






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2018 Sayı  67</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=604</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENİ ADAYLARININ PİYANO VE EŞLİK ÇALMA BECERİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28748</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28748</guid>
      <author>Mehmet Kayhan KURTULDU</author>
      <description>Bu çalışmada müzik öğretmeni adaylarının piyano çalma becerileri ile eşlik çalma becerileri arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma için ilk olarak bir çalışma grubu belirlenmiş, eşlik dersini daha önceden kendi döneminde almış olan 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden oluşan bir grup belirlenmiştir. Toplan 55 kişiden oluşan çalışma grubunun ilgili dönemlerde almış oldukları eşlik dersi notları ile piyano dersi notları elde edilmiştir. 55 kişilik çalışma grubunda 30 öğrenci üçüncü sınıftan, 25 öğrenci ise dördüncü sınıftan seçilmiştir. Çalışma grubunun ve bu grubu oluşturan öğrencilerin belirlenmesi sonrasında öğrencilerin bölüm bilgi sisteminde yer alan bilgileri incelenmiş ve hem ilgili derslerin başarı notları, hem de tanımlayıcı bilgiler toplanmıştır. Elde edilen notlar arasınav, final ve dönem sonu notu biçiminde sisteme girilmiş ve çeşitli istatistik işlemlere tabi tutulmuştur. Veri girişinde çalışma grubunun cinsiyet ve mezun oldukları lise türüne göre demografik özellikleri de belirlenmiş ve bu değişkenler karşılaştırma işlemlerinde kullanılmıştır. Öğrencilerin başarı puanları sınıflandırılarak analiz edilmiştir. Sınıflandırma işleminde çalışmanın yapıldığı üniversitenin başarı değerlendirmesi için kullandığı harf aralıkları dikkate alınmıştır. İşlemler sürecinde cinsiyet ve lise türü için Mann Whitney U testi, not karşılaştırmaları için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon testi uygulanmıştır. Testler sonucunda cinsiyete göre fark bulunmazken lise türüne göre fark bulunmuş, öğrencilerin piyano notları ile eşlik notları arasında da pozitif yönlü iyi düzeyli bir ilişki olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEKİZİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN KARŞILAŞTIRMA PROBLEMLERİNİ ÇÖZMEDE SEZGİSEL KURAL KULLANIMLARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28447</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28447</guid>
      <author>Esra FİDAN, Sare ŞENGÜL</author>
      <description>Öğrenmeye etki eden faktörler arasında öğrenen bireyin sezgilerinin önemi tartışılmazdır. Matematik ve fen eğitiminde sezgisel kural teorisi adıyla bilinen teoriye göre bireylerin karşılaştıkları kavramsal olarak ilişkili olmayan durumlarda bazı benzer tepkiler vermeleri ortak bazı sezgisel kuralların etkisinde kalmalarından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı 8.sınıf öğrencilerinin farklı türde karşılaştırma problemlerine verdikleri cevapların ‘aynı A - aynı B’ ve ‘daha fazla A - daha fazla B’ sezgisel kuralları açısından incelenmesidir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem uygulanmıştır. Çalışma grubu kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Katılımcılar İstanbul ili Anadolu yakasındaki bir devlet ortaokulunun 8. sınıfına devam eden 20’si kız, 10’u erkek toplam 30 öğrencidir. Araştırma verileri çoktan seçmeli 10 sorudan oluşan Sezgisel Kural Testi ile toplanmıştır. Sorulardan 5’i aynı A – aynı B, 5’i ise daha fazla A – daha fazla B sezgisel kurallarını ölçme amacına yöneliktir. Her bir soruda öğrenciler doğru olduğunu düşündükleri seçeneği işaretlemelerinin yanında seçimlerini gerekçelendirmelerinin istendiği açıklama bölümünü doldurmuşlar, böylece araştırmaya nitel veri sağlanmıştır. Verilerin nicel analizinde her bir soru için doğru seçeneği ve sezgisel kurala ilişkin seçeneği işaretleyen öğrencilerin frekans ve yüzde değerleri hesaplanmıştır. Nitel analiz kısmında ise öğrencilerin yaptıkları açıklamalar cevapla aynı doğrultuda ve cevapla tutarsız şeklinde kodlanarak bunlara ait yüzde ve frekans değerleri hesaplanmıştır. Bulgular öğrencilerin testteki sorularda yoklanması amaçlanan sezgisel kurallara yönelik seçenekleri işaretleme yüzdelerinin %20 ile %66,7 arasında değiştiğini göstermiştir. Sezgisel olarak düzenlenen seçeneği işaretleyen öğrencilerin açıklamalarında büyük çoğunlukla ilgili sezgisel kurala yönelik karakteristik ifadeler kullandıkları görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAVRAM HARİTASI VE BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİMİN 7. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN MADDE KONUSUNDAKİ KAVRAM YANILGILARININ GİDERİLMESİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28745</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28745</guid>
      <author>Aylin SARI, Hale BAYRAM</author>
      <description>Çok sayıda kavram içeren fen bilimleri dersinde, kavramların çoğu birbiriyle ilişkilidir ve bir kavramın yanlış ya da eksik öğrenilmesi, sonraki kavramların öğrenilmesine de etki etmektedir. Bu şekilde yanlış öğrenilen kavramlar, kavram yanılgılarına sebep olmaktadır. Maddenin yapısı ve özellikleri ünitesindeki konular da öğrencilerin çok sayıda kavram yanılgısına sahip olduğu konulardır. Bu çalışmanın amacı, yedinci sınıf öğretim programının bu ünitedeki konularıyla ilgili öğrencilerde bulunan kavram yanılgılarını belirlemek; kavram haritalarıyla desteklenmiş öğretim, bilgisayar destekli öğretim ve geleneksel öğretimle bu yanılgıları gidermektir. Çalışmada, ön test-son test kontrol gruplu yarı-deneysel model kullanılmıştır. İstanbul’daki bir özel okulun üç sınıfında gerçekleştirilen uygulamada, bilgisayar destekli öğretim (deney I grubu), kavram haritalarıyla desteklenmiş öğretim (deney II grubu) ve geleneksel öğretim (kontrol grubu), 19 ders saati boyunca gerçekleştirilmiştir. Uygulamadan önce ve sonra tüm öğrencilere “Maddenin Yapısı ve Özellikleri Kavram Testi (MYÖKT)” uygulanmıştır. Sarı (2014) tarafından geliştirilen test, 20 sorudan oluşan iki aşamalı teşhis testidir (cronbach alfa=0,82). Ön-test puanları arasındaki ANOVA sonuçlarında, deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olmamasına rağmen (p= 0,881), son-test puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLETİŞİMSİZLİĞİN ABSÜRD TİYATRODAKİ TEMSİLİ: AZİZ NESİN’İN “BİR İNSAN BAŞI ÜSTÜNE ÜÇ SESLİ ÜZÜNÇ” ADLI KISA OYUNU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=30159</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=30159</guid>
      <author>Emine Ulu Aslan , </author>
      <description>" II. Dünya Savaşı sonrası insanlığın içine sürüklendiği olumsuz durumla birlikte, yaşam-birey arasındaki uyumsuzluğu yansıtmayı amaçlayan Absürd Tiyatro anlayışı doğar. Nesnel gerçeği kabul etmeyerek edebi metinlerde akıl dışı öğelerin rolünü savunan Dadaizm ve Sürrealizm ile insanın yaşamdaki yerini anlamlandırma çabası içinde bulunan Varoluşçuluk gibi sanat akımları Absürd Tiyatronun oluşumunda etkili olurlar. İlk olarak Avrupa’da örnekleri verilen bu tiyatro anlayışı, geleneksel tiyatronun alışılagelmiş bütün metin ve sahneleme özelliklerine karşı çıkar. İnsanın varoluş mücadelesinin, göreceli gerçeklik anlayışı ile kesiştiği bu tiyatronun kahramanlarını, uyumsuz-iletişimsiz, evrensel özellikler taşıyan bireyler oluşturur. Tiyatro metinlerinde kullanılan dil ise iletişimsizliği yansıtmada en büyük araç haline dönüşür. Görsel imgelerle desteklenen dil bütün sınırlarını zorlayarak anlatım aracı olma işlevini terk eder ve nesnel gerçekliğini yitirir. Bu durum ise Absürd Tiyatro metinlerinde iletişimsizliğin en büyük sembolü olan dili “anlam”ın karşısındaki temel çelişki konumuna getirir. Çalışmamıza konu olan Aziz Nesin’in Bir İnsan Başı Üstüne Üç Sesli Üzünç(1980) adlı oyunu, hem Beckettyen karakterleri ile umut ve bekleyiş eylemine gönderme yapan, hem de insana dair bütün duyguların dalgalanmalarını gösteren, beden ile dilin uyumsuzluğunu yansıtan absürd tiyatro metinlerine örnek olarak  gösterilir.Bu çalışmada, Aziz Nesin’in Bir İnsan Başı Üstüne Üç Sesli Üzünç adlı oyununda Absürd Tiyatro etkilerinden bahsedilecek, bu tiyatro anlayışına özgü temalar, davranış ve anlatım biçimleri incelenecektir."</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ETKİNLİK ÇALIŞMALARI DEĞERLENDİRME ÖLÇEĞİ: BİR ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28712</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28712</guid>
