






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>The Journal of Academic Social Science Studies, Yıl 2018 Sayı  72</title>
    <link>https://jasstudies.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=609</link>
    <description>The Journal of Academic Social Science Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ DEĞERLERİ VE AKADEMİK ÖZ-YETERLİK İNANÇLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29009</guid>
      <author>Hatice GÜZEL</author>
      <description>Bu araştırma öğretmen adaylarının değerlerinin akademik öz-yeterlik inançları üzerindeki etkilerini ve öğretmen adaylarının değerleri ile akademik öz-yeterlik inançları arasındaki ilişkinin cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 2015-2016 akademik öğretim yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde pedagojik formasyon eğitimini alan Fizik, Kimya, Biyoloji ve Matematik bölümü öğretmen adayı ile yapılmıştır. Öğretmen adaylarının 257 si kız, 153 ü erkek olmak üzere toplam 410 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama türünde bir araştırmadır. Araştırmanın verileri, Dilmaç, Arıcak &amp; Cesur tarafından geliştirilen “ Değerler Ölçeği” ve Yılmaz, Gürçay&amp; Ekici tarafından Türkçe’ye uyarlaması yapılan “Akademik Öz-yeterlik Ölçeği” kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 20 programında pearson korelasyon katsayısı, çoklu regresyon ve bağımsız örneklem t-testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, öğretmen adaylarının akademik öz-yeterlik inancı ile değerler ölçeğinin kariyer ve materyalizm alt boyutları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu, akademik öz-yeterlik inancı ile değerler ölçeğinin diğer alt boyutları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığını, değerlerin akademik öz-yeterliğin önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Kız öğretmen adaylarının değerler ölçeğinin toplumsal, kariyer, entellektüel ve manevi alt boyutlarının puan ortalamaları erkek öğretmen adaylarının değerler ölçeği alt boyut puan ortalamalarından anlamlı bir şekilde daha yüksek bulunmuştur. Kız öğretmen adaylarının akademik öz -yeterlik inanç puan ortalamaları ile erkek öğretmen adaylarının akademik öz- yeterlik inanç puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir fark olmadığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FLOW YAŞANTISI VE KAYGI DÜZEYİNİN YABANCI DİLDEKİ KONUŞMA İLE YAZMA BAŞARISINA ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28995</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28995</guid>
      <author>Bahar İŞİGÜZEL</author>
      <description>Yabancı dil öğrenme süreçleri duyuşsal faktörlerin oldukça etkisi altında kalmaktadır. Ana dilinden farklı bir yaşantı ve öğrenme deneyimi sunan bu süreç, özellikle dil üretimine yönelik olan konuşma ve yazma becerilerinde olumlu ve olumsuz duyuşsal yaşantıları ön plana çıkarmaktadır. Olumlu bir duyuşsal yaşantı olan flow (akış) teorisinde, akış halinde olan bireylerin içsel motivasyon etkisi ile dış kaynaklı ödüllendirmeler olmaksızın yaptıkları eylem anında daha yüksek performanslara eriştiklerini belirtilmiştir. Bu araştırma, flow (akış) yaşantısı ile kaygı düzeyinin yabancı dildeki konuşma ve yazma başarısına etkisini tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırma 2016-2017 eğitim- öğretim yılında Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu’nda yabancı dil hazırlık sınıfına kayıtlı 36 öğrenci ile konuşma ve yazma becerisi sınavı esnasında yürütülmüştür. Flow yaşantısı ölçeği kısa formu ile elde edilmesi hedeflenen flow yaşantısı ve kaygı verileri yaşantı örnekleme yöntemi ile toplanmıştır. Yabancı dil öğrenme sürecinde konuşma ve yazma üretimi başarısının flow yaşantısı ve kaygı ile ilişkili olacağı görüşü doğrultusunda, araştırma grubunun ölçekten aldıkları puanlarla konuşma ve yazma becerisi başarı puanları arasındaki ilişkilere bakılmıştır. Konuşma ve yazma üretimi anındaki flow yaşantısı düzeyi ile başarı puanları arasında olumlu yönde ve anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Bu bulgu, flow yaşantı düzeyi arttıkça yabancı dilde konuşma ve yazma üretimi başarısının da arttığını göstermektedir. Öte yandan kaygı düzeyi ile konuşma ve yazma becerisi başarı puanları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Buna göre kaygı düzeyi arttıkça konuşma ve yazma üretimi başarısının azaldığı sonucuna varılabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE VE DÜNYA’DA ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK VE EĞİTİM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29015</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29015</guid>
      <author>Feyyaz KARACA</author>
      <description>Bu çalışmanın konusunu son yıllarda Türkiye’de ve dünyada çok farklı şekillerde ele alınan çokkültürlülük ve çokkültürlü eğitim oluşturmaktadır. Bu konuların daha iyi anlaşılması içinde literatür (alan yazın) taraması yapılarak, hem kavramsal düzeyde, hem de uygulama biçimleri üzerinde bir analiz yapılması amaçlanmıştır. Çünkü çokkültürlülük ve çokkültürlü eğitim sadece dünyanın farklı ülkeleri arasında değil, aynı zamanda aynı ülke içinde dahi farklı şekilde algılanmakta ve farklı şekilde uygulanmaya çalışılmaktadır. Bu yüzden bu kadar farklı algılara ve uygulamalara sahip olan bu konuları, daha önceden yapılmış çalışmalar ışığında çeşitli yönleriyle ortaya konulması bir ihtiyaç gibi görülmektedir. Her şeye rağmen, herkesin çokkültürlülük ve çokkültürlü eğitim üzerinde bir fikir birliği içinde olmadığını kabul edilerek, bazı bakımlardan benzerlikleri bazı bakımlardan da farklılıkları irdelenmeye çalışılmıştır. Bu bakımdan ilk önce kültür ve çok kültürlülüğün ne olduğunun kavramsal analizi yapılmaya çalışılmıştır. Sonra da, çokkültürlülük ve çokkültürlü eğitim konusunda dünyada ve ülkemizde yapılmış araştırmalar kendi aralarında karşılaştırıldı ve zor olsa da genel bir sonuca ulaşılmaya çalışıldı. Sonuç olarak, Avrupa’nın ve dünyanın çeşitli ülkelerinde çokkültürcülük sürecinin devletleri ve kimlikleri nasıl etkileyeceği yönünde farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bazı düşünürler, çokkültürlülük politikalarını ve uygulama sonuçlarını olumlu olarak değerlendirirken, bazı düşünürler de, bunları olumsuz olarak değerlendirmektedir. Türkiye’de ise çokkültürlülük ya da kültürel çoğulculuk gibi kavramların akademik olarak çeşitli alanlarda tartışılmasına ve araştırılmasına rağmen, bu konuda bir fikir birliği yoktur. Türkiye'nin güvenlik ve bölünme endişelerinden dolayı, konuyla ilgili insanların genel olarak bu konulara uzak durmayı tercih etmektedirler.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL 5, 6, 7 VE 8. SINIF FEN BİLİMLERİ DERSİ YAZILI SINAV SORULARININ BLOOM TAKSONOMİSİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28955</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28955</guid>
      <author>Abdulkadir ÖZKAYA, Seda DELAL TURAN</author>
      <description>Bilgi çağının yaşandığı günümüz dünyasında, ülkeler arasında bilim ve teknoloji alanında bir yarış söz konusudur. Ancak bu mücadelede yer alabilmek nitelikli eleman yetiştirmeyi gerekli kılmaktadır. Bu sebeple eğitim sisteminde amaç, verilen bilgileri ezberleyen bireyler değil de daha üst düzey bilişsel becerilere sahip bireyler yetiştirilmektir. Fen bilimleri dersi, çağın ihtiyaç duyduğu niteliklere sahip bireylerin yetiştirilmesine hizmet etmesi adına çok önemli bir derstir. Bu sebeple fen bilimleri dersinde uygulanan ölçme ve değerlendirme araçlarının niteliği son derece önemlidir. Bu araştırmanın amacı ortaokul 5 ve 6. sınıf fen bilimleri, 7 ve 8. sınıf fen ve teknoloji dersi yazılı sınavlarında yer verilen soruları Bloom Taksonomisi’nin bilişsel alan basamaklarına dağılımı açısından incelemektir. Çalışmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Veri analizinde doküman inceleme yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında, Hatay ili Reyhanlı ilçesinde yer alan 18 ortaokulda, 1. ve 2. dönem uygulanan fen bilimleri ve fen ve teknoloji dersi yazılı sınavlarında yer verilen 10.182 adet soru incelenmiştir. Çalışma sonunda, Bloom Taksonomisi Basamakları’na dağılım açısından toplamda soruların %20,94 oranında bilgi, %52,6 oranında kavrama, %24,02 oranında uygulama, %2,43 oranında analiz, %0 oranında sentez ve %0,0098 oranında ise değerlendirme düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla fen ve teknoloji ve fen bilimleri dersi yazılı sınavlarında yer verilen soruların %97,56 oranında alt bilişsel düzeyde ve %2,44 oranında üst bilişsel düzeyde olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ ESTETİK KAVRAMINA İLİŞKİN METAFORİK ALGILARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28976</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28976</guid>
