






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2017 Sayı  54</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=591</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>TEKSTİL TASARIMINDA YARATICILIK VE ESİNLENME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28156</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28156</guid>
      <author>Banu Hatice GÜRCÜM, Aslıhan ÇİFÇİ</author>
      <description>Yaratıcılık bireylerin hayatını kolaylaştıran yeni perspektifler ve orjinal fikirlerle, çalıştıkları alanların şeklini değiştirme yeteneğidir. Tekstil tasarımı alanında gerekli olan özkültür ürünü, özgün koleksiyonların ortaya konabilmesi ve her tasarımda orijinalliğin yakalanabilmesi açısından yaratıcılık ve esinlenme önemlidir. Ürün başarısı açısından tasarımın gerekliliğinin her geçen gün daha çok anlaşılıp yaratıcılığın çok daha önemli bir boyuta ulaşacağı düşünülmektedir. Öyleyse yaratıcı çözümler üretmek olarak ifade edilen tasarım süreçlerinin nüvesinde yaratıcılık bulunmaktadır. Tasarımcı tasarımlarında bir tutarlık oluşturmak ve araştırmasını daha verimli yapabilmek için yönbilgiler doğrultusunda esin kaynağı belirler. Bu esin kaynağı, tasarımları şekillendirecek görseli, duyguyu, dokuyu yani ihtiyaç duyulan yaratıcı fikri elde etmek için kullanılacaktır. Esin ne kadar spesifik olursa araştırma o denli verimli olacağından, alt başlıklara ayrılıp tasarım daha da detaylı incelenebilir hale getirilebilir. Bu tasarım araştırmasında temel tasarım hedefi Barok dönemi mimari planlarından esinlenen bir tekstil nevresim baskı koleksiyonu hazırlamak olarak belirlenmiştir. Bu amaca erişmek için kavramsal tasarım metodu aşamaları kullanılmış ve ortaya konan koleksiyonda esin kaynağının ve yaratıcılığın araştırmanın yönbilgisi uyarınca kullanılması tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNGİLİZCE DİL ÖĞRENİMİNDE MOTİVASYON ÖLÇEĞİ: GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28036</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28036</guid>
      <author>Celal Teyyar UĞURLU, Esmira MEHDİYEV , H.Gonca USTA</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı öğrencilerin İngilizce dil öğrenme motivasyon düzeylerini betimlemede kullanılacak olan bir ölçek geliştirme çalışmasıdır. Çalışma sürecinde ön değerlendirme için 147 öğrenciye ölçek uygulanmış ve ölçek yeniden düzenlenerek asıl uygulama için hazır hale getirilmiştir. DÖMÖ’nin geçerliliğinin incelenmesinde yapı geçerliliğinin belirlenmesi için AFA (Açımlayıcı Faktör Analizi) ve DFA (Doğrulayıcı Faktör Analizi) yapılmıştır. Katılımcılardan oluşan birinci gruptan (275 öğrenci) elde edilen verilerle açımlayıcı faktör analizi, ikinci gruptan (331 öğrenci) elde edilen verilerle de doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ölçek geliştirme sonucunda elde edilen değerlere göre, dil öğrenme motivasyon ölçeği 16 madde ile üç faktör ve ölçeğin toplam güvenirlik değeri .83 olarak bulunmuştur. Çalışmada her faktörün yük değerleri hesaplanmış ve kişisel kullanım başlığı altında toplanan maddelerin Cronbach Alpha değeri .85; tutum başlığı altında toplanan maddelerin Cronbach Alpha değerinin .77; özgüven başlığı altında toplanan maddelerin Cronbach Alpha değerinin .78 olduğu görülmüştür. DÖMÖ’nün yapı geçerliğinin incelenmesinde; doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre ??2=296,23, sd=98, p değeri ise manidar bulunmuştur (p=.000). Hesaplanan değer ??2/sd=3,02 olarak bulunmuştur. Bu değer DÖMÖ’nün genel olarak iyi uyum gösterdiğinin bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bütün bulgular dikkate alınarak değerlendirmeler yapıldığında; üniversite öğrencilerinin İngilizce dil öğrenme motivasyonlarını ölçmek için geçerlik/güvenirlik çalışmaları yapılan ölçeğin öğrencilerin İngilizce dil öğrenme motivasyon düzeylerini belirlemede kullanılabilecek bir ölçek olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM KURUMLARINDA ÖRGÜT KÜLTÜRÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28113</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28113</guid>
      <author>İ. Efe Efeoğlu, Ömer Gökhan ULUM</author>
      <description>Kültür kavramı bireyin bir gurupta, kurumda veya kamu alanında gösterdiği davranışlara yön veren geniş bir dizi etkilerle bağlantılıdır. Kültür genel olarak gözlenebilir ya da içsel nitelik taşıyan evrensel görüşleri, inançları, değerleri, davranışları, kıstas ve ölçüleri içerir. Kurum kültürü üzerine çalışmalar, tıpkı eğitim alanında olduğu gibi, birçok alanda ilgi çekmiştir. Kurumlar bir dizi inanç, yaklaşım, gelenek, ilke, görüş ve doğmadan oluşan davranış modellerine sahiptir. Bir kurumun performansa doğrudan etki eden kültürü, o kurumdaki düzenlemeleri, kararları, insan kaynaklarını ve bireylerin anlık sorunlara nasıl karşılık verdiğini belirler. Kurum kültürü karmaşık özellikler içerdiğinden ve ölçülmesi zor bir olgu olduğundan, bu alandaki çalışmalarda nitel araştırma yöntemleri yaygın olarak kullanılmaktadır, fakat yapılan birçok çalışma göstermiştir ki nicel araştırma yöntemleriyle de kurum kültürü üzerine çalışmalar yapılabilir. Tüm bunlar göz önünde tutularak, nitel ve nicel araştırma yöntemlerine dayanan bu çalışmanın amacı eğitim kurumlarında çalışan yönetici ve personelin çalıştıkları kurumun kültürüne dair algılarını belirlemektir. Bu bağlamda, veri toplama amacıyla, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite yönetici ve personellerine bir anket ve görüşme uygulanmıştır. Bulgular bahsi geçen terminoloji hakkında geniş çerçevede algılar ortaya çıkarmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HUY KALIPLARI VE MESLEK SEÇİMİ: ANALİTİK YORDAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28186</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28186</guid>
      <author>Nihat ÇALIŞKAN, Osman YALÇIN , Mustafa ASLANDEREN</author>
      <description>Eğitimin temel amacı bireyin gizil güçlerini ortaya çıkarmak ve bu bağlamda onun hangi öğrenmelere yatkın olduğunu tespit etmektir. Bloom ve arkadaşları (1969) tarafından öğrenme taksonomisi sınıflandırılmıştır. Bu yaklaşıma göre, bir derste öğretmenin doğrudan ilişkili olduğu özel hedefler üç alanda sınıflandırılmıştır (Yelken, Konakman, 2015).Öğrenme öğretme sürecinde bilişsel, duyuşsal, psikomotor dersler yardımı ile bireydeki (çocuktaki) var olan gizil güçler ortaya çıkarılarak çocuğun hangi öğrenmelere yatkın olduğunun tespiti, çocuğu gelecekteki meslek seçimine yönlendirmede önemli bir taksonomiyi oluşturur. Bireyin almış olduğu eğitim ve gizil güçlerinin ortaya çıkarılması, deneyimleri, ilgileri, kişiliği iş seçimini etkileyen en önemli etkenlerdendir. Burada temel etkenler; zeka, beceri, huy, motivasyondur. Bireylerin yaşamlarını belirleyecek önemli kararlardan biri olan meslek seçiminde doğru ve isabetli bir karar verebilmek bireyin mutluluğuna doğrudan etki edebilir. Bu nedenle bireyin sevdiği, yapabildiği, istediği ve kişiye uygun olan mesleği seçmesi büyük önem arz etmektedir. Bununla birlikte bireyin kendisine uygun olmayan bir meslek seçtiğinde; verimsiz bir çalışma hayatı, mutsuz bir iş hayatı ve aile hayatının oluşabileceği, bununda toplumda mutsuz insan, mutsuz aile, verimli olmayan iş hayatı gibi unsurları ve psikolojik, sosyal, ekonomik kazanımlardan yoksun bir toplum oluşturabilir. Bu yüzden huy kalıplarına göre meslek seçiminin önemini vurgu yapan bir çalışma amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN BİLGİ UÇURMA DAVRANIŞLARI VE BİLGİ UÇURMA NEDENLERİ İLE BİREYSEL DEĞERLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28211</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28211</guid>
      <author>Şenay Sezgin NARTGÜN, Ayça KAYA</author>