      <author>Mehmet Hilmi KOÇ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, öğrenme ortamında uygulanan etkinlik çalışmalarının verimliliğini öğretmen algılarına göre ölçebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. 2017-2018 Eğitim Öğretim yılı Bahar Yarıyılında İstanbul Çekmeköy ilçesinde resmi ilkokul ve ortaokullarda çalışan öğretmenler araştırmanın evreni olarak belirlenmiştir. Söz konusu evrenden 4 ilkokul ve 4 ortaokul olmak üzere toplam 8 okul kura ile örneklem olarak belirlenmiştir. Seçilen okullarda görev yapan öğretmenlerin tamamına anket gönderilmiştir. Ankete cevap veren 244 öğretmenin verileri değerlendirmeye alınmıştır. Literatürün incelenmesi soncunda 20 maddeden oluşan bir madde havuzu elde edilmiştir. Uzmanlardan gelen görüşler doğrultusunda bazı maddeler düzenlemeye gidilmiş, 3 madde ölçekten çıkarılmış ve sonuç olarak 17 maddelik bir deneme formu oluşturulmuştur. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda toplam varyansın %61,16’sını açıklayan tek faktörlü bir ölçme aracı elde edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi ile test edilen ölçek modelinin iyi bir uyum gösterdiği tespit edilmiştir. 12 maddeden oluşan “EÇDÖ” nün madde toplam korelasyon değerleri 0,59 ile 0,84 arasında yer almaktadır. %27’lik alt ve üst grup puanları arasında yapılan t testi sonuçları tüm maddeler için anlamlı bir farklılık oluşturduğu saptanmıştır. Ölçeğin tamamı için hesaplanan Cronbach's Alpha katsayısı 0,96 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgulara göre, EÇDÖ” nün iç tutarlılığının, geçerlik ve güvenirliliğinin oldukça yeterli düzeyde olduğu ifade edilebilir. Yapılan bu çalışmalar sonucunda tek faktör altında toplanan ve 12 maddeden oluşan “Etkinlik Çalışmaları Değerlendirme Ölçeği elde edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen değerler dikkate alındığında, “Etkinlik Çalışmaları Değerlendirme Ölçeği”nin araştırmacılar tarafından kullanılması önerilebilir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN MİZAH TARZLARI İLE ÖRGÜTSEL ADALET ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28729</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28729</guid>
      <author>Yalçın MUTLUAY, Mahmut SAĞIR , Mustafa ATAŞ , Sıddık DOĞRULUK</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin görüşlerine dayanarak okul müdürlerinin ait oldukları mizah tarzlarıyla örgütsel adalet arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Kahramanmaraş ili Dulkadiroğlu ilçesindeki resmi okullarda görev yapan 2830 öğretmen oluşturmaktadır. Evrenden “Basit Tesadüfî Örnekleme” yöntemiyle belirlenen 320 öğretmen araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Araştırma nicel ve betimsel bir araştırmadır. Araştırmada, okul yöneticilerinin mizah tarzlarının belirlenmesi amacıyla Cemaloğlu vd. (2012) tarafından geliştirilen “Okul Müdürlerinin Mizah Davranışları Ölçeği” ile öğretmenlerin adalet algılarının belirlenmesi amacıyla da Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen ve Polat (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan “Örgütsel Adalet Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada; öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ve alt boyutları olan dağıtımsal adalet, prosedürel adalet ve etkileşimsel adalet değişkenleri ile okul müdürlerinin olumlu mizah tarzları arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, örgütsel adaletin tüm boyutları ile okul müdürlerinin mizah tarzları arasında orta düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Buna göre öğretmenlerin bulundukları kurumun yöneticilerinin mizah tarzlarının örgütsel adalet algılarının orta düzeyde belirleyicisi olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERİN OKUL YÖNETİMİNE KATILMA İLE ÖRGÜTSEL SESSİZLİK ALGILARI ARASINDAKİ İLİŞKİ (TEKİRDAĞ İLİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28752</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28752</guid>
      <author>Gizem ÇAKAL, Salih Paşa MEMİŞOĞLU</author>
      <description>Yönetime katılma, yönetsel kararların alınması sürecinde ilgilileri söz sahibi kılarak, alınacak kararları etkilemelerinin sağlanmasıdır. Örgütsel sessizlik ise iş görenlerin örgütsel sorunlar hakkındaki görüşlerini ve endişelerini esirgemesidir. Bu araştırmanın amacı; 2014-2015 öğretim yılında Tekirdağ il ve ilçe merkezlerindeki resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin yönetime katılma ve örgütsel sessizlik hakkındaki algılarına ilişkin elde edilen veriler kullanılarak öğretmenlerin okul yönetimine katılma hakkındaki algıları ile örgütsel sessizlik algıları arasındaki ilişki durumunu ortaya koymaktır. Bu amaca yönelik Tekirdağ il ve ilçe merkezlerindeki resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan toplam 501 öğretmenden veri toplanmıştır. Var olan durumu ortaya koymayı amaçladığından bu betimsel araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veriler, öğretmenlerin cevap verdikleri kişisel bilgi formu, Öğretmenlerin Okul Yönetimine Katılma Ölçeği ve Örgütsel Sessizlik Ölçeğinden oluşmakta olup, betimsel istatistik yoluyla analiz edilmiştir. Analiz sürecinde Bağımsız İki Örneklem t Testi ile Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way ANOVA) testi uygulanmıştır. ANOVA testinde gruplar arasında anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki grup arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD Post Hoc testinden yararlanılmıştır. Ölçek ve alt boyut puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, araştırmaya katılan öğretmenlerin, okul yönetimine katılıma yüksek düzeyde olumlu görüş belirttikleri (Okul Yönetimine Katılım Ölçeği puan ortalaması 3,71±0,39) görülmüş, örgütsel sessizlik davranışı algılarının da orta düzeyde olduğu (Örgütsel Sessizlik Ölçeği puan ortalaması 3,38±0,75) bulunmuştur. Okul Yönetimine Katılım ile Örgütsel Sessizlik arasındaki ilişkinin incelenmesine ait bulgular, genel olarak öğretmenlerin okul yönetimine katılması ile örgütsel sessizlik davranışları arasında negatif yönlü ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca genel olarak Okul Yönetimine Katılım ile Okul Ortamı, Duygu ve Sessizliğin Kaynağı alt boyutları arasında ve Yönetime Katılma Durumu alt boyutu ile Yönetici ve İzolasyon alt boyutları arasında da negatif yönlü ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu; Yönetime Katılma Durumu alt boyutu ile Okul Ortamı, Duygu, Sessizliğin Kaynağı alt boyutları ve genel olarak Örgütsel Sessizlik arasında negatif yönlü ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bununla birlikte Yönetime Katılmanın Yararları alt boyutu ile Yönetici alt boyutu arasında ve Katılımı Arttırıcı Öneriler alt boyutu ile Duygu, Yönetici ve İzolasyon alt boyutları arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu, Katılımı Azaltan Etkenler alt boyutu ile Okul Ortamı, Duygu, Sessizliğin Kaynağı, Yönetici, İzolasyon alt boyutları ve genel olarak Örgütsel Sessizlik arasında ise pozitif yönlü ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETİMİ AYRINTILANDIRMA KURAMINA DAYALI MATEMATİK ÖĞRETİMİNİN ÖĞRENCİLERİN AKADEMİK BAŞARILARINA VE ÖĞRENİLENLERİN KALICILIĞINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28542</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28542</guid>
      <author>Özgür TUTAL</author>
      <description>Bu araştırmayla, Öğretimi Ayrıntılandırma Kuramına dayalı gerçekleştirilen öğretimin 7. sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarıları ile öğrenilenlerin kalıcılığı üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Kuramın kavramsal ve işlemsel ayrıntılandırmaya yönelik önerilerinin matematik öğretiminin gerektirdiği kavram ve işlemlerin anlaşılması ve aralarında ilişki kurulması amaçlarına uygun olacağı düşüncesiyle söz konusu araştırmanın matematik dersinde gerçekleştirilerek matematik öğretiminde akademik başarıyı artırma çabası içinde olan eğitimcilere öğretimde kullanabilecekleri farklı bir alternatif sunacağı ve alana katkı sağlayacağı umulmaktadır. Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Diyarbakır ilinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir ortaokulun yedinci sınıfında öğrenim gören 55 (28 deney, 27 kontrol grubunda) öğrenci oluşturmuştur. Rastgele seçilen sınıflardan 7/A deney ve 7/D kontrol grubu olarak alınmıştır. Bu araştırma için gerekli olan veriler 27 maddeden oluşan “Doğrular ve Açılar” ünitesi başarı testi ile toplanmıştır. Başarı testi deney ve kontrol grupları için ön-test ve son-test olarak kullanılmıştır. Aynı test beş hafta sonra öğrenilenlerin kalıcılığını ölçmek için üçüncü kez uygulanmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t-testi, ilişkili örneklemler t-testi ve Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular grupların son-test ve kalıcılık testi puan ortalamalarında deney grubu lehine anlamlı farkın olduğunu göstermektedir. Bu durum deney grubuna uygulanan öğretimi ayrıntılandırma kuramına dayalı öğretimin “Doğrular ve Açılar” ünitesine yönelik akademik başarıyı ve öğrenilenlerin kalıcılığını artırdığını ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE YERALTI EDEBİYATININ AVANGART ESERİ: MEHMET RAUF’TAN BİR ZAMBAĞIN HİKÂYESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28691</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28691</guid>
      <author>Fethi DEMİR</author>
