






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2017 Sayı  58</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=595</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>MESLEKİ MÜZİK EĞİTİMİ ALAN LİSANS ÖĞRENCİLERİNİN MÜZİK PERFORMANS KAYGI DÜZEYLERİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28379</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28379</guid>
      <author>Bahar GÜDEK, Varol ÇİÇEK</author>
      <description>Müzik Performans Kaygısı, bir topluluk önünde performans sergileyen her seviyeden birey için söz konusu olabilmektedir. Özellikle mesleki müzik eğitimi alan öğrencilerin, bireysel çalgı sınav komisyonlarında, dinleti, konser vb. etkinliklerde, dinleyici karşısında performanslarının bozulacağına dair bilişsel, davranışsal ve fizyolojik olarak birtakım kaygılar yaşadığı bilinmektedir. Her düzeyde müzik eğitimi verenlerin, öğrencilerini bir performansa hazırlarken onların altta yatan kaygı sebeplerini saptamaları, performans kalitesinin artmasını sağlayabilir. Bu araştırmanın amacı, müzik ve sahne sanatları fakültesi müzik bölümü ile eğitim fakültesi müzik eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin müzik performans kaygı düzeylerinin devam edilen fakülte, cinsiyet, sınıf düzeyi, yaş ve bireysel çalgı değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektir. Araştırma tarama modelinde olup veri toplama aracı olarak Kenny tarafından 2004 yılında geliştirilen ve Özevin (2013) tarafından Türkçe’ye çevrilmiş olan “Kenny Müzik Performans Kaygısı Envanteri” kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Bölümü ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Anabilim Dalı 1.,2.,3., ve 4. sınıflarda eğitim gören toplam 213 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; çalışma grubunun devam ettikleri fakülte ve cinsiyetlerine göre müzik performans kaygı düzeylerinde anlamlı bir farklılık olduğu, yaş, sınıf ve bireysel çalgı değişkenlerine göre ise de müzik performans kaygı düzeylerinde anlamlı bir farkın olmadığı saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FLÜT EĞİTİMİNDE KULLANILAN ERNESTO KÖHLER Op. 33/I ETÜT KİTABININ ANALİZİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28231</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28231</guid>
      <author>Gülten CÜCEOĞLU ÖNDER, Evrim YILDIZ</author>
      <description>Bu çalışmayla flüt eğitiminde önemli bir yeri olan Ernesto Köhler’in op.33 - I “15 Easy Etudes for the Flute” başlıklı etüt kitabında yer alan etütleri hız, tempo, ton, ölçü birimi, nefes aralıkları, teknik çalışmalar, seslendirme teknikleri, gürlük terimleri, süslemeler bakımından incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. 15 etütün tamamı içerik analizi yapılarak incelenmiştir. Çalışmada öncelikle flüt literatüründe yer alan temel teknik ve müzikal kavramlar doğrultusunda bir kod listesi oluşturulmuştur. İnceleme sırasında ortaya çıkan kodlarda bu listeye eklenmiştir. Kodlar incelenerek, birbiriyle ilgisi bulunanlar bir araya getirilerek temalar oluşturulmuştur. Araştırmada güvenirlik sağlamak amacıyla içerik analizi sürecini iki araştırmacı birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirmiştir. Güvenirliği hesaplamada Miles ve Huberman (1994) güvenirlik formülü kullanılmıştır. Yapılan hesaplamada güvenirlik %94 bulunmuştur. Veriler kod ve temalara göre düzenlenerek, bulgular tablolar şekilde sunulmuş ve yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜHENDİS ADAYLARININ AKADEMİK ÖZ-YETERLİK ALGILARI İLE FİZİK BAŞARILARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28404</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28404</guid>
      <author>Hatice GÜZEL, İmran ORAL</author>
      <description>Akademik öz-yeterlik, öz yeterlik teorisine dayanır. Öz-yeterlik teorisine göre, öz-yeterlik, "bir problemi çözmek için belli bir eylem biçimini organize etme ve yürütme becerileri konusunda bireyin kendine güvenidir". Öz-yeterlik teorisi, akademik öz-yeterliliğin görev güçlüğünün bir fonksiyonu olarak değişiklik gösterebileceğini önerir. Belli bir yetkinlik düzeyinde problem çözme, organize etme, yürütme ve düzenleme yeteneklerinden emin olan öğrenciler, yüksek öz yeterlik sahibidirler. Bu araştırmada, fizik dersini alan mühendis adaylarının, akademik öz-yeterlik algılarının “cinsiyet, fizik başarısı, internet kullanım süresi ve öğrenim görülen bölüm” değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 Eğitim-öğretim yılı Güz yarıyılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesinde Fizik -1 dersini alan toplam 225 mühendis adayı oluşturmaktadır. Bu çalışmanın verileri Jerusalem ve Schwarzer (1981) tarafından geliştirilen ve Yılmaz, Gürçay ve Ekici (2007) tarafından Türkçe'ye çevrilen "akademik öz yeterlik ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde frekans, ortalama, bağımsız t testi, tek yönlü varyans analizi(Anova) ve Pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulardan, araştırmaya katılan mühendis adaylarının akademik öz-yeterlik algılarının düşük düzeyde olduğu ancak öğrencilerin öz-yeterlik algıları arttıkça fizik ders başarılarının da arttığı tespit edilmiştir. Akademik öz-yeterlik ölçeğinin, sadece “Üniversite öğrenimimde her zaman yapılması gereken işleri başarabilecek durumdayım” maddesine verilen cevapların, cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, erkek öğrencilerin, üniversite öğreniminde yapılaması gereken işleri başarmaya yönelik algılarının kız öğrencilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ DERSLERİNDE YAPTIKLARI GRUP ÇALIŞMALARI VE SUNUMLAR HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28311</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28311</guid>
      <author>Taner ALTUN, Caner ÖZDEMİR , Ali İSMAİL</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının lisans öğrenimleri süresince yapmış oldukları grup çalışmaları ve sunumlar hakkındaki görüşlerini belirlemektir. Öğretmen adayı görüşlerinin belirlenmesi, gelecekteki kuşaklara daha iyi bir eğitim sağlanması açısından oldukça önemlidir. Bu noktadan hareketle, araştırmanın amacı öğretmen adaylarının görüşlerine odaklanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımlarından tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya 2014-2015 eğitim öğretim yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde sınıf öğretmenliği ve sosyal bilgiler öğretmenliği programında öğrenim gören 171 öğretmen adayı katılmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından oluşturulan ve açık uçlu sorulardan oluşan görüş anketi aracılığıyla elde edilmiştir. Elde edilen nitel veriler temel düzey ve içerik analizi işlemlerine tabi tutulmuştur. Araştırma bulgularına göre öğretmen adaylarının; grup çalışmaları ve grup sunumlarına ilişkin olumsuz düşüncelere sahip olduğu tespit edilmiştir. Bulgulara göre öğretmen adayları öğretim elemanlarının grup çalışması ve sunum yaptırmalarını olumlu bulmakla birlikte öğretim elemanlarının grup çalışmaları ve sunumlara yeterli ve faydalı dönütler vermediği düşüncesine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Grup çalışmaları ve sunumlarında sınıfların kalabalık olması, her grubun sadece kendi sunumuna odaklanıp diğerlerini izlememesi, sınavlara hazırlık, staj uygulamaları gibi faktörlerin grup çalışmasının verimliliğini düşüren etkenlerden bazıları olarak öne çıkarılmıştır. Araştırmanın sonunda öğretim elemanlarının; öğrencilere grup çalışmaları ve sunumlar yaptırmalarındaki nedenleri açıkça belirtmeleri, grup çalışmaları ve sunumlarından hemen sonra yapıcı ve doyurucu dönütler vermeleri gerektiği gibi çeşitli öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMENLERİNİN GÖRÜŞLERİNE GÖRE DEĞERLER EĞİTİMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28294</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28294</guid>
      <author>Hatice MEMİŞOĞLU</author>
      <description>Değerler eğitiminin öğrencilere kazandırdığı özellikler; çocuğun kendisine ve çevresine karşı olan sorumluluklarının farkına varmasını sağlamak; evde, okulda ve buna bağlı olarak da uyumlu bir geleceğin oluşturulmasında kendilerine düşen görevinin farkına varmalarını sağlamak, ilişkide olduğu insanlarla işbirliği yapmayı öğrenmek; başkalarının görüşlerine önem verilmesinin farkına varılması; her şeye yönelik saygı geliştirmektir. Sosyal Bilgiler dersinin öncelikli amacı, vatandaş yetiştirmektir. İyi vatandaşlar yetiştirmek için, öncelikle milli değerlerini benimseyen, evrensel değerleri destekleyen vatandaşların yetiştirilmesi gerekir. Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin değerler eğitimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Bu araştırmada nitel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yaklaşımı kullanılarak veriler toplanmış ve verilerin analizinde içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 13 ortaokulda görev yapan 27 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmuştur. Verilerinin elde edilmesi için araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır Araştırma sonucunda, öğretmenler sosyal bilgiler dersinde en fazla demokratik değerlere, en az ise bilimsellik değerine yer verdiklerini belirtmiştir. Değer kazandırmada model olma ve değer açıklama yaklaşımlarını kullanırken; daha çok anlatım ve soru cevap yöntemini kullandıklarını vurgulamışlardır. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin değerler eğitiminde karşılaşılan sorunlarla ilgili görüşlere bakıldığında sırasıyla program-ders kitabı, öğretmen ve okul yönetiminden kaynaklanan sorunları belirtmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DESTEK EĞİTİM ODALARINA İLİŞKİN İDARECİ VE SINIF ÖĞRETMENLERİNİN GÖRÜŞLERİ: KARAMAN İLİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28337</guid>