      <description>Bu araştırmada amaç, ilkokul ve ortaokullarda çalışan öğretmenlerin karşılaştıkları olası etik ve yasa dışı uygulamaları ifşa etme düzeyleri, bu etik dışı uygulamalara karşı gösterdikleri tepkilerin nedenlerinin neler olduğu ve bilgi uçurma davranışları ve bilgi uçurma nedenleri ile bireysel değerleri arasındaki ilişkiyi belirleyerek bu doğrultuda uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunup durumu ortaya koymaktır. Betimsel tarama modelinde olan araştırma, Sakarya ili Adapazarı ilçesindeki ilkokul ve ortaokullarda çalışan basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen 366 öğretmen ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında araç olarak “Bilgi Uçurma Ölçeği”, “Bilgi Uçurma Nedenleri Ölçeği” ile “Bireysel Değerler Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda, öğretmenlerin bilgi uçurma görüşlerinde en yüksek ortalama katılıyorum düzeyi ile içsel bilgi uçurma boyutuyken; en düşük ortalama kararsızım düzeyi ile dışsal bilgi uçurma boyutudur. Bilgi uçurma nedenlerine yönelik öğretmen görüşlerinde en yüksek ortalamanın katılıyorum düzeyinde örgütsel yarar ile ahlaki ve mesleki değerler boyutlarında olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin benimsediği değerlerin başında adalet duygusu geldiği, en az benimsedikleri değerin de sadakat olduğu görülmektedir. Kadın öğretmenlerin bilgi uçurmaya ve bireysel değerlere yönelik görüşlerinin, erkek öğretmenlerden daha yüksek olduğu görülmektedir. İçsel bilgi uçurma boyutunda ortaokulda görev yapan öğretmenlerin lehine anlamlı farklılık vardır. Dışsal bilgi uçurma boyutunda lisans mezunu öğretmenlerin; bireysel değerlere ilişkin ise lisansüstü mezunu öğretmenlerin lehine anlamlı farklılık görülmektedir. Mesleki kıdeme göre öğretmenlerin bilgi uçurma, bilgi uçurma nedenleri ve bireysel değerleri düzeylerinde anlamlı fark ortaya çıkmamıştır. Öğretmenlerin bilgi uçurmaya, bilgi uçurma nedenlerine ve bireysel değerlere yönelik görüşleri incelendiğinde alt boyutlarda ve toplam ölçeklerde genellikle düşük düzeyde pozitif yönde çeşitli ilişkiler olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL ÖĞRETİMİNDE SÖZCÜK ÖĞRENİMİ VE ÖĞRETİMİ SÜRECİNE GENEL BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28212</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28212</guid>
      <author>Ece SARIGÜL</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı yabancı dilde etkili bir iletişim kurmak ve kendimizi ifade edebilmek için oldukça önemli bir yere sahip olan sözcüklerin öğretiminde kullanılan yöntem ve teknikleri inceleyerek yabancı dil öğrencilerine ve öğretmenlerine önerilerde bulunmaktır. Bir sözcüğü tam olarak bilmek ve etkin kullanabilmek için sadece sözcüğün anlamını bilmek yeterli olmamaktadır. Bir sözcüğün anlamını bilinmesine ek olarak sözcüğün okunuşu, yazılışı ve hangi sözcüklerle birlikte kullanıldığı gibi özelliklerinde bilinmesi en az anlamını bilmek kadar önemlidir. Bu çalışmamızda öncelikle alanyazın taraması yapılarak sözcüğün ve bir sözcüğü bilmenin ne anlama geldiği incelenmiştir. Yıllardır yabancı dil öğretiminde en etkin yöntem ve tekniklerin neler olduğunun bulunması amacıyla tartışmalar ve bu konuyla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Yabancı dil öğretiminde kullanılan yöntem ve yaklaşımların sözcük öğretimine verdiği önem ve teknikleri inceleyerek sözcük öğretiminin yeri de çalışmamızda incelenen bir diğer konudur. Öğrenilen sözcüklerin kalıcı olması için uygun tekniklerle öğretilmesi ve dil öğrenme stratejilerinden yararlanılması gerekmektedir. Kendi öğrenme süreçlerini belirleyen öğrencilerin dil öğrenmede daha başarılı olduğu açıktır. Bu nedenle, öncelikle öğretmenlerin dil öğrenme süreçlerini bilmesi ve öğrencilerin başarılı olması için onları kendi öğrenim süreçlerini belirlemede yardımcı olmaları gerekmektedir. Yabancı dilde sözcük öğretiminde kullanılan tekniklerin, sözcüklerin kolaylıkla öğrenilmesi ve kalıcı olmalarını etkilemektedir. Sözcük öğretiminde sözcüklerin ana dildeki karşılıklarıyla birlikte uzun listeler halinde verilmesi ya da sürekli anlamın çeviri tekniği ile öğretilmeye çalışılmasının bazı sakıncaları bulunmaktadır. Bu nedenle, gelişen teknolojiyle birlikte dil öğrenmede de kullanılabilecek görsel ve sözel teknikler, sözlük kullanımı ve bağlamdan çıkarım gibi sözcük öğretim teknikleri ve dikkat edilmesi gereken noktalara ek olarak yabancı dil öğretmenlerine sözcük öğretimi ile ilgili tavsiyelerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MARKSİST ELEŞTİRİ, FRANKFURT OKULU VE WALTER BENJAMİN</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28225</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28225</guid>
      <author>Erdinç DURMUŞ, Bülent ALAN</author>
      <description>Marxist edebiyat eleştirisi Marxist politik düşünceler üzerine geliştirilmiştir. Marksist eleştiri, 1850'lerde Marx'ın, kültür ve toplum hakkında önemli açıklamalarda bulunmasına rağmen, 20. yüzyılda ortaya çıkmış bir olgudur. Marx’a göre, ideoloji, politika ve sanat gibi bir toplumun üst yapısını oluşturan öğeler o toplumun ekonomik yapısı tarafından belirlenir. Karl Marx "Komünist Manifesto" adlı eserinde komünizmin temel kavramlarını tartışır ve toplumların ve ekonomik sistemlerinin sınıfsız bir toplum yaratmak için sürekli bir evrim sürecinde olduğunu iddia eder. Marksist eleştiride önemli olan husus, edebiyatın, bu edebiyatın üretildiği toplumun ideolojik ve ekonomik gerçeklerinden ayrı tutulamayacağı ya da izole edilemeyeceği yönündedir. Diğer taraftan, pratikte bir neo-Marxist olan Frankfurt Okulu, aydınlanma geleneğinin bir eleştirisidir. Radikal değişim ve iki okul arasındaki eleştiri farkı entelektüel temeldedir. Aslında bir toplumsal araştırma kurumu olan Frankfurt Okulu yeni bir neo-Marxist teori geliştirmiştir. Frankfurt Okulu üyeleri on dokuzuncu yüzyılın son teorisyenlerinden yararlanmışlardır. Üyeleri temel olarak çoğulculardır. Walter Benjamin Frankfurt Okulunun önemli bir üyesidir. O da Marxismin etkisi altındaydı ve Marxist Okuluna bir eğilim göstermişti. Benjamin sosyal eleştiriyle dilbilim analizini tarihsel nostaljiyle birlikte işler. Benjamin, sosyal eleştiri ve dilsel analiz ile tarihi nostaljiyi harmanlar. Benjamin için temel estetik farklılaşma, yaratılış ve oluşum arasındaki temel farklılıktır. Benjamin’e göre eleştiri bir sanat eserinin gerçeğinin sunumudur. Eleştiri bir eserin başladığı şeyi neticeye ulaştırmaya, tamamlamaya ve sistematize etmeye çalışır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMENLERİNİN UZAKTAN EĞİTİME İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28180</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28180</guid>
      <author>Esen DURMUŞ, Kenan Baş</author>
      <description>Uzaktan eğitim, zaman ve mekândan tamamen bağımsız, öğrencinin ve öğretim üyesinin kampüse gelme zorunluluğu olmadan, mevcut bilgisayar teknolojileri vasıtasıyla tamamen sanal ortamda, canlı, görüntülü, sesli ve interaktif olarak derslerin işlendiği; katılımcının istediği zaman bunları tekrar tekrar izleyebileceği/görüntüleyebileceği, kaynak bilgilerine ulaşabileceği bir üniversite eğitiminin verildiği; günümüz şartlarında eğitim ve öğretimin hızla bilgisayar ortamına geçtiği akılcı, çağdaş, yenilikçi bir eğitim sistemidir. Bu çalışmanın amacı sosyal bilgiler öğretmenlerinin uzaktan eğitime ilişkin görüşlerinin bazı değişkenlere (Cinsiyet, Mesleki Kıdem, Uzaktan Eğitim Hakkında Bilgi Sahibi Olma, Uzaktan Eğitim Hizmeti Alma, Bilgisayar, Tablet ve Akıllı Telefon Kullanma Sıklığı) göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ merkezde çeşitli ortaokullarda görev yapan 60 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelinde olup veri toplama aracı olarak S. Yıldırım, G.Yıldırım, Çelik, Karaman (2014) tarafından geliştirilen“ Uzaktan Eğitim Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular SPSS 21.00 programında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre “Cinsiyet ve Mesleki Kıdem” değişkenlerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olduğu görülmezken, “Uzaktan Eğitim Hakkında Bilgi Sahibi Olma, Uzaktan Eğitim Hizmeti Alma, Bilgisayar-Tablet-Akıllı Telefon Kullanma Sıklığı” değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEBLİĞ VE ÜSVE-İ HASENEDEN OTORİTERLEŞMEYE DİN BİLGİNLERİ VE YORUMDA OTORİTERLEŞMEYİ ÖNLEMENİN İMKÂNI ÜZERİNE BAZI DEĞERLENDİRMELER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28234</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28234</guid>
      <author>Faruk ÖZDEMİR</author>
