






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2016 Sayı  47</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=584</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN FEN VE TEKNOLOJİ DERSİNE İLİŞKİN BİLİMSEL OKURYAZARLIK SEVİYELERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27932</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27932</guid>
      <author>Özden TEZEL, Hande KESKİN , M. Bahaddin ACAT</author>
      <description>Bu çalışma, 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin bilimsel okuryazarlık seviyelerinin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, 7. ve 8. sınıf kız ve erkek öğrenciler arasında; yüksek-orta-düşük sosyo-ekonomik çevredeki okullarda öğrenim gören öğrenciler arasında; bilimsel okuryazarlık seviyeleri yönünden anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca, anne ve baba öğrenim durumlarına ve evlerinde modern araç-gereç bulundurma, bilimsel dergileri takip etme ve kendilerine ait odalarının bulunması durumlarına göre de öğrencilerin bilimsel okuryazarlıkları yönünden anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı araştırılmıştır. Bilimsel okuryazarlık seviyesinin tespiti için, araştırmacı tarafından “Bilimsel Okuryazarlık Ölçeği” ve “Bilimsel İçerik Testi” hazırlanmıştır. Pilot uygulama sonucunda, Bilimsel Okuryazarlık Ölçeği’nin güvenilirlik katsayısı 0,81, Bilimsel İçerik Testi’nin ise 0,76 olarak bulunmuştur. Verilerin analizinde, öğrencilerin bilimsel okuryazarlık seviyelerinin tespiti için aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Ayrıca, bilimsel okuryazarlık seviyeleri ile fen başarıları arasındaki ilişkinin tespiti için de korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin bilimsel okuryazarlık seviyeleri arasında; cinsiyetlerine, ailelerin aylık gelir durumlarına, anne-baba öğrenim durumlarına, modern araç-gereç ve kendilerine ait odaya sahip olma, bilimsel dergi okuma durumlarına, okulun sosyal çevresine göre anlamlı bir farklılaşma olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DENEYİMSEL PAZARLAMA VE DENEYİMSEL DEĞERİN MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ VE MÜŞTERİ SADAKATİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: NOSTALJİK VE FAST FOOD RESTORANLAR ÜZERİNDE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27862</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27862</guid>
      <author>Ercan KESER, T. Şükrü YAPRAKLI</author>
      <description>Rekabetin globalleşmesi ve yoğunlaşmasının bir sonucu olarak işletmeler müşterilerine mal ve hizmet sağlamanın yanı sıra benzersiz bir deneyim sunma çabası içerisine girmiştir. Bu kapsamda ortaya çıkan deneyimsel pazarlama temel olarak, ana odak noktasını ürünlerin fonksiyonel özelliklerinin ve yararlarının oluşturduğu pazarlamanın geleneksel formlarından farklı olarak müşteri deneyimleri ile ilgilenmektedir. Deneyimsel değer ise, mal ve hizmetlerin ya doğrudan kullanılması ya da dolaylı olarak değerlendirilmesini içeren etkileşimlere dayanan algıları belirtmektedir. Bu çalışmada genel olarak deneyimsel pazarlama ve deneyimsel değerin müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Araştırmada deneyimsel pazarlama algılama (duyusal), hissetme (duygusal), düşünme (bilişsel), faaliyette bulunma (fiziksel) ve ilişkilendirme (sosyal) şeklinde beş boyutta incelenirken, deneyimsel değer ise müşteri yatırım getirisi, hizmet mükemmelliği, estetik ve eğlenebilirlik şeklinde dört boyutta incelenmektedir. Araştırma Ağrı ilinde yaşayan nostaljik ve fast food restoranlardan hizmet alan toplam 400 tüketici üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada verilerin analiz edilmesinde; aritmetik ortalama, standart sapma, frekans dağılımı, regresyon analizi ve varyans analizi kullanılmıştır. Analizler SPSS 17.0 paket istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda deneyimsel pazarlamanın deneyimsel değer üzerinde ve bununla birlikte hem deneyimsel pazarlamanın hem de deneyimsel değerin müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca tüketicilerin deneyimsel pazarlama ve deneyimsel değer düzeyleri bakımından nostaljik ve fast food restoranlar arasında anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEŞRUİYET KAVRAMI VE BU BAĞLAMDA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN ÜYELERİ TARAFINDAN ORTAYA KONULAN YAKLAŞIMLAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27946</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27946</guid>
      <author>Yaşar ÖZÜÇETİN</author>
      <description>Meşruiyet; meşru olma, kanuna uygun bulunma demek olup, iktidar sahibinin veya prensipler sisteminin haklılığı, siyasî iktidarın halkın rızasına ve tasvibine dayandırılması durumudur. Bu temelde vatan ve namusun muhafaza edilmesi amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde askerî ve silahlı direniş teşkilâtları oluşturulmuş, kongreler toplanmıştır. Anadolu halkı, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başkaldırmış, haksız işgaller ve bu işgaller karşısında, direnmenin ve meşrulaşma çabalarının bir neticesi, Müdafaa-i Hukuk hareketi ve Heyet-i Temsiliye ortaya çıkmıştır. Kongre, bir çeşit yasama, Heyet-i Temsiliye ise yürütme organı şeklini almıştır. Millet ve millî tabirlerinin din, dil, tarih ve soy ve kader birliği ile birbirine bağlı olan bir topluluğu ifade ettiği anlaşılmış, millet ve milliyet kavramları Türk tarihinin ve kültürünün kaçınılmaz bir gelişmesi neticesinde yavaş yavaş siyasî bir kavram şekline bürünmüştü. Bu durum, ülke sınırları dâhilinde bulunan insanları hürriyet ve istiklâl fikri etrafında birleştirmiştir. Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin 16 Mart 1920 tarihindeki İstanbul’un fiilen işgali üzerine çalışmaz hâle düşmüş, Mebuslar Meclisi’nin 11 Nisan 1920 tarihinde resmen feshedilmesi ülkede meşrutiyet idaresinin kaldırılarak millet temsilcilerine dayanmayan bir keyfî idare hükümetinin çalışmasına imkân vermiştir. Millî Misak’ı yapmış ve onu gerçekleştireceğine and etmiş bir Mebuslar Meclisi’nin ortadan kalkması, milletvekillerinin Malta’ya sürgüne gönderilmesi, Türkleri millî iradesini dile getirecek bir resmî müesseseden mahrum bırakmıştır. TBMM, siyasî iktidarın varlık sebebinin halk için akıllıca iş gören bir anlama kavuşturulduğu, halkın rızası ve onayına dayanan, toplumsal mutabakatı yansıtan bir organ olmuş, milletin tek temsilcisi sıfatıyla kuvvetler birliği sistemini benimsemiş, yeni bir Türk Devleti'nin esaslarını belirlemiş ve İstiklâl Mücadelesi’nin sevk ve idare edeni olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEVGİ SOYSAL’IN ÖYKÜLERİNDE SÖZ VARLIĞI UNSURLARI: YANSIMALAR, KALIP SÖZLER, İKİLEMELER, DEYİMLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27888</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27888</guid>
      <author>Kemal EROL, Bünyamin SARIKAYA</author>
      <description>Sevgi Soysal, yazdığı roman, öykü ve tiyatro oyunlarıyla son dönem Türk edebiyatının gelişmesinde büyük katkıları olan bir yazardır. Toplumcu-gerçekçi sanat anlayışı çizgisinde roman ve öyküler yazan Soysal, romanlarında kadın-erkek ilişkilerini, kadın sorunlarını ele alır. Son dönemlerindeki sanatsal anlayışında toplumsal eğilimler gösteren yazar, ağırlıklı olarak toplumun yaşadığı sosyal ve siyasal olayları çeşitli problemler ekseninde dile getirir. ‘‘Yeni Gerçeklik’’ akımından izler taşıyan öykülerinde ise, içinde yetiştiği toplum karşısında bireyin çeşitli nedenlere bağlı gelişen tepkilerine, tedirginliğine, derin sarsıntılara yol açan ruhsal durumlarına ayna tutar. 1960 sonrası Türk öykücülüğünde yaşanan değişimin en belirgin özelliklerinden biri de yazarların eserlerinde yeni anlatım tekniklerini denemiş olmalarıdır. Bu dönem öykülerinin dil ve anlatımındaki yeni arayışların öncülerinden biri de Sevgi Soysal’dır. Yazar, öykülerinde ele aldığı yalnızlık, sıkıntı, tedirginlik, bunalım, kaçış ve yabancılaşma temalarını Türkçenin geniş imkânlarını kullanarak işler. Soysal’ın öykülerine günlük konuşma dilinin özellikleri egemendir. Günlük dilde kullanılan çok sayıda farklı argo ve söz kalıpları bu metinlerde büyük bir titizlikle harmanlanmıştır. Bu çalışma, Türkçeyi büyük bir ustalıkla kullanan Sevgi Soysal’ın Barış Adlı Çocuk (2009), Tutkulu Perçem (2010) ve Tante Rosa (2012) adlı öykü kitaplarındaki metinlerin Türkçenin söz varlığına (yansımalar, kalıp sözler, ikilemeler ve deyimler) katkıları bağlamında ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>STRATEJİK HALKLA İLİŞKİLERDE KRİZ YÖNETİMİ VE VAKA ÇALIŞMALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27854</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27854</guid>
      <author>Murat SEZGİN, Kübra TELİNGÜN</author>