      <author>Ali YAĞCI, Mustafa ÇEVİK</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Destek Eğitim Odasında (DEO) görevli sınıf öğretmenlerinin ve okullarında DEO bulunan idarecilerin görüşlerinin alınmasıdır. Araştırmanın katılımcılarını Karaman ili merkeze bağlı ilkokullarda destek eğitimi veren 86 sınıf öğretmeni ve 20 idareci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak sınıf öğretmenlerine, araştırıcılar tarafından geliştirilen anket, idarecilere ise yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Anketin kapsam geçerliği için uzman görüşleri alınmış, yapı geçerliği için ise madde faktör analizleri yapılmıştır. Anketin Cronbach’s Alpha güvenirlik katsayısı .63 bulunmuştur. İdarecilere uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanırken uzman görüşüne başvurulmuştur. Güvenirlik içinse 2 idareciye pilot uygulama yapılarak sorulara verdikleri yanıtlar araştırmacı dışında iki öğretim üyesi tarafından ayrı ayrı kodlanmıştır. 8 sorudan oluşan formun güvenilirlik hesaplaması Güvenirlik = Görüş Birliği / (Görüş Birliği + Görüş Ayrılığı) yöntemine göre 0.87(7/7+1) bulunmuştur. Araştırmada anketlerden elde edilen veriler arasındaki anlamlılıklara, Kolmogrorov-Simirnov normallik testi ile parametrik ve non parametrik analizlerle bakılmıştır. Görüşme formundan elde edilen veriler içerik analiz yöntemiyle çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Sonuçta, sınıf öğretmenlerinin cinsiyetleri, hizmet süreleri, kaynaştırma öğrencisinin bulunup bulunmaması ve daha önceki DEO’daki tecrübeleri ile mevcut DEO’lara ilişkin fiziki alt yapı, DEO yönetmeliği ve öğrenci başarısına etkisi gibi görüşler arasında anlamlılıklar görülmüştür. Yine idarecilerle yapılan görüşmelerde DEO’larının fiziki alt yapılarının, DEO yönetmeliğinin ve öğretmenlerin DEO konusunda yetersiz olduğu görüşlerini belirtmişlerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELENEKSEL VE MODERN TÜRLER ARASINDA BİR ESER: HİKÂYE-İ GARÎBE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28106</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28106</guid>
      <author>Ayşegül ERGİŞİ</author>
      <description>Divan ve halk şiiri alanında verdiği eserlerle tanınan on dokuzuncu yüzyıl şairi Bayburtlu Zihni’nin Hikâye-i Garîbe adlı nesir türünde bir eseri de bulunmaktadır. 1845 yılında kaleme alınan bu eser, yazılı metni geç tespit edildiği için pek bilinmemektedir. Hikâye ilk modern eserlerin ortaya konulduğu döneme ait olması itibariyle dikkate değer yenilikler sergilemektedir. Halk hikâyesi ve mesnevi gibi geleneksel türlerle tam olarak örtüşmeyen eser bazı yönlerden Batılı türlere ait özellikleri içinde barındırmaktadır. Bunlar anlatının konusu ve başkişinin özellikleri gibi noktalarda belirginleşmektedir. Anlatının başkişisi Abdullah Bey’in yaşadıkları, Avrupa edebiyatında on altıncı yüzyıldan başlayarak roman türünün doğuşuna kadar edebiyat alanında önemli bir yer tutan pikaresk anlatının kahramanı Pikaro’nun maceralarını andırır niteliktedir. Bunun yanında başkişinin özellikleri tragedya kahramanıyla da benzerlikler göstermektedir. Bu makalede, hikâye metni biçim ve içerik açısından incelenmiş; metnin halk hikâyesi, mesnevi ve romana benzeyen ve onlardan ayrılan yanları üzerinde durulmuştur. Geleneksel ve modern türler arasında kaldığı için bir geçiş dönemi eseri sayılabileceği öne sürülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ SINIF YÖNETİMİNE YÖNELİK ÖZ YETERLİK İNANÇLARININ BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28366</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28366</guid>
      <author>Aslı YÜKSEL, Fatma Betül Şenol , Tuğçe Akyol</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının sınıf yönetimine yönelik öz yeterlik inançlarını belirlemektir. Araştırma, genel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğrenim görmekte olan dördüncü sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Örneklemede, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 eğitim öğretim yılının bahar döneminde, Afyon Kocatepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, dördüncü sınıfında öğrenim görmekte olan, Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı’ndan 89, Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı’ndan 119, Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı’ndan 97, Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı’ndan 86 ve Bilgisayar ve Eğitim Teknolojileri Eğitimi Bölümü’nden 39 olmak üzere toplam 430 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, öğretmen adaylarının demografik özelliklerinin yer aldığı genel bilgi formu ve Çetin (2013) tarafından geliştirilen, 15 maddeden oluşan beşli likert tipi “Öğretmen Adaylarının Sınıf Yönetimi Konusundaki Öz Yeterlik İnançlarını Belirleme Ölçeği (SYÖİÖ)” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, SPSS paket programından yararlanılarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U Testi ve Kruskal Wallis Testinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmen adaylarının sınıf yönetimine yönelik öz yeterlik inançlarının yüksek olduğu; öz yeterlik inançları ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı; sonuç beklentisi alt boyutuna ilişkin öz yeterlik inançları ile bölümleri arasında anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAZMA ÖZ YETERLİK ÖLÇEĞİNİN PSİKOMETRİK ÖZELLİKLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28350</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28350</guid>
      <author>Pınar BULUT, Firdevs GÜNEŞ , Yasemin KUŞDEMİR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yazma öz yeterlik inançlarını ölçmeye yönelik olarak öğrencilerin gelişim seviyelerine uygun, geçerli ve güvenilir ölçüm yapan bir ölçme aracının geliştirilmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2015-2016 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Ankara’nın Mamak, Çankaya, Etimesgut ve Gölbaşı ilçelerindeki ilkokullarda öğrenim gören toplam 358 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi (Kız: n= 194; Erkek: n=164) oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen verilerin analiz edilmesinde bilgisayar destekli istatistik programlarından faydalanılmıştır. Elde edilen veriler rastgele ikiye bölünmüş ve ilk yarı üzerinde açımlayıcı ve diğer yarı üzerinde ise doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda 9 madde ölçme aracından çıkarılmıştır. Geriye kalan 10 maddelik ölçme aracının açımlayıcı faktör analizi sonucunda toplam varyansın % 52.8’ini açıklayan ve 3 faktörden oluşan bir yapıya sahip olduğu anlaşılmıştır. Analizin sonucunda öz yeterlik maddelerinin, özdeğeri 1’den büyük olan 3 faktör altında toplandığını görülmüştür. Ölçeğin tamamına ilişkin Cronbach Alfa değeri .69 olarak hesaplanmıştır. Yapılan analizler ve elde edilen sonuçlar ışığında ortaya çıkan Yazma Öz Yeterlik Ölçeği’nin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yazma öz yeterliklerini geçerli ve güvenilir olarak ölçtüğünü söylemek mümkündür. Ölçeğin eğitim ve öğretim sürecinde yazma becerisinin geliştirilmesiyle ilgili yapılabilecek çalışmalarda da kullanılabileceğine inanılmaktadır. Gelecekte yapılacak araştırmalarda ölçeğin, farklı sosyo-ekonomik düzeylerde daha fazla ilkokul öğrencisinin katıldığı farklı çalışma gruplarıyla yapılması önerilmektedir. Buna ek olarak ilkokul öğrencilerinin yazma öz yeterliklerinin diğer psikolojik etkenler ve dil becerileriyle olan ilişkisini ortaya çıkarmak amacıyla yeni araştırmalar tasarlanabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ ALAN KONSERVATUVAR ÖĞRENCİLERİNİN MESLEKİ KAYGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28376</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28376</guid>
      <author>Soner OKAN</author>