      <author>Birsen SERHATLIOĞLU, Sinem İPEK</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmen adaylarının estetik kavramına ilişkin algılarını metaforlar aracılığıyla belirlemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) deseninde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 öğretim yılında, Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı’nda öğrenim gören 91 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından oluşturulan iki aşamalı metafor formu tercih edilmiştir. Öğretmen adaylarından ‘Estetik…….e/a benzer çünkü…...’ şeklindeki iki aşamalı formu tek oturumda doldurmaları istenmiştir. Toplanan formlar nitel araştırma desenine uygun olarak içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çözümleme yapılırken öğrencilerin estetiğe ilişkin oluşturdukları metaforların benzetme yönleri temel alınarak temalar oluşturulmuştur. Temalar kendi içinde gruplanarak kavramsal kategorilere ulaşılmıştır. Metaforların ilgili kavramsal kategorileri temsil edip etmediği 4 farklı alan uzmanının görüşüne başvurularak teyit edilmiştir. Uzmanlardan alınan görüş ayrılığı ve görüş birliği sayıları kullanılarak araştırmanın uzman görüşü birliği %92 olarak hesaplanmıştır. Yapılan analiz sonucunda öğretmen adaylarının 57 farklı metafor ürettiği ve en fazla doğa ve çiçek metaforlarının tekrar ettiği görülmüştür. 8 kategori içinde en fazla güzel olma yönüyle estetik kategorisi (19) metafor içermektedir. Güzel olma yönüyle estetik kategorisini 19 metafor ile uyum ve denge içerme yönüyle estetik ve 15 metafor ile etkileyici olma yönüyle estetik kategorileri izlemektedir. Öğretmen adaylarının estetik kavramına ilişkin ürettikleri diğer metaforların huzur ve keyif verme yönüyle estetik (14), öznel olma yönüyle estetik (7), mükemmel olma yönüyle estetik (6), görsel olma yönüyle estetik (5) ve temel ihtiyaç olma yönüyle estetik (5) kategorileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmen adaylarının estetik kavramını ağırlıklı olarak somut kavramlarla ilişkilendirdikleri ve benzetme yönlerinin estetik kavramına ilişkin alan yazın verileri ile paralellik gösterdiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTANTİK BESLENME- SAĞLIK EĞİTİMİ DERSİ VE ÖĞRETMEN ADAYLARININ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28943</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28943</guid>
      <author>Hatice MERTOĞLU</author>
      <description>Beslenme ve sağlığın yaşantımızdaki önemi herkes tarafından bilinmesine rağmen sağlığa ve sağlıklı beslenmeye yeterince önem verilmemektedir. Üstelik her geçen gün gerek tv gerekse internetten olsun beslenme-sağlık konusuyla ilgili olarak bilgi kalabalıklığı ile karşı karşıya kalmaktayız. Bu çalışmada fen bilgisi öğretmen adaylarının otantik öğrenme yaklaşımıyla işlenen beslenme-sağlık eğitimi ile ilgili görüşlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Ancak kavram yanılgılarını tespit ve giderme bu araştırmanın amaçları arasında olmasa da öğretmen adaylarına sağlıklı beslenme alışkanlığı davranışları kazandırmada ve konuyla ilgili kavram yanılgılarının giderilmesinde otantik beslenme-sağlık eğitimi dersinin etkili olduğu görülmüştür. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmaya seçmeli bir ders olan beslenme ve sağlık eğitimi dersini alan çalışmaya gönüllü olarak katılan 54 öğrenci (50 kız, 4 erkek) katılmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda ders otantik öğrenme yaklaşımı ile işlenmiştir. Araştırmada veriler öğrenci dosyaları, araştırmacı tarafından hazırlanan ders değerlendirme formu ile alan notları yoluyla elde edilmiş ve betimsel analiz yapılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen başlıca sonuçlara göre öğretmen adaylarının hepsi bes-lenme- sağlık eğitimi dersinin otantik öğrenme yaklaşımı ile işlenmesinin hem dersin işlenişine hem de sağlıklı beslenme davranışları geliştirmelerine olumlu katkı sağladığını düşünmektedir. Öğretmen adayları konuyla ilgili gerek internet gerek medyadan olsun bilgi kalabalıklığı ile karşı karşıya olduğunu düşünmektedirler. Bu nedenle birincil kaynaklardan edindikleri bilimsel bilgilerin doğru ve kalıcı bilgiler olduğuna dikkat çekmişlerdir. Teorik olarak öğrendikleri konuları günlük hayatla ilişkilendirdiklerini, toplumun beslenme ve sağlık konusuna bakış açısını daha iyi kavradıklarını belirtmişlerdir. Ek olarak öğrenmek istedikleri konuların yanında kendi merak ettikleri bilgileri de uzmana sorup detaylı bilgi edindiklerini belirtmişlerdir. Böylece günlük hayatta ihtiyaçları olan bilgilere ulaştıklarını ifade etmişlerdir. Beslenme-sağlık dersi kapsamındaki konular farklı disiplinleri içermektedir. Bu çalışmada olduğu gibi beslenme-sağlık dersinin alanın uzmanları tarafından desteklenmesi ve uygulamalı etkinliklere yer verilerek günlük hayatla ilişkilendirilmesi bireylerde sağlıklı beslenme davranışları geliştirilmesinde katkı sağlayabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BUHARLAŞMA VE KAYNAMA KAVRAMLARINA İLİŞKİN ANLAYIŞLARIN BENZER BAĞLAMLARDAKİ TUTARLIĞI VE TRANSFERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28933</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28933</guid>
      <author>Hatice Gülmez GÜNGÖRMEZ, Abuzer AKGÜN , Ümit DURUK , Fatma GÜLSUYU</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, sekizinci sınıf öğrencilerinin buharlaşma ve kaynama kavramları ile ilgili anlayışlarının tespiti ve bu anlayışları aşina olmadıkları başka durumlara transfer edebilme düzeylerini tespit etmektir. Araştırma nitel çalışmalarda sıklıkla kullanılan durum (örnek olay) çalışmasıyla yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarını 2015-2016 öğretim yılı güz döneminde Türkiye’nin bir ilinde bulunan bir devlet ortaokulunun sekizinci sınıfta öğrenim görmekte olan 8 kız 6 erkek olmak üzere toplam 14 öğrenci oluşturmuştur. Bu araştırmada veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan 6 maddelik görüşme formuyla toplanmıştır. Geliştirilen 6 maddenin ilk 3’ü ortaöğretim fen bilimleri kitaplarında yer alan içerik gözetilerek oluşturulmuştur. Diğer 3’ü ise önceki üç farklı duruma alternatif örnekler içermekte ve bu yolla öğrencilerin bahsi geçen kavramlara ilişkin transfer düzeylerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerin buharlaşma ve kaynama kavramlarına ilişkin birçok kavram yanılgısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Öğrencilerin su yerine buharın ısındığı, sıcaklığın aktarıldığı, sıcaklık kaybının serinlik hissi verdiği, havasız ortamda yemeklerin daha iyi piştiği, ısının sıcak olduğu, soğuk cismin ısıya sahip olmadığı, soğuk suyun kaldırma kuvvetinin daha fazla olduğu ve böceklerin kabuğa sahip olmasından dolayı soğuk suda dengede kalabildikleri gibi görüşlere sahip oldukları görülmüştür. Bu görüşlerin yanı sıra öğrencilerin buharlaşma olayının kaynama olayından sonra meydana geldiği, bir sıvının buharlaşması için ısıtılması gerektiği gibi kavram yanılgılarına da sahip oldukları belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PSİKOLOJİK DANIŞMAN ADAYLARININ LGBT BİREYLERLE PSİKOLOJİK DANIŞMA YAPMAYA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28861</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28861</guid>
      <author>İdil Eren KURT, Fatoş BULUT ATEŞ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, psikolojik danışman adaylarının LGBT bireylerle psikolojik danışma yapma ile ilgili görüşlerini belirlemektir. Araştırma verileri Psikolojik Danışma ve Rehberlik programı 4. sınıfta okuyan 15’i kadın, 5’i erkek 20 öğrenciden yarı yapılandırılmış görüşme soruları aracılığıyla toplanmıştır. Görüşmelerde psikolojik danışman adaylarının LGBT bireylerle ilgili hangi bilgilere sahip oldukları ve bu bilgileri hangi kaynaklardan edindikleri, LGBT bireylerin hangi problemlerle psikolojik danışmaya başvurabilecekleri, psikolojik danışman adaylarının LGBT bireylerle psikolojik danışma yapmaya yönelik duygularının neler olduğu, bu bireylerle psikolojik danışma yaparken süreci kolaylaştıracağını ve zorlaştıracağını düşündükleri özellikleri, LGBT bireylerle danışma yapma konusunda daha yeterli hissetmek için hangi yeterlikleri kazanmaya ihtiyaç duydukları gibi sorular sorulmuştur. Elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş; her bir ana temaya ilişkin alt tema ve kavramlar belirlenmiştir. Bulgular incelendiğinde psikolojik danışman adayları LGBT bireylerle çalışmaya istekli ve gönüllü olduklarını, fakat farkında olmadan zarar verme konusunda kaygılandıklarını; aynı zamanda sürece yönelik merak, heyecan gibi duygular da yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca LGBT bireylerle ilgili sahip oldukları bilgilerin sınırlı olduğu; kendilerini LGBT bireylerle danışma yapma konusunda deneyimsiz olarak algıladıkları görülmüştür. Elde edilen bulgular kültüre duyarlı psikolojik danışmanlık açısından tartışılmış ve kültüre duyarlı psikolojik danışman yeterlikleri ile danışman adaylarında elde edilen bulgular karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Bulgular doğrultusunda Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans programına ait öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHASEBE VE VERGİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN FİNANSAL OKURYAZARLIK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ: SAMSUN MESLEK YÜKSEKOKULU ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28812</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28812</guid>