      <description>Halkla ilişkiler geçmişten günümüze uygulama alanlarını genişleterek ve geliştirerek büyümektedir. Bu alan içerisine kattığı yeni teknolojik araçlar vasıtasıyla uygulamaları açısından hız kazanmıştır. Bu süreçte yürütülen uygulamalar ve hedeflerin güncel ve çevreye uyumlu olması gerekmektedir. Bu noktadan hareketle yapılması gerekenler stratejik olarak planlanmalıdır. Halkla ilişkilerin toplum hayatı içerisinde pek çok uygulama alanı vardır. Fakat kriz yönetimi bu alanlar içerisinde en çok başvurulandır. Günlük hayat içerisinde karşılaşılan bir problem esnasında halkla ilişkiler uygulamaları can kurtarıcı olabilmektedir. Bu yüzden halkla ilişkilerde kriz yönetimi çok önemli bir yere sahiptir. İster küçük yerel bir firma ister küresel bir firma olsun karşılaşılan kriz durumunda halkla ilişkiler yol gösterici ve çözüm odaklı bir rol üstlenmektedir. Bu rolün etkin olabilmesi için çeşitli durumlar söz konusudur. Dikkat edilmesi gereken bu hususlar halkla ilişkilerin içerisinde zaten var olan fakat literatürde yeni kullanılmaya başlanılan stratejik başlığı altında toplanmıştır. Stratejik halkla ilişkiler yönetim, iletişim veya organizasyon gibi halkla ilişkilerin temel taşlarının çevreye göre uyarlanmasıdır. Özellikle iletişimi halkla ilişkiler stratejisi yörüngesinde yönetebilen kurumlar sorunların çözümünde ve Pazar fırsatlarının değerlendirilmesinde proaktif davranma kabiliyetini de kazanacaktır. Şu nokta unutulmamalıdır ki; ister proaktif ister se reaktif kriz algısı olsun çözümün temelinde stratejik halkla ilişkiler veya stratejik iletişim yatmaktadır. Bu çalışmada stratejik halkla ilişkilerde kriz yönetiminin ne olduğu ve kavramları literatür taramasıyla açıklanmış, daha sonra ise çeşitli örnek olaylarla halkla ilişkilerin kriz yönetimindeki rolü gösterilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUZIKA-YI HÜMAYUNDAN GÜNÜMÜZE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27844</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27844</guid>
      <author>Bahar GÜDEK, Adem KILIÇ</author>
      <description>On sekizinci yüzyıla gelindiğinde, Osmanlı İmparatorluğu, Batı medeniyetlerinin bilim, sanat, askeri, siyasi vs. alanlardaki gelişmelerinin gerisinde kalmış, bu sebeple çeşitli alanlarda yenileşme çalışmalarına girişmiştir. Her değişim sürecinde olduğu gibi, Osmanlı modernleşme hareketi de seyir olarak sarsıcı ve sancılı bir süreci içermiştir. Toplumsal ve ekonomik sonuçları kadar kültürel boyutlarıyla da yeni davranış kalıplarını halkın pratik yaşamına sokan modernleşme, güzel sanatların özellikle müziğin gelişimini etkilemiştir Bu yenileşme hareketleri içerisinde Mehterhâne kapatılmış yerine ise Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın da temelini oluşturduğuna inanılan, daha modern ve Batılı tarzda bir müzik topluluğu olarak Muzıka-yı Hümayun kurulmuştur. Mehterhanenin yerine getirilen bu kurumla, yani saray ve ordu kanalıyla imparatorluğun çok bileşenli kültür yaşamına resmen dâhil olan Batı müziği, ileride Türk toplum yaşamını çeşitli düzeylerde etkilemiştir. Donizetti ve Guatelli gibi seçkin müzisyenlerin elinde saygın bir kuruma dönüşen Muzıka-yı Hümayun, kurumsal olarak müziğe olan katkılarının yanı sıra, Osmanlı İmparatorluğu’nda müzisyenliğin önem kazanmasında, Türk müzik kültürünün gelişiminde ve Türk toplumunun Batı müziği ile ilişkisinde çok önemli bir yere sahip olmuştur. Muzıka-yı Hümayun, başlarda Osmanlıların Batılı bir monarşi olma mücadelesinin bir yansıması olarak görünse de günümüzde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'yla birlikte, kültürel modernleşme projesinin görünürlük kazandığı özgün bir oluşumdur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENİ ADAYLARININ ÖZEL ALAN YETERLİKLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27857</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27857</guid>
      <author>Barış DEMİRCİ, Şebnem GÜLERYÜZ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının özel alan yeterlik algıları kapsamında cinsiyet, AGNO ve üniversite değişkenlerine göre farklılaşma durumlarını incelemektir. Araştırma genel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Evreni 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye’deki eğitim fakültelerinde 4. sınıfta öğrenim gören müzik öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Örneklemini ise Türkiye’nin 7 bölgesinden Eğitim Fakülteleri müzik öğretmeni adaylarından ankete cevap veren 216 öğrenci oluşturmaktadır. Müzik öğretmeni adaylarının özel alan yeterlik algılarını tespit etmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan “Müzik Öğretmeni Adaylarının Özel Alan Yeterlikleri” araştırmacı tarafından aslına bağlı kalınarak ve uzman görüşleri doğrultusunda 34 yeterlik maddesinden oluşan 5’li likert tipe uygun bir anket haline getirilmiştir. Analizlerde hangi testlerin kullanılacağının belirlenmesi için normallik varsayımları sınanmıştır. Dağılımın normalliğine ilişkin yapılan incelemeler sonucunda normallik varsayımının karşılanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre müzik öğretmeni adaylarının müzik özel alan yeterliklerine ilişkin algılarının yüksek olduğu belirlenmiştir. Ankette yer alan her ifade 3.90 ortalamanın üzerinde değere sahiptir. Cinsiyet ve AGNO değişkenlerine göre anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK ÇALIŞANLARININ TÜKENMİŞLİK VE YAŞAM DOYUMUNUN, STRESLE BAŞ ETME TARZLARI AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27900</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27900</guid>
      <author>Coşkun ARSLAN, Mehmet YIKILMAZ</author>
      <description>Bu araştırmada sağlık çalışanlarının tükenmişlik ve yaşam doyumu düzeyleri, stresle baş etme tarzları açısından incelenmiştir. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde; Yaşam Biçimi Ölçeği (Stresle Başetme Tarzları Ölçeği, Türküm, 2002), Tükenmişlik Ölçeği (Maslach &amp; Jackson, 1981) Yaşam Doyumu Ölçeği (Diener, Emmons, Larsen &amp; Griffin, 1985) kullanılmıştır. Araştırma 474 sağlık çalışanı üzerinde yapılmıştır. Verilerin analizinde; SPSS 18.0 programı ile hesaplanan tanımlayıcı istatistikler, Pearson momentler çarpım korelasyonu ve çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, duygusal tükenme ile stresle baş etme ve sorundan kaçınma ve soruna yönelme puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Tükenmişlik ölçeğinin alt boyutlarından duyarsızlaşma puanı ile stresle baş etme tarzları toplam puanı ve stresle baş etme tarzları ölçeğinin alt boyutlarından soruna yönelme ve sosyal destek puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Stresten kaçınma ile duyarsızlaşma arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanamamıştır. Tükenmişlik ölçeğinin alt boyutlarından kişisel başarı puanı ile stresle baş etme tarzları toplam puanı ve stresle baş etme tarzları ölçeğinin alt boyutlarından sorundan kaçınma, soruna yönelme ve sosyal destek puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kaçınma ve sosyal destek arama baş etme yaklaşımlarının sadece duyarsızlaşmayı anlamlı düzeyde açıkladığı, soruna yönelme tarzı baş etme yaklaşımının ise tükenmişliğin bütün alt boyutlarını ve yaşam doyumunu anlamlı düzeyde açıkladığı bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN REHBERLİK SERVİSİNE İLİŞKİN METAFORİK ALGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27906</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27906</guid>
      <author>Hasan Basri MEMDUHOĞLU, Eşref DALÇİÇEK</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin rehberlik servisine ilişkin algılarını ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öğretmenlerin rehberlik servisine ilişkin sahip oldukları algılar, metafor yöntemiyle elde edilmiştir. Verilerin analiz aşamasında içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Diyarbakır il merkezinde görev yapan 32 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular, çalışmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin büyük çoğunluğunun (28) rehberlik servisine ilişkin olumlu algılara sahip olduğunu; sadece iki katılımcının bu konuda rehberlik servisini olumsuz algıladığını göstermektedir. Rehberlik servisine yönelik olumlu algıya sahip olan katılımcılar, rehberlik servisinin yardım eden, aydınlatan/geliştiren, dinleyen/danışman, yol gösteren, müdahale eden ve koordine eden olmak üzere 6 boyutunu önemli ve gerekli görmektedirler. Olumsuz algıya sahip olan katılımcılar ise rehberlik servisinin yalnızca dosyaya evrak hazırlamakla uğraştığını ve çocukların davranış sorunlarını çözemeyeceğini dolayısıyla bu kadroda psikologun olması gerektiğini düşünmektedirler.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAZRETİ ALİ’NİN KAHRAMANLIK VASIFLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME (HAVERAN-NAME ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27934</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27934</guid>