      <description>Türkiye’de Yeraltı edebiyatının popülerleşmesi, yaygın bir tür ya da alan olarak tartışılması, 1980 sonrası döneme rastlar. Fakat tıpkı diğer ulusların edebiyatlarında olduğu gibi kanonun dışında kalan ya da bırakılan edebi ürünlerin varlığı, Türkçedeki ilk edebi üretimlere kadar uzanır. Modern anlamda ilk örnekler ise Tanzimat sonrası dönemde özellikle II. Meşrutiyet’in ilanından sonra görülür. Türkiye’de, Yeraltı edebiyatına giden yolun ilk taşlarını döşeyen eserlerin temel özelliği, Doğulu ve muhafazakâr bir dokuya sahip Türkiye toplumunun yadırgatıcı bulduğu, açıkça konuşulmasını istemediği konulara el atmasıdır. Örneğin II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Batı edebiyatlarından adapte edilen erotik hikâyeler bu anlamda cesur bir girişimdir. Bu girişimler arasında dikkati çeken yazarların başında ise Mehmet Rauf gelmektedir. Nitekim Servet-i Fünun döneminin Halit Ziya’dan sonraki en meşhur ve prestijli romancısı olan Mehmet Rauf, kendi edebî kariyerinde bir kırılma noktası yaratacak, toplum içerisindeki saygınlığını sarsacak, işini kaybetmesine hatta yargılanıp hapis yatmasına neden olacak Bir Zambağın Hikâyesi adlı novella tarzı hikâyesiyle Yeraltı edebiyatının Türkiye’deki ilk örneğini verir. Oscar Wilde’ın Violette’in Aşk Destanı adlı romanının adaptasyonu olan eserde, cinselliğin ve şehvetin toplumsal dayatmalara ve ahlak kurallarına göre değil, doğanın ve fizyolojinin ihtiyaçlarına ve arzularına göre yaşanması gerektiği ana fikri bağlamında, bir erkek ve iki kadın arasında kurulan eş cinsellik, erotizm ve şehvet içerikli bir hikâye anlatılır. Bir adaptasyon olsa da Türkiye ile Batı dünyası arasındaki medeniyet, tarih, kültür ve zihniyet farkları, Bir Zambağın Hikâyesi’ni kimi noktalardan Violette’in Aşk Destanı’ndan ayrıştırır. Bir başka ifadeyle geleneğe, dini ve ahlaki değerlere bağlı muhafazakâr toplum yapısını göz ardı eden Mehmet Rauf, “Türk usulü” bir Yeraltı anlatısı üretir. Sadece belirli dar bir çevrenin dikkatini çeken eser; el altında okunan, belirli çevrelerde popülerlik kazanan, kimi entelektüel ve eleştirmenler tarafından eş cinselliği, şehveti ve erotizmi oldukça cesur biçimde işleyen avangart bir Yeraltı anlatısı olarak kabul edilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALEKSANDR GRİBOYEDOV’UN “AKILDAN BELA” ADLI OYUN ÇEVİRİLERİ ÜZERİNE KÜLTÜREL, TOPLUMSAL VE DİLSEL DÜZLEMLERDE KARŞILAŞTIRMALI BİR BETİMLEME ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28650</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28650</guid>
      <author>Gamze ÖKSÜZ, Fatih YAPICI</author>
      <description>Yazılı tarih öncesinden beri varlığını sürdüren ve toplumların ayrılmaz bir parçası olan tiyatro, kadim dönemlerden bu yana dinamizmini ve önemini hiç kaybetmeyen sanat dallarından biridir. Bu sanatın farklı kültürlerde ve farklı mekânlarda hayat bulmasını ve gelişmesini sağlayan en büyük etkenlerin başında ise çeviri etkinliği gelir. Bir metni, sanatçının yarattığı değeri ve biçimiyle eşdeğerli olarak varış metnine dönüştürmeyi gerektiren edebi çeviri etkinliğinin kökleri de en az tiyatro sanatı kadar eskilere dayanır. Edebi çeviri türleri içinde tiyatro metinlerinin çevirisi ise diğer türlerle karşılaştırıldığında farklı nitelikleri ve özellikleriyle ön plana çıkar. Bu çalışmada, Rus edebiyatında komedi tiyatrosunu zirveye taşıyan ünlü yazar Aleksandr Sergeyeviç Griboyedov’un 1823 yılında kaleme aldığı “Akıldan Bela” adlı tiyatro oyununun çıkış kültürü bağlamında ortaya çıkış süreci ile varış bağlamında Rusçadan Türkçeye yapılan iki çevirisi karşılaştırmalı olarak ve kültürel, toplumsal ve dilsel düzlemlerde ele alınacaktır. İlk çeviri Zeynel Akkoç ve Şahap Sıtkı İlter tarafından 1945 yılında yapılan ve MEB klasikleri arasında yer alan çeviri metnidir. Ele alınacak ikinci çeviri metni ise 2011 yılında Cenk Gündoğdu ile Engin Toprak’ın ortak çalışmasının ürünüdür. Çalışmada karşılaştırma yöntemi olarak metne bağlı inceleme yönteminden faydalanılacaktır. Amaç, “Akıldan Bela” oyununun Türkçeye yapılan iki çevirisi arasındaki 66 yılda ne tür bir değişikliğe uğradığını tespit etmek, çevirmen kararlarına vurgu yapmak, iki farklı varış metninin erek dilde kültürel, toplumsal ve dilsel düzlemde karşılaştırmalı bir betimlemesini yapmak ve çevirmen kararlarının okuyucu üzerinde ne tür etkiler bıraktığını yorumlamaya çalışmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜTOPYA MADALYONUNUN İKİ YÜZÜ: F. M. DOSTOYEVSKİ GÜLÜNÇ BİR ADAMIN DÜŞÜ VE R. BRADBURY FAHRENHEIT 451</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28730</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28730</guid>
      <author>Gülhanım Bihter YETKİN</author>
      <description>İngiliz yazar Thomas More’un 1516 yılında yazdığı eserine verdiği aynı isimle ilk olarak edebiyata giren ütopya, köken olarak Yunanca "yok/olmayan" anlamındaki “ou”, "mükemmel olan" anlamındaki “eu” ve "toprak, ülke" anlamındaki “topos” sözcüklerinden türemiştir. Kelime anlamı olarak ütopya, var olanın yerine geliştirilen ideal toplum, sistem, düşünce, ülke, cennet tasarılarıdır. İçerisinde insanlığın tüm yaşamsal sorunlarının giderildiği bir hayat tarzının hüküm sürmesi nedeniyle ütopyalar, gerçekleşmesi imkânsız devlet tasarıları olarak ele alınmaktadır. Ütopik eserler, edebiyatta yoğunlukla 19. yüzyılda varlığını hissettirir. Ancak 20. yüzyıla gelindiğinde, özellikle I. Dünya Savaşı’ndan sonra eşitlik ve toplumsal mutluluk adına bireylerin değerlerine önem verilmemesi sonucu ütopyaların yerini onların karşı tezi olan antiütopyalar alır. Totaliter ve baskıcı toplumları ifade eden antiütopyalar, yaygın olarak bilimkurgu türünden de faydalanarak büyük çoğunluğu savaşlar ve iç karışıklıklarla geçen dönemi en çarpıcı yönleriyle betimler. Çalışmamızın amacını, edebiyat araştırmalarında sıklıkla birbirinin yerine kullanılarak anlamsal bunalıma neden olan bu iki kavramın benzeyen ve farklılaşan yönlerini ortaya çıkarmak oluşturmaktadır. Edebiyatı bir bütün olarak ele alan ve farklı dillerde yazılan iki eseri konu, düşünce ya da biçim bakımından inceleyerek yorumlar yapan karşılaştırmalı edebiyat biliminden faydalanarak sürdürdüğümüz çalışmamızda, ütopya ve antiütopya türlerine birer örneklem niteliğinde olan biri Rus diğeri Amerikan edebiyatının iki önemli eseri, karşılaştırma yöntemiyle tasvir edilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SEMBOLİK BİR MASAL OKUMASI: KELOĞLAN İLE ALTIN BÜLBÜL</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28689</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28689</guid>
      <author>Hasan KIZILDAĞ</author>
      <description>Masallar reel dünya ile hayali dünyanın tam ortasında, bir yanıyla hayallere bir yanıyla gerçeklere uzanan bir âlemin sembolik mahsulleridir. İçerisindeki örtmece ve sembollere derinlemesine bakıldığında, farklı anlam katmanlarını göz önüne serer. Bu anlam katmanlarının her biri, geleneğe ait unsurları bünyesinde barındırır. Masalların anlam katmanları içerisinde örtülü halde bulunan her imge gelenek ekseninde bir görev üstlenir. Bu görevler aracılığıyla masal çocuklar başta olmak üzere bütün yaş aralıklarına seslenir. Geleneği nesilden nesile aktarır ve kültürde kesintisizlik sağlar. Bunun yanı sıra; erdemli olma, iyilik, doğruluk, kötülerle mücadele gibi ahlakî unsurlar masal kurgusu içerisinde gizlenmiş bir biçimde, işlevsel olarak yer almaktadır. Bunlar, informal eğitimi gerçekleştiren ve ders vermeyi amaçlayan işlevlerdir. İşlevlerin sembolik mahiyetlerini kavrayabilmek ve masalın ardında yer alan göndermelere ulaşabilmek için metne farklı bakış açılarıyla, bütüncül açıdan yaklaşılmalıdır. Bu inceleme masalın sembolik dünyasına biraz daha yakınlaşmaya yarayacaktır. Kültürel belleğin, kolektif şuuraltının ve geleneğin tespiti, masal dünyasının sembolik analiziyle mümkündür. Bu çalışmada “Keloğlan ile Altın Bülbül” masalının kahraman, yardımcılar ve kahramanın mücadele halinde olduğu varlık/kişilerine odaklanılacak, bu kişi/varlıklar kadrosunun masal içerisindeki işlevleri ve sembolik karşılıkları incelenecektir. Bu yolla masalın anlam tabakalarına yerleştirilmiş olan millî ve İslamî öğelerin neler olduğu ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır. Ortaya çıkarılan bu öğelerin masalın kurgusu ve geleneksel yapısı üzerindeki tesiri tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“ARA NESİL”DEN BİR SES: MEHMED CELAL’İN HİKÂYELERİNDE HASTALIKLI/SAPLANTILI AŞKIN GÖRÜNTÜLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28678</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28678</guid>
      <author>Nazlı MEMİŞ BAYTİMUR, Fatih ARSLAN</author>
      <description>Tanzimat dönemi ikinci nesli ve Servet-i Fünûn arasında kalan topluluk Ara Nesil olarak adlandırılır. Türk Edebiyatı’nda ilk defa Mehmet Kaplan tarafından dile getirilen bu topluluk, ilerleyen dönemlerde diğer araştırmacılar tarafından da benimsenir. Ancak Ara Nesil’in tarihi çerçevesi ve bu topluluğa mensup sanatkârların kimler olduğu hususunda bir belirsizlik hâkimdir. Bu belirsizlik, Ara Nesil sanatkârlarının ortak bir yayın organına sahip olmayışından ve muayyen bir edebî anlayış benimsememelerinden ileri gelir. Ama bu durum, edebî faaliyetlerini 1880’li yıllardan 1900’lü yıllara kadar devam ettiren bir topluluk olan Ara Nesil’in, şiir, roman, hikâye, tenkit, deneme ve tercüme alanlarında önemli faaliyetlerde bulunduğu gerçeğini değiştirmez. Mehmed Celâl, Ara Nesil’in en önemli temsilcilerinden birisidir. Şiir, roman, tercüme gibi pek çok türde eserler verir. Bununla birlikte dönem içerisinde hikâye türünün hem nitelik hem de nicelik açısından gelişmesi misyonunu adeta tek başına üstlenir. Yazarın tespit edilen 84 telif hikâyesi bulunur. Bu durum, hikâye türünün daha yeni kendini bulmaya başladığı bir dönemde yazar için büyük bir başarıdır. Mehmed Celâl’in hikâyeleri genel olarak aşk teması üzerine şekillenir. Aşkın belli bir düşünce üzerinde takılıp kalması ve kişinin kendini olumsuz yönde etkileyen bir başka kişiden alamaması olumsuz bir durumdur. Kişinin aşk sandığı duygu zaman içerisinde hastalık halini alır ve kişiyi felakete sürükler. Aşkın hastalıklı/saplantılı olarak nitelendirilebilecek diğer yönleri de aşırı kıskançlık ve içki müptelalığıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİTLE KÜLTÜRÜNÜN OLUŞUMU VE GÜNÜMÜZ SANATINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28739</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28739</guid>