      <description>Bireyin mesleki başarısını ve mutluluğunu olumsuz yönde etkileyen önemli etkenlerden biri mesleki kaygıdır. Topluma yön veren öğretmenlerin mesleki kaygıları, öğretmenlik performanslarını etkileyerek bireylerin yetişmesinde olumsuzluklara yol açabilir. Bu görüşten yola çıkarak, pedagojik formasyon eğitimi alan konservatuvar öğrencilerinin mesleki kaygıları incelenmeye değer görülmüştür. Bu araştırmanın amacı, pedagojik formasyon eğitimi alan konservatuvar öğrencilerinin öğretmenlik mesleğine yönelik kaygı düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 öğretim yılında pedagojik formasyon eğitimi alan Dicle Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencileri (n=59) oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacının hazırladığı “Kişisel Bilgiler Formu” ve 2013 yılında Cabı ve Yalçınalp tarafından geliştirilen “Mesleki Kaygı Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin mesleki kaygılarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin mesleki kaygılarının cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterdiği ve kadınların mesleki kaygılarının erkeklerin mesleki kaygılarından yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin mesleki kaygılarının, bölüm değişkeni göz önüne alındığında meslektaş ve veli merkezli kaygı boyutunda farklılaştığı da araştırmanın bir başka sonucudur. Buna göre THO öğrencilerinin meslektaş ve veli merkezli kaygıları TBB ve SEB öğrencilerinin meslektaş ve veli merkezli kaygılarından yüksektir. Öğrencilerin mesleki kaygı düzeylerinin; ailenin gelir durumu, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, GSL mezunu olup olmama durumu ve formasyon eğitimi mezuniyet puanı değişkenine göre anlamlı bir fark göstermediği belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>STEM SEMANTİK FARKLILIK ÖLÇEĞİ’NİN TÜRKÇEYE UYARLANMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28380</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28380</guid>
      <author>Esra KIZILAY</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, STEM Semantik Farklılık Ölçeği’ni (STEM Semantics Survey) öğretmen adaylarının STEM alanlarına yönelik anlamsal algılarını belirlemede kullanılabilmek amacıyla Türkçeye uyarlamaktır. STEM Semantik Farklılık Ölçeği, Knezek ve Christensen (2008) tarafından geliştirilmiştir. Daha sonra ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizi, öğretmen adaylarını da kapsayan birleşik bir grup üzerinde yapılmıştır. Bu araştırmada da öğretmen adayları, çalışma grubu olarak seçilmiştir. Ölçeğin uyarlanması için yazarlardan izin alınmıştır. Araştırma için Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğrenim gören gönüllü 132 fen bilgisi ve ilköğretim matematik öğretmen adayı araştırma sürecine katılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla AMOS 24.0 programında doğrulayıcı faktör analizi ve SPSS 22.0 programında açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliğini belirlemek için SPSS 22.0 programında Cronbach alfa güvenirlik katsayısı hesaplanmıştır. Ayrıca ölçeğin madde analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda ölçeğin beş faktörden (fen, teknoloji, mühendislik, matematik ve kariyer) oluştuğu görülmüştür. Ölçeğin bütünü için Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ?= .82 olarak hesaplanmıştır. Alt faktörlerin sırasıyla güvenirlik katsayıları, fen ?= .91, teknoloji ?= .84, mühendislik ?= .86, matematik ?= .92 ve kariyer ?= .87 olarak tespit edilmiştir. Uyarlanan ölçeğin Türkçe formu da 25 maddeden oluşmaktadır. Geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan ve uyarlanan ölçeğin Türkçe formunun fen bilgisi ve ilköğretim matematik öğretmen adaylarında kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AKADEMİSYENLERİN AKADEMİK TEŞVİĞE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28310</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28310</guid>
      <author>Kübra OKUMUŞ, İbrahim Halil YURDAKAL</author>
      <description>Yükseköğretim Kurulu’nun 13/12/2015 tarihli yazısı uyarınca 2016 yılından itibaren geçerli olmak üzere öğretim elemanlarına yaptıkları akademik çalışmalara istinaden akademik teşvik ödeneği verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu ödenek olumlu bir adım olarak nitelendirilmiş olup birçok akademisyenin bu karardan memnun olduğu görülmektedir. Öte yandan, araştırma niceliğinin artarken niteliğinin düşeceği gibi eleştiriler de ortaya atılmıştır. Bu çalışmada akademisyenlerin teşvik ödeneğine ilişkin görüşlerine yer verilmiştir. Akademisyenlerin; akademik teşvik ödeneğini kararının alınma sebeplerine, akademik teşviğin olumlu ve olumsuz yanlarına ve ödeneğe başvururken karşılaşılan problemlere yönelik düşüncelerinin ne yönde olduğu çalışmanın araştırma sorularını oluşturmaktadır. Araştırma sorularını cevaplamak için nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışması desenine başvurulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu üç farklı devlet üniversitesinden toplam 60 akademisyen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak açık uçlu soru formu kullanılmıştır. İçerik analizine tabi tutulan veriler sonucunda akademisyenlerin yayın yapmaya teşvik, akademisyenleri denetlemek, akademisyenliğe ilgiyi arttırmak, üniversitelerin yayın sıralamasını yükseltmek gibi nedenlerle akademik teşviğe ihtiyaç duyulduğu görüşünde oldukları görülmüştür. Teşvik ödeneğinin olumlu yönleri olarak yayın sayısının artması, akademisyenlerin güdülenmesi, disiplinler arası çalışmaların artış göstermesi, akademik farkındalığın artması gösterilmiştir. Olumsuz yönleri ise niceliğin artarken niteliğin düşmesi, etik açıdan eksiklikler, ölçütlerin net olmaması, en az 5 yıllık dergi kuralının dergilerin gelişimini olumsuz etkilemesi ve öğretim çalışmalarının ikinci plana atılması gösterilmiştir. Sonuç olarak akademik teşvik ödeneğinin uygulanması ile ilgili bazı düzenlemelere gidilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu düzenlemelere yönelik öneriler is şu şekilde sırlanabilir: a) YÖK tüm üniversiteler için objektif fakülte bazlı kriterler oluşturmalıdır, b) benzer konu ve veriyi içeren çalışmalar akademik teşvik ödeneği kapsamına alınmamalıdır, c) “en az 5 yıldır yayın hayatında olan dergilerin akademik teşvik kapsamın alınması kuralı gözden geçirilmelidir ve d) akademik teşvik ağı oluşturulmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ DERS ÇALIŞMA YAKLAŞIMLARI: BİR KARMA YÖNTEM ARAŞTIRMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28290</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28290</guid>
      <author>İlknur AKYILDIZ SARIBAŞ, Cenk AKAY</author>
      <description>Öğrenme yaklaşımları, belirli bir öğrenme işini gerçekleştirmek için gözetilen amaç ve seçilebilecek etkinliklerdeki farklılaşmadır. Bu araştırmanın amacı; öğretmen adaylarının ders çalışma yaklaşımlarını çeşitli değişkenler açısından incelemek ve etkin ders çalışmaya yönelik önerilerini sunmaktır. Betimsel olan bu araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Ders Çalışma Yaklaşımları Ölçeği (DÇYÖ) ve Açık Uçlu Soru Formu ile 803 öğretmen adayından toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, çalışma grubundaki öğretmen adaylarının ders çalışma yaklaşımı ölçeğinden aldıkları puanlar, 432 (%53.8) öğretmen adayının derin yaklaşıma, 341 (%42.5) öğrencinin ise yüzeysel yaklaşıma sahip olduğunu göstermektedir. Bulgulara göre öğretmen adaylarının ders çalışma yaklaşımlarında cinsiyet, yaş, mezun olunan lise türü ve öğrenim gördükleri bölüm değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının etkin ders çalışmaya yönelik önerilerinin başında ise düzenli ders çalışma, tekrarlama, not tutma gibi kodlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHMET YESEVİ’NİN HİKMETLERİNDE OLUMSUZ YAPILAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28317</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28317</guid>
      <author>Ali TAN</author>
      <description>Günlük hayatta konuşmalarımız esnasında, iletişimde kullandığımız ve/veya yazılı metinlerde sık sık rastladığımız olumsuzluk kavramı dil biliminde ve dil bilgisinde genel anlamda ortak bir algılanışla tanımlanacak olursa, “Bir fiilde, hareketin ve davranışın gerçekleşmemesi veya olmaması” olarak özetlenebilir. Olumsuzluk, ek (-ma/-me, -maz/-mez) veya kelimeler (değil, yok, ne..ne de, soru edatı, ... vb.) yoluyla elde edilir. Ek yardımıyla oluşturulan olumsuzlukta vurgu, kendinden önceki hecede olduğundan anlatım farklılaştırılır. Kelime düzeyindeki olumsuzluklarda, cümlenin tamamının anlamsal açıdan incelenmesi gerekir. Çünkü yapıca olumlu anlamca olumsuz olabilir. Ya da tam tersi yapıca olumsuz anlamca olumlu olabilir. Bu çalışmamızda, Ahmet Yesevi’nin Hikmetleri’ndeki olumsuz yapıların hikmetlerde nasıl kullanıldığı, ifadelerde nasıl bir etkiyle anlatıma katıldığı gösterilmeye çalışılacaktır. Ayrıca hikmetler incelenip en çok hangi olumsuzluk yapısının tercih edildiği istatistiki verilerle ortaya konulacak ve bu sonuca göre de Yesevi’deki olumsuzluk gösterilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VAROLUŞÇULUK BAĞLAMINDA MARDİN VE ÇEVRESİNDE YAŞAYAN ESKATOLOJİK ANLATILARDAKİ ORTAKLIKLAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28330</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28330</guid>
      <author>Şakire BALIKÇI</author>