      <author>Kemal ÖZCAN, Mustafa ÖCAL</author>
      <description>Finansal okuryazarlık günümüzde daha da önem kazanan bir olgudur. Finansal okuryazarlığı, insanların para ile ilgili alım, satım, harcama ve tasarruf gibi işlemlerinde farkında ve bilinçli davranışlar sergileyerek, israfa neden olabilecek, isabetli olmayan bir kararı önleme yeteneği şeklinde tarif edilebiliriz. Ekonomi temelli, bir tarafta varsıllığın ve israfın; diğer tarafta yokluğun ve yoksulluğun olduğu bir dünyada tüm insanların paralarını etkin ve verimli kullanmaları gerekliliği yadsınamaz bir gerçekliktir. İşi ticaret ve para olan, yaşamını bu yolla kazanan insanlar ile birlikte yaşamın parasal planının yapıldığı en temel uygulama olarak ifade edilebilecek olan aile ekonomisi içerisinde insanların okullu olmadan da finansal okuryazarlık bilgi ve yeteneğine sahip olabileceklerini söylemek yanlış olmaz. Ancak, finansal okuryazarlık düzeyinin, öğrenimlerini buna paralel alanlarda sürdüren üniversite öğrencilerinde yüksek olması beklentisi doğal bir sonuçtur. Bu çalışmanın amacı finansal okuryazarlığın temelini oluşturan bilgilerin verildiği Samsun Meslek Yüksekokulu Muhasebe ve Vergi Bölümü ön lisans öğrencilerinin temel düzeyde finansal okuryazarlık seviyesini belirlemeye çalışılmak ve bu seviyenin cinsiyet, yaş ve akademik başarısıyla ilişkisini incelemektir. Araştırmamızın evreninin Ondokuz Mayıs Üniversitesi Samsun Meslek Yüksekokulu Muhasebe ve Vergi Bölümünde öğrenim görmekte olan 188 öğrenci oluşturmaktadır, Örneklemimizi ise tesadüfi olarak seçilmiş 24 erkek 32 kız olmak üzere toplam 56 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırmamızda finansal okuryazarlığın en yüksek olması beklenen Muhasebe ve Vergi Bölümü öğrencilerinin cinsiyet, yaş, ve akademik başarı durumlarına göre finansal okuryazarlık düzeyleri incelenmiştir. Önceliklere verilerin normal dağılıp dağılmadığına bakılmış, sonra değişkenler arasındaki ilişki düzeyi için korelasyon analizi yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEŞİNCİ SINIF SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI KAZANIMLARININ YENİLENMİŞ BLOOM TAKSONOMİ BOYUTLARINA GÖRE ANALİZİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28903</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28903</guid>
      <author>Turan KAÇAR, Zafer ÇAKMAK , Birol BULUT</author>
      <description>Ülkemizde 2017-2018 eğitim-öğretim yılında yeni beşinci sınıf sosyal bilgiler öğretim programı (SBÖP) uygulanmıştır. Bu çalışma ülkemizde 2017-2018 eğitim-öğretim yılında uygulamaya başlayan beşinci sınıf sosyal bilgiler öğretim programı kazanımları (SBÖPK)’nı yenilenmiş Bloom taksonomi boyutlarına göre değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bloom taksonomisi 2001 yılında yenilenmiştir. Yenilenmiş Bloom taksonomisinin altı bilişsel boyutu vardır. Yenilenmiş Bloom taksonomisinin bilişsel süreç boyutlarında; üç üst düzey düşünme (Yaratma, Değerlendirme ve Çözümleme) ve üç alt düzey düşünme (Hatırlama, Anlama ve Uygulama) boyutu bulunmaktadır. Yenilenmiş Bloom taksonomisinin bilgi boyutu ise dört boyuttan (Olgusal, Kavramsal, İşlemsel ve Üstbilişsel) oluşmaktadır. Bu çalışma nitel bir araştırma olarak yürütülmüştür. Veri toplamada nitel araştırmalar için uygun olan doküman analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın kuramsal evrenini yenilenmiş Bloom taksonomisinin boyutları ve 2017-2018 eğitim öğretim yılında beşinci sınıflarda uygulanan SBÖPK oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak Milli Eğitim Bakanlığının yayınladığı beşinci sınıf sosyal bilgiler öğretim programında belirlenen kazanımlar ve yenilenmiş Bloom taksonomi boyutları oluşturmuştur. Araştırmacılar öncelikle beşinci sınıf SBÖPK’yi yenilenmiş Bloom taksonomi boyutlarına göre sınıflandırarak boyutlarına ayırmıştır. Çalışmanın geçerliği ve güvenirliğinin sağlanması için araştırmacılar tarafından sınıflandırılan kazanımların ve yenilenmiş Bloom taksonomi boyutlarının incelenmesi için iki sosyal bilgiler alan uzmanı ve iki öğretim programı alan uzmanının görüşlerine başvurulmuştur. Alan uzmanlarından elde edilen bilgiler ve öneriler doğrultusunda SBÖPK’nin yenilenmiş Bloom taksonomisinin boyutlarına ilişkin gerekli sınıflandırmalar ve düzenlemeler yapılmıştır. Bu çalışma kapsamında toplanan nitel veriler, “betimsel analiz” yöntemine göre analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; beşinci sınıf sosyal bilgiler dersinde yedi öğrenme alanı ve toplam 33 adet kazanım bulunmaktadır. 33 kazanımın 25’i olgusal bilgi boyutunda yer alırken 8 kazanım ise kavramsal bilgi boyutunda yer almaktadır. İşlemsel ve üstbilişsel bilgi boyutunda ise kazanım yer almamaktadır. Sonuç olarak beşinci sınıf SBÖPK yenilenmiş Bloom taksonomisinin boyutlarına göre değerlendirildiğinde toplam 33 kazanımdan dokuz kazanım üst düzey düşünme boyutlarına sahipken 24 kazanım ise daha alt düzey düşünme boyutlarına sahiptir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİL KİRLİLİĞİ BAĞLAMINDA GİRESUN (MERKEZ) İŞ YERİ İSİMLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28982</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28982</guid>
      <author>Feridun TEKİN, Samet CANTÜRK</author>
      <description>Dil kirliliği, bir dilin yazılı ve sözlü kullanımında yabancı dillerin etkisinin yaygınlaşması şeklinde tanımlanmaktadır. Türkçe açısından baktığımızda yabancı dillerin dilimize etkisi ve bu bağlamda oluşan dil kirliliği günümüzde karşı karşıya kaldığımız en önemli sorunlardan biridir. Dilimiz başta teknoloji olmak üzere kültür, sanat, ticaret yoluyla birçok yeni kavramla karşı karşıya kalmaktadır. Bu yabancı kavramlar birçok alanda bilinçli ya da bilinçsiz olarak tercih edilerek, dilimizin kirlenmesine katkıda bulunulmaktadır. Kendi dilimizi bir tarafa bırakıp yabancı dillerden alınan ögelerle iletişim sağlayarak dilimize ve kültürümüze zarar verilmektedir. Bu zararların göstergelerinden birisi de iş yerlerine verilen adlardır. Bazı iş yeri adlarının verilişinde halkımızın Türkçe bilincine sahip olmadığı, bu bilinçle yaklaşmadığı görülmektedir. Türkiye geneline baktığımız zaman iş yerlerine verilen isimlendirmelerde yabancı dille adlandırma eğiliminin dilimizi kirletecek boyutlara varmış olduğunu görülmektedir. Bu çalışmada Giresun’daki iş yerlerine verilen adlar Türkçeye uygunlukları bakımından değerlendirilmiştir. Türkiye genelinde ortaya çıkan yabancı dille adlandırma eğiliminin Giresun’daki iş yeri adlarına yansıması ortaya konulacaktır. Giresun ili merkezindeki iş yeri adları çeşitli sınıflandırmalara tabi tutularak birçok başlık altında tasnif edilecektir. Bu çalışma ile Türkçemizde oluşan dil kirliliğine Giresun ilindeki iş yeri adlandırmaları bağlamında dikkat çekilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÜNYA ZAMANINA YASLANMIŞ BİR ŞİİR: MİT VE ANLATILARIN İZİNDE BEHÇET NECATİGİL</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28654</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28654</guid>
      <author>Fatih ARSLAN</author>
      <description>Dünyanın kendince var ettiklerinin en başında şüphesiz mitler, anlatılar, arketipler diyebileceğimiz insan tortuları vardır. Yeryüzünü anlamaya korkarak başlayan insan kendince rahatlama biçimleri geliştirmiştir. Önce dünyayı sonra kendisini keşfetmesi olgunlaşma serüveninde oldukça önemlidir. Bütün yenileşme biçimlerine rağmen mitik değerlerin peşinde olması ise açıklanması zor bir durumdur. İnsanlığın ortak değerleri, ortak bilinç dışı bir anlamda insanı mite tekrar tekrar yöneltmektedir. Farklı isimler ve biçimlerde olsa da mit insan sözüne bir özgürlük getirmektedir. Uzun yılların birikimi bütün kültürlere kaynaklık etmektedir. Yaşayan, düşünen, üreten insanın yaklaşık değerleri adını en çok mitik malzemeyle tanımlamıştır. Türk şiir geleneği farklı zaman dilimlerinde ve farklı biçimlerde mitosu kullanmıştır. Erken dönemlerde tercümeler biçiminde başlayan bu yakınlık sonrasında özellikle şiirde daha işlevsel bir hal almıştır. Cumhuriyet şiirimizin sağlam bilinçlerinden olan “Behçet Necatigil” şiiri de mitolojinin farklı yansımalarını sıkça kullanmıştır. Ağırlıklı olarak Yunan Mitolojisi’ni benimseyen şair sözünün imge yüklerine önemli bir katkı sağlamıştır. Geniş bir kültür birikimine sahip olan “Necatigil” Türk mitolojisi, Batı mitolojisi ve dini kültür kaynaklarından aldığı birçok malzemeden yararlanmış ve evrensel formlar içerisinde kendi şiir evreninde kullanmıştır. Burada dikkat çeken en önemli nokta yukarıda da değinmeye çalıştığımız gibi ortak yapılara ulaşma niyetidir. Mitin evrensel yapısı şairin evrenselleşme niyetleriyle birleşmiştir. Bir anlamda “Necatigil” şiiri dünya şiiri olma niyetinde bu evrensel formları kullanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE DİVAN DİBACELERİNDE Kİ/KİM’Lİ YAPILAR</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28980</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28980</guid>
      <author>Fatih BAKIRCI</author>