      <author>Serpil YAYMAN ATASEVEN</author>
      <description>Kitle kültürü kapitalizmin toplumda meydana getirdiği değişimlere bağlı olarak ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılda kapitalizmin etkisinin artması ve reklâm sektöründeki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan kitle kültürü, popüler kültür olarak ta adlandırılmıştır. İnsanların yaşam tarzıyla birlikte sanat anlayışlarını da değiştiren bu yaklaşım, insanları aşırı tüketime yönlendirirken sanat eserlerinin de sıradan bir ticari meta haline dönüşmesine neden olmuştur. Kapitalist sistem böylece paraya dayalı kültürel bir yaşam ve sanat pazarı meydana getirerek tüketimin sürekli olmasını sağlamıştır. Kitle toplumu, insanların birbirine benzer düşünce ve davranışlar göstermeleri ile meydana gelmiştir. Kültürel ve sanatsal yaşamda meydana getirilen bu değişim, sanatçılar, yazarlar ve üniversitelerin ilgili birimleri tarafından incelenerek nedenleri ve sonuçları eleştirel bir gözle değerlendirilmiştir. Kitle kültürü olgusuna ilk eleştirel yaklaşım Theodor Adorno tarafından 1930’lu yıllarda başlamıştır. Adorno, modernizmle birlikte ortaya çıkan yüksek sanat ile endüstrileşmenin bir sonucu olarak oluşan kitle kültürü arasındaki farklılığın ortadan kaldırmaya çalışılırken yüksek sanatın yok olduğunu ileri sürmüştür. Sosyal yaşamda meydana gelen değişimlerin sanat eserini metalaştırdığını savunmuştur. Pop Art’ın öncüsü olan Andy Warhol resimlerinde bir sanat eserinin meta haline getirilmesini ve eserin mekanikleştirilerek sıradanlaştırılmasını işlemiştir. Warhol’a göre kitle kültüründe sanatı olumsuz etkileyen durum, seri üretimin “kiç” i meydana getirmesidir. Frankfurt okulunun bu konudaki araştırmalarında, popüler kültürün yaygınlaşmasında iletişim araçlarının etkisinin büyük olduğu görülmüştür. Kitle iletişim araçlarının küresel pazara ve ideolojisine hizmet ederek tek tip üretime neden olduğu savunulmuştur. Bu makale çağımızda, kitle kültürünün neden olduğu olumsuz yaklaşımları ve sanat alanında yaşanan değişimleri konu almıştır. Gerçekte kitle kültürü üzerine yapılan eleştirilerde düşünürlerin ortak düşüncesi, bu oluşumun insanların ilgisiz, pasif, geleneksel değerlerden uzak tüketime endeksli bir yapıya sahip olması ile ilgilidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TİYATRO (SAHNE) PERFORMANSINI KİTABA ÇAĞIRAN SANAT: İLLÜSTRASYON</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28714</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28714</guid>
      <author>Tülay KAYABEKİR</author>
      <description>Tiyatronun yokluğundan doğan boşluk illüstrasyonun sahne performansını kitaba çağırmasıyla, iki farklı ve uyumlu medyayı yani kitap ve sahneyi bir araya getirmiştir. Olayların ve anların yeniden canlandırılması, tarihsel belge olma özelliği gibi amaçlarla izleyiciyi olayın bir parçası haline getiren tiyatro illüstrasyonları, oyun ve sahne arasındaki geleneksel ilişkiyi kesmesine yönelik yaygın endişeye rağmen, tiyatronun geleneklerine dayanan bir ortamı pekiştirmek için türünün önemli örneklerini vermiştir. Bu illüstrasyonlar, izleyicinin dünyasına, çağına ve algısına geçici olmayan örnekler sunmakla kalmamış, başlı başına sanat eserine dönüşmüştür. Zamanın içinden zamanın anlayışı ve gelenekleriyle günümüze gelen bu örnekler hem tiyatronun toplumsal yaşantıda varoluş nedenini hem de illüstrasyonun kitapta varoluş nedeninin bir araya gelişinin tesadüfi olmadığını gösterir niteliktedir. Çünkü performans illüstrasyonları, şimdiyi temsil etmek yerine tiyatro performansını başka bir evrende yeniden sunmayı hedefleyerek tiyatral olayı kalıcı bir noktaya taşır. Bu sayede oyunun kurmaca yapısı saklanabilir, kaydedilebilir ve belgelenebilir bir boyut kazanır. İllüstrasyon bu görsel gücü nedeniyle izleyiciyi olayın bir parçası haline getirerek başka bir evrende yolculuğuna devam etme olanağı sağlamıştır. Bu araştırmada illüstrasyonun tiyatro sahnesi ile buluşmasına neden olan süreç, performans-illüstrasyon arasındaki ilişkinin gelişimine zemin hazırlayan nedenlerle birlikte başlangıcından günümüze kadar tarihsel bir dizgede incelenmiştir. Ayrıca bu çalışmada sahne performansını kitaba çağrılan sanat olarak tanımlanan illüstrasyonun, kültürlerle buluşması ve her kültürde sınırsız anlatım olanaklarıyla eşsiz esrelere dönüşüm serüveni örneklerle birlikte ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DIŞAVURUMCU BİR İFADE ARACI OLARAK OTOPORTRE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28628</guid>
      <author>Sehran DİLMAÇ, Güler AKALAN</author>
      <description>Oldukça eski tarihlere kadar uzanan bir geçmişe sahip olan otoportre bireyi en iyi anlatan, anlamsal ve biçimsel olarak ele alan bir plastik sanat alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Konu olarak insanı temel alan otoportre sanatı onu toplum içinde diğerlerinden ayıran özellikleri vurgulayan, kimliğini ön plana çıkaran belge niteliğindedir. Bu tanım doğrultusunda araştırmanın amacı, otoportre konusunun sanat tarihsel süreç içerisinde modernizmden günümüze kadar olan süreçteki toplumsal ve bireysel değişimlere paralel gerçekleşen evrimleşme sürecini irdelemektir. Tarihsel olarak çok eskilere gitmesine rağmen özellikle modernizmden günümüze kadar olan süreç içerisinde otoportre ana başlığı altında bireyin kimliksel oluşumunu yansıtan, onun toplumsal dayatmaların ötesine geçerek özgürleşmesine yönelik eleştirel içerikli eserler çalışan sanatçılara odaklanmaktadır. Bunu gerçekleştirirken otoportrenin sanat tarihsel açıdan kronolojik geçmişine de değinilmiş, Çağdaş Sanatta otoportrenin kimliğin temsili bağlamında üstlendiği rollerde dönemin sanatçı ve eserleri üzerinden sorgulanıp bir senteze ulaşılmaya çalışılmıştır. Otoportre sanatçının kendi varoluşsal sorgulamalarına yönelik aradığı cevapların bir ürünüdür diyebiliriz. Konunun sanatçının kendisi olduğu otoportre ben olgusu üzerine yoğunlaşan Varoluşçu felsefenin de çıkış noktalarından biridir. Günümüzde toplumsal, ekonomik, kültürel, siyasi alanlarda meydana gelen hızlı değişim bireylerin benlik bilinci oluşturma süreçlerini olumsuz etkilemektedir. Bu durum otoportre üzerine çalışmalar yapan sanatçıları da etkileyerek, toplumsal sorunları kendi bedenlerinin görüntüleri üzerinden sorgulamalarına neden olmuştur. Dolayısıyla otoportre üzerine plastik çözümlemelerin ele alınacağı sorun, özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda ortaya çıkan ve günümüzde artarak devam eden “çağdaş insanın varoluş sorunu”dur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAYAKÖY (MUĞLA, FETHİYE) HALILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28692</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28692</guid>
      <author>Emine ERDAL SİDELİ, N.Rengin OYMAN</author>
      <description>Geleneksel Türk Sanatları içinde yer alan el halıcılığı, sanatsal ve kültürel açıdan önemli bir yere sahiptir. Anadolu'nun hemen her yerinde üretilmiş olan bu yaygılar, nesiller aracılığı ile günümüze kadar gelmişse de eski önemini giderek yitirmektedir. Araştırma, yöre halkı tarafından oldukça yaygın olarak halen kullanılan Fethiye Kayaköy halılarının ulaşılabilen örneklerini belgelemek, incelemek ve doğru bilgilerle gelecek nesillere aktarmak amacıyla yapılmıştır. Fethiye ve çevresinde geleneksel dokumalarla ilgili birçok araştırma yapılmış, ancak Fethiye Kayaköy Halıları ile ilgili geniş ve içerikli bir çalışma yapılmamıştır. Fethiye Kayaköy bulunduğu bölge ve taşıdığı kültür değerleri, havlı dokumaları açısından incelendiğinde motiflerin zenginliği, kullanılan renkler ve teknik olarak birer belge niteliği taşımaktadır. Bu çalışma, Fethiye Kayaköy halılarının tanıtımı, belgelendirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması açısından oldukça önemlidir. Bu bağlamda bölgede ulaşılabilen halıların renkleri, kullanılan desenler, araç gereçler, malzemeler, uygulanan teknikler saptanmıştır. Muğla–Fethiye Kayaköy halılarının, iplik hazırlama, dokumanın yapılması, dokuma teknikleri, motiflerin ve kullanılan malzemelerin yöresel isimleri belirlenmeye çalışılmış, renkler malzeme, motifler yöresel terimler, kaynak kişilerden alınan bilgilerle literatüre eklenmesi amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FAHREDDİN RAZÎ’NİN ALLAH’IN HABERÎ SIFATLARINA GETİRDİĞİ YORUMLAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28705</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28705</guid>
      <author>Abdullah ARCA</author>