      <description>İlâhî dinlerde Peygamberler, doğal din din bilginleri rolleriyle Allah’tan aldıkları mesajları elçi olarak gönderildikleri kavimlerine apaçık tebliğ etmişler, onları uyarmışlar, müjdelemişler, üsve-i hasene (en güzel örnek) olarak model olmuşlardır. Onlar vahyin içeriğinde hiçbir değişiklik yapmamışlar, helâli haram, haramı helâle çevirmemişler; Allah’a rağmen hüküm ihdas etmemişler; bu kutsal görevi dünyevî servet ve iktidar aracı olarak kullanmamışlar; söz, fiil ve tavırlarıyla güzel ahlâkı ikmal etmişlerdir. Ne var ki Peygamberlerin varisleri konumundaki din adamları veya din bilginleri dinde otoriterleşmişler ve kutsal kitapları bağlamında yaptıkları yorumlar, izahlar ve değerlendirmeler Tanrının kelâmı gibi mutlak hakikat ve kutsal olarak telakki edilir hale gelmiş ve tabiî vazifelerinde sapma meydana gelmiştir. Bu durum Kur’ân’da “(Yahûdiler) hahamlarını ve (Hıristiyanlar) rahiplerini Allah’tan ayrı Rab edindiler” âyetinde ifade edildiği gibi onları Rab edinme olarak kabul edilmiş ve itikâdî açıdan eleştiri konusu yapılmıştır. Aynı konuma düşmemek için âlimler müçtehidin keyfî ve indî içtihatlarının önüne geçmek, din adına yapacakları yorum, içtihat ya istinbatlarında (hüküm çıkarmada) otoriterleşmelerini önlemek, yaptıkları içtihat, yorum ve tevillerinin yanılmaz ve mutlak doğrular olduğu noktasına çıkarılmaması, daha doğrusu vahiy gibi algılanmaması amacıyla Arap dilini, Kur’ân’ı ve Sünnet’i bilmek vb. bir takım şartlar ve kriterler ileri sürmüşlerdir. Din bilginlerinin yorumda otoriterleşmelerini önleyecek ve ilahî ikaz sınırları dışında tutacak olan bir diğer husus ise te’vilin sıhhat şartlarına riayet etmektir. Bu amaçla âlimler te’vilin sahih addedilebilmesi için, tevile esas olan mananın lafzın muhtemel bulunduğu ve mecaz yoluyla da olsa kendisine delâlet ettiği manalardan olması; lafzın tevile elverişli olması; tevili yapılan lafza yüklenen anlamın lisânî örfteki kullanıma uygun olması; tevilin sarih bir nassa ters düşmemesi; tevilin, lafzın ilk anda akla gelen zahirî anlamından başka manaya hamledilmesine imkân tanıyan nass veya kıyas gibi bir şer’î delile dayanması gibi şartlar vaz etmişlerdir ki bu şartlar te’vilin sahih olup olmadığını birtakım kriterlerle test etmeyi hedeflemektedir. Yorumda otoriterleşmenin önüne geçecek bir diğer unsur olarak icmâyı zikredebiliriz. Zira icmâ müessesesi bir yandan keyfî yorumun önüne geçerken diğer yandan yorum farklılığına imkân tanımakta, hatta onaylamakta, ama geçerli ve meşrû yorumun tespit edilmesini kollektif İslâmî akla havale etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIRAAT FARKLILIKLARININ MEÂLLERE YANSIMASI: HASAN BASRİ ÇANTAY VE KUR’AN YOLU MEÂLLERİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28171</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28171</guid>
      <author>Hacı ÖNEN</author>
      <description>Kıraat ilmi, Kur’an kelimelerinin okunuşu sırasında meydana gelen farklılıkları ele almaktadır. Ortaya çıkan Kıraat farklılıkları sonucu, bazı durumlarda âyetler, farklı anlamlar ifade edebilmektedir. Tefsir ve Meâllerde bu durum göz önüne alınarak, kıraat farklılıklarına göre bazen âyetlerin farklı şekillerde yorumlandığını gözlemek mümkündür. Kur’an meâllerinde, âyetlerin anlamı verilirken kıraat farklılıklarının da göz önüne alınması, konuyla ilgili farklı bir bakış açısı kazandıracaktır. Hasan Basri Çantay’ın Kur’an-ı Hakim ve Meâl-i Kerim adlı eseri ile Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı Kur’an Yolu Meâlinde bu durumu gözlemek mümkündür. Bu makalede kıraat farklılıklarının meâle yansıması açısından Hasan Basri Çantay’ın meâli ile Kur’an Yolu Meâli mukayeseli bir şekilde araştırma konusu yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAHRAMANMARAŞ İLİ MERKEZ İLÇEDE YAŞAYAN BİREYLERİN ÇEVRESEL DUYARLIKLARI VE BİLGİ DÜZEYLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28093</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28093</guid>
      <author>Hasan Gökhan DOĞAN, Esra GÜREL , Arslan Zafer GÜRLER</author>
      <description>Artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ekonomik aktivitelerin oluşturduğu baskılar ülkelerde çevresel tahribatla sonuçlanmıştır. Bu durumun farkına varan kamu yürütücüleri gerekli tedbirlerin alınması yönünde çalışmalar başlatmıştır. Ancak, toplumlar bireysel olarak bu konuda hassasiyet gösterdiği sürece başarıya ulaşmanın mümkün olacağı bilinmektedir. Söz konusu duyarlılığın araştırılması için kurgulanan bu çalışmada, araştırma alanı olarak Kahramanmaraş ili seçilmiştir. Kahramanmaraş ilinde, bireylerin çevre konusundaki bilgi düzeyleri, tutum ve davranışları ele alınmıştır. Örnekleme yoluyla 400 anket yapılması planlanmıştır. Daha sonra, tablolar ve grafikler yardımıyla yorumlamalar yapılmıştır. İstatistiki analiz olarak Ki-kare analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, bireylerin kendilerini bilinçli olarak kabul ettikleri belirlenmiştir. Ancak, teorik olarak bildikleri varsayılan olguları pratikte uygulamadıkları görüşmüştür. Bunun sonucunda, bireylerin temel eğitimden başlayarak bu yönlü farkındalıklar içerisinde olmasının sağlanması, kamu spotlarının yapılması ve yazılı/görsel medyanın bu konuda daha etkin olması gibi öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE POLİTİK DEĞİŞİM VE SİYASİ ELİTLER Merkez-Çevre Kuramının Gözden Geçirilmesi ve Türkiye’de Bir “Elit Koalisyonu Olarak Yeni Elitler”</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28283</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28283</guid>
      <author>İhsan KURTBAŞ</author>
      <description>Türkiye’de politik değişimi ve yöneten-yönetilen güç-iktidar ilişkilerini açıklamak üzere tek bir parametreden hareket edilecek olsa, kuşkusuz bu, elitlerin döngüsü olurdu. Bu konunun izini süren ilk ve en önemli çalışmalardan biri, Şerif Mardin’in merkez-çevre kuramıdır. Mardin Türk siyasal hayatının bir döneminin; toplumdan soyutlanmış bir merkezin, tepeden inme yönetim tarzı ile halka rağmen halk için kararlar aldığı ve uyguladığı, patronaj ilişkisine dayanan bir anlayış üzerine kurulu olduğunu söylemektedir. Merkez-çevre ilişkisinde halk, seçimler vasıtasıyla siyasi elitleri iktidar yapma gücüne sahipse de, onları muktedir göremiyordu. Halkın belirlediği iktidarla-muktedir olanlar arasındaki bu örtüşmezlik, halk nezdinde bir yabancılaşmaya ve temsil edilememe hissine yol açıyordu. Türk siyasal hayatında Doğulu-Batıcı mücadelesine de ışık tutan merkez-çevre kuramı, döneminin sosyal ve siyasal gerçeklerini açıklamada oldukça kullanışlı olsa da; artık güncel siyaset açısından son derece yalınkat ve anakronik kalmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmanın temel iddiası, Mardin’in kuramındaki, merkez elitlerinin çevreden gelen yoğun ve şiddetli difüzyon etkisine (daha fazla) karşı koyamadığı ve zamanla merkez-çevre arasında bir yer değiştirme şeklinde keskin bir elit dönüşümünün yaşandığı yönündedir. Böylece Türkiye’nin güncel elit yapısı, yeknesak, insicamlı bir yapıya sahip keskin ikili kutuptan; ana omurgasını çevreden gelen muhafazakâr, orta sınıf kökenli, iyi eğitimli, farklı iktisadi-sosyal ve ideolojik kesimlerden elitlerin oluşturduğu bir “elit koalisyonu”na doğru evrilmiştir. Bir elit koalisyonu olarak “Yeni Elitler”; önceden iktidarı belirleyen, ancak onu muktedir kılamayan geniş halk kitlesinin, hem iktidar yaptığı hem de muktedir gördüğü tarihsel, sosyolojik ve siyasi bir gerçekliktir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK DÜNYASININ BÜTÜNLEŞME VE KAYNAŞMA SÜRECİNDE EDEBİYATIN İŞLEVİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28258</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28258</guid>
      <author>Metin OKTAY</author>
      <description>Bugün dünyada Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Kazakistan Cumhuriyeti, Kırgızistan Cumhuriyeti, Özbekistan Cumhuriyeti ve Türkmenistan Cumhuriyeti olmak üzere yedi bağımsız Türk devleti bulunmaktadır. Bu bağımsız Türk devletlerine Özerk Türk Cumhuriyetlerini ve değişik coğrafyalarda farklı devletlerin bünyesinde yaşamlarını sürdüren Türkleri de eklersek yaklaşık olarak 230-250 milyon civarında Türk nüfusun dünyada yaşadığını söyleyebiliriz. Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmaya başladıkları günden itibaren aralarında askerî, siyasi, ekonomik, kültürel ve sportif alanlarda işbirliği yoluna gitmişlerdir. Bununla birlikte son yıllarda dünyada yaşanan siyasi ve sosyo-ekonomik gelişmeler Türk cumhuriyetleri ve Türk toplulukları arasındaki işbirliğinin, iyi niyetli çabalara rağmen, istenilen düzeyde gerçekleşmediğini göstermektedir. Bu durumun birçok sebebi bulunmaktadır. Kanaatimizce Türk Cumhuriyetleri ve akraba toplulukları arasında gönül birliğinin, duygu birliğinin, ülkü birliğinin ve daha kapsayıcı anlamda kültür birliğinin tam anlamıyla sağlanamamış olması bu sebeplerin temelini oluşturmaktadır. Kültür birliğinin sağlanmasında edebiyatın toplumsal işlevinden faydalanılabilir. Kültür taşıyıcısı ve aktarıcısı olması yönüyle edebiyat, önemli bir güce sahiptir. Türk dünyasının birçok sözlü ve yazılı ürünü edebiyat aracılığıyla farklı coğrafyalarda yaşayan Türklere etkili bir biçimde ulaştırılabilir. Bu çalışmada, dille yapılan bir sanat olan edebiyatın toplumda ortak duygu, heyecan ve coşku oluşturma; toplum bireylerini ortak paydada buluşturma ve birleştirme gibi etkileyici gücünden yararlanıldığı takdirde Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklar arasındaki bütünleşmenin ve kaynaşmanın daha hızlı ve daha kalıcı olacağı ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FIKHÎ HÜKÜMLERDE DEĞİŞİM VE GELİŞİM İMKÂNI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28050</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28050</guid>