      <description>Batı Türklük alanının Klasik Osmanlı Türkçesi metinleri arasında yer alan 16. yüzyılın önemli şairlerinden Fuzuli, Taşlıcalı Yahya Bey ve Nev’i’nin neşredilmiş Türkçe divan dibacelerindeki nesir kısımlarında yer alan ki/kim’li yapılar bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Türkçede yaklaşık bin yıldır kullanılan ki/kim bağlama edatlı birleşik cümlelerin ilk basit örnekleri Hint-Avrupa dillerinden olan Sanskritçenin etkisiyle Uygur Türkçesi dönemi metinlerinde görülmüş daha sonra ise Farsçanın tesiriyle Doğu Türk ve Batı Türk yazı dillerinde yoğun olarak kullanılmıştır. Türkçenin cümle yapısına aykırı olan bu ki’li birleşik cümlelerde birbirlerine ki ile bağlanan iki cümle söz konusudur. Ki’den önce ana cümlenin, ki’den sonra ise yardımcı cümlenin geldiği bu söz dizimi içinde, seyrek de olsa, Türkçenin cümle yapısına uygun bir şekilde yardımcı cümlenin önce, ana cümlenin ise sonra geldiği örnekler de görülür. Türkçenin eski dönemlerinden itibaren kullanılan bu ki’li birleşik cümleler başlangıçta kim soru zamiri ile karşılanırken zamanla yerini Farsça asıllı ki bağlama edatına bırakmıştır. İncelenen üç dibacede de kim ve ki’li örnekler görülmektedir. Özellikle Fuzuli’nin dibacesinde ki/kim’li yapılar çok yönlü ve Türkçe yapılarla birleştirerek kullanıldığı için bu dibacede yoğunlaşılarak ki/kim’li yapılar ve bunların işlevleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca dibacelerdeki ki/kim’li yapıların ifade gücü ve anlam inceliklerine dikkat çekilmiştir. Uygur Türkçesinden itibaren Türk dilinde karşılaşılan kim bağlama edatlı birleşik cümle yapılarının, ele alınan dibacelerde de kim veya ki bağlama edatları ve onlara yüklenen çeşitli işlevlerle devam ettiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARSUZ AĞZI SES BİLGİSİ ÜZERİNE</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28981</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28981</guid>
      <author>Meltem GÜL</author>
      <description>Türkiye Türkçesi ağızlarıyla ilgili çalışmalar son yıllarda artış göstermiştir. Bugüne kadar az incelenmiş ya da ele alınmamış bölge ağızları üzerine yapılan çalışmalar daha fazla incelenmeye çalışılmıştır. Anadolu’da var olan ağızlar bu bölgelere yerleşim anından itibaren yazı dilinin etkisi olmadan sadece söyleyişe bağlı olarak gelişim göstermişlerdir. Bu gelişim ses ve şekil bilgisinde kendini göstermektedir. Türkçenin ilk dönemlerinden şu ana kadar ünlü seslerin kullanım biçimi çok farklı şekillerde olmuştur. Aynı farklılık Arsuz ağzında da kendini göstermektedir. İlçe ağzındaki sesleri karşılamak için alışılmışın dışında À, ?, a, a°, ?, e, e°, í, ì, í, iˆ, ï, ?, o?, ÿ, u, u, o, üˆ, u, Ç, à ú, ğ´, `ğ, x, K, K?, l ?, ?, P, s, T, ?ˆ, r?, ?, ? gibi seslerin kullanıldığı görülmektedir. Bu makalede yörenin ses bilgisini belirleyen temel özellikler ele alınmıştır. Ses değişmelerinden dolayı gramer yapılarında oluşan değişikliklerle beraber, Arsuz ağız yapısını yazı dilinden ayıran özellikler ortaya konmaya çalışılmıştır. Türkiye Türkçesi ses bilgisinde bulunan tüm konular Arsuz ağzında incelenmiş olup nasıl bir değişim geçirdiği tüm ayrıntılarıyla örneklendirilmiştir. Türk dili tarihi açısından büyük önem taşıyan ağızların gün geçtikçe kaybolmasından dolayı, ses özelliklerini tespit etmek güçleşmektedir. Arsuz ağzını biçimlendiren ünlü seslerin kullanımı ile ilgili temel özellikler ele alınarak örnekleriyle beraber değerlendirilmesinin, ağız araştırmalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RUSYA’DA EKİM DEVRİMİ İLE BİRLİKTE DEĞİŞEN EDEBİYAT ANLAYIŞINA GENEL BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28983</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28983</guid>
      <author>Reyhan ÇELİK</author>
      <description>Rusya’da yaşanan 1917 Ekim devriminin (Bolşevik devrimi)amacı yüzyıllardır çarlık sistemi ile yönetilen Rusya’da monarşik sistemi kaldırmak ve ülkeyi sosyalist düşüncenin temel ilkeleri ile yönetmektir. Dolayısıyla devrim, ülkede toplumsal, siyasi ve ekonomik açılardan köklü değişimleri de beraberinde getirir. Bu değişimlerin temel amacı Rus halkının pek çok açıdan daha özgür ve refah içinde yaşayabilmesidir. Ancak devrimin ilk yıllarında bu amaçlara ulaşılamadığı görülür. Nitekim ülke siyasi ve ekonomik sorunlar yaşamaktadır ve Bolşevikler ve Menşevikler arasında yaşanan iç savaş toplumsal düzensizliği daha da artırır. Ülkede meydana gelen bu yeni sürecin, edebiyat ve sanat yaşamını da etkilediği görülür. Nitekim devrimden sonra edebiyatçılar ve sanatçılar büyük bir baskı içine girerler. Bu baskı, ülkedeki entelektüel kesimin ölmesine ya da sürgün edilmesine neden olur. Hatta Bolşevikler ve Menşevikler arasındaki iç savaş sırasında, Rus göçmen edebiyatı olarak adlandırılan ve dört dalga halinde yaşanan bir edebi süreç başlayacaktır. Lenin’in ölümünden sonra 1924 yılında lider olan Stalin’le birlikte, “yeni sovyet insanı” kavramı ortaya çıkar. Stalin’e göre, edebiyat dünyası da yeni insanı yaratmak için harekete geçmelidir. Bu süreçten sonra sadece Rusya sınırlarında yaşayan halkın değil Sovyetler birliğine bağlı tüm halkların bu düşünce ile sanatlarını yaratmaları istenir. Ancak bu istek, tüm Sovyetler birliğinde milyonlarca kişinin sürgün edilmesine, kurşuna dizilmesine ya da ortadan kaybolmasına neden olur. Bu bildiride, ekim devriminden ikinci dünya savaşına kadar olan süreçte Rus edebiyatında yaşanan değişimler genel olarak değerlendirilecektir. Konu çoğulcu yöntemle ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İMGEDEN ANLAMA İLHAMİ ÇİÇEK’İN ŞİİRLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28964</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28964</guid>
      <author>Hilal AKÇA</author>
      <description>İlhami Çiçek, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde üslubu, sözcük seçimi, duyarlılığı ve idealleriyle çağına tanıklık eder. Çocukluğunda halk âşıklarının deyişleriyle beslenen ve klasik şiire hâkim olan Çiçek, şiirlerinde gelenekle moderni harmanlayan bir şairdir. Lise yıllarında Adımlar Dergisi’nin düzenlediği şiir yarışmasında “Otel Odası” başlıklı şiiriyle birinci olan Çiçek, Erzurum’da Edebiyat Fakültesini bitirir ve şiir sanatına duyduğu ilgiyi eğitim hayatıyla geliştirir. Nuri Pakdil’in yönettiği Edebiyat Dergisi’nin şairlerinden biri olan İlhami Çiçek’in ölmeden kısa süre önce “Satranç Dersleri” şiiri kitap olarak yayımlanır. Düzyazının mantıksal bir düzlemde seyrettiğini şiirin ise “iç serüvenimizin saydam bir parçası ve yoğunlaşma hali” olduğunu düşünen şair, yaşamın da şiirde yoğunlaşmış olarak karşımıza çıktığını söyler. Bu bağlamda Çiçek’e göre şiir görünen gerçeği aşarak öz’ü örten her şeyi kırar ve tutkuya dönüşür. İkinci Yeni şiirinin “imge, canlandırma, yadırgatma, alışılmamış bağdaştırma” gibi özellikleriyle şiirlerini kaleme alan şair, şiirlerinde geçmişi ve geleceği bir bütün olarak görür ve bireyin içinde bulunduğu trajediyi ifade ederken aynı zamanda evrensel bir trajediyi de dile getirir. Bu sebeple onun şiirlerinde imge ve sembollerin ardına gizlenmiş “çatışma, yalnızlık, yabancılaşma, terk edilmişlik, hüzün” gibi temalar ağır basmaktadır. Bu çalışmada İlhami Çiçek’in şiirleri içerik çözümlemesine tabi tutularak onun şiirlerinin anlam dünyası açıklanmaya ve böylece şairin şiir poetikasına katkı sağlanmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HACI AHMED İZZET PAŞA VE DİVANÇESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28975</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28975</guid>
      <author>Timuçin AYKANAT</author>
      <description>Hacı Ahmed İzzet Paşa, Haşim Paşa’nın oğludur. Erzincan’da 1213/1798-1799 tarihinde doğmuştur. Birçok devlet görevinde bulunan paşa, mirliva ve feriklik rütbelerine ulaşmıştır. Vezirlik rütbe-i alisine ulaşan paşa, çeşitli valilik görevlerinde de bulunmuştur. Bu devlet görevlerinin yanı sıra şairlikle de uğraşarak şiir yazmıştır. Hacı Ahmed İzzet Paşa; iyi bir mütefekkir ve şairdir. Klasik Türk şiirinin kuram ve uygulamalarına yönelik bilgisi ileri seviyede olan paşa, iyi de bir aruz mütehassısıdır. Şiirlerinde aruzu, ustalıkla kullanan İzzet Paşa, yazdığı gazel, kaside, nat, tahmis, nazm, kıta, tarih, beyt vs. şiirleriyle hem klasik Türk şiirinin genel çerçevesini ve hem de dini-tarihi olaylara duyarlılığını göstermiştir. Şiirlerinde İzzet mahlasını kullanan paşa, divançesine bir mirac-name ile başlamıştır. Nat-ı şeriflerle süren eser, gazeller, tahmisler, kasideler, terciibentler, kıtalar, nazmlar, tarihler ve beytlerle sonlanır. Hacı Ahmed İzzet Paşa, şiirlerinde hakim tarz olarak methiyeyi tercih etmiştir. Az sayıda hicviye söyleyen şair, methiyelerinde memduhunu övgüde aşırılığa giderek över. Memduhları arasında Reşid Paşa ve Sultan II. Abdulhamid Han ile sair saray paşaları vardır. Onların yaptığı devlet hizmetlerine ve şahıslarının insaniyetliliğine değinen paşa, oluşturduğu divançesiyle klasik Türk şiirine olan yetkinliğini insan-şiir perspektifi üzerinden ispat eder. Bu makale ile Hacı Ahmed İzzet Paşa’nın biyografisi verilip tanıtımı yapılırken; inceleme ile birlikte divançesi transkripsiyon edilerek literatüre kazandırıldı. Bu eksende; Hacı Ahmed İzzet Paşa ve şiirleri belirginleştirilmiş oldu.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>WILLEM DE KOONING RESMİNDE TRAVMATİK GEÇMİŞİN KADIN TEMSİLİYETİNDE DIŞAVURUMU</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28958</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28958</guid>