      <author>M. Fatih ALKAYIŞ</author>
      <description>Hz. Ali, geçmişte olduğu gibi günümüzde de bütün insanlar tarafından saygıyla anılmakta ve İslam’ın en büyük kahramanları arasında gösterilmektedir. Bugün dünyanın dört bir yanında yaşayan insanların Hz. Ali’ye olan sevgileri artarak devam etmektedir. Sahabeler arasında Kur’an, Hadis ve Fıkıh alanlarında kendisini iyice kabul ettirmiş olan Hz. Ali, dört büyük halifenin sonuncusudur. O, İslam’ı ilk kabul eden kişiler arasında gelmektedir. İslam uğrunda verilen mücadelelerde hep ön saflarda yer almış ve büyük kahramanlıklar göstermiştir. Hz. Peygamberin Tebük Seferi dışındaki tüm seferlerine katılmış olan Hz. Ali; cesareti, kahramanlığı ve ilmiyle dillere destan olmuş bir insandır. Haveran-name, Hz. Ali’nin kahramanlıklarının anlatıldığı eserlerin genel adıdır. Makalemize konu olan Haveran-name nüshası, Türk Dil Kurumu Yazma Eserler Kütüphanesi’nde A/6 numarada kayıtlıdır. Konusunu Hz. Ali’nin kahramanlığı ve İslamiyet’i yayma mücadelesinden alan bu eserler, Anadolu’nun her köşesine yayılmış ve en çok okunan kitaplar arasında yer bulmuştur. Halk arasında “Allah’ın Aslanı” olarak bilinen Hazret-i Ali’nin kahramanlık vasıflarından en dikkat çekici olanı, onun narasıdır. Hazret-i Ali, narasıyla yeri göğü titretmekte; düşmanını dize getirmektedir. Ayrıca, bir çırpıda bin tane kâfiri dağıtan, bir defada altı yüz kişiyi öldüren, bir günde on bin kâfiri yere seren, bir yumrukla kâfirin kafasını dağıtan, düşmanı Zülfikar ile iki parçaya ayıran Ali, eski çağlardan beri Anadolu insanının gönlünde taht kurmuş yüce bir şahsiyettir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAYAT BİLGİSİ ÖĞRETİM PROGRAMININ DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKÇELERİNE DAİR ÖĞRETMEN ADAYI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27961</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27961</guid>
      <author>Mehmet Kaan DEMİR</author>
      <description>Ülkemizde aynı adla 1926 yılı programında ilk defa yer alıp sonraki her öğretim programında kendine önemli bir yer bulan hayat bilgisi dersinin öğretim programı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından 2016 yılından geçerli olmak üzere yine değiştirilmektedir. 2005 yılında ülkede köklü bir reform olarak sunulup yapılandırmacı bir anlayışla hazırlanan son hayat bilgisi öğretim programı aradan geçen 11 yıllık süreçte tekrar köklü bir değiştirilme sürecini yaşamaktadır. Aradan geçen bu 90 yıllık süreçte defalarca değişime uğrayan hayat bilgisi dersi öğretim programı ile ilgili şu anda son çalışmalar yapılmaktadır. Kamuoyuyla ve eğitim camiasıyla yeterince paylaşılmayan bu öğretim programının değiştirilme gerekçeleri önemlidir. Bu çalışmada bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde sınıf öğretmeni olmak üzere yetiştirilen öğretmen adaylarının hayat bilgisi öğretim programının değiştirilmesi ihtiyacı üzerine görüşleri sorgulanmaktadır. Araştırmada 70 öğretmen adayıyla yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Nitel bir araştırma olarak düzenlenen çalışmada “Hayat bilgisi öğretim programının değişmesi gerekli midir” sorusuna öğretmen adaylarının yaklaşık %53’ü “hayır”, yaklaşık %47’si de “evet” yanıtı vermiş, “Hayat bilgisi öğretim programının değişmesine etki eden nedenler neler olabilir” sorusuna da 28 farklı nedenden oluşan 350 değişim nedeni yazılmıştır. Öğretmen adaylarının en önemli olarak algıladıkları 5 değişim nedeni “Bilim, teknoloji, ekonomi ve sanayideki değişikliklere uyum sağlamak”, “4+4+4 değişikliklerine uyum sağlamak”, “Yapılandırmacı yaklaşımın tam olarak uygulanamaması”, “2005 programının yetersizlikleri” ve “Siyasi etkiler” olarak ortaya çıkmıştır. “Yeni programda hangi kazanımlara mutlaka yer verilmelidir” sorusuna da 31 farklı kazanımdan oluşan 210 kazanım önerisi yazılmıştır. En çok gerekli görülen kazanımların “Cep telefonu, tablet, bilgisayar gibi teknolojik aletlerin kullanımı (amaç, süre vb.) ile ilgili kazanımlar”, “Vatanın birliği, bütünlüğü ve bölünmezliği ilgili kazanımlar” ve “Atatürk ve cumhuriyetin değerine ilişkin kazanımlar” olduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL VE EKONOMİK DESTEK ALAN AİLELERİN SAĞLIK DURUMLARININ ARAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27825</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27825</guid>
      <author>Huriye İrem KALAYCI KIRLIOĞLU, Musa ÖZATA , Mehmet KIRLIOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Konya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü’ne bağlı Meram Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü’nden sosyal ve ekonomik destek alan ailelerin ve çocuklarının sağlık durumlarının araştırılmasıdır. Araştırmada nicel araştırma deseni kullanılmıştır. Ayrıca araştırma tanımlayıcı nitelikler taşımaktadır. Araştırmanın evrenini Konya ilinde ikamet eden ve Meram Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü’nden 1 Kasım 2013 tarihi itibari ile sosyal ve ekonomik destek alan 593 aile oluşturmaktadır. 234 ailenin evreni temsil edebileceği sonucuna varılmış olup elde dilen sonuçların güvenirliğini artırmak amacıyla 246 aile araştırma kapsamında incelenmiştir. Araştırmada veri toplama tekniklerine göre görgül araştırma tekniği kullanılmıştır. Araştırmada sosyo-demografik verilerin toplanması amacıyla literatür taraması sonucunda araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Araştırmada veriler posta yolu ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmış olup verilerin istatistiksel analizleri SPSS 20.0 paket programı aracılığı ile yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre cepten yaptıkları sağlık harcaması miktarının Türkiye ortalaması ile benzer olduğu, ailelerin üçte birinde kalıtsal rahatsızlıkların olduğu, özellikle göğüs hastalıkları ve ruh sağlığı bozukluklarına ilişkin hastalıkların ailelerde görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda; toplumun tabanında yer alan grupların belirlenmesi ve bu grupların ihtiyaçlarının da göz önünde bulundurularak özel politikaların üretilmesi, sosyal yardım sunan kuruluşlar ile sağlık hizmetini sunan kuruluşlar arasında bağlantının sağlanması önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALTINCI SINIFLARDA SOSYAL BİLGİLER DERSİNDE ÖĞRENCİLERİN COĞRAFİ KAVRAMLARI ANLAMA DÜZEYLERİ VE KAVRAM YANILGILARININ BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27920</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27920</guid>
      <author>Nevzat GÜMÜŞ, Görkem AVCI</author>
      <description>Kavramlar, etkili ve anlamlı bir öğrenmenin gerçekleşmesinde önemli bir role sahiptirler. Ülkemizde yapılandırmacı yaklaşıma dayalı olarak 2005 yılından beri ilköğretim sosyal bilgiler öğretim programında kavram öğretim ve öğrenimine önemli bir yer verilmiştir. Sosyal bilgiler dersinde kavram öğretim ve öğreniminde karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi kavram yanılgılarıdır. Bu çalışmanın amacı, 6. sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersindeki coğrafi kavramları anlama düzeylerini belirleyip sahip oldukları kavram yanılgılarını tanımlamak ve ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemini, 2013-2014 öğretim yılında İzmir ilindeki; dört ilköğretim okulunda eğitim gören 170 kız 176 erkek olmak üzere toplam 346 6. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada seçilen coğrafi kavramların öğrenciler tarafından anlaşılma düzeylerini ve kavram yanılgılarını tespit etmek için 23 soruluk bir test geliştirilmiştir. Araştırmada açık uçlu, boşluk doldurmalı, çoktan seçmeli ve çizim gerektiren sorulara yer verilmiştir. Araştırmada geliştirilen 23 sorudan elde edilen öğrenci cevapları; doğru algılama, sınırlı algılama, yanlış algılama ve cevapsız kategorileri kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin coğrafi kavramları algılamalarında farklı eğitim bölgelerindeki okullara, cinsiyete, anne-baba eğitim durumları ve anne-baba meslek durumlarına göre anlamlı farklılık olup olmadığına Anova testi ile bakılmıştır. Araştırma sonunda öğrencilerin araştırılan kavramları yeterli düzeyde anlayamadıkları ve bu kavramlarla ilgili birçok kavram yanılgısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında müfredat geliştirme uzmanlarına, eğitimcilere ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>/+lAyI/, /+lAyU/, /+lAy/ ve /+lAyIn/ İSİMDEN İSİM YAPIM EKİ ve İŞLEVLERİ ÜZERİNE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27947</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27947</guid>