      <description>Çalışmada Mardin ve çevresinden elde edilen kıyamet anlatılarını içeren derleme metinleri öncelikle varoluşçu felsefe, kültürel kimlik ve eskatoloji mitleri bağlamında ele alınmıştır. Çalışmanın giriş kısmında varoluşçu felsefenin temaları ve kültürel kimlik üzerinde durulmuştur. Mardin’e ait eskatolojik anlatılar; farklı kültürel kimliklere sahip topluluklarda görülen ortak ifadeler, Müslüman, Hristiyan ve Yezidi kesime mensup kaynak kişilerin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Mardin ve çevresinden elde edilen eskatolojik metinler; kıyamet öncesi ve kıyamet sonrası olmak üzere iki başlıkta incelenmiştir. Çalışmada “Kıyamet Alametleri” olarak yer alan metinleri kıyamet günü yaklaştığında veya kıyamet anında ortaya çıkacak olaylar olarak değerlendirmek mümkündür. Konuyla ilgili elde edilen metinlerde geçen ifadelerin bazılarının kutsal kitaplara dayandığı bazılarının ise “Kızıltepe’nin kan gölüne döneceği, Mardin’in üzerine kurulan dağın adının ‘Massos’ olduğu ve kıyamet anında bu dağın yarılacağı, içinden Şahmeran ve altın çıkacağı”, “katırın doğuracağı”, “horozun yumurtlayacağı” gibi mitik anlatılar şeklinde ortaya çıktığı görülür. Kıyamet sonrasını konu alan metinler ise “cennet-cehennem” ve “yeniden dirilme” inancı bağlamında ele alınmış bu konuda ortaya çıkan metinler de yukarıdaki başlıklar altında incelenmiştir. Sonuç bölümünde mitik anlatılar varoluş felsefesinin temellerinden olan “ölüm” olgusunun “insanlığın/dünyanın ölümü” kıyametin yorumlanışında “yerel” ve “etnik” ifadelerin anlatıya dâhil olması şeklinde değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra kültürel kimlik bağlamında da söz konusu “yerel-mitik” anlatılar ele alınmıştır. Ve yine bu bölümde bütün alametler ve kıyamet sonrası yaşanacakların anlatıldığı metinlerin bir kültürden diğerine geçişgenlik gösterdiği üzerinde durularak kültür aktarımının yönü de tespit edilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EDWARD ALBEE’NİN HAYVANAT BAHÇESİ’NİN GEORGES POLTI’NİN KANONİK DRAMATİK DURUMLAR LİSTESİNDEN İLK DURUM BAĞLAMINDA YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ: AYRIKSI VE ALEGORİK BİR OKUMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28402</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28402</guid>
      <author>Zafer ŞAFAK</author>
      <description>Hayvanat Bahçesi Jerry ve Peter’ın Central Park’ta rastlantı sonucu karşılaşmalarını hikaye eder. Olumsuz kahramanın özelliklerini taşıyan ve karşıt kültürün bir ferdi olan Jerry, toplumun kayıtsızlığından ve insana özgü şefkatin yokluğundan yorgun düşmüştür. Huzursuzluğunu başarısız bir biçimde kendini hiç bir şeye adamayan mağrur Peter’a anlatmaya çalışır. Peter’ın kişisel alanının işgali ve Jerry’nin sözlü tacize ve psikolojik saldırıya yönelmesi, Peter’ın istemeden Jerry’e fiziksel olarak saldırısıyla sonuçlanır. Hayvanat Bahçesi, özellikle Georges Polti’nin kanonik Otuz Altı Dramatik Durum’u bağlamında yeniden yorumlandığında modern izleyiciye olduğu gibi bugünün seyircisinin beğenisine de hitap eder. Eserde, iddia edilen tüm dramatik durumları kapsaması açısından İtalyan oyun yazarı Carlo Gozzi’ye borcunu tasdik eden Polti, muhtelif değişiklikleri ve terkipleriyle bütün olası durumları veciz bir biçimde içerdiğini öne sürdüğü otuz altı dramatik durum belirler. Eserde, ilk dramatik durum Yalvarış’ın Shakespeare ve Corneille gibi edebiyatçılar tarafından yeterince işlenmediğinden modern seyircinin zevkine hitap etmediği öne sürülür. İlk durumun unutulduğunu iddia ettikten sonra Polti bir sonraki duruma aceleyle geçer ve ilkinin önemini göz ardı eder. Bu çalışmada, Polti’nin iddiasının aksine, ilk durumun Albee’nin modern oyunuyla örtüştüğü ileri sürülür ve çalışma Hayvanat Bahçesi’ni ilk durum açısından yeniden irdelemeyi dener. Oyunun ilk durumla uyumlu olarak geniş kapsamlı mecazi ve alegorik imalara sahip oluşu gösterilerek, çalışmada Polti’nin durumlarının ayrıksı okumalarının canlandırıcı gücünün de gösterilmesi amaçlanır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YÖRÜK GÖÇLERİNDE DEVE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28377</guid>
      <author>Ayşegül KOYUNCU OKCA, Mustafa GENÇ</author>
      <description>Anadolu’daki göç ve iskân tarihi incelendiğinde Türk kültürünün oluşmasında çok önemli görevleri yerine getiren Yörüklerin yaşamını etkileyen en önemli unsurların arasında coğrafi şartlar, yüzey koşulları ve hayvan yetiştiriciliği olduğu fark edilmektedir. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile geçimlerini sağlayan Yörükler hayvanlarına daha verimli otlaklar bulmak amacı ile yaylak ve kışlak arasında bir yaşam sürerler. Bu yüzden Yörüklerin asıl üretim yerleri olan yaylalara göç etmek ve göç esnasında yaşananlar Yörükler için özeldir. Yörük göçlerinin vazgeçilmezi olan develer aslında Yörük kimliği açısından büyük önem taşımaktadır. Yörük yaşamında taşımacılık, beslenme gibi etkinliklerin temel aracı olarak kabul gören deve ve buna bağlı olarak gelişen devecilik kültürü günümüzde çeşitli sebeplerden dolayı farklılaşmıştır. Yörüklerin, iskâna zorlanmaları ve motorlu taşıtların taşımacılıkta yaygınlık kazanması ile birlikte deve sayısı azalmıştır. Sürdürdükleri yaşam içerisinde güçlü ve dayanıklı olmak zorunda olan Yörükler ile güçlü ve dayanıklı bir hayvan olan deve arasında birebir özdeşleşme bulunmaktadır. Bu özdeşleşme zaman içinde develerin özel olarak yetiştirilmesi, deveye dair sözlü gelenek ürünlerinin oluşması, yaygınlaşması ve deve sahibi olmanın bir prestij haline gelmesi gibi sonuçları ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmanın amacı gün geçtikçe sayıları azalan Yörüklerin yaşantısında ve göç olayının merkezinde bulunan deve üzerinde durularak geleneksel Yörük yaşamındaki yeri ve önemine dikkat çekmektir. Yörük yaşamının gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için Yörük göçlerindeki deve ve özelliklerinin belgelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca göç sırasındaki uygulamaların değişimi ve bu değişimlerin nedenleri üzerinde de durulmuştur. Çalışmanın gerçekleşmesi için gerekli bilgi ve bulgulara ulaşmak için günümüzde Yörüklerin en fazla bulunduğu Mersin, Karaman, Konya, Muğla, Aydın, Antalya, Bursa, Denizli ve İzmir yörelerinde yaşayan Yörükler ile çeşitli tarihlerde görüşmeler yapılmıştır. Yöntem anlayışımız ışığında gerekli araçlar olan gözlem, söyleşi ve yerinde inceleme tekniklerinden faydalanılmıştır. Belgeleme işleminin gerçekleşmesi için çekilen fotoğraflar metin kısmını destekleyecek şekilde yerleştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLASİK FIKIH KAYNAKLARINDA HİBEDEN DÖNME MESELESİNE İLİŞKİN TEMEL YAKLAŞIMLAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28363</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28363</guid>
      <author>Ayhan HIRA</author>
      <description>İslam hukukunda hibe akdi, bir malvarlığının bedelsiz olarak karşı tarafa temlik edilmesini ifade etmektedir. Bu tanım, bir bedel şart koşulmadıkça, ilke olarak hibenin teberru nitelikli akit çeşitlerinden olduğunu göstermektedir. Fakihler hibe akdini incelerken bir yandan satım akdi modeli üzerinden hareket etmişler, diğer yandan hibeyi diğer teberru nitelikli akitlerden ayırmaya özen göstermişlerdir. Zira konuyla ilgili dünyevi ve uhrevi açıklamalar yapan, hükümler koyan pek çok sayıdaki hadisin varlığı, teberru nitelikli işlemleri birbirinden ayırmayı gerektirmiştir. Böylece hibenin anlam sahasını daraltmak suretiyle hibe akdinin sınırları belirlenmiştir. Bu çaba, hibe akdine ilişkin uygulamaların kendi içinde anlamlı ve tutarlı olmasını da sağlamıştır. Diğer yandan, klasik kaynaklarda hibeye geniş anlamlar yükleyerek teberru akitlerini hibe kapsamında değerlendirmek ve böylece kapsamlı bir üst başlık oluşturmak amacını güden açıklamalara da rastlanmaktadır. Fakihlerin çoğunluğuna göre hibeden dönmemek asıl, dönmek ise istisnadır. Babanın çocuğuna yaptığı hibeden dönebilmesi, söz konusu istisnanın uygulamasını göstermektedir. Hanefiler ise bunun aksini savunmaktadırlar. Çünkü ilgili hadislerin hukukî değil, ahlaki müeyyideye sahip olduğu kanaatindedirler. Hibeden dönebilmek için birtakım koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. Bunların sağlanmamış olması, hibeden dönmeye engel teşkil eden durumları oluşturmaktadır. Bu durumlar, Hanefî kaynaklarda diğerlerine nazaran daha fazladır. Bu çalışmada, klasik kaynaklar esas alınarak mezheplerin hibeden dönme konusundaki yaklaşımları, hibeden dönülebilen ve dönülemeyen durumlara dair görüşleri incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AYAKTA SU İÇME İLE İLGİLİ HADİSLER BAĞLAMINDA HADİS TASNİF VE YORUMUNDA YANLIŞ ALGILAR VE BUNUN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28386</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28386</guid>
      <author>Osman ORUÇHAN</author>