      <author>Emrah UYSAL</author>
      <description>Görsel metin inceleme ve okuma düşüncesi, izleyici ile yapıt arasında tamamlayıcı bir unsur aynı zamanda da bir eleştiridir. Eleştiri kendini tartışmaya açmanın yanı sıra izleyiciyi ikna etmek ve çelişkiye davet etmektir. Sanat eleştirisi yapıtı biçim, içerik ve anlam yönünden ayrıntılı bir biçimde inceleme ve değerlendirme sürecinden oluşur. Bu çalışmada Hollanda’lı Soyut Ekspresyonist sanatçı Willem de Kooning’in (1904-1997) “Kadın I” (1950-1952) adlı yapıtı Edmund Burke Feldman’ın “Araştırıcı Sanat Eleştirisi” (Feldman, 1987) yöntemi kullanılarak çözümlenmeye çalışılmıştır. Yapıtın ilettiği mesajı anlamak ve anlamlandırmak için sanatçı ve yapıtı üzerinden bir takım sorular sorarak betimleme, çözümleme, yorum ve yargılama aşamalarından yararlanılır. Betimleme aşamasında yapıtta yer alan imgeler tanımlanmaya çalışılırken, çözümlemede plastik göstergeler tartışılmaya ve yorum basamağında ise figüratif unsurların derin anlamlar içeren devingen ve soyut ilişkiler ağındaki mesajlarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Kooning’in yapıtı özelinde yorumlama yapılırken genel olarak sanatçının sanatsal kişiliğine ait bilgilere de yer verilmiştir. Yargı basamağında ise; eserin sanat tarihi açısından önemine değinilmiştir. Ayrıca bu araştırma, Kooning’in sanatını psikolojik bir süreç olarak ele almakla birlikte, sanatçının resimde temsil sorununu bilinçli bir deneyime nasıl dönüştürdüğü ile ilgili tespitlere de ulaşmayı amaçlamaktadır. “Kadın I” adlı yapıt kadın bedenine olan geleneksel düşünce yapısını altüst eder. Hatta şöyle ki travmatik geçmişinden getirdiği ruhsal deneyimleri yeni bir kadın temsili oluşturur. Böylece sanatçı sunduğu bu kadın bedeni ile hem kendi ruhunu doyuran bir model, hem de sanatın tarihinde büyük etkiler yaratacak bir idol yaratır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ RESİM BÖLÜMÜ VE GRAFİK TASARIM BÖLÜMLERİ İLE EĞİTİM FAKÜLTESİ GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ BÖLÜMÜ RESİM-İŞ EĞİTİMİ ANABİLİM DALI ÖĞRETİM ELEMANLARININ ÖZEL YETENEK SINAVLARINA YÖNELİK GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28956</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28956</guid>
      <author>Tarık YAZAR, Fahrettin GEÇEN</author>
      <description>Bu araştırmada, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü ve Grafik Tasarım Bölümleri ile Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı öğretim elemanlarının özel yetenek sınavlarına yönelik görüşleri incelenmiştir. Öğretim elemanlarının bakış açılarına göre özel yetenek sınavlarının uygulanmasında herhangi bir problem olup olmadığı araştırılmış ve olası problemlere karşı çözüm önerilerinin ne olabileceği tespit edilmeye çalışılmıştır. Özel Yetenek Sınav kriterlerinden biri olan Temel Yeterlilik Testi’nin (TYT) sınavda yer almasının gerekip gerekmediği, eğer TYT sınav sonucu kullanılacaksa puanın bölümler ve öğrenciler bazında ne oranda olacağı, sınavın uygulama biçimi gibi soruların yanıtlanması bu araştırmada önem taşımaktadır. Bu çalışma, nitel ve nicel araştırma tekniklerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Nitel yöntemde ankette yer alan sorulara verilen cevaplar betimsel analiz yöntemi ile yorumlanmış ve verilere ulaşılmıştır. Nicel araştırma yönteminde ise ankette yer alan sorulara verilen yanıtlar değerlendirilmiş ve öğretim elemanlarının özel yetenek sınavlarına yönelik görüşleri tespit edilmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye’deki Devlet Üniversitelerinin Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü, Grafik Tasarım Bölümleri ve Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı öğretim elemanları oluşturmaktadır. Örneklemi ise; Malatya İnönü, Isparta Süleyman Demirel, Hatay Mustafa Kemal, Denizli Pamukkale, Tokat Gazi Osman Paşa, Samsun Ondokuz Mayıs ve Adıyaman Üniversitelerinde yer alan Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü, Grafik Tasarım Bölümleri ve Eğitim Fakültelerinin Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı öğretim elemanlarının bir kısmı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket, problemin içeriğine yönelik olarak hazırlanmıştır. Araştırmada yüzde (%), betimsel analiz ve içerik analizleri kullanılmıştır. Bulgulardan yola çıkılarak elde edilen sonuçlara bakıldığında; öğretim elemanlarının çoğunluğunun TYT sınav puanının uygulanmasına devam edilmesi gerektiği, giriş/özel yetenek sınavlarında TYT barajının 180 üstü olması gerektiği, TYT veya önceki adıyla YGS sınavında düşük puan alan öğrenciler ile yüksek puan alan öğrencilerin üniversite eğitimleri süresince aralarında başarı düzeyleri açısından anlamlı farkın olduğu gibi sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİZMİN GELENEKSEL BODRUM KONUT YAPISI VE KENT SAKİNLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28911</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28911</guid>
      <author>Nilay ÖZSAVAŞ ULUÇAY</author>
      <description>Bir kentin konut yapısı, algısı, çevreyle ilişkisi, sunduğu yaşam standartları ve insan üzerindeki etkileri birbiriyle yakından ilişkilidir. Çalışmanın amacı geleneksel konut yapısına değinmek, turizmin konut yapısı ve kullanıcı üzerindeki etkisini anlamaktır. Bu çalışmada, coğrafi özellikleri ve kültürel değerleri kadar konut tipolojisi ile de turizm merkezi olan Bodrum ele alınmaktadır. Bodrum geleneksel konut yapısı örneklerle aktarılmakta, turizmin etkileriyle nasıl bir değişime uğradığı ve bu değişimin ne gibi problemleri ortaya çıkarabileceği irdelenmektedir. Genel olarak turizm kentlerinde yaşanan olumsuzluklara örneklerle yer verilmektedir. Çalışmada turizmin sürekli yaşayan kent sakinleri üzerinde yarattığı Bodrum algısını tespit etmek için sözlü görüşmeler yapılmıştır. Yapılan sözlü görüşmelerle bir turizm kentinin konut ve kullanıcı üzerindeki olumsuz etkilerini irdelemek ve anlamak hedeflenmektedir. Turizm, kentteki ekonomik gelir kaynaklarında oluşturduğu değişimler ile mekan kimliğinde de yapısal değişikliklere neden olmaktadır. Yapılan araştırmalar ve sözlü görüşmeler ışığında turizmin etkisi olan nüfus yoğunluğunun yapılı çevredeki yansıması, kent ve konut yapısı üzerindeki etkisi ve turizm ile çevrede gerçekleşen değişikliklerin insan üzerinde olumsuz etkileri olabildiği gözlemlenmiştir. Sadece deniz turizmi ile değil aynı zamanda geleneksel kent ve konut dokusu ile de turistlerin ilgi odağı olan Bodrum gibi kentlerde geleneksel dokunun korunması önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalar ve saha çalışmaları ile literatüre katkı sağlamak hedeflenmektedir. Bu süreci anlamak ve sorunları netleştirmek tasarımcılara fayda sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CELAL YILDIRIM VE KUR’AN AHKÂMI TEFSİRİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28965</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28965</guid>
      <author>Abdurrahman ENSARİ</author>
      <description>Celal Yıldırım çağımızın önemli İslam alimlerinden biridir. Başta Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Tasavvuf olmak üzere İslami ilimlerin birçok alanında çeşitli kitaplar telif etmiş, makaleler yazmış ve tercümeler yapmıştır. Yıldırım’ın, Kur’an Ahkâmı ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları adlı iki ciltlik çalışması Türkçe telif edilmiş bir ahkam tefsiri olması açısından ayrıca önem arz etmektedir. Zira Türkçe olarak bu sahada çok az eser telif edilmiştir. Buna rağmen eserin layık olduğu teveccühü görmediği düşünülmektedir. Bu çalışmayla esere daha fazla ilgi gösterilmesinin sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmada önce müellif ve eserleri, sonra adı geçen kitapta konuları tasnif etme biçimi, ardından da tefsir metodu hakkında bilgi verilmiştir. Kur’an Ahkâmı tefsirinin zengin bir muhtevaya sahip olduğu, ancak yazarın çalışmasında sistematik bir yöntem izlemediği anlaşılmıştır. Bu tefsiri daha geniş bir okur kitlesinin istifadesine sunabilmek için, söz konusu kusurunun giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİNİ GRUPLARIN BİRBİRLERİYLE OLAN İLİŞKİLERİNİ ETKİLEYEN BAZI FAKTÖRLER: PSİKOSOSYAL BİR YAKLAŞIM</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29020</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29020</guid>
      <author>Cemal ÖZEL</author>