      <author>Salim KÜÇÜK</author>
      <description>/+lAyI/, /+lAyU/, /+lAy/ ve /+lAyIn/ eki, ek kalıplaşması yolu ile oluşmuş birleşik bir ektir. İsim tabanlı (bulıtçılayu, sulayın) sözcüklere gelen bu ek sınırlı olarak /+lAyIn/ şeklinde sıfat-fiil ekinden (vardıgınlayın, ısırdugunlayın) sonra da kullanılır. Eklendiği kelimeye benzerlik, görelik veya eşitlik anlamları yükleyen ek Eski Türkçe’de /+lAyI/ ve /+lAyU/ şeklindedir. Karahanlı Türkçesi döneminden itibaren /+lAyIn/ şekli kullanılmaya başlamış, /+lAyI/ ve /+lAyU/ şekilleri zamanla kullanımdan düşmüştür. Bu çalışmada öncelikle ekin tarihsel gelişimi ve kökeni ele alınacak, ardından isim ve fiil tabanlı kelimelerdeki işlevleri üzerinde durulacaktır. Çalışmada ekin isim tabanlı kelimelerden işaret, kişi ve dönüşlülük zamirlerinde benzerlik, özel isimlerde benzerlik, somut cins isimlerde benzerlik, soyut cins isimlerde durum, zaman anlamlı kelimelerde durum, sayı isimlerinde durum; fiil tabanlı kelimelerde ise soyut cins isimlerde benzerlik bildirdiği ve durum ismi yaptığı görülmüştür. Ekin özel isimlerde edebiyatımızda tanınmış şöhret sahibi kimselerin ve edebî kahramanların adlarına gelerek benzerlik isimleri yaptığı, somut cins isimlerde daha çok hayvan adlarında kullanıldığı ve benzerlik yaptığı tespit edilmiştir. Ağırlıklı olarak isim tabanlı sözcüklerle birlikte kullanılan ekin asıl işlevi zarf türünde sözcükler yapmaktır. Sıfat şeklindeki kullanımı son derece az ve sınırlıdır. Basit, türemiş ve birleşik fiil yapısındaki sözcüklerle birlikte kullanılan ek birleşik fiil yapısında da yer almış ve fiil tabanlı kelimelerde sıfat-fiil eklerinden sonra kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHAMMEDİYE VE ENVÂRU’L-ÂŞİKÎN’DE ORTAYA KONULAN PEYGAMBER TASAVVURLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27782</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27782</guid>
      <author>Ahmet Emin SEYHAN</author>
      <description>Bu çalışmada “Muhammediye” ve “Envâru’l-Âşikîn”de ortaya konulan peygamber tasavvurları ve bunların Müslüman Türk halkının dinî anlayışlarına etkileri konusu ele alınmıştır. Nitekim her iki eser, yaklaşık beş buçuk asır boyunca Müslüman Türk halkı tarafından ilgiyle okunmuş, bir başucu kitabı olarak görülmüş ve Türklerin dinî anlayışlarının şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Her iki kitabın müellifi Bîcan kardeşler, mezkûr eserlerinde rivâyetleri naklederken tenkit süzgecinden geçirmedikleri, kitaplara girmeyi başaran her rivâyeti doğru kabul ettikleri ve bunları olduğu gibi alıp aktardıkları için yanlış tasavvurların ortadan kaldırılmasına herhangi bir katkı sağlayamamışlardır. Bu nedenledir ki, kendilerini okuyanların/ dinleyenlerin beyinlerine yanlış mesajlar vermekten de kurtulamamışlardır. Dolayısıyla her iki popüler eserde de bolca tekrarlanan yanlış peygamber tasavvurlarının menfî etkilerini ortaya koyacak, Müslümanların algı dünyalarına verdiği zararları tespit edecek ve sağlıklı çözüm önerileri sunacak kapsamlı ilmî çalışmalara ihtiyaç olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü zayıf ve mevzû hadislere dayandırılarak oluşturulmuş yanlış peygamber tasavvurları, Müslümanların zihin dünyalarına olumsuz mesajlar vermekte ve İslâm’ın özüne aykırı anlayışların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu tasavvurlar geçmişte olduğu gibi günümüzde de Müslümanların Hz. Muhammed’i ve diğer peygamberleri hak ettiği şekilde değerlendirebilmelerine engel teşkil etmektedir. Doğru bir peygamber anlayışının ikâme edilebilmesi için Kur’ân ve Sünnet bütünlüğü içinde meselelere yaklaşılması ve konunun derinlemesine analiz edilerek mezkûr tasavvurların gerçek değerlerinin ortaya konulması gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKMEN TÜRKÇESİNDE BİRİNCİL UZUN ÜNLÜLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27894</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27894</guid>
      <author>Engin GÖKÇÜR</author>
      <description>Boğumlanma süresi, normal bir ünlünün telaffuz süresinden daha uzun olan ya da normal uzunluktaki iki ünlünün boğumlanma süresine denk olan ünlülere uzun ünlü denir. Aynı şekilde bir dilin bilinen ilk yazılı kaynaklarında uzun olup sonradan ses olayları neticesinde oluşmamış olan ünlülere de birincil uzun ünlü denir. Ana Türkçedeki uzun ünlüler çağdaş Türk yazı dillerinden Yakut Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Halaç Türkçesinde sistemli olarak korunmuş, diğer yazı dillerinde ise sınırlı sayıdaki sözcüklerde varlığını sürdürmüştür. Ana Türkçenin uzun ünlüleri sonraki dönemlerde kısalmaya maruz kalmış; kısalma sürecinde geride ön damaksıllaşma, ünlü türemesi, ünlü ikizleşmesi, ötümlüleşme, ünsüz türemesi, ünsüz ikizleşmesi gibi birtakım seslik izler bırakmıştır. Ana Türkçedeki uzun ünlüler Türkmen Türkçesinde sistemli bir şekilde korunmuştur. Türkmen Türkçesindeki ünlü uzunlukları 1928’den 1940 yılına kadar kullanılan Latin alfabesinde ikiz ünlüler şeklinde gösterilmiştir. 1940’tan sonra kullanılan Kiril alfabesinde ise ünlü uzunlukları belirtilmemiştir. Bu alfabede uzunlukların bir kısmı /iy/, /üy/ şeklinde diftonglu olarak gösterilmiştir. Bu makalede Türkmen Türkçesi edebi metinlerindeki ve sözlüklerindeki birincil uzun ünlüler tespit edilmiştir. Makalenin sonuç bölümünde genel bir değerlendirme yapılmış ve birincil uzun ünlüler bir tablo ile gösterilmiştir. Tabloda birincil uzun ünlülerin Ana Türkçedeki şekilleri Türkmen Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Türkmen Türkçesindeki şekilleriyle karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir. Uzunlukların Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesinde bıraktığı seslik izler tabloda belirtilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK TURİZMİNDE SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMI TÜRKİYE’DE SAĞLIK TURİZMİ KAPSAMINDAKİ ÖRNEK KSS PROJELERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27916</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27916</guid>
      <author>F. Atıl BİLGE, Osman ÜNÜVAR , Mürsel KAYA</author>
      <description>Günümüz dünyasında turizm hareketlerinin çeşitliliği, toplumların refah seviyelerine ve ihtiyaçlarına bağlı olarak baş döndüren bir hızla değişme göstermiştir. Küreselleşmenin etkileri, turizm sektöründeki anlayışların kökten değişmesine neden olmuştur. Türkiye’de turizm alanında 80’li yıllardan günümüze kadar çok önemli bir mesafe kaydedilmiştir. Bu zaman diliminde turizm alanındaki geleneksel yapı tümüyle değişime uğrayarak, toplumların değişik türdeki turizm hareketliliğine katılma gerekliliği anlaşılarak sektör kendini sağlık ana başlığında yeniden dizayn etmiştir. Türkiye destinasyon olarak farklı turizm avantajlarına sahip bir turizm ülkesidir. Dünya’nın en büyük açık hava müzesi oluşu, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olması, Akdeniz iklim kuşağında olması, jeopolitik konumu, turizm yatırımların çeşitliği, turizm çeşitliliği, yetişmiş insan gücü, turizm bölgelerindeki yerel halkın turizmi benimsemiş olmaları gibi faktörler Türkiye’yi destinasyon anlamında çekici kılan temel özelliklerdir. Sağlık turizmi alanında Türkiye, bu alandaki rakiplerine oranla çok ciddi gelişler göstererek adından söz ettiren bir sağlık destinasyonu haline gelebilmiştir. Sağlık turizminin Dünya’da ve Türkiye’de öneminin anlaşılması, sağlık turizminin daha kaliteli yönetilebilmesi için turizm işletmelerini farklı yönetim anlayışların kurumlarında benimsenmiş olmasıyla mümkün olabilmektedir. Bu bağlamda kurumsal sosyal sorumluk anlayışı, kurumların toplumdan elde etmiş oldukları kazanımları, yine içinde yaşamış oldukları toplumla paylaşabilmeleri ve bu yönetim anlayışının sürdürülebilir olması sağlık turizmini çekici kılan ve farklılaştıran en önemli etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, yerel ve küresel boyutta sağlık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin, Türkiye’deki sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren turizm işletmelerine olan etkileri örnek projeleri bağlamında incelenmiştir. Kurumsal sosyal sorumluluk kavramının turizm sektörüne ve sağlık turizmine nasıl ve hangi sorumluluklarla katıldıkları, farkındalık oluşturabilme çabaları, örnek faaliyetleri ve ektileri incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARAŞTIRMA VE SORGULAMAYA DAYALI FEN ÖĞRETİMİNİN ÖĞRENCİLERİN BİLİMSEL SÜREÇ BECERİLERİNE VE TUTUMLARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27811</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27811</guid>
      <author>Gonca KEÇECİ, Fikriye KIRBAĞ ZENGİN</author>