      <description>Bilindiği üzere hadisler, aksine birkaç sınırlı örneği bulunsa da, Hz. Peygamber zamanında tümüyle yazıya geçirilmiş değildir. Hz. Peygamber’e ait bazı söz ve davranışların, zaman içinde oluşan algılar çerçevesinde ve toplumsal uygulamalar, örf, adet ve gelenekler doğrultusunda yeniden düzenlendiği olmuştur. Bu makalede, ayakta su içmekle ilgili hadisler özelinde, yanlış algılarla oluşturulan hadislerin, hadis koleksiyonlarında nasıl tasnif edildiği ve bunun tarih boyunca Müslümanlar üzerindeki etkisi tartışılmıştır. Ayrıca makalede, ayakta su içmekle ilgili hadislerin, hadis koleksiyonlarında işlenme biçimi incelenmiş, sonra da bunların Hz. Peygamber’e ait olup olmadıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Hadisleri tespit sürecinde, her bir sahabeden gelen rivayetler tek tek ele alınarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede; önce hadislerin rivayet şemaları çıkarılmış, sonra da bu şema dikkate alınarak ravilerin güvenilirlikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonraki dönemlerde hadis şârihlerinin ilgili hadisleri nasıl yorumladıkları, hadis şerh kitaplarından bazı örneklerle incelenmiştir. Buna ilave olarak, onların söz konusu hadislerden çıkardıkları fıkhî hükümlere değinilmiştir. Diğer taraftan, günümüz İslam dünyasında ilgili hadislerin nasıl anlaşılıp yorumlandığı, bilimsel verilerin ilgili hadis yorumunda nasıl kullanıldığı incelenmiş ve genel bir değerlendirme yapılmıştır. Ayakta su içmekle ilgili hadisler ve hadis âlimlerinin bu hadisler hakkındaki yorumları incelendikten sonra şu sonuçlara ulaşılmıştır: Ayakta su içmeyi yasaklayan rivayetlerin, isnadları bakımından zayıf olduğu tespit edilmiştir. Hz. Peygamber’in, ayakta oturarak veya binek üstünde su içtiğine dair rivayetlerin bunlara göre daha güvenilir olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, Hz. Peygamber’in ayakta su içmeyi yasakladığı şeklindeki algı doğru değildir. Aynı şekilde, oturarak su içmenin sünnet olduğu şeklindeki algı da doğru değildir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENTSEL YOL AĞAÇLANDIRMALARININ ANKARA “1071 MALAZGİRT BULVARI” ÖRNEĞİNDE İRDELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28354</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28354</guid>
      <author>Banu Öztürk KURTASLAN, Fatma YILDIZ KARACA</author>
      <description>İnsanların yaşamlarının önemli bir bölümünü geçirdiği kentsel mekânlar olarak yollar, artan nüfus ve araç sahipliliğinin de etkisiyle kentsel yaşamda gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Daima hareketli mekânlar olarak yollar, kentsel tasarım alanında önemle ele alınması gereken konulardan biridir. Ekolojik planlama ve tasarım yaklaşımlarından uzak anlayışlarla oluşturulan ve yine bu anlayışlarla gelişen kentlerde yaşam kalitesine ilişkin pek çok sorun kendini göstermektedir. Kentlerde daha yaşanabilir mekanların oluşturulmasında bitkilendirme önemli işlevlere sahiptir. Özellikle büyük kentlerde sağlıklı ulaşım alanlarının oluşturulmasında yol ağaçlandırmaları “kent peyzajını düzenleme, kent sağlığı, trafik tekniği” yönünden önemli katkılar sunmaktadır. Yol ağaçları kent içi yeşil alanların önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu araştırmanın amacı Ankara’nın önemli bulvarlarından 1071 Malazgirt Bulvarı ağaçlandırmasını yukarıda sözü edilen işlevler açısından analiz etmek ve değerlendirmektir. Araştırmada Ankara kentinde büyük bir trafik yükü üstlenen bulvarın ağaçlandırılması peyzaj mimarlığı açısından irdelenerek planlamadan kaynaklanan sorunlar ile teknik sorunların belirlenecek ve bu sorunların minimize edilmesi için gerekli çözüm önerileri geliştirilecektir. Ayrıca ağaçlandırmada seçilen ağaç türleri ile yol ağaçlarının görünür yapısal elemanlarla olan ilişkisi araştırılmıştır. Bu kapsamda ağaçların tür seçimi, kök çevresi serbest alanları, taç yükseklikleri, boyları; yol, kaldırım ve diğer yapısal eleman ve donatılar ile ilişkileri, ağaçlar arası mesafeler, araştırılmıştır. Değerlendirme sonucunda araştırma alanında ağaçlandırmaya ilişkin bir takım teknik sorunlar gözlemlenmiştir. Mevcut sorunların çözümü için araştırma alanında bitkilendirmede bir takım revizyonlarla birlikte karayollarında bitkilendirme konusunda planlama, tasarım ve yönetim açısından öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ ÇALIŞANLARININ AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASINI DEĞERLENDİRMESİ: İZMİR İLİNDE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28241</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28241</guid>
      <author>Nevzat DEVEBAKAN, Filiz UYSAL</author>
      <description>Bu çalışma, aile sağlığı merkezlerinde (ASM) görev yapan sağlık çalışanlarının, aile hekimliği uygulaması ilgili görüş ve önerilerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, İzmir ili Konak ilçesindeki aile sağlığı merkezlerinde görev yapan 248 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Çalışmada, ilgili evrenden basit tesadüfî örneklem metodu ile örneklem oluşturulmuş ve 165 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında “Sağlık Çalışanlarının Aile Hekimliği Uygulamasını Değerlendirme” anketi kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirlik katsayısı 0,83 olarak hesaplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 16.00 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada tanımlayıcı istatistikler için frekans, ortalamalar arası farklılıkların anlamlılığı için t-testi ikiden fazla gruplu değişkenlerin karşılaştırılması için tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları; katılımcıların %80’ninin aile hekimliği uygulamasına isteyerek geçtiğine, aile hekimliği uygulamasının iş doyumunu büyük ölçüde sağladığına (ortalama= 3,58) işaret etmektedir. Aile hekimliği uygulamasında, ücret açısından doktorların diğer sağlık çalışanlarına göre daha memnun oldukları saptanmıştır. Diğer taraftan hekimlerin genel olarak ücretlerinden memnun olmalarına rağmen diğer çalışanlara nazaran işten daha fazla ayrılma eğiliminde oldukları belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YÖRÜKLERDE KADIN</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28406</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28406</guid>
      <author>Mehmet AK</author>
      <description>Türk eski aile düzenini sürdüren Yörüklerde kadın, ailenin temeli ve hanenin ana taşıyıcısı olup aile içinde ve çadırın yönetiminde söz sahibidir. Kültürel birikimin gelecek kuşaklara aktarılmasında kadının önemli bir rolü vardır. Yaşadıkları doğal ortamın da etkisi ile mücadeleci ve hür bir yapıları olduğu gibi tarihte yer edinmiş kadın kahramanlar da bulunmaktadır. Seyyahların gözlemlerinde çeşitli faaliyetlerinden bahsedilen Yörük kadını, sosyal hayat içerisinde her alanda etkin olup, halk hekimliği yapmakta ve bitki kaynaklı karışımları hazırlayıp gerekli tedavileri uygulamaktadır. Yaylak ve kışlak arasında devam eden hareketli yaşam içerisinde iş yükünün çoğunu kadın üstlenmektedir. Göç yollarında göç katarının çekilmesi başta olmak üzere çoğu işi yapan kadın ayrıca hayvanları sevk ve idare etmektedir. Misafiri de ağırlayan Yörük kadını hayvanlardan elde edilen ürünleri damak tadına dönüştürme hususunda oldukça maharetlidir. Hayvancılığa bağlı gelişen dokuma alanında yün ve kılın işlenmesinden mamul hale dönüştürülmesine kadar her türlü işi kadınlar yaparken hazırlanan dokumalar renk, desen, teknik ve tür bakımından çeşitlilik göstermekte ve zengin bir kültürel birikimi yansıtmaktadır. Keçe yapımı ve deri işleme ciddi bir ustalık gerektirirken bunlar kadınlar tarafından yapılmaktadır. Giyim kuşam alanında Türk kültür esintilerini ayrıntılı bir şekilde yansıtan Yörük kadınları ihtiyaçlarını genellikle kendileri hazırlamaktadır. Giyim kuşamı takı ve süs eşyaları tamamlarken başörtüsü ve giyiminden bir kadının medeni durumu rahatlıkla anlaşılabilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇANAKKALE’DE UYGULANMASI GEREKEN ÖNCELİKLİ DESTİNASYON STRATEJİLERİNİN BELİRLENMESİ: A’WOT UYGULAMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28302</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28302</guid>
      <author>Mustafa BOZ, Ezgi KARAKAŞ</author>
      <description>Küreselleşen dünya ve hızla artan rekabet ortamında, turizmde destinasyon pazarlaması ve stratejik karar alma süreci büyük önem taşımaktadır. Bir turizm destinasyonunun stratejik gelişim planlarının oluşturulması, öncelikle o destinasyonun çekicilik unsurlarının belirlenmesi ve ölçülmesi ile mümkün olmaktadır. Bir destinasyonu en hızlı şekilde geliştirmek için ise belirlenen çekicilik unsurlarının belirli bir önem sıralamasına konması gerekmektedir. Böylece, atılması gereken stratejik adımlar için de öncelik sıralaması belirlenmiş olur. Bu çalışmada; turizm destinasyonu olarak, tarihi, doğal ve kültürel zenginlikleri ile hem ulusal hem de uluslararası anlamda büyük bir öneme sahip olan Çanakkale ili ele alınmaktadır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; literatür incelenerek Çanakkale iline yönelik SWOT (GZFT) analizi yapılmıştır. Bu süreçte, Çanakkale ilinin turizme yönelik mevcut durumu analiz edilmiştir. İkinci bölümde ise; Çanakkale’de yaşayan ve turizm sektöründe uzman olan bireylerden oluşturulan örnek kitleye anketler uygulanmış ve SWOT analizi sonucu elde edilen faktörlerin, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) ile entegrasyonu sağlanmıştır. Analitik Hiyerarşi Süreci ile SWOT analizinden farklı olarak Çanakkale turizmine yönelik alınması gereken en öncelikli stratejik kararların ve bu süreçte öncelik verilmesi gereken faktörlerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma sonucu, Çanakkale iline ait en öncelikli destinasyon özelliğinin ‘Ulusal ve uluslararası öneme sahip binlerce yıllık tarihi zenginliği: Troya, Gelibolu, Asos’ olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, destinasyon örgütleri tarafından atılması gereken en öncelikli stratejik adımın; bu tarihi zenginliği ön plana çıkaracak tanıtımların yapılmasına ve de bu alanların korunmasına ve geliştirilmesine yönelik olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENTSEL ALT SINIF ÇOCUKLARININ SPOR OLANAKLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28375</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28375</guid>