      <description>Bu çalışmada günümüzde daha çok cemaat olarak adlandırılan dini grupların birbirleriyle olan ilişkilerini etkileyen faktörler ele alınmıştır. Bu çerçevede ilk olarak dini grup kavramı ve Türkiye’deki dini grup yapılarının genel özellikleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Ardından bu grupların aralarında yaşadıkları çeşitli problemler ve dayanışmadan rekabete ve hatta çatışmaya uzanan ilişki biçimlerini etkileyen faktörler incelenmiştir. Söz konusu faktörler ‘yapısal faktörler’ ve ‘konjonktürel faktörler’ olmak üzere iki grupta ele alınmıştır. Yapısal faktörler grup olmanın doğasından kaynaklanan faktörlerdir, tüm gruplar için geçerlidir ve tabir yerindeyse, bireyin kendini içinde bulduğu ve özel bir çaba göstermedikçe azade kalamadığı problemlerdir. Bu başlık altında aidiyet hissiyatının, grubun karakteristik yapısının ve kurumsallaşmışlık düzeyinin gruplar arası ilişkilere etkisi incelenmiştir. Konjonktürel faktörler, içinde bulunulan ekonomik, politik, kültürel vs. toplumsal koşullarla ilgilidir, çoğu durumda gruplara özeldir ve gruplar arası ilişkilerin esas biçimlendiricileri olmaktadırlar. Bu çerçevede dini gruba katılma nedenlerinin, grubun işlev ve faaliyetlerinin, grup içerisinde maruz kalınan tebliğ ve propagandaların, grupça yaşanan/yaşatılan mahrumiyetlerin, grubun din anlayışı ve önceliklerinin, grubun siyaset ve diğer iktidar odaklarıyla olan ilişkilerinin diğer dini gruplarla olan ilişki biçimlerini nasıl şekillendirdiği örnekler üzerinden ele alınmıştır. Çalışma sonunda yapılan değerlendirmede rekabet dürtüsünün kontrol altına alınmasının, şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin sağlanmasının, farklılığının adaletli bir şekilde idaresinin ve denetim mekanizmalarının iyi işletilmesinin önemi vurgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KENT MÜZELERİ; BURSA ADLİYE BİNASININ KENT MÜZESİNE DÖNÜŞÜMÜNÜN MİMARİ ALGIYA ETKİSİNİN SANAL TUR ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28823</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28823</guid>
      <author>Büşra SAATCİ, Hicran Hanım HALAÇ</author>
      <description>Kent müzeleri kentin tarihini, kültürünü, geçmişteki ve bugünkü sosyal durumunu ziyaretçiye aktaran kent içindeki önemli odak noktalarıdır. 14 Eylül 2002 tarihli Edirne Toplantısı’nda Tarihi Kentler Birliği Meclisi, Tarihi Kentler Birliği Kent Müzeleri ve Arşivleri Kuruluş ve İşleyiş Yönergesini kabul etmiş ve bu karar doğrultusunda Mayıs 2011 tarihli Samsun Buluşması’nda, “Kentler Kimliğini Unutmamalı: Her Kente Kent Müzesi” sloganıyla Türkiye’de kent müzesi sayısı hızla artmıştır ve artmaya da devam etmektedir. Kent müzeleri ya bu işlev için tasarlanmış yeni bir yapıda ya da kentin bir dönemine tanıklık etmiş yeniden işlevlendirilen tarihi yapı içerisinde yer almaktadır. Kentlerde geçmişe ait en önemli bilgi kaynaklarından birinin de mimari yapılar olduğu düşünülürse tarihi yapı kent müzesinin en önemli sergi elemanıdır ve bunu da olabilecek en açık şekilde ziyaretçiye sunmalıdır. Kent müzelerinin kente ait birer bilgi kaynağı olması ve bunlara sanal tur aracılığı ile erişebilmek bilgiye ulaşılabilirlik açısından oldukça önemlidir. Çalışmamızda, Türkiye’deki kent müzelerinin hangi tür tarihi yapılar içinde yer aldığı, kent müzelerinin hangi tür adlarla ülke sınırları içerisinde, nasıl bir dağılım gösterdiğine ait araştırmalar yapılmıştır. Tarihi yapıda yer alan kent müzelerinin hangilerinde sanal turun olduğu belirlenmiş ve Bursa Kent Müzesi sanal tur aracılığı ile incelenerek, dönüşümden kaynaklı mimari algıya etkisinde ne tür efektler olduğu tespit edilerek değerlendirmelerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SELÇUKLULARDAN OSMANLILARA TRABZON</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28970</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28970</guid>
      <author>İbrahim TELLİOĞLU</author>
      <description>Trabzon XI. yüzyılın ortalarından itibaren Türklere ev sahipliği yapan bir şehirdir. Tuğrul Bey’in 1054 seferi sırasında Selçuklu akıncılarının şehrin güneyinde bulunduğu Ermeni kaynaklarında yazar. İmparatorun kızı olması sebebiyle başka kimsenin ulaşamadığı bilgi ve belgelere sahip olan Anna Komnena, Malazgirt Savaşından sonra şehrin Türklerin eline düştüğüne yazar. Böylece şehrin Türkler tarafından ilk ez 1071’de fethedildiğini söylemek mümkündür. Ancak Gabras ailesi kısa süre sonra kenti tekrar geri alacak ve bölgede hâkimiyet kuracaktır. Gabras ailesinin idaresindeyken Trabzon’un durumu hakkında çok fazla bilgi edinmek mümkün değildir. Ancak 1204’te Komnenoslar şehre hâkim olduktan sonra tarihçiler Trabzon ve çevresine büyük ilgi göstermeye başlar. Daha önce Romalıların bir eyaletinin merkezi olan Trabzon şimdi Karadeniz sahil şeridinde kurulan bir devletin başkenti olmuştur. Haliyle bölgeyle teması olan her devlet ve topluluk Trabzon’daki gelişmeleri yakından takip etmeye başlamıştır. Trabzon XI-XV. yüzyıllar arasında Karadeniz bölgesinin önemli bir ticaret merkezi olmuştur. İran’ın dışa açılan kapısı olmasının yanı sıra Cenevizlilerin Karadeniz havzasındaki ticari faaliyetlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte Trabzon’un ticari cazibesi artmıştır. Ancak Malazgirt Savaşı’nın ardından güneyden ve batıdan Türk beylik ve devletleriyle çevrelenince siyasi etkinliği sınırlanmıştır. XIV. yüzyıldan itibaren Türk akınlarına maruz kalan şehir Komnenos hükümdarlarının Türk beyleri ile akrabalık bağı kurmasından sonra bu baskıdan kurtulmuştur. Ancak Osmanlıların Anadolu’daki siyasi birliği sağlama hususundaki kararlılığı Trabzon’daki Komnenos hükümdarlığının da sonunu getirecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİYARBAKIR İLİNDEKİ İKİ MERMER FABRİKASINDA İŞ GÜVENLİĞİ İKLİMİ VE İŞ GÜVENLİĞİ DAVRANIŞININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29008</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29008</guid>
      <author>Rojan GÜMÜŞ</author>
      <description>Dünyada son on yılda iş güvenliği ikliminin iş güvenliği davranışı ile ilişkisini araştıran pek çok çalışmaya rastlanmasına rağmen Türkiye’de bu konuda yapılmış çalışma fazla bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı Diyarbakır’daki iki mermer fabrikasında çalışan işçilerin iş güvenliği iklimi algısı ile iş güvenliği davranışını ölçmek ve iki fabrikanın iş güvenliği verilerini karşılaştırmaktır. Fabrikalardan biri kadrolu iş güvenliği uzmanı çalıştırırken diğeri bu hizmeti dışarıdan almaktadır. Yüz yüze yapılan anketlere uygulanan faktör analizi sonucu iş güvenliği iklimi boyutu; yönetimin bakış açısı, güvenlik eğitimi ve iletişimi ve iş yeri güvenliği olmak üzere üç alt boyutta ele alınmıştır. İş güvenliği davranışı ise, iş güvenliği performansı, katılımcılığı ve sorumluluğu olarak yine üç alt boyutta toplanmıştır. Örneklemimizi iki fabrikada çalışan 181 işçi oluşturmaktadır. Çalışmanın sonuçlarına göre, yönetimin iş güvenliğine verdiği önem ve gösterdiği ilginin, işçilerin iş güvenliği performansına pozitif katkıda bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca, iş güvenliği katılımcılığı ve iş güvenliği performansı arasında güçlü bir pozitif ilişki vardır. Bu çalışmanın önemli bulgularından birisi de mermer fabrikalarındaki işçilerin okuma yazma konusundaki eksiklikleri ve bunun da iş güvenliği performansında eğitimler ve uygulamalar açısından sorun oluşturabileceğinin tespitidir. Önemli bir diğer bulgu ise iş güvenliği hizmetini dışarıdan alan ve kendi bünyesinde iş güvenliği uzmanı çalıştıran işletmeler arasında iş kazaları, meslek hastalıkları ve iş güvenliği algısı açısından anlamlı bir fark görülmemesidir. Demografik değişkenlerin iş güvenliği davranışına bir etkisi bulunamamıştır. Bu araştırmanın en önemli özelliği, bir taraftan geçmişte yapılan benzer çalışmaları desteklerken, diğer taraftan Türkiye’de mermer sektöründe iş sağlığı ve güvenliği konusunu bu boyutta ele alan ve önemli bulgular içeren bir ilk çalışma olma niteliği taşımasıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XX. YÜZYIL BAŞLARINDA İSTANBUL’DA İNTİHAR VE CİNAYET: ESKİ BİR TEORİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28969</guid>
      <author>Tolga AKAY, Süleyman ÖCAL</author>
      <description>Fetih ve genişleme siyaseti ile Osmanlı Devleti’nin üç kıtaya yayılmayı başarmasının ve oralarda kalıcı olabilmesinin birçok nedeni vardır. Bu nedenlerinden askeri bağlamda önde gelenlerinden bazıları daimi ve çeşitli askeri birimler oluşturması, ateşli silahları en azından doğudaki komşularına nazaran erken bir tarihte benimsemesi ve yine batıdaki düşmanlarına göre at yetiştiriciliği alanında belirgin üstünlüğüdür. Osmanlı Devleti 16. yüzyıl sonlarına değin atçılık bakımından ileriydi ve bunu savaş meydanlarında açıkça göstermiştir. Türkmen ve Arap aşiretlerini içerisinde barındırması yani at membalarına sahip veya yakın olması, toplumsal genetikte geçmişten gelen at yetiştiriciliğinin var olması önemli olsa da asıl olan kurulan organizasyonlar ve ata verilen önemdir. Sürekli at ihtiyacı olan ve bu ihtiyacını toprak sistemi ile bağlantılı olarak karşılayan tımarlı sipahiler yanında akıncı ocağı bu organizasyonun çekirdeğini oluşturmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE NİCEL-NİTEL DESENİN YÖNETİM ARAŞTIRMALARINA YANSIMASI VE POZİTİVİST GELENEĞİN NİTEL DESENİ GÖZARDI ETMESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28948</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28948</guid>
      <author>Ufuk ORHAN</author>