      <author>Recep ÖZDEMİR</author>
      <description>Zamanın ve şartların değişmesi sosyal hayatta değişimi beraberinde getirir. Sosyal hayatın değişmesiyle birlikte, yeni ortaya çıkan meselelerin hukukî çözümü bir zaruret halini alır. Hukukun görevi meseleleri yok saymak değil, hukuken çözüm bekleyen sorunlara hukukun temel yapısına uygun çözümler sunmaktır. Temel hükümlerini koruyarak ortaya çıkan meselelere hukukî çözümler sunmak, bir hukuk sisteminin en önemli özelliğidir. Tea’bbüdî (değişime kapalı) ilahî ilkeler İslâm hukuk düşüncesinin aslî kimliğini korumayı sağlarken, ta’lilî hükümler çerçevesinde oluşan düşünce faaliyeti hukukî gelişmeye imkân tanımaktadır. Vahiy kaynaklı olması ve içtihat kapısının kapalı olduğu yönündeki görüşler nedeniyle İslâm hukukuna bazı eleştiriler yöneltilmesine karşın, İslâm hukukçuları kıyas, istihsân, genel örf (urf âmm), kamu yararı ilkesi (maslahat) gibi hüküm kaynaklarını işleterek İslâm hukuk düşüncesinde hukukî gelişmenin olduğunu ortaya koymuşlardır. Müslümanların davranışlarının dini değerini belirleyen fıkıh, temelde usûl ve füruû adı altında iki ayrı kategoride şekillenmiştir. Bu faaliyetler neticesinde oldukça zengin bir gelenek oluşmuş; fıkıh zamanla kendine özgü bir yapıya kavuşmuştur. İslam hukukçularının ortaya çıkan meselelere çözüm arayarak hüküm kaynaklarına işlerlik kazandırmaları, İslâm hukukunda değişim ve gelişim potansiyelini sosyal hayata yansıtmıştır. Bunun yanı sıra zamanın değişmesiyle birlikte hükümlerin değişebileceği ve meşakkat karşısında zaruretin dikkate alınacağı ilkesi etrafındaki tartışmalar, İslâm hukukunda değişim olabileceği düşüncesine önemli katkılar sağlamıştır. Günümüzde ise içtihat ve maslahat etrafındaki tartışmalarla, gelişim ve değişim olgusu gündeme gelmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAKARYA ÜNİVERSİTESİNİN MARKA KİŞİLİĞİNİN BELİRLENMESİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28122</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28122</guid>
      <author>Salih MEMİŞ, Gıyasettin TAYFUR , Zafer CESUR</author>
      <description>Yoğun bir rekabetin yaşandığı günümüzde, tüketicilerin aynı nitelikleri ürünleri birbirinden ayırt etmeleri için markaya ihtiyaç duyulmaktadır. Markalar, tüketicilerin üzerlerinde bıraktıkları izlenimler, etkileşimler ve ilişkiler üzerinde tanımlanır. Bu nedenle şirketler güçlü markalar inşa etmek için çaba sarf ederler. Bunun yanında, marka bir işletmenin sahip olduğu taşınmaz değerleridir ve işletmenin tüm değerlerini ifade eden temsil gücüne sahiptir. Markalar insanlar gibi, kişiliğe sahiptirler. Markaların kişilikleri insanlar tarafından oluşturulur. Tüketiciler tarafından markalar satın alınırken, markaya verilen kişilik satın alma kararını belirler. Bu çalışmanın temel amacı, üniversite öğrencileri tarafından üniversitelerin marka kişiliğini etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Marka kişiliğinin algılanan boyutunun belirlenmesinde faktör analizi kullanılmıştır. Testlerin güvenilirliğini belirleyebilmek için, öncelikle güvenilirlik analizi yapılmış, daha sonra marka kişiliğini oluşturan temel boyutlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Faktör analizi yöntemi ile yapılan çalışma sonucunda, dört faktör (yetkinlik, heyecan, geleneksellik ve androjenlik) elde edilmiştir. Daha sonra bu faktörler ile demografik özellikler arasındaki ilişkiler ve farklılıklar araştırılmıştır. Öğrencilerin okudukları sınıf düzeyleri ile marka kişiliği faktörleri arasında ters yönde; memnuniyet puanları ile marka kişiliği faktörleri arasında aynı yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL 4. SINIFTA KULLANILAN ÖĞRENCİ ÇALIŞMA KİTAPLARININ ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28179</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28179</guid>
      <author>Yavuz BOLAT, Servet HALİ</author>
      <description>Teknolojik gelişmelere ve bilgi çağının getirdiği hızlı bilgi paylaşımına rağmen kitaplar bilgi edinmedeki gücünü hala korumaktadır. Bu noktada ders kitapları ve yardımcı çalışma kitapları bireye düzenli bir şekilde bilginin verildiği öğrenme araçları olmakla birlikte ders kitabı, bir derste kullanılan ve o dersin geliştirilmesine temel oluşturan kitaplardır. Bu çalışmanın temel amacı, ilkokul dördüncü sınıfta kullanılan öğrenci çalışma kitapları hakkında öğretmen görüşlerini ortaya koymaktadır. Öğretmenlerin bu görüşleri öğrenci çalışma kitaplarının hedef, içerik, öğretme-öğrenme süreçleri ve değerlendirme boyutlarını kapsamaktadır. Nitel bir durum çalışması olan bu çalışmada öğretmen görüşlerine yer verilmiştir. Bu çalışmaya araştırmacı tarafından seçilen bir ilkokulda görev yapan 15 dördüncü sınıf öğretmeni katılmıştır. Öğretmen görüşlerinin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Bu formlar aracılığıyla öğretmenler ile yapılan görüşmeler önce ses kaydına alınmıştır. Bu ses kayıtları daha sonra yazılı ortama aktarılarak görüşmeler üzerinde içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulguları dikkate alındığında öğretmenler, öğrenci çalışma kitaplarını dersin hedefleri uyumlu bulurken, öğrencilerin çalışma kitaplarındaki bazı etkinlikleri ders kitabı içeriğiyle ilişkilendirmede zorluklar yaşadığı, bazı derslerde verilen etkinliklerin öğretme-öğrenme süreçlerine uymadığı, çalışmaların bazen daha önceki etkinliklerin tekrarından ibaret olduğu, matematik ve Türkçe dersi öğrenci çalışma kitaplarında verilen ölçme-değerlendirme etkinliklerinin yetersiz olduğu ve bazı konuların çalışma kitaplarında birleştirilerek değerlendirildiği gibi dikkat çekici sonuçlara ulaşılmıştır. Öğretmenlerin çalışma kitapları hakkındaki görüş ve düşüncelerini dikkate alınarak mevcut kitaplarda düzenlemeler yapılmalı ya da yeni kitap yazım süreçlerinde bu görüşlerden yararlanılmalıdır. Ders ve çalışma kitabı yazımında öğretmen katılımının sağlanması olası sorunların uygulamadan çok daha önce fark edilmesine yardımcı olacağından bu noktada öğretmen faktörü dikkate alınmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>REKLAM METİNLERİNDE KULLANILAN İÇERİKLERİN TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI ÜZERİNDEKİ ROLÜ: GÜNCEL TELEVİZYON REKLAM UYGULAMALARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28159</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28159</guid>
      <author>Zekiye TAMER GENCER</author>
      <description>Dünya ülkeleri arasındaki ticari, sosyal, ekonomik, siyasi ve politik ilişkilerin gelişmesiyle birlikte söz konusu olan kültürel benzerlikler, küreselleşme kavramının bir neticesidir. Hem tüketimin yoğunluğu hem gerekli ve sahte ihtiyaçlar arasındaki farkın ortadan kalkması hem de kültürel özenti ile gelen benzerlik yenidünya düzeninin tüketim alt yapısını oluşturmaktadır. İyi bir ürün/hizmeti geliştirmekten fiyatlamasına, penetrasyonundan satın alımına kadar her aşamada sahip olduğu tüketici verisi/bilgisi hayatta kalmayı sağlayacak en önemli öğelerin başında gelmektedir. Ticari süreçlerin önemli bir parametresi olan bu bilgiler, reklam yatırımlarının sonunda tüketimi sağlayan önemli araçlardan biridir. Bütünleşik iletişimin bir gereği olarak reklam faaliyetleri diğer tüm pazarlama faaliyetleri ile uyumlu bir şekilde devam etsin diye de tüketicinin yakınen tanınması gerekmektedir. Tüketiciye sunulan benzer ürünlerin piyasada artması ve reklam yatırımlarının bir sonucu olan markalama çalışmaları ile duygusal açıdan bağlı ve sadakat sahibi kitleler oluşturmak işletmeler için temel hedeftir. Kitlelere ulaşması için son derece ciddi yatırımlar yapılan reklâm metinleri, taşıdıkları içeriklerle tüketici grupların oluşturulması açısından gerekli olan altyapıyı oluşturmaktadır. Bu çalışma kapsamında seçilen 5 adet televizyon reklamı içerik analizi yöntemi ile analiz edilerek tüketici üzerindeki sağladığı tüketim motivasyonu incelenmiştir. Satın alma eğilimi ve motivasyonunun oluşturulması için reklam metin ve içeriklerinde kullanılan parametreler analiz edilmiştir. Bu reklamlar ise son dönemde en çok medya yatırımı yapan firmalar arasından seçilerek tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EV HANIMLARININ İŞGÜCÜNE KATILIMLARININ ÖNÜNDEKİ ENGELLER</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28142</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28142</guid>
      <author>Bengü HIRLAK, Gamze Ebru ÇİFTÇİ</author>