      <author>Serkan GÜZEL, Mansur DOĞAN</author>
      <description>Çocuklar, bir yandan sevgi, eğlence, keyif ve paylaşım; diğer yandan da soy bağının süreklilik kazanması açısından aile kurumunu yapısallaştıran anlamlı toplumsal öznelerdir. İşte bu çalışmanın amacı, kentsel alt sınıf ailelerinin çocuklarına olanak sunan devletin kentsel alt sınıf ailesi açısından nasıl algılandığını ortaya koymaktır. Bir başka anlatımla, bu çalışma, kentsel alt sınıf hane halklarında devletin özellikle toplumsal boyutta nasıl yansıma bulduğunu açığa çıkarmaktır. Bu doğrultuda araştırma evrenimiz, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından tespit edilen iki yüz yirmi okul öğrenciden oluşmaktadır. Söz konusu evrenden araştırma sürecimize oldukça verim katan örneklem oluşturma yoluna gidilmiştir. Böylelikle araştırma örneklemini oluşturan yirmi iki okul öğrencisinin ailesine ulaşılmıştır. Ayrıca özellikle ailede çocukları ile daha fazla ilgili olan annelere ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu anlamda bu çalışmanın metodolojik gerekçesi, özellikle araştırma örnekleminin sorunlarını kendi bakış açılarından ortaya koymaları problematiğine dayandığından derinlemesine görüşme nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen anlamlı bulgulardan biri de kentsel alt sınıf ailelerinin, her şeyden önce kendi çocuklarına değer vermeleridir. Bir başka bulgu ise kentsel alt sınıf ailelerin çocuklarının en iyi eğitimi almalarını ve spor faaliyetlerini desteklemeleri ve bu iki alandaki tüm desteğin devletten geleceğine inanmalarıdır. Buna karşın kentsel yaşam ile daha iyi bütünleşebilmeleri için önemi gittikçe büyüyen kentsel alt sınıf ailelerinin içinde yaşadıkları kent yaşamının kendilerine nasıl olanaklar sunabileceğini göz önünde bulundurmaları oldukça önemlidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ MİZAH BASINININ BİR TEMSİLCİSİ: FALAKA GAZETESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28309</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28309</guid>
      <author>Cihat TANIŞ</author>
      <description>Osmanlı Devleti’nin ilk resmi gazetesi 1831 yılında yayınlanan Takvim-i Vekâyi’dir. Tanzimat ve I. Meşrutiyet dönemlerinde birçok gazetenin yayın hayatına başlaması nedeniyle devlet çeşitli kanun ve düzenlemelerle basını kontrol altına almak istemiştir. Bu durum II. Meşrutiyet dönemine kadar sürmüştür. Nitekim II. Meşrutiyetin ilan edilmesiyle birlikte birçok alanda olduğu gibi basın alanında da önemli gelişmeler meydana gelmiştir. Meşrutiyetin yeniden ilan edildiği günün hemen ertesinde gazeteler sansürsüz olarak yayınlanmıştır. Bu dönemde özellikle mizah gazetelerinin sayısında önemli bir artış olduğu da görülmüştür. Falaka, pazartesi ve perşembe günleri çıkan bir mizah gazetesidir. İmtiyaz sahibi ve başyazarı Mahmut Nedim’dir. Haftada iki kere Bâb-ı Âli Caddesindeki Manzume-i Efkâr Matbaasında 4 sayfa olarak neşredilmiştir. Toplam 19 sayı çıkabilen gazete, II. Meşrutiyet dönemindeki mizah basının tipik bir üyesidir. Yayın politikası olarak daha çok siyasi ve sosyal konulara değinen Falaka, özellikle Trablusgarp Savaşı ile kolera salgını üzerinde durmayı yeğlemiştir. Buna ilaveten muhavere tarzında yazılara da sıkça yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MODERNİZM ve CUMHURİYET’İN MODERNLEŞTİRME PROJESİ OLARAK KEMALİZM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28182</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28182</guid>
      <author>Ergin ULUSOY</author>
      <description>Osmanlı’nın yıkılma nedeni modernizm düşüncesi ve sürecinden uzak kalmasıdır. Modernizm Batı'da ortaya çıkan bir dizi ekonomik, politik ve toplumsal koşulun bir araya gelmesiyle anlamlı hale gelen, akıl ve bilimin öne çıkarıldığı bir bütünselliktir. Modern terimi burada hem modernizm düşüncesi hem de çağdaşlığı vurgulamaktadır. Kemalizm de bu anlamda bir Doğu toplumunun modernleştirilmesi projesi durumundadır. Ancak Türkiye, Batı’daki modernizm düşüncesinden ve modernleşmenin süreçlerinden uzak kaldığından, yaşanan modernleşme de doğal olmaktan uzak, modernizmin görünürdeki sonuçlarına odaklanılan bir empoze olmuştur. Kemalizm bu bakımdan devletin ve toplumun yeniden inşasında bir ulus ve devlet düşüncesiyle yoğurulmuş, yakın zamana ilişkin deneyim ve travmaların etkilerini taşıyan bir doktrin, bir kurucu paradigmadır. Çalışmamızın amacı öncelikle modernizm ve ulus-devleti açıklamak, devamında ise Devrimin özünü teşkil eden modernleştirici ideoloji olarak Kemalizmi değerlendirmektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>5. SINIF SOSYAL BİLGİLER DERSİNDE DRAMA YÖNTEMİNİN ÖĞRENCİ BAŞARISINA, TUTUMUNA VE KALICILIĞA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28374</guid>
      <author>Feyzullah EZER, Selda AKSÜT</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı ortaokul beşinci sınıf Sosyal Bilgiler dersi “Bölgemizi Tanıyalım” ünitesinde yer alan konuların öğretiminde drama yönteminin nasıl kullanılabileceğine ilişkin drama etkinlikleri oluşturmak ve oluşturulan drama etkinliklerinin öğrenci başarısına, kalıcılığına ve derse karşı tutumlarına etkisini araştırmaktır. Çalışma 2013-2014 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Elazığ merkezde yer alan Mezre Ortaokulu beşinci sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Çalışma nicel araştırma niteliğinde olup, nicel verilerden yararlanılmıştır. Çalışmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmada bir deney (n=38) bir de kontrol (n=33) grubu bulunmaktadır. Deney grubunda dersler drama yöntemi ile işlenirken, kontrol grubunda dersler programa dayalı öğretim yöntem ve teknikler yoluyla işlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak başarı testi, tutum ölçeği ve görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde hem parametrik testlerden hem de non-parametrik testlerden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen veriler SPSS 17.00 programıyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular üzerinde doğru analiz yapabilmek amacıyla verilerin normal bir dağılım sergileyip-sergilemediğini kontrol etmek için Varyansların homojen dağılım gösterdiği durumlarda parametrik testlerden: Bağımlı Örneklemler (Paired Samples Statistics) t-testi, Bağımsız Örneklemler Independent (Bağımsız) t- testi testlerinden yararlanılmıştır. Varyansların normal bir dağılım sergilemediği durumlarda ise bu testlerin non-parametrik karşılığı olan Mann-Whitney U testinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama (X), standart sapma (SS), yüzde ve frekans değerleri dikkate alınmıştır. İstatistiksel sonuçların değerlendirilmesinde P?</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YUSUF AKÇURA’NIN “ÜÇ TARZ-I SİYASET” ADLI ESERİNİN TÜRK SİYASAL HAYATINA YANSIMALARI:MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28425</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28425</guid>
      <author>Gökhan EŞEL</author>
      <description>Yusuf Akçura, “Üç Tarz-ı Siyaset” isimli ünlü eserini Kazan’da yazmasına rağmen, Sovyet idaresinden çekindiği için, 1904 yılında Kahire’de çıkan Türk Gazetesi’nde yayımladı. Akçura’nın makalesinde üzerinde durduğu üç temel husus şunlar olmuştur: 1- Bir Osmanlı ulusu meydana getirmek yani “Osmanlıcılık”. 2- İslamcılığa dayanan bir devlet yapısı kurmak yani “İslamcılık”. 3- Türk siyasal ulusçuluğu meydana getirmek yani “Türkçülük”. Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük görüşlerinin karşılıklı olarak mukayesesini ilk defa Yusuf Akçura yaparken; Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük fikirlerini tahlil ediyor ve sonuçta en uygun siyaset tarzının “Türkçülük” olduğu vurguluyordu. Eski Hristiyan tebaa ile yaşanan 1912 Balkan Harbi neticesinde Osmanlıcılık, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Sultanının Halife sıfatıyla ‘cihad’ ilanına rağmen ortaya çıkan Arap isyanlar ile de İslamcılık fiiliyatta anlamlarını yitirmiş idi. “Türkçülük” ise neredeyse tek alternatif gibi kaldı. İttihâd ve Terakki’yi ve müteakiben Atatürk’ün de benimsediği bu fikir akımı doğrultusunda; Atatürk’ün ‘Millet’ tanımı da Yusuf Akçura’nın tanımı ile uyuşmakta idi. Nitekim, Atatürk: “Millet, dil, kültür ve mefkûre birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği bir siyasi ve ictimai heyettir.” derken, Yusuf Akçura’nın millet tarifinde dini birlik aranmadığı gibi, ana unsurun ırk ve dil olduğu, bu tanımlada Atatürk’ün görüşüne paralellik olduğu görülmektedir. Yusuf Akçura’nın Türk Siyasal hayatındaki yansımaları Atatürk sonrası dönemde geri planda kalmış ise de, Alparslan Türkeş’in 1963 yılında kurduğu “Huzur ve Yükseliş Derneği” tüzüğünde yeniden gün yüzüne çıkmıştır. Nitekim, 1965 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ve ardından da 1969’da Milliyetçi Hareket Partisi’nde yansımaları görülen Yusuf Akçura’nın fikirlerinin günümüzde Türk siyasetindeki en büyük temsilcisi olması nedeniyle bu makalede; Milliyetçi Hareket Partisi örneklem alma modeliyle incelenerek, siyaset sosyolojisi açısından ve tarihsel bir perspektif ile değerlendirilerek, bir asrı aşkın bir süredir Türk siyasetinde yer alan ‘Türkçülük’ fikir akımının yansımaları ifade edilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTANTİK LİDERLİK VE ÖRGÜTSEL GÜVEN</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28368</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28368</guid>