      <description>Allah Teâla Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinde mahlûkatın özelliklerini taşıyan bir takım ifadeleri kendisi için kullanmıştır. Hz. Peygamber de bazı hadislerinde aynı ifadelerle Allah’ı tavsif etmiştir. Kur’an ve hadislerde kullanılan bu türden ifadelerin yanlış anlaşılması bazı kelam ekollerinde Allah hakkında yanlış tasavvurların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Müşebbihe, Mücessime ve onlar gibi düşünenler ayet ve hadislerde geçen bu ifadeleri zahirî manalarıyla anlayıp Allah Teâla’yı mahlûkata benzetmişlerdir. Buna karşılık Cehmiyye, Mutezile ve Ehl-i Sünnet âlimlerinin büyük çoğunluğu yaratılmışlık özelliği taşıyan sıfatları Allah’tan nefy etmişler, Kur’an ve hadislerde geçen bu ifadelerin Allah’ın şanına yaraşır bir şekilde tev’il edilmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Bu makalenin amacı muteahhirin döneminin en önemli kelamcılarından biri olan Fahreddin Razî’nin haberî sıfatlar hakkındaki düşüncesini, bu sıfatların doğru anlaşılması için kullandığı yöntemi ve yaptığı yorumları ortaya çıkarmaktır. Razî, bir taraftan teşbih ve tecsim düşüncesine sahip olan Haşeviyye ve Kerramiyye gibi mezheplerin Allah’ın haberî sıfatlar hakkındaki yanlış inanışlarını eleştirip onlara karşı çıkarken diğer taraftan tenzih inancına uygun olan Allah tasavvurunun zihinlere yerleşmesi için Kur’an ve hadislerde geçen yaratılmışlık özelliği taşıyan bu ifadelere yeni anlamların verilmesi gerektiğini savunmuştur. Razî, bu ayet ve hadislerde geçen her bir haberî sıfatın zahir manasıyla kullanılmasının imkânsızlığını aklî ve mantıkî delillerle ve yaptığı te’villerle ortaya koymuş, Müslümanların zihinlerinde Allah inancının doğru bir şekilde yerleşmesine katkıda bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÖRT MEZHEBE GÖRE SABAH NAMAZINI KILMANIN EFDAL VAKTİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28704</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28704</guid>
      <author>Muhsin DEMİREL</author>
      <description>Namazlar vakitli ibadetlerdir. Vakitlerinin başı ve sonu bellidir. Birden fazla ayette işaret veya delalet yoluyla namaz vakitlerine atıf yapılmış, ancak ayetlerde vakitlerin başları ve sonları açık bir şekilde beyan edilmemiştir. Namaz vakitlerinin başı, sonu ve hangi vaktin daha faziletli olduğu konusunda detaylı bilgi verip beyan eden Sünnettir. Sabah namazı vaktinin fecr-i sadık ile başlayıp güneşin doğuşuyla son bulacağı konusunda dört mezhep arasından herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir. Nevevî bu konuda icma olduğunu söylemektedir. Ancak sabah namazının faziletli vakti konusunda iki farklı hadis rivayeti mevcut olduğundan sabah namazını kılmanın en faziletli vakti konusunda genel anlamda iki görüş, teferruatta daha fazla görüşler ortaya çıkmıştır. Bir görüşe göre sabah namazında tağlis yapmak yani vaktin evvelinde henüz hava karanlık iken sabah namazını kılmak daha faziletlidir. Şâfiî mezhebi bu görüşü savunmakta olup Şâfiî uleması arasında bu konuda ihtilaf söz konusu değildir. Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin görüşleri de genel manada bu yöndedir. Ancak İmam Mâlik ile Ahmed b. Hanbel’den farklı rivayetler de nakledilmektedir. Bir rivayete göre Ahmed b. Hanbel, sabah namazının cemaatin toplanma durumuna göre ayarlanmasının daha faziletli olduğunu söylemiştir. Mâlikî mezhebinin bir görüşüne göre de sabah namazını insanlar için kolay olan vakte göre ayarlanmanın daha uygun olup, kış mevsiminde vaktin evvlinde kılmak, sıcak mevsimlerde ise isfâr vaktinde kılmak daha faziletlidir. Diğer bir görüşe göre isfâr vaktinde yani ortalık biraz aydınlık olunca sabah namazını kılmak daha faziletlidir. Bu görüşü Hanefî mezhebi benimsemektedir. Fakat isfâr’ın ölçüsü net olarak belli olmadığından Hanefî fukahasından bu konuda farklı görüşler nakledilmektedir. Ebû Hanife’ye göre vaktin ortasında sabah namazına başlamak daha faziletlidir. Hanefî fıkıh âlimlerinden Tahâvî’ye göre ise sabah namazında faziletli olan tağlis ile isfâr’i cem etmektir. Buna göre ğalas (karanlık) vaktinde namaza başlanır, kıraat uzatılır ve isfâr vaktinde namaz bitirilir. Sabah namazını isfâr vaktinde kılmak erkeklere mahsustur, kadınlar için ise, sabah namazını vaktin evvelinde henüz hava karanlık iken kılmak, diğer namazları ise cemaat dağıldıktan sonra kılmak daha faziletlidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>4-6 YAŞ GRUBU ÇOCUKLARIN ÇİZGİ FİLMLERDEN ETKİLENME DURUMLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28722</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28722</guid>
      <author>Recep DEMİR, Suat CEBECİ</author>
      <description>Kişiliğin hızlı gelişme gösterdiği okul öncesi döneminde, çocuğu yönlendirmede etkili olan unsurlar arasında medya araçlarına dikkat çekilmektedir. Bunlardan en çok çocukların ilgisini çeken ve onları meşgul eden çizgi filmlerin etkileri konusunda da farklı çalışmalar yapılmıştır. Biz 4-6 yaş grubu çocuklar üzerinde yerli ve yabancı yapım çizgi filmlerin nasıl bir etkisi olduğunu karşılaştırmalı olarak belirlemeye çalıştık. Çocukların dört ayrı çizgi filmde işlenen temalar, karakterler, anlamlı figürler hakkındaki algı ve tutumlarını araştırdık. 4-6 yaş arası çocuklardan 15’i erkek, 15’i kız toplam 30 çocukla, mülakat yöntemiyle, çalışma yapılmıştır. Elde edilen verilere göre çocuklar kendi öz değerlerini yansıtan yerli çizgi filmleri daha çok sevdikleri, sevimli, sempatik, güçlü ve komik karakterleri benimsedikleri, bağırıp çağıran, kaba davranan, şiddet gösteren karakterleri benimsemedikleri, sevimli ve komik davranan kötü karakterlerin kötülüklerini fark edemedikleri görülmüştür. Çocukların, önceden aşina oldukları dinî ve kültürel değerlere ait unsurları çizgi filmde de fark ederek bu kazanımlarını pekiştirdikleri anlaşılmıştır. Ayrıca, çocukların çizgi film algılarında ailelerinin telkinlerin etkili olduğu; olay ve karakterlere, içinde bulundukları toplumun değerleri yönünde yaklaştıkları anlaşılmıştır. Bu yaş grubu çocukların iyi birer gözlemci oldukları, çizgi filmlerle ilgili birçok ayrıntıya dikkat ettikleri, karakterler, temalar ve figürler arasında ayrım yapabildikleri tespit edilmiştir. Çizgi film izlemenin; oyun oynamaya karşılık geldiği, çocuğun değerler sistemini beslediği, çocuksu güdülere hitap eden örtülü yönlendirmelerle çocuklar üzerinde etkili olduğu yönünde önemli bulgulara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE'DE MEDYA HAREKETLERİ: KARAKTER SORUNU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28413</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28413</guid>
      <author>Sedat CERECİ</author>
      <description>Medyanın olumlu ve olumsuz etkileri sürekli tartışılmaktadır. Medya her gün binlerce ileti aktarmaktadır ve insanlara sayısız karakter tanıtmaktadır. Rol model ve karakter seçimi bireyin gelişimi açısından önemlidir. Yanlış seçimler olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Bu çalışmada en popüler medya olarak televizyon ele alınmış, televizyondaki karakterlerin insanlar için oynadığı rol değerlendirilmiştir. Türkiye’de çok sayıda kişi televizyon karakterlerinden etkilenmektedir. Bu, ulusal kimlik açısından büyük bir sorundur. Televizyon, dünyada en çok kullanılan medyadır ve dünyada bir egemenlik kurmuştur. Birçok kişi televizyona bağımlı bir yaşam sürmektedir ve insanlar ihtiyaç duydukları bilgilerin çoğunu televizyondan almaktadır. Türkiye, dünyada televizyonun en çok izlendiği ülkelerden biridir. İnsanlar günlük yaşamlarını planlamak için televizyon izlemektedir. Televizyon, karar veremeyen insanların temel bilgi ve referans kaynağıdır. Türkiye, cehaletin fazla olduğu bir yerdir ve insanların çoğu gereksinim duydukları bilgileri televizyondan öğrenirler. Onlar televizyonun kurallarını ve karakterini benimsemiştir. Kitap okumak yerine çok fazla televizyon izlemek bir geri kalmışlık göstergesi sayılmaktadır. Okuryazarlık bir toplumu hızla geliştirmektedir, ancak televizyon izlemenin toplumsal gelişime katkısı bulunmamaktadır. Televizyondan alınan kötü örnekler bireyin yaşamını olumsuz etkilemektedir. Bu da toplumsal sorunlara neden olmaktadır. Medya bazen topluma yararlı olmaktadır, ancak medyanın olumsuz etkileri de vardır. Meyanın olumsuz etkilerinden korunmak için insanlar medyayı doğru kullanmayı bilmek zorundadır. Medya doğru kullanıldığında olumlu sonuçlara neden olmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE PERSONELİNİN ENGELLİ BİREYLERE YÖNELİK TUTUMLARININ BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28561</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28561</guid>
      <author>Hande ŞAHİN</author>
