zekası kullanan ve iş zekası çözümleri üreten firmalarının (SAP, SAS, Microsoft, Oracle) referansları içinde faaliyet gösteren işletmelerde iş zekası kullanım düzeyi ile son kullanıcı memnuniyeti arasındaki ilişki düzeyinin tespit edilmesidir. Aynı zamanda ulaşılmak istenen bir başka amaç ise; son kullanıcı memnuniyeti ile bireysel performans arasındaki ilişki düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda literatür taraması yoluyla bir teorik çerçeve oluşturulmuştur. Literatürde işletmelerde son kullanıcı memnuniyeti, system kullanımı ve iş zekası kullanım düzeyi ile bireysel performans arasındaki ilişki üzerine kaynaklar taranmış ve oluşturulan teorik çerçeve ile irtibatlandırılmak üzere ampirik bir araştırma yapılmıştır. Ampirik araştırma, sektör farkı gözetmeksizin faaliyette bulunan işletmelerdeki “223” adet yönetici, son kullanıcı ve geliştiriceye, son kullanıcı memnuniyeti ve bireysel performans ölçeklerini içeren anket uygulanması suretiyle yapılmıştır. Araştırmaya katılanların son kullanıcı memnuniyeti ile ilgili cevapları incelendiğinde; iş zekası kullanımından dolayı mevcut bilgi sistemlerinin onların bilgi gereksinimlerini karşıladığına inanması ölçüsünün arttığını ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda; Son kullanıcı memnuniyeti ile bireysel performans arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu ve son kullanıcı memnuniyetinin bireysel performansı %50 ve üzeri oranında etkilediği gözükmektedir. Ampirik araştırma sonuçlarına genel olarak bakıldığında son kullanıcı memnuniyetinin bireysel performans düzeyini arttırdığı görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