      <author>Oya KORKMAZ</author>
      <description>Otantik lider örgüt içerisinde bir sinerji yaratmakta ve pozitif örgütsel sonuçların oluşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle otantik lider pozitif ve ileri bir liderlik türü olarak kabul edilmektedir. Otantik liderliğin anahtar bileşenlerinden birini şeffaflık gibi etik değerler oluşturmaktadır. İşte bu gibi etik değerler takipçilerin liderlerine güvenmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada otantik liderlik konusu örgütsel güven perspektifi açısından incelenmiştir. Araştırma kapsamında yer alan veriler, Tarsus ilçesinde faaliyet gösteren bir devlet kurumunda çalışan 60 personelden anket yöntemiyle elde edilmiştir. Daha sonra elde edilen bu veriler SPSS 20.0 programıyla analiz edilmiş ve analiz sonucunda araştırmanın bağımlı değişkeni örgütsel güven ile ana bağımsız değişkeni otantik liderlik arasında pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bağımlı değişken ile alt bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde ise örgütsel güven ile otantik liderliğin dört alt boyutu (ilişkilerde şeffaflık, özfarkındalık, içselleştirilmiş ahlak anlayışı ve bilgiyi dengeli değerlendirme) arasında da pozitif yönde ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Çalışanların demografik özelliklerinin otantik liderlik ve örgütsel güven algıları üzerindeki etkisinin de araştırıldığı bu çalışmada ise sadece eğitim düzeyinin çalışanların otantik liderlik ve örgütsel güven algıları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Ortalamalar incelendiğinde ise lise mezunu çalışanların örgütsel güven düzeyinin ve otantik lider algısının diğer eğitim seviyesindeki çalışanlara göre daha yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİNDE ÖRGÜTSEL İKLİM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28429</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28429</guid>
      <author>Yasin KELEŞ</author>
      <description>Örgütlerde verimlilik ve etkinliğin önemli bir öncülü olarak değerlendirilen örgüt iklimi; bilimin üretildiği, evrensel eğitim-öğretimin gerçekleştirildiği üniversiteler açısından önemli bir yere sahiptir. Bilimsel çalışmaların daha verimli bir biçimde sürdürülebilmesi ve eğitim-öğretimin niteliğinin geliştirilebilmesi, olumlu bir örgüt ikliminin muhtemel sonuçları arasında değerlendirilebilir. Ortaya çıkan bu sonucun, üniversitelerin temel amaçları arasında yer alan, üretilen bilimsel çalışmaların topluma faydaya dönüşmesi yönünde de olumlu katkılar sağlayacağı açıktır. Bu noktada üniversitelerin örgüt iklimlerinin belirlenmesi ve daha olumlu hale getirilebilmesi açısından yapılabileceklerin ortaya konulması önemli bir husustur. Bu araştırmanın amacı Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde görev yapan akademik ve idari personelin algıladıkları örgüt iklimini belirleyebilmektedir. Bu kapsamda 1 Haziran – 7 Temmuz 2016 tarihleri arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde görev yapan 111 akademik ve 132 idari personel olmak üzere 243 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket iki bölümden oluşmaktadır. Anketin ilk bölümünde katılımcıların demografik bilgilerine yer verilmiştir. İkinci bölümde ise 39 ifadeden oluşan, katılımcıların örgüt iklimine ilişkin algılarını belirlemeye yönelik anket bulunmaktadır. Elde edilen verilerin analizleri sonucunda, örgüt iklimini oluşturan her bir ifadenin orta değer olan 3 ve altında olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerine göre örgüt iklimi algılarının farklılık gösterip göstermediğine yönelik gerçekleştirilen analizler sonucunda, yalnızca kadro durumlarına göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Buna göre akademik personelin örgüt iklimi algılarının idari personele göre daha düşük olduğu görülmektedir. Ortaya çıkan sonuçlardan hareketle daha olumlu bir örgüt iklimi oluşturulabilmesi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden yola çıkılarak üniversitelerin geneli açısından öneriler getirilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK TELEVİZYON HABERCİLİĞİNDE MAGAZİNLEŞME OLGUSU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28348</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28348</guid>
      <author>Hasan ÇİFTÇİ</author>
      <description>Televizyon teknolojik gelişimin insanlara sunduğu en önemli araçlardan birisidir. Son zamanlarda televizyon kanallarının ticari kaygıları ve reyting hedefleri televizyon haberlerindeki magazinleşme olgusunun hızla artmasına yol açmaktadır. Haber programlarında magazin haberleri sayısının artması, ulusal-uluslararası politika, ekonomi, siyasi, sağlık, eğitim, teknoloji gibi daha ciddi haber konularının kişiselleştirilerek, dramatize edilerek ya da eğlenceli yönleri ön plana çıkarılarak magazinel öğelerin yoğun kullanılması sebebiyle oluşan bu magazinleşme sorununun nedenlerinin ve sonuçlarının insanlar üzerindeki etkilerinin araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Haberlerin magazinleştirilmesi bireylerin doğru, güvenilir ve tarafsız bilgi alma özgürlüğünün ihlal edilmesi anlamını taşımaktadır. Bu çalışmada temel olarak televizyon, haber ve magazinleşme, etik olguları üzerinde durulmaktadır. Televizyon haberciliğinde haberlerin magazinleşme olgusunun bir etik sorun olduğu incelenmektedir. Televizyon haberciliğinde magazinleşmenin beraberinde getirmiş olduğu sorunlar belirtilerek sorunların çözümüne ilişkin öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL DEĞİŞİME UYUM: SPOR BİLİMLERİ ALANINDA ÇALIŞAN AKADEMİK PERSONELLER ÜZERİNE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28372</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28372</guid>
      <author>Çağdaş CAZ, Ali Gürel GÖKSEL , Ömer Faruk YAZICI , Recep Fatih KAYHAN</author>
      <description>Eğitim yönetimi alanında örgütsel değişim ile ilgili alanyazın incelendiğinde, üniversitelerdeki değişim sürecinde örgütsel değişime uyum ve beşeri sermaye kavramları ile bu kavramların karşılıklı etkileşimlerinin detaylı bir şekilde irdelenmesinin, üniversiteleri daha etkili örgütler haline getirme konusunda önemli bir önkoşul olduğu düşünülmektedir. Bu düşünceden hareketle araştırmanın amacı; spor bilimleri alanında görev yapan akademisyenlerin örgütsel değişime uyumlarının cinsiyet, yaş ve çalışma yılı (kıdem) değişkenlerine göre incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu; üniversitelerde görev yapan 103’ü erkek, 60’ı kadın olmak üzere toplam 163 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Kearney ve Smith (2008) tarafından geliştirilen ve Türkçe’ye adaptasyonu Ömür ve Nartgün (2014) tarafından yapılan “Öğretim Elemanlarının Değişime Uyum Ölçeği” ile araştırmacılar tarafından oluşturulan “kişisel bilgi formu” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini belirlemek için frekans ve yüzde analizi, betimsel istatistik, akademisyenlerin örgütsel değişme uyumlarını farklı değişkenlere göre değerlendirmek amacıyla bağımsız iki grup için t-testi ve tekyönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak analiz edilmiştir. Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) sonucunda ortaya çıkan istatistiksel farkın hangi gruplardan kaynakladığını belirlemek amacıyla Tukey HSD çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANGLOSAKSON MUHAFAZAKÂR GELENEĞİN DÖNÜŞÜMÜ VE TRUMP’IN YENİ AMERİKA SÖYLEMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28308</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28308</guid>
      <author>Haluk YAMAN</author>