      <description>Engelli bireylere gerek toplumun ve gerekse tek tek bireylerin bakış açısı birbirinden farklıdır. Genel olarak bakış açısı ise, onlara acımak, yardım etmek ve onları yok sayıp, ikinci plana itmektir. Bu problemin temelinde ise engelli kişilere yönelik olumsuz tutumlar yatmaktadır. Bu problemin temelinde ise engelli kişilere yönelik olumsuz tutumlar yatmaktadır. Engelli bireylere yönelik tutumlar ile; görme, işitme, zihinsel ve ortopedik engeli bulunan kişilerle ilgili düşüncelerin, inançların ve duyguların bütünü kast edilmektedir. Bu bağlamda engelliler hakkında oluşan olumsuz tutumları belirlemek, bunları gidermeye çalışmak ve engellilerin toplumla bütünleşmesini sağlamak için toplumsal duyarlılığın ve farkındalığın artırılması gerekmektedir. Bu amaçla üniversite personelinin engelli bireylere yönelik tutumlarını belirlemeyi amaçlayan bu çalışmaya Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Hukuk Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde görev yapan 150 akademik ve idari personel katılmıştır. Çalışmada, veri toplama yöntemi olarak anket tekniği kullanılmıştır. Anket bireysel özelliklerin yer aldığı birinci bölüm ile Kaner (2008) tarafından geliştirilen “Özürlülere Yönelik Tutum Ölçeği”nin yer aldığı ikinci bölümden oluşmaktadır. Söz konusu ölçme aracı Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nca yapılan “Toplum Özürlülüğü Nasıl Algılıyor” isimli çalışma kapsamında geliştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların demografik özellikleri frekans ve yüzde dağılımları ile sunulmuş olup her bir maddeye ilişkin tutumları ise yüzde dağılımı, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri ile betimlenmiştir. Bununla birlikte katılımcıların engellilere yönelik genel tutumlarının demografik özelliklere göre karşılaştırılmasında t-testi ve varyans analizi uygulanmıştır. Ayrıca engelli tutum ölçeği ve alt ölçeklerine yönelik güvenirlik analizi için Cronbach’s Alpha katsayıları hesaplanmıştır. Araştırmaya alınanlar arasında; 30 yaş ve altındakiler, kadınlar, doktora eğitimi alanlar, 3501-4500 TL aylık gelire sahipler, akademik personeller ve ünvanı araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi olanlar önde gelmektedir. Alt ölçeklere ilişkin ortalamalar incelendiğinde en olumlu tutum içerisinde olunan alt boyutun “eğitim ortamı”, en olumsuz tutum içerisinde olunan alt boyutun ise “aile yaşamı” olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda; üniversite personelinin engelli bireylere yönelik tutumlarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği (p&gt;0,05) belirlenirken; yaşa, eğitim düzeyine, aylık gelire, görev durumuna, unvana göre anlamlı bir farklılık gösterdiği (p</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SULTAN BAYBARS VE ABAKA HAN’IN KAYSERİ’YE GELİŞLERİNİN TÜRKİYE SELÇUKLULARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28718</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28718</guid>
      <author>Bahattin KELEŞ</author>
      <description>Anadolu'da kurulan önemli Türk Devletlerinden biri olan Anadolu Selçukluları, XIII.yüzyılın ortalarına kadar çok parlak bir dönem geçirmiştir. Ancak 1250 yılında Mısır'da kurulan Memlük Devleti ile 1258 yılında İran coğrafyasında kurulan İlhanlı Devleti arasında bir rekabet başlamış ve ilk örneğini 1260 yılında vuku bulan Ayn-Calut Savaşı'nda göstermiştir. Moğollar o ana kadar hiç yenilgi almamışlardı. Bu tarihten itibaren Memlüklerle İlhanlılar arasında başlayan rekabet, İlhanlılar'ın Ayn-Calut yenilgisinin intikamını Anadolu'da 1277 tarihinde vuku bulan Elbistan'da yapılan savaşta almaya çalışmışlardır. Memlük Sultanı Baybars ile İlhanlı hükümdarı Abaka Han Kayseri'ye gelerek mücadelesini sürdürmüş ve Memlük ordusu bu savaşta İlhanlı ordusunu yenmiştir.Sultan Baybars Elbistan savaşını soydaşları olan Anadolu insanını Moğollar'ın zulmünden kurtarmak için yapmıştır. Fakat bu savaştan sonra İlhanlılar Anadolu Selçukluları üzerindeki baskılarını daha da arttırmışlardır. Bu duruma Muineddin Pervane'nin iki ülke arasında uyguladığı ikili siyaseti sebep olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL VE LİSE ÖĞRENCİLERİNDE PROBLEMLİ İNTERNET KULLANIMI VE SOSYAL HİZMET MÜDAHALESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28761</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28761</guid>
      <author>Hasan Hüseyin TAYLAN, Betül Özgür YÖRÜK</author>
      <description>Günümüzün en önemli teknolojilerinden biri olan internet, gün geçtikçe hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Dört bir yanımızı saran internetin tüm yaş gruplarına hitap etmesi, kullanıcı profilini de genişletmektedir. Özellikle ergenlerin internetin yoğun kullanıcıları olması ve interneti aşırı kullanmaları birçok probleme yol açmaktadır. Bu durum, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Bu araştırmanın amacı, ortaokul ve lise öğrencilerinde problemli internet kullanımına yol açan nedenleri ortaya çıkarmak ve bu nedenleri ortadan kaldırmaya katkı sağlayacak çözümleri ortaya koymak için makro düzeyde uygulanabilecek sosyal hizmet müdahalelerinin belirlenmesidir. Araştırmaya Kocaeli İl merkezindeki ortaokul ve lise okullarından temsilen seçilen 8 ortaokul ve lisede öğrenim gören 599 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin problemli internet kullanımlarını belirlemek için Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan (2009) tarafından geliştirilen “Problemli İnternet Kullanım Ölçeği-Ergen” kullanılmıştır. Soru formu yardımıyla gerçekleştirilen anketten elde edilen verilen SPSS yardımıyla; temel betimleyici istatistikler, T-Testi, Anova ve Tekli ve Çoklu Regresyon Analizi teknikleriyle analiz edilip, yorumlanmıştır. Sonuç olarak aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır: günde ortalama 3 saatin üzerinde internette zaman geçiren Kocaeli il merkezindeki ortaokul ve lise öğrencileri, interneti en çok sosyal medya, sohbet-chat, dizi, film, video izleme ve yükleme amacıyla kullanmaktadır. %92,7 güvenirliğine sahip Problemli İnternet Kullanımı ölçeğinden elde edilen değerlere göre, öğrencilerin üçte ikisi normal; üçte biri ise risk altındaki ve problemli internet kullanıcılarından oluşmaktadır. Erkekler kızlardan; 13-15 yaş aralığındakiler, 16 yaş üzerindekilerden daha fazla interneti problemli kullanmaktadır. Kurulan doğrusal regresyon modellerine göre; günlük internete, sosyal medyaya ve dijital oyunlara harcanan zaman arttıkça problemli internet kullanım ihtimali de artmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞLETME KÜLTÜRÜ VE SOSYAL MEDYADA İŞLETME-FACEBOOK ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28463</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28463</guid>
      <author>Mesut ATASEVER</author>
      <description>İşletmecilik kültürü ve anlayışının her geçen gün değiştiği bilinen bir durum olmakla birlikte son 20 yıldır, inanılmaz ve tahmin edilemez biçimde hızlı ve köklü değişikliklerin görülmesi, hem üreticileri hem tüketicileri, hem işletme yönetim anlayışını, kültürel olarak etkilemektedir. İşletmecilik kültürünü en çok etkileyen unsurların başında bilişim teknolojileri, internet, özellikle de sosyal medya konusu gelmektedir. Gerçek hayatta insanların fiziksel olarak bir araya gelmeleriyle oluşan etkileşimin belki daha etkilisi sosyal medya ile meydana gelebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, işletme kültürünün sosyal medya, özellikle de facebook tarafından nasıl etkilendiği konusunun değerlendirilmesidir. Bu amaca yönelik kaynak taraması, gözlem ve yorumlardan yararlanılmıştır. İşletmelerin bilişim teknolojilerini kullanmaları ve işlerine sosyal medyayı taşımak istemeleri ile birlikte, farklı sosyal mecralarda birçok işletme kendilerine yer edinmeye başlamış, bir kısım işletmeler bunda başarılı olmuşlar bir kismi ise başarılı olamamışlardır. Bu başarı ve başarısızlık, değişime ayak uydurabilme becerisi, eğilimleri farkedebilme ve uyum sağlayabilme esnekliği ile ilgili olabilir. Kalabalıkların olduğu her alan gibi sosyal medya alanında da işletmecilik kendiliğinden gelişmekte, bu alana ait özel bir kültür içinde davranışlar şekillenmektedir. Sosyal medyanın sadece sosyalleşmeyle ilgili bir alan olduğu kanaati yaygın olmakla birlikte aslında sosyal medya hem ticari hem genel işletmecilik alanını, hem de müşteri eğilimlerini oluşturan etkileyen yeniden değerlendiren bir alan olduğu gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın az çalışılan bu alana katkı sağlaması beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İÇSEL PAZARLAMANIN ÇALIŞANLARIN MUTLULUĞU VE YAŞAM TATMİNLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: NEGATİF DUYGUSALLIĞIN ARACI ROLÜ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28710</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28710</guid>
      <author>Emin EMİRZA</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, örgütlerde içsel pazarlamanın çalışanların mutlulukları ve yaşam tatminleri üzerindeki etkisini ve negatif duygusallığın bu etkideki aracı rolünü incelemektir. Bu kapsamda iki temel hipotez geliştirilmiştir. Bu hipotezleri test etmek amacıyla Kayseri Organize Sanayi Bölgesinde 7 firmada 324 beyaz ve mavi yaka çalışanı ile kolayda örnekleme yöntemi ile bir araştırma yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre a) içsel pazarlamanın çalışanların hem mutlulukları hem de yaşam tatminleri üzerinde anlamlı bir pozitif etkiye sahip olduğu, b) içsel pazarlama ile mutluluk ve yaşam tatmini arasında anlamlı pozitif yönlü ilişkiler olduğu, c) içsel pazarlama, mutluluk ve yaşam tatmini ile negatif duygusallık arasında anlamlı negatif yönlü ilişkiler bulunduğu, d) negatif duygusallığın içsel pazarlamanın mutluluk ve yaşam tatmini üzerindeki etkisinde anlamlı bir kısmi aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÇAĞ’DA MOĞOLLARDA ASTRONOMİ VE MOĞOL ASTRONOMİSİNİN TÜRKİYE SELÇUKLU ASTRONOMİSİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28619</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28619</guid>
      <author>Seyfettin KAYA</author>