      <description>Ülkelerin gelişmeleri açısından kadınların işgücüne katılımlarının sağlanması oldukça önemli bir konudur. Bu araştırmanın amacı, Kırıkkale ilinde yaşayan ev hanımlarının çalışmama kararlarının arkasındaki nedenleri tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda, Kırıkkale’deki 260 ev hanımı üzerinde araştırma yapılmıştır. Bu araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Anket soruları hazırlanırken ilgili literatürden ve daha önce yapılan araştırmalardan yararlanılmıştır. Araştırmada uygulanan anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; ev hanımlarının sosyo-demografik özellikleri ile ilgili sorulara, ikinci bölümde ise; işgücüne katılımları önündeki engeller ile ilgili sorulara yer verilmiştir. Anketlerden elde edilen veriler SPSS programından yararlanarak analiz edilmiştir. Araştırmada katılımcı ev hanımlarının eşleri ile aralarında yaş farklarının olduğu, çoğunluğunun ilköğretim ve lise düzeyinde eğitime sahip olduğu, ailevi nedenlerle ve kız çocuğu olduklarından dolayı üniversite eğitimi alamadıkları, ev hanımlarının daha önce bir iş tecrübesine sahip olanlarının oranının düşük olduğu, çoğunlukla kendi istekleri ve evlendikleri için daha önce çalıştıkları işlerinden ayrıldıkları, tamamına yakınının şuan için çalışmak istediği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, ev hanımlarının önem sırasına göre şu anda bir işte çalışmama nedenlerinin; eşlerinin çalışmalarını istememelerinden, çocuklarına bakacak kimsenin olmamasından, çalışma hayatının zor olduğunu düşünmelerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcı ev hanımlarının şu anda bir işte çalışmama nedenleri ile evlilik yaşları, evlenme şekilleri, eğitim durumları ve sahip oldukları çocuk sayıları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HASSA AĞZI SES BİLGİSİ II (ÜNSÜZLER)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28232</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28232</guid>
      <author>Ahmet HAŞİMİ</author>
      <description>Hassa yöresi, fiziki ve coğrafi şartların yanında iktisadi ve sosyal şartların da yerleşme bakımından arz ettiği elverişli durumu itibariyle, tarihin en eski zamanlarından beri birtakım yerleşme merkezlerinin odak noktası olmasını sağlamıştır. Etiler, Asurlular, Persler, Makedonyalılar, Grekler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Memlûklar ve Osmanlılar ve hattâ Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa idaresindeki Mısır kuvvetleri, hep aynı sebeplerle Hassa yöresine girmişler ve bu bölgede tutunmaya çalışmışlardır. Hassa yöresine 1042’den itibaren başlayan Türk akınları, 1071 Malazgirt savaşından sonra kesafet kazanmış, daha sonraki dönemlerde ise bölge tamamen bir Türk yurdu haline gelmiştir. İçinde yaşadığımız çağda baş döndürücü bir hızla gelişen ve değişen kitle iletişim araçları sözlü kültür ögesi olan ağızları da etkisi altına almaktadır. Bu gelişim ve değişim bir yandan standart bir dilin oluşmasına hizmet ederken bir yandan da ağızların yok olmasına yol açmaktadır. Türk dili sahasıyla ilgilenen bilim adamları kaybolmaya yüz tutan Anadolu ağızlarını tespit etmek ve bu ağız özelliklerini incelemek için pek çok çalışma yapmışlardır. Bunun yanı sıra bilim adamları ağız incelemeleri neticesinde Türkçenin birçok meselesini de açığa kavuşturmuşlardır. Bu bağlamda bir Anadolu ağzı olan Hassa ağzı özellikleri de bu yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu çalışmada Hassa yöresi ağzından derlenen metinlerden hareketle yörenin ünsüz özellikleri üzerine bir inceleme ve değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışma Anadolu ağız atlaslarının hazırlanmasına kaynaklık edecek ve Türkçenin çözüm bekleyen bazı meselelerine ışık tutacak mahiyettedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İKİNCİ MEŞRUTİYET DÖNEMİ OSMANLI BASININDAN YANSIMALAR: MEŞRUTİYET’İN İLANI SONRASI ARNAVUTLUK’TA OKULLAŞMA ÇALIŞMALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28185</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28185</guid>
      <author>Mesut YAVAŞ</author>
      <description>Bu çalışma, İkinci Meşrutiyet’in ilanı sonrasında teşekkül eden hükümetlerin eğitimin yaygınlaştırılması bağlamında okullaşma konusunda Arnavutluk’ta attığı adımları dönemin Osmanlı basını üzerinden vermeyi amaçlamıştır. Bu maksatla Meşrutiyet dönemi Osmanlı basınının yüksek tirajlı gazetelerinden İkdam, Sabah, Tanin, Tasvir-i Efkar ve Yeni Gazete taranarak, dönemin hükümetlerinin bu konudaki çalışmalarının basındaki yansımaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Nitekim gazete sütunlarında yapılan taramalar neticesinde İkinci Meşrutiyet’in ilanına müteakip kurulan hükümetlerin Arnavutların yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde okullaşma çalışmalarına hız verdikleri görülmüştür. Bu bağlamda bir yandan bölgede yeni okullar açılması konusunda kararlar alınırken, diğer yandan birçok yeni okulun temelinin atıldığı ve yenilerinin de açıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca okullaşma konusunda devletin yanı sıra bölge halkının da girişimlerde bulunduğu anlaşılmıştır. Eğitimin yaygınlaştırılması konusunda duyarlı olan bölge halkı, eğitimsizliğin açılacak yeni okullar vasıtasıyla giderilebileceği gerçeğinden hareketle bir araya gelmiş ve dayanışma içerisinde ortak hareket ederek bölgelerinde okullar açmışlardır. Halkın bu yöndeki girişimlerine duyarsız kalmayan devlet de bu uğurda bir birliktelik ortaya koyan bölge halkının girişimlerine nakdi yardımda bulunmuştur. Basında çıkan haberlerden anlaşıldığına göre dönemin hükümetlerinin okullaşma konusundaki çalışmaları, yalnızca okul binalarının yapılmasından ibaret olmamıştır. Ayrıca ilgili bakanlık, gazelere verdiği ilanlar vasıtasıyla bölgedeki okulların öğretmen ihtiyacını karşılamaya çalışmıştır. Okul binaları ve nitelikli öğretmen konusunda gayretli çalışmalar ortaya koyan meşrutiyet hükümetleri, bunların yanı sıra bölgedeki okullara kitap, defter ve kırtasiye malzemesi desteğinde de bulunmuştur. Tüm bunlar İkinci Meşrutiyet’in ilanı sonrasında Arnavutluk’ta okulların yaygınlaştırılması konusunda çalışmalar yapıldığını, kamuoyu oluşturma aracı olarak önemli bir işleve sahip olan basının da bu çalışmaları sayfalarına taşıyarak halkın bilgilendirilmesi ve aydınlatılması konularında üzerine düşen görevi yerine getirdiğini ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EGE ÜNİVERSİTESİ YERLEŞKESİ ULAŞIM AĞININ İNSAN ODAKLI TASARIM KRİTERLERİNE GÖRE İRDELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28173</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28173</guid>
      <author>Ayşe Kalaycı ÖNAÇ, Tanay BİRİŞÇİ</author>
      <description>Üniversite yerleşkeleri, üniversite bünyesinde çalışanların ve öğrencilerin günlük yaşamlarının büyük kısmını geçirdikleri, eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanı sıra birçok sosyal faaliyet ve oluşumun gerçekleştirildiği, yoğun kullanım potansiyeline sahip alanlardır. Üniversite yerleşkelerinin karakterini ve kullanılabilirlik düzeyini belirleyen en önemli unsurlardan biri yerleşke içerisindeki ulaşım ağıdır. Ege Üniversitesi 1955 yılında kurulmuş olup, dağınık yerleşim modeline sahip, 3450 dekar arazi üzerinde bulunan bir yerleşkedir. Bu çalışmada; Ege Üniversitesi yerleşkesinin ulaşım ağı, görsel ve işlevsel özellikleri açısından değerlendirilmiş, yaya ve taşıt ulaşımının standartlarını yükseltmeye yönelik öneriler geliştirilmiştir. Çalışma üç aşamada gerçekleştirilmiş olup, ilk aşamada yerleşke içerisindeki ulaşım ağı elemanları işlevlerine göre sınıflandırılmış ve ayrılan sınıflara göre görsel materyaller toplanmış, çevresel, görsel ve işlevsel özellikler temelinde ilk inceleme yapılmıştır. İkinci aşamada, yerleşke ulaşım ağının kullanım yoğunluğu ve kullanıcı davranışları gözlemlerine dayanarak ulaşım ağını karakterize eden alt kriterler belirlenmiş, kullanım yoğunluğu en fazla olan ulaşım ağı elemanları belirlenen alt kriterlere göre değerlendirilmiştir. Üçüncü aşamada ise yapılan değerlendirmeler sonucu elde edilen veriler ışığında, Ege Üniversitesi yerleşke ulaşım ağının , gerek araç ve yaya kullanım rahatlığının, gerekse görsel niteliklerinin artırılmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE'DE ÇEVRE POLİTİKASI VE ULUSLARARASI ÇEVRE SÖZLEŞMELERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28201</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28201</guid>
      <author>Bahar TÜRK, Aysel ERCİŞ</author>