      <description>Aydınlanma dönemi sunduğu farklı anlayış ile birlikte yeni gelişmeleri beraberinde getirirken aydınlanmanın sunduğu değişim temelli düşünceler karşısında muhafazakâr geleneğin temelleri de Edmund Burke tarafından atılmıştır. Aydınlanma düşüncesinin karşısında yer alan ve kendi korumacı değerlerini savunan muhafazakâr düşünce, bu korumacı yaklaşımını gelenekler, organik toplum ve süregelen değerlerin devamı şeklinde oluşturmuştur. Anglosakson muhafazakârlık ve Kıta Avrupası muhafazakârlığı gibi ikili bir ayrımla ifade edilen muhafazakâr gelenek ABD tarihinde Anglosakson muhafazakârlık olarak belirmiş ve geçirdiği değişimlerle varlığını sürdürmüştür. Bu değişimler 58. dönem ABD Başkanı Donald Trump ile yeni bir boyut kazanmış, yeniden hissedilir olmuştur. Bu çalışmada, aydınlanma dönemi ve muhafazakâr düşüncenin felsefi temelleri, ABD’de muhafazakâr gelenek, soğuk savaş dönemi ve sonrası ABD siyaseti yeni muhafazakâr gelenek ekseninde değerlendirilmiş ve devamında Trump ile başlayan yeni dönem uygulamalarının önceki dönemler ile olan farklılıkları ifade edilmiştir. Bu çalışmanın amacı muhafazakâr gelenek ile Trump’ın uygulamaları arasındaki ilişkiyi gösterebilmek ve muhafazakâr uygulamaların tarihsel süreç içerisindeki değişimini analiz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME, POPÜLER KÜLTÜR VE ARABESK</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28430</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28430</guid>
      <author>Öznur YILMAZ</author>
      <description>Popüler kültür tartışmaları, Türkiye’de, Batı’daki serüveninden bağımsız bir hat izlemiştir. Popüler kültüre yaklaşımların önemli bir bölümü, erken dönemde olumsuz karakterdedir. Bir mücadele alanı olarak tartışılmaya başlamasıyla birlikte, popüler kültürün hegemonya mücadelesi içerisinde olumlu bir hal alabileceği düşünülmeye başlamıştır. Türkiye’de popüler kültür tartışmaları oldukça geniş bir literatüre sahiptir. Bu çalışma, bu literatürün popüler müzik tartışmalarına kaynaklık eden yanlarından hareketle, bir özet metin olma iddiası taşımaktadır. Türkiye’de popüler kültür tartışmalarının zemininde Türkiye’nin modernleşme sürecine yaklaşım vardır. Modernleşme sürecini okumadaki farklılık, Türkiye’nin kültürel mirasını okumakta da farklılık yaratmaktadır. Cumhuriyet’in erken dönemdeki müzik politikalarına yaklaşımlar da yine bir miras sorunu olarak görülebilir. Her alanda Batılılaşma politikası sonucu, müziğin Batılı tekniklerle yeniden üretilmesi konusu gündem olmuştur. Yukarıdan aşağı doğru bir yöne sahip olan bu politikalar, kültürel alan için de denenmiştir. Ancak kültür alanında dirençle karşılaşmıştır. Bu direncin önemli ürünlerinden biri arabesktir. Arabesk müzik, sosyal bilim çevrelerince uzun yıllar görmezden gelinmiş bir olgudur. Bir sorun olarak tanımlanmaya başladığı dönemde olumsuz bir yaklaşım ile ele alınmıştır. 1990’lardan itibaren arabeskin tek yanlı olarak tartışıldığı dönem aşılmıştır. Arabeskin ortaya çıkışına dair farklı görüşler vardır. Bunun ötesinde arabeskin çevreden merkeze hareketi ve arabesk müziğin toplumsal vahameti hususunda da görüşlerde geniş bir yelpazeden söz edilebilir. Bahsi geçen tartışmalar oldukça fazla sayıda sosyal bilimcinin, birtakım nüanslar ile koydukları katkılar ile gelişmiştir. Bu çalışmanın sınırlandırılması adına sınıflandırılan yaklaşımların net bir şekilde görülebileceği isimler tercih edilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HANSA BİRLİĞİ (AVRUPA BİRLİĞİ’NİN SONU DA HANSA BİRLİĞİ GİBİ Mİ OLACAK?)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28342</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28342</guid>
      <author>Semra AYDOĞDU BAĞCI, Selma AYTÜRE , Ömer BERKİ</author>
      <description>Hansa Birliği, dünyanın örgütlü ilk ticaret birliğidir. 12. yüzyılın sonlarına doğru kurulan, 13. yüzyılın ilk yarısındaki belgelerde de ismen anılmaya başlayan ve giderek genişleyen bu ticaret birliği, 16. yüzyılın ortalarına kadar önemli bir ticari ve ekonomik güç olarak, Avrupa ve dolayısıyla Dünya ticaretindeki belirleyici aktörlerden biri olmuştur. Bir zamanlar “Dünya ticareti” demek olan Avrupa ticaretinin merkezi konumundaki Almanya’nın, aradan 900 yıl geçtikten sonra 21. yüzyılda da benzer konumunu muhafaza ettiği görülmektedir. Hansa’nın sonunu hazırlayan ve kuruluşundan itibaren yaklaşık 150 yılda gerçekleşen kontrolsüz genişleme süreci, modern çağdaki Avrupa Birliği örneğinde, 6 üyeden 28 üyeye ulaşılması ile yaklaşık 50 yılda oluşmuştur. Çin ve Uzakdoğu Ülkelerinin güçlenmeleri, ticaret yollarını da tekrar doğuya kaydırmaktadır. Yunanistan krizi ve ardından İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkma kararı, Avrupa Birliği’nin temellerini derinden sarsmaktadır. Bu çalışmanın amacı, tarihte yer alan ve etkileri günümüze değin süren bu olgunun ne olduğunu anlamak ve günümüz için gerekli dersleri çıkarmaktır. Çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. İkinci bölümde Hansa Birliği’nin ne olduğu anlatılmaktadır. Üçüncü bölümde Hansa Birliği’nin oluşumu ve başlangıcı anlatılmıştır. Dördüncü bölümde Hansa Birliği’nin gelişimi anlatılmakta, beşinci bölümde Hansa Günü açıklanmaktadır. Altıncı bölümde Hansa Birliği’nin dağılması anlatılmaktadır. Yedinci bölümde Alman Hansa şehirleri hakkında bilgi verilmiştir. Sekizinci bölümde Hansa Birliği’nin globalleşmeye katkısı anlatılmış, dokuzuncu bölümde Avrupa Birliği’ndeki son gelişmeler ışığında Hansa Birliği’nin sonu ile benzeşen yönler irdelenmiş, sonuç bölümünde günümüz için alınması gereken derslere değinilmiştir. Literatürde Hansa Birliği’ni Avrupa Birliği ile karşılaştıran başka bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu anlamda literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEŞALE’DEN VARLIK DERGİSİNE YEDİ MEŞALE TOPLULUĞU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28388</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28388</guid>
      <author>Gamze BULUT, Hatem TÜRK</author>
      <description>Çağdaş Türk edebiyatında süreli yayınların önemli bir yeri vardır. Özellikle mecmualar, edebiyat tarihi açısından önemli veriler sunar. Bunlara en önemli örneklerden biri Servet-i Fünûn dergisidir. Servet-i Fünûn ve Fecr-i Âti gibi edebi toplulukları içinden çıkaran dergi, Yedi Meşale grubunun da çıkış noktasıdır. 1928’de edebiyatın çıkmazda olduğunu düşünen yedi azimli genç, önce duygularını Servet-i Fünûn’da ifade edip sonra da “Meşale” adlı ortak kitabı yayınlarlar. Yedi Meşaleciler, daha sonra 1 Temmuz 1928’den 15 Teşrin-i Evvel 1928’e dek süren sekiz sayılık “Meşale” adlı dergiyle edebî faaliyetlerini sürdürürler. Alfabe değişikliği nedeniyle yayını sona eren dergiden sonra topluluğun kapandığı genel kabul görse de topluluk üyelerinden Yaşar Nabi’nin kurduğu Varlık dergisinde yazmaya devam ederler. 15 Temmuz 1933’te ilk sayısı çıkan dergide Yedi Meşale grubunun pek çok yazı ve şiiri yayınlanmıştır. Bu çalışmada Yedi Meşale grubu üyelerinin Varlık’taki faaliyetleri üzerinde durulacak, yazı ve şiirleri hakkında bilgi verilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AİLE İÇİ ŞİDDET (SÖĞÜTLÜ İLÇESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28382</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28382</guid>
      <author>Melike PEHLİVAN</author>
      <description>Şiddet evrensel olarak tüm dünyada ve Türkiye’de insana yönelik olarak yapılan bir insan hakları ihlalidir.Aile içi kadına yönelik şiddet yaygın bir toplumsal sorundur. Aile içinde kadının maruz kaldığı şiddet, dünyanın hemen her ülkesinde rastlanan ve rastlanma sıklığıyla ters orantılı olarak da dışarıya az yansıtılan bir olgudur. Kadına yönelik şiddet olgusunun toplumun tüm kesimleri tarafından daha iyi anlaşılması ve sorunların giderilmesi için bu alanda çalışmaların yapılması önemli görünmektedir. Araştırmada aile içi şiddetin sebep ve sonuçları, yaygınlığı, düzeyinin görülme biçim ve sıklığı Türkiye’deki sistematik bir biçimde yapılan çalışmalardan yararlanılarak oluşturulmuştur.Araştırmanın konusu; aile içi şiddete maruz kalmış olan kadınların şiddete maruz kalma sebepleri, yaşanan şiddetin kaynağı ve şiddetten nasıl etkilediklerinin sosyolojik yönden incelenmesidir.Araştırmanın amacı; aile içinde kadınların şiddete maruz kalma durumunu, yaşanılan şiddetin türünü, şiddete ilişkin görüşlerini ve şiddetin belirleyicilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır.Araştırmamız Söğütlü İlçesi’nde ‘aile içi şiddet’ ile ilgili sorunların tanınmasının ve mümkünse onarılabilmesinin ön koşuludur.Araştırmanın yöntemi, Söğütlü İlçesi’nde aile içinde şiddete maruz kalmış olan 60 katılımcıya anket tekniği uygulanmıştır.Aynı zamanda bu teknikler uygulanırken gözlem ve betimsel analizden de yararlanılmıştır.Araştırmanın bulguları, katılımcıların % 56’sı aile içinde yaşanılan tartışmaların eşlerinin ailesinden kaynaklandığını, %43’ü şiddetin kaynağının psikolojik olduğunu ve %33’ü ekonomik sorunların etkili olduğunu dile getirmiştir.Araştırmanın sonucu; kadınların %70’nin şiddete maruz kaldığı bilgisine erişilmiştir.Kadınların aile içi şiddet ve şiddet türlerine karşı bilinçlendirilmesi,şiddetin önlenmesi ve ortadan kaldırılması için bu alanda farkındalık oluşturabilmek adına toplumu şiddet ve türleri ile ilgili bilgilendirme içerikli eğitim ve seminerler düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca şiddetin önlenmesine yönelik caydırıcı politikaların geliştirilip hayata geçirilmesi önem teşkil etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