      <description>Bilim ve teknolojinin çok hızlı ilerlemesiyle, yeniliklere adapte olabilen, araştırıp ve sorgulayan çok yönlü bireylere ihtiyaç artmaktadır. Bu özelliklere sahip fen okuryazarı bireyler yetiştirmek öğretim programlarının ana hedefleri arasında yer almaktadır. Ülkemizde de 2013 yılında revize edilen Fen Bilimleri Öğretim programıyla birlikte araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisi benimsenmiştir. Bu çalışmada, araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisine göre işlenen Fen ve Teknoloji Dersinin, araştırma-sorgulama kullanılmadan işlenen Fen ve Teknoloji Dersine oranla 6. sınıf ortaokul öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerine, bilimsel tutumlarına ve fen ve teknolojiye karşı tutumlarına etkisini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışma yaklaşık 32 hafta boyunca üç aşamalı olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubundaki öğrenciler sırasıyla; yapılandırılmış, rehberlikli ve bağımsız araştırma-sorgulama uygulamalarına katılmışlardır. Veriler; Bilimsel Süreç Değerlendirme Testi, Bilimsel Tutum Ölçeği, Fen ve Teknoloji Tutum Ölçeği ile toplanılmıştır. MANCOVA ve devamında ANCOVA analizleri gerçekleştirilmiştir. MANCOVA sonuçlarına göre öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerinin, bilimsel tutumlarının ve fene karşı tutumlarının, araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisine göre işlenen derse bağlı olarak anlamlı bir şekilde değiştiği görülmüştür. ANCOVA sonuçlarına göre ise araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisine göre işlenen dersin, araştırma-sorgulama kullanılmadan işlenen derse oranla öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu ancak bilimsel tutumlarına ayrıca fen ve teknolojiye karşı tutumlarında etkili olmadığı görülmüştür. Bu çalışmada gerçekleştirilen uygulamalarda, öğrenciler bilim insanlarında bulunan özelliklerin kendilerinde de olduğunu fark etmiştir. Araştırma sorgulamaya dayalı öğrenme stratejisinin uygulanması ile, öğrencilerin dünyaya daha bilimsel olarak bakması sağlanabilecek ve fen okuryazarı bireyler olarak yetiştirilmesi mümkün olacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK ERKEKLERİNDE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ ÖLÇEĞİ’NİN GEÇERLİLİK VE GÜVENİLİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27921</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27921</guid>
      <author>Gülten UÇAN, Hakan BAYDUR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Erkeklerin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutumu Ölçeği’ni (ETCE - Gender Equitable Men’s Scale / GEMS) Türkçe’ye uyarlamak ve psikometrik özelliklerini belirlemektir. Araştırma kesitsel olarak yürütülmüş, metodolojik bir alan çalışmasıdır. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0.856’dır. GEMS ölçeğinin alt boyutlarının Root Mean Square Error of Approximation (RMSEA) değerleri 0.018 ile 0.076 ve Comparative Fit Index (CFI) değerleri 0.969 ile 0.996 aralığındadır. GEMS ölçeği Türk toplumununa uyarlanmış, geçerli ve güvenilir bir ölçektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI DEVLETİ’NİN ANADOLU’DA GÜL TARIMINI TEŞVİK POLİTİKALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27945</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27945</guid>
      <author>Kerim SARIÇELİK</author>
      <description>Osmanlı Devleti’nin 19 yüzyıl sonunda Rumeli’de gül tarımı yapılan arazilerin kaybedilmesinden sonra Anadolu’da gül yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak amacıyla bazı özendirme tedbirleri aldığı görülmektedir. Bu tedbirlerden ilki binlerce yağ gülü fidanının üreticilere ücretsiz dağıtılmasıdır. Bulgaristan’ın tüm engelleme çabalarına karşın çeşitli yollarla bu ülkeden getirtilen ya da devlet üretme çiftliklerinde yetiştirilen Kızanlık türü gülfidanları talep edilen mahallere gönderilmiştir. Bunun yanında gül yağı çıkartılmasında faydalanılan imbik ve şişe gibi malzemeler de emanet suretiyle çiftçilerin kullanımına verilmiştir. Ayrıca gülcülüğün gelişme gösterdiği bölgelerde işten anlayan, tecrübeli kimseler halka gülcülük sanatının inceliklerini öğretmek için memur olarak görevlendirilmiştir. Diyarbakır ve Mardin bölgesinde Mustafa Efendi, Aydın, Hüdavendigar ve Konya vilayetlerinde Kızanlıklı Rıfat Efendi başarılı çalışmalar yapmıştır. Öte yandan devlet getirmiş olduğu vergi muafiyetleriyle bu sektörü desteklemiştir. Belirli dönemlerde üreticiler aşar ve iç gümrük vergilerinden muaf tutulmuş, yurtdışından getirtilecek alet ve edevat için gümrük vergisi alınmaması kararlaştırılmıştır. Tüm bu çalışmalar sonunda başta Isparta ve Burdur sancakları olmak üzere Hüdavendigar, Aydın ve Diyarbakır vilayetlerinde gülcülük gelişmiş ve birçok ailenin geçim kaynağı hâline gelmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE SINIFINDA FİLM-TEMELLİ ÖĞRETİM ETKİNLİKLERİ GELİŞTİRME: BÜTÜNLEŞTİRİLMİŞ BECERİ YAKLAŞIMI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27767</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27767</guid>
      <author>Meliha R. ŞİMŞEK</author>
      <description>Yabancı dil öğretimini işitsel-görsel ögelerle zenginleştirmenin öğrenci başarısını ve tutumunu olumlu etkilediği herkesçe bilinmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişimi sayesinde, filmler artık ucuz ve erişilebilir araçlar haline gelmiş ve anlamı eylemle bildirme, gündelik dil içerme, zengin dilsel girdi ile üretim sağlama, kültürel öğrenmeyi destekleme gibi türlü yararları nedeniyle, film kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde film kullanımına ilişkin geçmiş çalışmalar, yol gösterici ve cesaretlendirici öneriler sağlamakla birlikte; öğretim etkinlikleri dilsel-konusal odak ve çeşitlilik açısından benzeşmiş, belirli bir işlem sırası izlememiş ve çoğunlukla İngilizce kaynaklardan ödünç alınmıştır. Mevcut örneklerden farklı olarak, bu çalışmada, eğitsel, uzun metrajlı bir Türk filmi (Veda) seçilmiş; öğrencilerin etkin katılımını sağlamayı ve dört temel dil becerisini bütünleşik olarak geliştirmeyi amaçlayan sekiz farklı etkinlik uyarlanarak almaşıklarıyla birlikte sunulmuş; “seyir öncesi”, “seyir sırası” ve “seyir sonrası” olmak üzere üç aşamalı, film-temelli bir ders tasarımlanmıştır. Yabancı dil sınıfının sınırlılıkları içinde, Türkçeyi – Türkiye’ye gelmeden – doğal ortamındakine benzer biçimde öğretebilmek için çoğu filme uyarlanabilir öğretim etkinlikleri biriktirilmeli ve farklı düzeyde çalışma kâğıtları düzenlenerek etkin bir film oturumu gerçekleştirilmelidir. Sonuç olarak, önceleri yalnızca eğlence aracı olarak görülen filmlerin dilsel farkındalığı arttırmak ve iletişim becerilerini geliştirmek için öğretimsel bir araca nasıl dönüştürülebileceği ve çoklu ortamdaki metinler olarak görüldüğünde okuma metinleri gibi nasıl değerlendirilebileceği gösterilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS UNSURLARININ YENİLİKÇİ TURİZM ÜRÜNLERİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ: BİR ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27939</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27939</guid>
      <author>Samet ÇEVİK, Melahat YILDIRIM SAÇILIK</author>
      <description>Turizm işletmeleri yaşanan yoğun rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmek, rekabet avantajı elde edebilmek ve farklı olabilmek için yenilikçi ürün ve hizmetlere yönelmektedirler. İşletmelerin yenilikçi ürünlerinde somut olmayan kültürel miras varlıklarına yer vermeleri, işletmelerin yenilikçilik temelinde çeşitli kazanımlar elde etmesini sağlayabildiği gibi söz konusu somut olmayan kültürel mirasa dair bir farkındalık da oluşturabilir. Bu bağlamda çalışma, UNESCO somut olmayan kültürel miras listesindeki geleneksel ürünlerin yenilikçi fikirler aracılığıyla turizm ürünlerine dönüştürülmesi ekseninde şekillenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada nitel araştırma desenlerinden durum analizi (örnek olay) deseni kullanılmıştır. Çalışmada örnek olay olarak, İstanbul'da faaliyet gösteren Antonina Turizm tarafından bir ilk olarak Türk kahvesi kültürü ve geleneğinin turizm ürününe dönüştürüldüğü "40 Yıllık Hatırın Turu" seçilmiştir. Görüşme tekniği aracılığıyla turun ortaya çıkışı ve içeriğine ilişkin verilerle turun sağladığı kazanımlara dair veriler toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, bu yenilikçi ürünün maddi kazanımlardan çok rekabet avantajı, imaj, motivasyon, sadık müşteri yaratma gibi alanlarda işletmeye kazanç sağlarken aynı zamanda Türk kahvesi kültürü ve geleneğinin korunması ve sürdürülebilirliğine yönelik katkıları olduğunu da göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORHON TÜRKÇESİNDE TÜRKÇENİN TEMEL SÖZ SIRASININ EVRİMİNE KANIT BİR GEÇİŞ DÖNEMİ YAPISI: ADILSIL DEVRİKLİK</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27943</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27943</guid>
