ISSN:2148-4163

SALT AKLIN KRİTİĞİ BAĞLAMINDA KANT’IN BİLGİ MESELESİ VE METAFİZİĞİN ÖZSEL OLANAĞI


Bu çalışmada, Kant’ın bilgi anlayışına Salt Aklın Kritiği bağlamında ışık tutulmaya çalışılmış ve Batı metafiziğine yönelik desturksiyonla felsefe mahaline çıkan Heidegger’in Kant yorumu Salt Aklın Kritiği temele alınarak Kant’ın metafiziğinin hudutlarını belirleme deneyiminde “dimağın haritası”, özsel olarak bir metafizik projesinin olanaklı olup olmadığı meselesi nezdinde araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle Kant’ın epistemolojisinde önemli bir rol oynayan, transsendental, transsendent, a priori, a posteriori, sentetik ve analitik yargılar, a priori sentetik yargılar, duyarlığın formları olarak zaman ve mekân kavramları ele alınarak epistemik sorunun ontolojik bir meseleye nasıl dönüştüğü aydınlık kılınmaya çalışılmıştır. Çalışmadaki sorun, Kant’a değin gelen metafizik ve bilim arasındaki ilişkide, metafiziğin bilimden dışlanması ve dogmatik ilkeleri kendisine düstur edindiği savıdır. Bu dogmatik düsturlar, aklın sapkınlığına yol açarak bilginin de gerçek değerini alaşağı etmiştir. Yapılacak şey, metafiziği zararlı otlardan çekip çıkarmaktır. Burada akıl, yardıma çağrılır. Aklın yardıma çağrılması zihnin, nesnenin bilgi elde etmesinde etkin bir rol oynaması anlamına gelecektir ki, bu da zihnin nesne karşısında, bilgiye ulaşmada yol gösterici vasfının olduğunun göstergesidir. Yani, zihin nesneyi belirlemede mihenk taşı olmaktadır. Felsefenin odağı bu anlamda, zihin üzerine olmalı, zihnin akıl eşliğinde anatomisi çıkarılmalıdır. Akıl eşliğinde zihne yönelik araştırma ise aklın kendisini eleştirmesi anlamına gelecektir. Bu, esasen zihindeki salt ilkeleri soruşturan metafizik alanda mümkündür. Kant, akılda deneyimden gelmeyen ancak, tüm deneyimi olanaklı kılacak ilkeleri araştırmayı kendine amaç edinmiştir. Onun “salt” kavramı burada önem kazanmaktadır. Bu ilkeler, sentetik a priori ilkeledir. Onun bu ilkeleri bulma kaygısı, söz konusu ilkelerin tüm bilimlere uygulanacak temel bir dayanak noktası olmasından ileri gelir. Bu anlamda o, metafiziği, bu ilkelerle temellendirme ve ona bilim temeli kazandırmayı amaç edinmiştir. Şu durumda, aklın kendisine yönelik eleştirisi, kendisinde a priori kavramları bulundurması dolayısıyla, salt olanın açığa çıkarmaktır. Bu salt kavramların açığa çıkarılması, bilim olarak kurulacak olan metafiziğin yazgısını belirleyecektir. Salt Aklın Kritiği gelecekte bilim olarak kurulacak metafiziğe; Prolegomena’ya da hazırlık durumundadır. Heidegger’in bu noktada Kant okuması “şematizm” öğretisinden yola çıkarak duyarlık ve anlak arasında kurulan ilişkide “fundemental ontoloji” bağlamında metafiziğin özsel olanağını sorgulamak; varlığın zamansal serimlenişine temel olabilecek olanakları açığa çıkarmaktır. Bu anlamda Heidegger Kant’ın bilhassa iç duyumun iki formu olarak sunduğu zaman ve mekânın epistemik bağlamda önemini vurgulasa da onu, varlığın anlamı sorununu görmezden geldiği gerekçesiyle de eleştiriye tabi tutmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmada Kant’ın bilgi olanaklılığı meselesi Heidegger’in ontolojik ufukla yeniden okuması ve eleştirisi kisvesinde ele alınmış ontik ve ontolojik hakikat ayırımını ileri süren transendental felsefenin ontolojik ve epistemolojik ipuçları metafiziğin özsel imkânının hudutlarını belirleme noktasında açımlanmaya çalışılmıştır.


Keywords


Transsendent-Transsendental, A Priori, A Posteriori, Duyarlık (Anschaung), Akıl, Analitik-Sentetik, Salt, Metafizik

Author: Çiğdem YILDIZDÖKEN
Number of pages: 381-396
DOI: http://dx.doi.org/10.9761/JASSS8067
Full text:
The Journal of Academic Social Science Studies
E-Mail Subscription

By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.