      <description>İnsanoğlunun yaşamını sürdürmek için gösterdiği çaba, insan ve çevre arasındaki kaçınılmaz etkileşim, çevre kavramının günümüzde geldiği nokta ve kazandığı önem, çevrenin ulusal boyutta olduğu kadar uluslararası boyutlarda da ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Buna ilaveten uluslararası düzeyde gerçekleştirilen çevreye ilişkin birçok protokol, düzenleme ve sözleşme bu konunun önemini açıkça göstermektedir. Dolayısıyla ulusal anlamda atılacak adımlar, küresel olarak anlamlı bir bütünün oluşturulması adına da oldukça mühimdir. Çevresel farkındalığın yaratılmasında kullanılan/kullanılacak araçlar ve etkin olarak yürütülen çevre politikaları ise bu bütünlüğü sağlayacak temel yapı taşları olarak karşımıza çıkmaktadır. 5 Haziran 1972’de Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Stockholm Konferansı çevresel konulara ilişkin uluslararası politikaların dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Ülkemizin de içinde bulunduğu 113 ülkenin katılımı ile gerçekleşen bu konferans çevresel konularda genel kabul gören bir platform oluşturmayı başarmanın yanı sıra çevresel sorunlara küresel düzeyde çözüm araması gerektiğini gerçeğini de ortaya koymuştur. Ayrıca konferans sonucunda yayınlanan bildirge ile 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kabul edilmiştir. Çevre günü çevreyi koruma faaliyetlerinin arttırılması, çevresel kalitenin iyileştirilmesi için çevre bilincinin arttırılması gibi önemli bir işlevi yürütmeye adanmıştır. Stockholm Konferansı ile başlangıç bulan çevresel anlayış, gerek ülkemizde gerekse dünya çapında giderek önem kazanmış ve daha kapsamlı ele alınan bir konu haline gelmiştir. Bu nedenle çalışma içerisinde önce Türkiye’deki, ardından uluslararası çevresel uygulama, mevzuat ve sözleşmeler incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARI İÇİN DEĞERLER DEĞERLİ Mİ?</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28168</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28168</guid>
      <author>Özkan ÇELİK, Yıldıray AYDIN , Osman KÖSE , Zeynep ÖZDEM KÖSE</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının, ilkokul öğrencilerine kazandırılması hedeflenen değerlerin hangilerini daha değerli gördüklerini ve bu değerlerin önemli görülme nedenlerini belirlemektir. Bu genel amaç doğrultusunda “Sınıf öğretmeni adaylarının görüşlerine göre ilkokul programlarında kazandırılması hedeflenen değerlerin kazandırılma önceliği nedir?”, “Kazandırılması öncelikli görülen ilk üç değerin, ilkokulda kazandırılmasının gerekçeleri nelerdir?” ve “Sınıf öğretmeni adayları tarafından belirlenen bu değerlerin, diğer değerlere göre daha önemli görülmesinin sebepleri nelerdir?” sorularına cevap aranmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemi ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2015-2016 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dallarında öğrenim gören 123 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adayları üçüncü veya dördüncü sınıfta öğrenim görme ve araştırmaya gönüllü olarak katılma ölçütlerine göre belirlenmiştir. Verilerin toplanması aşamasında araştırmacılar tarafından hazırlanan ve iki bölümden oluşan, beş maddelik görüş alma formu kullanılmıştır. Uzman görüşleri alınarak hazırlanan form açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Elde edilen veriler içerik analizi tekniğinden yararlanarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmeni adaylarının sırasıyla “Türk Bayrağına ve İstiklal Marşına saygı”, “Bağımsızlık”, “Vatanseverlik” ve “Millet sevgisi” değerlerini öncelikli olarak kazandırılması gereken değerler olarak gördükleri tespit edilmiştir. Sınıf öğretmeni adayları bu değerlerin kazandırılmasının gerekliliğine ilişkin ise en sık “Ülkeye bağlılık, sevgi, değer verme, koruma, geliştirme, ülkenin varlığı için”, “İyi ve faydalı bireyler yetiştirmek için”, “Öğrenmenin yaşça uygun olmasından” ve “Milli bilinç oluşturmak için” ifadelerini kullanmışlardır. Belirlenen bu değerlerin diğer değerlere göre daha önemli olduğunu düşünme sebepleri ise “Vatanı sevme ve vatana faydalı olma koşulunu her şeyden önde tutmak” ve “Bazı değerleri bilmenin öncelik koşulu olması” kategorileri altında toplanmıştır. Bu kapsamda yapılacak olan çalışmalarda, araştırmada belirlenen değerler dışındaki değerlerin öğretmen adayları için neden daha az önemli görüldüğünün belirlenmesine ilişkin çalışmalar yapılabileceğine yönelik öneride bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YİYECEK İÇECEK İŞLETMELERİNDE ESTETİK DEĞERİN MÜŞTERİLERİN ESTETİK DENEYİMLERİNE VE TEKRAR ZİYARETLERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28188</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28188</guid>
      <author>Çağrı SÜRÜCÜ, Aydan BEKAR</author>
      <description>Bu araştırmada, yiyecek içecek işletmelerinde estetik değerin müşterilerin estetik deneyimlerine ve tekrar ziyaretlerine etkisi incelenmiştir. Kurulan araştırma modeline göre öncelikle restoranın estetik değer bileşenleri belirlenerek, estetik değerin estetik deneyime etkisi incelenmiştir. Daha sonra estetik değerin ve estetik deneyimin müşterilerin restoranı tekrar ziyaretine etkisi belirlenen hipotezler doğrultusunda test edilmiştir. Çalışma Muğla merkez ilçe ile Milas, Bodrum, Marmaris, Datça, Dalaman ve Fethiye ilçelerinde bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli lüks restoranlarda, 1. sınıf ve 2. sınıf restoranlarda gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde mutlak ve yüzde değer, faktör analizi, basit ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre restoranların estetik değeri ile müşterilerin estetik deneyimleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu; estetik değer ve estetik deneyimin olumlu olmasıyla müşterilerin tekrar ziyaret etme niyetinin de arttığı belirlenmiştir. Buna göre restoranlarda tüketicilerin algı ve duygu durumu üzerinde etkili olduğu bilinen renk, ışık ve objeler gibi ayrıntılar estetik şekilde kullanılarak müşterilerin olumlu estetik deneyim kazanmaları sağlanabilir. Böylece müşterilerin işletmeyi tekrar ziyaret etmeleri sağlanarak, işletmeye rekabet avantajı kazandırılabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1930’LARIN TASARRUF POLİTİKALARINDA İDEALİZE EDİLEN KADIN İMGESİNİN BASINDA TEMSİLİ: GENÇ CUMHURİYETİN MODERN VE TUTUMLU KADINLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28206</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28206</guid>
      <author>Filiz YILDIZ</author>
      <description>Uzun savaş yıllarının ardından kurulan Cumhuriyet Türkiye’si yokluk ve olanaksızlıklarla karşı karşıyadır. Bu tabloya 1929 dünya ekonomik bunalımının etkileri de eklenince milli ekonomiyi güçlendirme çabasında tasarruf ve yerli malı kullanımının önemi de artmıştır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, 1930 yılından itibaren ağırlık kazanan ulusal kalkınma mücadelesinde tasarruf ve yerli malı seferberliği önemli bir yer tutmaktadır. 14 Aralık 1929 tarihinde kurulan Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti önderliğinde, vatandaşlarda tasarruf ve yerli malı kullanımına dair bilinç uyandırmak ve tüketim alışkanlıklarının bu bilinçle oluşmasını sağlamak için çeşitli etkinlikler düzenlenmiş, halka tasarruf ve yerli malı kullanmanın önemi anlatılmış, bu yönde davranışları pekiştirecek yarışmalar yapılmıştır. Tasarruf mücadelesinde ev idaresi ve çocuk yetiştirme rolleri nedeniyle kadınlardan daha fazla destek beklenmiştir. Dönem gazeteleri incelendiğinde halkın tasarruf bilincini yükselten ve yerli malı kullanımını teşvik eden yayınlarla basının bu süreçte önemli bir misyon üstlendiği görülmektedir. Kadınların desteğini arttırmak adına yapılan çağrılarda ulusal kalkınma mücadelesine destek vermek için tutumlu davranmak ve yerli malı kullanmak vatansever olmakla eşlenirken, ekonomik alanda yapılan bu mücadele milli mücadeleyle bir tutulmuştur. Basında yer verilen içeriklerde ev idaresinde tasarruf bilinciyle hareket eden, çocuklarını tutumlu olmaya alıştıran kadınlardan övgüyle söz edildiği, lüks tutkusu ve israfın ise eleştirildiği görülmektedir. Betimleyici tarihsel analiz yöntemiyle yapılan bu çalışmada Cumhuriyet, Akşam, Vakit ve Hakimiyet-i Milliye gazeteleri incelenerek tasarruf politikalarıyla idealize edilen kadın imgesinin basında nasıl üretildiği ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BATI AVRUPA ANTROPOSENTRİK LİBERALİST GİRİŞİMCİ ZİHNİYETİNİN OLUŞUMU VE MEDENİYET İNŞASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28181</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28181</guid>
      <author>Ömür TOKER</author>