      <author>Turgay SEBZECİOĞLU, Sibel EKDİ</author>
      <description>Sözdizimsel düzlemde, yüklem ardına eklemlenen sözcük ya da öbeklerle oluşturulmuş tümceler, devrik tümce şeklinde adlandırılmaktadır. Günümüz Türkçesinde belirtisiz (unmarked) temel söz sırasının Özne-Nesne-Yüklem biçiminde olduğu kanıksanmış yaygın bir görüş olsa da bu görüşün daha çok yazı temelli olarak şekillendiği ve bu yüzden de tartışmaya oldukça açık olduğu söylenebilir. Nitekim, Sebzecioğlu ve Ekdi’nin (2015) Türkçede devrik tümce ile ilişkili ortaya koydukları çalışmada dil kullanıcılarının hem yazılı hem de sözlü dildeki sezgisel tepkileri ölçülmüş ve sanılanın aksine yüklem-art (devrik) yapıların kullanımında azımsanmayacak bir baskınlık olduğu gözlenmiştir. Bu çalışma, sözü edilen gözlemin Türkçenin artzamanlı görünümleriyle daha belirgin ve kanıtlanabilir olacağı düşüncesi üzerinden biçimlenmiştir. Bir başka ifadeyle, bu çalışmada, Türkçenin tarihsel dönemlerindeki söz sırasının Özne-Nesne-Yüklem olmayabileceğine ya da sonradan bu tür bir sözcük sırasına evrilmiş olabileceğine ilişkin ipuçlarını bulmak üzere yola çıkılmıştır. Bu çalışmanın bütüncesini (corpus) oluşturan metinler Orhon Türkçesi dönemine aittir. Bu dönemin seçilmesinin nedeni, Türkçenin metinlerle takip edilebilen ilk evresi olması ve bundan kaynaklı olarak söz sırasının en erken görünümlerine erişebilmenin kolaylığıdır. Orhon Türkçesine ait bir özellik olarak kişi adıllarının henüz yükleme tam olarak eklemlenmemiş olması (kel-teçi men gibi) bağımsız bir sözcük durumunun işlevsel açıdan olmasa da tözsel olarak devam ettiğini göstermektedir. Bu çalışmaya özgü olarak bu tür yüklem-art dizilim içerisinde değerlendirilebilecek yapılar adılsıl devriklik (pronominal post-predicate) olarak adlandırılmıştır. Orhon Türkçesinde adılsıl devrik yapılarda kişi adılları yüklem çekiminin içerisinde kişi ve sayıları gösterirken ekleşme (dilbilgiselleşme) sürecine henüz girmemiş bulunmaktadır. Bu durum, Türkçenin Özne-Nesne-Yüklem biçiminde olduğu savlanan temel sözcük sırası üzerinde bir soru işareti uyandırmaktadır. Şöyle ki, Orhon Türkçesi dönemi eskicil Nesne-Yüklem-Özne diziliminin unutulmaya yüz tuttuğu, Özne-Nesne-Yüklem diziliminin Türkçedeki yerini artık sağlamlaştırmaya başladığı bir geçiş sürecini yansıtıyor olabilir. İlk Türkçe ya da Ana Türkçe dönemlerine ait herhangi bir metin olmadığı için Nesne-Yüklem-Özne dizilimine ilişkin eskicil bilgiler elimizde bulunmamaktadır. Bütüncenin niceliksel olarak çözümlenmesi sonrasında, Orhon Türkçesinde yer alan devrik yapıların ağırlıklı olar</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLGİ TEKNOLOJİLERİNİN KALİTE KAPSAMINDA İŞLETME İMAJINA ETKİLERİ: REKLAMCILIK SEKTÖRÜ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27941</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27941</guid>
      <author>Zehra Nuray NİŞANCI, Nezih Metin ÖZMUTAF</author>
      <description>Bilgisayar, internet, web sayfası, dijital baskı, lazer kesim, cep telefonu, telefon, faks, bilgisayar program, yazılım, donanım ve ağlar, bilgi teknolojileri kapsamında işletmelerin inanılmaz işler başarmalarına sebep olmaktadırlar. Sürdürülebilirliği sağlamada zorlanan günümüz işletmeleri için bilgi teknolojileri yaşamsal öneme haiz olup, ürün ve süreçlerin tasarlanmasından, beklentilerin karşılanmasına, paydaşlarla iletişimden, olumlu imaj geliştirmeye, etkinlik ve verimlilik sağlamaya ve nihayetinde rekabet gücü kazanmaya kadar işletmelere önemli katkılar sunmaktadırlar. Araştırmanın temel amacı, reklamcılık sektöründe bilgi teknolojilerinin kalite kapsamında işletme imajına olan etkilerini yönetici ve diğer personel algıları bağlamında belirlemektir. Araştırmaya yönelik olarak hazırlanan anket formu Aralık 2015 – Ocak 2016 tarihleri arasında İzmir ili kapsamında yer alan reklamcılık sektöründe faaliyet gösteren 70 adet işletmede 208 çalışan(64 yönetici ve 144 diğer) kapsamında uygulanmıştır. Araştırma sonucunda reklamcılık sektöründe bilgi teknolojilerinin kullanımı “liderlik ve değer, yönetsel etkin olma, psikolojik boyut, tedarik, satış ve satış sonrası faaliyet, insan kaynağı, tanıtım ve sipariş, üretim süreci, ürün/hizmet” kalitesini olumlu etkileyerek işletme imajını pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Sözü edilen konularda yönetici ve diğer personel algılarının farksız olduğu, bunun yanı sıra genel olarak orta düzeyde ve pozitif yönde doğrusal korelasyonun ortaya çıktığı görülmüştür. Diğer taraftan bilgi teknolojilerinin iş süreçlerinde en çoktan en aza kullanım düzeyi önceliği incelendiğinde birinci sırada tasarım, ikinci sırada sipariş, ödeme, tedarik ve üçüncü sırada, üretim, satış, satış sonrasının yer aldığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE VEYA PAZAR ODAKLI İŞBİRLİKLERİNİN İNOVASYON TÜRLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27952</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27952</guid>
      <author>Ebru ÖZTÜRK</author>
      <description>Üniversite ve pazar odaklı işbirlikleri farklı türde bilgiye ulaşabilmede firmalar icin önem arz etmektedirler. Özellikle bu işbirlikleri farklı inovasyon türlerini, yeni (radical) ya da iyileştirilmiş (incremental) inovasyon, gercekleştirebilmek icin önemlidir. Geçmiş çalışmalar işbirlik türleri ve inovasyon performansı arasındaki ilişkiye bakmış olmalarına rağmen, günümüz literatüründe bu etkinin sonuçlarına dair tutarsızlık bulunmaktadır. Bu yüzden, bu çalışma üniversite odaklı ve pazar odaklı işbirliklerinin özelliklerini ve bu işbirliklerin inovasyon performansı üzerine olan etkilerini inceleyen literatürü değerlendirmektedir. Böylece, bu makale gelecekteki çalışmalar tarafından araştırılmak üzere iki önerme sunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNİN SAĞLIK BİLGİ VE BECERİLERİNİN BELİRLENMESİNE YÖNELİK ÖLÇEK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27788</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27788</guid>
      <author>Melek BALCI</author>
      <description>Bu çalışmada, ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin sağlık bilgi ve becerilerinin belirlenmesine yönelik likert tipi geçerli ve güvenilir bir tutum ölçeği geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilgili alanyazın incelenerek 32 maddelik taslak ölçek oluşturulmuş olup, 51 öğrenciye ön uygulama yapılmıştır. Ön uygulama neticesinde öğrencilerinin anlamakta zorlandığı maddeler üzerinde düzenlemeler yapılmıştır. Daha sonra taslak ölçek araştırmanın çalışma grubunu oluşturan Mehmetçik İlkokulu 4. sınıf öğrencilerinden 202 öğrenciye uygulanmıştır. Uygulama neticesinde elde edilen verilerden ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ölçek verilerinin analizinde Açıklayıcı Faktör Analizi, Cronbach Alpha katsayısı ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği uzman görüşleri doğrultusunda, yapı geçerliliği ise faktör analizi yapılarak sağlanmıştır. Kapsam geçerliliği ve yapı geçerliliği neticesinde 10 madde ölçekten çıkartılarak 22 maddelik Sağlık Bilgi ve Becerileri Belirleme Ölçeği(SBBÖ) oluşturulmuştur. SBBÖ’ni oluşturan maddelerin Kaiser-Meyer-Olkin değeri .85 ve Bartlett’s testi anlamlılık değeri ise .00 bulunmuştur. SBBÖ yük değerleri .39 ile .83 arasında değişen 22 maddeden oluşmakta olup, toplam varyansın %53’ünü açıkladığı görülmüştür. Ayrıca yapılan Varimax Dik Döndürme tekniği neticesinde SBBÖ ölçeğinin dört faktörden oluştuğu (kişisel bakım becerileri, sağlığın beslenme boyutu, olumsuz tavır ve farkındalık boyutu) belirlenmiştir. Ölçeğin tamamı için Cronbach’s alpha güvenirlik katsayısı .89 olarak bulunmuştur. Tüm elde edilen veriler neticesinde geliştirilen SBBÖ ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN BİLGİSİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ FeTeMM ALANLARI VE EĞİTİMİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27898</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27898</guid>