      <description>Astronomi bilimi İlkçağlardan beri insanoğlunun dikkatini çekmektedir. İnsanlar yaşamlarını bir düzen içinde kurmak ve günlük yaşamlarını sürdürmek için astronomi bilimine ilgi duymuşlardır. Doğal olarak bu durum İlkçağ uygarlıklarından başlayarak Ortaçağ uygarlıklarına kadar astronomi bilimine olan ilginin artarak ve katlanarak devam etmesine ortam hazırlamıştır. Temelde İlkçağ ve Ortaçağ astronomisi, Batlamyus’un Yer merkezli (Jeosantrik) astronomisinin etkisi ile gelişmiştir. Batlamyus’un çalışmaları ile matematiksel kuramlar üzerine kurulan Yer merkezli (Jeosantrik) evren modeli Kopernik dönemine kadar astronomi alanında doğru bir tez olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak bu kuramda bir takım eksiklikler vardı. Bu eksikliklere önce Mısır, sonra Endülüs’ten itirazlar yükselmiştir. Bu noktada devreye giren ve Moğollar Dönemi’nde faaliyet gösteren Nasîrüddîn Tûsî ve Merâga Matematik-Astronomi Okulu yaptığı çalışmalar ile alternatif bir gezegen modeli geliştirmişlerdir. Özellikle Nasîrüddîn Tûsî ve Merâga Matematik-Astronomi Okulu’nun yaptığı çalışmalar Kopernik tarafından ileri sürülen günümüz astronomi anlayışına giden yolda önemli bir basamak olmuştur. Ayrıca Moğol astronomisi Türkiye Selçuklu astronomisinin gelişmesine de önemli derecede katkısı olmuştur. Gerek Merâga Matematik-Astronomi Okulu’nda eğitim gören bilginlerin Anadolu’ya gelmesi gerekse bu okulda okutulan bazı kitapların Anadolu’ya aktarılması Moğol astronomisinin Türkiye Selçuklu astronomisini etkilemesine ortam hazırlamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜÇLENDİRME VE MANEVİYATA DUYARLI SOSYAL HİZMET</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28741</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28741</guid>
      <author>Hıdır APAK</author>
      <description>Maneviyat; akademik literatürde giderek artan bir popülariteye sahip olmaya başlamıştır. Bu popülarite sosyal hizmet disiplininde de kendini göstermiştir. Sosyal hizmet insanı merkeze alan, ona yardım etme iddiasında bulunan bir bilim dalıdır. İnsanı anlamadan ona müdahale etmek yardım maksadına aykırı olacağından özünde var olan hizmet anlayışının işlevini yerine getirilebilmesi için sosyal hizmetin, muhatap aldığı insanı her yönden tanıma, onu anlamaya çalışma gerekliliği gerçeğiyle yüzleşmesi gerekmektedir. İşte maneviyat, tam da bu noktada sosyal hizmet disiplinini etkileyen temel boyutlardan biri olarak devreye girmektedir. Sosyal hizmet disiplininde vurgulanan diğer bir kavram güçlendirmedir. Sosyal hizmet tanımları ve açıklamalarındaki ortak nokta güç ve güçlendirme kavramlarının ön plana çıkmasıdır. Sosyal hizmet uygulamasında, müracaatçının güçlü yönlerine odaklanma ile beraber bir paradigma değişikliği ve yeni bir düşünce tarzına sebebiyet veren güçlendirme yaklaşımı; müracaatçıların gelenekleri, inançları, değerleri, maneviyatı, yetenekleri, kaynakları, başarıları üzerinden hareket etmektedir. Son dönemlerde yapılan çalışmalarda bireyi motive eden en temel kaynaklardan birinin maneviyat olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda güçlendirmede maneviyatın rolü yadsınamaz bir gerçek olduğu kabul edilmektedir. Müracaatçıların kaynaklarına ve güçlerine odaklanma maneviyatı, sosyal hizmet uygulamaları kapsamına dâhil etme ile mümkün olabilmektedir. Maneviyat güçlendirme bağlamında kullanılabilecek iyi bir kaynaktır. Ancak maneviyatın bazı boyutları, güçsüzleştirici bir etki de yaratabilir ve bazı müracaatçıları güçsüzleştirebilmektedir. Maneviyatın da güçlendirme sürecine etki eden unsurlardan biri olduğu ve bazı boyutlarının, güçsüzleştirici bir etki yaratabileceği söylenebilir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı maneviyat, güçlendirme ve sosyal hizmet kavramlarına değinilerek sosyal hizmet uygulamasında maneviyat ve güçlendirme ilişkisini açığa çıkarmaya çalışmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MESLEK YÜKSEKOKULU ÇOCUK GELİŞİMİ PROGRAMI ÖĞRENCİLERİNİN AKADEMİK BRANŞ MEMNUNİYETİNİN, ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE YÖNELMELERİNDEKİ ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28736</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28736</guid>
      <author>Özge ÖZKAN KILIÇ, Ceylan ÖZBEK AYAZ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Trakya Üniversitesi Keşan Meslek Yüksekokulu ve Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu bünyesinde Çocuk Gelişimi Programı ön lisans eğitimi alan öğrencilerin akademik branş memnuniyeti ile öğretmenlik mesleğine yönelme ve kariyer geliştirme arzularının düzeyini ölçmek ve öğrencilerin akademik branş memnuniyetleri ile öğretmenlik mesleğine yönelme ve kariyer geliştirme arzuları arasındaki ilişki ile ilgili bilgi sahibi olmaktır. Araştırmaya Trakya Üniversitesi Keşan Meslek Yüksekokulu ve Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunda 2017-2018 öğretim yılında öğrenim gören Çocuk Gelişimi Programı 1. ve 2. sınıf öğrencilerinden toplam 240 öğrenci katılmıştır. Çalışmada, öğrencilerin akademik branş memnuniyetlerini ölçmek amacıyla, Gür-Erdoğan ve Arsal (2015) tarafından Türkçeye uyarlanmış olan Akademik Branş Memnuniyeti Ölçeği ve çocuk gelişimi öğrencilerinin öğretmenlik mesleğine yönelme ve kariyer geliştirme arzularını ölçmek için Eren ve Tezel (2010) tarafından Türkçeye uyarlanan Öğretmenlik Mesleğine Yönelme ve Kariyer Geliştirme Arzuları Ölçeği kullanılmıştır. Bu araçlara ek olarak, öğrencilerin kişisel bilgilerini öğrenmek amacıyla geliştirilen demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Çocuk Gelişimi Programı öğrencilerinin seçtikleri akademik branşlarından yüksek düzeyde memnuniyet duydukları ve akademik memnun olma düzeyi arttığında öğretmenlik mesleğine yönelme ve öğretmenlik mesleğinde kariyer yapma arzu düzeylerinin de artış gösterdiğini söylemek mümkündür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HOW DOES KNOWLEDGE MANAGEMENT ADD STRATEGIC VALUE TO AN ORGANISATION AND WHO DRIVES IT FORWARD?</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28746</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28746</guid>
      <author>Elife ÖZER</author>
      <description>Hızla değişen teknolojinin şekillendirdiği son derece rekabetçi bir çevrede bilgi, günümüzün işletmeleri için önemli bir örgütsel kaynaktır. Bilginin yönetilmesi rekabet avantajı açısından gittikçe artan bir öneme sahiptir, ancak bilgi birikimi yönetimi birçok alanı kapsayan son derece geniş bir kavramdır. Uygulama teknikleri, iş dünyasındaki son teknolojinin iyileştirilmesi ve edinilmesi sonucunda farklılık gösterebilir. Bu araştırmanın amacı bir kurumda bilgi yönetiminin kullanımını, hangi faaliyetlerin uygulandığını ve bunların işletmeler için nasıl faydalı olabileceğini incelemektir. Ayrıca, bilgi yönetimi kavramını anlamak için gerekli olan başarılı uygulama sürecine dahil olması gereken kilit unsurlar ve kişiler de araştırmanın odağında yer almaktadır. Çalışmanın temel amacı, rekabet avantajı elde etme üzerinde stratejik bir etkisi olan çeşitli bilgi yönetimi unsurlarını analiz etmektedir. Bilgi yöntiminin strtatejik değer yaratmasına etki edebilecek yönlerini ve işletmelerin bu doğrultuda gerçekleştirdiği faaliyetleri derinlemesine inceleyebilmek için nitel bir araştırma yürütülülerek, üç şirketin deneyimleri mülakat tekniği ile incelenmiştir. Çalışmaya katılan kişiler bilgi birikimi yönetiminin şirketlerinin başarısında ve şu anda kullanılmakta olan tekniklerde önemli bir rol oynadığını belirtmişlerdir. Görüşmelerin karşılaştırılması çapraz fonksiyonel ekiplerin örgütsel bilginin yönetilmesinde yararlı tekniklerden biri olabileceğini ve sürecin büyük ölçüde üst yönetimin çabalarına bağlı olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK KAMU YÖNETİMİNDE BÜROKRATİK İŞLEMLERİN AZALTILMASINDA E-DEVLET UYGULAMASININ ÖNEMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28685</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28685</guid>
      <author>Kemal UÇACAK, İbrahim Ethem TAŞ</author>
      <description>Günümüzde yeni kamu yönetimi anlayışının da etkisiyle beraber kamu hizmeti sunumunda kalitenin artırılması önemli bir mesele haline gelmiştir. Tüm dünyada bu eğilim doğrultusunda kamu hizmetinin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Fakat kamu sektörünün karşı karşıya kaldığı “bürokratik işlemlerin fazlalığı” sorunu bu çalışmaların önünde bir engel teşkil etmektedir. Bürokratik işlemler nedeniyle hem zaman kaybı yaşanmakta hem de maddi açıdan kayıp yaşanmaktadır. Bu durum ise kamu hizmetinin kalitesini düşürerek vatandaş memnuniyetini azaltmaktadır. Bu sebeple kamu sektöründe bürokratik işlemleri azaltabilmek için yeni yollar aranmaktadır. Türk kamu yönetiminde de bu eğilim doğrultusunda bilgi teknolojilerine dayalı bir uygulama olarak e-devlet uygulaması geliştirilmiştir. E-devlet uygulaması ile vatandaşlar birçok kamu hizmetinden kamu kurumlarına gitmelerine gerek kalmadan faydalanabilmektedir. Böylece hem zaman hem de maddi açıdan kazanç elde edilmektedir. Yeni Kamu Yönetimi anlayışının da etkisiyle beraber kamu hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde sunulmasının, kamu kurumları için önemli bir hedef haline geldiğini düşündüğümüzde e-devlet gibi uygulamaların önemi daha iyi anlayabiliriz. Bu çalışmada ilk olarak e-devlet kavramı açıklanmış ve e-devlet uygulamasının faydaları hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Türk kamu yönetiminde geliştirilen e-devlet uygulamanın tarihçesi anlatılmıştır. Bunun ardından e-devlet uygulamasının kullanımı ile bürokratik işlemlerin azaltılması arasında bir ilişki bulunup bulunmadığı analiz edilmiştir. Son olarak Türk kamu yönetiminde e-devlet kullanımı istatistiki veriler ışığında değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜLKELERİN SİBER GÜVENLİK GÜCÜ SIRALAMASI VE DÜNYA SİYASETİNDEKİ ÖNEMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28698</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28698</guid>