      <description>Toplumları incelediğimizde onu meydana getiren fertlerinin dünyayı ve bilgiyi algılamalarını zihniyetlerinin sağladığını görürüz. Zihniyet, fertlerin yaşamsal faaliyetlerde bulunurken karşılaştıkları olay ve durumlara manalar yüklemelerine yardımcı olur. Toplumları değiştiren, geliştiren ve kalkındıran fertler olarak girişimcilerin faaliyetlerinin doğrumu yoksa yanlış mı olduğunu, nasıl ve niye yapılması gerektiğini de bize toplumun zihniyeti verir. Bu zihniyetin oluşmasını, korunmasını ve yaşamasını sağlayan ise toplumun bilgi hiyerarşisidir. Bilgi hiyerarşisi toplum tarafından güvenilir olarak kabul edilen kaynakların en güvenilirinden başlayarak bir hiyerarşi içerisinde sıralanmasıdır. Batı Medeniyetinde Hristiyan inancının oluşturduğu bilgi hiyerarşisi özellikle reform ve rönesans ile erozyona uğrayarak tahtını kaybetmiştir. Yerini ibadeti üstün bir varlığa tapınarak değil insanlığın gelişimi için çaba sarf etmek olan bir inanç kültürüne, tanrılaştırılmış akla, “pozitivizm”e bırakmıştır. Vahyi reddeden bu anlayışın ortaya çıktığı “Aydınlanma Çağı” ile birlikte Hıristiyanlığa karşı aklın üstünlüğü vurgulanmıştır. Hıristiyanlık ahlakçı ve idealist özelliklerini adım adım yitirmiştir. Hıristiyanlıkta kapitalizme engel teşkil eden kurallar ayıklanmıştır. Her medeniyet kendisini, toplumsal zihniyetini oluşturan çerçevelerin içeriği ile belirtir. Medeniyetlerin her biri sosyo-ekonomik hayatın ortaya koyduğu sorunlar için bir orijinal çözümler bütünü arz eder. Batı medeniyetinin taşıyıcısı olan antroposentrik liberalist girişimci tipinin, batı medeniyetini oluşturan kültür ve zihniyet dünyasından ve özellikle pozitivizm düşüncesinden bağımsız olarak ele alınması eksik ve yanlış bulgulara yol açacaktır. Antroposentrik liberalist girişimcinin zihniyet dünyasının oluşumu ve bilgiyi algılama şeklini incelememiz eksik ve yanlış bulguları gidermek açısından önemli görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK HİZMETİ TÜKETİCİLERİNİN HASTANE TERCİHLERİ VE KURUM ÜNÜ ALGILAMALARININ TUTUM VE DAVRANIŞLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28175</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28175</guid>
      <author>Aysun KANDEMİR, Oğuz IŞIK</author>
      <description>Bu araştırma hastaların ya da potansiyel sağlık hizmeti tüketicilerinin hastanelerin sahip olduğu kurum ünü ile ilgili algılamalarının hasta güveni, bağlılığı ve özdeşlemeleri üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Ayrıca çalışmada tüketicilerin sosyo-demografik özellikleri ile hasta güveni, kuruma olan bağlılık ve özdeşlemelerine ilişkin algıları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara il merkezinde ikamet eden kişiler oluşturmaktadır. Çalışmada basit rastgele örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Bu amaçla 515 kişiye anket yapılmıştır. Verilerin analizinde yapısal eşitlik modelinin yanı sıra tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırma bulguları kurum ününde etkili olan hastanenin tanınmış, başarılı ve büyük bir hastane olduğu algısı, kişilerin bu hastanelere duydukları güven üzerinde etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca kişilerin tercih ettikleri hastaneyi yakın çevrelerine de önerdikleri ve hastaneleri ile ilgili olumsuz eleştiriler karşısında savunmaya geçtikleri görülmektedir. Hastanelerin kurum ünü algılamalarının kişilerin tutum ve davranışları üzerinde etki ettiği söylenebilir. Özellikle kişilerin hastane tercihinde kurum ünü algılamalarının önemli rol oynadığı ve hastane tercihindeki devamlılık üzerinde etki sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AVRUPA BİRLİĞİ’NİN DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ ANLAYIŞININ ORTAÖĞRETİM DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMINA YANSIMALARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28119</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28119</guid>
      <author>Erdi ERDOĞAN, Doğan DUMAN</author>
      <description>Avrupa coğrafyası yüzyıllar boyu kanlı savaşlara, çatışma ve çekişmelere sahne olmuştur. Bunlardan en yıkıcı olanı şüphesiz ki II. Dünya Savaşı’dır. Milyonlarca insanın ölümüne ve çok büyük ekonomik kayıplara yol açan bu savaş aynı zamanda Avrupa kıtasını siyasi anlamda istikrarsızlaştırmıştır. Savaşın bitiminden sonra bir daha buna benzer kayıplar yaşamamak, barış ve işbirliğine dayalı bir ortam oluşturmak için harekete geçildi. Özgürlük, eşitlik, adalet ve barış temelli bir toplum yapısı gerçekleştirme düşüncesi ve insan hakları ve demokratik değerlere uygun bir Avrupa kurma hayali ortak bir arzu olarak belirdi. Bu amaç doğrultusunda insan ve vatandaş yetiştirmek için de bireylere demokrasi ve insan hakları değerlerinin aktarılması önem kazanmaya başladı. Bunu gerçekleştirmek üzere Avrupa Birliği’ne üye ülkeler demokrasi ve insan haklarının öğretimini ulusal eğitim programlarına dâhil etmektedirler. Türkiye de Avrupa Birliği’ne üye adayı devletlerden biri olduğu için Avrupa Birliği değerlerinin ulusal eğitim sistemimize yansımalarının ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı; şu anda uygulanmakta olan Demokrasi ve İnsan Hakları Dersi 2013 Öğretim Programı’nın amaçlarını, kazanımlarını ve içeriğini, Avrupa Birliği’nin demokrasi ve insan hakları eğitimi değerlerine göre değerlendirmek, eksik ve uyumlu yönlerini alan uzmanları görüşleri neticesinde ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırma nitel yaklaşıma uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırma verileri, 8 alan uzmanı akademisyenden yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda toplanan veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde öğretim programının genel kazanım ifadeleri ve uygulamaya yönelik bazı eksikleri dışında, genel itibariyle Avrupa Birliği’nin demokrasi ve insan hakları değerlerine uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK ÖĞRETMEN ADAYLARININ TEMAS ENGEL DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28120</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28120</guid>
      <author>Gamze ÜLKER TÜMLÜ, Nilüfer VOLTAN ACAR</author>
      <description>Bu çalışmada Gestalt temas engelleri cinsiyet, aile biçimi, algılanan anne ve baba tutumları açısından incelenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını 2010- 2011 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Eğitim fakültesinde öğrenimine devam eden 735 ikinci ve üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin temas engelleri düzeylerini belirlemek amacıyla Tagay (2010) tarafından geliştirilen “Gestalt Temas Engelleri Ölçeği”nden yararlanılmıştır. Öğrencilerin temas engellerini belirlemek amacıyla tek yönlü Manova yöntemi kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıkların kaynağımı belirlemek amacıyla ise Post hock testlerinden Tukey’den yararlanılmış, anlamlılık düzeyi .05 kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre erkek öğrencilerin tam temas engel düzeyleri kız öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuşken, temas sonrası engel düzeyleri kız öğrencilerinkine göre anlamlı bir şekilde düşük çıkmıştır. Temas ve bağımlı temas engel düzeyleri açısından ise cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre otoriter anne tutumunu algılayan öğrencilerin koruyucu anne tutumunu algılayanlara göre temas engel düzeyleri anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bununla beraber, koruyucu anne tutumunu algılayan öğrencilerin demokratik anne tutumunu algılayanlara göre temas sonrası engel düzeylerinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu gözlenmiştir. Aile tipi değişkeni açısından bakıldığında, çekirdek aile tipine sahip öğrencilerin geniş aile tipine sahip olanlara göre temas ve bağımlı temas engel düzeylerinin anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Öte yandan araştırmada öğrencilerin algıladıkları baba tutumları temas, tam temas, bağımlı temas ve temas sonrası engel düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Araştırmada elde edilen bulgular Türk kültürü bağlamında tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN KONUŞMA KAYGISI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28131</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28131</guid>
      <author>Gülbike KEŞAPLI, Musa ÇİFCİ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ortaokul düzeyinde öğrenim gören 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin konuşma kaygısı düzeylerinin tespit edilmesidir. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 öğretim döneminde Uşak ili merkezinde bulunan farklı sosyo-ekonomik düzeylere ait 10 ortaokulda 6. 7. ve 8. sınıfta öğrenim gören toplam 626 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin 358'i kız 268'i erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Öğrencilerin konuşma kaygılarını değerlendirmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan 5'li likert tipi bir "Konuşma Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek soruları 23 maddeden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin yakın çevreye yönelik konuşma kaygısı düzeyi çok zayıf, ders esnasında konuşma kaygısı düzeyi orta, okul içi ders dışı konuşma kaygısı düzeyi zayıf, genel konuşma kaygısı düzeyi zayıf olarak tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLGE KARASU ROMANLARININ POSTMODERN BİR ÖĞE OLAN ÜSTKURMACA YÖNÜNDEN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28177</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28177</guid>