      <author>Esra KIZILAY</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının FeTeMM (fen, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanlarıyla ve eğitimiyle ilgili görüşlerini belirlemektir. Bu amaçla 2015-2016 eğitim öğretim yılında bir üniversitenin Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı’nda öğrenim gören 25 öğretmen adayı ile mülakat yapılmıştır. Araştırmanın verileri, açık uçlu 10 soru ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik ve betimsel analizle incelenmiştir. İlk soruda öğretmen adayları mühendisliğin insan yaşamını kolaylaştırdığını (% 28) ve ürün ortaya çıkardığını (% 24) ifade etmişlerdir. Sonraki altı soruda FeTeMM alanlarının ikili ilişkileri konusunda soru sorulmuştur. Buna göre, öğretmen adayları mühendislikte fenin (% 32) ve matematiğin kullanıldığını (% 60), teknolojinin mühendisliğe bağlı olduğunu (% 52) ve mühendisliğin de teknolojiye bağlı olduğunu (% 28), matematiğin fende kullanıldığını (% 44), fen ve teknoloji arasında karşılıklı bir gelişme (% 32) olduğunu ve teknoloji için matematiğin gerekli olduğunu (% 32) ifade etmişlerdir. Sekizinci soruda öğretmen adayları mühendisliğin fen ve matematik eğitiminde kullanımını gerekli bulduklarını (% 12) belirtmişlerdir. Diğer soruda öğretmen adayları teknolojinin fen ve matematik eğitiminde kullanımını şart bulduklarını (% 12) ve eğitimde teknolojik ürünlerin kullanıldığını (% 12) ifade etmişlerdir. Son soruda ise öğretmen adayları genellikle FeTeMM eğitiminin faydasından bahsetmişlerdir. Ayrıca öğretmen adayları FeTeMM alanlarının birbirleriyle bağlantılı olduğunu (%12) belirtmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÂŞIK GARİP HİKÂYESİNİN JOSEPH CAMPBELL’IN MONOMİTOS AŞAMALARIYLA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27963</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27963</guid>
      <author>İlke TEPEKÖYLÜ</author>
      <description>Olay ve yer bakımından sonsuz çeşitlilik göstermesine karşın, dünya üzerindeki tüm mitoslar hep aynı kalıbı izler. Joseph Campbell bu kalıba James Joyce’un ‘Finnegans Wake’adlı yapıtından ödünç aldığı bir kelime olan ‘monomitos’ adını vermiştir. Jung, genel olarak büyük arayışları, keşifleri, kurtuluşları ve büyük eylemleri kahraman (aşama) arketipiyle ifade eder. Kahraman bilinçdışını aşıp kişiliğini bütün olarak gerçekleştirmeyi amaçlar. Kahramanın yolculuğu paradigmasını, çeşitli aşamalardan oluşan tümüyle fiziksel bir serüven olarak ele almamak gerekir. Kahramanın yolculuğu modelinin temel niteliği ve asıl önemi, duygusal düzeyde gerçekleşen psikolojik bir süreç olmasında yatar. Bu modele göre kahraman bir arayışa çıkar ve bir dizi aşamadan geçer. Yeryüzündeki bir çok anlatıda aynı aşamalar görülmektedir; Alice, beyaz tavşanın; Alaattin çarşıda rastladığı sultanın kızının peşinden gider. Bu Joseph Campbell’ı doğrular yani yolculuk, mitolojik kahramanın arayışı, her zaman aynı arketipsel modeli izler. Bu sonuç bizi halk anlatıları arasındaki benzerliğe ve evrenselliğe götürür. Bu evrensellik, Jung’un arketip olarak formüle ettiği bir genel kavrama uygun düşer.Yerel düzeyde farklı anlamlar kazanan arketipler,evrensel düzeyde aynı kültür içeriklerini yansıtır. Türk halk edebiyatı ürünlerinden biri olan halk hikayeleri; halk kültürünün bir aynası gibidir. Bu çalışmada, tanınmış halk hikayelerinden biri olan Âşık Garip hikayesi, Campbell’ın ”ayrılma-aşama-dönme”şeklinde formüle ettiği, aşama arketipi olan ‘monomitos’ diğer bir deyişle ‘kahramanın yolculuğu’ açısından değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLİM VE SANAT MERKEZİ (BİLSEM) YÖNETİCİLERİNİN DEĞİŞİMİ YÖNETME YETERLİLİKLERİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27812</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27812</guid>
      <author>Mahmut POLATCAN, Muhammet İbrahim AKYÜREK</author>
      <description>Bu araştırmada Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) müdürlerinin kurumlarında değişimi yönetme yeterliliklerine ilişkin görüşlerini belirlenmesi ve bazı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada veriler “Değişim Yönetimi Yeterlilik Ölçeği” ile toplanmıştır. Değişim Yönetimi Yeterlilikleri Ölçeği, 5 faktörlü 35 maddeden oluşan beşli Likert tipi ölçektir. Ölçek; değişiklik ihtiyacını belirleme, değişikliği teşhis etme, değişikliği planlama, değişikliği uygulama ve değişikliği değerlendirme alt boyutlarından oluşmaktadır. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim ve öğretim döneminde Türkiye’nin 81 ilinde bulunan 83 BİLSEM müdürü oluşturmaktadır. Araştırmada tam sayım örnekleme yöntemi kullanılmaya çalışılmıştır. Ancak araştırma ölçeğine 74 yönetici yanıt vermiştir. Verilerin analizinde; eğitim durumu değişkeninin analizinde t-testi kullanılmıştır. Yaş, kıdem ve kurumda çalışma süresi değişkenlerinde ise, tek yönlü varyans (ANOVA) analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda kurum müdürlerinin değişiklik ihtiyacını belirleme ( =4,53), değişikliği teşhis etme ( =4,46), değişikliği planlama ( =4,50), değişikliği uygulama ( =4,54) ve değişikliği değerlendirme ( =4,43), alt boyutlarında değişimi yönetme yeterlilikleri puanlarının oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Değişimi yönetme yeterlilikleri madde toplam puanı ortalaması ise ( =4,54) olarak hesaplanmıştır. Bu bulgular BİLSEM müdürlerinin değişimi yönetme konusunda yeterli oldukları sonucuna ulaşılabilir. Ayrıca kurum müdürlerinin eğitim durumu, kıdem, kurumdaki çalışama süresi ve yaş bağımsız değişkenlerine göre değişimi yönetme yeterliliklerine ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık saptanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Değişimi yönetme yeterliliği, BİLSEM, yönetici</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ TİYATRO OYUNLARINDA VATAN VE KADIN</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27966</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27966</guid>
      <author>Gülay YURT, Sezai COŞKUN</author>
      <description>Türk edebiyatında, Millî Mücadele’yi konu alan, edebî eserlerde kadınların kahramanlığı geniş bir yer tutar. Kahramanlık hikayeleri, dönemin tiyatro eserlerinde de konu edilerek vatan-millet bütünleşmesinde kadının büyük rolü vurgulanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada erken Cumhuriyet döneminde 1923-1950 yılları arasında kaleme alınan tiyatro oyunlarında kadının vatan savunmasında nasıl ele alındığı tahlil edilecektir. Kadının gerek cephede, gerekse cephe gerisinde gösterdiği mücadele ve başarı oyunlar aracılığıyla irdelenerek üstlendiği rol, ortaya konmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SİMAV’DAKİ SERALARIN ISITILMASINDA JEOTERMAL ENERJİ KULLANIM OLANAKLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27908</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27908</guid>
      <author>Hasan ŞAHİN, Melis ÇERÇİOĞLU</author>
      <description>Ülkelerin ekonomik açıdan giderek gelişmeleri enerjiye olan ihtiyacı da hızla arttırmaktadır. Bu nedenle ülkeler bir yandan alışılmış enerji kaynaklarından daha ekonomik yararlanma yollarını diğer yandan da yenilenebilir enerji kaynaklarından daha kapsamlı olarak faydalanma şekillerini araştırmaktadırlar. Jeolojik yapısı uygun olan zengin jeotermal kaynakların bulunduğu ülkelerde artan enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla jeotermal enerji alternatif bir kaynak olarak araştırılmakta ve hızla geliştirilmektedir. Dünya’da jeotermal enerjinin doğrudan kullanım uygulamalarının kurulu kapasite dağılımları incelendiğinde (MWt), 2015 yılı verilerine göre sera ısıtması %2,6’lık bir dilime sahip olarak belirlenmiştir. Türkiye’de toplam 1559 adet jeotermal kuyusundan 961’inin Ege Bölgesi’nde olduğu bilinmektedir. Ayrıca ülkemizde toplam sera alanı yaklaşık 2214 dekar ve tahmini gücü yaklaşık 390 MWt olup, Simav’daki toplam sera alanı ise 310 dekar ve tahmini gücü yaklaşık 61 MWt’dir. Ülkemiz tarım sektöründe seracılık ekonomik açıdan önemli bir yere sahiptir. Kütahya’nın Simav ilçesi, jeotermal enerji ile ısıtılan seralar bakımından Türkiye’nin önemli yörelerinden birisidir. Bu çalışmada, Dünya’da ve Türkiye’de jeotermal enerji ve seracılığın önemi vurgulanmıştır. Ayrıca jeotermal enerjinin Simav yöresindeki seralarda kullanımı ve bu seraların yöre ekonomisine olan ekonomik ve sosyal etkileri incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Simav’daki jeotermal enerjinin toplam 257.4 dekarlık sera alanının ısıtılmasında kullanıldığı ve yörede yılda iki defa üretim yapılarak ortalama 1 dekardan 12 ile 30 ton arasında ürün alınabildiği belirlenmiştir. Jeotermal kaynağın seracılıkta ısıtma amaçlı kullanılması, tarım sektörü için ekonomik ve çevresel fayda sağlayan bir yenilik olarak ele alınmak durumundadır. Bu yüzden modern seracılık uygulamalarına geçilmesi bir zorunluluk olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN NÖBET GÖREVİNE İLİŞKİN ALGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27821</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27821</guid>