      <author>Barış ÇELİKTAŞ, Nafiz ÜNLÜ</author>
      <description>Günümüzde bilgi iletişim sistemleri ve teknolojilerinin hızla gelişmesi kara, deniz, hava ve uzay harekât alanına siber uzay harekât alanını eklemiş, diğer tüm ha-rekât alanları siber uzayda hareket eder hale gelmiştir. Dünyanın güçlü, etkin ülkeleri ve orduları tarafından siber uzay, harekât ortamının beşinci boyutu olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Böylece siber uzay, 21’inci yüzyılda devletlerin iç veya dış politikalarını belirleyen temel araçlardan biri haline gelmesinin yanı sıra muharebe sahasında da önemli bir caydırıcılık gücü olmuştur. Günümüzde ülkeler, teknolojik imkân ve kabiliyetlerini geliştirerek siber uzayda hak sahibi olabilmek ve bu alanda nüfuzlarını artırmak istemektedirler. Teknolojiye ve internete daha çok bağımlı hale gelen ülkeler, siber saldırıların vaz-geçilmez bir unsuru olan internet üzerinden, çok daha rahat bir şekilde siber saldırılara maruz kalabilmektedir. Bu siber saldırıların, genellikle ülkeler için hayati öneme haiz olan ulaşım, elektrik, eğitim, sağlık, nükleer tesisler, tarım, sanayi, enerji, su, finans ve haberleşme gibi kritik altyapı sektörlerine yapıldığı düşünüldüğünde, sonuçları itibariyle, çok büyük maddi zararlar, can ve mal kayıpları yaşanabilecek ve bu sektörlerden bir süre hizmet alınamaz hale gelinebilecektir. Bu sebeple ülkeler ulusal siber güvenlik güçlerini topyekûn artırma ve güçlendirme yarışı içerisine girmişlerdir. Çalışmada, açık kaynak verilerinden ve araştırma şirketleri tarafından yapılan istatistikî çalışmaların derlenmesi sonucunda, bazı dünya ülkelerinin siber savunma, siber saldırı güçlerinin yanında bir de siber uzaya olan bağımlılıklarının da hesaba katılarak Siber Güvenlik Güç Sıralaması oluşturulmaya çalışılacaktır. Bu sıralamada Gayri Safi Milli Hâsılası (GSMH) en yüksek ülkelerin oluşturduğu G8 ülkeleri ile son zamanlarda siber uzayda önemli yer işgal ettiği düşünülen ülkeler arasında olan Çin, Hindistan, Güney Kore, Kuzey Kore, İsrail, İran, Brezilya ve Türkiye yer alacaktır. Sonuç olarak; oluşturulacak Siber Güvenlik Güç Sıralaması ile siber uzayda başat rol oynayan ülkelerin dünyadaki konumu belirlenmeye çalışılacak, bu ülkeler hakkında ön bilgi sahibi olunacak ve bu sayede ülkelerin ulusal siber güvenlik farkındalık ve bilinç seviyesi yükseltilmeye çalışılacaktır. Ayrıca ülkelerin Siber Güvenlik Güç Sıralamasını etkileyen bileşenlerin ülkelerin siber uzaydaki gücünü belirlediği kanaatle, uluslararası örgütler ve ülkeler beka tedbirleri gereği siber güvenlik politika ve eylem planlarını bu doğrultuda oluşturmaları ve gelecekte meydana gelecek bir hibrit savaşa karşı hazırlıklarını tamamlamalarının önemi üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURUM İMAJININ OLUŞUM SÜRECİNDE HALKLA İLİŞKİLERİN ROLÜ ÜZERİNE TEORİK VE UYGULAMALI BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28624</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28624</guid>
      <author>Nesrin ÖĞÜT, Levent SARIYILDIZ</author>
      <description>Kurumların uzun dönemde varlıklarını devam ettirmeleri, müşterileri tarafından olumlu algılanmalarına bağlıdır. Bir kurumun ne olduğu kadar ilgili çevrede nasıl algılandığı yani kurumsal imajı da önemlidir. Sağlık sektöründe hizmet veren hastanelerin (özellikle özel hastanelerin) sayılarının her geçen gün artması ve rekabet ortamının şiddetlenmesi sebebiyle olumlu kurumsal imaja sahip olmak hastaneler açısından daha da önemli hale gelmiştir. Olumlu kurumsal imaja sahip olup olmamak, sağlık sektöründe hizmet veren hastanelerin rakiplerine oranla ön plana çıkmalarında belirleyici bir rol oynamaktadır. Yukarıda bahsedilen konular çerçevesinde Konya Dr. Faruk Sükan Doğum ve Çocuk Hastanesinde, hasta ve hasta yakınlarından oluşan, rast gele örnekleme metoduyla seçilmiş 500 kişi üzerinde bir alan araştırması gerçekleştirildi. Ankete katılanların kurumsal imaj algılamalarını etkileyen faktörler incelendi. Araştırmada verilerin değerlendirilmesinde SPSS for Windows 15.00 paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde tamamlayıcı istatistiklerden yararlanıldı. Cevaplarda yüzde dağılımlar ve puan ortalamaları kullanıldı. Ayrıca ankete katılanların yaş, cinsiyet, gelir, eğitim düzeyi, sosyal güvenceleriyle ilgili yöneltilen sorulara verilen cevaplar arasındaki ilişkiler araştırıldı. Hastanenin kurumsal imajının, hedef kitle üzerindeki etkisinin ve algılanmasının ne olduğunu ölçmek amacıyla yapılan çalışmada Kurumsal imaj oluşumunu etkileyen faktörlerin önem düzeyleri incelendiğinde en yüksek önem düzeyine sahip hizmet faktörü, ikinci düzeyde önem düzeyine sahip faktör ise halkla ilişkiler faktörü olup, fiziksel faktörü ise önem düzeyi sıralamasında son sırada yer almaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDE POLİS MESLEK AHLAKI BÜTÜNLÜĞÜ: ADLİ POLİS MÜDÜRLÜĞÜ POLİS MENSUPLARININ ALGISI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=30157</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=30157</guid>
      <author>Osman KAYABAŞI</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı KKTC’deki Adli Polis Müdürlüğü polis mensuplarının polis meslek ahlakı bütünlüğü algılarını keşfetmektir. Çalışmada KKTC Polis Örgütünden yazılı izin alınmıştır. Klockars ve arkadaşları tarafından geliştirilen “polis meslek ahlakı bütünlüğü (polis meslek etiği) algılama anketi”nin ikinci versiyonu, KKTC’ye uyarlandıktan sonra 2013 yılı Aralık ayında Adli Polis Müdürlüğünde görevli polis mensuplarına uygulanmıştır. Anket verileri SPSS-20 istatistik programına aktarılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, mod, yüzde gibi betimleyici analizler; sıralama, eşli örneklemler t-testi, ki-kare testi, spearman korelasyonu gibi ilişkisel ve fark analizleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; senaryolarda tasvir edilen alkollü meslektaş kazasını rapor etmeme, tutukluya vurma, tutukluya vuran meslektaşlarını durdurmama ve esnaftan bedava yiyecek, içecek kabulü; en az ciddi görülen, en hafif disiplin işlemini gerektirdiği düşünülen ve büyük olasılıkla sessizlik kodu tarafından üzerinin örtüleceğine inanılan polis uygunsuz davranış türleri olarak değerlendirilmektedirler. Diğer taraftan, senaryolarda tasvir edilen olay mahallinden çakı hırsızlığı, komisyonculuk ve yalan yere resmi rapor düzenleme; en çok ciddi görülen, bu davranışlarda bulunan polis mensuplarının meslekten çıkarılmasını gerektiren ve sessizlik kodu tarafından güçlü bir şekilde desteklenmeyeceğine inanılan polis uygunsuz davranış türleri olarak değerlendirilmektedirler. Katılımcılar, Müdürlüklerindeki disiplin işlemlerini; amirin, memurunu özel işlerinde kullanması davranışına karşı hafif; geri kalan davranışlara karşı adil olarak algılamaktadırlar. Çalışma, katılımcıların en az ciddi olarak değerlendirdikleri davranışlarda sessizlik kodunun daha fazla güçlü olduğunu, en çok ciddi olarak değerlendirdikleri davranışlarda ise sessizlik kodunun daha fazla zayıf olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca çalışma, Adli Polis Müdürlüğünde görevli polis mensuplarının yarıdan fazlasının, alkollü meslektaş kazasını rapor etmeme, tutukluya vurma ve çocuk istismarı zanlısını döven meslektaşlarını durdurmama davranışlarının, resmi kuralların ihlali olup olmadığından emin olmadıklarını ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAMBOÇYA'DA YAŞLILAR YAŞAM DURUMU: NÜFUSUN OLGUSU 60+ VEAL KOMÜNÜ, PURSAT EYALETİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28726</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28726</guid>
      <author>Rathny Suy, Chhay LEAKSMY , Chakriya CHOUN , Sokchan OK</author>
      <description>Bu çalışma Kamboçya 'da yaşlılar yaşam durumunun arka planını ta-nımlamak için hazırlanmıştır. Bu çalışma her köyde 15 katılımcı seçildi. Bu ne-denle, bu çalışma 135 yaşlı insanlar 60 yaşında ve üzerinde araştırma alanının bir parçası olan yaşlı istihdam edildi. Kantitatif veriler, mülakatla ilgili bir soru formu aracılığıyla numunelerde yapılmıştır. Bu çalışma, yaşlılar yaşam duru-munu bulmak için tasarlanmıştır ve sadece sağlık durumunun sıklığını tanım-lamak amaçlanmıştır, sosyal destek, Veal Komünü yaşlı insanlar arasında gün-lük yaşam faaliyetleri, Pursat Eyaleti, Kamboçya. Sonuç olarak, Veal Komünü yaşlı insanlar, Pursat Eyaleti güvenlik açığı birden fazla kaynak karşı karşıyadır; Bunlar arasında düşük gelirler, sağlık sorunları ve sosyal izolasyon sayılabilir. Bu nedenle yaşlı insanların bakım ve desteğe ihtiyacı vardır. Düşündüren, yaşlılar için politikalar bir dahil ve etkileşimsel yaklaşım almalısınız ve çeşitli paydaşlar yaşlılar yardımcı dahil arasında işbirliği için daha iyi durumlarını ge-liştirmek için gereklidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