      <description>Öncelikle başlarda araştırma makalesi olarak kurgulanmayan bu çalışmanın, akademik camiada yıllar boyunca edinilen bireysel izlenimlerden hareketle kaleme alındığı belirtilmelidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de yapılan nicel ve nitel desenli yayınları gözler önüne sermektir. Bu amaca, çalışmaların desen, yöntem ve analizlerine dayanan beş yıllık verileri ile ulaşılacak ve bu verilerle pozitivist geleneğin nitel deseni neden göz ardı ettiği tartışılacaktır. Çalışma pozitivizmi suçlu gösterme niyeti taşımamaktadır. Bilakis çalışmada pozitivizmin değerli gördüğü nitel deseni, pozitivist geleneğin göz ardı etme nedenleri kısa da olsa tartışılacaktır. Çalışma belirli bir kuramsal temele dayandırılarak ele alınmamıştır. Dolayısı ile çalışmanın “görme” niyetinden ziyade “bakma” amacı taşıdığı belirtilmelidir. Çalışmanın örneklemini, Türk Örgütsel Davranış kongrelerinde yer alan 490 bildiri oluşturmaktadır. Doküman analizine dayanarak tasarlanan ve yüzde yöntemi ile çalışmaların seyrini gözler önüne seren çalışmanın bulguları arasında, nitel desenli yayınların toplam bildirilerin % 8’ini oluşturması yer almaktadır. Yine, sayısı zaten az olan nitel desenli bildiriler sadece içerik analizi, örnek olay ve fenomenoloji çalışmalarından oluşmaktadır; etnografi, kuram oluşturma ve anlatı çalışmaları bildiriler arasında yer almamaktadır. Nitel desenli çalışmaların sayısının zaman içerisinde artması olumlu bir gelişme olarak görülmektedir. Bu gelişmenin, zaman içinde nitel desenli makalelerin kalitesinin tartışılması sonucunu doğuracağı düşünülmektedir. Bu nedenle çalışmanın önerileri arasında nitel desenli çalışmaların pozitivist gelenekle yorumlanmaması gerektiği yer almaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TURİZM EĞİTİMİ ALAN LİSANS ÖĞRENCİLERİN TURİZM SEKTÖRÜNE YÖNELİK TUTUMLARININ ÖĞRENİLMESİ: AKÇAKOCA ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28944</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28944</guid>
      <author>Yıldırım YILDIRIM, Ramazan KAYA</author>
      <description>Öğrencilerin turizm sektörüne yönelik görüş ve düşüncelerini öğrenmek amacıyla yapılan bu araştırma sonucunda, öğrencilerin turizme yönelik tutumlarının daha önce turizmde çalışıp çalışmama, aile geliri ve öğrencilerin bölümü bırakma düşüncesine göre farklılaştığı görülmüştür. Meslek seçimi ve bu mesleği gelecekte de devam ettirme isteği ancak o meslekle ilgili olumlu tutum ve davranışların benimsenmesiyle mümkündür. Turizm sektörüne yönelik olumlu düşünceler, öğrencilerin bu mesleği kariyer planlarına dâhil etmelerini ve nitelikli insan gücünün sektöre kazandırılmasını sağlayacaktır. Yapılan faktör analizi sonucunda ortaya çıkan boyutlar, kişi-endüstri uyumu, çalışma şartları, yönetici tutumu, terfi olanakları, eğitim ve tecrübe ve sosyal statü olarak isimlendirilmiştir. Öğrencilerin turizm sektörüyle ilgili en çok çalışma şartları ile mesleğin statüsünü olumsuz olarak değerlendirmişlerdir. En olumlu ifadeler ise kişi-endüstri uyumu, terfi olanakları ve yönetici tutumu boyutlarına aittir. Ayrıca turizm sektöründe daha önce çalışmış olanların sektördeki terfi olanaklarına, daha önce turizmde çalışmayanlara göre daha az inandığı ve daha zor terfi ettirildiğini düşündükleri ortaya çıkmıştır. Yine, bölümü bırakmak istemeyen öğrencilerin eğitim-tecrübe ihtiyacı, çalışma şartları ve kişi-endüstri uyumu boyutlarına ait ortalamaları, bölümü bırakmayı düşünenlere göre çok daha yüksek çıkmıştır. Son olarak, öğrenciler turizm bölümünü kendi istekleriyle tercih ettiklerinde bölümü bırakmayı istemezken, arkadaşları, ailesi veya rehber öğretmeni baskısıyla veya onların tercihi sonucunda bölüme geldiklerinde bölümü bırakma düşüncelerinin daha çok olduğu görülmektedir. Bu da yapılan bilinçli tercihlerin kişinin okuduğu bölüme daha çok bağlı olmasını, tatmin olmasını ve bölümünü sevmesini sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HATTİ ÜLKESİNİN BİN TANRISI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28991</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28991</guid>
      <author>Tülin CENGİZ</author>
      <description>B.J. Collins, din için “Hatti yaşamının her yönüne hayat veren bir unsurdur” der. “Tanrılar”, “dinsel pratikler (ritüel-ayinler)” ve mitolojik unsurlar incelendiğinde dinin, salt doğaüstü varlıklar ve güçlere ilişkin zihinsel bir tutum olmadığı; Hitit siyasal sistemi, toplumsal yapısı ve yayılma politikası ile doğrudan ilişkili olduğu görülür. Şöyle ki Hitit Devleti, Orta Anadolu sınırları dışına taşarken, kraliyet arşivlerinde adı geçen tanrıların arasına Suriye ve Mezopotamya’daki kent merkezlerinde tapınılan tanrılar ile Hint-Avrupa ve Hatti orijinli tanrılar da giriş yapmıştır. Başlangıçta Nerik ve Hattuša gibi kült merkezlerinde ağırlıklı olarak Hatti kökenli tanrılara tapınıldığı anlaşılırken, daha sonraki dönemde bu gruba güney ve doğudan gelen grupların beraberlerinde getirdikleri gittikçe artan sayıdaki yeni bir takım tanrıların da katıldığı dikkati çekmektedir (Beckman, 1989:99). Kendi panteonlarına ait olmayan bu kadar tanrıyı benimsemek bir hoşgörü kültürünün varlığını gösterir. Yalnız hoşgörü kavramının kendisinin başlı başına bir paradoks içerdiği, bu paradoksun “hoş gören” ile “hoş görülen” arasındaki eşitsiz ilişkiye dayandığı, eşitsizliğin temelinde ise “hoş görenin” “hoş görülene” karşı “üstünlüğü” fikrinin olduğu düşünüldüğünde “Hatti Ülkesi’nin Bin Tanrısı” ifadesinin arka planında, duygusal ya da uhrevi bir amacın ötesinde daha dünyevi bir niyetin yattığı söylenebilir. Ekonominin siyaset ve dini belirlediği Eskiçağ dünyasının önemli figürlerinden Hititlerde, panteonundaki değişim ve genişlemenin, Krallığın siyasal tarihi ile birebir örtüşmesi bu çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİBERAL FEMİNİZM VE SURİYELİ KADIN VE ÇOCUK MÜLTECİLERİN MEVCUT DURUMLARI</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28877</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28877</guid>
      <author>İshak TURAN, Hale KIYCI</author>
      <description>Ana akım feminist yaklaşımlardan biri olan Liberal Feminizm, sosyal hayat ve eğitimdeki fırsat eşitliğinin önemini dikkat çekerek kadın ve erkek arasındaki eşitliği on plana çıkarmaktadır. Liberal feministler, kadınların da erkeklerle ayni fırsatlara sahip olduğu zaman, birçok alanda en az erkekler kadar iyi olacaklarını ve bu durumun liberal feminizm için önemli bir nokta olan aile ve toplumun gelişmesi için faydaları olacağını belirtirler. Ancak liberal feminizm, kadın ve çocukların problemlerine kalıcı ve uygulanabilir çözümler bulmakta yetersiz kalmaktadır çünkü kadın ve çocukların durumunun analizini mevcut sistemi değiştirmeyi amaçlamayan pozitivist epistemoloji ışığında yapar. Sorunlara radikal çözüm getiremedikleri için, sorunların belirli bir süre sonra sıradanlaşmasına bile neden olmaktadırlar. Suriyeli kadın ve çocukların durumlarına bakıldığında, bu insanların problemlerinin Arap Baharı süresince arttığı görülür. Önceki koşulları da yeterince iyi olmamasına rağmen, buradaki kadın ve çocukların problemleri Arap Baharı başladığından itibaren Batı dünyasının ilgisini çekmeye başlamıştır. Bu durum, Batı dünyasının Suriye’nin iç işlerine karışmak için Suriyeli kadınların araç olarak kullanılmasının bir işareti olarak görülebilir çünkü liberal feminizm çerçevesinde bakıldığında, Suriyeli kadın ve çocukların problemlerine Bati dünyası tarafından sürekli olarak dikkat çekilmesine rağmen mevcut durumu değiştirmeyi amaçlayan kalıcı ve radikal eylemler bulunmamaktadır. Sonuç olarak, Suriyeli kadın ve çocukların durumlarına liberal feminizm açısından bakıldığında, erkek egemen sistemi değiştirecek köklü ve kalıcı çözümler beklenemez.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞİTME YETERSİZLİĞİ OLAN BEBEĞİN GELİŞİMİNDE ERKEN MÜDAHALE PROGRAMININ ETKİSİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28934</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=28934</guid>
      <author>Elifcan CESUR, Müdriye YILDIZ BIÇAKÇI</author>
      <description>Gelişimsel yetersizliği bulunan veya risk altında olan çocukların gelişimlerini destekleyerek var olan sınırlılıkları ve bu sınırlılıkların neden olduğu etkileri en aza indirmeyi hedefleyen programlara erken müdahale programları denilmektedir. Erken müdahale programlarının; erken tanı, izlem, bireysellik, ebeveyn-çocuk bileşenleri ve aile etkileşimi gibi başlıklara vurgu yapan, gelişimsel sistem teorisi ve DIR modeli çerçevesinden bakılarak oluşturulması programın etkililiği açısından son derece önemlidir. Bu düşünce ile bu çalışmada, işitme yetersizliği olan bir bebeğe bu yaklaşımları temel alan bir erken müdahale programı uygulanmış ve bebeğin gelişim sürecindeki etkisi incelenmiştir. Tek denekli araştırma deseninin kullanıldığı bu araştırmada öncelikle başlangıç düzeyi verisi elde edilmiş ve sonrasında oluşturulan erken müdahale program uygulanmıştır. Program uygulaması sürecinde aralıklı olarak değerlendirmeler yapılmıştır. Başlama düzeyi ile erken müdahale programının uygulanması sonrası gelişim düzeyini belirlemek için MEB Gelişim Gözlem Formu (0-36 ay) ile üçüncü aydan sonra ek olarak Erken Gelişim Evreleri Ölçeği (EGE) kullanulmıştır. Erken müdahale programı uzman tarafından haftalık olarak bebekle birebir, birincil bakım veren kişinin katılımı ile uygulanmıştır. Program, tüm gelişim alanlarını destekleyecek toplam 32 etkinlikten oluşmaktadır. Uygulanan programının bebeğin gelişimsel sürecinde orta düzeyde bir etki büyüklüğü olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulgularına bakıldığında etkileşimli, gelişimsel sistem teorisi ve DIR modeli temelli erken müdahale programının, gelişim açısından risk altındaki işitme yetersizliği olan bebeğin gelişimine destek olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİLİMSEL EĞİTİM ETKİNLİKLERİNDE ALGILANAN PERFORMANS, MESLEKİ KAZANIM VE DAVRANIŞSAL NİYET ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29014</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29014</guid>