      <author>Şehmus ORAL, Fehmi DEMİR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı temel eğitim okullarında çalışan öğretmenlerin okullarında tuttukları nöbet görevine ilişkin algılarını belirleyerek bu algıların farklı değişkenler açısından değişip değişmediğini ortaya koymaktır. Araştırma genel tarama yöntemi ile araştırmacılar tarafından geliştirilen“Öğretmenlerin Nöbet Algısı Ölçeği” kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Batman ili merkez ilçesinde ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Evreni temsil eden büyüklüğe uygun olarak, 324 öğretmen örnekleme alınmıştır. Öğretmenlerin nöbet görevine ilişkin algılarını belirlemek için 28 maddeli beşli dereceleme ölçeğinden oluşan ölçme aracı kullanılmıştır. Öğretmenlerden elde edilen veriler frekans, yüzde ve aritmetik ortalama ile analiz edilerek yorumlanmıştır. Karşılaştırmalarda ikili bağımsız gruplar için Mann-Whitney U ve ikiden fazla bağımsız gruplar için de Kruskall-Wallis H testleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Nöbet görevi verilirken kadın öğretmenlere pozitif ayrımcılık yapıldığı, nöbet esnasında bir sorunla karşılaştığımda okul yöneticileri destek olmadıkları bulunmuştur. Öğretmenlerin nöbet görevine ilişkin algıları, hem cinsiyete hem de mesleki kıdeme göre “sorumluluk” boyutunda farklılaşmazken “kişisel etki” boyutunda kadın öğretmenler lehinde anlamlı bir şekilde farklılaşmıştır. Öğretmenlerin nöbet görevine ilişkin algıları çalışılan kuruma ve haftalık nöbet sayısına göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUK GELİŞİMİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN TOPLUMSAL CİNSİYET ROLÜ TUTUMLARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27903</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27903</guid>
      <author>İhsan DÜŞMEZ</author>
      <description>İlişkisel tarama modelinde olan bu çalışma, Giresun Üniversitesi Eynesil Kamil Nalbant Meslek Yüksek Okulunda öğrenim görmekte olan Çocuk Gelişimi bölümü öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rol kalıplarına ilişkin tutumlarının bazı sosyo-demografik özellikleri ile ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Eynesil Kamil Nalbant Meslek Yüksek Okulunda öğrenim gören 302’si kız 2’si erkek olmak üzere toplam 304 öğrenci araştırma grubunu oluşturmuştur(N=395). Araştırmada veri toplama aracı olarak Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ve araştırmacılar tarafından hazırlanan Sosyo-Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. İstatistiksel analiz olarak ilişkisiz ölçümler için t testi, Anova, korelasyon, nokta korelasyon ve çoklu regresyon analizleri kullanılmış, manidarlık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, çocuk gelişimi bölümü öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rolleri tutumlarının ve alt boyutlarının sınıf düzeyi, anne eğitim durumları, anne iş durumu, baba iş durumu, mezun olunan okul türü, aile biçimi ve yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yerleşim yeri bakımından farklılaştığını göstermektedir. Sonuçlar, toplumsal cinsiyet rolleri tutumları boyutlarından bazıları bakımından ikinci sınıf öğrencilerinin birinci sınıflara göre; düşük düzey anne eğitim durumuna sahip bireylerin genel olarak yüksek eğitim durumunda olanlara göre; annesi ev hanımı olan öğrencilerin çalışanlara göre; babası düzenli bir iş sahibi olanların babası düzenli bir iş sahibi olmayanlara göre; Çok Programlı Anadolu lisesinden mezun olanların Kız Meslek Lisesinden mezun olanlara göre; çekirdek ailesi olanların parçalanmış ailesi olanlara göre; yaşamlarının çoğunu köyde geçirenlerin yaşamlarının çoğunu şehirde geçirenlere göre daha eşitlikçi olduğunu göstermiştir. Bulgular literatür çerçevesinde yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPORA ÖZGÜ SAKATLIK DÖNEMİ BEDEN ALGISI ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27933</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27933</guid>
      <author>Alen GEÇER, Ünsal TAZEGÜL</author>
      <description>Beden algısı, en genel anlamı ile bireyin kendi vücuduna ve vücudun bölümlerine karşı olan olumlu ve olumsuz tutumlar şeklinde tanımlanmaktadır. Yapılan bu çalışmanın amacı, sporcuların sakatlık dönemi içerisindeki beden algısı düzeyini ölçebilen güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı geliştirmektir. Yapılan bu çalışmanın örneklemini, Türkiye’de farklı branşlarda ilk üç dereceye girmiş olan elit düzeydeki 114 sporcu oluşturmaktadır. Konu ile ilgili yeterli bilgi elde etmek ve var olan beden algısı ölçeklerine ulaşmak için yerli ve yabancı literatür taraması yapılmıştır. Literatür taramasından sonra, elde edilen ölçekler incelenmiş ve uzman görüşlerine başvurularak soru havuzu oluşturulmuştur. Soru havuzunun oluşturulmasından sonra ölçeğin amacı doğrultusunda uygun sorular seçilmiştir. Ölçek, 15 maddeden oluşan, 3’lü likert şeklindedir. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için Kaiser-Meyer-Olkin Testi, doğrulayıcı faktör analizi ve Direct Oblimin testleri kullanılmıştır. Yapılan istatistik analizler sonucunda, Kaiser-Meyer-Olkin değeri (,805) olarak belirlenmiştir. Bartlett Sphericity testi ise, istatistiksel olarak anlamlı düzeyde çıkmıştır (p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAKARYA’NIN ERENLER MEZARLIĞINDA BULUNAN SÜSLEMELİ MEZAR TAŞLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27942</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27942</guid>
      <author>Aysun ŞEYBAN</author>
      <description>Sakarya İli’nin Erenler İlçesi’nde bulunan Adapazarı-Erenler Mezarlığı’nda bugüne ulaşabilen süslemeli Osmanlı mezar taşları, 19. yüzyıl başına aittir. Gerek şekil ve gerekse içerik bakımından vasıflı birer tarihî eser durumundadırlar. Ne var ki, Türkiye ve diğer İslam ülkelerinde cehalet kaynaklı ilgisizlik, hatta tahribat yüzünden bu eserler bugün büyük ölçüde korumasız ve bakımsız haldedir. Erenler Mezarlığı, Adapazarı’nın güney tarafında yer almaktadır. Buradaki Osmanlı mezar taşlarında rastlanan süslemelerde çoğunlukla bitkisel, nesneli ve yazılı bezemelerin oluşturduğu biçimler kullanılmıştır. Osmanlı mezar taşlarının dili, teşhis ve intak sanatlarıyla kendini anlatmakta ve adeta mezardaki ölüyü canlı bir kişi gibi sunmakta ve onu konuşturmaktadır. Bu suretle bir nesil, kendinden sonraki kuşağa kendi hayat tarzını aktarmakta ve onu ihtar etmektedir. Şâhidelerde kullanılan süsleme unsurları bütün diğer Osmanlı topraklarındakilerle benzer niteliklere sahiptir. Ancak bu şâhidelerin, taşın cinsi, bezeme unsurları ve ustalık kalitesi bakımından o zamanın Adapazarı halkının kültürel ve iktisadi seviyesini yansıttığı da bilinmelidir. Yani Rus, Balkan ve Dünya Savaşı’ndan çıkmış bir Osmanlı Milleti hemen bütün maddi-manevi varlığını bu savaşlarda yitirmiş durumdadır. Yaşanan tüm felaket veya trajedilere rağmen, kültürünü de olabildiğince korumaya çalışmıştır. Şâhidelerdeki edebî ve sanatsal öğeler bunun delili durumundadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÖRFEZ SAVAŞI SONRASINDA PETROL POLİTİKALARI BAĞLAMINDA TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27936</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=27936</guid>
      <author>Muhammed TOZLU</author>
      <description>Çalışma, Körfez Savaşı sonrası Türkiye-Irak ilişkilerinin petrol politikaları doğrultusunda irdeleme amacı taşımaktadır. Çalışma özellikle iki ülkenin petrol stratejileri doğrultusunda oluşturdukları politikalar ve anlaşmazlıklar üzerinde durmuştur. Ortadoğu coğrafyası, tarihin her döneminde toplumlar ve devletler için hem siyasi hem de ekonomik olarak önem arz etmiştir. Türkiye de bölge üzerinde Soğuk Savaş sonrası dönemde etkinliğini arttırmak için birçok çalışma yürütmüş ve her bölge ülkesi için dış politika unsurlarını aktif kullanan bir ülke konumundadır. Bölgenin hem coğrafi olarak Türkiye’ye olan yakınlığı, hem de tarihsel olarak bağları olması sebebiyle, bölge ülkeleri üstünde etki kurabileceğini düşünerek girişimlerde bulunmuştur. Çalışma içerisinde Türkiye’nin Ortadoğu üzerindeki bölgesel anlamda petrol ve enerji politikaları doğrultusunda Körfez Savaşı sonrası Irak’a yaklaşımı ve dış politika unsurlarına değinilmiştir. Bunun yanında, Irak, yaşadığı karışıklıklar ve sahip olduğu yeraltı kaynakları ile bölgenin en önemli ülkelerinden biridir. Ancak yaşadığı savaşlar ve iç karışıklıklar ülke politikası açısından sorun oluşturmakta ve gelişimi engellemektedir. Çalışma içerisinde ayrıca Irak’ın Körfez Savaşı sonrası Türkiye’ye bakışı ve dış politikasının Türkiye doğrultusundaki yaklaşımlarına da değinilmiştir. Bu bağlamda, Körfez Savaşı sonrası iki ülke ilişkileri bazen olumlu, bazen olumsuz çizgide ilerlemiştir. Çalışma ilk olarak Ortadoğu petrol stratejileri üzerine genel bir değerlendirme yapılmış, sonrasında da petrol stratejileri doğrultusunda Türkiye-Irak ilişkilerine yoğunlaşmıştır. Ülke ilişkileri doğrultusunda petrol ilişkilerinin boyutu ve ticari hacminin dış politikalar sonucu yaşadığı değişimler de tarihsel düzlemde örneklendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