      <author>Gülşah ŞİŞMAN</author>
      <description>Postmodern romanın özelliklerinden biri olan ve metnin yazılma sürecinin metnin kurgusu haline getirilmesi demek olan üstkurmaca, Bilge Karasu yazınının temel özelliklerinden biri olarak dikkat çeker. Üstkurmacada anlatıcı açık şekilde ortadadır ve metnin kurmaca olduğunu metnin içine girerek gösterir. Karasu’nun beş adet romanının dördünde başkişiler aynı zamanda yazardır ve hemen her biri anlatılarda bir öykü, anı ya da roman yazmaktadır. Çoğu zaman elimizde anlatının kendisi, başkişinin yazdıklarıdır. Yazar olan bu anlatı kişileri bir yandan bazı metinler oluştururken, bir yandan da yazma/yazı/kurgu hakkındaki düşüncelerini paylaşır, metnin kurgusallığını belirginleştirmek için roman yazma tekniğini romanın malzemesi haline getirirler. Gece, dört farklı anlatıcının ortada duran bir deftere yazdıklarından oluşur. Böylece bir roman taslağı, o romanın kendisi haline gelir; yani Gece kendi kendini yazarak var olur. Kılavuz da benzer şekilde başkişinin yazdıklarından oluşur. Kılavuz’u bilinen gerçekçi romanlardan ayıran özelliklerinden biri, anlatının kurmaca olarak kendi üzerinde duran üstkurmaca yönüdür. Karasu, Altı Ay Bir Güz adlı romanının altıncı bölümünden bir parçayı bazı eklemeler yaparak Narla İncire Gazel’in “Giriş” kısmında kullanmakla kalmaz; bunu yaptığını metninde dile getirir. Yazma ve yazı ile ilgili kurgulara, açıklamalara bu romanda da sıkça yer verildiği görülür. Bu bildiride Bilge Karasu’nun romanları postmodern bir öğe olan üstkurmaca yönünden incelenmeye, romanlarındaki üstkurmacaya yönelik özellikler tespit edilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARAP ŞİİRİNDE BALKANLARA MERSİYE: ENDÜLÜS’ÜN KARDEŞİ EDİRNE’NİN DÜŞÜŞÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28193</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28193</guid>
      <author>İhsan DOĞRU</author>
      <description>Arapların Endülüs’ü kaybetmesi Arapları nasıl derin ıstırap içine gark ediyorsa ‘‘Osmanlıların Endülüs’ü’’ olarak nitelendirilebilen Balkanların düşüşü de Türkleri aynı ıstırap deryasına gark etmektedir. İki büyük devletten biri Avrupa’nın güney batısında diğeri doğusunda yaklaşık yedi asırlık bir hükümranlıktan sonra kabuğuna çekilmiş, atalarının şerefle girdiği fetih kapısından başları öne düşmüş halde geri çıkmışlardır. Balkan yarımadasında yer alan Edirne Osmanlı’ya İstanbul’un fethine kadar bir süre başkentlik yapmış önemli bir şehirdir. 1912 yılında Bulgarların Edirne’ye saldırısı üzerine hüzünlenen Mısırlı şair Ahmet Şevki kentin düşüşüne ağıt yakar. Birçok hikmet barındıran bu şiiri geçen asırda Balkanlara dair yazılan mersiyelerin en uzunu ve en önemlisidir. Yüz beş beyitlik mersiyesini şair bu kentin düşüşüne dair üzüntüsüne tahsis eder. Savaşın ahvaline, din alet edilerek İsa adına Bulgarlar tarafından yapılan barbarca katliama değinir; çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek, kundaktaki bebeğe varıncaya kadar insanların ayırım yapılmadan nasıl hunharca katledildiklerini tasvir eder. Eskiden komşu olan Bulgarların evler arasında Türk komşularını nasıl koyun gibi boğazladıklarını, onların kendilerine yurt edindikleri toprakları terk ederken nasıl gözyaşı dökerek ayrıldıklarını esefle anlatır. İstanbul’da hiziplere ayrılıp birbiriyle kavgaya tutuşmuş insanları birliğe, mücadeleye davet eder. Zamanın atalarla övünme zamanı olmadığını, kılıcın koruyamayacağı şeyi kitap ve kalemin koruyamayacağını dile getirir. Edirne’yi savunan Şükrü Paşayı metheder. Beş aylık savunmanın her gününün bir yıl kadar uzun geçtiğini ifade eder. Bu çalışmamızda Ahmet Şevki’nin ‘‘Ey Endülüs’ün kız kardeşi’’ hitabıyla başladığı şiirini şehirlere mersiye babında ele alarak eski İmparatorluk başkentinin düşüşünün şairin duygu dünyasında bıraktığı izleri göstermeye çalışacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRENCİLERİN İLGİ VE KATILIMI AÇISINDAN ORTAÖĞRETİM DKAB DERSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28191</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28191</guid>
      <author>Nurullah AYDENİZ</author>
      <description>Türk eğitim sisteminde milli, manevi, kültürel ve ahlaki değerleri yetişmekte olan nesle kazandırma sorumluluğu büyük oran DKAB dersine verilmiştir. Bu açıdan bakıldığında hayati derecede bir öneme sahip olduğu söylenebilir. 1982 anayasası ile koruma altına alınarak zorunlu bir ders haline getirilmiş olması ona verilen önemin bir göstergesi olarak düşünülebilir. Burada sorulması gereken şudur: teorik olarak oldukça önemsenen ve hayati sorumluluklar üstlenen DKAB dersine öğrencilerin ilgi ve katılımı ne düzeydedir? Bu soruya cevap aramak düşüncesiyle nitel araştırma yöntemi kullanılarak başarı düzeyleri farklı beş ayrı ortaöğretim okulunda, belirlenen 11. Sınıf şubelerinde gözlemler yapılarak hem DKAB dersi öğretmenleriyle hem de gözlem yapılan sınıflardan seçilen 10’ar öğrenci ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırma milli ve manevi değerlerin görece yüksek olduğu bir bölgede yapılmıştır. Yapılan çalışma ile tüm okullarda DKAB dersine öğrencilerin ilgi ve katılımının düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Ders kitabını getirmeme, derste başı sıraya koyup yatma gibi alışkanlıklara sıkça rastlanmıştır. Ayrıca hem öğretmenlere göre hem de öğrencilere göre DKAB dersine ilgi düşüktür. Bunda da en büyük etken “zaten biliyoruz” düşüncesidir. Ayrıca üniversite sınavında ağırlığı olan derslere daha fazla zaman ayırma, din dersini kolay ve rahat geçilebilir görme, bir dinlenme dersi olarak düşünme ilgisizliğin nedeni olarak gözükmektedir. Ancak içerdiği düşünce, inanç, tutum ve değerlerden dolayı din dersine karşı bir ilgisizlik söz konusu değildir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN KİTAP OKUMAYA YÖNELİK TUTUMLARININ BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28138</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28138</guid>
      <author>Şükrü BİNGÖL, Hülya BİNGÖL , Evrim ÇELEBİ , Cemal GÜNDOĞDU</author>
      <description>Bu araştırma, İnönü Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin kitap okumaya yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı türdeki araştırmada örneklem seçimine gidilmeden evrenin tamamı araştırma kapsamına alınmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 526 öğrenciyle araştırma tamamlanmıştır. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ile Gömleksiz (2004) tarafından geliştirilen “Kitap Okuma Alışkanlığına İlişkin Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmamızda ölçeğin tüm olarak Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0.85 olarak bulunmuştur. Veriler istatistik paket programında değerlendirilmiş, analizde bağımsız gruplarda t testi ve ANOVA kullanılmıştır. p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DERSİNE YÖNELİK AKADEMİK BAŞARI TESTİ GELİŞTİRME ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28253</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28253</guid>
      <author>Atilla BİNGÖL, Nurhan HALİSDEMİR</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerin Temel Bilgi Teknolojileri dersindeki akademik başarılarını ölçmeye yönelik ölçme aracı geliştirmektir. 26 maddeden oluşan testin nihai formu Fırat Üniversitesi 1. sınıflarında eğitim gören 166 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Elde edilen veriler üzerinden, testin geçerliğine ilişkin bilgi elde edebilmek amacıyla teste ait madde analizi ve her bir maddenin güçlük ve ayırt edicilik indisleri hesaplanmıştır. Testte yer alan soruların madde güçlük indeks değerleri (Pj) .21 ile .49 arasında değişmektedir. Testin ortalama güçlüğü (P) ise .59 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen test puanları arasındaki iç tutarlığı incelemek amacıyla yapılan Kuder Richardson-20 analizi sonucunda ise testin KR-20 değerinin .51 olduğu saptanmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen değerler, testin güvenirlik düzeyinin yüksek olduğu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gökhan Eşel, Amerikan Barış Gönüllüleri ve Türkiye’deki Faaliyetleri, İleri Yayınları, İstanbul 2016, 248 s., ISBN - 978-605-9833-31-8</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28176</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28176</guid>
      <author>Mehmet Akif KARA</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