      <author>Sercan BENLİ, Ozan GÜLER , Ali DALGIÇ , A. Celil ÇAKICI</author>
      <description>Geçmişte destekleyici bir araç olarak görülen etkinlikler ve toplantılar, günümüzde destinasyonlar için ana çekim unsurlarından birisi haline gelmiştir. Özel bir toplantı türü olan bilimsel eğitim toplantıları, toplantı etkinlikleri içerisinde büyük bir yer alır. Dünyadaki hemen hemen her üniversitenin kongre, konferans ve seminer etkinlikleri düzenlemek için birbirleriyle girdikleri yarış düşünüldüğünde, turizm endüstrisinin sahip olduğu sorumluluk ve fırsatlar aşikârdır. İnsanlar bir yandan katıldıkları bilimsel etkinliklerden mesleki kazanım elde etme peşinde iken, diğer yandan etkinliği bir dinlenme ve tatil aracı görmeye başlamıştır. Hatta bilimsel etkinliğin düzenlendiği şehir ve tesisler, katılımcılar için karar verme noktasında kilit bir unsur olmaya başlamıştır. Bu önem ve gelişmelerden hareketle gerçekleştirilen bu araştırmada bilimsel bir eğitim etkinliğine katılan katılımcıların (1) algıladıkları etkinlik performansının, mesleki kazanım algıları ve davranışsal niyetlerine etkisi ve (2) mesleki kazanım algılarının diğer iki değişken arasındaki aracılık etkisinin rolü araştırılmıştır. Araştırma verileri, 24-27 Ocak 2018 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen 3. Araştırma Yöntemleri Seminerine katılım gösteren bireylerden kolayda örnekleme yöntemi ile bırak-topla veri toplama tekniği kullanılarak toplanmıştır. Toplamda 132 geçerli anket formu elde edilmiştir. Gerçekleştirilen analizler neticesinde katılımcıların ağırlama performansı algılarının, mesleki kazanım ve davranışsal niyetleri açısından anlamlı bir etki göstermediği, diğer iki performans kriterinin ise olumlu yönde ve anlamlı etki gösterdiği bulgulanmıştır. Gerek mesleki kazanım gerekse de davranışsal niyet açısından eğitim performansı algısının en etkili faktör olduğu görülmektedir. Ek olarak algılanan mesleki kazanım değişkeninin, performans ve davranışsal niyet arasında kısmi aracılık etkisine sahip olduğu görülmektedir. Buradan hareketle etkinliklere katılımın devamı için etkinlik düzenleyicilerine, eğitimin içeriği ve etkileşim hizmetleri açısından katılımcıların memnuniyetlerini artırmaya yönelik yenilikler üzerinde çalışmaları önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ACISU ÇAYI’NIN (SERİK – ANTALYA) DRENAJ ÖZELLİKLERİNİN MORFOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29004</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29004</guid>
      <author>Şakir FURAL</author>
      <description>Acısu Çayı Türkiye’nin güneyinde Akdeniz bölgesinde Antalya’nın ilçesi olan Serik’in kuzeyinde Toros dağları eteklerinde Akkayrak Tepe’nin (957 m) güney kesiminde yer alan karstik kaynaklardan doğmakta, kaynak noktasından güneye doğru sürekli – süreksiz yan kolları bünyesine katarak Belek beldesinde Akdeniz’e ulaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı Acısu Çayı’nın drenaj özelliklerini morfometrik yöntemler kullanarak analiz etmek ve akarsuyun günümüzdeki jeomorfometrik özelliklerini kazanmasına neden olan coğrafi faktörleri belirlemektir. Çalışmada kullanılan verilerin temini için 1:25.000 ölçekli O26a1, O26a4, N26d3, N26d4 topografta haritası paftalarına Arc Map 10.5 yazılımıyla ekran sayısallaştırması uygulanmıştır. Ardından bazı temel morfometrik indis formülleri kullanılarak akarsuyun drenaj yoğunluğu, drenaj sıklığı, çatallanma evresi, akarsu uzunluk analizi, akarsuyun boyuna profili ve akarsu SL indeks değerleri (akarsu boy gradyan indeksi) analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda dantritik ve bozuk drenaj ağına sahip ve 5 evre çatallanma gösteren Acısu Çayı’nın drenaj yoğunluğu 1.13, drenaj sıklığı 0.88 olarak tespit edilmiştir. İnceleme alanına yapılan arazi çalışmaları ve harita analizlerinden elde edilen bulgulara göre Acısu Çayı’nın çatallanma evresi, drenaj yoğunluğu ve drenaj sıklığı sahanın jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerinin denetiminde geliştiği belirlenmiştir. Acısu Çayı’nın boyuna profili ve diğer morfometrik indis değerleri göz önüne alınarak yapılan değerlendirmede akarsuyun denge profilinden uzak genç bir yapıda olduğu, aşındırma ve biriktirme faaliyetleri ile havzasını jeomorfolojik olarak şekillendirmeye devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNDE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29001</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29001</guid>
      <author>Baki Yiğit ÇAKMAKKAYA, Teoman AKPINAR</author>
      <description>Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler bilgiye erişimi kolaylaştırmıştır. Uluslararası ulaşım imkânlarının artması, iletişimde bilgisayar ağlarının kullanılması yabancı ülkeler ile temasların gelişimine etki etmiştir. Yabancı dil kullanımı insanların günlük yaşamları ve iş hayatlarında önemli yer almıştır. Yabancı dil konusundaki talep, eğitim ve öğretimi konusunda yeni teknikler geliştirilmesini kaçınılmaz hale getirilmiştir. Makalemizde yabancı dil eğitim öğretimi konusunda toplam kalite yönetimi yöntemlerinden yararlanılması konusu incelenmiştir. Eğitim öğretim konusunda toplam kalite yönetimi uygulamalarının önemi ile genel bilgilere yer verildikten sonra konu yabancı dil eğitim öğretimi özelinde irdelenmiştir. Bu anlamda önce SWOT analizi ile durumun tespiti önerilerek toplam kalite yönetiminin unsurlarından olan hedef kitle odaklılık, tam katılım, sürekli iyileştirme ilkeleri doğrultusunda yeni yaklaşımlara ihtiyaç bulunduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Yabancı dil eğitiminde toplam kalite yönetimi uygulanırken beyin fırtınası gibi araçlardan faydalanması yabancı dil eğitimine yenilik getirecektir. Bu tür yöntemler uygulanarak eğitim-öğretim faaliyetleri yeni bir vizyona kavuşacaktır. Makalede yabancı dil eğitim öğretiminde toplam kalite yönetimi uygulamalarına olan gereklilik konusu işlenirken sürekli iyileştirme çerçevesinde getirilebilecek yeniliklere örnek olarak sadece yabancı dil eğitimi için kurulmuş eğitim alanları oluşturulması gibi farklı yaklaşımlara da yer verilmiştir. Bu şekilde yabancı dil eğitimi odaklı, içerisinde yabancı dil konuşan insanların bulunduğu sanal yaşam alanlarının oluşturulduğu bir model ile yabancı dil eğitiminde yenilikçi uygulamalara imza atılması bu tür fikirlere benzer yeni fikirler ortaya atılması ile yabancı dil eğitimi ve öğretimi sorunlu bir alan olmaktan çıkacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kitap Tanıtımı: Editör: Belgin Aydıntan, Yönetim ve Pazarlama Alanlarında Seçme Konular, Gazi Kitapevi, Ankara 2018, 291 S., ISBN – 978-605-344-738-2.</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29023</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29023</guid>
      <author>Mehmet Akif KARA</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE EFFECT OF THE SUGGESTED STRATEGY FOR THE DEVELOPMENT OF MATHEMATICAL THINKING SKILLS ON THE ACHIEVEMENT IN MATHEMATICS OF SECONDARY GRADE STUDENTS</title>
      <link>https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29078</link>
      <guid isPermaLink="true">https://jasstudies.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29078</guid>
      <author>İbtissem GHANEM</author>
      <description>This study aimed at investigating the effect of the suggested teaching strategy for the development of mathematical thinking skills on immediate and postponed achievement in the Engineering Unit in Space in Mathematics for Secondary School Students (Third Year Experimental Science Division). The study followed the experimental ap-proach through using systematic procedures during 2016-2017 in two secondary schools in Skikda -Algeria-. The study sample consisted of (141) students. The method of the study was an achievement test designed to measure the immediate and postponed achievement of the students. After examining the statistics using mathematical averages, standard deviations, and (2-WAY ANCOVA) on the level of (?=0.05) using SPSS, the study found out that using the new strategy resulted in a positive effects on the development of mathematical thinking skills on immediate and postponed achievement in the Engineering Unit in Space, both male and female students, to traditional teaching method.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


